LE TOUR DE FRANCE

Fransa Turu 2014 Değerlendirmesi :: Elif Gümrük

2014 Fransa Turu’nun son etabını izlerken yazıyorum bu yazıyı. Neden derseniz, etabın her saniyesinde bisikletseverler, hatta spor severler olarak neden koca bir yıl özellikle bu büyük turu beklediğimizi fark ediyorum. Bir spor organizasyonu düşünün ki son etaba başlayan 164 sporcu önceki 20 gün sanki Pireneler’i, Alpler’i aşıp da oraya gelmemişler gibi suratlarında en ufak bir yorgunluk esamesi göstermeden toplu bir kutlama halindeler.. Herkes gelip başta sarı mayo sahibi Nibali ile, ama aslında kilometreleri omuz omuza aştıkları geri kalan bütün 163 bisikletçiyle fotoğraf çektirmeye çalışıyor; geçen 3 haftanın, belki bütün sezonun, belki de ertesi gün çıkacakları tatilin muhabbetini yapıyor, şampanyalarını içiyorlar. 3 haftadır birlikte yatıp kalktıkları, kilometreleri beraber aştıkları motosiklet kameramanlarına, takım araçlarındakilere, organizasyon heyetine, teknisyenlere, doktorlara, akla gelebilecek Tur’da en ufak katkısı olan herkese şükranlarını sunuyorlar. Sıkı bir spor takipçisi, eski yüzücü, ve halen de bir yelkenci olarak aklıma başka hiçbir spor etkinliği gelmiyor bu denli şenlikli ve geleneklerine bağlı bir şekilde tamamlanan.

‘0’ kilometresine varılıp etabın esas yarışılacak kilometrelerine girilmesiyle kutlamalar da yerini yavaş yavaş artan son bir sinir harbine bırakmaya başlıyor. Benim de son 3 haftadan aklımda yer edenler yüzeye çıkmaya başlıyor. 2014 Fransa Turu eminim ki bazı kesimlerce Froome ve Contador’un düşüp abandone olmaları sonrası Nibali’nin rahat kazandığı sene olarak anılacak, ancak benim aklımda bambaşka olaylar yer etti. Bunlardan ilki Tur başlamadan önce heyecanla beklediğim Roubaix etabı olarak da anılan 5. etap. Bisiklette izlemeyi en sevdiği yarışlar bahar klasikleri olan birisi için hiç de şaşırtıcı bir tercih olmasa gerek. Bu etaba şiddetli ve sürekli yağışın da eklenmesiyle daha da dramatikleşen bu etabı bir klasikçi olan Lars Boom’un alması aslında çok şaşırtmadı. Asıl ilginç olan henüz Froome yeni abandone olmuş, en önemli rakibi Contador da halen yarıştayken, domestiği Fuglsang ile birlikte Nibali’nin olağanüstü bir performans göstererek daha o etaptan formunun diğerlerinden ne kadar yukarıda olduğunu fark ettirmesiydi.

10574245_712585362124179_5221316157823117328_n

Son yıllarda özellikle büyük turlarda konuşulan harika bir genç jenerasyon var, ve gerçekten ilerisi için çok büyük heyecan uyandırıyorlar. Ancak bu gerçeği tekrar tekrar anlatmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Onun yerine bu turda inanılmaz işler yapıp aklımda yer edinen, bisikletin kara deliği denilen yıllardan sıyrılıp günümüze kadar sporunu sürdürmeyi başarabilmiş, bazılarınca gri mayolar olarak hitap edilen, 35 yaş üstü bisikletçiler vardı. Bunlardan Jens Voigt, zaten 2014’ün kariyerinin son Tur’u olduğunu açıklamıştı ve Paris etabında peloton herkese şükranlarını sunarken tabi ki Voigt’u da unutmadı. Hatta bisikletçiler arasında twitterda geçen konuşmalarda, bir önceki gece Jensie’nin Paris’te kaçmasına izin verilmesiyle ilgili yorumlar da dikkat çekti. Kaçışlarıyla ünlenmiş bir bisikletçi için daha onurlu bir uğurlama olamaz heralde diye düşünüyorum. Voigt’tan da büyük olan, geçen senenin Vuelta galibi Chris Horner ise sezon başında geçirdiği kazadan sonra bence inanılmaz büyük bir iş başardı ve hem Rui Costa’nın abandonesiyle takımında en üst sırada Tur’u tamamlamakla kalmadı, ilk 20 içinde de kaldı. Haimar Zubeldia da senelerdir Schleck kardeşlere anlamsız bir şekilde yatırım yapan Trek Factory’nin hem en iyi sırada hem de ilk 10‘da bitiren veteran ismi oldu. Bir diğer veteran Mic Rogers ise Giro’da kazandığı etaplardan sonra Tur’da da etap galibiyetine uzandı, ve finiş çizgisinden geçerken yaptığı reverans ile birçok kişinin sevgisini kazandı. Bütün bu gri mayoların yanında asıl aklımda kalacak olan Scarponi’nin bir tırmanışta virajı alamayıp takla atarak düşmesinin hemen ardından geri gelip takım lideri Nibali’ye kilometrelerce gördüğüm en başarılı domestikliklerden birini yapması oldu. Neden bu olayı bu kadar abartıyorsun diye sorabilirsiniz ama eski bir Giro galibinin şu anda domestiklik yapıyor olması bile egosuna nasıl yenik düşmediğini gösterir benim gözümde, ki o noktada etaptan vazgeçip geriden grupetto ile etabı tamamlasa da kimse ona ‘neden’ diye sormazdı. Bisiklet kariyerlerine bu şekilde yön verebilmiş adamlar bence her zaman saygıyı hak eden bisikletçilerdir.

Son olarak aklımdan çıkmayan da bir gün önceki zamana karşı etabı. Her zaman söylenir, bir bisikletçi iyi bir zamana karşıcı olmadan büyük turda genel klasman iddialısı olamaz diye, zannedersem bunu en iyi anladığımız turlardan birisi oldu bu yıl. Hem zamana karşının 20. etaba bırakılmış olmasından kaynaklanan yorgunluk hem de 2 ila 4.lük ve 5 ila 12.lik arasındaki zaman yakınlıkları bu heyecanı iyice artırdı. Normalde izlemesi çok da keyifli olmayan zamana karşıda ekran başından ayrılmanın mümkün olmadığı bir etap yarattı. Peraud’nun ne kadar iyi bir zamana karşıcı olduğunu, mekanik aksaklık yaşamasına rağmen etabı 7. bitirmesi ile öğrendik. Ayrıca etap süresince sevgili Caner Eler’in Peraud ile ilgili verdiği bilgiler ile kendisine olan saygımız, daha da arttı. Bilmeyenler için tekrar hatırlatma gereği bile duyuyorum; makine mühendisi olan Peraud, 2008 yılının dağ bisikletinde olimpiyatlarda gümüş madalya sahibi ve yol bisikletinde ilk büyük turunu 2011 yılında koşmuş bir sporcu. Tabi bence bu başarısında bence pelotonun en sempatik ve ivmesi harika bir şekilde çıkışta olan AG2R La Mondiale takımının sporcusu olmasının da etkisi büyük. Yine bu etapta Pinot’nun bu sene zamana karşısını ne kadar geliştirdiğini ve gelecek için ciddi bir genel klasman iddialısı olduğunu öğrendik. Tejay Van Garderen’ın olağanüstü zamana karşı yeteneklerinin Romain Bardet’nin mekanik aksaklık şanssızlığıyla da birleşerek kendisini sadece 2 saniye ile Bardet’nin üzerinde 5.liğe taşımasına da şahit olduk. Eminim çoğu kişi Tejay’in etap sonunda da söylediği gibi Bardet’nin şanssızlığına çok üzülmüşlerdir, ama bisiklet böyle cilveli bir spor. Son olarak NetApp Endura’nın Çek bisikletçisi Leopold Konig de hem zamana karşısıyla hem de 3 haftadaki genel klasman başarısıyla eminim ki birçok world tour takımının dikkatini çekmeyi başarmıştır. Aynı zamanda NetApp Endura’yı neden Fransa Turu’na çağırıyorsunuz sorularına da güzel bir cevap vermiş oldu König.

Bu satırları yazarken ekranda genel klasman ikincisi JC Peraud’nun Tur’un son 40 km’sine girilirken yaya geçidinde kayıp düşüşünü ve sarı mayo sahibi Nibali ile pelotonun en saygı görenlerinden Chavanel’in finişe yaklaştıkça daha da hızlanan sprint trenlerini yavaşlatmasını görünce tekrardan bu sporun ve Fransa Turu organizasyonunun sporseverler gözündeki kutsallığına kaydı zihnim. Tam da bu sırada son gün yayınını üstlenen Berkem Ceylan ve İnan Özdemir yaklaşık 40 yıldır Fransa Turunda spikerlik yapan Daniel Mangeas’ın bu sene emekliye ayrılacağını ve ona da özel bir veda düzenlendiğini anlatıyorlar. Söylesenize başka hangi sporda spikerine kadar böylesine vefa, saygı, ve kutlama aynı anda oluyor. İşte tam da bu yüzden seviyoruz Fransa Turu’nu, ve seneye Hollanda’dan başlaması için gün saymaya başladık bile şimdiden…

Yazar: Elif Gümrük @elifgumruk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s