LE TOUR DE FRANCE

Fransa’dan Akılda Kalanlar

Tour de France’ı bu sene de izlemeye doyamadık ama galiba her güzel şey gibi bunun da sonu geliyor. Sonu gelmedi hâlbuki. Seneye de Tour de France keyfinden mahrum kalmayacağız. Sadece biraz sabretmemiz gerekiyor. Bisikletta ekibi olarak bu seneki turda öne çıkan isimleri değerlendirmeye çalıştık. Keyifli okumalar. (Yazıda değerlendirmesi yapılan bisikletçiler, “ortaya karışık” usulüyle dizilmiştir.)

Fotoğraf: Graham Watson

Fotoğraf: Graham Watson

Tejay Van Garderen @sercansaka

Turun en büyük sürprizi sayılırmı bilinmez ama Teejay Van Garderen, Tour de France başlangıcında ilk 10’un mutlak isimlerinden biri olarak görülse de, sanıyorum kimsenin podyum adayı değildi. BMC Racing Team adına yarışan ABD’li, 16 etap boyunca gösterdiği direnç ile podyumun en güçlü adayları arasına adını yazdırdı. 16. etap sonunda Tejay’in lider Chris Froome ile arasındaki zaman farkı 3 dakika 32 saniye, 2. Quintana ile arasındaki fark ise sadece 22 saniyeydi. Tejay, zorlu tırmanış etaplarının olduğu son haftaya gelindiğinde, pek mümkün görünmeyen bir mücadelenin içerisine girecekti ancak yaşadığı talihsiz hastalık, 17. etapta yarışa veda etmesine neden oldu. Üst üste 4 ağır tırmanış etabıyla Valverde ve Quintana karşısındaki eforu neleri getirirdi bilinmez ama sağlıklı geçireceği bir TDF’da minimum ilk 5 içerisinde yer alacak Tejay’in evine eli boş dönmesi, elbette kendisi ve takımı adına büyük hayal kırıklığı olmuştur.

 

Mark Cavendish @onarinoglu

Tour de France 2015’in belki de en büyük hayal kırıklığı, Mark Cavendish’ten geldi. Bu kadar hırslı bir adam, bizden çok kendisi hayal kırıklığına uğramış olmalı. Cavendish’in kazanma ihtimali olan sprint etaplarının sayısını 5+1 olarak düşünebiliriz. Cavendish bu etapların yalnızca 1 tanesini kazanabildi. Zaten sprint finişlerinde Alman Andre Greipel’in hakimiyetini rahatlıkla görebiliyoruz. Cavendish’in katıldığı her turda tulum çıkarmasına alışan güruhun, Cav’in geride kaldığı sprint finişlerini izlemeye çalışması, oldukça zor olsa gerek. Cavendish bu sezon pek formda gözükmüyor ve Etixx – Quick-Step’teki kontratı da sallantıya girmiş durumda. Bu arada Belçika takımının da eski deli dolu sprint trenini kuramadıklarını belirtelim. Hem Tony Martin’in tura erken vedası hem de Mark Renshaw’un sprintlere odaklanamaması, Cavendish’in zorlanmasına sebep oldu.

 

Fabian Cancellara @bisikletdükkanı

Evet, yol kenarına uçan sarılı bisikletçi Lotto-Jumbo’lu değildi… O ana kadar her şey yolunda gidiyordu aslında. 3 yıl sonra bir kez daha sarı mayoyu üzerine geçirmişti. Üstelik, alışılageldiği üzere zamana karşı performansıyla değil, sprintte Cavendish’i geçip üçüncü olarak aldığı zaman bonusuyla. Genel klasman listesinde en üstte onun adını gördüğümde yumruğumu sıkıyordum. Az önce o eller patlayana kadar birbirine vurmuştu. Ertesi günkü Mur de Huy etabında zirveye yakın bir yerlerde olup en az birkaç gün daha sarı mayoyu taşımasını bekliyorduk. Boş geçtiği klasikler sezonundan sonra hem ona, hem de bize ilaç gibi gelecekti. Ama dedim ya; yol kenarına uçan sarılı bisikletçi… O Cancellara’ydı. Sakatlıktan yeni dönmüşken tekrar 2 omrunu kırmıştı… Yarıştan önce, bu yılın Cancellara’nın son Tour’u olabileceği konuşuluyordu (kendisi söylemişti). Geri dönecek mi, bilmiyoruz. Bana sorarsanız; biraz da profile bağlı olarak, dönecekmiş gibi geliyor. Başarılı bir Ronde-Roubaix performansı sonrası, Olimpiyat oyunlarından önce son ciddi hazırlık. Rio’da altın madalya kazanmak istediğini biliyoruz. Ondan sonra muhtemelen emekliye ayrılacaktır. Başarırsa tam anlamıyla zirvede bırakacak. Başaramazsa zaten devam etmesinin anlamı olmayacak.

 

Vincenzo Nibali @bisikletdükkanı

Öncelikle bir konuda anlaşmaya varalım. Nibali; geçen yıl, Froome ve Contador olmadığı için değil; kazanmak için yapması gerekenden fazlasını yaptığı için şampiyon oldu. Hatırlayın, ilk 10 günü geride bıraktığımızda çoktan 2 etap almış, en yakın rakibine 2 buçuk dakika fark atmıştı. Bu yıl tekrar zirveye yakın bir yerlerde olması için uygulaması gereken reçete tam da buydu: Büyük dağ etapları öncesinde elinden geldiğince fark yaratmak… Yapamadı. Sorun değil, teoriyi her zaman pratiğe dökemezsiniz. Bu, Nibali’nin kötü bir tur geçirdiği anlamına da gelmiyor. İlk haftaki kötü performansı inanların aklında ön yargılı bir tablo bıraktı. Oysa abartılacak bir durum yoktu. Nitekim Nibali üzerindeki onca baskıya rağmen sakin kalmayı başardı ve son hafta gayet iyi bir performans gösterip kendisini podyumun eşiğine getirdi. Alpe d’Huez’in hemen başında mekanik sorun yaşamasa belki Valverde’yi de geçecekti. 70 kilometrelik kaçışla altığı etap da cabası. Pazar gecesi başını yastığa koyduğunda kafasında fazla tilki dolaşmıyordu muhtemelen.

 

Romain Bardet @sercansaka

Bisiklet sporunu ne için seviyorsunuz, neden takip ediyorsunuz sorularının birçok yanıtı var. Ama bu soruyu bir Fransız’a sorarsanız alacağınız yanıt, “Romain Bardet” olmalı. Eski tip bisikletçi vurgusunu bir çok kez işitmiş, saatlerce Youtube’dan isim isim arayarak bugün ne yok sorusuna yanıt bulmaya çalışmışızdır. Elbette aklımıza gelebilecek bir çok efsane isim, elbette bugün bile Bardet’in önünde sayabileceğimiz yaşayan efsaneler mevcut ama TdF 2015 boyunca efsane gibi yarışan Romain Bardet’ye ayrı bir parantez açmak gerekir. AG2R La Mondiale takımının genç Fransızının TdF boyunca etap galibiyeti alma hırsı, hem onun bu yarışa olan saygısının, hem de bu turda bir etap almanın ne kadar zor olduğunun kanıtı gibiydi. Bu muhteşem eforunun karşılığında biz bisiklet severlere eski efsaneleri hatırlatan Bardet, 1 TdF etabı, genel klasman 9.luğu, dağların kralı mayosu 3.lüğü, beyaz mayo 2.liği ve combativity (en mücadeleci sporcu) ödülü ile tura veda etti.

 

Nairo Quintana ve Alejandro Valverde @sercansaka

Turun süper yıldızı Nairo Quintana ve süper domestik Alejandro Valverde, Tour de France’ın en çok merak edilen ve dikkat edilen bisikletçilerinden ikisiydi. Bunun elbette birçok sebebi var. Nairo Quintana henüz beyaz mayoyu terk etmeden (1990 doğumlu), TdF’ın en büyük favorilerindendi. Aynı zamanda Valverde, her ne kadar domestik rolü ile tura katılsa da, Quintana’nın yaşayacağı en ufak problemle Movistar’ın yeni lideri konumuna gelebilirdi. Tabii bu takım içi çekişme birçoklarının aklına Wiggins – Froome arasında yaşanan diayalogları akla getirdi. Bu bile TdF boyunca Movistar’ın yakın mercekte incelenmesi için yeterli bir sebepti. Quintana gücü ile Valverde’yi ve tabii ki Froome’u son haftaya kadar yakından takip edebildi ve biz bisiklet severler, takım içi dedikodu kazanından gözlerimizi mutheşem tırmanışlara kaydırdık. Tüm tırmanış etaplarında ufak ve sürekli ataklarla Froome’a karşı kaybettiği süreyi geri almaya çalışan Quintana, başarıya ulaşamasada, tüm bisiklet severler için Alpe d’Huez etabındaki çabasıyla yıllar sonra anlatılabilir bir TdF anısı bıraktı. Valverde’nin, Quintana ile yapmış olduğu iş birliğinin Movistar açısından değeri ise büyük. Karşısındaki tüm dirençli favorilere karşı Domestik rolüyle geldiği TdF’da Quintana’nın arkasından 3. sırayı aldı. Alejandro Valverde’nin UCI World Tour bireysel klasmanda 2015 TdF şampiyonu Froome’un 60 puan önünde 1. sırada olduğunu hatırlatalım.

Fotoğraf: Graham Watson

Fotoğraf: Graham Watson

Thibaut Pinot @onarinoglu

Fransızların jönü Thibaut Pinot, kendisindeki bakış açısını yavaş yavaş karakter oyunculuğuna dönüştürmüş durumda. Pinot’yu pedallarken her gördüğümüzde hâlâ çok heyecanlanıyoruz ama bunun hissiyatı, “bu adam bu turu” kazanır şeklinde değil. Daha çok “işte bu etap Pinot’nun etabı olabilir!” ya da “inişe dikkat, inişe dikkat Pinot geliyor” şeklinde. Geçen sene kürsüye çıkıp, aldığı üçüncülükle bu sene için büyük bir beklenti yaratan Thibaut Pinot’nun ilk 5-6’ya girmesi bekleniyordu ama Pinot, 16. Olabildi ve Chris Froome’dan 38 dakika 52 saniye fark yedi. Çok şanssız anlar yaşadı. Mekanik problemler, mekanikerle problemler, düşmeler-kalkmalar Pinot’yu bu noktaya getirdi. Ancak Alpe d’Huez’de kazandığı zafer, herkese büyük bir “oh” çektirdi. Pinot nefis ve tarihi bir etabı kazanarak Fransızları ve bisiklet severleri rahatlattı. FDJ’nün de Thibaut Pinot için hiçbir şey yapmadığını ve pek de bir şey yapamayacak bir kadroya sahip olduğunu belirtelim.

 

Andre Greipel @bisikletdükkanı

Greipel, Doğu Alman köklerinin etkisiyle olsa gerek, istikrarlı bir bisikletçi olmuştur. Ortalığı kasıp kavurduğu pek vaki değildir; ama katıldığı her turdan en az 1 etap almadan da dönmez. Fransa’da da aynı şeyi bekliyorduk. Fakat 4 etap kazanmak? Hem de hepi topu 4,5 sprint etabının olduğu bir Tour’da? İşte bu beklenmedikti… Sporda, performans programlaması yapmak çok önemlidir. Formunuzun en üst noktasına, başarıya ulaşmak için size en çok gereken yerde ulaşmanız gerekir. Greipel, 1 numaralı sprint favorisi olarak gittiği Giro’da pek de parlak bir performans gösteremeyince “Artık yaşlandı mı?” diye sormaya başlamıştık. Meğer gözüne çoktan Tour’a kestirmiş, haberimiz yokmuş. Ki, bu bile Greipel’in kafa yapısını çözmek için önemli bir ipucu. Nizzolo, Viviani gibi görece düşük profilli isimler yerine; gözünü Cavendish’e, Degenkolb’e, Sagan’a dikmiş. Bravo! Yaş mevzusu açılmışken… 33 yaşındaki Alman, 1976 Gerben Karstens’in (34) ardından, Champs-Elysees’de etap kazanan en yaşlı 2. bisikletçi oldu. Bu açıdan bakınca, yaptığı işin değeri bir kat daha artıyor.

 

Chris Froome @onarinoglu

Chris Froome, ikinci kez bisiklet dünyasının en prestijli noktasına yükselmeyi başardı. Hem de bir hayli yorucu ve dedikoducu bir yoldan geçerek. Britanyalı sporcu 2012’de gösterdiği performansla da takım içi olaylara sahne olan bir ortam oluşturmuştu. Takım lideri Bradley Wiggins’in ardından turu ikinci bitirmişti. Ertesi sene de zaten turu kazandı. Bu sene ise ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gösterdi. Lance Armstrong sonrası bisiklet sporunda en çok öne çıkan için her zaman Alberto Contador olmuştu. Bu hegemonyayı kırma şansını ise Chris Froome eline geçirdi. Froome’un çok az bisikletçide bulunan tarzı ve ivmelenişi bütün seyircilerin dikkatini çekiyor. Tur esnasında yayınlanan bir videoda 2013 Mont Ventoux’da, Froome yokuşta 1000W üretirken, nabzının 155-156 attığı gözükünce, doping sesleri yükselmeye başladı. Bisiklet seyircilerinden Lance’i izleme şansını yakalayan her insanın, dopingle olan münasebeti biraz daha farklı oluyor. Bisiklet sporunda (bence her sporda) bütün şampiyonlara şüpheyle bakılması olağan bir durum. Tabii Froome için ispatlanan herhangi bir durum söz konusu değil. Froome’un turdaki performansına geri dönecek olursak. Chris Froome ve takımı Team Sky, yine muazzam yarıştı. Team Sky’daki her parça genelde olduğu gibi tıkır tıkır işledi. Bunun üzerine Froome gibi bir lideri barındırmaları, Tour de France 2015’i kazanmalarına bir hayli yardımcı oldu. Froome sadece Alpe d’Huez etabında Nairo Quintana’ya cevap veremedi. Onun dışında her etapta, herkese karşı çok güçlü gözüktü. Chris Froome genel klasmanı kazanıp sarı mayoyu sırtına geçirmenin yanında, polka dot (dağların kralı) mayoyu da kazanmasını bildi.

 

MTN-Qhubeka @bisikletdükkanı

Bu yazıyı okuyacak kadar bisikletle içli dışlıysanız MTN-Qhubeka’nın Afrika eksenli bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu biliyorsunuzdur (özellikle Qhubeka kısmının). Bu yıl wild card alarak Fransa Turu’nda yarışan ilk Afrika lisanslı takım oldular. Tour’da bulunmaları dahi başlı başına bir meseleyken, bundan çok daha fazlasını başardılar üstelik. Eritreli Daniel Teklehaimanot, 6. etap sonunda polka dot mayoyu üzerine geçirerek, Tour tarihinde herhangi bir mayo giyen ilk siyah Afrikalı oldu. Yetmedi, 18 Temmuz Nelson Mandela gününde Steven Cummings ile enfes bir etap aldılar. Ve son olarak, takım klasmanını 5. sırada bitirdiler; ki bir ara 2. sıraya kadar yükselmişlerdi. Bunlar, MTN-Qhubeka ölçeğindeki bir takım için önemli başarılar. En azından adlarını bu seçkide anmak için yeter de artar bile. Yıllar sonra “2015 Fransa Turu” dendiğinde anacağımız gibi.

 

Peter Sagan @sercansaka

Yeşil Mayo iddiası ile katıldığı TdF’da 4 etap galibiyeti alan André Greipel’i (turun en çok etap kazananı), ara kapı performanslarıyla geride bırakan Sagan, beklentileri yine boşa çıkarmadı ve mayonun sahibi oldu. Peter Sagan, gelecekte de, tek günlük bisiklet yarışlarının ve Yeşil Mayo’nun mutlak favorilerinden biri olacaktır. Bilinen tavırları, kendine has kişiliği ve inanılmaz bisiklet hakimiyetiyle sürekli ön planda olan Sagan, genç yaşında bisiklet sporunun en tanınmış isimlerinden biri haline geldi. Sagan’ın vukuatlarını ve bilinir başarılarını bir kenara bırakıp, bu TdF için ayrı bir parantez açmak gerekirse, Yeşil Mayo’da en yakın rakibini 66 puan farkla geride bıraktı. Beyaz Mayo yarışı ise bize farklı bir bilgi sunuyor. 1990 ve öncesi doğumlu bisikletçilerin toplam tur süresi hesaplanarak
belirlenen Beyaz Mayo’nun 6. sırasında Peter Sagan var. Sagan’ın önünde yere alan Quintana, Bardet, Barguil, Pinot gibi saf tırmanışçıların yaklaşık 2 saat gerisinde turu tamamladı. Fakat Yates kardeşler, Wilco Kelderman ve Merhawi Kudus gibi tırmanışçı kimliği taşıyan bisikletçilerin ortalama 1 saat önünde yer alması, birçok şeyi açıklıyor. Sagan bu turda Contador’a verdiği domestiklik hizmeti, sürekli kaçış grupları içinde yer alması, ilk haftalarda kazalar nedeniyle gergin olan pelotona kattıkları ve bitmek tükenmek bilmeyen eforuyla, üzerine yapışmış olan antipatiyi de büyük ölçüde kırmayı başardı. Özetlemek gerekirse Peter Sagan’ı bu TdF eforuyla sadece bir sprinter olarak adlandırmak, önümüzdeki senelerde sıkça izleyeceğimiz bu modern dönem yıldızına haksızlık olur.

 

Alberto Contador @onarinoglu

El Pistolero… Bu sefer hedefi tam 12’den vuramadı Alberto. Çıkık omuzla aldığı Giro zaferinde benzininin tamamını boşaltmıştı. Artık 32 yaşına gelmiş Contador, yine de duble denemesi yapmaktan vazgeçmedi. Bazen hayatta kazanamayacağınızı bilseniz bile denemeniz gerekiyor. O deneme size eşsiz duygular yaşatabilir. Contador’u izlemenin en keyifli yanı, bitmek bilmeyen ataklarının patır patır sürekli devam etmesidir. Ancak bu sefer daha pasif bir sürüş tarzıyla kendini izlettirdi. Contador’un son Tour de France tarzıyla süren ve 5-10 arası bir yere kendini kapaklamaya çalışan birçok isim var. Bunu Contador yapınca bir tuhaf oluyor tabii. Yorgunluk. Giro’nun yorgunluğu Contador’un bacaklarında fazlasıyla hissedildi. Contador turu, Froome’un 9 dakika 48 saniye gerisinde, 5. Sırada bitirebildi.

 

John Degenkolb @onarinoglu

Normal şartlarda burada John Degenkolb’ün ismi yazmayacaktı. Bu yer Marcel Kittel için ayrılmış olacaktı. Ancak Kittel’in bir türlü iyileşememesi ve form tutaması, Giant-Alpecin’in tura Degenkolb ile gelmesine sebep oldu. Bu çok kötü bir ikinci tercih de değil bu arada… Degenkolb, Mart ve Nisan ayrlarını canavar gibi geçirmiş, ünlü klasikler; Milano-Sanremo ve Paris – Roubaix’yi kazanmıştı. Degenkolb de biraz Peter Sagan gibi arada kalmış bir sprinter. Bu seneki sprint başarıları, onu ilerleyen zamanlarda daha çok klasikçi bir hâlde görmemizi sağlayacaktır. Tour de France’da ise iki kere 2. olan Degenkolb’e tam olarak bekleneni verdi diyemeyiz. Degenkolb’ün 1 etap kazanması, Kittel’siz gelen Giant-Alpecin’i rahatlatacaktı.

Fotoğraf: Graham Watson

Fotoğraf: Graham Watson

KISA KISA…

Purito Rodriguez: ASO, bu parkuru birkaç yıl önce çizseydi ilk büyük tur galibiyeti için önemli bir şans elde edebilirdi. Ne var ki şu an 37 yaşında ve genel klasman mücadelesi vermek yapabileceği şeylerden biri değil. Belli ki o da bunun farkındaydı; odağını etaplara yöneltti. Başarılı da oldu. Hem de 2 kez. Üstelik biri, tutkunu olduğu Mur de Huy’deydi. Bundan daha güzel bir sonbahar yaşanabilir mi?

Geraint Thomas: İyi yokuş çıkabildiğini biliyorduk; ama bu kadarını da beklemiyorduk açıkçası. En azından ben beklemiyordum. Son 2 günde patlayana kadar ilk 5’teydi. Ronde, Roubaix gibi klasiklerde başa güreşip beri yandan büyük turlarda üst sıraları kovalamak alıştığımız bir durum değil.

Tony Martin: Birer ikişer saniyelerle kaçırdığı sarı mayoyu mini Paris-Roubaix etabında aldığı etap galibiyetiyle nihayet üzerine geçirmişti. Fakat mutluluğu sadece 3 gün sürdü. 102 yıllık Tour tarihinde, liderlik mayosunu giyerken yarıştan çekilmek zorunda kalan 15. bisikletçi oldu.

Eduardo Sepulveda: 14. etaptaki bir tırmanıştan önce zinciri kırıldı. 100 metre ötede bekleyen takım arabasına gitmek için AG2R otomobiline binince diskalifiye edildi. Oysa genel klasmancıların tenezzül etmeği Alp etaplarından birinde kaçarak pekala galip gelebilirdi. Yorum yok!

 

Kapak Fotoğrafı: Jered Gruber

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s