Paris-Roubaix 2018’e Ön Bakış

Quick-Step’te bu sene yarış kazanamayan neredeyse bir Stybar kaldı (Bu satırlar yazılırken Enric Mas, Bask Turu’nda etap galibiyetini kutluyordu). Üzerine yıllardır Paris-Roubaix’yi kazanmak için çabaladığını ve iki kez direkten döndüğünü ekleyin. Sıra her açıdan ona gelmiş görünüyor anlayacağınız. Takımın öncelikli planı Gilbert olacak muhtemelen; fakat günün sonunda ibrenin Stybar’a döneceğini düşünüyorum.

Okumaya devam et

Ronde van Vlaanderen 2018’e Ön Bakış

Flanders klasikleri için konuşuyorum (PR’yi içine katarak); aktif bisikletçiler arasında en iyisi Van Avermaet. Geçen yıl Paris-Roubaix’yi kazanıp kariyerindeki en büyük eksiği -bir monument galibiyeti- giderdi ve şimdi sırada Ronde var. Tek sorun, geçen seneki dominant performansının bir miktar uzağında oluşu. En iyi derecesi, E3’teki üçüncülük. Yine de, geçtiğimiz iki senede olduğu gibi ilk sıraya GvA’yı yazıyorum. Defalarca söyledim, tekrarlayacağım. Sagan’ın nasıl yenileceğini en iyi o biliyor. Okumaya devam et

Milan-San Remo 2018’e Ön Bakış

Vakit geldi. Omloop Het Nieuwsblad ve Kuurne-Brussels-Kuurne ile fiilen startını verdiğimiz Bahar Klasikleri dönemi, resmen başlıyor. İlk durağımız Milan-San Remo. Nam-ı diğer La Primavera. Sezonun ilk monument’ı ve en uzun (294 kilometre) yarışı…

Milan-San Remo’yu kazanmak için iki yol var. Ya alışıla geldiği üzere toplu sprintte en güçlü bacaklara sahip olmak. Ya da son 30 kilometrede çıkılan Cipressa ve Poggio ikilisinden birinde atak yapıp yarışı sprinterlerden çalmak. Tıpkı geçen sene olduğu gibi. Okumaya devam et

Tour de France 2017’ye Ön Bakış

PARKUR

Fransa Turu, duvar yıkıldıktan sonra ilk kez Almanya topraklarından (Düsseldorf) başlıyor. 1987 Berlin’den tam 30 yıl sonra… Lakin Düsseldorf’daki yolculuğumuz sadece 1,5 gün sürecek. 2. etapta şehirden çıkıp Liege’e uğradıktan sonra, 3. etapla beraber Lüksemburg üzerinden tur ana karasına ulaşacağız. Ardından ver elini güney…

Yarış parkuru bu sene sprinterlere epey bonkör davranıyor. Toplam 9 sprint, 5 orta dağlık ve 5 de yüksek dağlık etabımız [sadece 3’ü zirve finişi (La Planche des Belles Filles, Peyrahudes ve Izoard)] var. İlk gün ve Paris öncesi son günümüzde 2 tane de bireysel zamana karşı koşulacak. Fakat toplam uzunlukları 40 kilometreye dahi ulaşmıyor. Önceki senelere oranla sarı mayo için daha açık bir yarış olacağını söyleyerek favorilere geçelim.

Tour de France 2017

GENEL KLASMAN

Froome, üst üste üçüncü, toplamda dördüncü şampiyonluğunu arıyor. Aradığını bulursa, rekoru egale etmesine sadece bir adım kalacak. Fakat işi, geçtiğimiz senelerdeki kadar kolay değil. 2012’den bu yana en kötü yılını geçiriyor. Bırakın herhangi bir haftalık turda genel klasmanı, sezon boyunca tek bir etap galibiyeti dahi alamadı. Her daim harikalar yarattığı Dauphine’de bile -son gün- podyum dışı kaldı… Hazır olun, koca bir “ama” geliyor… Her şeye rağmen, destansı domestik kadrosunun da (G, Landa, Heano, Nieve, Kwiatkowski vb) etkisiyle çok az farkla önde olduğunu düşünüyorum. Sebebi hemen aşağıda.

Chris Froome

Porte, Dauphine şampiyonluğunu son gün kaybetse de yarışın en sağlam bacaklarından birine sahipti. Ki o bacaklar, 1 ay önce kendisine Tour de Romandie’yi kazandırmıştı. Açıkça söyleyebiliriz, ana favoriler içindeki en formda isim o. Fakat geçmişte de böyleydi ve Porte’un büyük turlar karnesine baktığımızda, en iyi derecesinin geçen seneki Tour beşinciliği olduğunu görüyoruz. Hal böyle olunca, Avustralyalı bisikletçiyi Paris sokaklarında sarı mayoyla turlarken hayal edemiyorum bir türlü. Kritik soru şu: Kötü bir gün geçirmeden veya başına bile bela gelmeden 3 haftayı tamamlayabilecek mi?.. Yakın olacak. Ama sanki yine olmayacak.

Quintana‘nın Giro-Tour dublesi hayalleri ilk ayakta suya düştü. Pasif sürüşü nedeniyle epey destekçi kaybetti üstelik. Yine de, sezonu kurtarmak için bir şansı daha var. Zamana karşı kilometrelerinin azlığı işine yarıyor. Yarış profilinin çok sert olmaması da bacaklarındaki Giro yorgunluğunu düşünürsek avantajına diyebiliriz. Yorgunluk demişken… Q, Giro’dan sonra hiçbir yarışa katılmadı. Bu nedenle formunun ne durumda olduğunu bilmiyoruz. La Plance des Belles Filles’de bitecek 5. etap önemli bir gösterge olacak. Yeni bir podyum ufukta görünüyor. Dileğimiz ise kaderine razı bir şekilde yarışmaması.

Valverde, bahar sezonun en iyisiydi. 3 tane haftalık tur kazandı, üstüne FL-LBL dublesi yaptı. Lakin hemen ardından 1,5 aylık bir tatile girdi ve dönüşü pek iyi olmadı. Defaatle Nairo için çalışacağını söylese de “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diyoruz. Hele söz konusu Valverde ise… Yalnız şöyle bir ikilem var: Valverde’nin Q’ya yardımı en çok genel klasmana yakınken mümkün. Ancak bu şekilde ikili oyun oynayabilirler. Hadi buyurun!

Aru, diz sakatlığı nedeniyle 3 ay yarşamadıktan sonra kendini çabuk toparladı. Dauphine’de beklentileri aşıp beşinci oldu, hemen ardından ise İtalya yol şampiyonluğunu kazandı. Herkes, 2015 formunu bulduğunu yazıp çiziyor. Ki o form, Aru’yu podyuma taşıyabilir. Yarıştaki en taze genel klasman iddialısı olduğunu da hatırlatalım… Takım beri yandan Fuglsang‘a sahip. Hem Aru’nun en büyük yardımcısı, hem de Astana’nın B planı olacak. Tüm enerjisini Dauphine’yi kazanmak için harcamadıysa kendine ilk 10’da bir yer edinebilir.

Richie Porte

Fransızların yarıştaki tek umudu Bardet. Geçen sene elde ettiği ikincilikten sonra bu sene zirve için kapışabileceğini söylemek isterdim; fakat Dauphine performansı pek iç açıcı değildi. İlk 5, onun için en ideal senaryo olacaktır. Bir etap galibiyeti de fena olmaz hani. AG2R’in onun için iyi bir takım getirdiğini söyleyebiliriz. Yaveri Latour, Frank ve Vuillermoz… Porte bile bu kadarına sahip değil.

Contador, ilk şampiyonluğunun 10. yılında, muhtemelen son Fransa Turu’na çıkıyor. Dauphine’de bir kez daha gördük ki; bacakları, aklından geçenleri yapmasına izin vermiyor. Birincilik dışındaki sonuçları umursamadığını, birinci olması için de pelotona uçak düşmesi gerektiğini bildiğimiz için neler yapacağından emin olamıyorum. Gerilerde bile kalsa, ki hayli olası, her halükarda yarışın hakkını vereceğinden emin olabiliriz.

Majka ilk kez Fansa’ya lider olarak geliyor. Daha önce hep Contador’un süper domestikliğini yapmıştı. Tabii bunu yaparken araya 2 polka dot mayo ve 3 etap galibiyeti sığdırmayı da ihmal etmedi. Formda olduğunu söyleyebiliriz. Kaliforniya’da ikinci oldu, Slovenya Turu’nu kazandı. İlk 5 için önemli bir aday olacağına şüphe yok… Takımın diğer kozu ise Dauphine’de harika işler yapan Buchmann. Geçtiğimiz yıllarda Majka’nın Contador’a yaptığını bu kez o Majka’ya yapmaya çalışacak. Gelecekte çok daha iddialı olacağını söylemek zor değil.

Nairo Quintana

Dan Martin hiçbir zaman tam anlamıyla bir genel klasmancı olmadı. Ama kendisine uygun parkur bulduğunda elinden gelenin en iyisini yapmaktan da geri durmadı. Bu yıl Tour, o parkurlardan birine sahip. Geçen yıl elde ettiği dokuzunculuğu geliştirmesi olası. Quick-Step’in Kittel etrafında kurulduğunu, Brambilla‘dan başka ona yardım edebilecek bir isim olmadığını ekleyelim. Gerçi kendisi pek domestiğe ihtiyaç duyan biri sayılmaz.

Dauphine’de iyi gözüken isimlerden biri de geçen yılın sekizincisi Meintjes‘di. Tekrar benzer bir dererece yapması muhtemel. Beyaz mayonun da Yates ile beraber en büyük iki favorisinden biri. Bana sorarsanız birincisi.

Orica’nın kağıt üzerindeki lideri Chaves gibi görünse de pratikte durum böyle olayacak. 4 aylık sakatlık molasınn ardından 3 haftalık turda mücadeleci olması pek kolay değil zira. Takım da bunun farkında olarak Giro öncesi Adam Yates‘i apar topar yarıştan çekip Fransa’ya sakladılar. Lakin onun da form durumu da epey dalgalı. Romandie’de galibiyeti kaçırdı, Dauphine’de ilk 10’u bile göremedi. Tour’da bunu başarabileceğini umuyor. Aksi halde beyaz mayonun uzağında kalacak.

Yeni takımı Bahrain-Merida ile iyi bir sezon geçiren Ion Izagirre ve Cannondale’in lider ikilisi UranTalansky; adlarını anmamız gereken diğer isimler. Ve Lotto Jumbo…. Roglic, Gesink, Bennett gibi sağlam tırmanışçılara sahipler. Ana hedefleri etap galibiyeti olsa da, bir şekilde ilk 15 içinde kendilerine yer bulabilirler.

 

YEŞİL MAYO

Sagan, Tour de France sahnesine çıktığı 2012’den bu yana her yıl yeşil mayoyu kazanmayı başardı. Önümüzdeki senelerde karşısına Gaviria çıkana kadar da kazanmaya devam edeceğe benziyor. 5 yıllık karnesine bakın: 7’si birincilik, toplam 34 podyum…

Peter Sagan

Sagan’a yaklaşması en muhtemel ismin Kittel olmasını bekliyorum. Tüm sprinterler grubu içinde tırmanış kabiliyeti en zayıf isim olsa da, kazanacağı 5+ etap ile sağlam puan toplayacaktır. Sahip olduğu takımdan bahsetmiyorum bile.

Taze Fransa şampiyonu Demare, tamamen onun üzerine kurulmuş bir takımla düşecek yollara. Tabii gözü yeşil mayodan çok etap galibiyet(ler)inde olacak. En az bir tanesini kazanamazsa yazık o trene.

Greipel, 2008 Giro’dan bu yana katıldığı her büyük turda etap almayı başardı. Seriyi sürdüreceğine şüphe yok. Onca sprint etabı içinde en az 1-2 tanesinden zaferle ayrılacaktır. Ayrılmalıdır.

Matthews, düz etaplarda saf sprinterlere karşı koyabilecek top speed’i üretemiyor. Başarılı olması için sonu eğimli Ardenne tandanslı etaplar lazım ve bu yarışta onlardan sadece iki tane var… Söylediklerim Colbrelli için de geçerli.

Cavendish mononükleoz teşhisi nedeniyle bir süredir yarışmıyordu. Tour’a katılıp katılmayacağı da son ana kadar belirsizdi. En büyük motivasyon kaynağı Eddie Merckx’i yakalamak olacak; ama işi hiç kolay değil. Şansı yaver giderse belki bir etap galibiyeti. (Geçen sene de aynı şeyi söylemiştim.)

Bouhanni, Goenewegen, Kristoff ve Degenkolb; etap galibiyeti için sprint atacak, bol bol podyum civarında dolaşacak diğer isimler. Son olarak; sezon sonunda Direct Energie’den ayrılacağını açıklayan Coquard‘ın, takım patronu Jean-René Bernaudeau tarafından Tour kadrosuna alınmadığını belirtelim.

 

POLKA DOT MAYO

4’ü HC, toplam 11 kategorize tırmanışın geçileceği 9. ve 17. etaplar, klasman için büyük önem taşıyor. Kaçış grubuna gitmesi muhtemel bu etaplarda toplanacak puanlar, sahiplerine büyük oranda dağların kralı mayosunun kapısını aralayacak. 

Akla gelen ilk isim, Pinot. Giro’da podyumu kıl payı kaçırdıktan sonra bu kez memleketinde görücüye çıkıyor. Fakat bu sefer hedefi genel klasman değil. Geçtiğimiz yıl bu klasmanda ikinci olan kaçış uzmanı De Gendt, bir diğer favori. Rolland‘ı da atlamamak lazım… Genel klasman için adını saydığımız; fakat yarıştan erken kopup gözünü buraya dikecekler de olacaktır elbet. Giro’da Landa’nın yaptığı gibi. Şimdiden kimlerin olabileceğini söylemek zor.

 

* * * * *   –

* * * *   Froome, Porte

* * *   Quintana, Aru

* *   Bardet, Majka, Contador, Valverde

*   Meintjes, Yates, Martin, Fuglsang  

Milan-San Remo 2017’ye Ön Bakış

Milan-San Remo son kez solo atakla kazanıldığında sene 2008, şampiyon Cancellara idi. Spartacus artık yok ve şu an pelotonda bunu başarmaya namzet yegane isim Sagan. Kupaya uzanan tek yol bu değil elbet. Hiç olmadı sprint kartı cebinde duruyor zaten. Yine de, atak denemesi kendisi için daha iyi olur görüşündeyim. Poggio’da yapacağı atak ve iniş performansıyla yaratacağı 15-20 saniyelik fark ona yetecektir. Tek başına kalamasa bile, bir iki favoriyi silkelese kafi… Paris-Nice’te Kristoff ve Degenkolb’u geçmeyi başaran Bennett, Bora-Hansgrohe’nin diğer ilk 10 kozu.

Yeni MSR Kupası

Gaviria, geçen yıl ‘acemiliğine’ yenik düşüp son kilometrede kaza yapmasa henüz ilk Milan-San Remo’sunda (ve ilk anıtsal klasiğinde) podyum görebilirdi. Anlaşıldı ki, 291 kilometrelik bir yarış ‘körpe’ bacakları için sorun değil. Bu yıl bir yaş daha olgun ve şimdiden kazanmaya hazır. Paris-Nice 6. etabı onun için tam bir kostümlü prova oldu. Yapması gerekeni biliyor: Sagan’ın tekerine yapışmak. Başarırsa, Eddy Merckx’ten sonraki en genç MSR şampiyonu olacak. Arkasında dev bir destek grubu var. Boonen’den Alaphilippe’e, Gilbert’den Trentin’e…

Boonen demişken… Hastalığı nedeniyle Omloop’dan çekilip Kuurne ve Strade Bianche’yi kaçırmak zorunda kaldı. MSR onun için bacaklarındaki eksik kilometreleri kapatmak için önemli olacak. Gözü, kulağı, her şeyi Paris-Roubaix’de. Burada kendini hırpalayacağını sanmıyorum.

Kristoff, 2015 sezonunda alev aldıktan sonra (314793 yarış galibiyetinin yanı sıra Ronde’yi kazandı) geçen yılı görece epey sönük geçirmişti. Bu sene de bir kıvılcım göremedik açıkçası. Yine de, Milan-San Remo’da işleri tersine çevirebilmesi mümkün. Çevirse iyi eder, zira Ronde ve Roubaix’de işi çok daha zor olacak.

En güvenilir bulduğum klasikçilerden biriydi Degenkolb.

Peter Sagan

Geçen yılın başında Alicante’de yaşanan korkunç kazaya kadar… Tekrar kazanmaya başladı başlamasına da, içimdeki “acaba”yı atabilmiş değilim. 2015’te MSR-PR dublesi yapmasını sağlayan keskinliğe ulaşabildiğini sanmıyorum. Ulaşabilecek mi, emin de değilim. Kuşkularım, podyum adaylarından biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor elbette. Beri yandan takımda Stuyven ve Felline gibi iki başaltı isim var. Cancellara bıraktı; ama Trek hala bahar döneminin en güçlü takımlarından.

 

Demare‘ın Paris-Nice’deki birinci etap performansı etkileyiciydi. Alaphilippe’in tüm pelotonu silkeleyen atağına cevap verebilen tek kişi olarak sprint gücüyle rakibini geçip rahatça etaba uzanmıştı. Bu demek oluyor ki, Sagan veya bir başkasının Cipressa yahut Poggio’da yapacağı ataklara ayak uydurabilir. Son şampiyon olarak yapması gereken de bu. Aynı başarıyı tekrarlaması çok zor görünse de, podyum civarında dolanması sürpriz olmayacak.

Hayır, Van Avermaet‘ı unutmadım. Bu sefer dalga da geçmeyeceğim. Ne haddime! Malumunuz, kendisi artık bir Olimpiyat şampiyonu. “Daimi ikinci” ünvanını da artık ardında bırakmışa benziyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Sagan’ı nasıl yeneceğini öğrendi. Öğrendi ve defaatle uyguluyor. Kendisini arka sıralara bırakmamın sebebi MSR’ye tam uymuyor oluşu. Ronde yazımı bekleyin hele…

Cumartesiye kadar kavgaya vs karışıp kolunu bacağını incitmez, yarış sprint finişine kalır ve sprint sırasında herhangi bir vukuata imza atmazsa Bouhanni‘nin de bir şansı olacak. En son güle oynaya Nokere-Koerse’yi kazandı. Ölçü müdür? Eh, pek değildir.

Fernando Gaviria

Matthews sezonu yine Paris-Nice’de açtı. Fakat bu yıl, geçtiğimiz 2 senenin aksine etap galibiyetinin uzağında kaldı. Formuna dair şüpheler var. Hoş, formunu yakalasa bile 2015’teki podyum derecesini tekrarlaması kolay olmayacaktı. Vücudunu yokuşlu etap sonralarına uygun şekle soktu ve artık elit sprinterlerle baş edebilecek top-speed’i üretemiyor. Geçtiğimiz seneki tahminlerimde ilk sıraya onu koymuştum (59. oldu). Bu yıl sırasını düşürdüm, bakalım ne yapacak?

Bahis siteleri 1’e 19 ile Cavendish‘i altıncı sıraya koyuyor. Niye öyle yapıyorlar, bilmiyorum. Adına hürmeten olsa gerek. Zira ben tam olarak o sebepten adını anıyorum. Poggio’yu görse bile, orada gelecek ataklara veya tempo artışlarına ayak uydurabileceğini sanmıyorum. Ha, “Tour’da ‘Bir etap kazanırsa öpüp başına koysun’ demiştin” derseniz ağzımı açmam.

Geçen yılın ikincisi taze UAE’li Swift, Paris-Nice’nin sürpriz etap galibi Colbrelli ve Lotto Soudal’dan rastgele seçeceğimiz herhangi bir bisikletçi; adlarını ilk 10’da görürsek şaşırmayacağımız diğer isimler. Son olarak bir kısa cümle de Orica’nın genç sprinterleri Ewan ve Cort için edeyim: İkisi de ilk kez MSR koşacaklar, dikkat etmekte fayda var.

 

* * * * *   Sagan

* * * *   Gaviria

* * *   Kristoff, Degenkolb, Demare

* *   Van Avermaet, Bouhanni, Matthews

*   Cavendish, Colbrelli, Swift, Felline, Stuyven, Bennett

Tour de France 2016 Değerlendirmesi

Paris - France - wielrennen - cycling - radsport - cyclisme - Romain Bardet (FRA-AG2R-La Mondiale) - Christopher - Chris Froome (Norway / Team Sky) - Nairo Quintana (COL-Movistar) pictured during stage 21 of the 2016 Tour de France from Chantilly to Paris, 113.00 km - photo Cor Vos © 2016

Romain Bardet – Chris Froome – Nairo Quintana

Bir Oscar geleneğidir. Uykusuz kalınan o uzun gecenin sabahında, törenin ne kadar sıkıcı geçtiğini söyler, sonra ertesi yılı iple çekeriz. Fransa Turu bana o hissi vermeye başladı. Özellikle bu sene. Bunu sadece Froome/Sky dominasyonuyla açıklayamayız. Mesele daha ziyade diğer bisikletçilerin yenilgiyi kabullenmişlikleri. İş öyle bir noktaya geldi ki, kendi aralarındaki podyum yarışında dahi göz doyurur bir mücadele görmedik. Mollema ve Dan Martin gibi atak yapmaktan geri durmayan isimler ise sonucu değiştirmeye muktedir değillerdi. Tabii bu konuştuklarımız genel klasman mücadelesi için geçerli. Bol bol kaçış galibiyeti izlediğimiz yarışta, heyecan duymamızı sağlayan bir dolu isim oldu. Hepsine sırayla geleceğiz. Ama önce şampiyon…

Cycling: 103th Tour de France 2016 / Stage 21 Illustration /Christopher FROOME (GBR) Yellow Leader Jersey/ PARIS City / Landscape / Peloton / Arc De Triomphe / Chantilly - Paris Champs-Elysees (113Km)/ TDF / © Tim De Waele

Tour de France 2016

GENEL KLASMAN

Froome, 8. ve 11. etaplardaki sürpriz ataklarıyla elde ettiği farkları, zamana karşılarla maksimize ederek Tour’u kazanmayı bildi. Ve bunu yaparken hiç zorlanmadı. Önceki zaferlerine oranla daha meşakatli bir yol izlemesini bekliyorduk oysa. Yanılmamıza sebep, başta Quintana olmak üzere, kağıt üzerindeki tüm rakiplerinin bu denli pasif kalmaları oldu. Düşünün; koca Tour boyunca dağlarda tek bir ciddi atak karşılamak zorunda dahi kalmadı. Tek yapması gereken, takım arkadaşlarının muhafazası altında pedal çevirmeye devam etmekti. Ki o takım arkadaşları, Froome’a şampiyonluğu getiren en önemli faktördü. En çok da Wout Poels.

Saint-Gervais - France - wielrennen - cycling - radsport - cyclisme - Wout Poels (NED-Team Sky) - Christopher Froome (GBR-Team Sky) pictured during stage 19 of the 2016 Tour de France from Albertville to Saint-Gervais, 146.00 km - photo JdM/PN/Cor Vos © 2016

Chris Froome – Wout Poels

Froome böylelikle 3. Tour şampiyonluğuyla Greg LeMond, Lousion Bobet ve Philippe Thys gibi efsaneleri yakaladı. Beri yandan, Migel Indurain’den bu yana yarışı üst üste kazanan ilk isim oldu. Sky açısından bakarsak, son 5 yılda 4 galibiyet görüyoruz. Bugünden bakınca, en az 1-2 sene daha bu dominasyonun sürmesi olası gibi. Froome heybesini başka başarılarla doldurmak adına hedef değiştirmezse tabii.

19. etaba kadar Fransızların henüz bir etap galibiyeti yoktu. 19. etaptan sonra ise yeni bir kahramanları oldu. Froome’un yağmurda kayıp düşmesine reaksiyon verebilen tek isim olan Bardet, akıllıca bir atakla ülkesinin 17 yıllık etap galibiyeti serisini sürdürüp kendini genel klasmanda ikinciliğine attı. “En iyi Fransız kim?” sorusuna da bu sene için cevap bulmuş olduk böylelikle. Pinot’nun tavanının daha yüksekte görsem de, istikrarı Bardet’yi bir adım öne çıkarıyor. Ah, bir de bu kadar kötü bir zamana karşıcı olmasa…

Bugün Quintana‘dan “hayal kırıklığı” diye bahsediliyorsa, bize alıştırdıklarından dolayıdır. 26 yaşında 3. Tour podyumuna ulaşan biri için bu yakıştırma fazla ağır yoksa… Froome’u alt etmesi en başından beri pek mümkün durmyordu; ama ondan beklentimiz atak olmasıydı. “Ha bugün ha yarın” derken koca Tour geldi geçti; ama “o atağı” hiç göremedik. Kaderine de, üçüncülüğü de razı geldi. Şaşırtıcı şekilde, takımından umduğu desteği de alamadı Kolombiyalı. (Bu cümleyi Giro’da da kurmuştum.) Ve yine şaşırtıcı şekilde, en büyük yardımcısı Valverde‘ydi. Zaman zaman içindeki ateşi bastıramayıp Quintana’yı yalnız bıraktı; ama olacak o kadar. Kırk yıllık ego, bir anda süper domestik olmayı kaldıramıyor. Tüm bu işleri yaparken yarışı 6. sırada bitirdiğini söylemeden geçmeyelim. Daha iki ay evvel Giro’da podyum yaptı bu adam.

Peter Sagan

Peter Sagan

Tour’un yıldızlarından biri Adam Yates‘ti. Henüz 23 yaşında, ikinci Fransa Turu’nda podyumun eşiğinden döndü. Ve bu sayede rahatça beyaz mayonun sahibi oldu. 19. etapta pelotondan düşmemek için harcadığı çaba bile başlı başına alkışı hak ediyor. Bir gün Tour’u kazanabilir mi, emin değilim. En azından bu zamana karşısıyla zor. Lakin bu başarı tesadüf değil ve uzun yıllar onu zirveye oynarken göreceğimize eminim. 2014 Türkiye Turu’nda çıplak gözle izleyebildiğimiz için çok şanslıyız.

İkinci etapta lastik patlatıp 2 dakikaya yakın fark yemese, şu an Porte‘un Tour podyumundan, Sky boyunduruğundan kurtulup nasıl kendini bulduğundan bahsediyor olacaktık. Veya fark yaratması beklenen 13. etaptaki zamana karşıda Quintana’yla aynı dereceyi yapmasa. Hikaye Avustralyalı’nın istediği gibi gelişmedi; ama hala olumlu konuşabiliriz. En azından pes etmedi ve 31 yaşında büyük turlardaki kariyer zirvesini gördü. Üstelik pes etmeye en meyyal isim o iken… Van Garderen cephesinde ise değişen bir şey yok. Yarış boyu ilk 10 içinde seyrettikten sonra 17. etapta kontak kapatıp kendini 29. sırada buldu. Ben daha ne diyeyim?

Genel klasmandaki yerlerine bakmayın, Dan Martin ve Bauke Mollema bu Tour’un yüz aklarından. Kimse kılını kıpırdatmaya yanaşmazken, onların aklında hep atak vardı. Martin yine şanslı. Her ne kadar çok istediği etap galibiyeti gelmese de yarışı ilk 10’da bitirmeyi başardı. Genel klasmancı olmayan biri için harika bir sonuç. Fakat aynı şeyleri Mollema için söyleyemiyoruz. Bütün yarışı ilk 3’te götürdükten sonra 19. etapta yaptığı 1,5 kazanın ardından gerilere düştü, üzdü. Giro’da Kruijswijk, Tour’da Mollema… Hollandalılar 2016’yı pek iyi hatırlamayacaklar.

epa05439447 Tinkoff team rider Rafal Majka of Poland celebrates on the podium wearing the best climber polka-dot jersey of the 103rd edition of the Tour de France cycling race over 113Km between Chantilly and Paris Champs-Elysees, France, 24 July 2016. EPA/IAN LANGSDON Dostawca: PAP/EPA.

Rafal Majka

Uzun bir hayal kırıklıkları listemiz var. “Paris’i göremeyecek” kehanetimi gerçeğe dönüştüren Contador listenin başında yer alsa da, beni asıl şaşırtan Pinot oldu. Önce genel klasman mücadelesinden, daha sonra yarıştan koptu. Froome ve Quintana’nın yanındaki boş podyum basamağında onun olmasını bekliyordum oysa. Onların hemen ardından Aru geliyor. Dauphine’de verdiği olumsuz sinyalleri doğru algılamışız. Yine de bu kadar kötü olacağını tahmin etmemiştim. Kendine ilk 10’da dahi yer bulamadı. Ve Barguil… Her tırmanışta, geriye düşerken gördüğümüz ilk isim oydu. Son gün kaçışa girmeye çalıştı; ama orada bile grupla beraber kalmayı başaramadı. İsviçre Turu’nda izlediğimiz Barguil başka bir bisikletçiydi galiba.

SPRİNT MAYOSU

Sevin ya da sevmeyin, Sagan‘a kayıtsız kalmak mümkün değil. Şu an bisikletin bir numaralı yıldızı o. Ne Froome, ne başkası… Kariyerinin en iyi yılını, en iyi Fransa Turu’yla taçlandırdı. 3 etap kazandı, 8 kez podyum, 10 kez ilk 10 yaptı. Dağlık etapların bir kısmında kaçışlara girdiğini de düşünürsek, yarışın üçte ikisinde o vardı. Ve haliyle 5. kez üst üste yeşil mayoyu kazandı. Üstelik rekor puanla, en yakın rakibinin puanını ikiye katlayarak… Erik Zabel’in rekoruna artık 1 var.

3658466E00000578-3698281-Cavendish_claimed_victories_at_Utah_Beach_Angers_Montauban_and_V-a-40_1468963169693

Mark Cavendish

Sagan bildiğimiz gibiyse, Cavendish eskiden hatırladığımız gibi. “Bir etap alsa mutlu olur,” diyordum,  4 etap kazandı. Huşu içinde yarıştan ayrılmasa muhtemelen Champs-Elysees’de de o galip gelecekti. Yıllardan sonra, “Artık bitti,” denirken krallığını geri kazandı. Kaiyerinde ilk kez sarı mayo taşıdığını da unutmayalım.

Giro’da toplam 7 etap kazanan GreipelKittel ikisili, Tour’da Cavendish’in şovu çalmasına engel olamadılar. Birer etap galibiyeti ikisini de kesmeyecektir muhtemelen. Champs-Elysees’de gelen üst üste ikinci zafer Greipel için önemli yine de. Yarışa kötü başlayan Matthews, sonunu iyi getirdi. Yarışın en keyifli günlerinden biri olan 10. etapta kaçışa girerek nefis bir etap kazandı. Yalnız bir kez daha gördük ki Matthews artık bir sprinter değil. Coquard ve Kristoff ise çok çabalamarına rağmen yarışı etap kazanamadan bitirdiler. İki de yeni keşfimiz var: Daniel McLay ve Sondre Holst Enger.

TIRMANIŞ MAYOSU

Majka; 2014 yılında genel klasman mücadelesi verdiği Giro’nun ardından Contador’a yardım için Tour’a gelmiş, liderinin yarışı terketmesiyle önü açılıp polka dot mayoya uzanmıştı. Sene 2016. Majka; genel klasman mücadelesi verdiği Giro’nun ardından Contador’a yaprdım için Tour’a geldi ve liderinin yarışı terketmesiyle önü açılıp polka dot mayoyu kazandı. Saygılar.

Mayonun diğer iddialı ismi Thomas de Gendt‘ti. Kaçışa girdiği gün sayısı belki Majka’dan da fazlaydı; ama 18. etapta gruba katılmayı başaramayınca dağların krallığı a uçup gitti. Yine de çok kıymetli bir Mont Ventoux zaferi elde ettiğini unutmayalım. Etapta yaşanan kaos, galibiyetini gölgeledi ne yazık ki.

* * *

Son hafta yaptıklarıyla (1 etap galibiyeti, 2 de ikincilik) kendine hayran bırakan Pantano, Sagan’la beraber jenerasyonunun bir diğer yetenek fıçısı olan Alaphilippe, kazandığı 2 etaptan sonra talihsiz bir şekilde yarışı bırakmak zorunda kalan Dumoulin, son Fransa Turu’nda ilk 10 görmeyi başaran Purito ve ilk etapta ağır bir kaza geçirip 3 haftayı son sırada da olsa bitirmeyi başaran Sam Bennett; adlarını anmamız gereken diğer isimler.

 

https://bisikletta.com/2016/07/01/tour-de-france-2016ya-on-bakis/

https://bisikletta.com/2016/07/11/tour-de-france-2016-dinlenme-gunu-notlari-i/

https://bisikletta.com/2016/07/20/tour-de-france-2016-dinlenme-gunu-notlari-ii/

 

Tour de France 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Mark Cavendish

Bu sene Tour de France’ın 103. edisyonu düzenleniyor. Çoğu büyük turda olduğu gibi, TdF 2016’nın da ilk bölümü genel olarak sprint etaplarıyla geçildi. Hepsini toptan bir şekilde özetleyebileceğimizi düşünüyorum. Öncelikle ilk 9 güne ülkesel boyutta Büyük Britanyalı bisikletçilerin damga vurduğunu söyleyebiliriz. Takım olarak da Dimension Data’nın. 4 sprint etabının 3’ünü usta sprinter Mark Cavendish aldı. Son yıllarda rakiplerinin gölgesinde kalan isim, pozisyon bilgisini nasıl kullanabildiği bir kez daha gösterdi. Belki Marcel Kittel’in, hatta diğer sprinterlerin maksimum hızları ve güçleri daha fazla ama Mark Cavendish sprinti ne zaman, nerede ve ne şekilde atacağını çok iyi biliyor. Bu sene olimpiyatlarda pist yarışlarında da madalya hedefleyen Cavendish’in Fransa Turu’ndaki performansı hepimiz için ekstra oldu diyebiliriz. Alman sprinter Andre Greipel bu sene çok formda olsa da, bu formunu Fransa Turu’na taşıyamadı. Bir diğer Alman  Marcel Kittel de her zamanki gibi güç göstergesi yaptı ama sadece 1 etap kazanabildi. Bunda kendisinin zamanlama hataları yapması ve Cavendish’in tecrübesine yenik düşmesinin de payları büyük. Her türlü marifet sahibi yıldızımız Peter Sagan da kendine 1 galibiyet çıkarmayı başardı ve alanındaki önemli isimlere mesajı verdi. Sagan tabii ki sprint etaplarında da kafa göstermeyi ihmâl etmedi. Finiş fotoğraflarında her zaman kareye girmeyi başardı. Alexander Kristoff ve Michael Matthews‘un sprintlerde esamesinin okunmadığını söyleyebiliriz. Kristoff çok formsuz, Matthews ise takım içi çekişmelerle uğraşıyor. Matthews’ın sezon sonu takımdan ayrılacağı söylentileri de git gide artıyor. Fransız sprinter Christophe Laporte ise Cofidis adına sprintlerde yer tutmaya çalışıyor. Nacer Bouhanni’nin sakatlığında kendisine fırsat doğdu ve fena da iş çıkarmıyor. İki genç isim; Dylan Groenewegen ve Daniel Mclay de dikkatimizi çeken isimlerden. Gelecek yıllarda kendilerini sıkça sprint kürsülerinde görebileceğimizi düşünüyorum.

Chris Froome’un 8. etaptaki inişi.

Greg Van Avermaet da şeytanın bacağını kırmayı başaranlardan. Özellikle tek günlük yarışlarda, sonu hafif tırmanışla biten etaplarda hız gösterisi yapmada çok becerikli. Bu sefer de Tour de France 2016’da 5. etaptaki solo kaçışıyla galibiyeti elde etti. Önceski seferlerin aksine biraz erken davranan Van Avermaet, işini şansa bırakmadı ve aynı zamanda sarı mayonun da sahibi oldu. Tabii bir süreliğine… Britanya olimpiyat takımına alınmayan Stephen Cummings, kalitesini bir kez daha ispatladı. Son yıllardaki perfomansıyla kendisinden söz ettiren ve özellikle atak zamanlamasıyla ön plana çıkan Cummings, Col d’Aspin gibi önemli bir yokuşu da içinde bulunduran 7. etaptaki kaçışıyla, TdF 2016’dan etap galibiyet çıkarmasını bildi.

Bauke Mollema

Bauke Mollema ve peloton, yağmur altındaki 9. etapta.

Aperitiflerin tadına baktıktan sonra, asıl mevzumuz olan ana yemeğe gelecek olursak… Tour de France için ön bakış yazımızı yazan Murat, Alberto Contador‘un bir sebepten dolayı yarışı bitiremeyeceği kehanetinde bulunmuştu. Bu kehanet ne yazık ki gerçek oldu. Contador birinci ve ikinci etapta ağır kazalar yaptı, yaralandı ve etaplar süre geldikçe zaman kaybetmeye başladı. Son etaptan önce, 8. etabın bitişinde sarı mayodan 3 dakika 12 saniye geriye düşmüştü. Sakatlıkları, zaman farkı yetmiyormuş gibi takım arkadaşları da liderlerini yalnız bırakmış, kafalarına göre hareket etmeye başlamışlardı. Kaçınılmaz son da 9. etapta geldi çattı. Contador etap başında kaçış deneyip, bacaklarını test etmeye çalışsa da etabın daha başlarında sürekli takım arabasının yanında gözükür oldu. Uzun konuşmalar sonucunda o dramatik kare ekranlara yansıdı. Contador bisikletten indi ve takım arabasına oturdu. Kameralara tek bir kez baktı. Onda da gülümseyip “thumb” işaretini yaptı… Contador 2016’nın kaybedeni. Diğer yandan ise herkesin bir, belki iki adım önde gördüğü Chris Froome‘un gövde gösterisi vardı. 8. etap başlarken sarı mayo Van Avermaet’taydı ama genel klasmanda favorilerden en iyi durumda olan Froome’du. Greg’in zaten etabın başındaki yokuşlarda geri düşeceğini herkes biliyordu. Hepimizin alışık olduğu gibi Team Sky yine pelotonun başına geçti ve kapkara görüntüsüyle “artık kontrol bizde” imajını tüm pelotona yansıtmaya başladı. Team Sky etabı domine etse de, Adam Yates, Froome’un 7 saniye önündeydi. Froome’un sarı giymesi için ekstra bir şeyler gerekliydi. Veyahut birkaç etap daha beklemesi icap ediyordu. 8. etaptaki son yokuş olan Col de Peyresourde’un zirvesine ulaştığımızda herkes sakinleşmişti. Herkes mayosunun önünü kapamaya, sularını içmeye başlamıştı. Tam o esnada Chris Froome en öne gelerek pedallara asıldı ve kadronun üstüne otura otura inişi tamamladı. İnişi son derece tehlikeli hâle getirdi ve yakalanmayarak zaman farkını geliştirip sarı mayoyu sırtına geçirdi. Her zaman Team Sky’ın ve Chris Froome’un en çok eleştirilmesine sebep olan mekanikliğin yerini o iniş boyunca, acayip bir “içten atak” almıştı. Froome’u sevmeyenlerin sayısında bir değişiklik oldu mu bilemiyoruz ancak, saygı duyanların sayısında bir artış olduğuna kesin gözüyle bakabiliriz. Nairo Quintana ve Movistar genel klasman yarışında hâlâ iyi durumdalar ama, 9. etapta karşısında bir çok tırmanış varken Quintana’nın atak yapmamasını pek anlayamadık. Quintana’nın büyük turların son haftalarını sevdiğini biliyoruz. Pireneler’den ziyade de, Alpler’i sevdiğini… O yüzden Nairo Quintana için sanırım biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Thibaut Pinot yine hayâl kırıklığı evresine geçiş yaptı. Daha yarışın ilk haftasında patladı. Artık Rafal Majka ile birlikte dağların kralı mayosunun en büyük adaylarından biri. Tabii önümüzde birçok tırmanış etabı olduğu için bu mayoda da durumlar aniden değişebilir. En azından artık genel klasmanı hedeflemeyeceğini, daha doğrusu yediği zaman farkından dolayı hedefleyemeyeceğini biliyoruz. Genel klasman yarışında genç Britanyalı Adam Yates, daha çok 1 haftalık turların adamı olan Dan Martin ve Fransızların diğer umudu Romain Bardet‘nin de hiç fena yarışmadığını söyleyebiliriz. Son etapta dikkatimizi çeken bir diğer isim ise, etabı kazanan isim Tom Dumoulin. Andorra’da sonlanan etapta Arcalis tırmanışını kotarıp etabı solo kaçışıyla kazanması bizleri biraz şaşırttı ve etkiledi. Mark Cavendish, Peter Sagan ve Greg Van Avermaet, sarı mayoyu kariyerlerinde ilk defa sırtlarına geçirmiş oldular. Ayrıca turda şimdiye kadar hiç fena iş çıkarmayan “El Purito” lakaplı usta bisikletçi Joaquim Rodriguez, sene sonunda profesyonel yol bisikleti yarışçılığını bırakacağını açıkladı.

Tour de France 2016’ya Ön Bakış

Tour de France 2016’ya Ön Bakış

ROTA

Fransa Turu “Grand Depart”ı, iki yıl aradan sonra anakaraya geri dönüyor. Eşsiz güzellikteki Mont-Saint-Michel’den başlayacak yarış, üç gün boyunca, İkinci Dünya Savaşı’nın en sert çarpışmalarından birinin yaşandığı Normandiya topraklarında olacak. Ardından, adım adım güneye inip saat yönünün tersine bir güzergah izleyerek üç hafta sonunda Paris’e varacağız. Başlangıç Fransa’dan yapılsa da, yarış içerisinde İspanya (9. etap), Andorra (9-10. etap) ve İsviçre (16-17. etap) topraklarına geçilecek.

map_route

Tour de France 2016

Tour’un onur konuğu, benim de favorim olan Mont Ventoux… 12. etapta zirve finişi olarak kullanılacak mistik tırmanış, klişe anlatımla yarışın kaybedenlerini ortaya çıkartacak. Mont Ventoux, en son 2013 yılında çıkılmış, etabı Quintana’nın 29 saniye önünde Froome kazanmıştı. Yarış boyu 2 de bireysel zamana karşı etabı koşulacak. İlki, Mont Ventoux’nun ertesi günü (37,5 km), diğeri 18. etapta. İkinci ITT’nin; 17 km’lik, eğimi zaman zaman çift hanelere ulaşan bir tırmanış zamana karşısı olduğunu hatırlatmak isterim.

GENEL KLASMAN

Sezon içinde Froome‘u izleme şansımız pek olmuyor (Yakındığımdan değil). İzlesek bile, sağlıklı değerlendirme yapacak verilere ulaşamıyoruz. Sky’ın metodik çalışma programları, yarışlara antrenmanla hazırlanmanın daha doğru olduğunu söylüyor çünkü. Bu bağlamda, Tour’a dair öngörülerimizin nirengi noktasını Froome’un Dauphine performansı belirliyor… 2013 ve 2015’te Dauphine’yi kazandığında, peşi sıra Tour’u da sarı mayoyla bitirmişti. Sonuç, bu yıl da değişmeyeceğe benzer. Kazanması halinde, 3. Tour zaferiyle adını LeMond, Bobet ve Thys gibi efsaenelerin arasına yazdıracak. Aynı zamanda, Indurain’den bu yana yarışı üst üste kazanan ilk isim olacak.

chris_froome_2623495b

Chris Froome

Şampiyonluk yolunda, Geraint Thomas‘a yine önemli iş düşüyor. Britanyalı, Movistar ve Astana gibi kudretli kadrolara sahip takımlardan gelecek “Froome’u izole etme” ataklarına cevap vermekle yükümlü. Bunu yaparken de mümkün olduğunca genel klasman ilk 10’una tutunmaya çalışacak… Sky’dan bahsediyorken, Landa‘yı atlamayalım. Kazanabileceği bir Giro’yu, geçirdiği hastalık nedeniyle henüz 10. etapta terk ettikten sonra Froomey’nin süper domestik kadrosuna katıldı. Tüm enerjisini verir mi, yoksa kendini Vuelta’ya mı saklar; kestiremiyorum.

Quintana, Fransa’ya, olabilecek en formda haliyle geliyor. Katalunya, Romandie ve Route du Sud’u kazandı; San Luis ve Pais Vasco’da üçüncü oldu. Tour öncesi son hazırlık olan Sud’da 13 km’lik düz bir zamana karşı dahi aldı. 2013 ve 2015’e oranla Froome’a daha zorlu anlar yaşatacağı kesin. En büyük şansı, kendini son haftaya iyi saklayabilmesi. Fakat sonuç farklı olmayacak sanki. Ne yaparsa yapsın, Froome yarışmaya devam ettikçe Tour’u kazanamayacağına dair bir his oluşmaya başladı bende. Mont Ventoux için ise şimdiden onu yazıyorum… Movistar’ın, Quintana için dillere destan bir takım kurduğunu belirtmeden geçmeyelim. Izagirre kardeşlerden Erviti‘ye, Anacona‘dan Jesus Herrada‘ya, Dani Moreno‘dan Nelson Oliveira‘ya… Valverde‘yi saymadım bakın.

Nairo Quintana on stage twenty of the 2015 Tour de France

Nairo Quintana

Contador, geçen yıl Giro-Tour dublesine kalkışmış, beklendiği üzere başarısız olmuştu. Aklın yolu bir, 2016’ya sadece Fransa Turu’unu hedefleyerek başladı. 2016 için aynı zamanda “Son senem” diyordu; fakat sezon başında aldığı dereceler emeklilik kararını ertelemesine neden oldu. Yalnız aldığı karar ona pek iyi gelmedi gibi. Dauphine’de 5.’likte kalan İspanyol bisikletçi, Tour’a en iyi haliyle gelmiyor… Herhangi bir argümanla destekleyemem; ama içimden bir ses podyumu, hatta Paris’i göremeyeceğini söylüyor. Lakin içimdeki his, Contador’un Tour’un en büyük 3 favorisinden biri olduğunu gerçeğini değiştirmiyor. Kazanırsa Froome gibi o da 3’leyecek. Beri yandan, 8 büyük tur galibiyeti ile Anquetil’in yanına, Merckx (11) ve Hinault’un (10) arkasına yerleşecek.

Alberto Contador

Alberto Contador

Pinot’nun son 2-3 yılda gösterdiği gelişime diyecek söz bulamıyorum. 2013’ü hatırlıyor musunuz? Hız korkusu nedeniyle beceremediği inişlerden sonra yarışı bırakmak zorunda kalmıştı. O konuda sıkıntısı yok artık. Yetmedi, vasat altı bir zamana karşıcıyken Fransa ITT şampiyonu oldu. Dauphine’de bir miktar hayal kırıklığı yaratsa da, 2014’teki podyum derecesini tekrarlayabilecek bir noktada olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik, kendinden önce yazılan isimlerin problem yaşamasını beklemeden. Malum, 2014’te Froome ve Quintana Paris’i görememişlerdi… İsviçreli Reichenbach‘la yakaladıkları uyumun da ona katkı sağlayacağını düşünüyorum. Fransızların artık gerçekçi bir ihtimalleri var.

Aru, geçen yıl Vuelta’yı kazanarak rüştünü ispat etti. Lakin Froome, Quintana, Contador ve Nibali’den müteşekkil elit sınıfa kafa tutabilecek seviyede henüz değil. Sezonu da pek verimli geçmiyor hani. Şubat ayındaki Valencia Turu’unda elde ettiği 6.’lıktan öteye gidemedi. “Dauphine’de işler yoluna girmeye başlayabilir,” diye düşündük; ama umduğumuzu bulamadık. Etap kazandığına bakmayın, sprinte meyyal bir etapta, trenlerin basiretsizliğiyle galibiyete ulaşabildi. Habitatı olan dağlarda neredeyse adını dahi işitmedik. Podyum, genç İtalyan için fazlasıyla iyimser duruyor. 4-7 arası, şahsen daha gerçekçi bir tahmin. Belki bir de etap galibiyeti.

Astana, Scarponi dışındaki Giro as kadrosunu (Fuglsang ve Kangert) Aru’nun yanına konuşlandırmış vaziyette. Nibali de burada. Her ne kadar Aru’ya yardım için Fransa’ya geldiğini söylese de, aklının bir köşesinde Giro-Tour dublesi muhakkak vardır. Pelotonun en pragmatik mensuplarından birinin, eline geçmesi muhtemel şansları tepeceğini hiç sanmıyorum. Pais Vasco’da aldığı etap ve finişten geçerken yaşadığı sevinçle hatırladığımız Diego Rosa ve yıllanmış şarap Tiralongo da takımdalar. Huh, bütün kadroyu saydım galiba.

BMC, neredeyse birbirinin aynısı iki isimle podyum kovalayacak (“Şampiyonluk” demeye dilim varmadı): Porte ve van Garderen… İkisi de iyi birer zamana karşıcı, ikisi de başarılı haftalık tur yarışçıları. Ve ikisi de büyük turlarda birer gün şalter indirip bir çuval inciri berabet etmeleriyle ünlü. Demem o ki, ikisini toplasanız bir büyük turcu etmez… TvG, geçtiğimiz yıl şeytanın bacağını kırmaya çok yakındı. Ta ki, 17. etapta gözyaşları içinde abandone olana dek. Yarışı bıraktığı sırada genel klasmanda üçüncüydü. Ha keza Porte da bir numaralı favori olarak geldiği Giro’yu yarıda bırakmak zorunda kaldı. İki küskün şimdi aynı çatı altında, aynı hedef için mücadele edecekler. Her şeyin farklı olacağını düşünenler “ne yazık ki” yanılıyorlar. Birbirlerine göz kulak olmaktan çok, birbirlerinin yoluna çıkmaları daha olası.

Tour de France 2015 - 102a Edizione - 21a tappa Sevres - Paris Champs Elysees 109.5 km - 26/07/2015 - Christopher Froome (Team Sky) - foto Vincent Kalut/PN/BettiniPhoto©2015

Arc de Triomphe

Allan Peiper yine saçını başını yolacak. Takımın etap galibiyetine en yakın isimleri Rohan Dennis ve Greg van Avermaet gibi duruyor. Kaliforniya’da podyum yapan Bookwalter da kadroda.

Dauphine’nin öne çıkan isimlerinden biri Bardet oldu. Froome’un 12 saniye arkasında ikinciliği yakaladı ve tekrar radarımıza girdi. Geçen yıl genel klasman iddiasını erkenden yitirdikten sonra son haftayı kaçışlarda geçirmişti. Bu sayede, kazandığı zamanlarla hem ilk 10’a tırmandı, hem de bir etap aldı. “Genel klasman şansı ne?” diye soracak olursanız; ilk 10’un ortaları ideal bir sonuç olacaktır. 13. etaptaki 37 km’lik zamana karşı, başına dert açabilir. Yetenekli tırmanışçı Vuillermoz, AG2R’in bir diğer etap umudu. Takım, Giro’da yokları oynayan Pozzovivo‘yu da Tour kadrosuna almış. Bardet’ye birkaç dağlık etapta yardımcı olabilirse ne ala.

İsviçre Turu’nda vasat ITT performansıyla genel klasman galibiyetini tepen Barguil, Orica’nın genç Avustralyalısı Adam Yates, Lotto Jumbo ve Trek’in Holladalıları Kelderman ile Mollema, Etixx’in Ardenne’ci ikilisi Dan Martin ve Alaphilippe, geçtiğimiz yıl Vuelta’da başarılı bir iş çıkartan Meintjes, 37’lik delikanlı Purito, bir diğer Katusha’lı Giro gazisi Zakarin ve zamansız atakların adamı Rolland; adlarını anmamız gereken diğer isimler. Özellikle Barguil, Yates ve -en çok da- Alaphilippe’e dikkat ediniz. İlk ikisi beyaz mayo, Alaphilippe etap galibiyeti için mücadale edecek. Ne varsa gençlerde var!

SPRİNT MAYOSU

WATSON_00004276-064-630x420

Peter Sagan

Yarış kitapçığında 9 adet “düz” etap olduğu yazıyor. Bunlardan 5 tanesi, ilk 6 güne sıralanmış. Atlamayalım, bunlardan iki tanesi (2. ve 4. etap) eğimli sonlara sahipler. Saf sprintelere pek uygun değiller yani. Gelelim favorilere… Sagan, kariyerinin en iyi sezonunu geçiriyor. Yıllardır peşinden koştuğu monument zaferine Ronde’de ulaştı. Dünya Şampiyonu Slovak, yeşil mayonun açık ara favorisi. Başına bir hal gelmedikçe, ki geldiğini pek görmedik, üst üste 5. kez zafere ulaşacağını söyleyebiliriz. Birkaç sene içinde de muhtemelen Erik Zabel’in rekorunu (6) kırıp zirveye tek başına oturacak. En az 2-3 etap kazanmasını bekliyorum.

Giro’da toplam 5 etap kazandıktan sonra Fransa hazırlıkları için yarışı yarıda bırakan Kittel ve Greipel, Sagan ile birlikte sprint kadrosunun başını çekiyorlar. Champs-Elysees’nin eski kralı Cavendish de burada; ancak Olimpiyat hazırlıkları yol performansını düşürmüşe benziyor. Alacağı tek bir etap dahi, mecvut şartlarda onu mutlu etmeye yetecektir. Fransızların gözünün içine baktığı Coquard da ilk Fransa Turu galibiyetini arayacak. Bir diğer Fransız Bouhanni ise Fransa şampiyonası sırasında kavgaya karışıp elini yaraladığı için Tour’dan çekilmek zorunda kaldı.

Kristoff ve Degenkolb, pelotonda yer alan isimlerden. Başka zaman olsa isimlerini en başa yazardım; ama Kristoff çok formsuz, Degenkolb’un ise sezon öncesinde geçirdiği ağır kazadan sonra buraya gelebilmesi bile ufak çaplı bir mucize. Ve son olarak Matthews… Bu yıl Giro’yu pas geçip doğrudan Tour için hazırlık yaptı. Top-speed’inin eskisi kadar yüksek olmaması saf sprinterlere karşı şansını zora soksa da, eğimli sona sahip klasikvari etaplarda öne çıkmasını bekliyoruz. Bu sayede yeşil mayo için de tehdit oluşturabilir. Van Avermaet, Boasson Hagen ve Groenewegen‘i de anmadan geçmeyelim.

TIRMANIŞ MAYOSU

Giro “Ön Bakış” yazısında bahsetmiştim. Aynen alıntılıyorum: “Tırmanış mayosunun seyri genellikle iki senaryo üzerinden şekillenir. Ya genel klasman iddialıları dağ etaplarını forse edip bunun dolaylı sonucu olarak mayoya ulaşırlar… Ya da kendi aralarında hesaplaşmayı seçip kaçaklara kendilerini gösterme imkanı tanırlar…” Düşünüyorum da, bu denli kalabalık bir GK kadrosu varken, mayo kaçışçılara kalmaz sanki. Oyumu; Froome, Quintana, Bardet üçlüsünden yana kullanıyorum. Küsüratlı sayı verdim ki attığım belli olmasın.

 

* * * * *   Froome

* * * *   Quintana, Contador

* * *   Pinot, Porte, Aru

* *   Bardet, van Garderen, Nibali

*   Barguil, Yates, Kelderman, Mollema, Valverde