Milan-San Remo 2017’ye Ön Bakış

Milan-San Remo son kez solo atakla kazanıldığında sene 2008, şampiyon Cancellara idi. Spartacus artık yok ve şu an pelotonda bunu başarmaya namzet yegane isim Sagan. Kupaya uzanan tek yol bu değil elbet. Hiç olmadı sprint kartı cebinde duruyor zaten. Yine de, atak denemesi kendisi için daha iyi olur görüşündeyim. Poggio’da yapacağı atak ve iniş performansıyla yaratacağı 15-20 saniyelik fark ona yetecektir. Tek başına kalamasa bile, bir iki favoriyi silkelese kafi… Paris-Nice’te Kristoff ve Degenkolb’u geçmeyi başaran Bennett, Bora-Hansgrohe’nin diğer ilk 10 kozu.

Yeni MSR Kupası

Gaviria, geçen yıl ‘acemiliğine’ yenik düşüp son kilometrede kaza yapmasa henüz ilk Milan-San Remo’sunda (ve ilk anıtsal klasiğinde) podyum görebilirdi. Anlaşıldı ki, 291 kilometrelik bir yarış ‘körpe’ bacakları için sorun değil. Bu yıl bir yaş daha olgun ve şimdiden kazanmaya hazır. Paris-Nice 6. etabı onun için tam bir kostümlü prova oldu. Yapması gerekeni biliyor: Sagan’ın tekerine yapışmak. Başarırsa, Eddy Merckx’ten sonraki en genç MSR şampiyonu olacak. Arkasında dev bir destek grubu var. Boonen’den Alaphilippe’e, Gilbert’den Trentin’e…

Boonen demişken… Hastalığı nedeniyle Omloop’dan çekilip Kuurne ve Strade Bianche’yi kaçırmak zorunda kaldı. MSR onun için bacaklarındaki eksik kilometreleri kapatmak için önemli olacak. Gözü, kulağı, her şeyi Paris-Roubaix’de. Burada kendini hırpalayacağını sanmıyorum.

Kristoff, 2015 sezonunda alev aldıktan sonra (314793 yarış galibiyetinin yanı sıra Ronde’yi kazandı) geçen yılı görece epey sönük geçirmişti. Bu sene de bir kıvılcım göremedik açıkçası. Yine de, Milan-San Remo’da işleri tersine çevirebilmesi mümkün. Çevirse iyi eder, zira Ronde ve Roubaix’de işi çok daha zor olacak.

En güvenilir bulduğum klasikçilerden biriydi Degenkolb.

Peter Sagan

Geçen yılın başında Alicante’de yaşanan korkunç kazaya kadar… Tekrar kazanmaya başladı başlamasına da, içimdeki “acaba”yı atabilmiş değilim. 2015’te MSR-PR dublesi yapmasını sağlayan keskinliğe ulaşabildiğini sanmıyorum. Ulaşabilecek mi, emin de değilim. Kuşkularım, podyum adaylarından biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor elbette. Beri yandan takımda Stuyven ve Felline gibi iki başaltı isim var. Cancellara bıraktı; ama Trek hala bahar döneminin en güçlü takımlarından.

 

Demare‘ın Paris-Nice’deki birinci etap performansı etkileyiciydi. Alaphilippe’in tüm pelotonu silkeleyen atağına cevap verebilen tek kişi olarak sprint gücüyle rakibini geçip rahatça etaba uzanmıştı. Bu demek oluyor ki, Sagan veya bir başkasının Cipressa yahut Poggio’da yapacağı ataklara ayak uydurabilir. Son şampiyon olarak yapması gereken de bu. Aynı başarıyı tekrarlaması çok zor görünse de, podyum civarında dolanması sürpriz olmayacak.

Hayır, Van Avermaet‘ı unutmadım. Bu sefer dalga da geçmeyeceğim. Ne haddime! Malumunuz, kendisi artık bir Olimpiyat şampiyonu. “Daimi ikinci” ünvanını da artık ardında bırakmışa benziyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Sagan’ı nasıl yeneceğini öğrendi. Öğrendi ve defaatle uyguluyor. Kendisini arka sıralara bırakmamın sebebi MSR’ye tam uymuyor oluşu. Ronde yazımı bekleyin hele…

Cumartesiye kadar kavgaya vs karışıp kolunu bacağını incitmez, yarış sprint finişine kalır ve sprint sırasında herhangi bir vukuata imza atmazsa Bouhanni‘nin de bir şansı olacak. En son güle oynaya Nokere-Koerse’yi kazandı. Ölçü müdür? Eh, pek değildir.

Fernando Gaviria

Matthews sezonu yine Paris-Nice’de açtı. Fakat bu yıl, geçtiğimiz 2 senenin aksine etap galibiyetinin uzağında kaldı. Formuna dair şüpheler var. Hoş, formunu yakalasa bile 2015’teki podyum derecesini tekrarlaması kolay olmayacaktı. Vücudunu yokuşlu etap sonralarına uygun şekle soktu ve artık elit sprinterlerle baş edebilecek top-speed’i üretemiyor. Geçtiğimiz seneki tahminlerimde ilk sıraya onu koymuştum (59. oldu). Bu yıl sırasını düşürdüm, bakalım ne yapacak?

Bahis siteleri 1’e 19 ile Cavendish‘i altıncı sıraya koyuyor. Niye öyle yapıyorlar, bilmiyorum. Adına hürmeten olsa gerek. Zira ben tam olarak o sebepten adını anıyorum. Poggio’yu görse bile, orada gelecek ataklara veya tempo artışlarına ayak uydurabileceğini sanmıyorum. Ha, “Tour’da ‘Bir etap kazanırsa öpüp başına koysun’ demiştin” derseniz ağzımı açmam.

Geçen yılın ikincisi taze UAE’li Swift, Paris-Nice’nin sürpriz etap galibi Colbrelli ve Lotto Soudal’dan rastgele seçeceğimiz herhangi bir bisikletçi; adlarını ilk 10’da görürsek şaşırmayacağımız diğer isimler. Son olarak bir kısa cümle de Orica’nın genç sprinterleri Ewan ve Cort için edeyim: İkisi de ilk kez MSR koşacaklar, dikkat etmekte fayda var.

 

* * * * *   Sagan

* * * *   Gaviria

* * *   Kristoff, Degenkolb, Demare

* *   Van Avermaet, Bouhanni, Matthews

*   Cavendish, Colbrelli, Swift, Felline, Stuyven, Bennett

Nedir Bu Velogames?

Velogames’i çoğunuz biliyor ve oynuyorsunuz. Yine de zaman zaman “Nedir abi bu?” sorusuyla karşılaşmıyor değiliz. Eh, hazır önümüzde Bahar Klasikleri oyunu var, konuya hakim olmayanlar için kısa bir tanıtım yazısı faydalı olur dedik…

Velogames nedir?

Velogames, bisikletçilerin gerçek yarış performanslarının baz alınıp puanlandığı bir fantasy bisiklet oyunu. http://www.velogames.com adresinden siteye üye olarak oyunu oynamak mümkün.

Hangi yarışlar için oyun açılıyor?

Büyük turlar, bazı haftalık turlar ve Bahar Klasikleri için oyun açılıyor. Bahar klasikleri oyunu, Milan-San Remo ile başlayıp Liege-Bastogne-Liege ile biten süreçteki 11 yarışı kapsıyor.

Takım nasıl kuruluyor?

Her oyuncuya takım kurabilmesi için 100 kredi veriliyor. Bu 100 kredi ile; en düşüğü 4, en yükseği 22-28 arasında değişen 9 bisikletçi (Bahar Klasikleri’nde 12) seçmeniz gerekiyor. Büyük turlarda bu 9 isim; 2 all-rounder, 2 climber, 1 sprinte, 3 unclassed ve 1 wild card şeklinde kategorize edilmiş durumda. Haftalık turlarda herhangi bir sınırlama bulunmuyor.

Bisikletçi değiştirilebiliyor mu?

Bahar Klasikleri oyununda toplam 24 bisikletçi değiştirme hakkınız var. Diğer oyunlarda ne yazık ki böyle bir hak yok. Seçtiğiniz isim 3 haftalık turun 2. etabında yarış dışı kalırsa üzerine bir bardak soğuk su içmekten başka çareniz kalmıyor.

Puanlama nasıl yapılıyor?

Etap sonuçları, günlük genel klasman dereceleri, yarış sonu sıralamaları gibi çok sayıda başlığı içeren kapsamlı bir puanlama sistemi mevcut. Site üzerinden, farklı yarışlardaki farklı puanlama sistemlerine ulaşabilirsiniz.

Oyun kimlerle oynanıyor?

Lig açıp arkadaşlarınızı davet edebilir veya daha önce açılmış liglere katılarak daha çok oyuncu ile bir araya gelebilirsiniz. Bunun için, o lige ait kodu girmeniz gerekiyor. Twitter’da arama yaparak lig kodlarına ulaşmak mümkün. Birden fazla lige üye olabilirsiniz.

NOT: Bisikletta olarak, her oyun için Velogames ligi açmayı şiar edindik. Bekleriz…

Team Sky’ın TUE Muamması

Öncelikle TUE’nin ne olduğuyla başlamak gerekiyor… TUE, “therapeutic use exemption” kelimelerinin baş harflerinden müteşekkil bir spor/doping terimi. Türkçesi, “tedavi amaçlı kullanım istisnası”. Adından da anlaşılacağı üzere; yasaklı ilaçların özel izinle kullanımı, anlamına geliyor. Konunun merkezinde ise genellikle astım ilaçları yer alıyor. İçeriğinde bulunan terbutalin maddesi doping kapsamında sayıldığı için, astım hastası sporcuların bu ilaçları kullanımı, bazı prosedürlerin yerine getirilmesine bağlı. “Astımım var, o yüzden kullandım,” demek, anti-doping kurulları nezdinde hiçbir anlam ifade etmiyor yani.

Gelelim Sky mevzuuna… Tartışmaların fitilini ateşleyen olay, Fancy Bears adlı Rus hacker grubunun, 25 kadar sporcunun WADA’daki kayıtlarını sızdırmasıydı. Bu isimler arasında Bradley Wiggins de yer alıyordu ve raporlar, Wiggo’nun düzenli olarak TUE kapsamında yasaklı ilaçlara başvurduğunu gösteriyordu. (Britanyalı bisikletçinin astım hastası olduğunu belirtelim.)

gettyimages_451898978_670

Dave Brailsford

Daha sonra sahneye gazeteci Matt Lawton çıktı. Lawton, Daily Mail’de yayınlanan haberinde, 2011 Dauphine son etabından önce Wiggins’e gizemli bir paket ulaştırıldığından bahsediyordu. Paketi İngiltere’den Fransa’ya getiren isim eski British Cycling çalışanı Simon Cope (kendisi şu an Team Wiggins’te sportif direktör); teslim alan ise dönemin takım doktoru Richard Freeman idi… Sky cephesinde yaşanan uzun süreli sessizliği takım patronu Dave Brailsford bozdu ve pakette, Fluimucil adlı balgam atıcının olduğunu söyledi. Sorun şu ki, Fluimucil’e erişim oldukça kolaydı. Yarışın son etabından önce, İngiltere’den Fransa’ya getirme zahmetine değecek bir ilaç değildi.

Bütün off-season bu tartışmalarla geçip mevzu soğumaya başlamışken dün yeni gelişmeler yaşandı. Bu satırların yazılmasına neden olan gelişmeler…

bradley-wiggins-1

Bradley Wiggins

UKAD (Birleşik Krallık Anti-Doping Ajansı) başkanı Nicole Sapstead, yürüttükleri soruşturma sonucunda, gizemli paketin içeriğine dair hiçbir bilgiye ulaşamadıklarını açıkladı. Brailsford’un iddialarını destekleyecek veya çürütecek herhangi bir kanıt bulunmuyordu. Sebebi ise ilginç. Mevzubahis tıbbi raporları dijital ortamda saklayan Dr. Richard Freeman’ın bilgisayarı, 2014 yılında Yunanistan’a yaptığı seyahatte çalınmıştı ve başka hiçbir kayıt yoktu.

Soruşturma kapsamında, Sky ve British Cycling stoklarında haddinden fazla kortizon ilacı bulundurulduğu da saptanmış. Sapstead durumu şöyle açıklıyor: “Ya bir kişi çok sayıda kortizon kullanıyor, ya da yaygın bir kortizon kullanımı var.

Durum şimdilik bundan ibaret. Su git gide bulanırken, Ölüm Yıldızı’nın etrafındaki çember de daralıyor.

 

 

 

PS: Katkıları için Anıl Can Sedef’e teşekkürler.

 

Kaynakça:

  1. http://www.cnbc.com/2016/09/15/wada-says-hackers-released-another-batch-of-athlete-data.html
  2. http://www.dailymail.co.uk/sport/sportsnews/article-3825848/Sir-Bradley-Wiggins-Sir-Dave-Brailsford-package-delivered-Team-Sky-Sportsmail-investigation.html
  3. http://www.socratesdergi.com/Posts.aspx?PostID=10259
  4. http://www.cyclingweekly.co.uk/news/latest-news/investigation-finds-no-paper-trail-skys-jiffy-bag-317343?utm_source=Twitter&utm_medium=Social
  5. http://www.cyclingweekly.co.uk/news/latest-news/simon-cope-appears-parliamentary-committee-answer-questions-jiffy-bag-317329?utm_source=Twitter&utm_medium=Social

Ahmet Örken Sezona Formda Başladı, Sonrası?

Türkiye Bisiklet Turu 18 – 23 Nisan arası bu sefer World Tour takviminde kendine yer bulmuştu ancak malûmunuz bizim tur ertelendi. Sebebi konusuna hiç girmeyelim. Orası tam bir muamma. Torku Şekerspor ve Ahmet Örken normal şartlarda bu tarihlerde Türkiye Bisiklet Turu’na hazırlanıyor olur, bütçe çıkarsa yarış koşar, onun dışında da antrenmanlarını sürdürürdü. Bu sene ise durum biraz daha farklı. Örken’in programında ne gibi bir değişiklik olduğunu bilemiyoruz ama Torku Şekerspor, Fas’ta bir dizi yarışa katıldı.

Fas’taki bu 6 tek günlük yarışın da kategorisi 1.2 ve hepsi sprint yarışı. Aslında 6 farklı etaptan oluşan bir tur gibi gözükse de, hepsinin ayrı olarak, gün gün sonuçlanıyor. Örken attığı sprintlerle genel olarak ilk 5 potasında kalmayı başararak kürsüye yakın bir hafta geçirdi. Les Challenges de la Marche Verte – GP Al Massira yarışını da kazanmayı bildi. Torku Şekerspor’un Rus bisikletçisi Ivan Balykin de Les Challenges de la Marche Verte – GP Oued Eddahab yarışını kazanırken, kendini tüm yarışlarda podyuma yakın tutmak için çabaladı.

Ahmet Örken - Fas

Ahmet Örken’in, Fas yarışlarındaki dereceleri.

Fas’ın ardından Kuzey Kıbrıs’a geçen Torku Şekerspor, bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Kuzey Kıbrıs Bisiklet Turu’nda da takım olarak yer aldı. Ahmet Örken bu tura favori olarak geldi ve üzerine düşeni yaparak, 4 etabın 3’ünden zaferle ayrılırken, bir etabı da 3. bitirdi.

Buradan bakınca her şey çok gibi gözükse de bu yarışların bir ağırlığı yok. Ahmet Örken ise bundan çok daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahip (hâlâ). Bunun için geçmişinde kalan iki yol vardı. Birincisi Torku Şekerspor’un daha akılcı bir yönetim sayesinde Örken’i yükseltmesiydi. İkincisi ise Örken’in kendini dışarıdaki (ufak da olsa) bir takıma atarak, daha üst seviye bir rekabete girebilmesiydi. Şu an için maalesef ilkinin olması söz konu değil gibi. Türkiye Bisiklet Turu (Torku Şekerspor’un sadece özel izinle katılabilmesi gündemdeydi, yani katılacakları garanti değil)’nun ertelenmesi, belki de iptal olacak olması da olumsuz bir durum teşkil ediliyor. Örken’in sapağı kaçırdığı o ikinci yola dönme şansı hâlâ var. Her şey kendinde bitiyor.

Bol şans!

Emniyet Şeridinde Bisikletçi Öldürmenin Cezası Bir Miktar Para

Fransız tur bisikletçisi/gezgin Christian Jean Auguste Niaffe, Marmaris’te emniyet şeridinden ilerlerken bir otomobilin arkadan çarpması sonucu geçen sene Mayıs ayında yaşamını yitirmişti. Niaffe’nin son duruşması bugün sonuçlandı ve taksirle insan öldürme suçundan kazada asli ve tam kusurlu olarak yargılanan sanık N. K. 38.000 TL para cezasına çarptırıldı.

Sanık öncelerde 5 yıl hapis cezasıyla yargılansa da, sonralarında hem ceza indirimine uğradı, hem de hapis cezasının para cezasına çevrilmesiyle dava sonuçlandı.

4 yıl 2 aylık hapis cezası 38 bin TL‘lik para cezasına çevrilirken, suçlu kişinin bu parayı 24 taksitte ödeyebileceği belirtildi!

Yani arkadaşlar, bir miktar parayla yüzde yüz suçlu olsanız bile bir şekilde bu ülkede insanları öldürebiliyorsunuz…

 

Vuelta a Espana 2016 Değerlendirmesi

GENEL KLASMAN

Genel klasmanın Quintana ve Froome arasında geçeceğinin anlaşılmasıyla, gözler 19. etaptaki zamana karşıya çevrildi. Düğüm orada çözülecekti ve Quintana’nın bir şeyler yapması gerekiyordu. Movistar takım patronu Unzue ve Quintana, 3 dakikalık bir hedef belirlediler. Ancak bu şekilde Froome’un zamana karşıdaki avantajını bertaraf edebilirlerdi… Aradıkları fırsatı, tarihe geçecek 15. etapta buldular. Contador’un etabın başındaki atağına çok iyi bir refleksle karşılık veren Quintana, etap sonunda Froome’un 3 buçuk dakika önüne geçti. Şampiyonluk da orada geldi zaten. Vuelta’nın en güçlü ismi oydu ve en güçlü takımına sahipti. Tıpkı Tour’daki Sky ve Froome gibi.

csaumagw8auvdkw

Nairo Quintana

Froome, malum etapta Quintana’nın tekerini kaybetmese belki şu an Tour-Vuelta dublesinden bahsediyorduk. Tour’daki kadar etkin değildi. Olmasını da beklemiyorduk zaten. Daha ziyade, alışalageldik bir Froome performansı izledik. Birkaç etapta ataklara cevap vermediğini, yokuşları kendi temposuyla çıktığını gördük. Fakat ne zaman “Bitti,” desek, geri dönmesini bildi. Ve zorlanmasına rağmen, Quintana’nın dağlarda gösterdiği performansa sadece o ayak uydurabildi.

Yarış öncesi favorim Chaves‘di. Gerekçe olarak da diğer isimlere oranla daha taze olmasını göstermiştim. Kağıt üzerindeki bu avantajı, ne yazık ki yola yansımadı. Giro’dan beri dinlenen Quintana-Froome, Tour yorgunluğuyla Vuelta’ya gelen Chaves’di sanki. Son etapta, bitime 70 kilometre kala yaptığı atakla bir gün önce kaybettiği üçüncülüğü tekrar almasının cesurca olduğunu söylemeden geçmeyelim tabii. Böylece, hem bu sezonki ikinci podyumuna ulaştı, hem de tarihte 3. kez iki Kolombiyalının bir büyük tur podyumunda yer almasını sağladı. 4 aylık cezadan dönen Simon Yates, Orica adına ilk 10’da (altıncı) yer alan diğer isim oldu. Çok da güzel bir etap kazandı. Yates kardeşler parlamaya devam ediyor!

csaljomwyaagucc

Chris Froome

Contador‘la ilgili en doğru cümleyi Mihai Cazacu söyledi: “Hala bir büyük tur kazanabilir, şüphe yok. Ama Froome ve Quintana’yı yenebilir mi? Vuelta’dan sonra cevabım; hayır”. Pistolero’nun problemi, beşinci vitesini yitirmiş olması. Nairo, Froome gibi isimlere bir yere kadar cevap verebiliyor, daha sonra geride kalıyor. Kendi yaptığı ataklar da sonuç yaratmaktan uzak kalıyorlar. Yine de yarışa damga vuran isimlerden biriydi. Quintana’ya şampiyonluğu getiren etapta işaret fişeğini yakan o olmuştu. Ve son bir şey… Şampiyonluk dışındaki sonuçlarını umursamadığını biliyoruz; ama son gün Chaves’e yanıt vermeyip podyumu ikram etmesini pek anlamlandıramadım açıkçası.

Jonathan Vaughters’ın Talansky planı tutmuşa benziyor. Birleşik Amerikalı bisikletçi, kariyerinin en iyi büyük turunu koştu. Üç hafta boyunca pek ortalarda gözükmese de, beşinci sırada yer almayı başardı. Eh, kimse yarışı kasıp kavurmasını beklemiyordu zaten. Görevi buydu: Her etap mümkün olduğunca az fark yemek. Talansky’le beraber Cannondale’in bir diğer bisikletçisi Formolo da kendine ilk 10’da yer buldu. Berbat bir zamana karşıcı olmasa birkaç basamak yukarıda dahi bitirebilirdi. Geçen yıl Giro’da aldığı etaptan sonra pek ortalarda gözükmemişti. Kendini hatırlattığı iyi oldu.

Vuelta a Espana - Stage 21

Vuelta 2016

Yarış boyu çok sayıda kayıp yaşadık. Ben dahil çoğu kişinin gözünü diktiği Miguel Angel Lopez onlardan biri. Daha ilk etapta mekanik sorun yaşayarak yarışa kötü bir başlangıç yaptı. Ardından iki dişini kırmasına neden olan bir kaza yaptı ve yarışa devam edemedi. Edebilse en kötü ilk 5 yapmasını bekliyordum. Bir diğer podyum adayı Kruijswijk, organizasyonun devasa bir hatası sonucu, yol kenarında unutulan bir kaldırım babasına çarparak yarışa veda etti. Hoş, o ana kadar 3 dakika geriye düşmüştü bile. Bir de Samu Sanchez var. Kariyerinin son büyük turunda rahat bir ilk 10 çıkaracakken zamana karşı etabında düşerek Madrid’i göremedi. Etap sonrası hıçkıra hıçkıra ağlaması, bu Vuelta’nın en kalp kıran anlarından biriydi.

YEŞİL MAYO

Yarışı domine edecek sprinterlerin yokluğu, ucu açık etaplar izlememize olanak sağladı. Toplu sprintle biten 6 etapta 4 farklı kazanan gödük. 2 galibiyetle başlayıp yavaşlayan Meersman ve yavaş başlayıp 2 galibiyetle bitiren Magnus Cort, dar sprint kadrosunda öne çıkan isimler oldular. Kalan etapları Van Genechten ve Jempy Drucker kazanırken, kağıt üzerinde en güçlü sprinter gibi duran Arndt büyük hayal kırıklığı yaşadı. Yeşil mayoyu kazanan ise Fabio Felline oldu. Tam 5 etap podyumuyla beraber…

KISA KISA

Brambilla: 11. etaba kadar genel klasman mücadelesinin bir parçası olarak kalmayı başardı. Geriye düştükten sonra ise gözünü etap galibiyetine çevirdi ve kazanmakta hiç zorlanmadı. Giro’nun gözardı edilen kahramanlarından biriydi. Aynısını Vuelta’da da yaptı.

Gesink: Sakatlıklar, kalp hastalığı vs derken inişe geçen kariyerini tekrar canlandırdı. Üstelik kendini yeniden tanımlayarak. Genel klasmancı yerine etap yarışçısı olarak çok daha başarılı olacağını görmüştür. Bir etap kazandı, bir tanesinin de kıyısından döndü.

Fraile: Üstüste ikinci yıl Vuelta’da dağların kralı olmayı başardı. Son gün mayoyu kendisine ikram eden Ellisonde‘a ne kadar teşekkür etse azdır.

Calmejane: Direct Enegie’ye, tam 1497 gün sonra büyük tur etap galibiyeti getirdi. Adını anmak yeterli bir sebep.

Namibya’nın Twitter Fenomeni Olimpik Bisikletçisi: Dan Craven

 

Rio 2016 Olimpiyat Oyunları yol bisikleti bireysel zamana karşı yarışında altın madalyayı İsviçre’nin yol bisikleti efsanesi Fabian Cancellara kazandı ve kariyerinin sonuna, kendisine yaraşır bir imza attı. O yarışta çok ayrı bir hikâye daha vardı ki, o da Namibya adına yarışa son anda dâhil edilen ve standart bir yol bisikleti ile yarışıp, Türkiye adına yarışan Ahmet Örken’in arkasında sonuncu olan Dan Craven.01

Dan Craven, Namibya’da bisiklet denince akla ilk gelen isimlerden biriydi ama artık onu tanıyan çok daha fazla insan var. 1983 yılında Namibya’da doğan kahramanımızın dedesi Güney Afrika’da çok ünlü bir rugby oyuncusu, koçu, eğitimcisi ve yöneticisi Daniël Hartman Craven. Aile kökleri ise elmas ticareti için Afrika’nın güney ucuna gelen İngiliz bir aileye dayanıyor. Üniversite eğitimi için Güney Afrika’ya giden Craven, önceleri triatlet olmak istiyor. İlk senesinde sadece bir kere havuza giriyor. Koşmayı da pek sevmediğini fark eden Craven, bisiklet üzerinden inmemeye başlıyor ve kariyeri yön değiştiriyor. Craven’in tam anlamıyla kendini bulduğu yer ise, üniversitenin bisiklet kulübü. Bisiklet keyfinin yanında Politika, Felsefe ve Ekonomi (PPE) eğitimini de derece ile tamamlıyor. İlginç bir dizi bağlantı ile kendini İsviçre’de profesyonel bir bisiklet kulübünün dört haftalık deneme kampına katılıyor ve gösterdiği gayret, bisiklet kariyerindeki ilk iki yılını Avrupa’da geçirmesini sağlıyor. Bu iki yıllık dönemde, Afrika kıtasında elde ettiği başarılar yolunu İngilitere’ye düşürüyor ve geçirdiği üç senenin (1 yıl Team IG-Sigma Sport, 2 yıl Rapha Condor) ardından, kısa süreli Azerbaycan ve Almanya macerasını yaşıyor. Daha sonra yeni ismi Direct Energie olan Team Europcar ile sözleşme imzalıyor ve Pro Continental seviyesini görüyor. Dan’in Team Europcar kariyeri, üç büyük turdan biri olan Vuelta a Espana’ya dahi katılmasını sağlasa da, genel klasmanda ancak 140. sırada kendine yer bulabiliyor. O da çoğu bisiklet sporcusu gibi Girona-İspanya’ya yerleşiyor ve Girona’nın tanıtımda görev alıyor. Hatta bisikletli tur rehberliği bile yapıyor. Kariyerinin başlangıcında Rapha Condor için sürmesi ve doğal karizması sayesinde bir süre Rapha mankenliği görevini de üstleniyor. Uluslararası düzeyde özellikle Afrika bisikletinde birçok birinciliği ve başarısı olan Craven, kariyerini İsrail’de Cycling Academy Team’de daha çok genç sporculara akıl hocalığı ve eğitmenlik yaparak devam ettiriyor.

02-rapha

Kahramanımızı ünlü yapan şey ise, 9 Ağustos’ta Rio Olimpiyatları’nda koşulan erkekler yol bireysel zamana karşı yarışı oldu. Namibya’yı sadece erkekler yol yarışında temsil etmek için gelen Craven, Rio’daki Olimpiyat parkurunu tamamlayamaz ve Olimpiyat yetkilileri tarafından bireysel zamana karşı yarışına katılma hakkı olduğu bildirilir. Kısa bir tereddütten sonra aynı Türkiye adına Ahmet Örken’in yaptığı gibi ülkesinin bayrağını dalgalandırmak için yarışa katılır ama sorun şudur ki, kendisinin zamana karşı bisikleti ve zamana karşının olmazsa olmazları aerodinamik ekipmanları yoktur. “Duyduğum bir istatistiğe göre, her 12 turist için Namibya’da yeni bir iş kolu açılıyormuş” diyor ve ülkesinin adı geçtiğinde merak edip Google’lanmasının ve ne kadar güzel bir ülke olduğunun görülmesini istiyor. Çok yönlü ve farklı kişiliği ile ülkesinin tanıtımı için elinden geleni yaptığı kesin ama salı günkü yarışta asıl gündeme oturan şey, yarış esnasında Twitter hesabından atılan tweet’ler. Özellikle aerodinamik olmayan ekipmanı ve aerodinami düşmanı sakallarıyla ilgili tweetleri kendisi yarışırken epey dikkat çekti. Hatta bir tweet’te, sihirli sakalının o yarışırken tweet atabildiğini söyledi. Daha sonra tweet’leri atanın kız arkadaşı Collyn Ahart olduğu anlaşıldı ama tweet’er esprili görsellerle devam etti. Uzun lafın kısası, Namibyalı bir bisikletçi Olimpiyatlar’da sonuncu oldu olmasına ama yarışa uygun olmayan ekipmanları, sosyal medyadaki şakaları ve çıkan haberlerle hem ülkesini tanıttı hem de kendinden bir hâyli söz ettirdi. Bizlere sporcuların sosyal medyada aktif olmasının, iletişim ve etkileşim kurmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı (Sosyal medya hesapları olmayan bir sürü sporcumuz, hatta organizasyonlarımız var). 2016 Rio Olimpiyatları yol bisikleti erkekler zamana karşı yarışında Fabian Cancellara ile birlikte hatırlanacak bir isim daha var ki, o da Dan Craven. En azından benim için. Ya sizin için?

Yazar: Onat Güngör

 

 

Kaynaklar:

http://www.procyclingstats.com/rider/Dan_Craven

http://lifedge.co.uk/introducing-dan-craven-part-1/

http://pages.rapha.cc/stories/girona-dan-craven

http://apartmentsandvillascostabrava.com/blog/why-girona-makes-the-perfect-base-for-cyclist-dan-craven-b1173.aspx

http://velonews.competitor.com/2016/08/news/dan-nam-accidental-time-trial_417779

http://www.cyclingweekly.co.uk/news/racing/olympics/secret-revealed-dan-craven-managed-tweet-olympic-road-race-272358

http://www.cnet.com/news/olympic-cyclist-live-tweets-his-whole-race/

https://twitter.com/berkemceylan/status/763362485156061184

 

Fotoğraflar:

1. ve 3. fotoğraf: Rapha http://pages.rapha.cc/stories/girona-dan-craven

2. fotoğraf: https://ssl.gstatic.com/onebox/media/olympics/photos/o16/live/RIOEC8A10XVDW_768x432.JPG

 

Not: Dan Craven’ın Rio 2016 Olimpiyatları’nda giydiği Namibya mayosu da Rapha tarafından tasarlanmıştır.

 

Vuelta a Espana 2016’ya Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Chaves, ilk büyük çıkışını geçen yıl Vuelta’da yapmıştı. Genel klasman beşinciliğini 2 etap galibiyeti ile süsleyen Kolombiyalı, daha fazlası için tekrar İspanya’da. Bunu gerçekleştirebilecek kudrete sahip olduğunu Giro’da gösterdi… Pek de uzun olmayan favoriler listesinde, -Kruijswijk’la beraber- en taze isim o.  Parkur ona cuk oturuyor. Yarışın TTT ile başlaması da onun yararına. Tıpkı geçen yıl Aru’nun yaptığı gibi, Tour yorgunu isimlerin arasından sıyrılarak yarışı kazanmasını bekliyorum. En büyük dezavantajı, 19. etaptaki düz zamana karşı. Bu, onu dağlarda daha aktif olmaya zorlayacak. Ve atlamayalım, artık mimli isimlerden biri… 4 aylık cezadan dönen Simon Yates de Orica kadrosunda.

27 August 2015 70th Vuelta a Espana Stage 06 : Cordoba - Sierra de Cazorla CHAVES Johan Esteban (COL) Orica - GreenEDGE, Maillot Rojo Photo : Yuzuru SUNADA

Esteban Chaves

En taze isim Chaves ise, en aç olanı Contador. Bütün sezon Tour için çalışıp daha ilk haftada abandone olduktan sonra sezonu kurtarmak için ülkesine dönüyor. Eh, Vuelta biraz da bunun için var. 2014’te de benzeri bir senaryonun kahramanı olmuş, Paris’i göremediği Tour’un akabinde gelip Vuelta’da zafere ulaşmıştı. Formunun yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Vuelta’ya hazırlık yarışlarından biri olan Burgos’ta genel klasmanı kazanmayı başardı… El Pistolero’nun, sezonu kurtarmak dışında tarihsel hedefleri de var. Kazanırsa, 4. şampiyonluk ile Vuelta’yı en çok kazanan 2 isimden biri olacak (Diğeri Roberto Heras). Aynı zamanda 8 Grand Tour galibiyetiyle tüm zamanlar listesinde Anquetil’le üçüncülüğü paylaşacak.

Alberto Contador

Alberto Contador

Froome‘un geçen yıl Vuelta’ya gitmesi spontan bir karardı. Tour şampiyonu olarak İspanya’da şovun bir parçası olmak istemişti. Bu sene ise daha planlı bir tercih yapmışa benziyor. Açık ki, 1978’ten bu yana gerçekleştirilemeyen Tour-Vuelta dublesini istiyor. Vuelta’ya yabancı bir isim değil üstelik. 2011 ve 2014’te podyumun ikinci basamağındaydı. Nitekim kendisi de İspanya Turu’yla yarım kalan bir hesabı olduğunu söylüyor. Tarihle arasındaki en büyük engel ise bedeni. Tour’dan sonra fazla dinlenme imkanı bulamadı. Olimpiyat yol yarışında kendini fazla zorlamadı belki; ama zamana karşı epey bir enerjisini götürdü. Biriken bu yorgunluk, üçüncü haftada Froome’u düşürebilir. Aktif dinlenmeyle geçirebileceği fazla etap da yok.

Sonuçtan bağımsız, Tour’un en büyük hayal kırıklığı Quintana‘ydı muhtemelen. Podyuma çıkmayı başardı başarmasına da, üç hafta boyunca neredeyse tek bir atak dahi yapamadı. Kendisi de vaziyetin farkında olacak, Vuelta’ya kendini ‘ispata’ geliyor. Kazanabileceğini sanmıyorum. Podyuma çıkmakta dahi zorlanabilir; lakin çok daha aktif olacağı kesin… Ve yine Valverde. Her “Ön Bakış” yazısında adını anmaktan gına geldi. Ben yoruldum; ama o bir türlü yorulmuyor. Giro’da üçüncü, Tour’da altıncı oldu ve şimdi gözünü Vuelta’ya dikmiş durumda. Kendi iyiliği için, umarım iyi bir performans gösteremez.

Chris Froome

Chris Froome

Bu isme dikkat: Miguel Angel Lopez.  Kendisi, Kolombiya bisiklet fabrikasının son ürünü. Henüz 22 yaşında, profesyonel pelotondaki 2. yılını geçiriyor ve ilk büyük turuna çıkacak. Buna rağmen Astana’nın lideri olarak genel klasmanda yukarıları hedefliyor. Çaylak duvarına çarpmazsa yarışı podyuma yakın bir yerde bitireceğini düşünüyorum. Yanında; Scarponi, Cataldo ve LL Sanchez gibi veteran domestikler var. İsviçre Turu’ndaki göz alıcı performansı beni yanıltmıyordur umarım. Ve laf aramızda, Chaves ile beraber Velogames’teki banko adamım.

Kruijswijk (Adını ezbere yazabiliyorum), bu Giro’nun en kalp kıran anlarından birinin kahramanıydı. Şampiyonluk için gün sayarken, 18. etapta kar duvarına toslayıp podyum dışı kalmıştı. Hollandalı, yaralarını sarıp yeni bir meydan okumaya girişecek. Giro’daki kadar etkili olmasını beklemiyorum açıkçası. İlk beş ideal bir hedef gibi duruyor. E daha ne olsun?.. Neredeyse adını unuttuğumuz Gesink de kadroda. Kalp problemlerini tamamen ardında bırakmışa benziyor. İki Hollandalı bir dereden nasıl su içecek, içebilecek mi; göreceğiz.

Nairo Quintana

Nairo Quintana

Tour’u son anda pas geçip gözünü Vuelta’ya diken Talansky, katıldığı son iki büyük turda ilk 10 yapan Meintjes, BMC’nin lider duo’su Samu SanchezVan Garderen ve ilk büyük turunu koşacak potansiyelli Fransız Latour; genel klasman mücadelesi verecek diğer isimler. Brambilla, Barguil ve De Clerq gibi kağıt üzerinde ilk 10’u zorlayacak; ama fırsat bulduklarında etaba gitmeleri daha olası bisikletçileri de atlamayalım. Özellikle Brambilla’dan çok şey bekliyorum.

 

SPRİNT MAYOSU

Vuelta hiçbir zaman sprinterlere göz kırpmadı; ama bu kadar zayıf bir kadro da hiç bir araya gelmemişti. Arndt, Meersman, Drucker, Sbaragli, Rojas, Bonifazio ve Cort, bir avuç sprint etabında galibiyet için çarpışacaklar. Güçlü trenlerin olmayışı, 1-2 kaçış sürprizine neden olabilir. Yeşil mayoyu ise genel klasman iddialılarından birinin kazanacağını düşünüyorum.

 

DİĞERLERİ

Tüm mesele genel klasmancılar ve sprinterlerden ibaret değil elbette. Gilbert, Kwiatkowski, Gerrans gibi Ardenne klasikçilerine uygun çok sayıda etap var. Ha keza Dombrowski, Formolo, Geniez, Sicard, Machado gibi tırmanışçılar da kendi aralarında benzeri bir yarışın içine girecekler. Ve son olarak, Caja Rural. TUR’u domine eden takımdan 5 isim İspanya’da olacak. Bol bol kaçışa gireceklerinden kimsenin şüphesi olmasın.

 

* * * * *   –

* * * *   Chaves, Contador

* * *   Froome, Quintana

* *   Lopez, Kruijswijk

*   Talansky, Meintjes, Sanchez, Van Garderen, Latour