Tour de France 2019’a Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Froome’un devreden çıkmasıyla açık hale gelen yarışta, “eşitler” arasında ön plana çıkan isim G gibi duruyor. Adını daha güçlü anabilirdim; fakat İsviçre Turu’ndaki düşüşü beni temkinli olmaya itiyor. Kazanın etkilerini üzerinden atmış olsa bile çok değerli yarış kilometrelerinden mahrum kaldı. Bu noktada, henüz ikinci etapta koşulacak takım zamana karşı onun için büyük avantaj. Yarışın hemen başında kendini zirveye yakın bir yerde bulması, günden güne inancını artıracatır. Geçen sene kazanırken izlediği yol tam olarak buydu.

Bernal, Giro’yu kaçırınca şansını Vuelta’da dener diyorduk. Froome’un sakatlanması planları değiştirdi ve kendini G’nin yanında takımın ortak lideri olarak buldu. Birçoklarına göre bir numaralı favori o. İsviçre Turu şampiyonluğu gösterdi ki; Fuglsang’la beraber yarışa en keskin gelen iki isimden biri. Tek sorun, henüz 22 yaşında ve sadece ikinci büyük turunu koşuyor olması. Eh, bu da haylice bir sorun demek. Kazanırsa çok çok büyük bir iş başarmış olacak.

Fuglsang, 34 yaşında yeniden doğdu adeta. Bahar dönemini Liege-Bastogne-Liege’i kazanarak bitirmişti, yaza da Dauphine şampiyonluğu ile başladı. Eh, kazanmanın tadını aldı bir kere… Yıllarca her şeyi bir kenara itip genel klasmancı olacağım diye debelenip durdu. Şimdi bambaşka bir bisikletçi olarak ilk kez Tour’a iddialı geliyor. Üzerinde kazanma baskısı da yok. Elinden gelenin en iyisini yapıp yarıştan keyif almaya bakacak. Her halükarda 2013’deki yedinciliğinin üzerine çıkacağı kesin.

Pinot, Fransız kamuoyunun omuzlarına yüklediği baskıdan kurtulabilmek için rotayı Giro’ya yöneltmişti. İki yıl aradan sonra, biraz da Madiot’nun zoruyla memlekete dönüş yapıyor. Arkasında çok güçlü bir kurmaylar ordudu var. Düz yol, yokuş, TTT demeden Pinot’nun emrine amadeler. Yarışın dominant bir favorisinin olmaması şansını artırıyor elbette. Lakin bu, baş edilmesi gereken daha fazla rakip demek. Önceliği sağlıklı kalmak. Yarışın en aktif pedallarından biri olacağına şüphe yok. Bana sorarsanız podyum yolu açık. Yürüyedur aslan parçası!

Quintana, Froome’un ardında ikinciliğe razı geldiği yıllar boyunca nasıl yarış kazanılacağını unuttu. Herkesi “geleceğin şampiyonu” olacağına ikna ettiği 2013’ün üzerinden çok sular aktı ne yazık ki. Bakınız; Froome yok ve kimsenin Quintana’yı favori olarak gördüğü yok. Bu son şansı belki de. Kariyerinin seyrine, burada yapıp yapamayacakları yön verecek.

Movistar beri yandan Landa ve Valverde‘yi getiriyor. Valverde, yaşının etkilerini nihayet hissetmeye başladı. Uzun zaman sonra ilk kez bu sezon formda değil. Landa ise Giro’nun son haftasında yakaladığı formu buraya taşımak istiyor. Quintana’ya dadılık yapmak gibi bir niyeti yok anlayacağınız.

Ara ara “Bardet bu sefer kazanabilir mi?” sorusu düşüyor aklıma. Froome yok, G’nin durumu belli değil… “Neden olmasın?” diyorum. Sonra ikinci etaptaki 27 kilometrelik takım zamana karşıyı hatırlayıp tadım kaçıyor. Maça 1-0 geride başlıyor ve skoru lehine çevirecek forma sahip değil. Her zaman iyi işler çıkardığı Dauphine’de dahi anca 10. olabildi. Podyum bu sene uzak ihtimal.

Mitchelton-Scott, Yates kardeşleri beraber yarıştırdığı son seferde Simon’a Vuelta’yı (2018) kazandırmıştı. Aynı senaryoyu, Adam‘ın liderliğinde bu kez Tour’da hayata geçirmek istiyorlar. Adam, bu yıl tüm hazırlığını Tour için yaptı. Sezon içi performansına bakarak iyi durumda olduğunu söylemek mümkün. Dauphine’yi son gün mide problemleriyle bırakmak zorunda kalsa da, o esnada yarışı ikinci sürdürdüğünü belirtelim. Kardeşinin yanı sıra Haig de onun podyum yolculuğuna yardımcı olmaya çalışacak. İşlerinin kolay olmadığını takdir edersiniz.

Kruijswijk, 2016’da Pinerolo inişinde bıraktğı şampiyonluk hayalini kovalayadursun, o günün hatırları da bir gölge gibi Kruijswijk’i takip ediyor. Her seferinde “orada” olsa da, bir daha hiç zirveye yaklaşamadı. Yaş 32, zaman geçiyor… G’den sonra genel klasman iddialıları arasında en iyi zamana karşı onun. Hedef podyum elbette; ama ilk 5 en olası senaryo gibi duruyor. Jumbo-Visma’nın diğer kozu Bennett. Kruijswijk’a zıt gitmeden kendi yarışını koşmaya çalışacak. İlk 10’da bir yer hedefliyor; lakin günün sonunda kendini etap kovalıyorken bulabilir.

Bora, Tour’a heyecan verici bir kadroyla geliyor. Sagan, Schachmann derken; genel klasmanda BuchmannKonrad ikilisiyle ilk 10 kovalayacaklar. İkisi de günden güne iyiye gidiyor. Buchmann Dauphine’de, Konrad ise İsviçre Turu’nda üçüncü oldu. Başaltı favoriler arasında olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Gözümüz üzerlerinde.

Fransa Turu, Porte için her zaman bir kazayla kabusa dönmeye aday oldu. Fakat hiç değilse yarışa birkaç haftalık tur kazanarak formda gelirdi. Oysa bu sezon adını neredeyse hiç duymadık (Katılımcılar arasında en fazla yarış gününe -41- onun sahip olmasına rağmen). Böylesi daha iyi belki de. Canı daha az yanar.

Kısa Kısa

Mas: Lefevere, genç İspanyol’una çok güveniyor. Öyle ki, ona fazladan bir domestik verebilmek için Gilbert’e kesik attı. Vuelta’da ikinci olmuştu, bu kez önünde çok daha zorlu bir görev var.

Uran: Hakkında tahmin yapmakta en çok zorlandığım bisikletçi olabilir. Bir bakıyorsunuz podyumda, bir bakıyorsunuz yarışta bile değil. Ben en iyisi susayım.

Martin: Üç yıldır Tour’u ilk 10’da bitiriyor. Genel klasmancı olarak tavanı bu zaten. Muhtemelen benzer bir sonuç göreceğiz.

Nibali: Genel klasman iddiası yok. Hedefi etap galibiyet(ler)i ve polka-dot mayo. Köpekbalığını farklı bir yarış koşarken izlemek heyecan verici olacak.

Van Garderen: Porte, versiyon 2.0.

Barguil: Genel klasmanda yer edinebileceğini sanmıyorum. Fransa şampiyonu olmanın cakasını satacak daha ziyade. Alırsa bir etap alır. O da belki.

Kelderman: Dumoulin gelebilseydi ona yardımcı olacaktı, şimdi liderlik ona kaldı. Sakatlıktan yeni çıktı ve halihazırda sorumluluk üstlenebilecek seviyede değil.

Rohan: Tırmanış yetenekleri, zamana karşı ile açtığı farkı ancak haftalık turlarda kaldıracak seviyede. Büyük turlar için heveslendi; ama olmayacağı çok belli.

Aru: Hastalığını atlattı; fakat eski günlere dönmesi için hala zamana ihtiyacı var. Daha ziyade kendini deneyecek ve iyi hissettiği bir gün etaba gitmeye çalışacaktır.

SPRiNT

Sagan, geçirdiği kötü sezona rağmen yeşil mayonun bir numaralı favorisi. Yarıştaki hiçbir “sprinter” onun kadar çok yönlü değil. (Belki Matthews). Kazanırsa, geçen sene egale ettiği rekorun tek başına sahibi olacak. 30’una gelmeden yedinci yeşil mayo… Dile kolay.

Zorlar demeyelim; ama mayoya yaklaşması en muhtemel isim, Matthews. Sagan’ın diskalifiye edildiği 2017’de yeşillere bürünen o olmuştu zaten. Saf sprinterlerle aşık atabilecek kadar hızlı değil. Fark yaratacaksa klasik-vari etaplarda yaratacak. Sorun, söyleyeceği her şeye Sagan’ın verecek fazladan bir cevabının olması.

“Saf sprinterler” dedik, gelelim onlara…

Viviani‘nin Giro’daki başarısızlığının temel sebebi, Quick-Step’in ona uygun bir tren kuramayaşıydı. Bu sefer yanında Morkov ve Richeze gibi yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen iki yaveri var. İşler İtalya’dakinden çok daha farklı olacak. Listenin başına onu yazıyorum.

İlginçtir, Ewan ilk kez Fransa’ya geliyor. Daha önce Giro ve Vuelta’da galibiyetleri var. Burada kazanması halinde “üçler kulübü”nün üyesi olacak. Başka trenlere sızma kabiliyeti ve yokuş yukarı sprint atabilmesi, rakiplerine karşı avantajı. Groenewegen, tüm sprinterler arasında top-speed’i en yüksek olanı. Aynı zamanda bu sezon en çok (10) kazanan isim. Van Aert‘ın varlığı, uyumlu çalışmaları halinde ona çok yardımcı olacak. Eve etapsız döneceğini düşünemiyorum.

Kristoff‘u anmadan geçmeyelim. Geçen yıl herkes yarışı terk edince Paris’te krallık tacını o takmıştı. Bu sezonki performansının başlangıcı oraya dayanıyor zaten. Birkaç kez podyumda yer alacaktır. Fakat diğerleri sorun yaşamadıkça etap kazanmasını beklemiyorum.

Colbrelli, Trentin, Greipel, Laporte, Nizzolo ve Stuyven; etap mücadelesi verecek diğer sprinterler… Son olarak; Cavendish‘in 2006’dan bu yana ilk kez Tour’da yer almayacağını hatırlatalım. Bir devir fiili olarak kapandı.

* * * * * –

* * * * Geraint, Bernal

* * * Fuglsang, Pinot, Quintana, Bardet

* * A. Yates, Landa, Kruijswijk, Buchmann

* Porte, Mas, Uran, Martin, Bennett, Valverde

Paris-Roubaix 2019’a Ön Bakış

Ronde’de işler, Quick-Step için beklendiği gibi gitmedi. (Kötü değil, beklenmedik) Dört liderle geldikleri yarışta, onlardan biri olmayan Asgreen’le podyum yaptılar. Tabii en büyük hayal kırıklığı, yarışın bir numaralı favorisi Stybar‘dı. Lafı uzatmayayım: Her şeye rağmen, son birkaç yılda olduğu gibi, Stybar’ı yine beş yıldız ile ilk sıraya yerleştiriyorum. Ronde bir “yol kazasıydı” diyelim. O sene, bu sene olsun. Olmazsa yazık olur.

Van Avermaet, Ronde özlemini bu yıl da bitiremedi. Şimdi gözü, 2017’de finişi ilk sırada geçtiği Paris-Roubaix’de. Fena başlamayıp, pek de iyi gitmeyen sezonunu bu şekilde kurtarabilir. Formu, gücü-kuvveti yerinde aslında; ama bir türlü o son basamağı çıkamadı. Sagan ortalıkta yokken ne yapacağını şaşırdı belki de; kim bilir.

Kros bisikletinden yola taşınan Van Aert-Van der Poel rekabetinde rüzgar, Hollandalı’dan yana esmeye başladı. Ve şimdi Van Aert, onun yokluğunda ibreyi lehine çevirmek için önemli bir şansa sahip. Formuna dair herhangi bir soru işareti yok. En büyük engel, yarışın kendisi. İki yıldır beklediği “o” galibiyet, Roubaix’nin taşlı yollarında gelir mi?

“Ronde Ön Bakış” yazısında Naesen‘i yarışın üç büyük favorisinden biri olarak göstermiş, daha sonra hasta olduğunu öğrenip keyfim kaçmıştı. Belçikalı, buna rağmen yarışı yedinci sırada bitirdi. Bahar klasiklerinin başından bu yana süre gelen istikrarlı performansı devam ediyor. Belli ki sürekli yarışmak onu diri tutuyor. Bakalım, daha önce ilk 10’a giremediği Paris-Roubaix’de kariyer derecesini nereye taşıyacak?.. Geçtiğimiz yılın sürpriz ikincisi Dillier‘i de kenara not edelim.

Lampaert, ilk çıkışını 2015 Roubaix’de yedinci olarak yapmıştı. O zamanlar 24 yaşındaydı ve Quick-Step’le WorldTour sahnesindeki ilk sezonunu geçiriyordu. Yıllar geçti, bahar klasikleri denince akla gelen ilk isimlerden biri oldu. Stybar, Ronde-vari bir sorun yaşarsa, Quick-Step’in yöneleceği ilk isim o. Yaşamasa bile, kazanmak için birbirlerine ihtiyaçları var.

Kristoff, bahar klasiklerine geri döndü! Önce Gent-Wevelgem’de şampiyonluk, ardından Ronde podyumu. Ve şimdi Paris-Roubaix’de hiç de azımsanmayacak bir şansa sahip. Ortalığı kasıp kavurduğu 2015’den sonra en iyi sezonunu geçiriyor. Tarihi velodroma lider grupla girebilirse sprint avantajı onda olacak.

Gökkuşağı mayoyu bırakmak Sagan‘a yaramadı anlaşılan. Kötü başladığı sezon, aynı şekilde devam ediyor. Ronde’de, son bölüme kadar fena görünmüyordu aslında. Ta ki final sprintede gücü yetmeyip pedal kesene kadar. Ünvanını korumak için geldiği Paris-Roubaix’de, son şampiyon ünvanını taşımanın verdiği güçten öte fazla bir dayanağı yok.

Paris-Roubaix, Langeveld‘in favori yarışı. Sonuncusu 2017’deki podyum olmak üzere, üç kez ilk 10’da yer aldı. Vanmarcke (hala rekabetten uzak olduğunu var sayıyorum) ve Phinney ile birlikte, Bettiol’e Ronde şampiyonluğunu getiren formulü uygulamaya çalışacaklar. Jonathan Vaughters’ın ıslak rüyalarını süsleyen Ronde-Roubaix dublesi onun ellerinde!

Politt, geçen yıl elde ettiği derecenin (yedinci olmuştu) tesadüf olmadığını bu sezonki performansıyla gösterdi. E3’te altıncılık, Ronde’de beşincilik derken; Paris-Roubaix’ye kara taylardan biri olarak geliyor. Hala radar dışı olması, bir başka avantajı. Şansı varken bunu iyi değerlendirmeli. Gelecek yıllarda bu lükse sahip olmayacak.

 

Kısa Kısa

Degenkolb: 2015 şampiyonu, malum kazadan sonra toparlanamadı, anlaşılan toparlanamayacak da. Yine de, zaman zaman eski günlerinden pasajlar sunabiliyor. Bir ihtimal…

Stuyven: Geçtiğimiz iki edisyonu ilk 10’da bitirdi. Bu yıl en iyi halinde değil; ama ihmal etmeye gelmez. Degenkolb’un şansı sprint ise, onunki kaçış.

Senechal: Kariyerinin ilk galibiyetini bu yıl Le Samyn’de elde etti. Ronde’yi pas geçip Scheldeprijs’de kendini denedikten sonra Paris-Roubaix’ye geliyor. İlk 10, başlangıç için ideal bir derece.

Benoot: Paris-Roubaix’ye daha önce daha önce iki kez katıldı, onlarda da yüz küsürüncülükten öteye gidemedi. Kilosu, yarış için biraz hafif kalıyor. Tabii söz konusu Benoot olunca adını anmadan olmaz… Lotto-Soudal’ın ikinci kozu ise Keukeleire.

Küng: İyi bir zamana karşıcı ve rouleur. Hal böyleyken bahar klasikleri yüksek bir potansiyel taşıyor. Neler yapacağını çok merak ediyorum. Dilerim FDJ, tamamen Demare‘a odaklanıp onu unutmaz.

Sky: Moscon, Tirreno-Adriatico kazasından sonra formunu bulamadı. Van Baarle de benzer sorunlar yaşıyorken, fena bir sezon geçirmeyen Rowe, takımın bir numaralı opsiyonu haline geldi.

Gaudin: Terpstra’nın yokluğundan takım o ve Fransa’nın çocuğu Petit‘ye kaldı. İkisinin de daha önce ilk 10 görmüşlüğü var. Bu özgürlüğü bir daha bulamayabilirler.

Gilbert: En büyük hayali beş monument’ı birden kazanmak ve bunu başarmak için önündeki engellerden biri bu yarış. Deneyeceği muhakkak. Ama artık çok geç.

Trentin: Paris-Roubaix karnesine baktığımzda iştah açıcı bir tabloyla karşılaşmıyoruz. Bisikletçi özellikte uymuyor değil aslında. Emin olamıyorum.

 

 

* * * * *   Stybar

* * * *   Van Avermaet, Van Aert

* * *   Naesen, Lampaert, Kristoff

* *   Sagan, Politt, Langeveld

*   Degenkolb, Stuyven, Senechal, Benoot, Rowe

 

Paris-Roubaix 2018’e Ön Bakış

 

Quick-Step’te bu sene yarış kazanamayan neredeyse bir Stybar kaldı (Bu satırlar yazılırken Enric Mas, Bask Turu’nda etap galibiyetini kutluyordu). Üzerine yıllardır Paris-Roubaix’yi kazanmak için çabaladığını ve iki kez direkten döndüğünü ekleyin. Sıra her açıdan ona gelmiş görünüyor anlayacağınız. Takımın öncelikli planı Gilbert olacak muhtemelen; fakat günün sonunda ibrenin Stybar’a döneceğini düşünüyorum.

Okumaya devam et Paris-Roubaix 2018’e Ön Bakış

Ronde van Vlaanderen 2018’e Ön Bakış

 

Flanders klasikleri için konuşuyorum (PR’yi içine katarak); aktif bisikletçiler arasında en iyisi Van Avermaet. Geçen yıl Paris-Roubaix’yi kazanıp kariyerindeki en büyük eksiği -bir monument galibiyeti- giderdi ve şimdi sırada Ronde var. Tek sorun, geçen seneki dominant performansının bir miktar uzağında oluşu. En iyi derecesi, E3’teki üçüncülük. Yine de, geçtiğimiz iki senede olduğu gibi ilk sıraya GvA’yı yazıyorum. Defalarca söyledim, tekrarlayacağım. Sagan’ın nasıl yenileceğini en iyi o biliyor. Okumaya devam et Ronde van Vlaanderen 2018’e Ön Bakış

Milan-San Remo 2018’e Ön Bakış

 

Vakit geldi. Omloop Het Nieuwsblad ve Kuurne-Brussels-Kuurne ile fiilen startını verdiğimiz Bahar Klasikleri dönemi, resmen başlıyor. İlk durağımız Milan-San Remo. Nam-ı diğer La Primavera. Sezonun ilk monument’ı ve en uzun (294 kilometre) yarışı…

Milan-San Remo’yu kazanmak için iki yol var. Ya alışıla geldiği üzere toplu sprintte en güçlü bacaklara sahip olmak. Ya da son 30 kilometrede çıkılan Cipressa ve Poggio ikilisinden birinde atak yapıp yarışı sprinterlerden çalmak. Tıpkı geçen sene olduğu gibi. Okumaya devam et Milan-San Remo 2018’e Ön Bakış

Tour de France 2017’ye Ön Bakış

PARKUR

Fransa Turu, duvar yıkıldıktan sonra ilk kez Almanya topraklarından (Düsseldorf) başlıyor. 1987 Berlin’den tam 30 yıl sonra… Lakin Düsseldorf’daki yolculuğumuz sadece 1,5 gün sürecek. 2. etapta şehirden çıkıp Liege’e uğradıktan sonra, 3. etapla beraber Lüksemburg üzerinden tur ana karasına ulaşacağız. Ardından ver elini güney…

Yarış parkuru bu sene sprinterlere epey bonkör davranıyor. Toplam 9 sprint, 5 orta dağlık ve 5 de yüksek dağlık etabımız [sadece 3’ü zirve finişi (La Planche des Belles Filles, Peyrahudes ve Izoard)] var. İlk gün ve Paris öncesi son günümüzde 2 tane de bireysel zamana karşı koşulacak. Fakat toplam uzunlukları 40 kilometreye dahi ulaşmıyor. Önceki senelere oranla sarı mayo için daha açık bir yarış olacağını söyleyerek favorilere geçelim.

Tour de France 2017

GENEL KLASMAN

Froome, üst üste üçüncü, toplamda dördüncü şampiyonluğunu arıyor. Aradığını bulursa, rekoru egale etmesine sadece bir adım kalacak. Fakat işi, geçtiğimiz senelerdeki kadar kolay değil. 2012’den bu yana en kötü yılını geçiriyor. Bırakın herhangi bir haftalık turda genel klasmanı, sezon boyunca tek bir etap galibiyeti dahi alamadı. Her daim harikalar yarattığı Dauphine’de bile -son gün- podyum dışı kaldı… Hazır olun, koca bir “ama” geliyor… Her şeye rağmen, destansı domestik kadrosunun da (G, Landa, Heano, Nieve, Kwiatkowski vb) etkisiyle çok az farkla önde olduğunu düşünüyorum. Sebebi hemen aşağıda.

Chris Froome

Porte, Dauphine şampiyonluğunu son gün kaybetse de yarışın en sağlam bacaklarından birine sahipti. Ki o bacaklar, 1 ay önce kendisine Tour de Romandie’yi kazandırmıştı. Açıkça söyleyebiliriz, ana favoriler içindeki en formda isim o. Fakat geçmişte de böyleydi ve Porte’un büyük turlar karnesine baktığımızda, en iyi derecesinin geçen seneki Tour beşinciliği olduğunu görüyoruz. Hal böyle olunca, Avustralyalı bisikletçiyi Paris sokaklarında sarı mayoyla turlarken hayal edemiyorum bir türlü. Kritik soru şu: Kötü bir gün geçirmeden veya başına bile bela gelmeden 3 haftayı tamamlayabilecek mi?.. Yakın olacak. Ama sanki yine olmayacak.

Quintana‘nın Giro-Tour dublesi hayalleri ilk ayakta suya düştü. Pasif sürüşü nedeniyle epey destekçi kaybetti üstelik. Yine de, sezonu kurtarmak için bir şansı daha var. Zamana karşı kilometrelerinin azlığı işine yarıyor. Yarış profilinin çok sert olmaması da bacaklarındaki Giro yorgunluğunu düşünürsek avantajına diyebiliriz. Yorgunluk demişken… Q, Giro’dan sonra hiçbir yarışa katılmadı. Bu nedenle formunun ne durumda olduğunu bilmiyoruz. La Plance des Belles Filles’de bitecek 5. etap önemli bir gösterge olacak. Yeni bir podyum ufukta görünüyor. Dileğimiz ise kaderine razı bir şekilde yarışmaması.

Valverde, bahar sezonun en iyisiydi. 3 tane haftalık tur kazandı, üstüne FL-LBL dublesi yaptı. Lakin hemen ardından 1,5 aylık bir tatile girdi ve dönüşü pek iyi olmadı. Defaatle Nairo için çalışacağını söylese de “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diyoruz. Hele söz konusu Valverde ise… Yalnız şöyle bir ikilem var: Valverde’nin Q’ya yardımı en çok genel klasmana yakınken mümkün. Ancak bu şekilde ikili oyun oynayabilirler. Hadi buyurun!

Aru, diz sakatlığı nedeniyle 3 ay yarşamadıktan sonra kendini çabuk toparladı. Dauphine’de beklentileri aşıp beşinci oldu, hemen ardından ise İtalya yol şampiyonluğunu kazandı. Herkes, 2015 formunu bulduğunu yazıp çiziyor. Ki o form, Aru’yu podyuma taşıyabilir. Yarıştaki en taze genel klasman iddialısı olduğunu da hatırlatalım… Takım beri yandan Fuglsang‘a sahip. Hem Aru’nun en büyük yardımcısı, hem de Astana’nın B planı olacak. Tüm enerjisini Dauphine’yi kazanmak için harcamadıysa kendine ilk 10’da bir yer edinebilir.

Richie Porte

Fransızların yarıştaki tek umudu Bardet. Geçen sene elde ettiği ikincilikten sonra bu sene zirve için kapışabileceğini söylemek isterdim; fakat Dauphine performansı pek iç açıcı değildi. İlk 5, onun için en ideal senaryo olacaktır. Bir etap galibiyeti de fena olmaz hani. AG2R’in onun için iyi bir takım getirdiğini söyleyebiliriz. Yaveri Latour, Frank ve Vuillermoz… Porte bile bu kadarına sahip değil.

Contador, ilk şampiyonluğunun 10. yılında, muhtemelen son Fransa Turu’na çıkıyor. Dauphine’de bir kez daha gördük ki; bacakları, aklından geçenleri yapmasına izin vermiyor. Birincilik dışındaki sonuçları umursamadığını, birinci olması için de pelotona uçak düşmesi gerektiğini bildiğimiz için neler yapacağından emin olamıyorum. Gerilerde bile kalsa, ki hayli olası, her halükarda yarışın hakkını vereceğinden emin olabiliriz.

Majka ilk kez Fansa’ya lider olarak geliyor. Daha önce hep Contador’un süper domestikliğini yapmıştı. Tabii bunu yaparken araya 2 polka dot mayo ve 3 etap galibiyeti sığdırmayı da ihmal etmedi. Formda olduğunu söyleyebiliriz. Kaliforniya’da ikinci oldu, Slovenya Turu’nu kazandı. İlk 5 için önemli bir aday olacağına şüphe yok… Takımın diğer kozu ise Dauphine’de harika işler yapan Buchmann. Geçtiğimiz yıllarda Majka’nın Contador’a yaptığını bu kez o Majka’ya yapmaya çalışacak. Gelecekte çok daha iddialı olacağını söylemek zor değil.

Nairo Quintana

Dan Martin hiçbir zaman tam anlamıyla bir genel klasmancı olmadı. Ama kendisine uygun parkur bulduğunda elinden gelenin en iyisini yapmaktan da geri durmadı. Bu yıl Tour, o parkurlardan birine sahip. Geçen yıl elde ettiği dokuzunculuğu geliştirmesi olası. Quick-Step’in Kittel etrafında kurulduğunu, Brambilla‘dan başka ona yardım edebilecek bir isim olmadığını ekleyelim. Gerçi kendisi pek domestiğe ihtiyaç duyan biri sayılmaz.

Dauphine’de iyi gözüken isimlerden biri de geçen yılın sekizincisi Meintjes‘di. Tekrar benzer bir dererece yapması muhtemel. Beyaz mayonun da Yates ile beraber en büyük iki favorisinden biri. Bana sorarsanız birincisi.

Orica’nın kağıt üzerindeki lideri Chaves gibi görünse de pratikte durum böyle olayacak. 4 aylık sakatlık molasınn ardından 3 haftalık turda mücadeleci olması pek kolay değil zira. Takım da bunun farkında olarak Giro öncesi Adam Yates‘i apar topar yarıştan çekip Fransa’ya sakladılar. Lakin onun da form durumu da epey dalgalı. Romandie’de galibiyeti kaçırdı, Dauphine’de ilk 10’u bile göremedi. Tour’da bunu başarabileceğini umuyor. Aksi halde beyaz mayonun uzağında kalacak.

Yeni takımı Bahrain-Merida ile iyi bir sezon geçiren Ion Izagirre ve Cannondale’in lider ikilisi UranTalansky; adlarını anmamız gereken diğer isimler. Ve Lotto Jumbo…. Roglic, Gesink, Bennett gibi sağlam tırmanışçılara sahipler. Ana hedefleri etap galibiyeti olsa da, bir şekilde ilk 15 içinde kendilerine yer bulabilirler.

 

YEŞİL MAYO

Sagan, Tour de France sahnesine çıktığı 2012’den bu yana her yıl yeşil mayoyu kazanmayı başardı. Önümüzdeki senelerde karşısına Gaviria çıkana kadar da kazanmaya devam edeceğe benziyor. 5 yıllık karnesine bakın: 7’si birincilik, toplam 34 podyum…

Peter Sagan

Sagan’a yaklaşması en muhtemel ismin Kittel olmasını bekliyorum. Tüm sprinterler grubu içinde tırmanış kabiliyeti en zayıf isim olsa da, kazanacağı 5+ etap ile sağlam puan toplayacaktır. Sahip olduğu takımdan bahsetmiyorum bile.

Taze Fransa şampiyonu Demare, tamamen onun üzerine kurulmuş bir takımla düşecek yollara. Tabii gözü yeşil mayodan çok etap galibiyet(ler)inde olacak. En az bir tanesini kazanamazsa yazık o trene.

Greipel, 2008 Giro’dan bu yana katıldığı her büyük turda etap almayı başardı. Seriyi sürdüreceğine şüphe yok. Onca sprint etabı içinde en az 1-2 tanesinden zaferle ayrılacaktır. Ayrılmalıdır.

Matthews, düz etaplarda saf sprinterlere karşı koyabilecek top speed’i üretemiyor. Başarılı olması için sonu eğimli Ardenne tandanslı etaplar lazım ve bu yarışta onlardan sadece iki tane var… Söylediklerim Colbrelli için de geçerli.

Cavendish mononükleoz teşhisi nedeniyle bir süredir yarışmıyordu. Tour’a katılıp katılmayacağı da son ana kadar belirsizdi. En büyük motivasyon kaynağı Eddie Merckx’i yakalamak olacak; ama işi hiç kolay değil. Şansı yaver giderse belki bir etap galibiyeti. (Geçen sene de aynı şeyi söylemiştim.)

Bouhanni, Goenewegen, Kristoff ve Degenkolb; etap galibiyeti için sprint atacak, bol bol podyum civarında dolaşacak diğer isimler. Son olarak; sezon sonunda Direct Energie’den ayrılacağını açıklayan Coquard‘ın, takım patronu Jean-René Bernaudeau tarafından Tour kadrosuna alınmadığını belirtelim.

 

POLKA DOT MAYO

4’ü HC, toplam 11 kategorize tırmanışın geçileceği 9. ve 17. etaplar, klasman için büyük önem taşıyor. Kaçış grubuna gitmesi muhtemel bu etaplarda toplanacak puanlar, sahiplerine büyük oranda dağların kralı mayosunun kapısını aralayacak. 

Akla gelen ilk isim, Pinot. Giro’da podyumu kıl payı kaçırdıktan sonra bu kez memleketinde görücüye çıkıyor. Fakat bu sefer hedefi genel klasman değil. Geçtiğimiz yıl bu klasmanda ikinci olan kaçış uzmanı De Gendt, bir diğer favori. Rolland‘ı da atlamamak lazım… Genel klasman için adını saydığımız; fakat yarıştan erken kopup gözünü buraya dikecekler de olacaktır elbet. Giro’da Landa’nın yaptığı gibi. Şimdiden kimlerin olabileceğini söylemek zor.

 

* * * * *   –

* * * *   Froome, Porte

* * *   Quintana, Aru

* *   Bardet, Majka, Contador, Valverde

*   Meintjes, Yates, Martin, Fuglsang  

Podcast #03 – Paris-Roubaix 2017’ye Ön Bakış

Geldik 3. bölüme. Kısa bir Ronde değerlendirmesinin ardından klasiklerin kraliçesi, kuzeyin cehennemi Paris-Roubaix’yi konuşuyoruz. Tom Boonen, son yarışını kazanabilecek mi? Keyifli dinlemeler.

Podcast #01 – Ronde van Vlaanderen 2017’ye Ön Bakış

Onur ve Murat, ilk podcast yayınlarında Ronde van Vlaanderen’i konuşuyor. Greg van Avermaet mı, Peter Sagan mı?.. Keyifli dinlemeler.

 

Milan-San Remo 2017’ye Ön Bakış

Milan-San Remo son kez solo atakla kazanıldığında sene 2008, şampiyon Cancellara idi. Spartacus artık yok ve şu an pelotonda bunu başarmaya namzet yegane isim Sagan. Kupaya uzanan tek yol bu değil elbet. Hiç olmadı sprint kartı cebinde duruyor zaten. Yine de, atak denemesi kendisi için daha iyi olur görüşündeyim. Poggio’da yapacağı atak ve iniş performansıyla yaratacağı 15-20 saniyelik fark ona yetecektir. Tek başına kalamasa bile, bir iki favoriyi silkelese kafi… Paris-Nice’te Kristoff ve Degenkolb’u geçmeyi başaran Bennett, Bora-Hansgrohe’nin diğer ilk 10 kozu.

Yeni MSR Kupası

Gaviria, geçen yıl ‘acemiliğine’ yenik düşüp son kilometrede kaza yapmasa henüz ilk Milan-San Remo’sunda (ve ilk anıtsal klasiğinde) podyum görebilirdi. Anlaşıldı ki, 291 kilometrelik bir yarış ‘körpe’ bacakları için sorun değil. Bu yıl bir yaş daha olgun ve şimdiden kazanmaya hazır. Paris-Nice 6. etabı onun için tam bir kostümlü prova oldu. Yapması gerekeni biliyor: Sagan’ın tekerine yapışmak. Başarırsa, Eddy Merckx’ten sonraki en genç MSR şampiyonu olacak. Arkasında dev bir destek grubu var. Boonen’den Alaphilippe’e, Gilbert’den Trentin’e…

Boonen demişken… Hastalığı nedeniyle Omloop’dan çekilip Kuurne ve Strade Bianche’yi kaçırmak zorunda kaldı. MSR onun için bacaklarındaki eksik kilometreleri kapatmak için önemli olacak. Gözü, kulağı, her şeyi Paris-Roubaix’de. Burada kendini hırpalayacağını sanmıyorum.

Kristoff, 2015 sezonunda alev aldıktan sonra (314793 yarış galibiyetinin yanı sıra Ronde’yi kazandı) geçen yılı görece epey sönük geçirmişti. Bu sene de bir kıvılcım göremedik açıkçası. Yine de, Milan-San Remo’da işleri tersine çevirebilmesi mümkün. Çevirse iyi eder, zira Ronde ve Roubaix’de işi çok daha zor olacak.

En güvenilir bulduğum klasikçilerden biriydi Degenkolb.

Peter Sagan

Geçen yılın başında Alicante’de yaşanan korkunç kazaya kadar… Tekrar kazanmaya başladı başlamasına da, içimdeki “acaba”yı atabilmiş değilim. 2015’te MSR-PR dublesi yapmasını sağlayan keskinliğe ulaşabildiğini sanmıyorum. Ulaşabilecek mi, emin de değilim. Kuşkularım, podyum adaylarından biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor elbette. Beri yandan takımda Stuyven ve Felline gibi iki başaltı isim var. Cancellara bıraktı; ama Trek hala bahar döneminin en güçlü takımlarından.

 

Demare‘ın Paris-Nice’deki birinci etap performansı etkileyiciydi. Alaphilippe’in tüm pelotonu silkeleyen atağına cevap verebilen tek kişi olarak sprint gücüyle rakibini geçip rahatça etaba uzanmıştı. Bu demek oluyor ki, Sagan veya bir başkasının Cipressa yahut Poggio’da yapacağı ataklara ayak uydurabilir. Son şampiyon olarak yapması gereken de bu. Aynı başarıyı tekrarlaması çok zor görünse de, podyum civarında dolanması sürpriz olmayacak.

Hayır, Van Avermaet‘ı unutmadım. Bu sefer dalga da geçmeyeceğim. Ne haddime! Malumunuz, kendisi artık bir Olimpiyat şampiyonu. “Daimi ikinci” ünvanını da artık ardında bırakmışa benziyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Sagan’ı nasıl yeneceğini öğrendi. Öğrendi ve defaatle uyguluyor. Kendisini arka sıralara bırakmamın sebebi MSR’ye tam uymuyor oluşu. Ronde yazımı bekleyin hele…

Cumartesiye kadar kavgaya vs karışıp kolunu bacağını incitmez, yarış sprint finişine kalır ve sprint sırasında herhangi bir vukuata imza atmazsa Bouhanni‘nin de bir şansı olacak. En son güle oynaya Nokere-Koerse’yi kazandı. Ölçü müdür? Eh, pek değildir.

Fernando Gaviria

Matthews sezonu yine Paris-Nice’de açtı. Fakat bu yıl, geçtiğimiz 2 senenin aksine etap galibiyetinin uzağında kaldı. Formuna dair şüpheler var. Hoş, formunu yakalasa bile 2015’teki podyum derecesini tekrarlaması kolay olmayacaktı. Vücudunu yokuşlu etap sonralarına uygun şekle soktu ve artık elit sprinterlerle baş edebilecek top-speed’i üretemiyor. Geçtiğimiz seneki tahminlerimde ilk sıraya onu koymuştum (59. oldu). Bu yıl sırasını düşürdüm, bakalım ne yapacak?

Bahis siteleri 1’e 19 ile Cavendish‘i altıncı sıraya koyuyor. Niye öyle yapıyorlar, bilmiyorum. Adına hürmeten olsa gerek. Zira ben tam olarak o sebepten adını anıyorum. Poggio’yu görse bile, orada gelecek ataklara veya tempo artışlarına ayak uydurabileceğini sanmıyorum. Ha, “Tour’da ‘Bir etap kazanırsa öpüp başına koysun’ demiştin” derseniz ağzımı açmam.

Geçen yılın ikincisi taze UAE’li Swift, Paris-Nice’nin sürpriz etap galibi Colbrelli ve Lotto Soudal’dan rastgele seçeceğimiz herhangi bir bisikletçi; adlarını ilk 10’da görürsek şaşırmayacağımız diğer isimler. Son olarak bir kısa cümle de Orica’nın genç sprinterleri Ewan ve Cort için edeyim: İkisi de ilk kez MSR koşacaklar, dikkat etmekte fayda var.

 

* * * * *   Sagan

* * * *   Gaviria

* * *   Kristoff, Degenkolb, Demare

* *   Van Avermaet, Bouhanni, Matthews

*   Cavendish, Colbrelli, Swift, Felline, Stuyven, Bennett

Tour de France 2016 Değerlendirmesi

Paris - France - wielrennen - cycling - radsport - cyclisme - Romain Bardet (FRA-AG2R-La Mondiale) - Christopher - Chris Froome (Norway / Team Sky) - Nairo Quintana (COL-Movistar) pictured during stage 21 of the 2016 Tour de France from Chantilly to Paris, 113.00 km - photo Cor Vos © 2016
Romain Bardet – Chris Froome – Nairo Quintana

Bir Oscar geleneğidir. Uykusuz kalınan o uzun gecenin sabahında, törenin ne kadar sıkıcı geçtiğini söyler, sonra ertesi yılı iple çekeriz. Fransa Turu bana o hissi vermeye başladı. Özellikle bu sene. Bunu sadece Froome/Sky dominasyonuyla açıklayamayız. Mesele daha ziyade diğer bisikletçilerin yenilgiyi kabullenmişlikleri. İş öyle bir noktaya geldi ki, kendi aralarındaki podyum yarışında dahi göz doyurur bir mücadele görmedik. Mollema ve Dan Martin gibi atak yapmaktan geri durmayan isimler ise sonucu değiştirmeye muktedir değillerdi. Tabii bu konuştuklarımız genel klasman mücadelesi için geçerli. Bol bol kaçış galibiyeti izlediğimiz yarışta, heyecan duymamızı sağlayan bir dolu isim oldu. Hepsine sırayla geleceğiz. Ama önce şampiyon…

Cycling: 103th Tour de France 2016 / Stage 21 Illustration /Christopher FROOME (GBR) Yellow Leader Jersey/ PARIS City / Landscape / Peloton / Arc De Triomphe / Chantilly - Paris Champs-Elysees (113Km)/ TDF / © Tim De Waele
Tour de France 2016

GENEL KLASMAN

Froome, 8. ve 11. etaplardaki sürpriz ataklarıyla elde ettiği farkları, zamana karşılarla maksimize ederek Tour’u kazanmayı bildi. Ve bunu yaparken hiç zorlanmadı. Önceki zaferlerine oranla daha meşakatli bir yol izlemesini bekliyorduk oysa. Yanılmamıza sebep, başta Quintana olmak üzere, kağıt üzerindeki tüm rakiplerinin bu denli pasif kalmaları oldu. Düşünün; koca Tour boyunca dağlarda tek bir ciddi atak karşılamak zorunda dahi kalmadı. Tek yapması gereken, takım arkadaşlarının muhafazası altında pedal çevirmeye devam etmekti. Ki o takım arkadaşları, Froome’a şampiyonluğu getiren en önemli faktördü. En çok da Wout Poels.

Saint-Gervais - France - wielrennen - cycling - radsport - cyclisme - Wout Poels (NED-Team Sky) - Christopher Froome (GBR-Team Sky) pictured during stage 19 of the 2016 Tour de France from Albertville to Saint-Gervais, 146.00 km - photo JdM/PN/Cor Vos © 2016
Chris Froome – Wout Poels

Froome böylelikle 3. Tour şampiyonluğuyla Greg LeMond, Lousion Bobet ve Philippe Thys gibi efsaneleri yakaladı. Beri yandan, Migel Indurain’den bu yana yarışı üst üste kazanan ilk isim oldu. Sky açısından bakarsak, son 5 yılda 4 galibiyet görüyoruz. Bugünden bakınca, en az 1-2 sene daha bu dominasyonun sürmesi olası gibi. Froome heybesini başka başarılarla doldurmak adına hedef değiştirmezse tabii.

19. etaba kadar Fransızların henüz bir etap galibiyeti yoktu. 19. etaptan sonra ise yeni bir kahramanları oldu. Froome’un yağmurda kayıp düşmesine reaksiyon verebilen tek isim olan Bardet, akıllıca bir atakla ülkesinin 17 yıllık etap galibiyeti serisini sürdürüp kendini genel klasmanda ikinciliğine attı. “En iyi Fransız kim?” sorusuna da bu sene için cevap bulmuş olduk böylelikle. Pinot’nun tavanının daha yüksekte görsem de, istikrarı Bardet’yi bir adım öne çıkarıyor. Ah, bir de bu kadar kötü bir zamana karşıcı olmasa…

Bugün Quintana‘dan “hayal kırıklığı” diye bahsediliyorsa, bize alıştırdıklarından dolayıdır. 26 yaşında 3. Tour podyumuna ulaşan biri için bu yakıştırma fazla ağır yoksa… Froome’u alt etmesi en başından beri pek mümkün durmyordu; ama ondan beklentimiz atak olmasıydı. “Ha bugün ha yarın” derken koca Tour geldi geçti; ama “o atağı” hiç göremedik. Kaderine de, üçüncülüğü de razı geldi. Şaşırtıcı şekilde, takımından umduğu desteği de alamadı Kolombiyalı. (Bu cümleyi Giro’da da kurmuştum.) Ve yine şaşırtıcı şekilde, en büyük yardımcısı Valverde‘ydi. Zaman zaman içindeki ateşi bastıramayıp Quintana’yı yalnız bıraktı; ama olacak o kadar. Kırk yıllık ego, bir anda süper domestik olmayı kaldıramıyor. Tüm bu işleri yaparken yarışı 6. sırada bitirdiğini söylemeden geçmeyelim. Daha iki ay evvel Giro’da podyum yaptı bu adam.

Peter Sagan
Peter Sagan

Tour’un yıldızlarından biri Adam Yates‘ti. Henüz 23 yaşında, ikinci Fransa Turu’nda podyumun eşiğinden döndü. Ve bu sayede rahatça beyaz mayonun sahibi oldu. 19. etapta pelotondan düşmemek için harcadığı çaba bile başlı başına alkışı hak ediyor. Bir gün Tour’u kazanabilir mi, emin değilim. En azından bu zamana karşısıyla zor. Lakin bu başarı tesadüf değil ve uzun yıllar onu zirveye oynarken göreceğimize eminim. 2014 Türkiye Turu’nda çıplak gözle izleyebildiğimiz için çok şanslıyız.

İkinci etapta lastik patlatıp 2 dakikaya yakın fark yemese, şu an Porte‘un Tour podyumundan, Sky boyunduruğundan kurtulup nasıl kendini bulduğundan bahsediyor olacaktık. Veya fark yaratması beklenen 13. etaptaki zamana karşıda Quintana’yla aynı dereceyi yapmasa. Hikaye Avustralyalı’nın istediği gibi gelişmedi; ama hala olumlu konuşabiliriz. En azından pes etmedi ve 31 yaşında büyük turlardaki kariyer zirvesini gördü. Üstelik pes etmeye en meyyal isim o iken… Van Garderen cephesinde ise değişen bir şey yok. Yarış boyu ilk 10 içinde seyrettikten sonra 17. etapta kontak kapatıp kendini 29. sırada buldu. Ben daha ne diyeyim?

Genel klasmandaki yerlerine bakmayın, Dan Martin ve Bauke Mollema bu Tour’un yüz aklarından. Kimse kılını kıpırdatmaya yanaşmazken, onların aklında hep atak vardı. Martin yine şanslı. Her ne kadar çok istediği etap galibiyeti gelmese de yarışı ilk 10’da bitirmeyi başardı. Genel klasmancı olmayan biri için harika bir sonuç. Fakat aynı şeyleri Mollema için söyleyemiyoruz. Bütün yarışı ilk 3’te götürdükten sonra 19. etapta yaptığı 1,5 kazanın ardından gerilere düştü, üzdü. Giro’da Kruijswijk, Tour’da Mollema… Hollandalılar 2016’yı pek iyi hatırlamayacaklar.

epa05439447 Tinkoff team rider Rafal Majka of Poland celebrates on the podium wearing the best climber polka-dot jersey of the 103rd edition of the Tour de France cycling race over 113Km between Chantilly and Paris Champs-Elysees, France, 24 July 2016. EPA/IAN LANGSDON Dostawca: PAP/EPA.
Rafal Majka

Uzun bir hayal kırıklıkları listemiz var. “Paris’i göremeyecek” kehanetimi gerçeğe dönüştüren Contador listenin başında yer alsa da, beni asıl şaşırtan Pinot oldu. Önce genel klasman mücadelesinden, daha sonra yarıştan koptu. Froome ve Quintana’nın yanındaki boş podyum basamağında onun olmasını bekliyordum oysa. Onların hemen ardından Aru geliyor. Dauphine’de verdiği olumsuz sinyalleri doğru algılamışız. Yine de bu kadar kötü olacağını tahmin etmemiştim. Kendine ilk 10’da dahi yer bulamadı. Ve Barguil… Her tırmanışta, geriye düşerken gördüğümüz ilk isim oydu. Son gün kaçışa girmeye çalıştı; ama orada bile grupla beraber kalmayı başaramadı. İsviçre Turu’nda izlediğimiz Barguil başka bir bisikletçiydi galiba.

SPRİNT MAYOSU

Sevin ya da sevmeyin, Sagan‘a kayıtsız kalmak mümkün değil. Şu an bisikletin bir numaralı yıldızı o. Ne Froome, ne başkası… Kariyerinin en iyi yılını, en iyi Fransa Turu’yla taçlandırdı. 3 etap kazandı, 8 kez podyum, 10 kez ilk 10 yaptı. Dağlık etapların bir kısmında kaçışlara girdiğini de düşünürsek, yarışın üçte ikisinde o vardı. Ve haliyle 5. kez üst üste yeşil mayoyu kazandı. Üstelik rekor puanla, en yakın rakibinin puanını ikiye katlayarak… Erik Zabel’in rekoruna artık 1 var.

3658466E00000578-3698281-Cavendish_claimed_victories_at_Utah_Beach_Angers_Montauban_and_V-a-40_1468963169693
Mark Cavendish

Sagan bildiğimiz gibiyse, Cavendish eskiden hatırladığımız gibi. “Bir etap alsa mutlu olur,” diyordum,  4 etap kazandı. Huşu içinde yarıştan ayrılmasa muhtemelen Champs-Elysees’de de o galip gelecekti. Yıllardan sonra, “Artık bitti,” denirken krallığını geri kazandı. Kaiyerinde ilk kez sarı mayo taşıdığını da unutmayalım.

Giro’da toplam 7 etap kazanan GreipelKittel ikisili, Tour’da Cavendish’in şovu çalmasına engel olamadılar. Birer etap galibiyeti ikisini de kesmeyecektir muhtemelen. Champs-Elysees’de gelen üst üste ikinci zafer Greipel için önemli yine de. Yarışa kötü başlayan Matthews, sonunu iyi getirdi. Yarışın en keyifli günlerinden biri olan 10. etapta kaçışa girerek nefis bir etap kazandı. Yalnız bir kez daha gördük ki Matthews artık bir sprinter değil. Coquard ve Kristoff ise çok çabalamarına rağmen yarışı etap kazanamadan bitirdiler. İki de yeni keşfimiz var: Daniel McLay ve Sondre Holst Enger.

TIRMANIŞ MAYOSU

Majka; 2014 yılında genel klasman mücadelesi verdiği Giro’nun ardından Contador’a yardım için Tour’a gelmiş, liderinin yarışı terketmesiyle önü açılıp polka dot mayoya uzanmıştı. Sene 2016. Majka; genel klasman mücadelesi verdiği Giro’nun ardından Contador’a yaprdım için Tour’a geldi ve liderinin yarışı terketmesiyle önü açılıp polka dot mayoyu kazandı. Saygılar.

Mayonun diğer iddialı ismi Thomas de Gendt‘ti. Kaçışa girdiği gün sayısı belki Majka’dan da fazlaydı; ama 18. etapta gruba katılmayı başaramayınca dağların krallığı a uçup gitti. Yine de çok kıymetli bir Mont Ventoux zaferi elde ettiğini unutmayalım. Etapta yaşanan kaos, galibiyetini gölgeledi ne yazık ki.

* * *

Son hafta yaptıklarıyla (1 etap galibiyeti, 2 de ikincilik) kendine hayran bırakan Pantano, Sagan’la beraber jenerasyonunun bir diğer yetenek fıçısı olan Alaphilippe, kazandığı 2 etaptan sonra talihsiz bir şekilde yarışı bırakmak zorunda kalan Dumoulin, son Fransa Turu’nda ilk 10 görmeyi başaran Purito ve ilk etapta ağır bir kaza geçirip 3 haftayı son sırada da olsa bitirmeyi başaran Sam Bennett; adlarını anmamız gereken diğer isimler.

 

https://bisikletta.com/2016/07/01/tour-de-france-2016ya-on-bakis/

https://bisikletta.com/2016/07/11/tour-de-france-2016-dinlenme-gunu-notlari-i/

https://bisikletta.com/2016/07/20/tour-de-france-2016-dinlenme-gunu-notlari-ii/