Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – II

Giro’da ikinci dinlenme günü geldi çattı. Bu sefer “Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları” ile karşınızdayız. İtalya’daki altı etabın üçünde kaçış yapan bisikletçiler zafere ulaşırken, ikisinde sprint finişiyle etap galibi belli oldu. Son etap (9.) ise bireysel zamana karşı (ITT) formatındaydı. 4. etapla birlikte Tom Dumoulin pembe mayosunu Marcel Kittel‘den geri aldı. Etabı kazanan isim ise geçen sene de Giro’da etap kazanan Diego Ulissi oldu. 5. ve 7. etaplar için dümdüz diyemesek de, finişleri sprinte uygundu ve André Greipel Giro’da şimdilik 2 etap çıkarmış oldu. Hatırlatmak lâzım ki, bu toplu sprintlerde Marcel Kittel geride kaldığı için katılmadı. Kittel o ufak yokuşları pelotondan kopmadan aşabilse, belki de Alman meslektaşına zafer şansı tanımayacaktı. 6., 8. ve 9. etaplar ise ilklere sahne oldu. 6. etapta Tim Wellens, 8. etapta Gianluca Brambilla ve 9. etapta (ITT) Primož Roglič büyük turlardaki ilk etap zaferlerine imza atmış oldu.

Tim Wellens çok yetenekli bir genç bisikletçi olsa da, atak zamanlamasında yaşadığı problemler sebebiyle bir türlü etap zaferi kazanamıyordu ama 2016 Giro onun için bir başlangıç noktası olmuş olabilir. Primož Roglič’i de tur başından beri kayakla atlamadan yol bisikletine geçen bir sporcu olarak duyurmaya devam ediyoruz. Roglič sıçrama yeteneğinin yanı sıra zamana karşı yeteneğiyle de artık gündemimizde. 1. etapta Hollanda’daki zamana karşıda Tom Dumoulin ile neredeyse aynı zamanı yapan Roglič kıl payı farkla ikinci olmuştu. 9. etapta kendini bir kez daha gösteren Sloven bisikletçi elde ettiği ITT zaferiyle ilk büyük turuna ilk zaferine ulaşmış oldu. Brambilla isminden de tekrar söz etmemiz gerekiyor çünkü son iki gün Brambilla pembe mayoyu sırtında taşıdı. Dinlenme gününden sonra 10. etaba da pembe mayoyla genel klasman lideri olarak başlayacak. 8. etapta kaçış grubunun içinden yaptığı akıllıca atak, onun hem etabı kazanmasına, hem de pembe mayoyla kürsüde poz vermesine imkân tanıdı. İkinci ITT etabında da Brambilla’nın çok iyi bir zaman çıkarması ve pembe mayoyu koruması cidden şaşılacak şey. Tabii bu durumun sağlanmasında Ilnur Zakarin‘in basiretsizliğinin de katkısı olduğunu söyleyebiliriz.

Yavaş yavaş genel klasman tarafına geçecek olursak, öncelikle Katusha’nın genç lideri Ilnur Zakarin’den başlayalım. Normal şartlarda Zakarin şu an pembe mayoda olacaktı ama ITT’de önce mekanik problem yaşaması, sonra düşmesi, sonra yanılmıyorsak tekrar mekanik problem ve son 250 metrede tekrar düşmesi onun çok fazla zaman kaybetmesine sebep oldu. Bu kadar badireye rağmen Zakarin, en büyük favori Vincenzo Nibali‘den 1’16” geride. Tabii ki pembe mayo için şansı hâlâ çok zor ama kürsüyü veya ilk beşi zorlamaya devam edebilir. Sürpriz isimlerden devam edecek olursak, herkesin ağzını açık bırakan bir Bob Jungels performansı süregeliyor. Bob Jungels pembe mayonun sadece 1 saniye gerisinde. ITT’de bir iki “tık” daha hızlı sürebilseydi pembe mayo şimdi takım arkadaşı Brambilla’nın değil, kendisinin üzerinde olacaktı. Lüksemburglu Jungels şimdilik yokuşlarda kopmadı ama daha devasa yokuşlara henüz başlamadık. Üç hafta sonraki sıralamasını çok merak ediyoruz. Hatırlatalım, en iyi genç (beyaz mayo) klasmanında da en iyi dereceye sahip. Tom Dumoulin Nibali’den çok az geride bir durumda ama Dumoulin’in bu zamana karşıda fark atıp dağlarda kendine güvence sağlaması tek şansıydı. Onu da kötü kullanmış gibi duruyor. Yokuşlar üst üste geldikçe Dumolin gitgide gerilere doğru düşmesi kaçınılmaz gibi gözüküyor. Domenico Pozzovivo ve Esteban Chaves gibi fiziksel olarak minyatür isimler ise zamana karşılarının çok kötü olmalarının olumsuzluğunu bir kez daha süre hanelerinde görmüş oldular. İkisi de Nibali’den 1 dakikanın üzerinde fark yemiş durumdalar. İkisi de büyük olasılıkla ilk 10’da kendilerine yer bulacaklardır. Alejandro Valverde ve Nibali’nin durumları ise gayet iyi. Birbirleriyle aralarında 2 saniyelik bir fark var. Dağlarda baş başa kıyasıya bir rekabet bizleri bekliyor olacak. Diğer favori Mikel Landa ise hiç de fena bir ITT çıkarmadı ve Nibali’nin 25 saniye gerisinde. Fabian Cancellara‘dan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Cancellara hasta başladığı turda ilk koşulan ITT hayâl kırıklığı yaşamış ve yaşatmıştı. Giro 2016’nın ilk haftasında toparlanma mesajları veren ve savaşacağını belirten Cancellara bir tutam umut serpiştirmiş olsa da ikinci ITT’de de kürsü dışında kalarak 4. oldu. Profesyonel olarak son sezonunu
geçiren usta bisikletçi Fabian Cancellara için işler bir türlü düzelemedi.
ITT’de beklediğini alamayan Cancellara, etap sonrası Giro 2016’yı
bıraktığını açıkladı. Etap zaferlerindeki takımlara baktığımızda ise,
Etixx – Quick-Step ve Lotto-Soudal ön plana çıkıyor. İki takım da üçer
zafer elde ettiler. İkinci dinlenme gününün ardından artık genel klasman
mücadelesi iyice ön planda olacak. Zorlu Giro yokuşları ufak ufak başlıyor!

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Chy1c3XXAAAWe8g

Hollanda Kralı Willem-Alexander ve Tom Dumoulin (Team Giant – Alpecin)

Giro bu yıl bildiğimiz gibi Hollanda’da başladı. Hollanda’nın coğrafyasından mütevellit, ilk 3 etabımız düzlük etaplardı (birincisi ITT, iki ve üçüncüsü sprint). O yüzden yokuşçuları ve genel klasmancıları şimdilik bir kenara bırakabiliriz. Yarışın açılış etabı olan Apeldoorn bireysel zamana karşısının iki favorisi vardı. Birincisi son sezonunu yaşayan usta bisikletçi Fabian Cancellara, ikincisi ise kendi evinde zafer görmek isteyen Tom Dumoulin. Cancellara’nın yarış öncesi yaşadığı rahatsızlıktan ve yarışın ilk gününe de bu hastalığının verdiği kuvvetsizlikle çıkacağından Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış yazımızda bahsetmiştik. Nitekim bu hastalık da Fabian Cancellara’nın performansına etki etti ve ITT’yi 8. sırada bitirebildi. Günün kazananı Tom Dumoulin’den 14 saniye yavaştı. Cancellara için son sezonu hiç de iyi gitmiyor. Kazalar, hastalıklar… Şansızlık Fabian’ın yakasını bırakmıyor. Gelelim ilk günün kazananı Tom Dumoulin’e. Dumoulin kendi evinde zaten büyük favoriydi. Cancellara’nın hastalığından sonra tek rakibi kendisiydi. Seyircisi önünde baskıyı kaldırıp kaldıramayacağıydı. Bunu da başardı ve pembe mayoyu üzerine geçirdi. 9.8 km’lik zamana karşının genel klasmancılar arasında pek de etki etmesi beklenmiyordu. Öyle de oldu. Hepsi kendi aralarında 30-40 saniye farklarla dizildiler. Yarışta 1 saniye bile çok önemli olsa da, dağlarda oluşabilecek patlamalar çok daha belirleyici olabilir. Genel klasmancılardan en iyi durumdaki isim Vincenzo Nibali. Eski şampiyon, Tom Dumoulin’den bile sadece 19 saniye geride kaldı. Nibali yarıştan önce formsuz gibi gözükse de, Giro’yu çok istediğini daha ilk etaptan belli etti.

Ch3S7pZWsAA_qW7

Tess von Piekartz ve Marcel Kittel (Etixx – Quick Step)

Marcel Kittel sprintleri kazanarak pembe mayoyu giymek istediğini daha ilk etapta hepimize gösterdi. Bireysel zamana karşı etabını çok iyi bir süreyle geçen Kittel, Tom Dumoulin’den sadece 11 saniye fark yedi. Böylece sonraki iki etaptaki zaferleriyle kazanacağı ikramiye puanları, Kittel’in pembe mayoyu giymesine olanak sağlayacaktı. Kittel ve Etixx – Quick Step’in planları da gerçekleşmiş oldu. Kittel ikinci etapta, yani ilk sprint finişinde takımının da iyi çalışmasıyla (FDJ trenini de kullanarak) rahat bir sprint galibiyetine ulaştı. Bitiş çizgisine metreler kala Marcel Kittel zaferini kutlamaya başlamıştı bile. Üçüncü etapta, yani ikinci sprint etabında da senaryo pek fazla değişmedi. Kittel yine takımının da iyi çalışmasıyla (bu sefer de Trek – Segafredo takımından da faydalanarak) rahat bir zafer elde etti. Kittel üçüncü etapta kutlamalara çok daha önce başladı. Finiş çizgisini geçtiğinde kendisini rahatsız eden kimse yoktu ve Hollanda topraklarını domine etti. Marcel Kittel’in bu etaplarda en büyük yardımcısı ise İtalyan takım arkadaşı Fabio Sabatini oldu. Etixx – Quick Step sezon başından beri bu denli çalışıyor aslında. Klasiklerde de hep önlerde, hep kalabalık, hep aktif oldular ama sonuç alamadılar. Oralarda yaşanan başarısızlıkların, takımın çok başlı (bol liderli) olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Giro’daki sprint treni ise çok daha sağlam. Herkesin rolü keskin ve belirgin. Kittel de ufak bir yardımla herkesi ezip geçebileceğini tüm dünyaya göstermeye devam ediyor. Gerekirse başka trenlerin de vagonlarına atlamaktan çekinmiyor. Bu adam sağlıklı olduğu zaman düz yolda onu durdurabilmek çok güç!

ChuDdspUYAAYDm4

Açılış günü. (Apeldoorn – Hollanda)

Marcel Kittel, genel klasman ve sprint mayosunun sahibi konumunda. Yalnız Tom Dumoulin dışında bir Hollandalı daha kendi topraklarındaki başlangıcı çok iyi değerlendirdi. O da Maarten Tjallingii. Sprint puanlarında ikinci konumda olan Tjallingii, yokuş klasmanında ise lider. Beyaz (25 yaş altı) mayonun sahibi ise şimdilik Tobias Ludvigsson. Ludvigsson bireysel zamana karşıda iyi bir sonuç aldı ve beyaz mayoyu sırtına geçirdi ve İtalya topraklarına kadar götürebildi. Değinmemiz gereken bir isim de, Primož Roglič. Roglič zamana karşıda kendinden beklenilmeyecek bir performans göstererek Tom Dumoulin ile aynı zamanı yaptı ve ikincilikte kaldı. Bu Roglič’in daha ilk büyük turu ve kendisi eski bir kayakla atlamacı. Önümüzde hâlâ birkaç sprint etabı var ama Kittel dışındakilerin şansı nedir onu bilemiyorum. Görünen şu ki; diğerleri başka, Marcel Kittel bambaşka bir düzeyde, sprint atıyor. Son olarak Fabian Cancellara’nın hastalığının bittiğini ve gücüne kavuştuğunu açıkladığını belirtelim. Spartacus’ten ilerideki etaplarda hâlâ bir şeyler görebiliriz. Bir şeye de değinmeden geçmeyelim. Hollanda’daki seyirci muazzamdı. Yine çok özendik. Yine çok kıskandık. Tour of Turkey‘nin en büyük sıkıntısı seyircinin olmaması desek, yanlış olmaz. Yan tarafta Giro’nun açılış etabındaki Apeldoorn – Hollanda seyircisini görünce, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Türkiye Bisiklet Turu’nda Tüm Etaplar (Video)

Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun 52. edisyonu da 1 Mayıs’ta sonlandırdık ve ufak ufak Giro hazırlıklarını geçmeye başladık. TUR’u tekrar hatırlamak isteyen ve ileride de dönüp bakarım diyen takipçilerimiz, aşağıdaki video bağlantılarından tüm etapların son km’lerine ulaşabilirler. Herkese iyi seyirler!

 

 

 

 

 

 

 

 

Tüm videolar CyclingHub TV YouTube kanalından alınmıştır.

Kapak fotoğrafı: Tanaka Sonoko

Türkiye Bisiklet Turu’nda Son Durum

Bu sene 52.si düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’yla ilgili son durumları bu metin üzerinden tur boyunca sizlerle paylaşmaya çalışacağız. Etaplar geçildikçe yenileri yazının alt kısımlarına doğru eklenecektir. Tur öncesinde kaleme aldığımız Bir Garip Türkiye Bisiklet Turu yazımızı bağlantıya tıklayarak okuyabilirsiniz.

1. Etap (İstanbul – İstanbul) 129.2 km – 24 Nisan 2016

1. Etap (İstanbul - İstanbul) Fotoğraf Atalay Yalınay

1. Etap (İstanbul – İstanbul) Fotoğraf: Atalay Yalınay

İstanbul etabı genel olarak turun son günü koşulur ve Bağdat Caddesi – Caddebostan civarında atılan turlarla İstanbul bisiklet seyircisi için klasikleşmiş bir etaptır. Son iki yıldır etap finişi (Gezi sonrası protestolar) Sultanahmet Meydanı’na çekilmiş durumda. Bu yıl da parkur yeni formatıyla geçildi. Beşiktaş’ta başlayan yarış, Boğaziçi Köprüsü’nün geçilmesiyle Beykoz’un sırtlarına kadar ulaştı. Köprüden çıkışın hemen ardından bizce büyük ve organizasyonun hatası sebebiyle gerçekleşen kaza oldu. İstanbul yollarında çok fazla turuncu plastik baba olduğu için ve bu babalar güzergâh boyunca sökülmediği için bisikletçilere tehlikeli anlar yaşattı. Aksi gibi bu babalar ve etrafında yeterli yönlendirme ve uyarı tabelası da yer almıyordu. Bu seneki İstanbul parkuru manzara açısından son derece tatmin ediciydi. Zaten İstanbul’da manzara bulmak çok da zor olmasa gerek. Tabii bir bisiklet yarışı için manzaranın yanında başka önemli faktörler de var. Yolların temizliği (önemli noktaların ıslaklık ve tozdan arındırılması) ve seyircilerin olaya katılımı da çok önemli. Tabii TUR’un bu yıl sporla alakası olmayan bir güzergâhtan geçmesi, güvenlik açığını da ortaya koydu. Bozdoğan Kemeri’ndeki dönüş ve Unkapanı mevkinde seyircilerin yarattığı tehlikelerden ötürü birçok kazadan ucuz yırtıldı. Ayrıca pelotona kaynak yapma düşünceli kendini sevimli zanneden birkaç kişinin de bisiklet sürme yeltenişleri bisikletçi grubun tadını bir hâyli kaçırdı ve kaçıştaki Przemyslaw Niemiec’in kaçışına izin verildi. Lampre-Merida sporcusu 3 dakikalara kadar çıkardığı farkın da yardımıyla finişi en ön sırada geçti ve turkuaz mayoyu sırtına geçirdi. Çatladıkapı’daki ufak yokuşa yaklaşılırken özellikle Southeast – Venezuela takımı ana grup önünde tempo yapmak istese de, daha önce bahsettiğimiz gibi seyircilerin oluşturduğu tehlike sebebiyle ana grup tempo yükseltme duruma girmedi. Niemiec’in liderlik mayosunu nasıl korumaya çalışacağını hep birlikte izleyeceğiz.

 

2. Etap (Kapadokya – Kapadokya) 154.1 km – 25 Nisan 2016

gfd5SDjWUcAAiYNl

2. etap (Kapadokya – Kapadokya) Fotoğraf: Velo Images

İstanbul etabını kazalı belalı bir şekilde atlattıktan sonra, parkura yeni eklenen bir başka etap olan Kapadokya- Kapadokya’yla tura devam ettik. Kapadokya zaten ülkemizin en popüler turizm destinasyonlarından biri. Bisiklet turizminde ise dağ bisikleti orginazasyonlarıyla oldukça popüler. Coğrafyanın manzara olarak çok cömert davranacağından emindik ama organizasyon ve parkur açısından da gayet iyi işler çıkarılmış. Öncelikle bu etap için en büyük endişemiz lojistikti. Önceki gün İstanbul’da biten etap sonrası, sporcular, takım çalışanları, gazeteciler, yetkililer, gönüllüler ve en önemlisi de organizasyon malzemeleri başarılı bir operasyonla Kapadokya’ya taşındı. İkinci etapta yarışın ilk zorluğu şiddetli esen rüzgâr oldu. Rüzgârın hızının saatte 40-45 km’lere vardığı söylendi. Etabının bu kadar sert geçeceğini tahmin etmiyorduk. Kapadokya etabına çok güzel bir tırmanış eklenmiş ve Caja Rural’ın takım olarak bu tırmanışı efsane kullandığına şahit olduk. Bu etapta aynı parkur 4 kere dönüldü ve yokuşu sondan bir önceki geçişimizde Luis Mas Bonet önderliğinde Caja Rural’den acayip bir tempo artırımı geldi. Peloton da bu atağa dayanamadı ve seçkin grup 15 kişiye kadar düştü. Konya Torku bisikletçisi Ahmet Örken de sprinter olmasına rağmen yokuşun son geçişine kadar bu grupla kalabilmeyi başardı. 15 kişilik bu grubun 6 kişisi Caja Ruralli sporculardı ve son yokuşta yani 4-5 km kala tekrar atak bombardımanını başlattılar. Cevap verebilen tek isim ise genel klasman lideri Niemiec oldu. En sonunda 3’e 1 mücadele de gösteren Nimiec, Pello Bilbao’nun atağına dayanamadı ve Bilbao 2. etabın galibi oldu. Przemyslaw Niemiec de mücadelesini sürdürerek etabı 4. bitirdi ve genel klasmandaki liderliğini sürdürdü. Bilbao’yla farkı yalnızca 6 saniye.

 

3. Etap (Aksaray – Konya) 158.9 km – 26 Nisan 2016

3. etap (Aksaray - Konya) 1- Greipel (Lotto) 2- Cecchin (Roth) 3- Boeckmans (Lotto)

3. etap (Aksaray – Konya) 1- Greipel (Lotto) 2- Cecchin (Roth) 3- Boeckmans (Lotto)

Geçiş etabı olarak planlanan ve toplu sprintle bitmesi beklenen 159 km’lik Aksaray-Konya etabı, şiddetli çapraz rüzgârların etkisiyle öngörülemeyen bir noktaya götürdü bizi. Günün yıldızı şüphesiz takım halinde Lotto-Soudal’di. Önce yarışın başında koyduklarıyla tempoyla pelotonu bölüp 24 kişilik kaçış grubuna 8 isim soktular; ardından, bitime 25 km kala kaçışın da önüne atak yaparak 6 kişiyle yeni bir lider grup oluşturdular (Onlara sadece 2 Team Roth’lu ayak uydurabildi). Etabın sonunda ise çok rahat bir Andre Grepiel galibiyeti izledik. Gorilla, böylece TUR’daki 11. zaferini elde etmiş oldu. “Olaylı” günün sonunda turkuaz mayo da el değiştirdi. Premyslaw Niemiec (Lampre-Merida)’in 25 dk fark yemesiyle, dünkü Kapadokya etabının galibi Pello Bilbao (Caja Rural), genel klasmanda liderliğe yükseldi. Başarısız geçen İstanbul etabının ardından, Kapadokya ve Konya etapları bisiklet kamuoyunda sükse yapmışa benziyor. Tabii iki gündür Caja Rural ve Lotto Belisol’ün pelotonu bölmeleri, bir yandan da kötüye işaret. Maalesef geri kalan sporcuların vasatlığı göz önüne çıkmış oluyor. Tek takımımız olan Konya Torku’dan da bu sonuç iyi bir derece elde edemedik. Kendi evlerinde Ahmet Örken ile sprint finişe girmek isteyen takım, pelotonun parçalara bölünmesiyle arkadaki gruplarda kalmış oldu.

 

4. Etap (Seydişehir – Alanya) 187 km – 27 Nisan 2016

4. etabı kazanan Sacha Modolo

4. etabı kazanan Sacha Modolo

187 km’lik Seydişehir – Alanya etabımız ilk üç günün profiline göre görmeye pek de alışık olmadığımız türdendi. Bu etapta sporcular uzun bir iniş gerçekleştirdiler. Etabın ikinci bölümü ise sporcuları sprinte hazırlıyordu, finiş de öyle oldu. Alanya’nın Türkiye’nin yol bisikleti kültürüne katkısı çok büyük. Yol bisikleti için ne var ne yok Alanya. En azından şu an için. Geçmişteki Konya tecrübemizi de unutmamak gerek. Önce 6 kişi başlayan kaçış grubu son km’lere girdiğimizde önce 3’e, sonra da tek kişiye kadar düştü. Alessandro Malaguti’nin tek başına kaçışı da yakalandıktan sonra her şey sprint takımlarına kaldı. Bildiğiniz gibi çok fazla sayıda World Tour takımı olmayınca, TUR’un düz yoldaki en güçlü takımı olan Lotto-Soudal düz etaplarda önde çalışmak durumunda kalıyor. Bundan şikayetçi olduklarını da söyleyemeyiz. Ne de olsa TUR’un en popüler bisikletçisi Andre Greipel de Lotto-Soudal’in elinde. Dünkü “delice” çalışmanın ve şovun ardından Lotto-Soudal takımı biraz yorulmuş olacak ki, neredeyse 1 km kala Greipel’in bütün domestikleri trenden kopmuş oldu. Bu ya bir strateji hatası, ya da yorgunluktu. Greipel de erkenden sprint dışında kalmış oldu. Bugünkü finişte, TUR’un en iyi sprinterlerinden biri olan Lampre-Meridalı Sacha Modolo’nun sahne zamanı geldi. Son metrelerde Roberto Ferrari’nin de çok iyi çalışması sonucu, İtalyan sprinter Modolu 4. etap zaferini elde etti. Genel klasmanda ise değişiklik olmadı ve Caja Rural sporcusu Pello Bilbao’nun liderliği devam ediyor.

 

5. Etap (Alanya – Kemer) 189.3 km – 28 Nisan 2016

Alanya – Kemer etabı, TUR tarihinin alışılmış lokasyonlarını içinde barındırıyor. Hem Alanya sakinleri, hem de Kemer sakinleri profesyonel yol yarışlarına oldukça alışık. Sporcuları her zaman olduğu gibi Kemer’de yine sprint finişi karşıladı. Dünkü sprintte Greipel kaybettikten sonra, Kemer sprintini istemesi kaçınılmazdı. O yüzden etap boyunca genel klasman liderinin takımı Caja Rural dışında, Andre Greipel’in takımı Lotto Soudal de kaçan grubu yakalamak için çaba sarf etti. Bugünkü kaçışta, sonunda Konya Torku’dan bir sporcumuzu da ekranlarda görebildik. Türkiye Yol Bisikleti Şampiyonu Ahmet Akdilek, ulusal formasıyla 6 kişilik kaçışta uzun süre yer alsa da son km’lerde ana grubun temposu kaçışın dağılmasına yetti. Bu sefer Greg Henderson, Andre Greipel’i son metrelere oldukça iyi taşıdı ancak ortalık çok kalabalık olunca Greipel atağa kalkacak yeterli boşluğu bulamadı. Bulsa da artık çok geçti. Southeast – Venezuela takımının genç ve yetenekli sprinteri Jakub Mareczko attığı güzel sprintle Kemer etabını kazanmasını bildi. Ufak turlarda adından sıkça söz ettirmeye başlayan genç sprinter Mareczko, önümüzdeki yıllarda daha büyük yarışlarda da patlama yapabilir.

 

6. Etap (Kumluca – Elmalı) 116.9 km – 29 Nisan 2016

6. etapta Elmalı tırmanışı

6. etapta Elmalı tırmanışı

Türkiye Bisiklet Turu’nun 2012’den beri koşulan kraliçe etabı bugün gerçekleşti. Elmalı etabı yine beklentilerimizi karşılar, hatta beklentilerimizin üzerinde gerçekleşti. Son 10-15 km’ye 22 kişilik bir grupla girmesi temponun çok yüksek olmadığının göstergesi olsa da, atak yapabilecek birçok bisikletçinin olması heyecanı doruklara taşıdı. Bugün de Konya Torku TUR’un başlarına göre aktif bir gün geçirdi. Hem Nazım Bakırcı kaçışa girdi, hem de Fatih Keleş son kilometrelere kadar elit tırmanış grubunun içerisinde pedal çevirdi. Genel klasman lideri Caja Rural sporcusu Pello Bilbao’nun yokuşun başlarında geride kalması günün en büyük sürpriziydi diyebiliriz. Tabii Caja Rural’de çareler bitmek tükenmek bilmiyor. Bu sefer Luis Mas Bonet, David Arroyo gibi isimler bu 22 kişilik elit grubun başına geçip, tempo vermeye başladılar. Son 3 km’ye geldiğimizde ise yine Caja Rural’den Jaime Roson’ın atağı geldi. Genç sporcuyu bir süre sonra 1. etabın (İstanbul-İstanbul) galibi, Lampre-Merida’nın deneyimli sporcusu Przemyslaw Niemiec takip etmeye başladı. Niemiec tam da Jaime Roson’ı yakaladı. Geçebilecek mi acaba diye bizleri düşündürürken son km’nin içerisinde Jaime Roson’dan çok güzel bir atak daha geldi ve Niemiec de yeteri kadar eşlik edemeyince, Elmalı etabı 23 yaşındaki Roson’a gitti. Yol bisikletinde profesyonel olarak ilk senesini geçiren Jaime Roson kariyerinde kazandığı ilk zafer de Türkiye Bisiklet Turu’nda gelmiş oldu! Daha önce birçok genç yokuşçuya basamak oluşturan turumuz, umarız ki, Jaime Roson için de güzel bir başlangıç olmuş olur. Etap sonunda Caja Rural’in genel klasmandaki lideri Pello Bilbao’nun zaman kaybetmesinin ardından, liderlik yine Caja Rural’den José Gonçalves’e geçmiş oldu. Genel klasman ilk 10’u ise, Lotto Soudal ve Caja Rural sporcuları domine ediyor. Caja Rural ilk 10’da 5 sporcusuyla yer alırken, Lotto’nun 4, Astana City’nin (3. sıradaki Nikita Stalnov) de tek sporcusu bulunuyor.

 

7. Etap (Fethiye – Marmaris) 128.6 km – 30 Nisan 2016

Fethiye – Marmaris etabı da TUR’un sakin etaplarından biri olurken, manzara bakımından da kuvvetli etaplarından biriydi. Sprint finişi bekleniyordu, beklenildiği gibi de oldu. Andre Greipel’in Giro hazırlıkları için yarışı bırakmasından dolayı Lotto Soudal çok daha başı boş bir takıma dönüştü. Bunu fırsat bilen Greg Henderson da son 5 km’de etap galibiyeti için atak yaptı. Henderson’ın inişte yaptığı atak yeterli olmadı ve 800 metre kala peloton tarafından yakalandı. Yine İtalyanların önlerde cirit attığı sprint finişinde Lampre-Merida’nın sporcusu Sacha Modolo zafere ulaşırken, TUR’daki ikinci etabını kazanmış oldu. Manuel Belletti ikinci olurken, Marco Zanotti üçüncü de oldu.

 

8. Etap (Marmaris – Selçuk)  201.7 km – 01 Mayıs 2016

.

8. Etap (Marmaris – Selçuk) Fotoğraf: stephill.tv

Alışık olduğumuz gibi genelde Türkiye Bisiklet Turu’nun son etapları İstanbul’da yapılır. Bu sene organizatör firmanın değişmesiyle, tabii 1 Mayıs’ın da yarışın son gününe denk gelmesiyle İstanbul etabı ilk güne alınmış gibi gözüktü. En azından biz böyle gördük. Artık genel klasmanda pek bir değişikliğin olmasını beklemediğimiz turun son gününde genel olarak ana grup hakimiyeti gözüktü. Jan Hirt, Nicolas Baldo, Muhammed Atalay, Alessandro Malaguti 4 kişilik kaçan grup, bu kaçışı uzun süre devam ettirip farkı 5 dakikalara kadar çıkardılarsa da, ana grup son 15 km’deki yokuşa doğru farkı iyice azaltıp kaçanları yakaladı. Tabii Muhammed Atalay sayesinde Torku Şekerspor mayosunu da uzun süre ekranlarda görme fırsatını yakalamış olduk. Kaçıncıya söylüyoruz bilmiyoruz ama umarım Torku firması bu fırsatı değerlendirmekten vazgeçmez. Dilimizde tüy bitse de söylemeye devam edeceğiz. Yokuş sonrası inişte yine dörtlü bir kaçış grubu oluştu ve bu sefer Nazım Bakırcı kaçışını denedi, bizi de bir hâyli memnun etti. O grubun da yakalanmasıyla toplu sprint finişe gidildi ve Selçuk’taki finişte grubun içine iyi saklanan Southeast takımının sprinteri Jakub Mareczko etabı kazandı. Mareczko Kemer’den sonra ikinci etap zaferini de kazanmış oldu. Bundan sonra yeteneklerini Giro’da gösterecek. Genel klasmanı Caja Rural’den José Gonçalves, Türkiye Güzellikleri’ni yine aynı takımdan Luis Mas Bonet, dağ klasmanını Przemyslaw Niemiec, puan klasmını ise Manuel Belletti kazandı.

Bir Garip Türkiye Bisiklet Turu

TUR’a katılacak takımlar ve bisikletçilerin profilinin düşmesi uzun zamandır beklediğimiz bir durumdu. Ülkenin güvenlik sorunu; geciken ihale süreci ve süreç sonununda konuya yabancı bir şirketin galip çıkmasıyla birleşince, aksi düşünülemezdi. Nitekim geçtiğimiz günlerde basın lansmanı düzenlendi ve Cumhurbaşkanı’na düzülen methiyelerden arta kalan zamanda beklentilerimizin gerçeğe dönüştüğüne üzülerek şahit olduk.

Takımlarla başlayalım… 3 World Tour (Astana, Lotto-Soudal, Lampre-Merida), 9 Pro-Conti ve 5 Conti olmak üzere toplam 17 takıma ev sahipliği yapacağız. (Geçen yıl 6’sı World Tour, 21 takım vardı.) Bahsi geçen takımlardan Astana’nın, basın lansmanından birkaç gün önce siteden çıkarılması ve hala geri eklenmemesi ise soru işareti olarak yerini koruyor.

Her ne kadar resmi siteye yansımasa da, takımların hangi sporcularla yarışa katılacakları da açıklandı. Türkiye pasaportu verseler yadırgamayacağımız Andre Greipel, Sacha Modolo gibi isimlerin yanı sıra, geçen yılın genel klasman galibi Kristijan Durasek ve yine geçen yıl birer etap kazanan 44’lük Davide Rebellin ve Luis Mas Bonet de yerlerini almış durumda. Kişisel olarak TUR’u kazanmasını beklediğim isim ise Lampre’nin Polonyalı tırmanışçısı Przemyslaw Niemiec.

Gelelim etaplara… En önemli değişiklik, İstanbul etabının 5 yıl aradan sonra tekrar açılış gününe alınması. Sebebi açık: Yarışın son günü 1 Mayıs’a denk geliyor… Beri yandan etap rotası da değişikliğe uğramış durumda. Beşiktaş’tan start alacak peloton, bitmek üzere olan 3. Köprü ekranlara yansısın diye tahmin ediyorum, Anadolu Yakası’nda Anadolu Kavağı’na kadar gidip geri dönecek. Finiş ise geçen sene olduğu gibi Sultanahmet’te.

Bu yıl ilk kez İç Anadolu Bölgesi’ne de uğrayacağız. İstanbul’dan sonra uzun bir uçak yolculuğunun akabinde, sırasıyla Kapadokya ve Konya’da birer etabımız olacak. Sonrasında ise Seydişehir üzerinden Alanya’ya ineceğiz ve yarışın alıştığımız rotasını takip ederek Selçuk’ta TUR 2016’yı noktalayacağız. (Ufak bir hatırlatma; Meryem Ana tırmanışı Selçuk etabı parkurda yer almıyor.)

Seneye bu zamanlar, bu satırları yazarken bir World Tour yarışından bahsetmeyi diliyoruz. Pek ümitvar olmasak da…

Murat Elgin @bisikletdukkani

 

“Tour of Turkey” deriz, “Türkiye Bisiklet Turu” deriz, “TUR” deriz, uzun uzun “Cumhurbaşkanlığı…” deriz. Der de deriz.

Her zaman toprağımdaki şeyler hakkında haldır huldur güzel güzel, coşkulu coşkulu yazmak isterdim. Daha doğrusu o coşkuyu bir şekilde ifade etmek isterdim. Ancak bu arzum geçen sene düşüşe geçerken, bu sene dip yaptı. Geçen sene finişin Sultanahmet Meydanı’na alınmasını ve etrafın miting alanına dönüşmesini biliyorsunuz. Kadıköy tarafından, Bağdat Caddesi’nden, görece muhalefetten uzaktı. Korunaklıydı. Sultanahmet TUR’un bir kısmı için adeta fırtınada sığınacak bir liman olmuştu. Tabii ki yetmedi. Bağdat Caddesi eşrafı bu sene de cezalandırılırken TUR’un bu sefer başlangıcı İstanbul’a alındı. Çünkü son gün 1 Mayıs’a denk geliyordu ve asla ama asla bir şey yapılmayacaktı! Çıt çıkmasın. Aman ha! E ilk İstanbul etabının bir bonusu da oldu. O da 3. köprünün halkla ilişkiler çalışmasını yapıp, inşaatı tamamlanmak üzere olan köprüyü televizyon ekranı vasıtasıyla gözlere sokmak. Gözlerimizin ferine ferine…

Hani burada bisiklet yazmak, spordan bahsetmek, organizasyonumuzun heyecanını aktarmak isterdim ama gelmiyor içimden hiçbir şey. TUR’un formatı ve yaşanacaklarla ilgili özeti Murat yukarıda aktardı zaten. Tam da ilerleme kaydetmemiz gereken yılda bunları yaşamak çok üzücü. Tabii ki her şeyi yeni yönetim anlayışına, ihâle sonrası yaşanan aksaklıklara falan bağlamıyoruz. Sonuçta Avrupalı birçok sporcu ve takım, terör olaylarından dolayı ülkemize gelmek istemiyor. Bu da gerçeklerle yüzleşmemiz şart. Gelen sporculara laf etmeyelim tabii de şimdi. Bu sene beni heyecanlandıran pek bi’ kimse yok. Sadece geçen senenin galibi Durasek’in bu sene neler yapacağını merak ediyorum. Bir de merak ettiğim etap var ki, o da Kapadokya etabı. Tekrar hatırlatmakta fayda var. TUR, 24 Nisan – 1 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek. İzleyelim ve görelim. Ben buna olsa olsa “bir garip Türkiye Bisiklet Turu” diyebiliyorum.

Onur Narinoğlu @onarinoglu

tur_hakkinda_kapak

 

Paris-Roubaix Son Şakasını Yaptı

12994513_1108495209202340_6760383977061573553_n

Mathew Hayman / Fotoğraf: Graham Watson

Paris-Roubaix 2016 için bir sürü şey yazdık çizdik. Sosyal medyada bombaladık. Alkol masasında tartıştık. Yatmadan önce “bu sefer kim kazanır?” diye düşündük durduk. E sonunda ne mi oldu? Büyük ihtimâl psikopat bir bahisçi şu an yarıştan saatler sonra bile puro/viski keyfi yapıp kahkaha ata ata sakallarını sıvazlıyor. Olan bu. Bir bahisçi diyorum çünkü bu yarışı kazananın tahminini iki kişinin bile tutturabileceğini zannetmiyorum. Yarışı kazanan ismimiz Orica GreenEDGE‘in Avustralyalı sporcusu Mathew Hayman. Kendi kendinize “kim?” diye sorduğunuzu duyar gibi oldum. M-A-T-H-E-W H-A-Y-M-A-N. Belki abarttığımı düşünüyorsunuz ama Roubaix Velodromu’nda Hayman sprinti aldıktan sonra bisikletten indi ve şaşkın gözlerle etrafa baktı. “Neredeyim ben? Ne oldu? Bu insanlar kim? Kim kazandı?” gibi soruları büyük ihtimâl kendi kendine sordu durdu. Yol bisikleti dünyasına biraz uzak olan isimler için şöyle bir tarif de yapabiliriz: Filmin sonunda “cast” akar ya hani. Figüranlar bazısında yazar bazısında yazmaz. Kapanış jeneriği hızla akarken ismini güç bela okuyup da soyadına yetişemedigimiz kişiler vardır ya. İşte o isimlerden biri Mathew Hayman. Biz bari ismini bol bol yazalım da, kazınsın hafızamıza bir güzel!

12932864_1108494485869079_8563789413069758367_n

Tom Boonen – Mathew Hayman – Ian Stannard / Fotoğraf: Graham Watson

Kuzey Cehennemi’nde yeni kral Mathew Hayman olurken, Roubaix’ye ismini defalarca kazıtmış klasik efsanesi Tom Boonen ikinci, dayanıklılık abidesi Ian Stannard ise Paris-Roubaix’yi üçüncü bitirdi. Yarış velodrom sprintiyle sonlandı. Yarışı kaçış grubu kazandı desek yanlış olmaz. Tabii bu grup elli kere bozuldu, birleşti, tekrar toparlandı, yirmi kişi oldu, 3 kişiye düştü, düşenler oldu, tekrar yetişenler, sonunda ise Roubaix Velodromu’nun kapısından kafayı Mathew Hayman ve Tom Boonen birlikte gösterdiler. Hemen peşlerinde ise Sep Vanmarcke belirdi. Peşi sıra ise Ian Stannard ve Edvald Boasson Hagen. Grubun en iyi sprinteri Edvald Boasson Hagen’di ama gücü yetmedi ve sprinte bile katılamadı. Klasik efsanesi Tom Boonen tarihe bir rekorla daha geçmek için son derece heyecanlıydı. Fazlaca önde kaldı. Bir sağına bir soluna baktı, Hayman yanından sprinte kalktığında, sağında da Stannard belirince, arada sıkıştı kaldı. Hayman’ın önüne çıkmak için artık çok geçti. Hayman varını yoğunu, tüm tecrübesini, tüm enerjisini, elinde neyi varsa kapadı gözlerini ve aktardı bacaklarına. Bitiş çizgisini teker farkıyla en önde geçen oydu. Açtı kollarını ve zafer turunu attı. Asıl şoku ise, durup da bisikletinden inince yaşadı. Biz televizyonun karşısında dona kalırken, Hayman da tarihi Roubaix Velodromu’nda dondu kaldı!

Orica GreenEDGE sporcusu Mathew Hayman‘ın yaş hanesinde 38 yazmasına sadece 10 gün kaldı. Mathew Hayman’ın 16. kez Paris-Roubaix’ye katılmıştı ve bu sefer olanlar olmuştu. Aynı zamanda iki rekora da imza attı ve en yaşlı kazanan 4. isim olurken, en çok sefer katılıp (16.da kazandı) kazanan isim Hayman oldu. Bu durum için, “yüzdü yüzdü kuyruğuna geldi” de diyebiliriz. Mathew Hayman, 16 yıllık profesyonel yol bisikleti kariyerinde 2011 yılında kazandığı Paris-Bourges yarışından sonra 2. zaferini kazandı. O zafer ise Paris-Roubaix. Mathew Hayman kariyerinin sonunda çektiği ikinci filminde Oscar ödülünü aldı da diyebiliriz. İleride altından büyük hikâyelerin çıkabileceğini düşündüğüm bir mutlu sondu Hayman’ınki. Diğer karakterler için ise işler pek de yolunda gitmedi.

Cfskm1ZWcAA5vC4

Tom Boonen – Mathew Hayman

Yarışı ikinci sırada bitiren ve Paris-Roubaix’i daha önce dört kez kazanan Tom Boonen. Aslında her şey onun için mükemmel başladı. Fabian Cancellara ve Peter Sagan ana grubun bölünmesiyle arkada kalırken, aynı anda da Tom Boonen ve bir grup başına buyruk bisikletçi yaptığı atakla ana gruptan ön tarafa koparak kaçış grubunun arkasında yeni bir takip grubu oluşturdu. Bu grubun başında komutaya ise, Tom Boonen’ın Etixx-Quick Step’ten takıp arkadaşı Tony Martin geçti. Martin Fransa Turu’nda yapılan arnavut kaldırım etabını kazanınca kendisinde Paris-Roubaix iştahı belirmişti ve ilk kez bu yarışa katıldı. Yeteneklerini, dayanıklılığını, dinamoluğunu Paris-Roubaix yarışında da gösterme şansını buldu ve yarışın hakkını sonuna kadar verdi. Martin ve Boonen’ın muazzam çalışması yüzünden Cancellara, Sagan ve içinde bulundukları grup, kaçışı hiçbir zaman yakalayamadı (arkadaki kazalara değinmeye şu an için gerek bile yok). Boonen çok kuvvetli gözüktü. Hiçbir zaman geri adım atmadı. Yarış boyunca kameranın önündeydi. Belki de kameralarda fazlaca gözüküyordu. Paris-Roubaix’yi kazanmak için kameralarda pek fazla gözükmemenin ilk kural olduğunu, en iyi kendisi biliyordu! En sona 5 kişilik bir kaçış grubuyla kalan Boonen, son 10 km’de bile sürekli atak denedi. O son 10 km sadece Boonen sebebiyle değil, mücadelenin içinde bulunan bütün isimler sayesinde mükemmel bir havai fişek gösterisine dönüştü. Adeta 5 boksör aynı anda birbirlerine yumruk sallıyorlardı. Birisi dizlerinin üstüne çöküyor. İkisi üçü kapışırken, diğeri kontralarla saldırıyor. Biri ikisi arkalarını dönerken, kafalarını eğerken, diğerlerinin kroşeleri, aparkatları havada uçuşuyordu ve Boonen yıkılmadı, ta ki o son 100-200 metreye kadar. Bitiş çizgisindeki o bakış, her şeyi anlatmayı yetiyordu. Yazıya döktüğüm bu cümleler, kelimeler, harfler, Boonen bakışının yanında bir hiçti! Paris-Roubaix’yi en çok kazanan isim olma şansını yitirmiş, yazık etmişti. Hepimizde olduğu gibi büyük ihtimâl Boonen da o soru oluştu: Bu sene bırakmayıp da, 5. için seneye de şansımı denesem mi?… Neden olmasın? Yaş kemâle erdi ama bu azim, bu hırs, bu kazanma arzusu olduğu sürece neden olmasın?

Ian Stannard çok temiz yarışan bisikletçilerden biri. Dayanıklı, kolay yıkılmayan ama ölçülü bir bisikletçi. Gerçekten istediği zaman, tuttuğunu koparan biri. Birisi İngiltere Ulusal Yol Şampiyonluğu olan toplam dört zaferi var. Omloop gibi bir yarışı da iki kez üst üste kazanarak Team Sky’da ve bisiklet dünyasında sağlam bir yeri olduğunu ispat etmiş biri. Bu yarışta da elinden geleni yaptı ve her zaman atakların içinde oldu. Team Sky’ın Paris-Roubaix’de net bir lideri yoktu desek yanlış olmaz. Belki Luke Rowe, Stannard’dan bir adım öndeydi bile. Önce Team Sky’ın İtalyanlarıyla birlikte Luke Rowe da kaza yapınca (sonra Stannard’ın yanına dönmesine rağmen), bütün sorumluluk Ian Stannard’a kaldı ve o da üzerine düşeni gayet iyi bir şekilde yaptı diyebiliriz. Belki son km’lerde velodroma girmeden önce Boonen ve Hayman’dan kopmayabilir ve sprinte daha rahat girebilirdi ama yine de elinden geleni yaptı. Geri adım atmadı.

cnsjs

Fabian Cancellara – Niki Terpstra

CfsLA_6UIAAO3KX

Fabian Cancellara

Tom Boonen ile birlikte yarışın bir diğer efsanesi ise kuşkusuz Fabian Cancellara idi. Tom Boonen’ın bu sene bırakıp bırakmayacağı kesin değil ama Fabian Cancellera kesin olarak sezon sonu profesyonel yol bisikleti kariyerini bitiriyor. Hâlâ kazanabilir mi? Birçok yarışı kazanabilir ancak, Fabian zirvedeyken bırakmaya yakışacak birisi ve artık içinde o arzu yok gibi. Kendisinin de birçok kez dile getirdiği gibi, artık o Fabian yok. “Yeterli” diyor adeta kendisi için. Fabian’dan tüm bisiklet severler olarak son sezonunda yıldızdı pekiyili bir karne bekliyoruz. O da kuşkusuz ki bunu istiyor ama notlar pek de iyi gelmedi. Geçen hafta Ronde Van Vlaanderen’de, hâlâ kafalarımızdaki soru işaretlerinin geçmediği bir Sagan takipsizliğinden sonra, bu hafta Paris-Roubaix’de de, bu sefer Peter Sagan ile birlikte geride kaldılar. Kocaman bir grup olarak bir anda geride kaldılar ve öndeki kaçanları yakalama şansları bir daha ellerine geçmedi. İki üç defa çok yaklaştılar. Farkı 30 – 40 saniyelere kadar indirmelerine rağmen bir türlü yakalayamadılar ve o elim olay gerçekleşti. Bu yolların haritasını çizebilecek, virajların açısını, arnavut kaldırımlarının sayısını bile bilebilecek o adam, çamurlu bir alanda, hem de düz yolda kendisini yerde buldu. Günümüz bisiklet tarihine yakından tanıklık eden Eurosport Türkiye’nin bisiklet sporu anlatıcıları ve güzide yorumcusundan “Ooooooo” nidaları gelirken, benim gibi televizyon başında izleyen birçok kişi de eminim bastı küfürlerin en usturupsuzlarını. Kaza sonrasında bağrış çağırıştan sonra, hem televizyonda hem de evde derin bir sessizlik oldu. İçimizdeki alev, o adrenalin patlaması yaratan son 10 km’ye kadar sönmüştü sanki. Fabian Cancellara tabii ki yarışmayı bırakmadı. Tabii ki Paris-Roubaix’yi bitirdi. Tabii ki seyirciyi onurlandırdı. O daha önce de sarı mayoyu da onurlandırıp ne kırıklarla etapları, ne acılarla yarışları bitirmişti. Yayında Berkem Ceylan’ın da bahsettiği gibi,  Jasper Stuyven ile velodroma girip son turunu attı ve adeta genç yoldaşına devir teslimini yaptı. Tabii Ronde Van Vlaanderen bitişinde olduğu gibi yine seyirciyi selamladı. Özel taraftar grubuyla kucaklaştı. Ne kadar özel bir sporcu olduğunu bir kez daha herkese gösterdi.

Peter Sagan‘ın patronu Oleg Tinkov tuhaf tweetlerine devam etse de, “The King is Dead! Long live the King! @petosagan @f_cancellara” (Ronde Van Vlaanderen’de Sagan’ın, Cancellara’yı geçmesi sonrası attığı tweet) Peter Sagan herkesin saygısını kazanmaya ve başarılarına devam ediyor. Sagan’ın yıldızı bir türlü Paris-Roubaix ile barışmadı ama önünde bu yarışı kazanabileceği uzun yıllar var. Peter Sagan’ın zaferlerini çok fazla kanıksamış olsak da, henüz kendisi 26 yaşında. Belki üstte saydığımız isimlere gönülden bağlı olanlar kızacaklar ama Peter Sagan da ismini bir şekilde o isimlerin arasına sokacakmış gibi duruyor. Hele de en önemlisi bu olgunlaşması da bu kadar güzel devam ederse. Sagan’ın yarış hikâyesine birkaç yerde değindik. Cancellara’yla bile geride kalmıştı ve Cancellara’nın kazası sonrası ön tarafa yetişme şansı tamamen bitmişti. Tabii Sagan için bu kısımda olumlu olan önemli iki şey var ki; birincisi asla pes etmemesi ve sonuna kadar savaşması. O kadar defans odaklı sürüş görünce Sagan’ın tarzı ve eski tip atak stili, her zaman kazanmak için sürmesi, “oh be” dedirttiriyor. İkincisi ise mükemmel bisiklet kontrolü. Cancellara düştüğünde bisikletinin üzerinden öyle bir atlayışı var ki, çok acayip çok. O çamurda, o taşların arasında, o hızda ve o kadar ani bir durumda mükemmel bir refleks ve sonrasında mükemmel bir kontrol. O kadar geride kalmaya, o kadar yalnızlığına, o kadar olaylara rağmen Peter Sagan’ın yarışı 11. bitirdiğini de hatırlatmak lâzım.

CfsIobqW4AEzcRF

Mathew Hayman – Tom Boonen

Paris-Roubaix 2016 notları: Yarışın kaybedenlerinden önemli kaybedenlerinden Edvald Boasson Hagen ve Sep Vanmarcke ile başlayalım. Edvald da elinden geleni yaptı. Kaçışlarda kendini güzel korudu ve bir şekilde kendini sona attı atmasına ama sprinte girecek hâli kalmadı. Yarış bi’ 5-10 km daha kısa olsa belki o sprint’te Edvald da olacaktı. Boassan Hagen’in gücü şimdilik yetmedi ama genel olarak güzel bir görüntü çizdi. Sep Vanmarcke ise son zamanların kendisi için en iyi yarışını koştu diyebiliriz. Genelde sürekli arkada yattığı ve kaçışlarda hiç çalışmadığı için onu eleştiriyoruz ama bu yarış Sep Vanmarcke da elinden geleni sergiledi ve bu kadarlık bir sonuç ortaya koyabildi. Bu sefer yarışa heyecan kattığı ve sürekli denediği için büyük bir teşekkürü kesinlikle hak ediyor. Etixx-Quick Step’in belki de Tom Boonen’dan sonra en önemli ismi Niki Terpstra‘ydı. O da eski bir şampiyon ve yarışın en önemli 5-6 favorisinden biriydi. Cancellara ve Sagan gibi o da geride kalan grupta yer alıyordu ve Cancellara’nın kazasında hemen arkasında olduğu için kendini yerde buldu (gerçi Sagan oradan sıyrılmayı başarmıştı). Terpstra bu kaza sonrası yarışta abondone oldu. Bu yarış için acaba dediğimiz bir diğer isim de Alexander Kristoff‘tu ama izlerken Kristoff’u gördüğümü bile hatırlayamıyorum. Zaten bu sene de nal topluyor desek yanlış olmaz. Eski formundan çok uzakta. Tek günlük yarışlara keyif katan birisi, kısa zamanda formunu toparlaması hepimizin işine gelir. Yarışın en tuhaf sporcularından biri kuşkusuz ki Dimension Data’nın dünyaca ünlü sprinteri Mark Cavendish idi. Cavendish buraya gelme sebebini çok güzel anlattı. Yıllardır arkadaşlarının kendisi için çalıştığını, bu sefer de kendisinin arkadaşları, özellikle de Boasson Hagen için çalışacağını dile getirdi. Fena da gitmedi ve yarışı 30. sırada bitirdi. Imanol Erviti favori karakterlerimden biri hâline geldi. Yılların tırmanışçısı her zaman klasik severdi ama böylesine tutkulu kaçacağını kim tahmin edebilirdi? Geçen hafta Ronde Van Vlaanderen’de km’lerce kaçtıktan sonra, bugün de Paris-Roubaix gibi deli işi bir yarışta kaçışını yaptı. Yine elinden geldiğince herkese tutunmaya çalıştı. Erviti benim gözümde büyümeye devam etti. Bu arada Ronde’de 7. olan Erviti, Paris-Roubaix’de de yarışı 9. bitirdi. Muhteşem! Fabian Cancellara’nın takım arkadaşlarından tecrübeli isim Yaroslav Popovych de son yarışını koşmuş oldu ve bisiklet dünyasında güzel bir şekilde veda etti. Son olarak bahsetmemiz gereken bir detay da, Tom Boonen ve zaferi kazanan Mathew Hayman’ın birbirlerine koskoca sarılışlarıydı. Tom Boonen gibi bir şampiyonun kaybettikten sonraki bu duruşu, şık ve samimi hareketi görülmeye değer karelerden biriydi. Peter Sagan’ın kazadan müthiş sıyrılışı ve bisiklet hakimiyetini buradan, Elia Viviani’nin sakatlanmasına sebep olan motosiklet kazasını buradanBuradan da Paris-Roubaix 2016’nın özet görüntelerine göz atabilirsiniz.

Pazar günü, yani 17 Nisan’da Hollanda’da Amstel Gold Race koşulacak. Kaçırmayın derim!

Umarım siz de bisikletle birlikte hayatınızda güzel anılar biriktirebiliyorsunuzdur.

Paris-Roubaix 2016 – Cancellara Veda Ediyor

6 Nisan 2013 - Fotoğraf: Bryn Lennon/Getty Images Europe

6 Nisan 2013 – Fotoğraf: Bryn Lennon/Getty Images Europe

Fabian Cancellara bildiğiniz üzere son turlarını atmaya devam ediyor. Efsane isim sezon sonu artık yarışmayı bırakacak. Peter Sagan’ın dehşet (olumlu anlamda) formu devam etse de, en büyük favori Cancellara demekten kendimi alıkoyamıyorum. Tom Boonen dört kez, Fabian Cancellara ise üç kez daha önce Paris-Roubiax’i kazandılar. Tom Boonen maalesef eski formundan biraz uzaklaşmış durumda, o yüzden de onu en tepeye yazamıyoruz ama ben her zaman için eski şampiyonların favorilerden biri olması gerektiğini düşünürüm. Bu sebeple 2014 yılında kazanan Niki Terpstra da favoriler arasında yer alıyor. Aslında sezon başından beri “ah keşke burada olsa” dediğimiz bir isim daha var. O da, John Degenkolb. John maalesef sezon başında antrenmanda bir otomobil tarafından takımıyla birlikte biçildi ve henüz yollara dönebilmiş değil.

Fabian’ın geçen hafta Ronde Van Vlaanderen’deki göz yaşları hâlâ hatırımızda. Daha öncelerden de velodromda bitmesine rağmen, yarış 89’dan beri düzenli olarak Roubaix Velodrome’unda sonlanıyor. Cancellara Ronde’de olduğu gibi belki yine ellerini sallayarak seyirciyle vedalaşacak, belki de 2013’te Sep Vanmarcke’ı sprintte geçtiği gibi bir onurlandırmayla Roubaix’ye veda edecek…

Fabian için, Peter Sagan’dan daha güçlü dememiz mümkün değil. Sagan bu ara öylesine güçlü gözüküyor ki… Bir de üstüne biraz olsun olgunlaşma meselesi var. Cidden bunun üzerine koymaya devam ederse Peter Sagan’ı 5-10 yıl daha durdurabilen çıkamayacak gibi. Klasiklerde çok iyi, etaplarda çok iyi, sprint finişlerinde çok iyi, haftalık turlarda bile çok iyi, kilo verir ve çalışırsa ben yokuşlarda da çok iyi olabileceğini düşünüyorum. Şu an için bu adamın yapamayacağı şey yok gibi gözüküyor. Diğerlerine oranla en büyük farkı ise rahatlığı. Peter Sagan’ın kafası rahat. Keyfine bakıyor.

Peter Sagan / Paris-Roubaix 2014

Peter Sagan / Paris-Roubaix 2014

 

 

Yarışa geri dönecek olursak, en büyük favori olarak Fabian Cancellara ve Peter Sagan’dan bahsettik. Daha önceden bahsettiğimiz gibi John Degenkolb başından beri sakat. Arnoud Demare ve Greg Van Avermaet ise geçen hafta Ronde Van Vlaanderen’de düşüp sakatlandılar. Yarın Paris-Roubaix’de yarışamayacaklar. Favoriler arasına koyabileceğimiz isimlerden eski kazananlar Tom Boonen ve Niki Terpstra var. Etixx – Quick Step yine son derece kuvvetli bir kadroyla geliyor ama sezon başından beri istediklerini alamıyorlar. Boonen ve Terpstra dışında yarışı kazanabilecek Zdenek Stybar, Tony Martin ve Matteo Trentin gibi isimleri de var. Özellikle Tony Martin’e dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hem bu sene yarışa ilk kez katılacak, hem de pavé sektörlere dayanabilir ve önde kalırsa, velodroma giden son bölümde uzayabileceğini düşünüyorum. Onun dışında Katusha’dan Alexander Kristoff, Team Sky’dan Ian Stannard, Luke Rowe ve hatta Elia Viviani’nin de şansları var diyebiliriz.

Bu anıtsal klasik Paris-Roubaix, bu yıl 114. kez yapılacak. Compiègne’den başlayacak yarış, 89’dan beri olduğu gibi  Roubaix Velodrome’unda son bulacak. 27 tane pavé (cobblestones) sektörümüz var ve hepsi birbirinden zorlu. Benim favorim ise Arenberg Ormanı geçişi. Her sene özel olarak o koca taşlar tekrar düzenleniyor ve bisikletçilerin de başına bela oluyor. Yağmur yağması bisikletçiler için biraz risk oluştursa da, yarış seyri açısından tadından yenmez.

Pazar günü yani 10 Nisan’da Eurosport’ta baştan sona yayın olacak. Canlı yayın sabah 11:15’te başlıyor. Şimdiden nevalinizi hazır edin.

 

 

Arenberg Ormanı -Fotoğraf: Panoramio / dhbemis

Arenberg Ormanı – Fotoğraf: Panoramio / dhbemis

Ronde Van Vlaanderen’in Kazananı Peter Sagan

Ronde Van Vlaanderen‘in erkekler yarışını kazanan Peter Sagan olurken, kadınlar yarışının galibi ise Lizzie Armitstead oldu. Böylece son dünya şampiyonları, yarışı erkeklerde ve kadınlarda da kazanmış oldu. Bu yıl, Tom Boonen’ın 2006 Ronde Van Vlaanderen zaferinden sonra dünya şampiyonluk mayosuyla kazanılan ilk edisyon oldu.

Fotoğraf: Sky Sports

Fotoğraf: Sky Sports

Peter Sagan bu sezona da alev alev başlamıştı. Klasiklerin başında İtalya’da çok da iyi işler çıkarmasa da, Belçika yarışlarında hiç fena gitmiyordu (Omloop 2., Kuurne-Bruxelles-Kuurne 7., E3 Harelbeke 2. ve Gent – Wevelgem 1.). Peter Sagan’ın Omloop’ta Van Avermaet’a, E3 Harelbeke’de ise Kwiatkowski’ye geçilmesi Sagan için kuşku duyulmasına sebep olmadı ve birçok otorite onu Ronde Van Vlaanderen’in favorisi olarak göstermeye devam etti. Tabii ki Fabian Cancellara’yla birlikte. Bu zafer ayrıca, Peter Sagan’ın kazandığı ilk anıtsal klasik olmuş oldu. Tour de France’da yeşil mayoyu dominasyonu ve tek günlük yarış galibiyetlerinin yanına bu zaferi de eklemesi, kesinlikle Sagan’ın bir üst seviyeye çıkmasına olanak sağladı.

Yarışın bir diğer büyük favorisi kuşkusuz ki Fabian Cancellara idi. Zamana karşı ve klasik uzmanı Fabian Cancellara, sezon sonunda emekli oluyor ve kendisi de dahil herkes ondan çok şey bekliyor. En kötü ihtimalle Ronde Van Vlaanderen veya Paris-Roubaix’ten bir tanesini kazanmasını. Bizim yaş kuşağımızdaki insanların şahit olduğu Cancellara – Boonen kapışması artık son buluyor. Hatta son buldu bile. Belçika efsanesi Tom Boonen eski gücünden uzaklaşmış durumda. İki efsaneyi de birer kez daha izleyebilmek büyük bir güzellik. Fabian Cancellara başta Sagan ve Kwiatkowski’nin gitmesine izin vererek hata yaptı belki ama (yanlış tercih diyelim) onun öncesinde pave sektörlerde yarışçılar seyrelirken yaptığı ataklarda bir hâyli enerji harcamış olabilir. Son 13-14 km’de zamana karşı modunda Sagan kaçıp Cancellara kovaladıysa da, yetişmek için yeterli gücü kalmamış gibiydi. Slovak Peter Sagan’ın artık çok güçlü olduğunu ve bence derslerine çalışmaya başladığını söylemek gerekir. Tabii kendisi aksini iddia etse de. Cancellara çizgiyi ikinci geçerken Sep Vanmarcke sprinte girmedi ve Cancellara da Sep’e de teşekkür ederek seyircileri selamladı. Zaten Sep Vanmarcke orada atak yapsa, bitiş çizgisi sonrası seyircilerin lincine bile uğrayabilirdi.

Sep Vanmarcke üçüncülüğü aldı almasına ama her zaman sergilediği yarış tavrından ayrılmadı ve bence seyircilerin antipatisini biraz daha arttırdı. Tüm kaçışlar boyunca Kwiatkowski’nin, Sagan’ın, Cancellara’nın arkasında yattı ve kaçışlarda her zaman olduğu gibi hiç çalışmadı. Yine kazanan karakter görüntüsünden yoksundu ve sonuçta kürsüye çıkabilmiş olsa da, bir kez daha kaybeden isim oldu.

Yarışın başında yaşanan kazalarda -Alexander Kristoff gibi sprinter özellikleri baskın bir bisikletçinin geçen sene Ronde Van Vlaanderen’i kazanmasından sebep- 2. 3. dereceden favorilerden olan Fransız sprinter Arnoud Demare abandone oldu. Yetenekli genç isim Tiesj Benoot da yarış başındaki kaza sebebiyle abandone olan isimlerden biriydi. Asıl kaza şoku ise BMC Racing Team’in takım hâlinde düşmesi ve en büyük favorilerden biri olan Greg Van Avermaet’in yarışa devam edememesiydi. Greg, kariyerinin belki de en formda yıllarını geçirirken, basit bir hata sebebiyle Ronde Van Vlaanderen’de sonuca ulaşamadı.

Yarış içinden aktarmamız gereken birkaç özel not da var. Bu notların çoğu da gözyaşı içeriyor. Yarışı kazanan Tinkoff’un Slovak bisikletçisi Peter Sagan, yarış sonrası verdiği röportajda, kazandığı zaferi, geçtiğimiz hafta Gent-Wevelgem’de motosikletin çarpması sonucu hayatını kaybeden Wanty-Groupe Gobert bisikletçisi Antoine Demoitié ve Critérium International’da rahatsızlanıp ambulansla hastaneye kaldırılırken yolda kalp krizi geçiren Roubaix Lille Métropole takımında pedal çeviren bisikletçi Daan Myngheer’a adadı. Sagan’da beni en çok şaşırtan yarış içinde akıllıca ataklar yapmasının yanı sıra, zaferini bu insanlara adamasıydı. Sanırım gözlerimizin önünde Peter Sagan’ın nerelerden nerelere geldiğine şahit oluyoruz. Bu gelişim sadece sportif açıdan da olmuyor. Sagan gitgide olgunlaşıyor. Wanty-Groupe Gobert imzaya Antoine Demoitié tişörtleriyle çıkmıştı ve Wanty-Groupe Gobert bisikletçisi Dimitri Claeys da vefat eden takım arkadaşı için savaşıp yarışı 9. bitirdi ve takım arkadaşını en güzel şekilde andı. Yarışın daha başlarında BMC Racing Team’in düşüşü ve Greg’in yarışa devam edememesinden bahsetmiştik. İşte orada Greg’in göz yaşlarına boğulması çok etkileyiciydi ve aklımızdan uzun süre silinmedi. Bir alkış da Imanol Erviti’ye. 150 km’den fazla kaçış yapan Erviti aslında Nairo Quintana’nın yokuş domestiği. Movistar da bu yarışa zaten mecburen katılıyor. Erviti bu yarışta uzun süre en önde mücadele ederek ve yarışı 7. bitirerek hem Movistar’ın Ronde Van Vlaanderen’deki en iyi derecesini yapmayı başardı, hem de kendini aştı. Yarışla ilgili son not ise, tabii ki Fabian Cancellara efsanesinin göz yaşları. Fabian Cancellara, “Spartacus” lakabını söke söke almış bir isim. Bu ismi kolay hak etmedi. Korkusuzdu, mücadeleciydi, dayanıklıydı, geri adam atmadı ve sonunda kendisine Spartacus denilmesine sebep oldu. Ancak dün bitiş çizgisini geçerken seyirciye verdiği selam ve yarış sonrası Cancellara’nın göz yaşlarına boğulması, Cancellara ve bizler için çok özel anlardı. Sanırım onu ağlarken ilk defa gördüm ve bir hâyli duygulandım. 35 yaşındaki bisikletçi, 17 yıllık kariyerinin birikimini adeta göz yaşlarıyla kusuyordu…

Bu pazar günü, yani 10 Nisan’da, bir diğer anıtsal klasik “Paris-Roubaix” koşulacak. Eurosport’tan baştan sonra canlı yayınlacak (6 saat) yarışta neler olacağını hep beraber göreceğiz. Kadınlar galibi Britanyalı Lizzie Armitstead’e ve erkekler galibi Peter Sagan’a tekrar tebrikler!

Ronde Van Vlaandaren 2016’da önemli anlar.

23 Nisan İzmir Bike Party! Kostümlü Bisiklet Sürüşü

23-nisan-izmir-bike-party

 

23 Nisan’da İzmir Konak Saat Kulesi’nde başlayacak etkinlik, her zamanki bisiklet etkinliklerinden farklı olarak bir şenlik havasında geçecek. Trafiğe kapatılmış yollardan sakin bir tempoyla gerçekleştirilecek sürüş, KültürPark’ta sonlanacak. Bisikletizm‘in düzenlediği, yani Pınar Pinzuti‘nin öncülük yaptığı organizasyonun bir de kıyafet kodu var. Olmazsa olmaz değil ama şenliğe uygun şekilde; masal, çizgi roman ya da film kahramanı kostümüyle gelebilirseniz hem etkinliğe katılacak çocuklar, hem de kendiniz için büyük bir güzellik yapmış olursunuz. Bu etkinlik hem sizin için eğlenceli hâle dönüşebilir, hem de çocuklarınız için öğretici ve sosyalleşme imkânı sağlayan bir ortam olabilir. Türkiye’nin her yerinden, her sektörden, her yaştan insanın davetli olduğu bu şenliğe katılıp, siz de eğlenmeyi ihmâl etmeyin. Bugünlerde yüzümüzün gerçekten gülmesine çok ihtiyacımız var.

23 Nisan İzmir Bike Party! Kostümlü Bisiklet Sürüşü etkinlik sayfasına, buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Trafik Terörünün Yeni Kurbanı :: Giant-Alpecin

Trafik terörünün son kurbanı Giant-Alpecin takımı oldu. İspanya’da kampta olan Giant-Alpecin’in 6 bisikletçisine de İngiliz bir turistin kullandığı karşı yönden gelen araç çarptı ve sonucu çok kötü oldu. Kazaya maruz kalan isimler: Warren Barguil, John Degenkolb, Chad Haga, Fredrik Ludvigsson, Ramon Sinkeldam ve Max Walscheid.

Giant-Alpecin

Giant-Alpecin’in yaptığı açıklamada, Warren Barguil’in elinde (skafoid) bir kırık olduğu, Joh Degenkolb’ün çeşitli yerlerinden ameliyatlar olduğu, en son da kesilmiş parmağı için ameliyata girdiği, Ramon Sinkeldam ve Fredrik Ludvigsson’ın çizik ve morluklarla atlattıkları, Max Walscheid’ın elinin ve tibia kemiğinin çatladığı ve en ağır durumda olan Chad Haga’nın boyun ve çene yaraları cerrahi müdahale gördü ama orbita (göz) için daha sonra ameliyat olacağı bilgisi geçildi.

Son yapılan açıklamalara göre de, Warren Barguil, Fredrik Ludvigsson, Ramon Sinkeldam ve Max Walscheid’in taburcu olduğu söyleniyor. Durumu en ağır olan isim ise Chad Haga.

Giant-Alpecin-crash-photo

Kazadan sonra İspanya basının çektiği fotoğraf.