Milan-San Remo 2018’e Ön Bakış

Vakit geldi. Omloop Het Nieuwsblad ve Kuurne-Brussels-Kuurne ile fiilen startını verdiğimiz Bahar Klasikleri dönemi, resmen başlıyor. İlk durağımız Milan-San Remo. Nam-ı diğer La Primavera. Sezonun ilk monument’ı ve en uzun (294 kilometre) yarışı…

Milan-San Remo’yu kazanmak için iki yol var. Ya alışıla geldiği üzere toplu sprintte en güçlü bacaklara sahip olmak. Ya da son 30 kilometrede çıkılan Cipressa ve Poggio ikilisinden birinde atak yapıp yarışı sprinterlerden çalmak. Tıpkı geçen sene olduğu gibi. Okumaya devam et

The Transcontinental Race 2017 Başlıyor

Jules Verne‘in Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Dünyanın Merkezine Yolculuk ve Seksen Günde Devr-i Âlem kitaplarından en az birini, herkes çocukluğunda okumuştur. Jules Verne’in zihinlerimizde başlattığı bu hayâl yolculuğuna devam edenlerimiz de illaki vardır. Kimisi okumaya ve hayâl kurmaya devam ederek, kimisi ise yola koyularak. The Transcontinental Race de yola koyulmaya karar verenler için biçilmiş bir kaftan.

The Transcontinental Race, her yıl düzenlenen, dışarıdan destek alamadığınız, ultra mesafe bir bisiklet yarışı. Bu yarış tamamen sizin zaman ve bitmek bilmeyen yolla olan mücadeleniz. Günün sonunda kronometreyi durduran kimse yok. İster otelde 4-5 saat rahat bir uyku çekin, isterseniz çadırda ya da bivak torbasında 2-3 saat kestirin. Bu tamamen size kalmış. Bu seneki yarış 28 Temmuz’da başlıyor!

 

Yarış ilk zamanlarında, Londra’dan başlayıp İstanbul’da sonlanırdı. Ben de ilk haberdar olduğumda başlangıç ve finiş böyleydi. Ancak bu yılki edisyon, son üç yılda olduğu gibi Geraardsbergen – Belçika’dan başlarken, Meteora – Yunanistan’da sonuçlanacak (ilk kez ülkemizde sonlanmayacak). Bu iki ülke arasında seyahat ederken uğranması gereken 4 check point söz konusu. CP1: Schloss Lichtenstein – Almanya, CP2: Monte Grappa – İtalya, CP3: Tatra Mountains – Slovakya ve CP4: Transfăgărășan – Romanya. Yarışçılar, uğramaları gereken noktaları istedikleri yollardan, istedikleri şekilde gidebilecekler. Herkes kendi rotasını çizecek ve en kısa zamanda Meteora’ya ulaşmaya çalışacak.

Yarışın organizatörü Mike Hall da bir uzun mesafe yarışçısıydı. Yarışçısıydı diyorum çünkü, Mike Hall 31 Mart’ta Indian Pacific Wheel Race’te yarışırken, bir aracın bisikletine çarpması sonucu, 35 yaşında Avustralya’da yaşamını yitirdi.

The Transcontinental Race 2017’ye, yani 5. edisyonuna 8000 civarı bir başvuru söz konusu oldu ve bunların sadece 277’si kabûl gördü. Ülkemizden Hüseyin Gökdai (#27) ve Berk Okyay (#171) yarışa bireysel olarak, İsmail Arkan (#250a) ve Yusuf Akkuş (#250b) ise takım olarak bu seneki yarışa katılacaklar. #171 numarası, sene başında bir yarışmayla yapılıyor ve sponsor bu yarışmacının her şeyini karşılayarak video çekimlerini gerçekleştiriyor. Bu numarayı kazanan isim geçen sene de yarışı tecrübe eden Berk Okyay olmuştu. Ben bu yarışı, Recep Yeşil ve Erik Nohlin‘in yarıştığı Specialized AWOL Transcontinental bisikletleri için çekilen belgeselden öğrenmiştim. Sizden umarım bu yazı vasıtasıyla öğrenir ve bu tutkunun bir parçası olursunuz. Bisikletçileri numaraları vasıtasıyla bu bağlantıya tıklayarak güncel olarak takip edebilirsiniz.

Tüm yarışmacılara ve özellikle bizim arkadaşlara başarılar!

*Bahsettiğim belgesel videolarını aşağıdaki YouTube bağlantılarından izleyebilirsiniz.

 

 

Ahmet Örken Sezona Formda Başladı, Sonrası?

Türkiye Bisiklet Turu 18 – 23 Nisan arası bu sefer World Tour takviminde kendine yer bulmuştu ancak malûmunuz bizim tur ertelendi. Sebebi konusuna hiç girmeyelim. Orası tam bir muamma. Torku Şekerspor ve Ahmet Örken normal şartlarda bu tarihlerde Türkiye Bisiklet Turu’na hazırlanıyor olur, bütçe çıkarsa yarış koşar, onun dışında da antrenmanlarını sürdürürdü. Bu sene ise durum biraz daha farklı. Örken’in programında ne gibi bir değişiklik olduğunu bilemiyoruz ama Torku Şekerspor, Fas’ta bir dizi yarışa katıldı.

Fas’taki bu 6 tek günlük yarışın da kategorisi 1.2 ve hepsi sprint yarışı. Aslında 6 farklı etaptan oluşan bir tur gibi gözükse de, hepsinin ayrı olarak, gün gün sonuçlanıyor. Örken attığı sprintlerle genel olarak ilk 5 potasında kalmayı başararak kürsüye yakın bir hafta geçirdi. Les Challenges de la Marche Verte – GP Al Massira yarışını da kazanmayı bildi. Torku Şekerspor’un Rus bisikletçisi Ivan Balykin de Les Challenges de la Marche Verte – GP Oued Eddahab yarışını kazanırken, kendini tüm yarışlarda podyuma yakın tutmak için çabaladı.

Ahmet Örken - Fas

Ahmet Örken’in, Fas yarışlarındaki dereceleri.

Fas’ın ardından Kuzey Kıbrıs’a geçen Torku Şekerspor, bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Kuzey Kıbrıs Bisiklet Turu’nda da takım olarak yer aldı. Ahmet Örken bu tura favori olarak geldi ve üzerine düşeni yaparak, 4 etabın 3’ünden zaferle ayrılırken, bir etabı da 3. bitirdi.

Buradan bakınca her şey çok gibi gözükse de bu yarışların bir ağırlığı yok. Ahmet Örken ise bundan çok daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahip (hâlâ). Bunun için geçmişinde kalan iki yol vardı. Birincisi Torku Şekerspor’un daha akılcı bir yönetim sayesinde Örken’i yükseltmesiydi. İkincisi ise Örken’in kendini dışarıdaki (ufak da olsa) bir takıma atarak, daha üst seviye bir rekabete girebilmesiydi. Şu an için maalesef ilkinin olması söz konu değil gibi. Türkiye Bisiklet Turu (Torku Şekerspor’un sadece özel izinle katılabilmesi gündemdeydi, yani katılacakları garanti değil)’nun ertelenmesi, belki de iptal olacak olması da olumsuz bir durum teşkil ediliyor. Örken’in sapağı kaçırdığı o ikinci yola dönme şansı hâlâ var. Her şey kendinde bitiyor.

Bol şans!

Tour de France 2016 Dinlenme Günü Notları – II

İkinci haftayı aktarabiliyor olmak benim için çok güç. Hem Tour de France’ın Mont Ventoux etabındaki garip olay, hem de ülkenin içinde bulunduğu hâl. Tüm dengemi yitirmiş olsam da, bu hafta hakkında da düşüncelerimi buraya aktarmaya çalışacağım. Öncelikle 12. etapta yaşananların anormal şeyler olduğunu söyleyelim. Olayı kısaca özet geçelim. Yarışın bitimine 1200 metre kala seyirci kalabalığının aşırı olması sebebiyle yokuşta şişme oldu. Sonrasında Richie Porte, Bauke Mollema ve Chris Froome‘un önündeki 4 motosiklet de durmak zorunda kaldı ve zincirleme kaza yaşandı (video). Froome’un bisikleti kırılınca zirveye doğru koşmaya başladı ve tuhaf bir görüntü oluştu. Zirveye doğru koşan bir sarı mayo… Tarihe tanıklık etmek için muazzam bir andı (video). Kazadan en iyi şekilde kurtulan Mollema oldu ve yola devam etti. Froome önce Mavic’ten bisiklet aldı, o bisiklet kendisine uymayınca, takım arabası geldi vs. Bu kısımlar olayın daha çok hikâyesel kısımları. Sonuç olarak çoğu yarışçı Froome’u geçti ve de sarı mayonun Adam Yates‘e geçme durumu söz konusu oldu. Söz konusu oldu diyorum çünkü, sarı mayo töreni olmadı ve jürinin kararını beklemeye başladık. Etap sonrasında kendi aramızda birçok tartışma yaşadık ve tabii ki sonuca varamadık. Sarper Günsal’ın sıcağı sıcağına yayında dediği gibi, ne karar çıkarsa sonuç yanlış olacaktı. Aynen de öyle oldu. Kimse memnun değil. Aksi bir karar çıksa yine kimse memnun olamayacaktı.

Nice saldırısı saygı duruşu.

Yarışta olan kazalarda, özellikle seyirci ve motosiklet kaynaklı kazalarda bisikletçiler kesinlikle mağdur oluyor. Mesela Giro d’Italia 2014’te Manuel Bongiorno seyircinin itmesi sonucu düşürülmüş ve olası bir etap zaferinden mahrum kalmıştı (video). Ya da son zamanlarda motosiklet bazlı birçok kaza oldu. Ancak Mont Vantoux etabındaki bu saçma sapan kazanın baş sorumlusunun organizasyon olduğunu düşünüyorum. O yüzdende şahsi fikrim, yarışın o esnadaki süreler ve farklarla bitirilmesi yönündeydi. Adam Yates de böyle bir durumun vasıtasıyla sarı mayo giymek istemediğini ifade etti. Sonuç olarak jüriden Porte’un ve Froome’un Mollema’yla aynı zamanda, Nairo Quintana‘nın ve yer aldığı diğer favoriler grubunun ise Adam Yates ile aynı zamanda bitirmesine karar verildi. Bence müdahale edilmesi doğru. Müdahale ediş biçimi yanlış. Bu konuyu Tour de France’ın bitiminde özel bir yazı aracılığıyla tekrar değerlendireceğiz.

Yokuşlarda maalesef ekstrem bir olay göremedik. Team Sky ve Chris Froome, beklenildiği gibi pelotonun önüne set olup dizildi. Nairo Quintana formundan çok uzak. Yarış başlamadan önce Chris Froome ile birlikte en çok şans tanınan isimdi ama kendi çizgisinde değil. Hollandalı Bauke Mollema kendisinden beklentilerin üzerinde. Keza Richie Porte da öyle. Onun dışında en büyük sürprizi Adam Yates yaptı diyebiliriz. Adam Yates hem beyaz mayoda rahat bir şekilde yoluna devam ediyor. Hem de kürsüde dolaşmaya devam ediyor. Bunları yaparken yokuşlarda tek başına yaptığını da hatırlatalım. ORICA-BikeExchange’in Adam Yates için herhangi bir domestiği bulunmuyor. Yokuşlar için bir ufak not daha, finişi 6 km geriye alınsa da efsane Mont Ventoux etabını kazanan, Belçikalı kaçış uzmanı Thomas de Gendt oldu.

Peter Sagan

Beklenildiği üzere ikinci haftada da Peter Sagan‘ın ismi sıkça haykırıldı… Sagan ikinci haftada, iki birincilik, bir ikincilik ve bir üçüncülük elde etti. Podyum töreni pratiğinde artık yeni bir seviyeye ulaştı. Mark Cavendish ise Tour de France 2016’da dördüncü etap zaferini elde etti. Son yıllarda patlayıcı gücünden uzaklaşmaya başladığımız Cavendish, Alman rakipleri Andre Greipel ve Marcel Kittel‘i Fransa Turu 2016’dan sildi attı. Cavendish’in olimpiyatlarda pistte yarışacağını biliyoruz ve yarışın sonu onun için erken geldi. Beklenildiği gibi Cavendish 2. dinlenme gününde Tour de France 2016’tı terk etti. Yarışı bu kadar başarılı geçirmese, ilk haftanın sonunda bile olimpiyat hazırlıkları için erken veda yapabilirdi.

Dağların kralı mayosu için Rafal Majka ve Thomas de Gendt kıyasıya kapışıyor. Bourg-en-Bresse – Culoz etabında ise de Gendt, Majka’ya eşlik edemedi. Majka’nın etap için kapıştığı isim ise Jarlinson Pantono‘ydu. IAM Cycling’in Kolombiyalı yokuşçusu iniş yeteneğini de tüm dünyaya lanse etti. Artık bu konuda kendisini özel bir yere koymamız gerekiyor. Şu an için bu turda Fransa’da etap alabilen tek Kolombiyalı da kendisi. Herkes hâlâ Nairo Quintana’dan bir şeyler bekliyor.

Yeşil mayoyu Peter Sagan garantiledi desek yanlış olmaz. Dağların kralı mayosunda da Rafal Majka bir adım önde. Sarı ve beyaz mayoda da işler değişecek gibi gözükmüyor. Chris Froome ve Adam Yates‘in durumları gayet sağlam.

Tour de France 2016’ya Ön Bakış

Tour de France 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Tour de France 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Mark Cavendish

Bu sene Tour de France’ın 103. edisyonu düzenleniyor. Çoğu büyük turda olduğu gibi, TdF 2016’nın da ilk bölümü genel olarak sprint etaplarıyla geçildi. Hepsini toptan bir şekilde özetleyebileceğimizi düşünüyorum. Öncelikle ilk 9 güne ülkesel boyutta Büyük Britanyalı bisikletçilerin damga vurduğunu söyleyebiliriz. Takım olarak da Dimension Data’nın. 4 sprint etabının 3’ünü usta sprinter Mark Cavendish aldı. Son yıllarda rakiplerinin gölgesinde kalan isim, pozisyon bilgisini nasıl kullanabildiği bir kez daha gösterdi. Belki Marcel Kittel’in, hatta diğer sprinterlerin maksimum hızları ve güçleri daha fazla ama Mark Cavendish sprinti ne zaman, nerede ve ne şekilde atacağını çok iyi biliyor. Bu sene olimpiyatlarda pist yarışlarında da madalya hedefleyen Cavendish’in Fransa Turu’ndaki performansı hepimiz için ekstra oldu diyebiliriz. Alman sprinter Andre Greipel bu sene çok formda olsa da, bu formunu Fransa Turu’na taşıyamadı. Bir diğer Alman  Marcel Kittel de her zamanki gibi güç göstergesi yaptı ama sadece 1 etap kazanabildi. Bunda kendisinin zamanlama hataları yapması ve Cavendish’in tecrübesine yenik düşmesinin de payları büyük. Her türlü marifet sahibi yıldızımız Peter Sagan da kendine 1 galibiyet çıkarmayı başardı ve alanındaki önemli isimlere mesajı verdi. Sagan tabii ki sprint etaplarında da kafa göstermeyi ihmâl etmedi. Finiş fotoğraflarında her zaman kareye girmeyi başardı. Alexander Kristoff ve Michael Matthews‘un sprintlerde esamesinin okunmadığını söyleyebiliriz. Kristoff çok formsuz, Matthews ise takım içi çekişmelerle uğraşıyor. Matthews’ın sezon sonu takımdan ayrılacağı söylentileri de git gide artıyor. Fransız sprinter Christophe Laporte ise Cofidis adına sprintlerde yer tutmaya çalışıyor. Nacer Bouhanni’nin sakatlığında kendisine fırsat doğdu ve fena da iş çıkarmıyor. İki genç isim; Dylan Groenewegen ve Daniel Mclay de dikkatimizi çeken isimlerden. Gelecek yıllarda kendilerini sıkça sprint kürsülerinde görebileceğimizi düşünüyorum.

Chris Froome’un 8. etaptaki inişi.

Greg Van Avermaet da şeytanın bacağını kırmayı başaranlardan. Özellikle tek günlük yarışlarda, sonu hafif tırmanışla biten etaplarda hız gösterisi yapmada çok becerikli. Bu sefer de Tour de France 2016’da 5. etaptaki solo kaçışıyla galibiyeti elde etti. Önceski seferlerin aksine biraz erken davranan Van Avermaet, işini şansa bırakmadı ve aynı zamanda sarı mayonun da sahibi oldu. Tabii bir süreliğine… Britanya olimpiyat takımına alınmayan Stephen Cummings, kalitesini bir kez daha ispatladı. Son yıllardaki perfomansıyla kendisinden söz ettiren ve özellikle atak zamanlamasıyla ön plana çıkan Cummings, Col d’Aspin gibi önemli bir yokuşu da içinde bulunduran 7. etaptaki kaçışıyla, TdF 2016’dan etap galibiyet çıkarmasını bildi.

Bauke Mollema

Bauke Mollema ve peloton, yağmur altındaki 9. etapta.

Aperitiflerin tadına baktıktan sonra, asıl mevzumuz olan ana yemeğe gelecek olursak… Tour de France için ön bakış yazımızı yazan Murat, Alberto Contador‘un bir sebepten dolayı yarışı bitiremeyeceği kehanetinde bulunmuştu. Bu kehanet ne yazık ki gerçek oldu. Contador birinci ve ikinci etapta ağır kazalar yaptı, yaralandı ve etaplar süre geldikçe zaman kaybetmeye başladı. Son etaptan önce, 8. etabın bitişinde sarı mayodan 3 dakika 12 saniye geriye düşmüştü. Sakatlıkları, zaman farkı yetmiyormuş gibi takım arkadaşları da liderlerini yalnız bırakmış, kafalarına göre hareket etmeye başlamışlardı. Kaçınılmaz son da 9. etapta geldi çattı. Contador etap başında kaçış deneyip, bacaklarını test etmeye çalışsa da etabın daha başlarında sürekli takım arabasının yanında gözükür oldu. Uzun konuşmalar sonucunda o dramatik kare ekranlara yansıdı. Contador bisikletten indi ve takım arabasına oturdu. Kameralara tek bir kez baktı. Onda da gülümseyip “thumb” işaretini yaptı… Contador 2016’nın kaybedeni. Diğer yandan ise herkesin bir, belki iki adım önde gördüğü Chris Froome‘un gövde gösterisi vardı. 8. etap başlarken sarı mayo Van Avermaet’taydı ama genel klasmanda favorilerden en iyi durumda olan Froome’du. Greg’in zaten etabın başındaki yokuşlarda geri düşeceğini herkes biliyordu. Hepimizin alışık olduğu gibi Team Sky yine pelotonun başına geçti ve kapkara görüntüsüyle “artık kontrol bizde” imajını tüm pelotona yansıtmaya başladı. Team Sky etabı domine etse de, Adam Yates, Froome’un 7 saniye önündeydi. Froome’un sarı giymesi için ekstra bir şeyler gerekliydi. Veyahut birkaç etap daha beklemesi icap ediyordu. 8. etaptaki son yokuş olan Col de Peyresourde’un zirvesine ulaştığımızda herkes sakinleşmişti. Herkes mayosunun önünü kapamaya, sularını içmeye başlamıştı. Tam o esnada Chris Froome en öne gelerek pedallara asıldı ve kadronun üstüne otura otura inişi tamamladı. İnişi son derece tehlikeli hâle getirdi ve yakalanmayarak zaman farkını geliştirip sarı mayoyu sırtına geçirdi. Her zaman Team Sky’ın ve Chris Froome’un en çok eleştirilmesine sebep olan mekanikliğin yerini o iniş boyunca, acayip bir “içten atak” almıştı. Froome’u sevmeyenlerin sayısında bir değişiklik oldu mu bilemiyoruz ancak, saygı duyanların sayısında bir artış olduğuna kesin gözüyle bakabiliriz. Nairo Quintana ve Movistar genel klasman yarışında hâlâ iyi durumdalar ama, 9. etapta karşısında bir çok tırmanış varken Quintana’nın atak yapmamasını pek anlayamadık. Quintana’nın büyük turların son haftalarını sevdiğini biliyoruz. Pireneler’den ziyade de, Alpler’i sevdiğini… O yüzden Nairo Quintana için sanırım biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Thibaut Pinot yine hayâl kırıklığı evresine geçiş yaptı. Daha yarışın ilk haftasında patladı. Artık Rafal Majka ile birlikte dağların kralı mayosunun en büyük adaylarından biri. Tabii önümüzde birçok tırmanış etabı olduğu için bu mayoda da durumlar aniden değişebilir. En azından artık genel klasmanı hedeflemeyeceğini, daha doğrusu yediği zaman farkından dolayı hedefleyemeyeceğini biliyoruz. Genel klasman yarışında genç Britanyalı Adam Yates, daha çok 1 haftalık turların adamı olan Dan Martin ve Fransızların diğer umudu Romain Bardet‘nin de hiç fena yarışmadığını söyleyebiliriz. Son etapta dikkatimizi çeken bir diğer isim ise, etabı kazanan isim Tom Dumoulin. Andorra’da sonlanan etapta Arcalis tırmanışını kotarıp etabı solo kaçışıyla kazanması bizleri biraz şaşırttı ve etkiledi. Mark Cavendish, Peter Sagan ve Greg Van Avermaet, sarı mayoyu kariyerlerinde ilk defa sırtlarına geçirmiş oldular. Ayrıca turda şimdiye kadar hiç fena iş çıkarmayan “El Purito” lakaplı usta bisikletçi Joaquim Rodriguez, sene sonunda profesyonel yol bisikleti yarışçılığını bırakacağını açıkladı.

Tour de France 2016’ya Ön Bakış

Criterium du Dauphine 2016 Değerlendirmesi

2016061245_121147

Criterium du Dauphine 2016

Criterium du Dauphine 2016 - 09/06/2016 - Etape 4 - Tain-l'Hermitage/ Belley (176km) -BOASSON HAGEN Edvald - Vainqueur de l'étape à Belley

Criterium du Dauphine 2016 – Edvald Boasson Hagen

2016061057_101645

Criterium du Dauphine 2016

13445727_1023238501045636_3240388555253136998_n

Criterium du Dauphine 2016 – Chris Froome

Criterium du Dauphine 2016‘yı da geride bıraktık. Biliyorsunuz bu yarış, Fransa Turu’nun hazırlığı niteliğinde. Hatta Team Sky’ın başlattığı bir de geleneği var. Yıl içinde Dauphine’yi kazanan, Tour de France’ı da kazanıyor. Şimdi ufaktan Criterium du Dauphine 2016 değerlendirmesini yapmaya başlayalım.

Kazanana en son değinmekte fayda var diyerek, önce kaybedenlerden başlıyorum. Kaybedenlerin uzun bir listesi. Yarış öncesi beklentim kıran kırana mücadele olacağı yönündeydi ama pek de tahmin ettiğim gibi olmadı. Dauphine’nin iki büyük kaybedeni olduğunu söylesek yanlış olmaz. Birincisi aktif genel klasman favorilerinin en şöhretlilerinden Alberto Contador. Herkesin Contador ile ilgili çekince ilerleyen yaşıydı. Yoksa Contador’un tırmanışı, inişi, zamana karşısı (eh) veya tarzıyla ilgili en ufak bir sıkıntı yok. Contador’un sezon başındaki başarılı performansı hepimizi heyecanlandırmış ve Tour de France’da Nairo Quintana ve Chris Froome’a kafa tutabileceğini düşünmüştük. Criterium du Dauphine 2016 sonrası bu düşünce biraz olsun kırıldı. Alberto Contador, Froome’un temposunun şu an için çok uzağında. Contador bir aydan kısa bir sürede bu forma ulaşabilecek mi, hep beraber göreceğiz.

Bir diğer büyük kaybeden ise Fransızların çok şey beklediği genç yıldızları Thibaut Pinot. İlk olarak şunu söyleyebiliriz: Thibaut Pinot, 7 etaplı bir yarışta Chris Froome’dan 6 dakika fark yedi. İlk prolog etabında 52 saniye geride kalınca işlerin pek iyi gitmeyeceğini tahmin ediyorduk ama farkın bu kadar açılması biraz sürpriz oldu. FDJ, Sebastien Reichenbach transferiyle Pinot’nun ordusunu çok daha güçlü hâle getirdi ama TdF gibi bir yarışı kazanabilmek için yeterli gözükmüyor. Tabii her zaman için Pinot’nun podyum yarışında olacağını söyleyebiliriz. Romain Bardet’yle kaçtıkları kraliçe etapta Bardet’yi yokuş sonundaki sprintte yenip etabı kazandığını da hatırlatalım.

Richie Porte, eski patronu Chris Froome’un sadece 19 saniye gerisinden geldi ama onu da kaybedenler listesine koysak yanlış olmaz. Şu açıdan Porte’un hakkını vermemiz gerek, Froome’un tekerleğine en çok tutan isim o oldu. Froome ne zaman başını kaldırsa, her zaman tepki vermeye “çalıştı”. Etap galibiyetine de yaklaştı ama Froome o konuda da “bi’ dakika” diyerek zaferi elde etti.

Etixx – Quick Step’in enteresan performansı devam ediyor. Klasiklerde beklentilerin çok altında kalan takım, pek bir beklentinin olmadığı Giro’da şov yaptı diyebiliriz. Criterium du Dauphine 2016’da da işler gayet yolundaydı. Etixx’in yokuş çıkabilen klasikçileri Dan Martin ve Julian Alaphilippe çok iyi bir performans gösterdi. Dan Martin her zaman için büyük turlarda tam bir etap canavarı. Alaphilippe de yavaş yavaş kendini klasiklerde ve bu tarz yarışlarda ortaya koymaya başladı. Önümüzdeki yıllarda Peter Sagan’ın en büyük rakiplerinden biri olacak gibi gözüküyor.

Hayâl kırıklıklarından, kaybedenlerden bahsederken çok önemli bir ismi atlamışım. Fransa topraklarında yarışa Pinot’nun gölgesinde başladı diyebiliriz. Bahsettiğimiz isim, Fabio Aru. Bu yıl Giro’da yer almadı. Tek hedefi Tour de France’ı kazanmak ama Aru’nun Vuelta 2015’deki hâlinden eser yok şimdi! Fabio Aru prolog etabında Contador’dan 1 dakikanın üzerinde fark yedi. Hâliyle sonra da toparlayamadı. Fabio Aru üçüncü etabı kazandı kazanmasına ama bu etabın yokuş performansıyla alâkası yok. Güzel bir kaçışla ve sprint trenlerinin beceriksizliğiyle bu zafere ulaştı. Kristoff, Bouhanni ve diğer sprinterler bu etabın sonunda çok gidon dövdüler…

Romain Bardet‘nin stabil eğimlerde ne kadar iyi pedal çevirebildiğini zaten biliyoruz. Criterium du Dauphine 2016’da da bir kez daha bu duruma şahit olduk. Onun sorunu patlayıcı gücünün yeterli olmaması. Romain Bardet Chris Froome’un 12 saniye gerisinde kaldı ve Dauphine’yi ikinci sırada tamamladı. Fransızlar Pinot’ya daha çok ilgi gösterse de, bir başka genç sporcuları Bardet, Tour de France’de gayet iyi bir iş çıkartabilir.

Sonunda söz bir şekilde Chris Froome‘a geldi. Beğeneni de beğenmeyeni de çok ama ne olursa olsun herkes onun son zamanların “en iyi” bisikletçisi olduğunu biliyor. Kendilerine itiraf edemeseler de… Chris Froome prolog’ta Contador ve diğerlerinin arkasında kaldı ama benim kafamda ilerisi için “acaba?” durumu oluşmadı. Bir şekilde Froome’un bu yarışı kotaracağını hissediyor gibiydim. Sonunda da beşinci etabı ekran başında izlerken, alışık olduğumuz mermi gibi ataklarından birine daha tanık olduk. İlk başta Contador ve Porte yanıt vermek istese de, Contador’un çabaları beyhudeydi ve kısa zamanda Froome’un tekerinden koptu. Richie Porte biraz daha dirençli çıksa da, o da sona kadar gelmesine rağmen yokuşun sonundaki sprintte etkili olmayınca, etap ve sarı mayo Chris Froome’a gitti. Team Sky’ın sarı mayo canavarı Froome, Criterium du Dauphine 2016’yı kazanmış oldu. Daha önce de birçok kez belirttiğimiz gibi, Dauphine’yi kazanan Froome peşi sıra gidip TdF’ı da kazanıyor.

Mayolara göz atacak olursak, sarı mayonun sahibi yani genel klasmanı kazanan isim Chris Froome oldu. Sprint mayosunu Edvald Boasson Hagen, tırmanış mayosunu Daniel Teklehaimanot ve genç mayosunu Julian Alaphilippe sırtına geçirdi. Fransa Turu’nu iple çekiyoruz. Çok az kaldı! Temmuz’da görüşmek üzere…

Criterium du Dauphine 2016 Ön Bakış yazımız.

Criterium du Dauphine 2016 Ön Bakış

Chris Froome

Chris Froome

Criterium du Dauphine 2016‘ya sayılı günler kaldı. Tour de France’ın en büyük provası çok yakında başlayacak ve genel klasman favorileri TdF öncesi birbirlerine dişlerini gösterecekler. Tabii asıl kapışma ise Temmuz’da.

Öncelikle Dauphine’nin “yakın” geçmişine kısaca değinelim. Team Sky’ın yol bisikleti dünyasına girişiyle birlikte yakın gelecekte “ufakça” bir efsane oluşuverdi. O da; Dauphine’yi kazanan ismin, yaklaşık 1 ay sonra koşulan Tour de France’ı da kazanacağı. Bu kehaneti kısaca irdeleyecek olursak, Team Sky ne zaman Dauphine’yi kazansa (2012 Wiggins; 2013, 2014 Froome), peşi sıra Tour de France’ı da kazanıyor. Froome’un 12. olabildiği 2014 Dauphine’sinden sonra TdF’da da başına gelmeyen kalmamış, yarışı bırakmak durumunda kalmıştı. O yüzden bu sene de Criterium du Dauphine’yi iyice gözlemlememiz gerekiyor. Özellikle yarışarak değil, antrenman yaparak TdF’e hazırlanan bisikletçiler için Dauphine’deki performansları bir hâyli önemli.

Criterium du Dauphine’ye katılacak önemli isimlerden biraz bahsedelim. Chris Froome, Dauphine’nin de, TdF’ın da en büyük favorilerinden biri. Froome sezona pek de iyi başlamadı. Katalonya Turu’na ve Tour de Romandie’ye katıldı ama istediği sonuçları aldığını söylemek güç (Tour de Romandie’ye de etap kazanmasına rağmen). Team Sky’ın özellikle büyük turlara kapalı kutu şeklinde hazırlandığını söylemek mümkün. O yüzden başarısız yarışlar geçirse de, Chris Froome’un Dauphine ve Fransa Turu’nda canavar gibi pedal çevirmesi büyük bir olasılık.

Alberto Contador

Alberto Contador

Alberto Contador da Criterium du Dauphine’nin olmazsa olmazlarından. Daha önce bu haftalık turu 3 kez kazandı (1’i elinden alındı). Tecrübeli genel klasman lideri yine bacaklarını deneyecek ve Tour de France öncesi ne durumda olduğunu görmeye çalışacak. Alberto Contador Paris-Nice (2.), Katalonya Turu (2.) ve Bask Turu (1.)’nda mermi gibiydi. Chris Froome’a nazaran yarış koşarak çalışmayı daha çok seven bir isim ve de yaşına rağmen gayet formda.

İtalyanların, son yıllarda Nibali’nin dışında çıkardığı en büyük genel klasman yarışçısı adayı Fabio Aru. 2 yıldır uğraşıp didiniyordu ve en sonunda Vuelta 2015’te, İspanya’da ilk büyük turunu kazandı. “Uğraştı didindi” dediğime bakmayın. Yalnızca beşinci büyük turunda bu başarıyı elde etti. Daha önce Giro’da iki kez podyum yaptığını da hatırlatalım. Astana’da, Vincenzo Nibali kadar Fabio Aru’nun da transfer olacağı söylentileri dolaşıyor. Criterium du Dauphine ve Tour de France’daki performansı, Aru’nun kontratı açısından belirleyici olacak.

Fabio Aru

Fabio Aru

Thibaut Pinot Fransızların altın çocuğu. O sarı mayoyu Pinot’ya giydirmek için ellerinden geleni yaparlar. Cidden Thibaut Pinot da çok yetenekli bir bisikletçi. En büyük problemi iniş yeteneği ve büyük turlarda bir günü boş geçmesi olmuştur ama bu sezona çok daha iyi başladı. Takımı FDJ çok daha iyi bir yatırım yaptı ve domestik kadrosu artık daha güçlü. Pinot’ya yokuşlarda artık Sebastien Reichenbach eşlik edecek. TdF’da ne yapar bilemiyoruz ama Dauphine’de Pinot zafer çıkarırsa, şaşırmayın.

Fransızlar işi sağlam tutmuş durumdalar. Diğer bir genç yetenek Romain Bardet de oldukça ilgi gören bir genel klasman adayı. Pinot gibi; Contador, Quintana ve Froome karşısında henüz kafa kafaya savaş veremiyor ama ileride neden olmasın? Criterium du Dauphine’ye katılacak isimler arasında bu sene yarışta en fazla kilometre yapmış isim Bardet. Yarış koşmanın getirdiği alışkanlığı Dauphine’ye yansıtabilecek mi, hep beraber göreceğiz.

Richie Porte, Team Sky’daki domestik rolünden sıyrılıp takım liderliğine soyunan isimlerden biri. Tabii BMC Racing Team’de de net bir lider olabildiğini söylemek güç. Dauphine’ye de rekabet içinde olduğu Tejay van Garderen’a “Takımın lideri benim!” mesajı vermeye gidiyor. Kendini dizginleyebilir ise, Dauphine gibi haftalık bir turdan zaferle çıkması çok zor görünmüyor.

Sprinterler için de 1 buçuk etabımız var gibi gözüküyor. Nacer Bouhanni ve Alexander Kristoff, bu etaplar için mücadele içine girecekler. Saydıklarımız dışında; Alexis Vuillermoz, Pierre Rolland, Thomas Voeckler, Julian Alaphilippe, Joaquim Rodriguez gibi isimler de Criterium du Dauphine’nin dikkat çeken diğer isimleri. Movistar’ın buraya nasıl bir kadroyla geleceği ise belli olmuş değil.

Criterium du Dauphine 2015

Criterium du Dauphine 2015

Parkur: Criterium du Dauphine 2016, 4 km’lik bir yokuş prologuyla başlıyor. 4 km deyip geçmeyin. %9.7 ortalama eğime sahip. 1. ve 4. etabın sprint finişine uygun olduğunu söyleyebiliriz. Burada Team Katusha ve Cofidis’i önde çalışırken göreceğiz. 2. ve 3. etaplar ise orta zorlukta ve kaçışa gitme ihtimâlleri var. 5. etap ufak ufak birçok tırmanış içeriyor ve sonu tırmanışla bitiyorsa da, asıl belirleyici etabın 6. etap olması bekleniyor. 6. etabın ortalarında bir kategori dışı (en üst kategori) tırmanış var. Onun dışında ise üç adet 1. kategori tırmanış yer almakta ve en önemlisi; bunlardan sonuncusunda finiş yapılacak. En belirleyici etap 6. etap gibi börünse de, son günde liderliğin değişme ihtimâli oldukça fazla. 7. etabın finişi geçilmeden kimin kazanacağının o kadar da net hâle gelemeyeceği bir Criterium du Dauphine bizleri bekliyor. En azından bizim dileğimiz, son ana kadar mücadelenin devam etmesi. Giro d’Italia 2016, bu konuda verdiği adrenalinle bizim beklentilerimizi her yarış için yükseltmiş durumda.

Canlı yayın için her zaman olduğu gibi adresimiz Eurosport Türkiye. Yayınların Eurosport 1‘den aktarılması bekleniyor ve tahmini yayın saati 17:00 olarak belirlenmiş durumda. İyi seyirler!

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – III

Steven Kruijswijk

CjAddnQUYAAlgYI

Giro’da üçüncü ve son dinlenme günü de geride kaldı. Ufak ufak son haftaya başlıyoruz ve pembe mayo yarışında neler olacağını merak ediyoruz. Tim Wellens‘in kaçışla aldığı 6. etabın ardından sonra ilk ciddi tırmanış etabının kazananı yine kaçıştan geldi. Bardiani – CSF takımının 21 yaşındaki toy isimlerinden Giulio Ciccone‘nin etabı kazanması, Bardiani – CSF gibi küçük ölçekli ama bu spora kazandırdıkları açısından bir hâyli değerli olan takımların önemini bir kez daha vurgulamış oldu. Gianluca Brambilla, bu zorlu etap bitişinde pembe mayoyu takım arkadaşı Bob Jungels‘e teslim etmek durumunda kaldı. Brambilla’nın yine de bu pembe mayonun hakkını verdiğini ve podyumdaki sevincini görebilmek, birçok şeye değerdi. Geçen sene Giro’da Astana’nın Giro lideri Fabio Aru‘ya kafa tutmasıyla adından sıkça söz CjAddeJUkAQ3recettiren ve sezon sonu Team Sky’a transfer olan Mikel Landa için işler pek de iyi gitmedi. Team Sky’ın bu sene Giro’ya lider olarak getirdiği Mikel Landa yarışı 10. etapta bırakmak durumunda kaldı ve Giro’yu tamamlayamadı. Team Sky’ın Tour de France dışındaki büyük turlardaki başarısızlık serisi devam ediyor. Bu konunun sebeplerine yönelik fikirler sonraki yazılarımızda illa dile gelecektir. 11. etapta, Modena’dan Asolo’ya geçişte bir kez daha beklenen CjDyUz0WkAEzBmvsenaryo gerçekleşti ve Diego Ulissi bir etap daha kazandı. Diego Ulissi bisiklet kariyerinin sonunda nerede olacak bilemiyorum ama Giro d’Italia tarihinin önemli etap yarışçılarından biri olacağı kesin. Ulissi klasiklerde ilk 10 çıkarmaya başlasa da, şimdilik yeterli değil. Bazı yarışlarda kürsü yapması, hatta zafer çıkarması kaçınılmaz. Uzun zaman sonra tam olarak düz bir etapla karşı karşıyaydık ve 12. etapta Andre Greipel bir çentik daha attı. Greipel pozisyon olabildiği sCi_dfvOWYAAw365printlerde ne kadar kuvvetli olduğunu bir kez daha gösterdi ve Giro d’Italia 2016’daki üçüncü sprint zaferini almış oldu. Bu sayıyla Marcel Kittel‘in iki etap galibiyetini de geride bırakmış oldu. Kırmızı mayoyu da üstünde bulunduran Greipel’in, Tour de France’e 
hazırlanmak için Giro’dan çekilmesi, özellikle İtalyanlar tarafından pek de hoş karşılanması. E tabii kimse kendi organizasyonunun ikinci plana atılmasını Ci90qKGWkAAgFMCistemez. Hele ki Fransa ve
İtalya gibi milli duyguları kabarık ve çok çok çok çok uzun zamandır rekabet halinde olan ülkeler için. Yol bisikleti sporu açısından bile tozlu tarih sayfalarına sahip iki ülke. Giro d’Italia ve Tour de France’ın başlangıç tarihlerinin 100 yılı aştığını unutmamak gerek. Genelde mayo sahibi bisikletçi yarışı bıraktığında ertesi gün kimse mayoyla yarışmaz. Yani mayo o gün için giyilmez ama Giacomo Nizzolo, Greipel’den sonra devralacağı kırmızı mayoyu sırtına biraz erken geçirmiş oldu. Tabii bunda Giro organizasyonunun, mayo boşta kalmasın Nizzolo hemen giysin düşüncesi de hakimdir.

13, 14 ve 15. etapları kombine şekilde düşünmemiz gerekiyor. Pembe mayoyu yarışını kökünden etkileyebilecek yarışlar. Yer yerinden oynayabilirdi ve sonucunda da öyle oldu. Öncelikle Etixx – Quick-Step’in Lüksemburglu bisikletçisi genç Bob Jungels artık pembe mayoya veda ediyor. Jungels mayoyu taşıdığı süre boyunca cidden pembenin hakkını verdi ve bizi de heyecanlandırdı. Etixx – Quick-Step de 3 farklı isimle, 6 gün (Kittel 1, Brambilla 2, Jungels 3) boyunca pembe mayoyu sırtlarında taşımış bir takım oldu. Giro d’Italia 2016’ya gelirken pek de böyle bir beklenti olduklarını düşünmüyorum. Öncelikle 13. etaptan bahsedelim. Euskaltel – Euskadi’nin eski isimlerden Mikel Landa Team Sky adına lider geldiği yarışı bıraktı ama bir başka Euskadi eski sporcusu Mikel Nieve, Team Sky’ın Giro d’Italia 2016’daki tek etap galibiyetini aldı. 13. ve 14 .etaplar Movistar’ın eve döndüğü zaman uzun uzun incelemesi ve üzerine konuşması gereken etaplar. Yaşanan sıkıntıları yaratanlar 1 sporcu da değil. 2 sporcu. Tabii ki her bisikletçi kendi başına bir değer. Hem etap kazanmak hem de kariyerleri boyunca “başarılı” olmak isteyeceklerdir ama ilk olarak Sarper Günsal’dan duyduğum sözü hatırlatmakta fayda var. “Bisiklet takım hâlinde yapılan bireysel bir spordur.” Eğer siz de takımınızda domestik rolündeyseniz, bisikletin takım hâlinde yapılan bir spor olduğu gerçeğiyle, keskin ve çarpıcı bir şekilde yüzleşmeniz gerekiyor. Yoksa işler hiç de arzuladığınız gibi gitmeyebilir. Arzularının esiri olan isimler ise Giovanni Visconti ve Andrey Amador. Visconti, tarzını çok sevdiğim bir sporcu olsa da, 13. etapta, etap zaferini gereksiz zorladı. Takım direktörü onu arkaya, Amador ve Valverde’ye yardıma gelmesini söylediklerini belirttiler ama Visconti ne etaba gidebildi, ne de yavaşlayıp liderine yardım edebildi. Nieve’nin kazandığı bu etabın sonunda uzunca bir iniş ve düzlük vardı. Bob Jungels’i geride bırakan grup, Amador’un da ısrarlı çalışmaları sonucu bir hâyli tempolu gitti ve sonunda Andrey Amador, Movistar adına pembe mayoyu sırtına geçirdi. Yalnız bu cümlede hiçbir problem yokmuş gibi gözükse de Movistar’ın gerçek lideri Alejandro Valverde. Kuşkusuz ki Valverde’nin yaşı bir hâyli ilerledi ve hiçbir zaman 5 yıldızlı bir yokuşçu olmadı ama yine de takımın lideri o ve dediğim dedik bir alfa karakter. Bunu bir kenara koyalım. Zaten Andrey Amador’un böyle bir büyük turu kazanmak için tam olarak yeterli olmadığını da biliyoruz. Burada problem Amador’un pembeyi giymesi değil. Zaten Jungels geride kaldığı için farkı makûl sürelerde tuttuğu için pembeyi giyecekti. Problem sağlam tempo yapması ve kendini yorması. Sonuçta yarış yarın bitmiyor. Her şeye rağmen bir Kosta Rikalı’nın pembe mayo giymesi çok güzel bir görüntü. Andrey Amador tahmin edebileceğiniz üzere Giro d’Italia’da forma giyen ilk Kosta Rika vatandaşı sporcu oldu ve ülkesinin tarihine geçti. Hem görüntüsü, hem de yaşattıkları itibariyle Giro d’Italia’nın testere etabına sıra geldiğinde ise, genel klasmancı sporcular birbirleriyle yüzleşti ve köklü değişiklikler yaşandı. 14. etap, yani testere etap, biz şaşırıp kala kalsak da aktı gitti. Önce Vincenzo Nibali zorladı. Tempo arttırdı, ataklar yaptı. İşte beklenen sona doğru gidiyoruz diye hissetti herkes. Çünkü yarışın en büyük favorisiydi Nibali. Sonrasında ise “bi’ dakika ne oluyor” diye ekrana yaklaştık. Dikkatlice baktığımızda Esteban Chaves ve Steven Kruijswijk ikilisinin adeta tavşan adımlarla yavaş yavaş öne geldiğini ve bir bisiklet, iki bisiklet boyu derken farkı açtıklarına tanık olduk. Sonradan duyduğumuza göre “basıp gidelim diyen” ikili cidden de basıp gidiyordu ve Nibali’nin onlara verecek gücü kalmamıştı. Alejandro Valverde de zaten çoktan gerilerde kalmıştı. Etapta muazzam bir kaçışa imza atan Kolombiyalı Darwin Atapuma da yakalandı. Kız arkadaşı Atapuma’ya “etabı kazanmazsan sana nanik yapacağım” demişti bir kere ama bu motivasyon da Atapuma’yı bir yere kadar taşıyabildi. Etap sonunda Estaban Chaves etap zaferini kazanırken, Steven Kruijswijk ise süre olarak daha avantajlı konumda olduğu için pembe mayonun yeni sahibi oldu. Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış yazımızda Kruijswijk’e 1* vermiştik ve doğrusu bu bizi biraz utandırdı. Kruijswijk’in çok sıkı bir bisikletçi olduğunu biliyorduk ama çok daha savunmacı gözüküyordu. Bu sefer risk aldı ve bu riskin nimetlerinden de faydalandı. Gün sonunu en önde kapatan Chaves ve Kruijswijk, Nibali’ye 37″, Valverde’ye ise tam 3’00” fark attılar. Bu kombine düşündüğümüz 3 özel günün sonuncusu ise bireysel zamana karşı. Ancak bu bireysel zamana karşının çok çarpıcı bir özelliği var. 10.8 km’lik bu etap bir yokuş zamana karşısı ve genel klasman için çok ama çok önemli. Yokuşlarda kalabalıkla baş edebilen isimlerin kendileriyle mücadelede verdikleri sınavı hep birlikte görme şansımız doğdu. Öncelikle etabı kazanan isimden bahsedelim: Alexander Foliforov. 24 yaşındaki genç Rus sporcunun en belirgin özelliği zamana karşı olsa da, daha önce herhangi bir zamana karşıyı bırakın, profesyonel etap zaferinin olmadığını belirtelim. Maalesef Rus takımlarının kapalı kutu olduklarını ve dopingle sıkça başlarının derde girdiğini hatırlatalım. Hatta bütün sporlarda böyle bir kara bulut söz konusu olduğunu söylesek, yanlış olmaz. Hatta şu an “Son iddiaya göre 14 Rus atletin Pekin’deki testleri pozitif çıktı.” içerikli bir haber de önüme düştü. Ilnur Zakarin bile yıllar önceki doping mevzusuyla hâlâ anılabiliyor. O yüzden Gazprom-RusVelo’nun genç ismi Foliforov’un temiz olmasını ve bu zaferin tek seferlik olmamasını umuyoruz. Etabın favorisini birçok kaynak Esteban Chaves olarak gösteriyordu. Chaves etabı kazanamasa da 6. oldu. Etabı Kruijswijk, Chaves’in önünde bitirse de, Chaves podyumdaki yeri için güzel bir süre elde etmiş oldu. Steven Kruijswijk, Foliforov ile aynı süreyi yaparak bireysel zamana karşı etabını ikinci bitirdi ve rakiplerinin hepsinden süre çalmayı başardı. Kruijswijk’in bu performansında, pembe mayonun tılsımının da etkili olduğunu söyleyebiliriz. Kruijswijk genel klasmanda rakiplerine 2 dakikanın üzerinde bir fark atmış durumda. Bir kısmına ise 3 dakikaların bile üzerinde. Bundan sonra tek yapması gereken pes etmemek ve tutunmak! Valverde zamana karşıda biraz olsun toparlansa da hâlâ genel klasmanda çok uzaklarda. Nibali ise bireysel zamanıyı hiç de iyi
geçirmedi. Teknik problem yaşadı ve bisikletini değiştirdi. Zaman kaybetti.
Tabii bildiğimiz Nibali. Dinlenme günündde “Savaşmaya devam edeceğim,
Kruijswijk de kim?” mesajını vermeyi ihmâl etmedi.

Mayolardan da biraz bahsedelim. Giacomo Nizzolo kırmızı mayoyu,
yani sprint mayosunu taşıyor. Geçen sene kazanmıştı, bu sene de Giro’nun
sonuna kadar devam ederek mayoyu kazanmasını bekleyebiliriz.
Mavi mayo (tırmanış) uzun zamandır Damiano Cunego‘da. Kötü bir gün
geçirmezse şu an için favori gözüküyor. Özellikle 19. ve 20. etapta birçok
puan var ama oraya kadar kafasını gayet rahatlatabilir. Genç mayosunu da
Bob Jungels korumaya devam ediyor. Bob Jungels de en yakın rakibi
Sebastián Henao’dan 11 dakika uzaklıkta. Artık buradan mayoyu kaybetmesi
için anormal bir durum yaşaması gerekir. Yakın zamanda bizim
hesaplarımızdan  “Giro d’Italia 2016’nın kazananı Team LottoNL – Jumbo’dan
Steven Kruijswijk” mesajlarını görürseniz artık şaşırmayın.

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – II

 

Veloturk Gran Fondo 2016 Erciyes

erciyes_uzun_fotoSalcano Bisiklet Festivali 3-4 Eylül’de Erciyes’te gerçekleşecek ve organizasyonun en önemli kısımlarından biri olan Veloturk Gran Fondo, geçen sene olduğu gibi bu sene de Erciyes Dağı’nı zorlayacak. Kısa ve uzun parkur olmak üzere iki farklı seçenekte düzenlenecek Gran Fondolar, 4 Eylül tarihinde gerçekleşecek. Bu organizasyonla elde edilen gelir, Veloturk’ün her zaman yaptığı gibi çocuklara bisiklet olarak gidecek.

“Veloturk nedir?” derseniz, Birkaç İyi Adam :: Veloturk’ün 2015 Planları yazımızdan inceleyebilirsiniz.

Veloturk Gran Fondo Erciyes Uzun Parkur, Kayseri şehir merkezinden başlayıp, Erciyes Dağı’nda bitecek. 116 km’lik parkurda toplam 1930 m+ irtifa alınacak. Veloturk Gran Fondo Erciyes Kısa Parkur’da ise, yine Kayseri şehir
merkezinden başlayacak ve Tomarza kasabasında sonlanacak. 69 km’lik kısa parkurda 890 m+ toplam irtifa çıkılacak.

“Gran Fondo nedir? Ne değildir?” Bu amatör yol bisikleti yarışını merak edenler Gran Fondo! Gran Fondo! yazımızı okuyabilirler.

Salcano Bisiklet Festivali, Veloturk Gran Fondo dışında, Ulusal Olimpik Dağ Bisikleti (XCO) yarışlarına ve Türkiye Downhill Şampiyonası’na da ev sahipliği yapıyor.

Detaylı bilgileri erciyesbisikletfestivali.com web sitesinden edinebilirsiniz.

 

 
CizaaBLW0AI_rx5

 

Çamlıca Gazozuna Kapışalım :: 6. BO-CE MTB Gece Yarışı

Hafta sonu İstanbul’da güzel bir gece etkinliği yapmak istiyor ve dağ bisikleti meraklısıysanız bu haberimiz tam size göre. 6. BO-CE MTB Gece Yarışı, Çamlıca Gazozu ana sponsorluğunda 21 Kasım gecesinde Maçka Demokrasi Parkı‘nda gerçekleşecek. Online kayıtlar en son 20 Kasım cuma akşamı saat 18:00’e kadar devam edecek ve sonrasında online kayıtlar kapanacak ve  kayıt yaptırmak isteyen diğer katılımcılar, etkinlik günü Maçka Parkı’nda kurulacak olan kayıt masasına başvuru yapabilirler. Aşağıdan yarışma kuralları ve etkinlik programı hakkında detaylı bilgi edinebilir, online kaydınızı buradan yapabilirsiniz.

12274246_920894281319518_8432235001015914531_n

Yarışma Kuralları:
1. Çamlıca Gazozuna Kapışalım ”6. BO-CE MTB GECE YARIŞI” organizasyonu 21 Kasım Cumartesi saat 14:00’de Maçka ”DEMOKRASİ PARKI” içinde bulunan HAVUZBAŞINDA buluşma ile başlayacak.
2. Yarışmacılar organizasyonun belirlediği saatlerde parkurda antrenman yapabileceklerdir.
3. Yarışmacılara ikramlar ve brifing verilecektir.
4. Kayıt Ücreti 10 TL, Ücret yarış günü kayıt masasında alınacaktır.
5. Online Kayıtlar en son 20 Kasım Cuma saat: 18:00’e kadar alınacaktır, bu saatten sonra Online Kayıtlar kapanacaktır. Kayıt yaptırmak isteyenler Maçka Parkında kurulacak olan Kayıt Masasına başvuru yapabilirler
6. Yarışma ilk startı hakem işareti ile saat 17:00’de (Bayanlar, 30+ ve 40+ Masterlar) ile başlayacak.
7. İlk yarışların bitiminden sonra Genç Erkekler ve Büyük Erkekler yarışları devam edecek.
8. Yarışmada Kask, ön ve arka ışık bulundurma mecburiyeti vardır. Ekipmanı tam olmayanlar yarışa alınmayacaktır.
9. Yarışmacılar kategorilere göre belirlenecek tur sayılarına göre yarışacaklardır.
10. Yarış esnasında kategori birincileri geldiğinde tur yiyen sporcular sıralamalarına göre kenara alınacaklardır.
11. Yarışmacılar parkuru kısaltarak kestirmek yaptırdıkları takdirde diskalifiye olacaklardır.
12. Tüm yarışmacılara bisikletlerin önüne takmaları için ”Number Plate” ve plastik kelepçe zipler verilecektir.
13. Yarışmacıların hızlı olan sporculara yol vermesi azami önem taşımaktadır.
14. Yarışma boyunca centilmenlik ve emniyet kuralları ön planda tutulacaktır. Aksi davranışlar hakemler tarafından sorgusuz olarak değerlendirmeye alınacak ve gerekli hallerde gerekli ceza kararları verilebilecektir.
15. Yarışmacılar yarışma boyunca yardıma ihtiyacı olan başka bir yarışmacıya teknik destek ve su yardımında bulunabilir. Ancak uzun süreli malzeme taşınması durumunda yardım eden ve yardım edilen yarışmacı diskalifiye olur.
16. Yarışmacılar, hakemlerin ve etkinlik görevlilerinin uyarı ve yönlendirmelerine uymak zorundadır.
17. Yarışma hakemlerin işaretiyle başlayacak ve sonlanacaktır. Öncesinde başlayan ya da sonrasında bitiren yarışmacılar ceza alacak yada diskalifiye olacaklardır.
18. Hava muhalefeti nedeni ile belirlenen yarışma rotalarında, yarışmanın düzenlenmesinin sakıncalı olduğu durumlarda Yarış Komite Başkanı yarışmanın yapılabileceği parkuru değiştirebilir.
Program:
21 Kasım 2015 Cumartesi;
14:00 – 16:00 Parkur Tanıma (serbest antrenman)
14:00 – 16:00 Yarış Kayıtları, Teknik Kontrol
17:00 +30 Master, +40 Master Erkekler ve Bayanlar Start
18:30 Genç ve Büyük Erkekler Start
20:30 Ödül Töreni