Tour de France 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Mark Cavendish

Bu sene Tour de France’ın 103. edisyonu düzenleniyor. Çoğu büyük turda olduğu gibi, TdF 2016’nın da ilk bölümü genel olarak sprint etaplarıyla geçildi. Hepsini toptan bir şekilde özetleyebileceğimizi düşünüyorum. Öncelikle ilk 9 güne ülkesel boyutta Büyük Britanyalı bisikletçilerin damga vurduğunu söyleyebiliriz. Takım olarak da Dimension Data’nın. 4 sprint etabının 3’ünü usta sprinter Mark Cavendish aldı. Son yıllarda rakiplerinin gölgesinde kalan isim, pozisyon bilgisini nasıl kullanabildiği bir kez daha gösterdi. Belki Marcel Kittel’in, hatta diğer sprinterlerin maksimum hızları ve güçleri daha fazla ama Mark Cavendish sprinti ne zaman, nerede ve ne şekilde atacağını çok iyi biliyor. Bu sene olimpiyatlarda pist yarışlarında da madalya hedefleyen Cavendish’in Fransa Turu’ndaki performansı hepimiz için ekstra oldu diyebiliriz. Alman sprinter Andre Greipel bu sene çok formda olsa da, bu formunu Fransa Turu’na taşıyamadı. Bir diğer Alman  Marcel Kittel de her zamanki gibi güç göstergesi yaptı ama sadece 1 etap kazanabildi. Bunda kendisinin zamanlama hataları yapması ve Cavendish’in tecrübesine yenik düşmesinin de payları büyük. Her türlü marifet sahibi yıldızımız Peter Sagan da kendine 1 galibiyet çıkarmayı başardı ve alanındaki önemli isimlere mesajı verdi. Sagan tabii ki sprint etaplarında da kafa göstermeyi ihmâl etmedi. Finiş fotoğraflarında her zaman kareye girmeyi başardı. Alexander Kristoff ve Michael Matthews‘un sprintlerde esamesinin okunmadığını söyleyebiliriz. Kristoff çok formsuz, Matthews ise takım içi çekişmelerle uğraşıyor. Matthews’ın sezon sonu takımdan ayrılacağı söylentileri de git gide artıyor. Fransız sprinter Christophe Laporte ise Cofidis adına sprintlerde yer tutmaya çalışıyor. Nacer Bouhanni’nin sakatlığında kendisine fırsat doğdu ve fena da iş çıkarmıyor. İki genç isim; Dylan Groenewegen ve Daniel Mclay de dikkatimizi çeken isimlerden. Gelecek yıllarda kendilerini sıkça sprint kürsülerinde görebileceğimizi düşünüyorum.

Chris Froome’un 8. etaptaki inişi.

Greg Van Avermaet da şeytanın bacağını kırmayı başaranlardan. Özellikle tek günlük yarışlarda, sonu hafif tırmanışla biten etaplarda hız gösterisi yapmada çok becerikli. Bu sefer de Tour de France 2016’da 5. etaptaki solo kaçışıyla galibiyeti elde etti. Önceski seferlerin aksine biraz erken davranan Van Avermaet, işini şansa bırakmadı ve aynı zamanda sarı mayonun da sahibi oldu. Tabii bir süreliğine… Britanya olimpiyat takımına alınmayan Stephen Cummings, kalitesini bir kez daha ispatladı. Son yıllardaki perfomansıyla kendisinden söz ettiren ve özellikle atak zamanlamasıyla ön plana çıkan Cummings, Col d’Aspin gibi önemli bir yokuşu da içinde bulunduran 7. etaptaki kaçışıyla, TdF 2016’dan etap galibiyet çıkarmasını bildi.

Bauke Mollema

Bauke Mollema ve peloton, yağmur altındaki 9. etapta.

Aperitiflerin tadına baktıktan sonra, asıl mevzumuz olan ana yemeğe gelecek olursak… Tour de France için ön bakış yazımızı yazan Murat, Alberto Contador‘un bir sebepten dolayı yarışı bitiremeyeceği kehanetinde bulunmuştu. Bu kehanet ne yazık ki gerçek oldu. Contador birinci ve ikinci etapta ağır kazalar yaptı, yaralandı ve etaplar süre geldikçe zaman kaybetmeye başladı. Son etaptan önce, 8. etabın bitişinde sarı mayodan 3 dakika 12 saniye geriye düşmüştü. Sakatlıkları, zaman farkı yetmiyormuş gibi takım arkadaşları da liderlerini yalnız bırakmış, kafalarına göre hareket etmeye başlamışlardı. Kaçınılmaz son da 9. etapta geldi çattı. Contador etap başında kaçış deneyip, bacaklarını test etmeye çalışsa da etabın daha başlarında sürekli takım arabasının yanında gözükür oldu. Uzun konuşmalar sonucunda o dramatik kare ekranlara yansıdı. Contador bisikletten indi ve takım arabasına oturdu. Kameralara tek bir kez baktı. Onda da gülümseyip “thumb” işaretini yaptı… Contador 2016’nın kaybedeni. Diğer yandan ise herkesin bir, belki iki adım önde gördüğü Chris Froome‘un gövde gösterisi vardı. 8. etap başlarken sarı mayo Van Avermaet’taydı ama genel klasmanda favorilerden en iyi durumda olan Froome’du. Greg’in zaten etabın başındaki yokuşlarda geri düşeceğini herkes biliyordu. Hepimizin alışık olduğu gibi Team Sky yine pelotonun başına geçti ve kapkara görüntüsüyle “artık kontrol bizde” imajını tüm pelotona yansıtmaya başladı. Team Sky etabı domine etse de, Adam Yates, Froome’un 7 saniye önündeydi. Froome’un sarı giymesi için ekstra bir şeyler gerekliydi. Veyahut birkaç etap daha beklemesi icap ediyordu. 8. etaptaki son yokuş olan Col de Peyresourde’un zirvesine ulaştığımızda herkes sakinleşmişti. Herkes mayosunun önünü kapamaya, sularını içmeye başlamıştı. Tam o esnada Chris Froome en öne gelerek pedallara asıldı ve kadronun üstüne otura otura inişi tamamladı. İnişi son derece tehlikeli hâle getirdi ve yakalanmayarak zaman farkını geliştirip sarı mayoyu sırtına geçirdi. Her zaman Team Sky’ın ve Chris Froome’un en çok eleştirilmesine sebep olan mekanikliğin yerini o iniş boyunca, acayip bir “içten atak” almıştı. Froome’u sevmeyenlerin sayısında bir değişiklik oldu mu bilemiyoruz ancak, saygı duyanların sayısında bir artış olduğuna kesin gözüyle bakabiliriz. Nairo Quintana ve Movistar genel klasman yarışında hâlâ iyi durumdalar ama, 9. etapta karşısında bir çok tırmanış varken Quintana’nın atak yapmamasını pek anlayamadık. Quintana’nın büyük turların son haftalarını sevdiğini biliyoruz. Pireneler’den ziyade de, Alpler’i sevdiğini… O yüzden Nairo Quintana için sanırım biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Thibaut Pinot yine hayâl kırıklığı evresine geçiş yaptı. Daha yarışın ilk haftasında patladı. Artık Rafal Majka ile birlikte dağların kralı mayosunun en büyük adaylarından biri. Tabii önümüzde birçok tırmanış etabı olduğu için bu mayoda da durumlar aniden değişebilir. En azından artık genel klasmanı hedeflemeyeceğini, daha doğrusu yediği zaman farkından dolayı hedefleyemeyeceğini biliyoruz. Genel klasman yarışında genç Britanyalı Adam Yates, daha çok 1 haftalık turların adamı olan Dan Martin ve Fransızların diğer umudu Romain Bardet‘nin de hiç fena yarışmadığını söyleyebiliriz. Son etapta dikkatimizi çeken bir diğer isim ise, etabı kazanan isim Tom Dumoulin. Andorra’da sonlanan etapta Arcalis tırmanışını kotarıp etabı solo kaçışıyla kazanması bizleri biraz şaşırttı ve etkiledi. Mark Cavendish, Peter Sagan ve Greg Van Avermaet, sarı mayoyu kariyerlerinde ilk defa sırtlarına geçirmiş oldular. Ayrıca turda şimdiye kadar hiç fena iş çıkarmayan “El Purito” lakaplı usta bisikletçi Joaquim Rodriguez, sene sonunda profesyonel yol bisikleti yarışçılığını bırakacağını açıkladı.

Tour de France 2016’ya Ön Bakış

Criterium du Dauphine 2016 Ön Bakış

Chris Froome

Chris Froome

Criterium du Dauphine 2016‘ya sayılı günler kaldı. Tour de France’ın en büyük provası çok yakında başlayacak ve genel klasman favorileri TdF öncesi birbirlerine dişlerini gösterecekler. Tabii asıl kapışma ise Temmuz’da.

Öncelikle Dauphine’nin “yakın” geçmişine kısaca değinelim. Team Sky’ın yol bisikleti dünyasına girişiyle birlikte yakın gelecekte “ufakça” bir efsane oluşuverdi. O da; Dauphine’yi kazanan ismin, yaklaşık 1 ay sonra koşulan Tour de France’ı da kazanacağı. Bu kehaneti kısaca irdeleyecek olursak, Team Sky ne zaman Dauphine’yi kazansa (2012 Wiggins; 2013, 2014 Froome), peşi sıra Tour de France’ı da kazanıyor. Froome’un 12. olabildiği 2014 Dauphine’sinden sonra TdF’da da başına gelmeyen kalmamış, yarışı bırakmak durumunda kalmıştı. O yüzden bu sene de Criterium du Dauphine’yi iyice gözlemlememiz gerekiyor. Özellikle yarışarak değil, antrenman yaparak TdF’e hazırlanan bisikletçiler için Dauphine’deki performansları bir hâyli önemli.

Criterium du Dauphine’ye katılacak önemli isimlerden biraz bahsedelim. Chris Froome, Dauphine’nin de, TdF’ın da en büyük favorilerinden biri. Froome sezona pek de iyi başlamadı. Katalonya Turu’na ve Tour de Romandie’ye katıldı ama istediği sonuçları aldığını söylemek güç (Tour de Romandie’ye de etap kazanmasına rağmen). Team Sky’ın özellikle büyük turlara kapalı kutu şeklinde hazırlandığını söylemek mümkün. O yüzden başarısız yarışlar geçirse de, Chris Froome’un Dauphine ve Fransa Turu’nda canavar gibi pedal çevirmesi büyük bir olasılık.

Alberto Contador

Alberto Contador

Alberto Contador da Criterium du Dauphine’nin olmazsa olmazlarından. Daha önce bu haftalık turu 3 kez kazandı (1’i elinden alındı). Tecrübeli genel klasman lideri yine bacaklarını deneyecek ve Tour de France öncesi ne durumda olduğunu görmeye çalışacak. Alberto Contador Paris-Nice (2.), Katalonya Turu (2.) ve Bask Turu (1.)’nda mermi gibiydi. Chris Froome’a nazaran yarış koşarak çalışmayı daha çok seven bir isim ve de yaşına rağmen gayet formda.

İtalyanların, son yıllarda Nibali’nin dışında çıkardığı en büyük genel klasman yarışçısı adayı Fabio Aru. 2 yıldır uğraşıp didiniyordu ve en sonunda Vuelta 2015’te, İspanya’da ilk büyük turunu kazandı. “Uğraştı didindi” dediğime bakmayın. Yalnızca beşinci büyük turunda bu başarıyı elde etti. Daha önce Giro’da iki kez podyum yaptığını da hatırlatalım. Astana’da, Vincenzo Nibali kadar Fabio Aru’nun da transfer olacağı söylentileri dolaşıyor. Criterium du Dauphine ve Tour de France’daki performansı, Aru’nun kontratı açısından belirleyici olacak.

Fabio Aru

Fabio Aru

Thibaut Pinot Fransızların altın çocuğu. O sarı mayoyu Pinot’ya giydirmek için ellerinden geleni yaparlar. Cidden Thibaut Pinot da çok yetenekli bir bisikletçi. En büyük problemi iniş yeteneği ve büyük turlarda bir günü boş geçmesi olmuştur ama bu sezona çok daha iyi başladı. Takımı FDJ çok daha iyi bir yatırım yaptı ve domestik kadrosu artık daha güçlü. Pinot’ya yokuşlarda artık Sebastien Reichenbach eşlik edecek. TdF’da ne yapar bilemiyoruz ama Dauphine’de Pinot zafer çıkarırsa, şaşırmayın.

Fransızlar işi sağlam tutmuş durumdalar. Diğer bir genç yetenek Romain Bardet de oldukça ilgi gören bir genel klasman adayı. Pinot gibi; Contador, Quintana ve Froome karşısında henüz kafa kafaya savaş veremiyor ama ileride neden olmasın? Criterium du Dauphine’ye katılacak isimler arasında bu sene yarışta en fazla kilometre yapmış isim Bardet. Yarış koşmanın getirdiği alışkanlığı Dauphine’ye yansıtabilecek mi, hep beraber göreceğiz.

Richie Porte, Team Sky’daki domestik rolünden sıyrılıp takım liderliğine soyunan isimlerden biri. Tabii BMC Racing Team’de de net bir lider olabildiğini söylemek güç. Dauphine’ye de rekabet içinde olduğu Tejay van Garderen’a “Takımın lideri benim!” mesajı vermeye gidiyor. Kendini dizginleyebilir ise, Dauphine gibi haftalık bir turdan zaferle çıkması çok zor görünmüyor.

Sprinterler için de 1 buçuk etabımız var gibi gözüküyor. Nacer Bouhanni ve Alexander Kristoff, bu etaplar için mücadele içine girecekler. Saydıklarımız dışında; Alexis Vuillermoz, Pierre Rolland, Thomas Voeckler, Julian Alaphilippe, Joaquim Rodriguez gibi isimler de Criterium du Dauphine’nin dikkat çeken diğer isimleri. Movistar’ın buraya nasıl bir kadroyla geleceği ise belli olmuş değil.

Criterium du Dauphine 2015

Criterium du Dauphine 2015

Parkur: Criterium du Dauphine 2016, 4 km’lik bir yokuş prologuyla başlıyor. 4 km deyip geçmeyin. %9.7 ortalama eğime sahip. 1. ve 4. etabın sprint finişine uygun olduğunu söyleyebiliriz. Burada Team Katusha ve Cofidis’i önde çalışırken göreceğiz. 2. ve 3. etaplar ise orta zorlukta ve kaçışa gitme ihtimâlleri var. 5. etap ufak ufak birçok tırmanış içeriyor ve sonu tırmanışla bitiyorsa da, asıl belirleyici etabın 6. etap olması bekleniyor. 6. etabın ortalarında bir kategori dışı (en üst kategori) tırmanış var. Onun dışında ise üç adet 1. kategori tırmanış yer almakta ve en önemlisi; bunlardan sonuncusunda finiş yapılacak. En belirleyici etap 6. etap gibi börünse de, son günde liderliğin değişme ihtimâli oldukça fazla. 7. etabın finişi geçilmeden kimin kazanacağının o kadar da net hâle gelemeyeceği bir Criterium du Dauphine bizleri bekliyor. En azından bizim dileğimiz, son ana kadar mücadelenin devam etmesi. Giro d’Italia 2016, bu konuda verdiği adrenalinle bizim beklentilerimizi her yarış için yükseltmiş durumda.

Canlı yayın için her zaman olduğu gibi adresimiz Eurosport Türkiye. Yayınların Eurosport 1‘den aktarılması bekleniyor ve tahmini yayın saati 17:00 olarak belirlenmiş durumda. İyi seyirler!

Türkiye Bisiklet Turu’nda Tüm Etaplar (Video)

Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun 52. edisyonu da 1 Mayıs’ta sonlandırdık ve ufak ufak Giro hazırlıklarını geçmeye başladık. TUR’u tekrar hatırlamak isteyen ve ileride de dönüp bakarım diyen takipçilerimiz, aşağıdaki video bağlantılarından tüm etapların son km’lerine ulaşabilirler. Herkese iyi seyirler!

 

 

 

 

 

 

 

 

Tüm videolar CyclingHub TV YouTube kanalından alınmıştır.

Kapak fotoğrafı: Tanaka Sonoko

Bir Garip Türkiye Bisiklet Turu

TUR’a katılacak takımlar ve bisikletçilerin profilinin düşmesi uzun zamandır beklediğimiz bir durumdu. Ülkenin güvenlik sorunu; geciken ihale süreci ve süreç sonununda konuya yabancı bir şirketin galip çıkmasıyla birleşince, aksi düşünülemezdi. Nitekim geçtiğimiz günlerde basın lansmanı düzenlendi ve Cumhurbaşkanı’na düzülen methiyelerden arta kalan zamanda beklentilerimizin gerçeğe dönüştüğüne üzülerek şahit olduk.

Takımlarla başlayalım… 3 World Tour (Astana, Lotto-Soudal, Lampre-Merida), 9 Pro-Conti ve 5 Conti olmak üzere toplam 17 takıma ev sahipliği yapacağız. (Geçen yıl 6’sı World Tour, 21 takım vardı.) Bahsi geçen takımlardan Astana’nın, basın lansmanından birkaç gün önce siteden çıkarılması ve hala geri eklenmemesi ise soru işareti olarak yerini koruyor.

Her ne kadar resmi siteye yansımasa da, takımların hangi sporcularla yarışa katılacakları da açıklandı. Türkiye pasaportu verseler yadırgamayacağımız Andre Greipel, Sacha Modolo gibi isimlerin yanı sıra, geçen yılın genel klasman galibi Kristijan Durasek ve yine geçen yıl birer etap kazanan 44’lük Davide Rebellin ve Luis Mas Bonet de yerlerini almış durumda. Kişisel olarak TUR’u kazanmasını beklediğim isim ise Lampre’nin Polonyalı tırmanışçısı Przemyslaw Niemiec.

Gelelim etaplara… En önemli değişiklik, İstanbul etabının 5 yıl aradan sonra tekrar açılış gününe alınması. Sebebi açık: Yarışın son günü 1 Mayıs’a denk geliyor… Beri yandan etap rotası da değişikliğe uğramış durumda. Beşiktaş’tan start alacak peloton, bitmek üzere olan 3. Köprü ekranlara yansısın diye tahmin ediyorum, Anadolu Yakası’nda Anadolu Kavağı’na kadar gidip geri dönecek. Finiş ise geçen sene olduğu gibi Sultanahmet’te.

Bu yıl ilk kez İç Anadolu Bölgesi’ne de uğrayacağız. İstanbul’dan sonra uzun bir uçak yolculuğunun akabinde, sırasıyla Kapadokya ve Konya’da birer etabımız olacak. Sonrasında ise Seydişehir üzerinden Alanya’ya ineceğiz ve yarışın alıştığımız rotasını takip ederek Selçuk’ta TUR 2016’yı noktalayacağız. (Ufak bir hatırlatma; Meryem Ana tırmanışı Selçuk etabı parkurda yer almıyor.)

Seneye bu zamanlar, bu satırları yazarken bir World Tour yarışından bahsetmeyi diliyoruz. Pek ümitvar olmasak da…

Murat Elgin @bisikletdukkani

 

“Tour of Turkey” deriz, “Türkiye Bisiklet Turu” deriz, “TUR” deriz, uzun uzun “Cumhurbaşkanlığı…” deriz. Der de deriz.

Her zaman toprağımdaki şeyler hakkında haldır huldur güzel güzel, coşkulu coşkulu yazmak isterdim. Daha doğrusu o coşkuyu bir şekilde ifade etmek isterdim. Ancak bu arzum geçen sene düşüşe geçerken, bu sene dip yaptı. Geçen sene finişin Sultanahmet Meydanı’na alınmasını ve etrafın miting alanına dönüşmesini biliyorsunuz. Kadıköy tarafından, Bağdat Caddesi’nden, görece muhalefetten uzaktı. Korunaklıydı. Sultanahmet TUR’un bir kısmı için adeta fırtınada sığınacak bir liman olmuştu. Tabii ki yetmedi. Bağdat Caddesi eşrafı bu sene de cezalandırılırken TUR’un bu sefer başlangıcı İstanbul’a alındı. Çünkü son gün 1 Mayıs’a denk geliyordu ve asla ama asla bir şey yapılmayacaktı! Çıt çıkmasın. Aman ha! E ilk İstanbul etabının bir bonusu da oldu. O da 3. köprünün halkla ilişkiler çalışmasını yapıp, inşaatı tamamlanmak üzere olan köprüyü televizyon ekranı vasıtasıyla gözlere sokmak. Gözlerimizin ferine ferine…

Hani burada bisiklet yazmak, spordan bahsetmek, organizasyonumuzun heyecanını aktarmak isterdim ama gelmiyor içimden hiçbir şey. TUR’un formatı ve yaşanacaklarla ilgili özeti Murat yukarıda aktardı zaten. Tam da ilerleme kaydetmemiz gereken yılda bunları yaşamak çok üzücü. Tabii ki her şeyi yeni yönetim anlayışına, ihâle sonrası yaşanan aksaklıklara falan bağlamıyoruz. Sonuçta Avrupalı birçok sporcu ve takım, terör olaylarından dolayı ülkemize gelmek istemiyor. Bu da gerçeklerle yüzleşmemiz şart. Gelen sporculara laf etmeyelim tabii de şimdi. Bu sene beni heyecanlandıran pek bi’ kimse yok. Sadece geçen senenin galibi Durasek’in bu sene neler yapacağını merak ediyorum. Bir de merak ettiğim etap var ki, o da Kapadokya etabı. Tekrar hatırlatmakta fayda var. TUR, 24 Nisan – 1 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek. İzleyelim ve görelim. Ben buna olsa olsa “bir garip Türkiye Bisiklet Turu” diyebiliyorum.

Onur Narinoğlu @onarinoglu

tur_hakkinda_kapak

 

Röportaj: Gürkan Genç – Bisikletle Dünya Turu

Gürkan Genç, 1979 doğumlu Ankaralı bir vatandaşımız. Sizin gibi benim gibi. 30’lu yaşlarına geldiğinde kendisine farklı bir rota seçmiş ve hayalini gerçekleştirmeye karar vermiş. Artık gezgin bir bisikletçi. Daha önce Türkiye’den çıkıp Japonya’ya kadar pedalladığı turundan sonra 7 yılda tüm dünyayı yine bisikletiyle dolaşmaya karar vermiş. 9 Eylül 2012’de başladığı yolculuğunda 20.000 kilometreyi bisikletiyle geçtikten sonra yolculuğuna halen Cezayir’de devam ediyor. İnternet üzerinden gerçekleştirdiğimiz sohbette bu çılgın adamın aslında oldukça aklı başında ve planlı bir şekilde hayalini gerçekleştirdiğini gördüm. Umarım -Gürkan’ın da ifade ettiği gibi- hayallerini gerçekleştirme gücünü hepimiz kendimizde bulabilir ve gerçekleştiğini görebiliriz. Sözü fazla uzatmadan bu keyifli sohbete geçeyim.

9353_614771001901710_1747602461_n

Kimdir Gürkan Genç?

Ankara’da doğdum büyüdüm. İletişim Fakültesi mezunuyum. Çeşitli branşlarda farklı kurumlarda 2007 yılına kadar çalıştım. 2 arkadaşım ile birlikte Gıda Sektörü üzerine şirket kurup 2010 yılında da şirket hisselerini devrettikten sonra bisikletimle gezmeye başlamış 35 yaşında bir Türk vatandaşıyım.

Gürkan Genç’in farklılığı veya benzerliği nedir bu satırın okurlarından?

Farklı bir durumum yok aslına bakılırsa. Öğrencilik, askerlik, sonrasında kariyer… Bu yaşam serüveninde herkes tercihleri doğrultusunda hayallerini gerçekleştirmeye çalışıyor. 31 yaşında tercihimi gezmekten yana kullandım. Bize dayatılanlardan biraz farklı bir tercihti. “Okuyacaksın, kariyer yapacaksın, evleneceksin, çocuk yapacaksın, emekli maaşın olacak, 65 yasına kadar çalışacaksın.” Standart bu.. Tabi böyle olunca sorumlulukların da oluyor.

Tercih ettiğim yol bir çok insanın hayali olabilir ve o taraftan bakıldığında “yahu inanılmaz bir şey yapıyor” dedirtebilir. Yapmış olduğum tarzda seyahatler yapabilmek  için hem belli branşlarda eğitim almış olmanız gerekiyor hem de öncesinde bir kariyer hayatınızın olması şart. Neden böyle diyorum? Çünkü bu eğitim ve kariyer hayatında öğrendiğim ve edindiğim tecrübeleri dünya turu projemin hem hazırlık safasında hemde yolculuk sırasında kullanıyorum.

556706_496631637048981_1659860149_n
Şu an neredesiniz?

Afrika Cezayir’deyim. Tunus Libya , Mısır, Arap yarım adası üzerinden Güney Afrika’ya doğru gidiyorum. Sonra Amerika kıtasına geçeceğim.

Afrika’da nasıl ilerleyeceksiniz?

Sahra Çölünde geziniyorum. Asfalt ve sert kumun olduğu alanlarda. Tabii genellikle kum fırtınası asfalt zemini kapatıyor. Yazları en sıcak bölgelerde, kışları en soğuk bölgelerde gezip bu bölgelerde yaşayan halkı inceliyorum.

Geceleri nasıl, nerede kalıyorsunuz?

Çoğunlukla çadırda kalıyorum.  Büyük şehirlere geldiğimde 12 veya 15 yataklı Hostel tarzı dediğimiz yerlerde konaklıyorum. Şehirlerdeki müzeleri ve tarihi yerleri mutlaka gezerim. Yolumun üstündeki önemli alanları da kaçırmamaya özen gösteriyorum.

Olmazsa olmaz sorulardan birini sorayım. Ortalama günde ne kadar harcıyorsunuz?

Günde 3€ harcayıp yol alabilirsin. Bu mümkün çok defa yaptım. Fakat müzeleri gezen, tiyatroları, sanat galerini gezen, denk geldiğimde operaya giden biriyim. Yemem içmem ama buralara para veririm. Bazen şık bir restorana gider yemek yerim. Üstümdeki kıyafetin kokması pek umrumda olmaz. Gider yemeğin tadına bakarım. O lezzetli yemeklerin ücreti  neyse de bahşişiyle veririm.

Yolculuk masraflı mı?

Mesela İspanya’dan Cezayir’e gemi ücreti 225€. Veya vize beklemek zorunda kalıyorsunuz hostelde. ‘3 gün kalayım’ derken 10 gün kalıyorsunuz.  Veya kameranız bozuluyor dünyayı gezerken… Kompakt bir makine ile mi gezmek istersiniz ? Tabii ki de hayır ! Her zaman yapabileceğiniz bir olay değil dünyayı gezmek. Yarı profesyonel bir kamera alırsınız 1000Euro dur. Eee yolda çektiğiniz HD görüntüleri nasıl montajlayıp film haline getireceksiniz ?  O zaman çok güçlü ve hafif bir makina almanız gerekiyor.. Yani bu maliyet konusu biraz sıkıntılı…

559841_546044152107729_1101383564_n
Sponsorlardan destek alıyor musunuz?

Destek veren firmalar var. Mesela ana Sponsorum Atılım Üniversitesi.  Yemek ve konaklama masraflarımın çoğunu bu sponsor sayesinde karşılıyorum. Fakat elektronik eşya konusunda hiç destekleyen olmadığından bir makina bozulduğunda veya kırıldığında yemek ve konaklama bütçemi bu masraflar için harcamak zorunda kalıyorum. 1 ay çadırda aralıksız yaşarken 2 veya 3 aya çıkartıyorum bu süreyi.  Misafir olduğum ailelerin yanında planladığımdan daha uzun süreli kalıyorum.

Yolculuk nereye?

7 kıta 7 yıl 84 ülke demiştim . Ülke sayısı arttı. Eh bu tur artık 8 yıl da olabilir. Şimdilik acele ettiğim bir konu yok Türkiye’de.

Peki ne zaman geri döneceksiniz?

Açıkçası bu turu ne zaman bitirirsem o zaman geri döneceğim yavaş yavaş ilerliyorum. 2019 Aralık gibi dönmüş olurum.  Avrupa Kıtasında 20000 km bitti, Afrika’da 5000 km yaptım. Devam ediyorum…

Sitenize (www.gurkangenc.com) göz attım. Orada “bakkala gider gibi gitmiştim” demişsiniz. Şimdi de “kasap, manavı ihmal etmişim. Onlara da uğramam lazım” diyerek yeni tura başlamışsınız. Karar verme süreciniz nasıl işliyor? Tura çıkma fikri bir anda parlıyor mu zihninizde?

“Ben gidiyorum” diyebilmeniz için önce böyle bir şeyi yapabilecek durumda mısınız onu analiz etmeniz gerekiyor. Anlık karar verip “hadi len ben gidiyorum” dediğinde sen gitmiyorsundur sen kaçıyorsundur. Döndüğünde büyük bir boşluğa düşersin. Döndükten sonra ne yapacaksın?

10487389_772543802791095_5182212328349793692_n
Daha önce böyle çılgın projeleriniz oldu mu?

Türkiye’den Japonya’ya gittim 2010-2011 yılları arasında. İki çöl geçmiştim. Pamir geçidini geçip Valkhan vadisinde 37000 metre tırmanmıştım. Bunları tasarlamamıştım. Yolumun üstündeydi. Öyle denk geldi geçtim. Hayatımda yaptığım en çılgınca işti sanırım. Güney Kore’ye vardığımda bir video çektim. Video da aynen şu cümleyi kurdum: “İmkanım olsa dünyanın tamamını gezerdim.” Japonya’ya vardığımda da. “O imkanı yaratacağım” diyip ülkeye döndüm. Önceki hayatım… Sabah 8 akşam 8 arasında ev iş arasında geçiyordu.. Nasıl bir çılgınlık yapabilirsiniz? Ancak kısa vadede bol adrenalinli bir hobiniz olmalı. Benim de ona vaktim yoktu.

Neden 7 sene?

Japonya‘ya giderken 6 ayda bitirirm demiştim 1 senede bitti. Dünya turunu kaba taslak hesapladım 4 senede bitiyordu. Fakat aksilikler veya başka şeylerden dolayı 3 senede fazladan koydum.  İlk turdan tecrübe vardı. Fakat şu geldiğim noktaya bakıyorum da daha fazla desem fena olmazmış.

Neden dünya turu?

Hayata bir kere geliyorum, imkanları yaratmışken tabii ki de dünya turu..

Neden bisikletle?

Dünyayı gezebileceğiniz en muhteşem ulaşım aracı.

Peki ya ev, araba, kariyer?

Bu sorunun cevabını döndüğümde hep birlikte 4 sene içinde göreceğiz.

Yolculuğa sizi motive eden ne oldu?

“Yapabilirim” deyip çıktım. Öyle motivasyonluk bir durum olmadı.

Yolculuk sırasında tükenmişlik yaşadığınız oluyor mu?

Bir kere oldu Gobi Çölü’nde. Çok zor bir etaptı.

969107_609057945806349_1708678246_n

Nasıl motive durumda kalmayı başarıyorsunuz?

Ayda 30 bin kişinin ziyaret ettiği bir web sayfasına muhteşem mesajlar geliyor. Özellikle gençlerin gönderdikleri mesajlar. Takdir ve tebrik olayını geçiyorum. Hayallerini paylaşıyorlar. Bunlar bisikletle seyahatler falan değil. Yapı sektöründen tutun, enerji sektörüne, eğitim alanına kadar hayallerini paylaşıyorlar. Birşeyleri değiştireceklerine inanıyorlar ve  şu cümle yetiyor “Gürkan abi sağol !”. İyi bir şey yapıyor olmalıyım ki bu gençler hayallerini paylaşıyorlar.

Birçok ilginç an vardır bu yolculuk sırasında. İlk düşündüğünüzde aklınıza gelen anınız nedir?

Ukrayna’da karların içine düşmüş yaşlı teyze aklıma geldi. O alandan geçiyor olmasaydım büyük ihtimal hayatını kaybetmişti. -38 derecede bisikletten inip ısınması için soyunmam ve sarılmam hayatını kurtarmıştı. Ve o mavi gözlerindeki göz yaşları. Neyse… Bir çok anı var.. internet sayfamda kısmen anlatıyorum

Bu anıları bir kitapta toplamayı düşünüyor musunuz?

Tabii ki bir gün kitaplaşır hatta filmini bile çekerler. Örnekleri çok…

Geri dönünce durmayı düşünüyor musunuz?

Evet. Bu kadar bilgi ve birikimi bir şekilde aktarıp uygulamaya dökmem gerekiyor. Bunu beceremezsem de köyüme dönüp orada yaşamayı planlıyorum.

Yeni projeleriniz var mı?

Olimpiyat Yol yarışı kategorisine katılmayı planlıyorum. 2016 yılında katılamasam bile o yarıştan önce aynı parkuru bisikletimle geçeceğim : ). 2015 yılında Cape Epic yarışına katılacağım… Dünya turunu yaparken zaten her iki ayda bir bisiklet dağıtıyorum.

Her yaz ünıversiteli gençlere “Genç Kaşifler” projesi ile gezgin bursu veriyorum… Eğitim bursu  veriyorum. Ankara’da bisiklet kulübü kurma hazırlıklarım devam ediyor. “Proje var mı?” derken zaten hali hazırda bir çok proje var. Üstüne ilave etmeye de devam ediyorum..

Bu satırı okuyanlara son olarak neler söylemek istersiniz?

Tacikistan’da paranın geçmediği bir köyde paranın geçmediğini unutup çocuğa çikolata alması için para vermiştim. Paraya bakıp bana geri iade etmişti. Sonrasında çantamda kalan son çikolatalardan birini vermiştim . 10 yaşında bir çocuk para ile ne satın alabileceğini bilmiyordu. 10 yaşındayken kurduğum hayalleri hatırladığımda hep bir şeyleri almak tüketmek vardı hatıralarımda. Peki ya bu çocuğun hayalleri neydi? Maddiyat işin içine girdiğinde sanırım gerçek hayallerimizi de kaybediyoruz. Maddi çıkarları göz önünde bulundurmadan hayallerini geçekleştirmeye çalışan veya gerçekleştiren insanların yaşadıkları ülkelerde kültürel yapının gelişmiş olduğunu gözlemledim. Yapmakta olduğum dünya turunun bir etkisinin de bu olduğunu Fransız bir teyze öğretmişti.

Hayallerinizi gerçekleştirin. Çünkü Türkiye’nin hayallerini gerçekleştirecek insanlara ve icraatlara her zamankinden fazla ihtiyacı var.

Röportaj: Mehmet Yakın @mehmetyakin
Kaynak: T24
Fotoğraflar: Gürkan Genç @gurkan_genc