Uygar Türk kimdir? Bize kendinizi tanıtır mısınız?

1984 doğumlu, doğma büyüme Gerzeli’yim. Üniversiteye kadar hiç şehir dışına çıkmadım. İlk defa üniversiteyi okumak için Erzurum’a gittim. Rehberlik öğretmeniyim. 2006 yılında göreve başladım. Sırasıyla Erzurum, Sinop Merkez, Kocaeli Merkez, Şanlıurfa’da çalıştım. Şu anda Sinop Dikmen’de görev yapıyorum.

Ülkemizin kıyı ve kara boyunca çevresini bisiklet turu yaparak gezdiniz. Bisiklet ile yaptığınız bu turları nasıl tanımlıyorsunuz? Bisikletle seyahat mi, macera mı, özgürlük mü, yoksa bir tutku mu?

Yaptığım bu turlara hayatta anlam bulmak, kendini aramak gibi hiç bakmadım. Macera yaşamak ya da adrenalin gibi de bakmadım. Bir arayış içinde olmadım. Sadece kendimi daha iyi hissettiğim için tutku diyebilirim.

Bisiklet ile tanışmanız nasıl oldu?

Kendimi bildim bileli bisiklet sürüyorum. İlkokuldan beri. Abimin kocaman bir bisikleti vardı. Onu sürüyordum. Bizim evde hep birden fazla bisiklet olmuştur. Nissan marka bir bisiklet kullandığımı hatırlıyorum çocukken.

Bisiklet turu yapma fikriniz nasıl ortaya çıktı? Bu yolculuğa sizi motive eden şey neydi?

Benim bir evlenme maceram oldu. Tam nikah kıyılacakken nikahtan döndüm. Yapamadım… Nikah tarihi belliydi. Çok kısa süre kala vazgeçtim. O sıralarda hiç aklımda yokken İran’a gittim. O zamana kadar hiç İran araştırmam yoktu. Şu an düşündüğümde niye İran’a gittim; hâlâ bilmiyorum. Trenle gittim ve tüm İran’ı dolaştım. Ondan sonra geziler başladı.

Aklımda hiç böyle tek başına bir gezi yapabileceğim fikri yoktu. Böyle bir gezi tarzı olduğunu bile bilmezdim. Her şey İran’a gitmemle başladı diyebilirim. “Neden bisiklet ile bir yolculuğa çıkmayayım ki?” diye düşündüm. Başlangıçta bir kaç arkadaşıma teklif ettim. Kimse kabul etmeyince yalnız çıktım yola. Kimse gelmek istemedi. Ben de gözümü kararttım ve ilk gezim ortaya çıktı. İlk gezim güzel geçtiği için de devamı geldi.

Bisiklet ile Doğu Karadeniz turu; Sinop’tan Hopa’ya kadar, kıyı boyunca Balıkesir-Antalya, Antalya-Mersin, Hopa-Van-Güneydoğu Anadolu yolculuğu yaptım.

Bisikletinizi nasıl seçtiniz?

Bu yolculuğu yapmaya karar verdiğimde sahip  olduğum bisikletin uzun yol için uygun olmadığını biliyordum. Bu yüzden kısa bir araştırma yaptıktan sonra bisikletin tüm parçalarını yurt dışından sipariş ederek bisikletimi kendim monte ettim. Uzun yola dayanıklı ve sağlam bir bisikletim oldu. Biraz  maliyetli oldu ama buna değdi.

Tur esnasında yol rehberiniz nedir?

Çevrimdışı kullanılan Maps programım var. Ben çok fazla haritaya bakma ihtiyacı duymuyorum. Bazen çok ücra yerlere girdiğimde “Şu an neredeyim?” diye bakıyorum. Onun dışında gezdiğim yerlerden daha önce arabayla da  geçtiğim için gerek duymuyorum.

Orta Çağ’ın en büyük seyyahlarından olan İbn Battuta “ Yolculuk önce seni sessiz bırakır, sonra da iyi bir hikâye anlatıcısına dönüştürür.” demiş. Sizin hikâyeleştirebileceğiniz türde anılarınız  oldu mu? Nasıl paylaşıyorsunuz bu anlarınızı?

Hindistan-Nepal gezimde günlük tutmuştum. Geziden sonra tekrar okuduğumda yırtıp attım. Ben kendimle fazla yüzleşemiyorum. Bir de çok açık yazmışım her şeyi. Sonra bıraktım yazmayı. İnsan en çok kendisiyle yüzleşmekten korkuyor. Bunu farkettim. Hatta artık Facebook’tan paylaştığım fotoğrafları bile kaldırdım. Başlangıçta beğenilmesi hoşuma gitmişti paylaşımlarımın. Daha sonra, daha fazla gezme isteği ve paylaşım yapmak benim için anlamsız gelmeye başladı. Samimiyetsiz geldi. Bazı gezginler tanıdım. Sosyal medya kullanmayan, fotoğraf bile çekmeyen gezginler… Ben de sınırlamak istedim paylaşımlarımı. Bana özel kalsın istedim.

Edebiyatçımız Oruç Aruoba “ Her yol kişiye varıyor sonunda, kişinin kendisine… Roma’ya değil kişiye çıkıyor her yol.” diyor “Yürüme” adlı eserinde. Yolculuğunuzun, aynı zamanda içsel bir yolculuğa da dönüştüğünü söyleyebilir miyiz? Kendinizde daha önce bilmediğiniz, yeni keşfettiğiniz yönleriniz de oldu mu bu süreçte?

Ben yolun insanı çok da huzura erdirdiğini düşünmüyorum. Yalnız yolculuk yaptığımda kendimi hep kendimle kavga ederken buluyorum. Geçmişin muhasebesini yaparak bir kavga hali var içimde. Gezinin sonuna kadar çok ender sakinleşiyorum. Yol ileriye değil sanki benim geçmişime doğru gidiyor. Günlük hayatta olmazken bu durum beni yolda yakalıyor.

İçsel bir yolculuğa da dönüşüyor bu süreçte. Belki yalnız oluşumdan; yolda, mola yerlerinde kısa süreliğine bu durum değişiyor. O yüzden köy kahvehanelerini seviyorum. Tanımadığım insanlarla daha rahat iletişime geçtiğimi farkettim. Şehirde ise hemen iletişime geçemezdim insanlarla ama yolda daha kolay oluyor. Şehir insanı güvensizleştiriyor. Kırsaldaki sohbetler daha samimi, doğal ve sıcak. Çayları gibi… Güler yüzlü, hoş sohbet, misafirperver insanlar. Kendime geldiğimi hissediyorum onların yanında.

Tüm turlarınıza yalnız mı çıktınız?

Üç turuma yalnız, son turuma kız arkadaşımla çıktım. Tek gezmekle, çift gezmek farklı oluyormuş. Biraz daha sorumluluğum artmıştı. Sezin, enteresan bir şekilde geceleri kolaylıkla uyuyabiliyor. Bense daha tedirgin, etraftaki sesleri dinleyerek daha geç uyuyordum. O bana güveniyordu, bense neye güveniyordum; bilmiyorum. Sabah uyanıp kahvaltıda haşlanmış yumurta ve kuru meyveler yedikten sonra çadırları toplayıp yola çıkıyorduk.

Tek gezerken kendimden geçiyordum. Sezin’le gezerken hiç o moda geçemedim. Geliyor mu, düştü mü diye bakmaktan kendimi yola fazla verememiştim. Yavaş bir ulaşım aracı olduğu için bisiklet, yan yana sohbet ederek gidiyorduk. Çok fazla konuşmak yolun ruhuna aykırı.  Bazen de bilerek arayı açtığım oluyordu sessiz kalmak için.

Bence herkes, evli olsa bile bir kez yalnız yola çıkmalı bisikletle. Ama şimdi onunla yolculuk yaptıktan sonra, tek başına sürüş yapmak zevk vermemeye başladı.

Turunuzu tamamladığınızda neler hissediyorsunuz?

Mutlu oluyorum. Bir hedefim var ve o hedefe ulaştığımda, başarma duygusu  güç veriyor. Bir sonraki yolculuğun da zihinsel hazırlığını yapıyorum bir yandan.

Bir eğitimci gözüyle bakarsanız, ülkemizde bisiklet kültürünün oluşması ve yaygınlaşmasına ilk nereden başlanmalı? Okullarda bisiklet derslerinin olması süreci hızlandırır mı?

Şehir yapılanması zaman alır. Bir de insanların hayata bakışı önemli. “Hayatta rahata ermemiz lazım” gibi bir görüş varsa, araba daha rahat, bisiklet daha yorucu görülüyor. Önce zihinlerin dönüşmesi lazım. Yaşadığım yer Gerze, ufak bir yer olmasına rağmen, şehir içinde bile kısa mesafeler için araba kullanımı daha fazla.

Okullarda doğaya dair dersler olmalı. Evlerimiz temiz ama doğamıza ve çevremize aynı özen gösterilmiyor. Bisiklet de doğa dostu bir araç olduğundan, doğayı korumak ve temiz tutmak adına iyi bir başlangıç olabilir. Okullarda ders olarak verilirse bilinçli kullanıcı sayısı artar ve kültürü de oluşmaya başlar.

Gelecekteki yolculuk hedefiniz nedir?

Normalde yolculuklarımın başlangıç ve bitiş noktaları belliydi. Hedefimde başlangıç noktası belli, bitiş noktası belli olmayan bir yolculuğa  çıkmak ve sürekli doğuya doğru gitmek var.

Sizin gibi uzun süreli bisiklet turu yapmak isteyenlere yönelik tavsiyeleriniz neler olur?

Yola çıksınlar. Yola çıkınca her şey kendiliğinden çözülür. Korkularımız bize öğretilmiş şeyler aslında. Bunun farkına varırsak korkmayız. Heyecan duysunlar. Heyecan duymadan yola çıkılmaz. Sıkıcı olur. Bir süre sonra yol ile bütünleşiyorsun zaten. Korkular geride kalıyor. Heyecan da hazza dönüşüyor. Seyahatin tek engeli, kapının eşiğidir. O eşiği geçsinler.

Röportaj: YILDIZ BARBAY

Bisiklet Tutkunu Uygar Türk ile Tur Bisikletçiliği Üzerine” için bir yorum

  1. Zevkle okudum soruların kalitesini çok beğemdim uygar banada uzak doğu seyehatinden çok güzel bir hediye getirmişti hala özenle saklıyorum

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s