Giro d’Italia 2018’e Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Son şampiyondan başlayalım. Dumoulin, favoriler arasında en az yarış gününe (12) sahip isim. Yarıştığında da pek iç açıcı performanslar gösteremedi. Sezon boyu en iyi derecesi Liege-Bastogne-Liege’deki 15.’liği… Zamana karşı avantajını elemine edebilecek Froome gibi bir rakibi varken, geçen yılın aksine dağlarda fark yaratması gerekecek. Etna etabı, ne alemde olduğunu görmede önemli. İlk iki haftayı fazla kayıp vermeden atlatabilirse sonlara doğru form tutmayı başarabilir.

Okumaya devam et

Paris-Roubaix 2018’e Ön Bakış

Quick-Step’te bu sene yarış kazanamayan neredeyse bir Stybar kaldı (Bu satırlar yazılırken Enric Mas, Bask Turu’nda etap galibiyetini kutluyordu). Üzerine yıllardır Paris-Roubaix’yi kazanmak için çabaladığını ve iki kez direkten döndüğünü ekleyin. Sıra her açıdan ona gelmiş görünüyor anlayacağınız. Takımın öncelikli planı Gilbert olacak muhtemelen; fakat günün sonunda ibrenin Stybar’a döneceğini düşünüyorum.

Okumaya devam et

Ronde van Vlaanderen 2018’e Ön Bakış

Flanders klasikleri için konuşuyorum (PR’yi içine katarak); aktif bisikletçiler arasında en iyisi Van Avermaet. Geçen yıl Paris-Roubaix’yi kazanıp kariyerindeki en büyük eksiği -bir monument galibiyeti- giderdi ve şimdi sırada Ronde var. Tek sorun, geçen seneki dominant performansının bir miktar uzağında oluşu. En iyi derecesi, E3’teki üçüncülük. Yine de, geçtiğimiz iki senede olduğu gibi ilk sıraya GvA’yı yazıyorum. Defalarca söyledim, tekrarlayacağım. Sagan’ın nasıl yenileceğini en iyi o biliyor. Okumaya devam et

Milan-San Remo 2018’e Ön Bakış

Vakit geldi. Omloop Het Nieuwsblad ve Kuurne-Brussels-Kuurne ile fiilen startını verdiğimiz Bahar Klasikleri dönemi, resmen başlıyor. İlk durağımız Milan-San Remo. Nam-ı diğer La Primavera. Sezonun ilk monument’ı ve en uzun (294 kilometre) yarışı…

Milan-San Remo’yu kazanmak için iki yol var. Ya alışıla geldiği üzere toplu sprintte en güçlü bacaklara sahip olmak. Ya da son 30 kilometrede çıkılan Cipressa ve Poggio ikilisinden birinde atak yapıp yarışı sprinterlerden çalmak. Tıpkı geçen sene olduğu gibi. Okumaya devam et

Podcast #14 – Ahmet Örken ve Israel Cycling Academy’ye Transferi

Günlerdir açıklanmasını beklediğimiz, yıllardır hayalini kurduğumuz transfer nihayet gerçekleşti: Ahmet Örken; önümüzdeki seneden itibaren pro-continental seviyede, Israel Cycling Academy çatısı altında yarışacak. Transferin detaylarını ve kariyerinin bundan sonraki bölümünde Ahmet’i nelerin beklediğini konuştuk… Keyifli dinlemeler.

Podcast #13 – Vuelta a Espana 2017 Değerlendirmesi

Yılın son büyük turu sona erdi. Chris Froome, Tour-Vuelta dublesi yaparak bisiklet tarihindeki yerini aldı. Yarışta Froome’dan rol çalmayı başaran tek bir isim vardı: Alberto Contador. El Pistolero, kariyerine Angliru’daki etap galibiyetiyle nokta koydu. Son dönemin en keyifli yarışlarından biri olan Vuelta 2017’yi, podcast’in 13. nüshasında masaya yatırdık. Yayının sonunda kısa kısa Ahmet’in Örken ve Türkiye Turu’ndan da bahsetmeyi ihmal etmedik… Keyifli dinlemeler.

The Transcontinental Race 2017 Başlıyor

Jules Verne‘in Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Dünyanın Merkezine Yolculuk ve Seksen Günde Devr-i Âlem kitaplarından en az birini, herkes çocukluğunda okumuştur. Jules Verne’in zihinlerimizde başlattığı bu hayâl yolculuğuna devam edenlerimiz de illaki vardır. Kimisi okumaya ve hayâl kurmaya devam ederek, kimisi ise yola koyularak. The Transcontinental Race de yola koyulmaya karar verenler için biçilmiş bir kaftan.

The Transcontinental Race, her yıl düzenlenen, dışarıdan destek alamadığınız, ultra mesafe bir bisiklet yarışı. Bu yarış tamamen sizin zaman ve bitmek bilmeyen yolla olan mücadeleniz. Günün sonunda kronometreyi durduran kimse yok. İster otelde 4-5 saat rahat bir uyku çekin, isterseniz çadırda ya da bivak torbasında 2-3 saat kestirin. Bu tamamen size kalmış. Bu seneki yarış 28 Temmuz’da başlıyor!

 

Yarış ilk zamanlarında, Londra’dan başlayıp İstanbul’da sonlanırdı. Ben de ilk haberdar olduğumda başlangıç ve finiş böyleydi. Ancak bu yılki edisyon, son üç yılda olduğu gibi Geraardsbergen – Belçika’dan başlarken, Meteora – Yunanistan’da sonuçlanacak (ilk kez ülkemizde sonlanmayacak). Bu iki ülke arasında seyahat ederken uğranması gereken 4 check point söz konusu. CP1: Schloss Lichtenstein – Almanya, CP2: Monte Grappa – İtalya, CP3: Tatra Mountains – Slovakya ve CP4: Transfăgărășan – Romanya. Yarışçılar, uğramaları gereken noktaları istedikleri yollardan, istedikleri şekilde gidebilecekler. Herkes kendi rotasını çizecek ve en kısa zamanda Meteora’ya ulaşmaya çalışacak.

Yarışın organizatörü Mike Hall da bir uzun mesafe yarışçısıydı. Yarışçısıydı diyorum çünkü, Mike Hall 31 Mart’ta Indian Pacific Wheel Race’te yarışırken, bir aracın bisikletine çarpması sonucu, 35 yaşında Avustralya’da yaşamını yitirdi.

The Transcontinental Race 2017’ye, yani 5. edisyonuna 8000 civarı bir başvuru söz konusu oldu ve bunların sadece 277’si kabûl gördü. Ülkemizden Hüseyin Gökdai (#27) ve Berk Okyay (#171) yarışa bireysel olarak, İsmail Arkan (#250a) ve Yusuf Akkuş (#250b) ise takım olarak bu seneki yarışa katılacaklar. #171 numarası, sene başında bir yarışmayla yapılıyor ve sponsor bu yarışmacının her şeyini karşılayarak video çekimlerini gerçekleştiriyor. Bu numarayı kazanan isim geçen sene de yarışı tecrübe eden Berk Okyay olmuştu. Ben bu yarışı, Recep Yeşil ve Erik Nohlin‘in yarıştığı Specialized AWOL Transcontinental bisikletleri için çekilen belgeselden öğrenmiştim. Sizden umarım bu yazı vasıtasıyla öğrenir ve bu tutkunun bir parçası olursunuz. Bisikletçileri numaraları vasıtasıyla bu bağlantıya tıklayarak güncel olarak takip edebilirsiniz.

Tüm yarışmacılara ve özellikle bizim arkadaşlara başarılar!

*Bahsettiğim belgesel videolarını aşağıdaki YouTube bağlantılarından izleyebilirsiniz.