Podcast #13 – Vuelta a Espana 2017 Değerlendirmesi

Yılın son büyük turu sona erdi. Chris Froome, Tour-Vuelta dublesi yaparak bisiklet tarihindeki yerini aldı. Yarışta Froome’dan rol çalmayı başaran tek bir isim vardı: Alberto Contador. El Pistolero, kariyerine Angliru’daki etap galibiyetiyle nokta koydu. Son dönemin en keyifli yarışlarından biri olan Vuelta 2017’yi, podcast’in 13. nüshasında masaya yatırdık. Yayının sonunda kısa kısa Ahmet’in Örken ve Türkiye Turu’ndan da bahsetmeyi ihmal etmedik… Keyifli dinlemeler.

Tour de France 2017’ye Ön Bakış

PARKUR

Fransa Turu, duvar yıkıldıktan sonra ilk kez Almanya topraklarından (Düsseldorf) başlıyor. 1987 Berlin’den tam 30 yıl sonra… Lakin Düsseldorf’daki yolculuğumuz sadece 1,5 gün sürecek. 2. etapta şehirden çıkıp Liege’e uğradıktan sonra, 3. etapla beraber Lüksemburg üzerinden tur ana karasına ulaşacağız. Ardından ver elini güney…

Yarış parkuru bu sene sprinterlere epey bonkör davranıyor. Toplam 9 sprint, 5 orta dağlık ve 5 de yüksek dağlık etabımız [sadece 3’ü zirve finişi (La Planche des Belles Filles, Peyrahudes ve Izoard)] var. İlk gün ve Paris öncesi son günümüzde 2 tane de bireysel zamana karşı koşulacak. Fakat toplam uzunlukları 40 kilometreye dahi ulaşmıyor. Önceki senelere oranla sarı mayo için daha açık bir yarış olacağını söyleyerek favorilere geçelim.

Tour de France 2017

GENEL KLASMAN

Froome, üst üste üçüncü, toplamda dördüncü şampiyonluğunu arıyor. Aradığını bulursa, rekoru egale etmesine sadece bir adım kalacak. Fakat işi, geçtiğimiz senelerdeki kadar kolay değil. 2012’den bu yana en kötü yılını geçiriyor. Bırakın herhangi bir haftalık turda genel klasmanı, sezon boyunca tek bir etap galibiyeti dahi alamadı. Her daim harikalar yarattığı Dauphine’de bile -son gün- podyum dışı kaldı… Hazır olun, koca bir “ama” geliyor… Her şeye rağmen, destansı domestik kadrosunun da (G, Landa, Heano, Nieve, Kwiatkowski vb) etkisiyle çok az farkla önde olduğunu düşünüyorum. Sebebi hemen aşağıda.

Chris Froome

Porte, Dauphine şampiyonluğunu son gün kaybetse de yarışın en sağlam bacaklarından birine sahipti. Ki o bacaklar, 1 ay önce kendisine Tour de Romandie’yi kazandırmıştı. Açıkça söyleyebiliriz, ana favoriler içindeki en formda isim o. Fakat geçmişte de böyleydi ve Porte’un büyük turlar karnesine baktığımızda, en iyi derecesinin geçen seneki Tour beşinciliği olduğunu görüyoruz. Hal böyle olunca, Avustralyalı bisikletçiyi Paris sokaklarında sarı mayoyla turlarken hayal edemiyorum bir türlü. Kritik soru şu: Kötü bir gün geçirmeden veya başına bile bela gelmeden 3 haftayı tamamlayabilecek mi?.. Yakın olacak. Ama sanki yine olmayacak.

Quintana‘nın Giro-Tour dublesi hayalleri ilk ayakta suya düştü. Pasif sürüşü nedeniyle epey destekçi kaybetti üstelik. Yine de, sezonu kurtarmak için bir şansı daha var. Zamana karşı kilometrelerinin azlığı işine yarıyor. Yarış profilinin çok sert olmaması da bacaklarındaki Giro yorgunluğunu düşünürsek avantajına diyebiliriz. Yorgunluk demişken… Q, Giro’dan sonra hiçbir yarışa katılmadı. Bu nedenle formunun ne durumda olduğunu bilmiyoruz. La Plance des Belles Filles’de bitecek 5. etap önemli bir gösterge olacak. Yeni bir podyum ufukta görünüyor. Dileğimiz ise kaderine razı bir şekilde yarışmaması.

Valverde, bahar sezonun en iyisiydi. 3 tane haftalık tur kazandı, üstüne FL-LBL dublesi yaptı. Lakin hemen ardından 1,5 aylık bir tatile girdi ve dönüşü pek iyi olmadı. Defaatle Nairo için çalışacağını söylese de “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diyoruz. Hele söz konusu Valverde ise… Yalnız şöyle bir ikilem var: Valverde’nin Q’ya yardımı en çok genel klasmana yakınken mümkün. Ancak bu şekilde ikili oyun oynayabilirler. Hadi buyurun!

Aru, diz sakatlığı nedeniyle 3 ay yarşamadıktan sonra kendini çabuk toparladı. Dauphine’de beklentileri aşıp beşinci oldu, hemen ardından ise İtalya yol şampiyonluğunu kazandı. Herkes, 2015 formunu bulduğunu yazıp çiziyor. Ki o form, Aru’yu podyuma taşıyabilir. Yarıştaki en taze genel klasman iddialısı olduğunu da hatırlatalım… Takım beri yandan Fuglsang‘a sahip. Hem Aru’nun en büyük yardımcısı, hem de Astana’nın B planı olacak. Tüm enerjisini Dauphine’yi kazanmak için harcamadıysa kendine ilk 10’da bir yer edinebilir.

Richie Porte

Fransızların yarıştaki tek umudu Bardet. Geçen sene elde ettiği ikincilikten sonra bu sene zirve için kapışabileceğini söylemek isterdim; fakat Dauphine performansı pek iç açıcı değildi. İlk 5, onun için en ideal senaryo olacaktır. Bir etap galibiyeti de fena olmaz hani. AG2R’in onun için iyi bir takım getirdiğini söyleyebiliriz. Yaveri Latour, Frank ve Vuillermoz… Porte bile bu kadarına sahip değil.

Contador, ilk şampiyonluğunun 10. yılında, muhtemelen son Fransa Turu’na çıkıyor. Dauphine’de bir kez daha gördük ki; bacakları, aklından geçenleri yapmasına izin vermiyor. Birincilik dışındaki sonuçları umursamadığını, birinci olması için de pelotona uçak düşmesi gerektiğini bildiğimiz için neler yapacağından emin olamıyorum. Gerilerde bile kalsa, ki hayli olası, her halükarda yarışın hakkını vereceğinden emin olabiliriz.

Majka ilk kez Fansa’ya lider olarak geliyor. Daha önce hep Contador’un süper domestikliğini yapmıştı. Tabii bunu yaparken araya 2 polka dot mayo ve 3 etap galibiyeti sığdırmayı da ihmal etmedi. Formda olduğunu söyleyebiliriz. Kaliforniya’da ikinci oldu, Slovenya Turu’nu kazandı. İlk 5 için önemli bir aday olacağına şüphe yok… Takımın diğer kozu ise Dauphine’de harika işler yapan Buchmann. Geçtiğimiz yıllarda Majka’nın Contador’a yaptığını bu kez o Majka’ya yapmaya çalışacak. Gelecekte çok daha iddialı olacağını söylemek zor değil.

Nairo Quintana

Dan Martin hiçbir zaman tam anlamıyla bir genel klasmancı olmadı. Ama kendisine uygun parkur bulduğunda elinden gelenin en iyisini yapmaktan da geri durmadı. Bu yıl Tour, o parkurlardan birine sahip. Geçen yıl elde ettiği dokuzunculuğu geliştirmesi olası. Quick-Step’in Kittel etrafında kurulduğunu, Brambilla‘dan başka ona yardım edebilecek bir isim olmadığını ekleyelim. Gerçi kendisi pek domestiğe ihtiyaç duyan biri sayılmaz.

Dauphine’de iyi gözüken isimlerden biri de geçen yılın sekizincisi Meintjes‘di. Tekrar benzer bir dererece yapması muhtemel. Beyaz mayonun da Yates ile beraber en büyük iki favorisinden biri. Bana sorarsanız birincisi.

Orica’nın kağıt üzerindeki lideri Chaves gibi görünse de pratikte durum böyle olayacak. 4 aylık sakatlık molasınn ardından 3 haftalık turda mücadeleci olması pek kolay değil zira. Takım da bunun farkında olarak Giro öncesi Adam Yates‘i apar topar yarıştan çekip Fransa’ya sakladılar. Lakin onun da form durumu da epey dalgalı. Romandie’de galibiyeti kaçırdı, Dauphine’de ilk 10’u bile göremedi. Tour’da bunu başarabileceğini umuyor. Aksi halde beyaz mayonun uzağında kalacak.

Yeni takımı Bahrain-Merida ile iyi bir sezon geçiren Ion Izagirre ve Cannondale’in lider ikilisi UranTalansky; adlarını anmamız gereken diğer isimler. Ve Lotto Jumbo…. Roglic, Gesink, Bennett gibi sağlam tırmanışçılara sahipler. Ana hedefleri etap galibiyeti olsa da, bir şekilde ilk 15 içinde kendilerine yer bulabilirler.

 

YEŞİL MAYO

Sagan, Tour de France sahnesine çıktığı 2012’den bu yana her yıl yeşil mayoyu kazanmayı başardı. Önümüzdeki senelerde karşısına Gaviria çıkana kadar da kazanmaya devam edeceğe benziyor. 5 yıllık karnesine bakın: 7’si birincilik, toplam 34 podyum…

Peter Sagan

Sagan’a yaklaşması en muhtemel ismin Kittel olmasını bekliyorum. Tüm sprinterler grubu içinde tırmanış kabiliyeti en zayıf isim olsa da, kazanacağı 5+ etap ile sağlam puan toplayacaktır. Sahip olduğu takımdan bahsetmiyorum bile.

Taze Fransa şampiyonu Demare, tamamen onun üzerine kurulmuş bir takımla düşecek yollara. Tabii gözü yeşil mayodan çok etap galibiyet(ler)inde olacak. En az bir tanesini kazanamazsa yazık o trene.

Greipel, 2008 Giro’dan bu yana katıldığı her büyük turda etap almayı başardı. Seriyi sürdüreceğine şüphe yok. Onca sprint etabı içinde en az 1-2 tanesinden zaferle ayrılacaktır. Ayrılmalıdır.

Matthews, düz etaplarda saf sprinterlere karşı koyabilecek top speed’i üretemiyor. Başarılı olması için sonu eğimli Ardenne tandanslı etaplar lazım ve bu yarışta onlardan sadece iki tane var… Söylediklerim Colbrelli için de geçerli.

Cavendish mononükleoz teşhisi nedeniyle bir süredir yarışmıyordu. Tour’a katılıp katılmayacağı da son ana kadar belirsizdi. En büyük motivasyon kaynağı Eddie Merckx’i yakalamak olacak; ama işi hiç kolay değil. Şansı yaver giderse belki bir etap galibiyeti. (Geçen sene de aynı şeyi söylemiştim.)

Bouhanni, Goenewegen, Kristoff ve Degenkolb; etap galibiyeti için sprint atacak, bol bol podyum civarında dolaşacak diğer isimler. Son olarak; sezon sonunda Direct Energie’den ayrılacağını açıklayan Coquard‘ın, takım patronu Jean-René Bernaudeau tarafından Tour kadrosuna alınmadığını belirtelim.

 

POLKA DOT MAYO

4’ü HC, toplam 11 kategorize tırmanışın geçileceği 9. ve 17. etaplar, klasman için büyük önem taşıyor. Kaçış grubuna gitmesi muhtemel bu etaplarda toplanacak puanlar, sahiplerine büyük oranda dağların kralı mayosunun kapısını aralayacak. 

Akla gelen ilk isim, Pinot. Giro’da podyumu kıl payı kaçırdıktan sonra bu kez memleketinde görücüye çıkıyor. Fakat bu sefer hedefi genel klasman değil. Geçtiğimiz yıl bu klasmanda ikinci olan kaçış uzmanı De Gendt, bir diğer favori. Rolland‘ı da atlamamak lazım… Genel klasman için adını saydığımız; fakat yarıştan erken kopup gözünü buraya dikecekler de olacaktır elbet. Giro’da Landa’nın yaptığı gibi. Şimdiden kimlerin olabileceğini söylemek zor.

 

* * * * *   –

* * * *   Froome, Porte

* * *   Quintana, Aru

* *   Bardet, Majka, Contador, Valverde

*   Meintjes, Yates, Martin, Fuglsang  

Vuelta a Espana 2016 Değerlendirmesi

GENEL KLASMAN

Genel klasmanın Quintana ve Froome arasında geçeceğinin anlaşılmasıyla, gözler 19. etaptaki zamana karşıya çevrildi. Düğüm orada çözülecekti ve Quintana’nın bir şeyler yapması gerekiyordu. Movistar takım patronu Unzue ve Quintana, 3 dakikalık bir hedef belirlediler. Ancak bu şekilde Froome’un zamana karşıdaki avantajını bertaraf edebilirlerdi… Aradıkları fırsatı, tarihe geçecek 15. etapta buldular. Contador’un etabın başındaki atağına çok iyi bir refleksle karşılık veren Quintana, etap sonunda Froome’un 3 buçuk dakika önüne geçti. Şampiyonluk da orada geldi zaten. Vuelta’nın en güçlü ismi oydu ve en güçlü takımına sahipti. Tıpkı Tour’daki Sky ve Froome gibi.

csaumagw8auvdkw

Nairo Quintana

Froome, malum etapta Quintana’nın tekerini kaybetmese belki şu an Tour-Vuelta dublesinden bahsediyorduk. Tour’daki kadar etkin değildi. Olmasını da beklemiyorduk zaten. Daha ziyade, alışalageldik bir Froome performansı izledik. Birkaç etapta ataklara cevap vermediğini, yokuşları kendi temposuyla çıktığını gördük. Fakat ne zaman “Bitti,” desek, geri dönmesini bildi. Ve zorlanmasına rağmen, Quintana’nın dağlarda gösterdiği performansa sadece o ayak uydurabildi.

Yarış öncesi favorim Chaves‘di. Gerekçe olarak da diğer isimlere oranla daha taze olmasını göstermiştim. Kağıt üzerindeki bu avantajı, ne yazık ki yola yansımadı. Giro’dan beri dinlenen Quintana-Froome, Tour yorgunluğuyla Vuelta’ya gelen Chaves’di sanki. Son etapta, bitime 70 kilometre kala yaptığı atakla bir gün önce kaybettiği üçüncülüğü tekrar almasının cesurca olduğunu söylemeden geçmeyelim tabii. Böylece, hem bu sezonki ikinci podyumuna ulaştı, hem de tarihte 3. kez iki Kolombiyalının bir büyük tur podyumunda yer almasını sağladı. 4 aylık cezadan dönen Simon Yates, Orica adına ilk 10’da (altıncı) yer alan diğer isim oldu. Çok da güzel bir etap kazandı. Yates kardeşler parlamaya devam ediyor!

csaljomwyaagucc

Chris Froome

Contador‘la ilgili en doğru cümleyi Mihai Cazacu söyledi: “Hala bir büyük tur kazanabilir, şüphe yok. Ama Froome ve Quintana’yı yenebilir mi? Vuelta’dan sonra cevabım; hayır”. Pistolero’nun problemi, beşinci vitesini yitirmiş olması. Nairo, Froome gibi isimlere bir yere kadar cevap verebiliyor, daha sonra geride kalıyor. Kendi yaptığı ataklar da sonuç yaratmaktan uzak kalıyorlar. Yine de yarışa damga vuran isimlerden biriydi. Quintana’ya şampiyonluğu getiren etapta işaret fişeğini yakan o olmuştu. Ve son bir şey… Şampiyonluk dışındaki sonuçlarını umursamadığını biliyoruz; ama son gün Chaves’e yanıt vermeyip podyumu ikram etmesini pek anlamlandıramadım açıkçası.

Jonathan Vaughters’ın Talansky planı tutmuşa benziyor. Birleşik Amerikalı bisikletçi, kariyerinin en iyi büyük turunu koştu. Üç hafta boyunca pek ortalarda gözükmese de, beşinci sırada yer almayı başardı. Eh, kimse yarışı kasıp kavurmasını beklemiyordu zaten. Görevi buydu: Her etap mümkün olduğunca az fark yemek. Talansky’le beraber Cannondale’in bir diğer bisikletçisi Formolo da kendine ilk 10’da yer buldu. Berbat bir zamana karşıcı olmasa birkaç basamak yukarıda dahi bitirebilirdi. Geçen yıl Giro’da aldığı etaptan sonra pek ortalarda gözükmemişti. Kendini hatırlattığı iyi oldu.

Vuelta a Espana - Stage 21

Vuelta 2016

Yarış boyu çok sayıda kayıp yaşadık. Ben dahil çoğu kişinin gözünü diktiği Miguel Angel Lopez onlardan biri. Daha ilk etapta mekanik sorun yaşayarak yarışa kötü bir başlangıç yaptı. Ardından iki dişini kırmasına neden olan bir kaza yaptı ve yarışa devam edemedi. Edebilse en kötü ilk 5 yapmasını bekliyordum. Bir diğer podyum adayı Kruijswijk, organizasyonun devasa bir hatası sonucu, yol kenarında unutulan bir kaldırım babasına çarparak yarışa veda etti. Hoş, o ana kadar 3 dakika geriye düşmüştü bile. Bir de Samu Sanchez var. Kariyerinin son büyük turunda rahat bir ilk 10 çıkaracakken zamana karşı etabında düşerek Madrid’i göremedi. Etap sonrası hıçkıra hıçkıra ağlaması, bu Vuelta’nın en kalp kıran anlarından biriydi.

YEŞİL MAYO

Yarışı domine edecek sprinterlerin yokluğu, ucu açık etaplar izlememize olanak sağladı. Toplu sprintle biten 6 etapta 4 farklı kazanan gödük. 2 galibiyetle başlayıp yavaşlayan Meersman ve yavaş başlayıp 2 galibiyetle bitiren Magnus Cort, dar sprint kadrosunda öne çıkan isimler oldular. Kalan etapları Van Genechten ve Jempy Drucker kazanırken, kağıt üzerinde en güçlü sprinter gibi duran Arndt büyük hayal kırıklığı yaşadı. Yeşil mayoyu kazanan ise Fabio Felline oldu. Tam 5 etap podyumuyla beraber…

KISA KISA

Brambilla: 11. etaba kadar genel klasman mücadelesinin bir parçası olarak kalmayı başardı. Geriye düştükten sonra ise gözünü etap galibiyetine çevirdi ve kazanmakta hiç zorlanmadı. Giro’nun gözardı edilen kahramanlarından biriydi. Aynısını Vuelta’da da yaptı.

Gesink: Sakatlıklar, kalp hastalığı vs derken inişe geçen kariyerini tekrar canlandırdı. Üstelik kendini yeniden tanımlayarak. Genel klasmancı yerine etap yarışçısı olarak çok daha başarılı olacağını görmüştür. Bir etap kazandı, bir tanesinin de kıyısından döndü.

Fraile: Üstüste ikinci yıl Vuelta’da dağların kralı olmayı başardı. Son gün mayoyu kendisine ikram eden Ellisonde‘a ne kadar teşekkür etse azdır.

Calmejane: Direct Enegie’ye, tam 1497 gün sonra büyük tur etap galibiyeti getirdi. Adını anmak yeterli bir sebep.

Vuelta a Espana 2016’ya Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Chaves, ilk büyük çıkışını geçen yıl Vuelta’da yapmıştı. Genel klasman beşinciliğini 2 etap galibiyeti ile süsleyen Kolombiyalı, daha fazlası için tekrar İspanya’da. Bunu gerçekleştirebilecek kudrete sahip olduğunu Giro’da gösterdi… Pek de uzun olmayan favoriler listesinde, -Kruijswijk’la beraber- en taze isim o.  Parkur ona cuk oturuyor. Yarışın TTT ile başlaması da onun yararına. Tıpkı geçen yıl Aru’nun yaptığı gibi, Tour yorgunu isimlerin arasından sıyrılarak yarışı kazanmasını bekliyorum. En büyük dezavantajı, 19. etaptaki düz zamana karşı. Bu, onu dağlarda daha aktif olmaya zorlayacak. Ve atlamayalım, artık mimli isimlerden biri… 4 aylık cezadan dönen Simon Yates de Orica kadrosunda.

27 August 2015 70th Vuelta a Espana Stage 06 : Cordoba - Sierra de Cazorla CHAVES Johan Esteban (COL) Orica - GreenEDGE, Maillot Rojo Photo : Yuzuru SUNADA

Esteban Chaves

En taze isim Chaves ise, en aç olanı Contador. Bütün sezon Tour için çalışıp daha ilk haftada abandone olduktan sonra sezonu kurtarmak için ülkesine dönüyor. Eh, Vuelta biraz da bunun için var. 2014’te de benzeri bir senaryonun kahramanı olmuş, Paris’i göremediği Tour’un akabinde gelip Vuelta’da zafere ulaşmıştı. Formunun yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Vuelta’ya hazırlık yarışlarından biri olan Burgos’ta genel klasmanı kazanmayı başardı… El Pistolero’nun, sezonu kurtarmak dışında tarihsel hedefleri de var. Kazanırsa, 4. şampiyonluk ile Vuelta’yı en çok kazanan 2 isimden biri olacak (Diğeri Roberto Heras). Aynı zamanda 8 Grand Tour galibiyetiyle tüm zamanlar listesinde Anquetil’le üçüncülüğü paylaşacak.

Alberto Contador

Alberto Contador

Froome‘un geçen yıl Vuelta’ya gitmesi spontan bir karardı. Tour şampiyonu olarak İspanya’da şovun bir parçası olmak istemişti. Bu sene ise daha planlı bir tercih yapmışa benziyor. Açık ki, 1978’ten bu yana gerçekleştirilemeyen Tour-Vuelta dublesini istiyor. Vuelta’ya yabancı bir isim değil üstelik. 2011 ve 2014’te podyumun ikinci basamağındaydı. Nitekim kendisi de İspanya Turu’yla yarım kalan bir hesabı olduğunu söylüyor. Tarihle arasındaki en büyük engel ise bedeni. Tour’dan sonra fazla dinlenme imkanı bulamadı. Olimpiyat yol yarışında kendini fazla zorlamadı belki; ama zamana karşı epey bir enerjisini götürdü. Biriken bu yorgunluk, üçüncü haftada Froome’u düşürebilir. Aktif dinlenmeyle geçirebileceği fazla etap da yok.

Sonuçtan bağımsız, Tour’un en büyük hayal kırıklığı Quintana‘ydı muhtemelen. Podyuma çıkmayı başardı başarmasına da, üç hafta boyunca neredeyse tek bir atak dahi yapamadı. Kendisi de vaziyetin farkında olacak, Vuelta’ya kendini ‘ispata’ geliyor. Kazanabileceğini sanmıyorum. Podyuma çıkmakta dahi zorlanabilir; lakin çok daha aktif olacağı kesin… Ve yine Valverde. Her “Ön Bakış” yazısında adını anmaktan gına geldi. Ben yoruldum; ama o bir türlü yorulmuyor. Giro’da üçüncü, Tour’da altıncı oldu ve şimdi gözünü Vuelta’ya dikmiş durumda. Kendi iyiliği için, umarım iyi bir performans gösteremez.

Chris Froome

Chris Froome

Bu isme dikkat: Miguel Angel Lopez.  Kendisi, Kolombiya bisiklet fabrikasının son ürünü. Henüz 22 yaşında, profesyonel pelotondaki 2. yılını geçiriyor ve ilk büyük turuna çıkacak. Buna rağmen Astana’nın lideri olarak genel klasmanda yukarıları hedefliyor. Çaylak duvarına çarpmazsa yarışı podyuma yakın bir yerde bitireceğini düşünüyorum. Yanında; Scarponi, Cataldo ve LL Sanchez gibi veteran domestikler var. İsviçre Turu’ndaki göz alıcı performansı beni yanıltmıyordur umarım. Ve laf aramızda, Chaves ile beraber Velogames’teki banko adamım.

Kruijswijk (Adını ezbere yazabiliyorum), bu Giro’nun en kalp kıran anlarından birinin kahramanıydı. Şampiyonluk için gün sayarken, 18. etapta kar duvarına toslayıp podyum dışı kalmıştı. Hollandalı, yaralarını sarıp yeni bir meydan okumaya girişecek. Giro’daki kadar etkili olmasını beklemiyorum açıkçası. İlk beş ideal bir hedef gibi duruyor. E daha ne olsun?.. Neredeyse adını unuttuğumuz Gesink de kadroda. Kalp problemlerini tamamen ardında bırakmışa benziyor. İki Hollandalı bir dereden nasıl su içecek, içebilecek mi; göreceğiz.

Nairo Quintana

Nairo Quintana

Tour’u son anda pas geçip gözünü Vuelta’ya diken Talansky, katıldığı son iki büyük turda ilk 10 yapan Meintjes, BMC’nin lider duo’su Samu SanchezVan Garderen ve ilk büyük turunu koşacak potansiyelli Fransız Latour; genel klasman mücadelesi verecek diğer isimler. Brambilla, Barguil ve De Clerq gibi kağıt üzerinde ilk 10’u zorlayacak; ama fırsat bulduklarında etaba gitmeleri daha olası bisikletçileri de atlamayalım. Özellikle Brambilla’dan çok şey bekliyorum.

 

SPRİNT MAYOSU

Vuelta hiçbir zaman sprinterlere göz kırpmadı; ama bu kadar zayıf bir kadro da hiç bir araya gelmemişti. Arndt, Meersman, Drucker, Sbaragli, Rojas, Bonifazio ve Cort, bir avuç sprint etabında galibiyet için çarpışacaklar. Güçlü trenlerin olmayışı, 1-2 kaçış sürprizine neden olabilir. Yeşil mayoyu ise genel klasman iddialılarından birinin kazanacağını düşünüyorum.

 

DİĞERLERİ

Tüm mesele genel klasmancılar ve sprinterlerden ibaret değil elbette. Gilbert, Kwiatkowski, Gerrans gibi Ardenne klasikçilerine uygun çok sayıda etap var. Ha keza Dombrowski, Formolo, Geniez, Sicard, Machado gibi tırmanışçılar da kendi aralarında benzeri bir yarışın içine girecekler. Ve son olarak, Caja Rural. TUR’u domine eden takımdan 5 isim İspanya’da olacak. Bol bol kaçışa gireceklerinden kimsenin şüphesi olmasın.

 

* * * * *   –

* * * *   Chaves, Contador

* * *   Froome, Quintana

* *   Lopez, Kruijswijk

*   Talansky, Meintjes, Sanchez, Van Garderen, Latour

Giro d’Italia 2016 Değerlendirmesi

Vincenzo Nibali

Vincenzo Nibali

Ne haftaydı ama! Son dinlenme gününe kadar zaman zaman ekran başında uyuklamamıza neden olan Giro 2016, son yılların en güzel büyük turlarından birine evrilerek bitti. Çoğu zaman benzer bir seyir izleriz; ama bu sefer bir farklıydı hakikaten. Her şey bir kenara, liderlik son hafta 2 kez el değiştirdi. Ki, tur boyunca toplam 8 ismin pembe mayo giymesiyle bu alanda bir rekora imza atıldı. Heyecan, genel klasman mücadelesiyle de sınırlı değildi. Misal, 18. etapta tüm zamanların en şok edici sonlarından birine tanıklık ettik. Evet; Etixx yönetiminde, Brambilla ve Trentin‘in başrollerini oynayıp Moreno Moser‘in dekoru tamamladığı etap. Yazarken bile heyecanlandım.

Haydi başlayalım…

Esteban Chaves - Vincenzo Nibali - Alejandro Valverde

Esteban Chaves – Vincenzo Nibali – Alejandro Valverde

GENEL KLASMAN

Yarış öncesinde Nibali‘nin form durumuna dair bazı soru işaretleri vardı. Ben de sırf o soru işaretlerine dayanarak Valverde’yi az farkla öne koymuştum. İlk 2 hafta, şüphelerin doğruluğu kanıtlandı aslında. Ufak tefek zaman kayıpları, tırmanış zamana karşısında yaşadığı mekanik sorunla birleşince son haftaya pembe mayodan 5 dakika uzakta girdi. Hatta bir ara yarışı bırakabileceği dahi söylendi. Fakat o ne yaptı? Önce Risoul’da biten kraliçe etabı kazanıp kendini podyuma attı, ardından son dağlık etapta yaptığı atakla pembe mayoya uzandı. Velhasılı, ne yaptı etti, kazanmaya bildi. Bir şampiyonun kalbini asl… Tamam, sustum.

Nibali’nin galibiyetinde, adını baş köşeye yazmamız gereken bir isim var: Scarponi! İtalyan bisikletçi, son hafta, eşine az rastlanır bir süper domestiklik performansı gösterdi. Son dağlık etapta Chaves’in şampiyonluk umutlarını yıkan öldürücü tempoda da onun imzası vardı. Torino’da finiş çizgisini geçerken, Nibali’nin defalarca Scarponi işaret etmesi boşuna değildi anlayacağınız. Atlamayalım, bu yılın Cima Coppi galibi de o oldu.

19. etaba başlarken, Kruijswijk 3 dakika farkla liderdi ve muhtemelen pelotondaki çoğu rakibi dahil kimse yarışı kaybetmesini beklemiyordu. Tek bir şerh düşülüyordu yalnızca; başına herhangi bir kaza bela gelmemesi. Geldi… Colle dell’Angello inişinde virajı alamayarak yol kenarındaki kar duvarına çarptı ve her şey bitti. Hoş, çok daha kötüsü olabilirdi. Yaptığı kaza, kaburgasında kırığa neden olmuştu zira. Her şeye rağmen tura devam etme kararı alan Kruijswijk, büyük turlardaki en iyi GK derecesini -4.’lük- elde ederek 3 haftaya nokta koydu.

Bob Jungels

Bob Jungels

Kruijswijk’ın geriye düşmesiyle beraber 20. etap arifesinde Chaves kendini pembe mayoda buldu. Sizi bilmem; ama ben son günde Nibali’nin muhtemel ataklarına cevap verebileceğini, hiç değilse liderliği koruyacak mesafede kalacağını umuyordum. Beklentim gerçeğe dönüşmese de, yüzünden eksik olmayan gülümsemesiyle bir gün podyumun en üst basamağında olacağına şüphem yok. Onu ilk alkışlayan da anne-babası olacak. Hem en çok üzüldüğüm oydu, hem de yeni bir favori bisikletçi kazandım.

Valverde. Nam-ı diğer İskender Yeşilvadi… 36 yaşında çıktığı ilk Giro’sundan podyumla döndü. Yüksek rakımlarda pek iyi değildi belki; ama ilerleyen yaşına rağmen azalmayan patlayıcı gücüyle arayı kapatmasını bildi. Dinlenme gününden sonra bir de etap kazandı üstelik. Yalnız bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi; Movistar ona hiç yardımcı olamadı. Kağıt üzerindeki en büyük yardımcıları Amador ve Visconti kendi yarışlarını koştular. Eh, Rory Sutherland‘le bir yere kadar.

Giro 2016’nın en etkileyici ismi ne Chaves, ne Kruijswik, ne de yarış galibi Nibali’ydi. Hepsinin iyi kötü buralarda olmasını bekliyorduk zaten. Ama Jungels? İyi bir zamana karşıcı, potansiyel bir klasikçi olduğunu bildiğimiz taze Etixx’li, belli ki kariyerini bambaşka bir şekilde sürdürecek. Kilo verip genel klasmancı fiziğine kavuştuğunda neler yapabileceğini düşünüyorum da… Benzer bir hikaye başlangıcına sahip Dumoulin‘den daha fazla genel klasman becerisi taşıdığı açık. Ha, unutmadan; Velogames için ne kadar teşekkür etsem az.

Giacomo Nizzolo

Giacomo Nizzolo

Hayal kırıklıklarımız da oldu elbette. Uran, en büyük avantajı olan zamana karşılarda en büyük darbeyi yedi. Kaza maza da yapmadı, sadece iyi değildi. Sonraki dağ etaplarında fena gözükmeyip yarışı 7. bitirse de, çoğumuz daha yukarıda olmasını bekliyorduk. Pozzovivo ise her yerde kötüydü. Yarışta mıydı; ondan bile emin değilim.

Bir de Zakarin var. Tam olarak hayal kırıklığı demek doğru olur mu, emin değilim. Bitime üç kala abandone olmadan önce podyumun yakınlarında seyrediyordu. Kazayı nasıl yaptığını görmedik; ama bisiklet üzerindeki problemli duruşu bazı ipuçları vermiyor değil. Tabii yarışı bırakmasını fazlaca üzülemedik, zira o sırada sağlığı için endişe duyurduk. Hareket ediyor olmasının mutluluğu ağır bastı.

SPRINT MAYOSU

Lafa girmeden, siz de yüzüme vurmadan, rezil oluşumun itirafıyla başlayayım. “Ön Bakış” yazısında mayo için aday gösterdiğim Viviani, daha 8. etapta evinin yolunu tuttu. Bana güvenip de Velogames kadrosuna alanlar varsa kusuruma bakmasınlar. Arkadaşın Olimpiyat ihtirasını göz ardı etmişim.

Sprint etaplarında 7’de 7 yapan Almanların (3 Greipel, 2 Kittel, 1 Kluge, 1 Arndt) domine ettiği yarışta, kırmızı mayoyu kazanan isim geçen yıl olduğu gibi yine Nizzolo‘ydu. Lakin İtalyan sprinterin galibiyet açlığı devam ediyor. Son gün finişi en önde geçen oydu gerçi; ama Modolo‘yu kenara sıkıştırdığı için galibiyeti elinden alındı. Flecha’nın yayın sonrasında söylediği gibi: Hızlı olmak kadar, adil de olmak gerekiyor.

Mikel Nieve

Mikel Nieve

TIRMANIŞ MAYOSU

Yarışın favorilerinden Landa‘nın kaybı, bir diğer Sky’lı Mikel Nieve‘ye yaradı. Yardım edeceği bir lideri kalmayınca serbestlik kazanan bisikletçi, yarışı bir etap galibiyeti ve son dağlık etapta Cunego‘dan çaldığı mavi mayoyla bitirdi.

Son haftanın neredeyse tamamında aktif olan, yarış öncesi mayo favorim Atapuma ise sıralamada 3. oldu (Genel klasmanda da 9). Kız arkadaşının telkinleri işe yaramış demek ki.

***

İki etap kazanıp fazlasının peşinde koşan Ulissi, üzerinde pembe mayo varken dahi takımı için çalışmayı sürdüren Brambilla, Giro’nun ilk Estonyalı etap galibi Taaramae,  tüm dünyaya adını ezberleten Roglic, kaçmalara doyamayan Oss, bir güncük de olsa -üstelik kendi ülkesinde- mavi mayoyu taşıyıp  kariyerini onurlandıran Tjallingii… Her birini izlemek ayrı keyifti.

Seneye, 100!

 

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – I

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – II

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – III

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – III

Steven Kruijswijk

CjAddnQUYAAlgYI

Giro’da üçüncü ve son dinlenme günü de geride kaldı. Ufak ufak son haftaya başlıyoruz ve pembe mayo yarışında neler olacağını merak ediyoruz. Tim Wellens‘in kaçışla aldığı 6. etabın ardından sonra ilk ciddi tırmanış etabının kazananı yine kaçıştan geldi. Bardiani – CSF takımının 21 yaşındaki toy isimlerinden Giulio Ciccone‘nin etabı kazanması, Bardiani – CSF gibi küçük ölçekli ama bu spora kazandırdıkları açısından bir hâyli değerli olan takımların önemini bir kez daha vurgulamış oldu. Gianluca Brambilla, bu zorlu etap bitişinde pembe mayoyu takım arkadaşı Bob Jungels‘e teslim etmek durumunda kaldı. Brambilla’nın yine de bu pembe mayonun hakkını verdiğini ve podyumdaki sevincini görebilmek, birçok şeye değerdi. Geçen sene Giro’da Astana’nın Giro lideri Fabio Aru‘ya kafa tutmasıyla adından sıkça söz CjAddeJUkAQ3recettiren ve sezon sonu Team Sky’a transfer olan Mikel Landa için işler pek de iyi gitmedi. Team Sky’ın bu sene Giro’ya lider olarak getirdiği Mikel Landa yarışı 10. etapta bırakmak durumunda kaldı ve Giro’yu tamamlayamadı. Team Sky’ın Tour de France dışındaki büyük turlardaki başarısızlık serisi devam ediyor. Bu konunun sebeplerine yönelik fikirler sonraki yazılarımızda illa dile gelecektir. 11. etapta, Modena’dan Asolo’ya geçişte bir kez daha beklenen CjDyUz0WkAEzBmvsenaryo gerçekleşti ve Diego Ulissi bir etap daha kazandı. Diego Ulissi bisiklet kariyerinin sonunda nerede olacak bilemiyorum ama Giro d’Italia tarihinin önemli etap yarışçılarından biri olacağı kesin. Ulissi klasiklerde ilk 10 çıkarmaya başlasa da, şimdilik yeterli değil. Bazı yarışlarda kürsü yapması, hatta zafer çıkarması kaçınılmaz. Uzun zaman sonra tam olarak düz bir etapla karşı karşıyaydık ve 12. etapta Andre Greipel bir çentik daha attı. Greipel pozisyon olabildiği sCi_dfvOWYAAw365printlerde ne kadar kuvvetli olduğunu bir kez daha gösterdi ve Giro d’Italia 2016’daki üçüncü sprint zaferini almış oldu. Bu sayıyla Marcel Kittel‘in iki etap galibiyetini de geride bırakmış oldu. Kırmızı mayoyu da üstünde bulunduran Greipel’in, Tour de France’e 
hazırlanmak için Giro’dan çekilmesi, özellikle İtalyanlar tarafından pek de hoş karşılanması. E tabii kimse kendi organizasyonunun ikinci plana atılmasını Ci90qKGWkAAgFMCistemez. Hele ki Fransa ve
İtalya gibi milli duyguları kabarık ve çok çok çok çok uzun zamandır rekabet halinde olan ülkeler için. Yol bisikleti sporu açısından bile tozlu tarih sayfalarına sahip iki ülke. Giro d’Italia ve Tour de France’ın başlangıç tarihlerinin 100 yılı aştığını unutmamak gerek. Genelde mayo sahibi bisikletçi yarışı bıraktığında ertesi gün kimse mayoyla yarışmaz. Yani mayo o gün için giyilmez ama Giacomo Nizzolo, Greipel’den sonra devralacağı kırmızı mayoyu sırtına biraz erken geçirmiş oldu. Tabii bunda Giro organizasyonunun, mayo boşta kalmasın Nizzolo hemen giysin düşüncesi de hakimdir.

13, 14 ve 15. etapları kombine şekilde düşünmemiz gerekiyor. Pembe mayoyu yarışını kökünden etkileyebilecek yarışlar. Yer yerinden oynayabilirdi ve sonucunda da öyle oldu. Öncelikle Etixx – Quick-Step’in Lüksemburglu bisikletçisi genç Bob Jungels artık pembe mayoya veda ediyor. Jungels mayoyu taşıdığı süre boyunca cidden pembenin hakkını verdi ve bizi de heyecanlandırdı. Etixx – Quick-Step de 3 farklı isimle, 6 gün (Kittel 1, Brambilla 2, Jungels 3) boyunca pembe mayoyu sırtlarında taşımış bir takım oldu. Giro d’Italia 2016’ya gelirken pek de böyle bir beklenti olduklarını düşünmüyorum. Öncelikle 13. etaptan bahsedelim. Euskaltel – Euskadi’nin eski isimlerden Mikel Landa Team Sky adına lider geldiği yarışı bıraktı ama bir başka Euskadi eski sporcusu Mikel Nieve, Team Sky’ın Giro d’Italia 2016’daki tek etap galibiyetini aldı. 13. ve 14 .etaplar Movistar’ın eve döndüğü zaman uzun uzun incelemesi ve üzerine konuşması gereken etaplar. Yaşanan sıkıntıları yaratanlar 1 sporcu da değil. 2 sporcu. Tabii ki her bisikletçi kendi başına bir değer. Hem etap kazanmak hem de kariyerleri boyunca “başarılı” olmak isteyeceklerdir ama ilk olarak Sarper Günsal’dan duyduğum sözü hatırlatmakta fayda var. “Bisiklet takım hâlinde yapılan bireysel bir spordur.” Eğer siz de takımınızda domestik rolündeyseniz, bisikletin takım hâlinde yapılan bir spor olduğu gerçeğiyle, keskin ve çarpıcı bir şekilde yüzleşmeniz gerekiyor. Yoksa işler hiç de arzuladığınız gibi gitmeyebilir. Arzularının esiri olan isimler ise Giovanni Visconti ve Andrey Amador. Visconti, tarzını çok sevdiğim bir sporcu olsa da, 13. etapta, etap zaferini gereksiz zorladı. Takım direktörü onu arkaya, Amador ve Valverde’ye yardıma gelmesini söylediklerini belirttiler ama Visconti ne etaba gidebildi, ne de yavaşlayıp liderine yardım edebildi. Nieve’nin kazandığı bu etabın sonunda uzunca bir iniş ve düzlük vardı. Bob Jungels’i geride bırakan grup, Amador’un da ısrarlı çalışmaları sonucu bir hâyli tempolu gitti ve sonunda Andrey Amador, Movistar adına pembe mayoyu sırtına geçirdi. Yalnız bu cümlede hiçbir problem yokmuş gibi gözükse de Movistar’ın gerçek lideri Alejandro Valverde. Kuşkusuz ki Valverde’nin yaşı bir hâyli ilerledi ve hiçbir zaman 5 yıldızlı bir yokuşçu olmadı ama yine de takımın lideri o ve dediğim dedik bir alfa karakter. Bunu bir kenara koyalım. Zaten Andrey Amador’un böyle bir büyük turu kazanmak için tam olarak yeterli olmadığını da biliyoruz. Burada problem Amador’un pembeyi giymesi değil. Zaten Jungels geride kaldığı için farkı makûl sürelerde tuttuğu için pembeyi giyecekti. Problem sağlam tempo yapması ve kendini yorması. Sonuçta yarış yarın bitmiyor. Her şeye rağmen bir Kosta Rikalı’nın pembe mayo giymesi çok güzel bir görüntü. Andrey Amador tahmin edebileceğiniz üzere Giro d’Italia’da forma giyen ilk Kosta Rika vatandaşı sporcu oldu ve ülkesinin tarihine geçti. Hem görüntüsü, hem de yaşattıkları itibariyle Giro d’Italia’nın testere etabına sıra geldiğinde ise, genel klasmancı sporcular birbirleriyle yüzleşti ve köklü değişiklikler yaşandı. 14. etap, yani testere etap, biz şaşırıp kala kalsak da aktı gitti. Önce Vincenzo Nibali zorladı. Tempo arttırdı, ataklar yaptı. İşte beklenen sona doğru gidiyoruz diye hissetti herkes. Çünkü yarışın en büyük favorisiydi Nibali. Sonrasında ise “bi’ dakika ne oluyor” diye ekrana yaklaştık. Dikkatlice baktığımızda Esteban Chaves ve Steven Kruijswijk ikilisinin adeta tavşan adımlarla yavaş yavaş öne geldiğini ve bir bisiklet, iki bisiklet boyu derken farkı açtıklarına tanık olduk. Sonradan duyduğumuza göre “basıp gidelim diyen” ikili cidden de basıp gidiyordu ve Nibali’nin onlara verecek gücü kalmamıştı. Alejandro Valverde de zaten çoktan gerilerde kalmıştı. Etapta muazzam bir kaçışa imza atan Kolombiyalı Darwin Atapuma da yakalandı. Kız arkadaşı Atapuma’ya “etabı kazanmazsan sana nanik yapacağım” demişti bir kere ama bu motivasyon da Atapuma’yı bir yere kadar taşıyabildi. Etap sonunda Estaban Chaves etap zaferini kazanırken, Steven Kruijswijk ise süre olarak daha avantajlı konumda olduğu için pembe mayonun yeni sahibi oldu. Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış yazımızda Kruijswijk’e 1* vermiştik ve doğrusu bu bizi biraz utandırdı. Kruijswijk’in çok sıkı bir bisikletçi olduğunu biliyorduk ama çok daha savunmacı gözüküyordu. Bu sefer risk aldı ve bu riskin nimetlerinden de faydalandı. Gün sonunu en önde kapatan Chaves ve Kruijswijk, Nibali’ye 37″, Valverde’ye ise tam 3’00” fark attılar. Bu kombine düşündüğümüz 3 özel günün sonuncusu ise bireysel zamana karşı. Ancak bu bireysel zamana karşının çok çarpıcı bir özelliği var. 10.8 km’lik bu etap bir yokuş zamana karşısı ve genel klasman için çok ama çok önemli. Yokuşlarda kalabalıkla baş edebilen isimlerin kendileriyle mücadelede verdikleri sınavı hep birlikte görme şansımız doğdu. Öncelikle etabı kazanan isimden bahsedelim: Alexander Foliforov. 24 yaşındaki genç Rus sporcunun en belirgin özelliği zamana karşı olsa da, daha önce herhangi bir zamana karşıyı bırakın, profesyonel etap zaferinin olmadığını belirtelim. Maalesef Rus takımlarının kapalı kutu olduklarını ve dopingle sıkça başlarının derde girdiğini hatırlatalım. Hatta bütün sporlarda böyle bir kara bulut söz konusu olduğunu söylesek, yanlış olmaz. Hatta şu an “Son iddiaya göre 14 Rus atletin Pekin’deki testleri pozitif çıktı.” içerikli bir haber de önüme düştü. Ilnur Zakarin bile yıllar önceki doping mevzusuyla hâlâ anılabiliyor. O yüzden Gazprom-RusVelo’nun genç ismi Foliforov’un temiz olmasını ve bu zaferin tek seferlik olmamasını umuyoruz. Etabın favorisini birçok kaynak Esteban Chaves olarak gösteriyordu. Chaves etabı kazanamasa da 6. oldu. Etabı Kruijswijk, Chaves’in önünde bitirse de, Chaves podyumdaki yeri için güzel bir süre elde etmiş oldu. Steven Kruijswijk, Foliforov ile aynı süreyi yaparak bireysel zamana karşı etabını ikinci bitirdi ve rakiplerinin hepsinden süre çalmayı başardı. Kruijswijk’in bu performansında, pembe mayonun tılsımının da etkili olduğunu söyleyebiliriz. Kruijswijk genel klasmanda rakiplerine 2 dakikanın üzerinde bir fark atmış durumda. Bir kısmına ise 3 dakikaların bile üzerinde. Bundan sonra tek yapması gereken pes etmemek ve tutunmak! Valverde zamana karşıda biraz olsun toparlansa da hâlâ genel klasmanda çok uzaklarda. Nibali ise bireysel zamanıyı hiç de iyi
geçirmedi. Teknik problem yaşadı ve bisikletini değiştirdi. Zaman kaybetti.
Tabii bildiğimiz Nibali. Dinlenme günündde “Savaşmaya devam edeceğim,
Kruijswijk de kim?” mesajını vermeyi ihmâl etmedi.

Mayolardan da biraz bahsedelim. Giacomo Nizzolo kırmızı mayoyu,
yani sprint mayosunu taşıyor. Geçen sene kazanmıştı, bu sene de Giro’nun
sonuna kadar devam ederek mayoyu kazanmasını bekleyebiliriz.
Mavi mayo (tırmanış) uzun zamandır Damiano Cunego‘da. Kötü bir gün
geçirmezse şu an için favori gözüküyor. Özellikle 19. ve 20. etapta birçok
puan var ama oraya kadar kafasını gayet rahatlatabilir. Genç mayosunu da
Bob Jungels korumaya devam ediyor. Bob Jungels de en yakın rakibi
Sebastián Henao’dan 11 dakika uzaklıkta. Artık buradan mayoyu kaybetmesi
için anormal bir durum yaşaması gerekir. Yakın zamanda bizim
hesaplarımızdan  “Giro d’Italia 2016’nın kazananı Team LottoNL – Jumbo’dan
Steven Kruijswijk” mesajlarını görürseniz artık şaşırmayın.

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – II

 

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – II

Giro’da ikinci dinlenme günü geldi çattı. Bu sefer “Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları” ile karşınızdayız. İtalya’daki altı etabın üçünde kaçış yapan bisikletçiler zafere ulaşırken, ikisinde sprint finişiyle etap galibi belli oldu. Son etap (9.) ise bireysel zamana karşı (ITT) formatındaydı. 4. etapla birlikte Tom Dumoulin pembe mayosunu Marcel Kittel‘den geri aldı. Etabı kazanan isim ise geçen sene de Giro’da etap kazanan Diego Ulissi oldu. 5. ve 7. etaplar için dümdüz diyemesek de, finişleri sprinte uygundu ve André Greipel Giro’da şimdilik 2 etap çıkarmış oldu. Hatırlatmak lâzım ki, bu toplu sprintlerde Marcel Kittel geride kaldığı için katılmadı. Kittel o ufak yokuşları pelotondan kopmadan aşabilse, belki de Alman meslektaşına zafer şansı tanımayacaktı. 6., 8. ve 9. etaplar ise ilklere sahne oldu. 6. etapta Tim Wellens, 8. etapta Gianluca Brambilla ve 9. etapta (ITT) Primož Roglič büyük turlardaki ilk etap zaferlerine imza atmış oldu.

Tim Wellens çok yetenekli bir genç bisikletçi olsa da, atak zamanlamasında yaşadığı problemler sebebiyle bir türlü etap zaferi kazanamıyordu ama 2016 Giro onun için bir başlangıç noktası olmuş olabilir. Primož Roglič’i de tur başından beri kayakla atlamadan yol bisikletine geçen bir sporcu olarak duyurmaya devam ediyoruz. Roglič sıçrama yeteneğinin yanı sıra zamana karşı yeteneğiyle de artık gündemimizde. 1. etapta Hollanda’daki zamana karşıda Tom Dumoulin ile neredeyse aynı zamanı yapan Roglič kıl payı farkla ikinci olmuştu. 9. etapta kendini bir kez daha gösteren Sloven bisikletçi elde ettiği ITT zaferiyle ilk büyük turuna ilk zaferine ulaşmış oldu. Brambilla isminden de tekrar söz etmemiz gerekiyor çünkü son iki gün Brambilla pembe mayoyu sırtında taşıdı. Dinlenme gününden sonra 10. etaba da pembe mayoyla genel klasman lideri olarak başlayacak. 8. etapta kaçış grubunun içinden yaptığı akıllıca atak, onun hem etabı kazanmasına, hem de pembe mayoyla kürsüde poz vermesine imkân tanıdı. İkinci ITT etabında da Brambilla’nın çok iyi bir zaman çıkarması ve pembe mayoyu koruması cidden şaşılacak şey. Tabii bu durumun sağlanmasında Ilnur Zakarin‘in basiretsizliğinin de katkısı olduğunu söyleyebiliriz.

Yavaş yavaş genel klasman tarafına geçecek olursak, öncelikle Katusha’nın genç lideri Ilnur Zakarin’den başlayalım. Normal şartlarda Zakarin şu an pembe mayoda olacaktı ama ITT’de önce mekanik problem yaşaması, sonra düşmesi, sonra yanılmıyorsak tekrar mekanik problem ve son 250 metrede tekrar düşmesi onun çok fazla zaman kaybetmesine sebep oldu. Bu kadar badireye rağmen Zakarin, en büyük favori Vincenzo Nibali‘den 1’16” geride. Tabii ki pembe mayo için şansı hâlâ çok zor ama kürsüyü veya ilk beşi zorlamaya devam edebilir. Sürpriz isimlerden devam edecek olursak, herkesin ağzını açık bırakan bir Bob Jungels performansı süregeliyor. Bob Jungels pembe mayonun sadece 1 saniye gerisinde. ITT’de bir iki “tık” daha hızlı sürebilseydi pembe mayo şimdi takım arkadaşı Brambilla’nın değil, kendisinin üzerinde olacaktı. Lüksemburglu Jungels şimdilik yokuşlarda kopmadı ama daha devasa yokuşlara henüz başlamadık. Üç hafta sonraki sıralamasını çok merak ediyoruz. Hatırlatalım, en iyi genç (beyaz mayo) klasmanında da en iyi dereceye sahip. Tom Dumoulin Nibali’den çok az geride bir durumda ama Dumoulin’in bu zamana karşıda fark atıp dağlarda kendine güvence sağlaması tek şansıydı. Onu da kötü kullanmış gibi duruyor. Yokuşlar üst üste geldikçe Dumolin gitgide gerilere doğru düşmesi kaçınılmaz gibi gözüküyor. Domenico Pozzovivo ve Esteban Chaves gibi fiziksel olarak minyatür isimler ise zamana karşılarının çok kötü olmalarının olumsuzluğunu bir kez daha süre hanelerinde görmüş oldular. İkisi de Nibali’den 1 dakikanın üzerinde fark yemiş durumdalar. İkisi de büyük olasılıkla ilk 10’da kendilerine yer bulacaklardır. Alejandro Valverde ve Nibali’nin durumları ise gayet iyi. Birbirleriyle aralarında 2 saniyelik bir fark var. Dağlarda baş başa kıyasıya bir rekabet bizleri bekliyor olacak. Diğer favori Mikel Landa ise hiç de fena bir ITT çıkarmadı ve Nibali’nin 25 saniye gerisinde. Fabian Cancellara‘dan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Cancellara hasta başladığı turda ilk koşulan ITT hayâl kırıklığı yaşamış ve yaşatmıştı. Giro 2016’nın ilk haftasında toparlanma mesajları veren ve savaşacağını belirten Cancellara bir tutam umut serpiştirmiş olsa da ikinci ITT’de de kürsü dışında kalarak 4. oldu. Profesyonel olarak son sezonunu
geçiren usta bisikletçi Fabian Cancellara için işler bir türlü düzelemedi.
ITT’de beklediğini alamayan Cancellara, etap sonrası Giro 2016’yı
bıraktığını açıkladı. Etap zaferlerindeki takımlara baktığımızda ise,
Etixx – Quick-Step ve Lotto-Soudal ön plana çıkıyor. İki takım da üçer
zafer elde ettiler. İkinci dinlenme gününün ardından artık genel klasman
mücadelesi iyice ön planda olacak. Zorlu Giro yokuşları ufak ufak başlıyor!

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – I