Giro d’Italia 2019, Dinlenme Günü Notları – II

  • Zamana karşı avantajı aleyhine işleyen tarihteki ilk genel klasmancı Roglic olabilir. “Son gün nasıl olsa zamana karşı” diye düşünerek, yine zamana karşı etapları ile yarattığı farkın erimesine göz yumdu. Ve hesapta olmayan bir ufak kaza, o kredisini de tüketmek üzere… Avcunun içindeki şampiyonluğu göz göre göre tehlikeye attı. Hakikaten inanılmaz.
  • Çok merak ediyorum. Dumoulin devam edebilseydi Roglic nasıl yarışacaktı?
  • Yarışlar salt kas gücüyle kazanılmıyor. Çoğu zaman bisiklet üzerinde santranç oynamanız gerek. Ve söz konusu yarış zekası olduğunda mevcut pelotonda çok az kişi Nibali‘yle aşık atabilir. Büyük bir kumar oynadı. Ya kazanacak, ya da kaybettirecek… Her halükarda yarışa imzasını şimdiden attı bile. Il Grande!
  • Carapaz, peş peşe üç etapta Roglic’den 4, Nibali’den 3 dakika zaman çaldı. Nibali’yle yeterli farka (1′ 47″) sahip. Fakat Verona’da pembe mayoyu tutmak istiyorsa Roglic’le arasına en az bir dakika daha eklemek zorunda. Mevcut formuna bakarsak başaramaması için bir sebep görünmüyor. Favoriler, Courmayeur’de ona verdikleri zamanı çok arayabilirler.
  • Yates ve Lopez, ilk haftayı büyük yara alarak kapatmışlardı. İkinci haftayla beraber pembe mayo, hatta podyum şanslarını tamamen yitirdiler. Her şeye rağmen savaşmaya devam etmeleri takdire şayan. İkisi de, hiç değilse bir etap galibiyetiyle Giro’larını kurtarmak istiyorlar. Hoş, yarış öncesi ettiği onca laftan sonra Yates’i kurtarmaya yeter mi; bilemiyorum.
  • Zakarin uzun sonra yaşam belirtisi gösterince sevinmiştik. Ne yazık ki tek atımlık kurşunu varmış. Lago Serru’da etaba uzanıp genel klasmanda Roglic’in arkasına gelmesinin hemen akabinde 7 dakika fark yiyip tekrar denklemden çıktı. 2017 günlerine dönmesi için biraz daha bekleyeceğiz anlaşılan.
  • Her kaçış galibiyeti, bisiklet tarihine ufak tefek kişisel hikayeler bırakır. Benedetti‘ninki de onlardan biriydi. Kariyerini takım arkadaşlarının başarılarına vakfeden bir isim, 32 yaşında ilk -ve muhtemelen son- profesyonel galibiyetini aldı. Yarış sonrası söyledikleri, “bir domestiğin yaşamı”na dair çok şey anlatıyordu.
  • Yarışın başından bu yana Gavia‘nın iptal edilip edilmeyeceği konuşuluyordu; edildi. Onun yokluğunda parkura Cevo ve Aprica tırmanışları eklendi. Hala 5.000 metreye yakın bir irtifa söz konusu; fakat ilk bakışta eskisi kadar korkutucu gelmiyor şimdi.
  • Gavia’nın çıkarılmasıyla yeni Cima Coppi 2.047 metre ile Passo Menghen oldu. Oysa yarışın en yüksek noktası geçtiğimiz cuma çıkılan Lago Serru (2,247 metre) haline gelmişti. Organizasyon, geriye dönük bir düzenleme yapmak istemedi/yapamadı muhtemelen.

* * *

Pembe mayo: Richard Carapaz
Siklamen mayo: Arnaud Demare
Mavi mayo: Giulio Ciccone
Beyaz mayo: Pavel Sivakov

* * *

Carapaz
Roglic (+47″)
Nibali (+1′ 47″)
Majka (+2′ 35″)
Landa (+3′ 15″)
Mollema (+3′ 38″)
Polan (+4′ 12″)
Yates (+5′ 24″)
Sivakov (+5′ 48″)
Lopez (+5′ 55″)

Giro d’Italia 2019’a Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Dumoulin, iyiden iyiye Froome-vari bir bisikletiye dönüştü. Kendini büyük turlar ile var edip sezonun geri kalanında etliye sütlüye pek bulaşmıyor. Ne yalan söyleyelim, bu işi iyi de yapıyor. İki yıla biri şampiyonluk üç podyum sıkıştırdı. Ama işte; tat verdiğini söylemek mümkün değil… Elimizde formuna dair iyi veya kötü herhangi bir veri yok. Dedim ya, pek ortalarda yoktu. Fakat geçen sene de durum farklı değildi. Değişen bir şey olduğunu sanmıyorum. Hal böyle olunca, kendisi için tasarlanmış gibi duran bir pakurda, ilk sıraya onu yazmamak için hiçbir neden yok. Dağlardaki en büyük destekçisi yine Oomen olacak.

Roglic, bu yıl her aya bir galibiyet sığdırmayı başardı. Şubatta BAE Turu, martta Tirreno-Adriatico, nisanda ise Romandie Turu. Özellikle sonuncusu bir başkaydı. Takımı, Giro için bacaklarını test etme niyetiyle yarışa katıldığını, genel klasmana oynamayacağını söylerken o gitti güle oynaya üç etap kazandı. Halihazırda, yarış listesindeki en formda isim o. Yarışın da Dumoulin ile birlikte en büyük iki favorisinden biri. Rakibine göre tek eksiği, büyük tur deneyiminin hala yetersiz olması. Geçen yıl, son gününe podyumda girdiği Tour’u heyecanına yenik düşerek dördüncü bitirmişti. Hem de zamana karşı etabında. Bu kez sinirlerine hakim olmalı. Yoksa dağlar sıkıntı çıkarmayacaktır.

Simon Yates‘in yerinde kim olsa, geçen seneki Giro çöküşünün ardından kendini kolay kolay toparlayamazdı. Ama o, hatalarından doğru dersleri çıkartarak katıldığı ilk yarışta (Vuelta) şampiyonluğa ulaştı. O Giro, kariyerinin kırılma anıydı belki de. Bu sezon da performansında eksilme yok. Daha önce en büyük eksiği saydığımız zamana karşılar da fazla bir problem teşkil etmiyor artık. Hele işin içinde tırmanış varken, Dumo ve Rogla ile neredeyse aşık atabileceğini söyleyebiliriz. Öyle ki, bu yıl bir ITT etabı dahi kazandı. Bu üçlünün kapşmasını izlemek çok keyifli olacak.

Astana, Quick-Step ile beraber yılın en başarılı iki takımından biri. Etaplı yarışlarda ise tartışmasız en iyisi. Giro’ya da, belki en büyük favoriyle değil; ama en güçlü takımla geliyorlar. O kadronun liderliğini ise Miguel Angel Lopez yapıyor. Genç Kolombiyalı, bisikletinin üzerinde durmayı başaramayıp sürekli kazalara karıştığı ilk yıllarının ardından nihayet kendini buldu. Şu an en güvenilir büyük turculardan desek yanlış olmaz. Geçen yılı da, hem Giro hem de Vuelta’da podyum görerek kapatmıştı. Form açısından eksiği yok. En son Katalunya Turu’nu kazandı. Yalnız, bu sefer alt etmesi gereken daha çok isim var ve zamana karşı faktörüyle onların hemen altında kalacak gibi.

Kabul etmesi kolay değil ama Nibali de yaşlanıyor. Yaş oldu 35. Bacakları eskisi kadar iyi çalışmasa da, ruhundaki panache ve yarış aklı, onu hala zirvede tutuyor. En azından zirveye yakın bir yerlerde. Yine orada olacağına şüphe yok. Rakipleri, köpek balığının nefesini enselerinde hissettiklerinde içleri hiç de rahat olamayacak. Ama o kadar. İlk beş, Nibali için en ideal senaryo. Özellikle geçen seneyi boş geçtikten sonra o da bu sonuca burun kıvırmayacaktır.

Landa, uzun zaman sonra “takım emirleri” olmadan kendisi için yarışma şansı bulacak. Malum, sakatlığı nedeniyle Valverde yarıştan çekildi. Peki Landa buna hazır mı? Kritik soru bu ve cevap olarak “Evet” diyemiyorum. Liege-Bastogne-Liege’de bazı hayat belirtileri gördük; ama fazlası yok. Itzulia’daki yedincilik size ne söyler bilemiyorum. Nedense, geçen yılı dördüncü bitiren Carapaz bana daha güvenilir geliyor. Movistar da, yarışın gidişatına göre sene sonunda takımdan ayrılacak Landa yerine genç Kolombiyalı’ya yüzünü dönebilir.

Jungels, genel klasman inadından vazgeçmiyor. Oysa iki yıldır bahar klasikleri için ne kadar büyük bir potansiyel taşıdığını hepimiz gibi o da gördü. Taşlı klasiklerin ardından tekrar tırmanışçı fiziğine ulaşsa bile, ki Ronde’den beri yarışmayıp bunun için uğraşıyor, son haftadaki ölümcül dağ etaplarından sağ çıkması pek kolay olmayacak. Zamana karşı performansının etkisiyle bir şekilde ilk 10’a tutunması muhtemel; fakat bu onu tatmin eder mi, emin değilim.

Zakarin‘in 2019 karnesine bakıyorum da, alelade bir tırmanışçıdan farkı yok gibi duruyor. Dünya kadar yarış koşmuş, elde var sıfır. İşin fenası, geçen sene de böyleydi. Sanki iki yıl önce Vuelta’da podyum gören, Giro’yu beşinci bitiren o değil. Omuzlarından tutup “Ne sıkıntın var?” diye sormak geliyor içimden. Parkur çok uygun yoksa. İçindeki ateşi yeniden bulabilirse iyi şeyler yapabilir.

Kısa Kısa

Izagirre: Kariyer sezonunu geçiriyor. Sene başında Valencia’yı, henüz bir ay önce de Bask Turu’nu kazandı. Bir yandan liderine yardım ederken, öte yandan kendi yarışını koşmaya çalışacak. İlk 10’da iki Astana’lı görürsek şaşırmayın.

Formolo: Üzerine yattığı 2015 La Spieza etabından sonra nihayet yaşadığı hatırlattı. Geçen sene olduğu gibi ilk 10’da yer alması muhtemel. Son LBL ikincisini olduğunu hatırlatalım.

Majka: Genel klasmana oynadığı yıllar geride kaldı; ama hala çok tehlikeli. Bu yılı da formda geçiriyor. Dağların kralı mayosu için iddialı isimlerden.

Pozzovivo: Giro’yu altı kez ilk 10’da bitirdi. Bir yenisi yolda olabilir. Tabii Fleche Wallonne kazasının etkilerini üzerinden atabildiyse. Sanmıyorum ki Nibali’nin bebek bakıcılığını yapsın.

Mollema: Genel klasmanda yedinciliğe oynamaktansa etap kovalamanın çok daha evla olduğunu geç de olsa kavradı. Geçmiş takıntıları hortlamaz herhalde.

Chaves: İki-üç yıldır yetenekleri elinden alınmış gibi yarışıyor. Nerede 2016 Giro’sunu elinden kaçıran Chaves, nerede şimdiki… Buraya dahi ayıp olmasın diye yazıyorum adını. Umarım beni yanıltır.

Ineos: Egan Bernal’in antrenmanda köprücük kemiğini kırmasının ardından yarışa Alp Turu’nda ortalığı kasıp kavuran Geoghegan HartSivakov lider ikilisiyle geliyorlar. Yanlarında da bir başka 25 yaş altı genç yetenek Ivan Sosa var. Ineos gibi bir takımda böylesi bir şans kolay kolay ellerine gelmez. Her anından zevk almaya çalışacaklar.

Masnada: Alp Turu’nda iki etap alıp dikkatleri üzerine çekti. Genel klasmana değil de, etap ve KOM’a oynaması daha olası. Takım arkadaşı Cattaneo gibi.

 

SPRiNT

Organizyon, sprint etaplarının iyice sayısını kısmış durumda. Hepi topu 5 sprint etabı var ve bunlardan sadece ikisi düz profile sahipler. Yani hepsi sprinte kalmayabilir. İsimlere gelecek olursak… Üç büyükler Viviani, Gaviria ve Ewan yarıştalar.

Vivani, içlerinden en güçlüsü gibi görünse de, orijinal sprint treninden sadece Sabatini ve Senechal burada. Yani takım faktörü bir miktar kısıtlanmış durumda. Ewan için de benzer şeyler söyleyebiliriz. Farklı motivasyonlarla yarışa gelen isimlerden müteşekkil Lotto-Soudal, onun için yeterince “adam” ayıramamış durumda. Gaviria ise Quick-Step günlerinden sonra yeni takımına bir türlü tam anlamıyla alışamadı ve kazanmakta zorlanıyor.

Tam bu noktada dikkatleri Ackermann‘a çekmek istiyorum. İki yıldır harika işler yapıyor. Bu sene de çok formda. Öyle ki; Bora, Sam Bennett’ı kesip onu yarışa getirecek kadar güveniyor. İlk büyük tur heyecanını üzerinden atabilirse şimdiden iki etap yazıyorum.

Demare, Modolo, Nizzolo ve bilhassa, son dönemde form tutan Cimolai; adlarını anmamız gereken diğer sprinterler.

 

 

* * * * *   Dumoulin, Roglic

* * * *   Yates

* * *   Lopez, Nibali

* *   Landa, Carapaz, Zakarin, Jungels

*   Izagirre, Formolo, Majka, Pozzovivo

 

 

 

Milan-San Remo 2019’a Ön Bakış

Yarışın sonucunu belirleyecek iki olası senaryodan bahsedebiliriz ve iki senaryonun başını da Quick-Step’liler çekiyor.

Sezonun en iyi iki takımından birinin (diğeri Astana) en forma ismi Alaphilippe. Strade Bianche’yi kazandı, en son Tirreno-Adriatico’da iki etap aldı ve daha bir sürü şey. Tam anlamıyla alev alev yanıyor. 2017’de Kwiatkowski ve Sagan’la üçlü sprinte girip ikisine de geçilmişti. Bugün aynı mücadeleye girse şansının daha yüksek olacağı muhakkak. Fakat kazanma ihtimalini maksimize etmek için geçen yıl Nibali’nin yaptığına benzer bir işe imza atması gerekiyor. Cipressa’da pelotonu dağıtıp Poggio’da tek başına kalmaya çalışacaktır.

Gelelim diğer senaryoya: Toplu sprint… Bu noktada takımın ikinci kozu olan Viviani çıkıyor sahneye. Sky’da heba ettiği üç yılın ardından transfer olduğu Quick-Step’de birkaç seviye birden atladı ve halihazırda pelotonun en iyi sprinteri konumunda. Onca denemenin ardından ataklar sonuç vermez de iş sprinte kalırsa yenilmesi gereken isim o olacak.

Sagan, gözüne Liege-Bastogne-Liege’i kestirdiğinden sebep, sezona farklı bir planlamayla girdi. Klasikler açısından sezonu Milan-San Remo’da açıyor. Şimdiye kadar yılın tek galibiyetini de 2 ay önce Tour Down Under’da aldı. Form açısından yarışın en büyük favorilerinden birini olduğunu söylemek zor. Ama bahsini ettiğimiz isim Sagan. Her zaman cebinden çıkaracak bir tavşanı vardır.

Ola ki çıkaramadı, Bora da tıpkı Quick-Step gibi diğer planını devreye sokacak: Sam Bennett. Bugüne değin, şans bulduğu ender zamanlarda üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Sezona da formda girdiğini söyleyebiliriz. Geçtiğimiz hafta Paris-Nice’de 2 etap aldı.

Nibali’nin şampiyonluğu bir kenara, geçen yıl beni en çok şaşırtan isim Caleb Ewan‘dı. MSR gibi 300 kilometreye göz kırpan sert bir yarışta, Ewan gibi fiziksel defekti olan bir ismin başarı olmasını beklemezken o gidip ikinci oldu. Bu sonucun da etkisiyle, bu sezon yarışa çok daha iştahlı başlayacak. Sonuç sprinte kalırsa Viviani’nin hemen arkasına Gaviria ile beraber onu yazarım.

Gaviria, geçen yıl sakatlığı nedeniyle yarışı pas geçmek zorunda kalmıştı ki; yarışın favorilerinden biriydi. Bu sene yeni takımıyla, yine benzer bir konumda. UAE için bir Quick-Step diyemeyiz elbette; ama yanında Kristoff (2014 şampiyonu) gibi bir “yardımcısı” olacak. Norveçli, şans bulduğunda kendisi de gidebilir. Her ne kadar eski formundan uzak olsa da…

Kwiatkowski, “Bir Ardenne’ci MSR’yi nasıl kazanır?” sorusunun cevabını 2017’de verdi. Zafere giden yolu biliyor. Aynı patikayı izlerse ikinci şampiyonluk neden olmasın?

Stefan Küng FDJ’ye transfer olduğunda en çok sevinen isimlerden biri Demare olmuştur. Zira kazandığı 2016 yılında dahi yanında böylesi bir rouleur yoktu. Sezona hızlı giremedi; ama MSR denince Demare için akan sular duruyor. Yine oralarda olacaktır.

Trentin ve Colbrelli için aynı cümleleri kurabiliriz sanıyorum. Sprint atabiliyorlar, yokuş çıkabiliyorlar. Ezcümle, yarışın her iki senaryosunu da uygunlar. Fakat pelotonda, bu söylediklerimi onlardan daha iyi yapan isimler varken kazanmak için yeteneklerinden daha fazlasına ihtiyaçları olacak.

Valverde, üzerinde gökkuşağı mayo ile 3 ayıl aradan sonra Milan-San Remo’ya geri dönüyor. Aklının bir köşesinde “Nibali yaptıyse ben neden yapamayayım?” düşüncesi olduğuna eminim. Alaphilippe’le beraber Milan-San Remo’da Fleche Wallonne-vari bir kapışma izlemek fantastik olmaz mı?

 

Kısa Kısa

Cort: Sezonun en çok galibiyet alan takımının yarıştaki en iddialı ismi. Geçen yıl sekizinci olmuştu. Üzerine koyacağı her basamak başarı hanesine yazılacak.

Degenkolb: Tour’daki Roubaix etabını kazanarak vücudunda dolaşan zehiri attı adeta. Dilerim mümkün olduğunca yukarıda bitirir.

Van Avermaet: Milan-San Remo, hiçbir zaman hedef yarışlarından biri olmadı. Değişen bir şey yok.

Matthews: Sakatlıktan yeni çıktı ve bacaklarındaki toplam kilometre, Milan-San Remo’da kat edeceği mesafeyi ancak geçiyor.

Bouhanni/Laporte: Cofidis’in düşman kardeşleri bir arada. İzlemesi hayli şenlikli olacak.

Groenewegen: Cipressa ve Poggio’nun olmadığı bir dünyada şampiyonluğun favorilerinden biri olabilirdi.

Nibali: :)

 

* * * * *   –

* * * *   Alaphilippe, Viviani

* * *   Sagan, Ewan, Gaviria

* *   Bennett, Kwiatkowski, Demare, Trentin

*   Colbrelli, Van Avermaet, Cort, Degenkolb, Kristoff, Valverde

 

 

Paris-Roubaix 2018’e Ön Bakış

 

Quick-Step’te bu sene yarış kazanamayan neredeyse bir Stybar kaldı (Bu satırlar yazılırken Enric Mas, Bask Turu’nda etap galibiyetini kutluyordu). Üzerine yıllardır Paris-Roubaix’yi kazanmak için çabaladığını ve iki kez direkten döndüğünü ekleyin. Sıra her açıdan ona gelmiş görünüyor anlayacağınız. Takımın öncelikli planı Gilbert olacak muhtemelen; fakat günün sonunda ibrenin Stybar’a döneceğini düşünüyorum.

Okumaya devam et Paris-Roubaix 2018’e Ön Bakış

Milan-San Remo 2018’e Ön Bakış

 

Vakit geldi. Omloop Het Nieuwsblad ve Kuurne-Brussels-Kuurne ile fiilen startını verdiğimiz Bahar Klasikleri dönemi, resmen başlıyor. İlk durağımız Milan-San Remo. Nam-ı diğer La Primavera. Sezonun ilk monument’ı ve en uzun (294 kilometre) yarışı…

Milan-San Remo’yu kazanmak için iki yol var. Ya alışıla geldiği üzere toplu sprintte en güçlü bacaklara sahip olmak. Ya da son 30 kilometrede çıkılan Cipressa ve Poggio ikilisinden birinde atak yapıp yarışı sprinterlerden çalmak. Tıpkı geçen sene olduğu gibi. Okumaya devam et Milan-San Remo 2018’e Ön Bakış

Podcast #11 – Tour de France 2017 Değerlendirmesi

Giro akabinde ara vermek zorunda kaldığımız yayınlara Tour de France değerlendirmesiyle devam ediyoruz. Chris Froome’un 4. şampiyonluğu, Uran-Bardet-Landa arasındaki podyum mücadelesi, mayolar, abandoneler… 3 haftalık keyifsiz Fransa yolculuğunu 11. podcast’imizde konuştuk. Keyifli dinlemeler.

Tour de France 2017’ye Ön Bakış

PARKUR

Fransa Turu, duvar yıkıldıktan sonra ilk kez Almanya topraklarından (Düsseldorf) başlıyor. 1987 Berlin’den tam 30 yıl sonra… Lakin Düsseldorf’daki yolculuğumuz sadece 1,5 gün sürecek. 2. etapta şehirden çıkıp Liege’e uğradıktan sonra, 3. etapla beraber Lüksemburg üzerinden tur ana karasına ulaşacağız. Ardından ver elini güney…

Yarış parkuru bu sene sprinterlere epey bonkör davranıyor. Toplam 9 sprint, 5 orta dağlık ve 5 de yüksek dağlık etabımız [sadece 3’ü zirve finişi (La Planche des Belles Filles, Peyrahudes ve Izoard)] var. İlk gün ve Paris öncesi son günümüzde 2 tane de bireysel zamana karşı koşulacak. Fakat toplam uzunlukları 40 kilometreye dahi ulaşmıyor. Önceki senelere oranla sarı mayo için daha açık bir yarış olacağını söyleyerek favorilere geçelim.

Tour de France 2017

GENEL KLASMAN

Froome, üst üste üçüncü, toplamda dördüncü şampiyonluğunu arıyor. Aradığını bulursa, rekoru egale etmesine sadece bir adım kalacak. Fakat işi, geçtiğimiz senelerdeki kadar kolay değil. 2012’den bu yana en kötü yılını geçiriyor. Bırakın herhangi bir haftalık turda genel klasmanı, sezon boyunca tek bir etap galibiyeti dahi alamadı. Her daim harikalar yarattığı Dauphine’de bile -son gün- podyum dışı kaldı… Hazır olun, koca bir “ama” geliyor… Her şeye rağmen, destansı domestik kadrosunun da (G, Landa, Heano, Nieve, Kwiatkowski vb) etkisiyle çok az farkla önde olduğunu düşünüyorum. Sebebi hemen aşağıda.

Chris Froome

Porte, Dauphine şampiyonluğunu son gün kaybetse de yarışın en sağlam bacaklarından birine sahipti. Ki o bacaklar, 1 ay önce kendisine Tour de Romandie’yi kazandırmıştı. Açıkça söyleyebiliriz, ana favoriler içindeki en formda isim o. Fakat geçmişte de böyleydi ve Porte’un büyük turlar karnesine baktığımızda, en iyi derecesinin geçen seneki Tour beşinciliği olduğunu görüyoruz. Hal böyle olunca, Avustralyalı bisikletçiyi Paris sokaklarında sarı mayoyla turlarken hayal edemiyorum bir türlü. Kritik soru şu: Kötü bir gün geçirmeden veya başına bile bela gelmeden 3 haftayı tamamlayabilecek mi?.. Yakın olacak. Ama sanki yine olmayacak.

Quintana‘nın Giro-Tour dublesi hayalleri ilk ayakta suya düştü. Pasif sürüşü nedeniyle epey destekçi kaybetti üstelik. Yine de, sezonu kurtarmak için bir şansı daha var. Zamana karşı kilometrelerinin azlığı işine yarıyor. Yarış profilinin çok sert olmaması da bacaklarındaki Giro yorgunluğunu düşünürsek avantajına diyebiliriz. Yorgunluk demişken… Q, Giro’dan sonra hiçbir yarışa katılmadı. Bu nedenle formunun ne durumda olduğunu bilmiyoruz. La Plance des Belles Filles’de bitecek 5. etap önemli bir gösterge olacak. Yeni bir podyum ufukta görünüyor. Dileğimiz ise kaderine razı bir şekilde yarışmaması.

Valverde, bahar sezonun en iyisiydi. 3 tane haftalık tur kazandı, üstüne FL-LBL dublesi yaptı. Lakin hemen ardından 1,5 aylık bir tatile girdi ve dönüşü pek iyi olmadı. Defaatle Nairo için çalışacağını söylese de “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diyoruz. Hele söz konusu Valverde ise… Yalnız şöyle bir ikilem var: Valverde’nin Q’ya yardımı en çok genel klasmana yakınken mümkün. Ancak bu şekilde ikili oyun oynayabilirler. Hadi buyurun!

Aru, diz sakatlığı nedeniyle 3 ay yarşamadıktan sonra kendini çabuk toparladı. Dauphine’de beklentileri aşıp beşinci oldu, hemen ardından ise İtalya yol şampiyonluğunu kazandı. Herkes, 2015 formunu bulduğunu yazıp çiziyor. Ki o form, Aru’yu podyuma taşıyabilir. Yarıştaki en taze genel klasman iddialısı olduğunu da hatırlatalım… Takım beri yandan Fuglsang‘a sahip. Hem Aru’nun en büyük yardımcısı, hem de Astana’nın B planı olacak. Tüm enerjisini Dauphine’yi kazanmak için harcamadıysa kendine ilk 10’da bir yer edinebilir.

Richie Porte

Fransızların yarıştaki tek umudu Bardet. Geçen sene elde ettiği ikincilikten sonra bu sene zirve için kapışabileceğini söylemek isterdim; fakat Dauphine performansı pek iç açıcı değildi. İlk 5, onun için en ideal senaryo olacaktır. Bir etap galibiyeti de fena olmaz hani. AG2R’in onun için iyi bir takım getirdiğini söyleyebiliriz. Yaveri Latour, Frank ve Vuillermoz… Porte bile bu kadarına sahip değil.

Contador, ilk şampiyonluğunun 10. yılında, muhtemelen son Fransa Turu’na çıkıyor. Dauphine’de bir kez daha gördük ki; bacakları, aklından geçenleri yapmasına izin vermiyor. Birincilik dışındaki sonuçları umursamadığını, birinci olması için de pelotona uçak düşmesi gerektiğini bildiğimiz için neler yapacağından emin olamıyorum. Gerilerde bile kalsa, ki hayli olası, her halükarda yarışın hakkını vereceğinden emin olabiliriz.

Majka ilk kez Fansa’ya lider olarak geliyor. Daha önce hep Contador’un süper domestikliğini yapmıştı. Tabii bunu yaparken araya 2 polka dot mayo ve 3 etap galibiyeti sığdırmayı da ihmal etmedi. Formda olduğunu söyleyebiliriz. Kaliforniya’da ikinci oldu, Slovenya Turu’nu kazandı. İlk 5 için önemli bir aday olacağına şüphe yok… Takımın diğer kozu ise Dauphine’de harika işler yapan Buchmann. Geçtiğimiz yıllarda Majka’nın Contador’a yaptığını bu kez o Majka’ya yapmaya çalışacak. Gelecekte çok daha iddialı olacağını söylemek zor değil.

Nairo Quintana

Dan Martin hiçbir zaman tam anlamıyla bir genel klasmancı olmadı. Ama kendisine uygun parkur bulduğunda elinden gelenin en iyisini yapmaktan da geri durmadı. Bu yıl Tour, o parkurlardan birine sahip. Geçen yıl elde ettiği dokuzunculuğu geliştirmesi olası. Quick-Step’in Kittel etrafında kurulduğunu, Brambilla‘dan başka ona yardım edebilecek bir isim olmadığını ekleyelim. Gerçi kendisi pek domestiğe ihtiyaç duyan biri sayılmaz.

Dauphine’de iyi gözüken isimlerden biri de geçen yılın sekizincisi Meintjes‘di. Tekrar benzer bir dererece yapması muhtemel. Beyaz mayonun da Yates ile beraber en büyük iki favorisinden biri. Bana sorarsanız birincisi.

Orica’nın kağıt üzerindeki lideri Chaves gibi görünse de pratikte durum böyle olayacak. 4 aylık sakatlık molasınn ardından 3 haftalık turda mücadeleci olması pek kolay değil zira. Takım da bunun farkında olarak Giro öncesi Adam Yates‘i apar topar yarıştan çekip Fransa’ya sakladılar. Lakin onun da form durumu da epey dalgalı. Romandie’de galibiyeti kaçırdı, Dauphine’de ilk 10’u bile göremedi. Tour’da bunu başarabileceğini umuyor. Aksi halde beyaz mayonun uzağında kalacak.

Yeni takımı Bahrain-Merida ile iyi bir sezon geçiren Ion Izagirre ve Cannondale’in lider ikilisi UranTalansky; adlarını anmamız gereken diğer isimler. Ve Lotto Jumbo…. Roglic, Gesink, Bennett gibi sağlam tırmanışçılara sahipler. Ana hedefleri etap galibiyeti olsa da, bir şekilde ilk 15 içinde kendilerine yer bulabilirler.

 

YEŞİL MAYO

Sagan, Tour de France sahnesine çıktığı 2012’den bu yana her yıl yeşil mayoyu kazanmayı başardı. Önümüzdeki senelerde karşısına Gaviria çıkana kadar da kazanmaya devam edeceğe benziyor. 5 yıllık karnesine bakın: 7’si birincilik, toplam 34 podyum…

Peter Sagan

Sagan’a yaklaşması en muhtemel ismin Kittel olmasını bekliyorum. Tüm sprinterler grubu içinde tırmanış kabiliyeti en zayıf isim olsa da, kazanacağı 5+ etap ile sağlam puan toplayacaktır. Sahip olduğu takımdan bahsetmiyorum bile.

Taze Fransa şampiyonu Demare, tamamen onun üzerine kurulmuş bir takımla düşecek yollara. Tabii gözü yeşil mayodan çok etap galibiyet(ler)inde olacak. En az bir tanesini kazanamazsa yazık o trene.

Greipel, 2008 Giro’dan bu yana katıldığı her büyük turda etap almayı başardı. Seriyi sürdüreceğine şüphe yok. Onca sprint etabı içinde en az 1-2 tanesinden zaferle ayrılacaktır. Ayrılmalıdır.

Matthews, düz etaplarda saf sprinterlere karşı koyabilecek top speed’i üretemiyor. Başarılı olması için sonu eğimli Ardenne tandanslı etaplar lazım ve bu yarışta onlardan sadece iki tane var… Söylediklerim Colbrelli için de geçerli.

Cavendish mononükleoz teşhisi nedeniyle bir süredir yarışmıyordu. Tour’a katılıp katılmayacağı da son ana kadar belirsizdi. En büyük motivasyon kaynağı Eddie Merckx’i yakalamak olacak; ama işi hiç kolay değil. Şansı yaver giderse belki bir etap galibiyeti. (Geçen sene de aynı şeyi söylemiştim.)

Bouhanni, Goenewegen, Kristoff ve Degenkolb; etap galibiyeti için sprint atacak, bol bol podyum civarında dolaşacak diğer isimler. Son olarak; sezon sonunda Direct Energie’den ayrılacağını açıklayan Coquard‘ın, takım patronu Jean-René Bernaudeau tarafından Tour kadrosuna alınmadığını belirtelim.

 

POLKA DOT MAYO

4’ü HC, toplam 11 kategorize tırmanışın geçileceği 9. ve 17. etaplar, klasman için büyük önem taşıyor. Kaçış grubuna gitmesi muhtemel bu etaplarda toplanacak puanlar, sahiplerine büyük oranda dağların kralı mayosunun kapısını aralayacak. 

Akla gelen ilk isim, Pinot. Giro’da podyumu kıl payı kaçırdıktan sonra bu kez memleketinde görücüye çıkıyor. Fakat bu sefer hedefi genel klasman değil. Geçtiğimiz yıl bu klasmanda ikinci olan kaçış uzmanı De Gendt, bir diğer favori. Rolland‘ı da atlamamak lazım… Genel klasman için adını saydığımız; fakat yarıştan erken kopup gözünü buraya dikecekler de olacaktır elbet. Giro’da Landa’nın yaptığı gibi. Şimdiden kimlerin olabileceğini söylemek zor.

 

* * * * *   –

* * * *   Froome, Porte

* * *   Quintana, Aru

* *   Bardet, Majka, Contador, Valverde

*   Meintjes, Yates, Martin, Fuglsang  

Podcast #01 – Ronde van Vlaanderen 2017’ye Ön Bakış

Onur ve Murat, ilk podcast yayınlarında Ronde van Vlaanderen’i konuşuyor. Greg van Avermaet mı, Peter Sagan mı?.. Keyifli dinlemeler.

 

Milan-San Remo 2017’ye Ön Bakış

Milan-San Remo son kez solo atakla kazanıldığında sene 2008, şampiyon Cancellara idi. Spartacus artık yok ve şu an pelotonda bunu başarmaya namzet yegane isim Sagan. Kupaya uzanan tek yol bu değil elbet. Hiç olmadı sprint kartı cebinde duruyor zaten. Yine de, atak denemesi kendisi için daha iyi olur görüşündeyim. Poggio’da yapacağı atak ve iniş performansıyla yaratacağı 15-20 saniyelik fark ona yetecektir. Tek başına kalamasa bile, bir iki favoriyi silkelese kafi… Paris-Nice’te Kristoff ve Degenkolb’u geçmeyi başaran Bennett, Bora-Hansgrohe’nin diğer ilk 10 kozu.

Yeni MSR Kupası

Gaviria, geçen yıl ‘acemiliğine’ yenik düşüp son kilometrede kaza yapmasa henüz ilk Milan-San Remo’sunda (ve ilk anıtsal klasiğinde) podyum görebilirdi. Anlaşıldı ki, 291 kilometrelik bir yarış ‘körpe’ bacakları için sorun değil. Bu yıl bir yaş daha olgun ve şimdiden kazanmaya hazır. Paris-Nice 6. etabı onun için tam bir kostümlü prova oldu. Yapması gerekeni biliyor: Sagan’ın tekerine yapışmak. Başarırsa, Eddy Merckx’ten sonraki en genç MSR şampiyonu olacak. Arkasında dev bir destek grubu var. Boonen’den Alaphilippe’e, Gilbert’den Trentin’e…

Boonen demişken… Hastalığı nedeniyle Omloop’dan çekilip Kuurne ve Strade Bianche’yi kaçırmak zorunda kaldı. MSR onun için bacaklarındaki eksik kilometreleri kapatmak için önemli olacak. Gözü, kulağı, her şeyi Paris-Roubaix’de. Burada kendini hırpalayacağını sanmıyorum.

Kristoff, 2015 sezonunda alev aldıktan sonra (314793 yarış galibiyetinin yanı sıra Ronde’yi kazandı) geçen yılı görece epey sönük geçirmişti. Bu sene de bir kıvılcım göremedik açıkçası. Yine de, Milan-San Remo’da işleri tersine çevirebilmesi mümkün. Çevirse iyi eder, zira Ronde ve Roubaix’de işi çok daha zor olacak.

En güvenilir bulduğum klasikçilerden biriydi Degenkolb.

Peter Sagan

Geçen yılın başında Alicante’de yaşanan korkunç kazaya kadar… Tekrar kazanmaya başladı başlamasına da, içimdeki “acaba”yı atabilmiş değilim. 2015’te MSR-PR dublesi yapmasını sağlayan keskinliğe ulaşabildiğini sanmıyorum. Ulaşabilecek mi, emin de değilim. Kuşkularım, podyum adaylarından biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor elbette. Beri yandan takımda Stuyven ve Felline gibi iki başaltı isim var. Cancellara bıraktı; ama Trek hala bahar döneminin en güçlü takımlarından.

 

Demare‘ın Paris-Nice’deki birinci etap performansı etkileyiciydi. Alaphilippe’in tüm pelotonu silkeleyen atağına cevap verebilen tek kişi olarak sprint gücüyle rakibini geçip rahatça etaba uzanmıştı. Bu demek oluyor ki, Sagan veya bir başkasının Cipressa yahut Poggio’da yapacağı ataklara ayak uydurabilir. Son şampiyon olarak yapması gereken de bu. Aynı başarıyı tekrarlaması çok zor görünse de, podyum civarında dolanması sürpriz olmayacak.

Hayır, Van Avermaet‘ı unutmadım. Bu sefer dalga da geçmeyeceğim. Ne haddime! Malumunuz, kendisi artık bir Olimpiyat şampiyonu. “Daimi ikinci” ünvanını da artık ardında bırakmışa benziyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Sagan’ı nasıl yeneceğini öğrendi. Öğrendi ve defaatle uyguluyor. Kendisini arka sıralara bırakmamın sebebi MSR’ye tam uymuyor oluşu. Ronde yazımı bekleyin hele…

Cumartesiye kadar kavgaya vs karışıp kolunu bacağını incitmez, yarış sprint finişine kalır ve sprint sırasında herhangi bir vukuata imza atmazsa Bouhanni‘nin de bir şansı olacak. En son güle oynaya Nokere-Koerse’yi kazandı. Ölçü müdür? Eh, pek değildir.

Fernando Gaviria

Matthews sezonu yine Paris-Nice’de açtı. Fakat bu yıl, geçtiğimiz 2 senenin aksine etap galibiyetinin uzağında kaldı. Formuna dair şüpheler var. Hoş, formunu yakalasa bile 2015’teki podyum derecesini tekrarlaması kolay olmayacaktı. Vücudunu yokuşlu etap sonralarına uygun şekle soktu ve artık elit sprinterlerle baş edebilecek top-speed’i üretemiyor. Geçtiğimiz seneki tahminlerimde ilk sıraya onu koymuştum (59. oldu). Bu yıl sırasını düşürdüm, bakalım ne yapacak?

Bahis siteleri 1’e 19 ile Cavendish‘i altıncı sıraya koyuyor. Niye öyle yapıyorlar, bilmiyorum. Adına hürmeten olsa gerek. Zira ben tam olarak o sebepten adını anıyorum. Poggio’yu görse bile, orada gelecek ataklara veya tempo artışlarına ayak uydurabileceğini sanmıyorum. Ha, “Tour’da ‘Bir etap kazanırsa öpüp başına koysun’ demiştin” derseniz ağzımı açmam.

Geçen yılın ikincisi taze UAE’li Swift, Paris-Nice’nin sürpriz etap galibi Colbrelli ve Lotto Soudal’dan rastgele seçeceğimiz herhangi bir bisikletçi; adlarını ilk 10’da görürsek şaşırmayacağımız diğer isimler. Son olarak bir kısa cümle de Orica’nın genç sprinterleri Ewan ve Cort için edeyim: İkisi de ilk kez MSR koşacaklar, dikkat etmekte fayda var.

 

* * * * *   Sagan

* * * *   Gaviria

* * *   Kristoff, Degenkolb, Demare

* *   Van Avermaet, Bouhanni, Matthews

*   Cavendish, Colbrelli, Swift, Felline, Stuyven, Bennett