Van der Poel, “yapılacaklar listesi”ndeki maddelerin üzerini çizmeye devam ediyor. Bu yıla da Strade Bianche galibiyetiyle başladı. 2017’de Kwiatkowski, 2019’da Alaphilippe ve geçen yıl Van Aert’ın Milan-San Remo’yu kazanmadan önce yaptığı gibi. Favori o. Başlangıç listesinde Van der Poel’un olduğu bir yarışta başkasını ilk sıraya koymaya elim gitmiyor zaten. Peki sizce Poggio’ya kadar bekleyecek mi, yoksa daha önce bir çok kez yaptığı gibi yazılı senaryoyu bozup Cipressa’da havai fişekleri patlatacak mı? Cancellara’nın MSR için “Atak yapmak için tek şansınız var. İkincisine gücünüz yetmez” dediğini biliyorum; ama yaparsa da Van der Poel yapar.

Son şampiyon sezona geç girdi; ama Tirreno-Adriatico’da öyle bir performans gösterdi ki, form durumuna dair tüm kuşkuları temizledi. Bu yeni nesil çocuklar forma pek bakmıyorlar gerçi ya, neyse… Van Aert‘ın olası bir sprint finişinde Alaphilippe’den çekinmesine gerek yok. Geçen sene bu şekilde kazanmıştı zaten. Fakat aynı şeyi Van der Poel ile baş başa kalmaları durumunda söyleyemiyorum. Poggio’da rakibiyle arasına mesafe koyup yarışı TT’ye çevirmek onun için en güvenli yol. Güvenli olmas kolay olduğu anlamına gelmiyor tabii. Zor. Hem de çok zor… Son bir hatırlatma; finişi ilk sırada geçmesi durumunda Van Aert, Erik Zabel’den bu yana (2000-2001) yarışı üst üste kazanan ilk bisikletçi olacak.

Yarış Poggio’da bitse favori Alaphilippe olurdu. Yokuş yukarı sprintte eline su dökebilen hala yok; Tirreno-Adriatico’da gördük. Fakat Poggio geçildikten sonra önümüzde altı kilometre daha var. Alaphilippe tırmanışı önde  geçse dahi, Van der Poel-Van Aert ikilisinin onu yakalama ihtimali hayli yüksek. Tek bir istisna var: MVDP ve WVA’nın birbirlerini sprinte taşımamak için tempoyu kesmeleri. Bunu geçen yıl Gent-Wevelgem’de gördük. Tabii işin ucunda bir monument galibiyeti varken bu kadar hovarda davranabilir mi, emin değilim.

Matthews bu yarışı çoktan kazanabilir ve hala taşımakta olduğu prangalarından kurtulup bambaşka bir bisikletçiye evrilebilirdi. Ne yazık ki başaramadı. Hep kendinden daha hızlı, hep kendinden daha güçlü birilerine tosladı. Belki biraz da metal blok, bilemiyorum. Değişen bir şey yok. Kazanmasının yolu da yok. Lakin diğerilerinin en iyisi o gibi duruyor.

Sagan, 2018 Paris-Roubaix’den bu yana tek bir klasik/yarı klasik dahi kazanamadı. Bir türlü düzeltemediği form durumu, MVDP-WVA ikilisinin sahneye çıkması derken; açıkça söyleyebiliriz ki spot ışıkları artık Sagan’ın üzerinde parlamıyor. Yetmezmiş gibi sezona Covid-19’a yakalanarak girdi. Döndü neyse ki; ama epey yarış kaçırdı. Hal böyleyken, rekabetçi olması pek mümkün durmuyor.

 

Kısa Kısa

Schachmann: Son Paris-Nice şampiyonu, Milan-San Remo’daki ilk startını alacak. Sagan’ın varla yok arası haline bakarak Bora-Hansgrohe’nin gizli lideri olduğunu söyleyebiliriz. Gözünüz üzerinde olsun.

Aranburu: Yokuş yukarı sprint veya Milan-San Remo gibi sprintin hemen öncesinde tırmanış olan bir yarış gördü mü “kambersiz düğün olmaz” deyip kendisini sahneye atıyor. Geçen yılı yedinci bitirmişti, bu sene neden ilk 5 olmasın? 

Ballerini: Alaphilippe’in sorun yaşaması durumunda Quick-Step’in B planının Sam Bennet değil, Ballerini olacağını düşünüyorum. Bu yıl Omloop Het Nieuwblad’ı kazandı. 

Demare: Kariyer zirvesine çıktığı geçen yılın ardından bu seneyi radar altında geçiriyor. Saf sprinterler arasında Cipressa-Poggio ikilisini az hasarla geçmeye namzet yegane isim. İşleri rayına koymaya buradan başlayabilir.

Trentin: Milan-San Remo’ya yedi kez katılıp onunculuktan öteye gidememesi benim için büyük bir muamma. Yarış profili ona çok uygun oysa. Ben yine de ona güveniyorum. Güveniyorum derken, onunculuktan bir miktar öteye gideceğine… 

Pidcock: Milan-San Remo gibi bir canavarı ilk denemenizde alt edemezsiniz. Bir gün muhakkak; ama bu yıl değil.

Laporte: Paris-Nice’de iyi gözüktü. Yarışa sağlam bacaklarla geliyor. İlk 10’da yer kapmak için mücadele edecek.

Mohoric & Colbrelli: İkisi de Milan-San Remo ilk 10’unda yer almaya alışkan isimler. Fakat ikisi de bu sezon sadece üçer yarışa çıktılar. Bu, MSR için ciddi bir sorun. 

Kwiatkowski: Dört yıl önce sürpriz sayılabilecek bir zafer kazanmıştı. Ardenne tedrisatından geçen isimlerin gözlerini MSR’ye dikmeleri de onunla başladı. Ineos’un ona biçtiği rol yeteneklerini günden güne törpülese de, bu tür yarışlarda hala iyi iş çıkarabiliyor.

Nizzolo: Pandemiyi fırsata çevirenlerden biri de oydu. Geçen yıl peşi sıra İtalya ve Avrupa şampiyonu oldu, Kuurne-Brussel-Kuurne’de podyuma çıkıp Milan-San Remo’yu beşinci bitirdi. Adını anmadan olmaz.

Gilbert: Hala devam ediyor olmasının tek sebebi bu yarışı kazanmak. Başarırsa beş monument’i birden kazanan tarihteki dördüncü bisikletçi olacak. Başarabilir mi peki? “Hayır” deyip kestirip atmak istemiyorum; ama bu sorunun başka bir cevabı da yok. 

 

* * * * *   Van der Poel, Van Aert

* * * *   Alaphilippe

* * *   –

* *   Matthews, Schachmann, Aranburu, Ballerini

*   Demare, Trentin, Pidcock, Laporte, Mohoric, Kwiatkowski

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s