Tour de France 2019, Dinlenme Günü Notları – II

  • Harika bir yarış izlemeye devam ediyoruz. Seyir zevki bir yana, genel klasman mücadelesi de iyice tadına doyum olmaz bir noktaya geldi. Pau zamana karşısı ile başlayan üç günlük süreç, bir grubu elerken, su yüzeyinde kalanları iyice birbirine yakınlaştırdı. Alaphilippe’in bir buçuk dakika arkasında kızılca kıyamet kopuyor adeta. İkinci sıradaki G ile altıncı sıradaki Buchmann‘ı sadece 39 saniye ayırıyor. Açık bir yarış olacağını biliyorduk; ama ne yalan söyleyeyim bu kadarını beklemiyordum. Nefis, nefis!
  • Pinot, malum etapta kaybettiği zamanın tamamını geri almayı başardı. Final haftasına girerken sarı mayonun 1′ 50″, G’nin ise sadece 15 saniye arkasında. Yarışın başından bu yana en güçlü isim o. Yumruk yedikten sonra ayağa kalkmayı başararak psikolojik üstünlüğü de eline geçirdi. En büyük korkum, geçtiğimiz üç günde gösterdiği eforun Alpler’de performansını etkilemesi. Az bir farkla kaybederse çok yazık olacak. Her şeye rağmen… Ne dersiniz?
  • ALLEZ THIBAUT! ALLEZ MON GRAND! T’ES GRAND AUJOURD’HUI!
  • Paris’e beş kala Alaphilippe‘in şampiyonluk ihtimalini konuşacağımızı söyleseler gülüp geçerdim herhalde. Şu an o noktadayız. “Mayoyu tutabilir mi, tutamaz mı?” derken son haftaya bir buçuk dakika farkla lider giriyor. Dinlenme günü ve ardından gelecek iki geçiş etabı, enerjisini toplamak için büyük fırsat. Zira önünde 2.000 metre üzeri beş tırmanış, Galibier ve Iseran gibi kelle almak için bekleyen iki canavar var. Şahsen, sürdürülebilir bir performans gösterdiğini düşünmüyorum. Fizik kurallarını zorlayabilirsiniz; ama bu kazanabileceğiniz bir savaş değildir.
  • Ineos, kurulduğu yıldan bu yana ilk kez (Froome’un abandone olduğu 2014 hariç) yarışı kontrol altında tutamıyor. Bunu sırf Froome’un yokluğuyla açıklayamayız. Takıma genel bir formsuzluk hakim. Dağlara vurduğumuzda domestikler birer birer geriye düşüyorlar, ki bu alışık olmadığımız bir manzara. Nicelik olarak hakim olamayınca ataklara da bireysel cevaplar vermek zorunda kalıyorlar ve şu ana kadar pek başarılı olamadılar. Yine de bu yarışı kazanabilirler. Fakat bunu G ile mi yapacaklar; ondan emin değilim. Bernal, ona oranla daha az kırılgan görünüyor. Alpler çok şeye gebe.
  • Jumbo-Visma is the new Sky. Lakin Kruijswijk bir Froome değil.
  • Quintana, son şansını da çarçur etti. Berbat performansı bir kenara, Movistar da ona tamamen sırt çevirmişe benziyor. 2012’de büyük umutlarla başlayan hikayenin bu şekilde sona ermesi üzücü. Önümüzdeki yıl Arkea’da yeni bir sayfa açmaya çalışacak; ama bu saatten sonra bir etap yarışçısından öteye gidebileceğini düşünmüyorum.
  • İkinci haftanın yıldızların biri de Simon Yates‘ti. Dört güne iki etap sığdırdı. Üzerinde genel klasman baskısı olmayınca muazzam bir etap avcısına dönüşüyor. Adam‘a bakıcılık yapma gereği de ortadan kaltığına göre, üçüncü etabı kovalamak için önünde hiçbir engel yok demektir. Hatta bakarsınız, iki kardeşi beraber kaçarken görürüz.

 

* * *

Sarı mayo: Julian Alaphilippe
Yeşil mayo: Peter Sagan
Polka-dot mayo: Tim Wellens
Beyaz mayo: Egan Bernal

* * *

Alaphilippe
G (+1′ 35″)
Kruijswijk (+1′ 47″)
Pinot (+1′ 50″)
Bernal (+2′ 02″)
Buchmann (+2′ 14″)
Landa (+4′ 54″)
Valverde (+5′ 00″)
Fuglsang (+5′ 27″)
Uran (+5′ 33″)

Tour de France 2019, Dinlenme Günü Notları – I

  • Fransa Turu; son yıllarda kendini adıyla var ediyor, heyecan açısından Giro, hatta Vuelta’nın gölgesinde kalıyordu. Birçokları bunu -haklı olarak- “Sky dominasyonu”na bağlasa da, benim için bir numaralı sebep ASO’nun parkur tercihleriydi. İlk haftayı tamamen sprint etaplarına ayırıp uzun kilometreler boyunca ızdırap çekmemize neden oluyorlardı. Roubaix yollarını eklemek gibi bazı denemeler yapsalar dahi, alışkanlıklarından bir türlü vazgeçememişlerdi. Nihayet bunu kırmayı başardılar. Evet, “sprint” etapları yine çoğunluktaydı; ama hemen hepsinde işin içine klasik öğeleri eklediler. Yanı sıra La Planche des Belles Filles ve Saint-Etienne gibi genel klasmanı doğrudan etkileyecek etaplar yerleştirdiler. En nihayetinde, son yılların en keyifli açılış haftasını izledik. Draması bol, heyecanı yüksek, can sıkıntısı minimumda.
  • Dün sabah bilgisayarın başına oturduğumda ilk haftanın önemli ayrışmalara neden olmadığını, yakın farklara rağmen kimin ne durumda olduğuna dair ipuçları edindiğimizi, Pinot ve G’nin yarışın en büyük iki favorisi olduğunu yazmıştım… Sonra yarışı izledim. Hatta başta izlemiyordum bile. Twitter’da “Rüzgar var, sıkıntı çıkabilir” mealindeki gönderileri görünce hemen televizyonu açtım. EF bir denedi, iki denedi; olmadı. Daha sonra Alaphilippe öne geldi ve film koptu.
  • G ile Quintana arasında 52 saniye ve genel klasman şansını sürdüren beş isim daha var. Çizgiyi de oraya çekmek lazım. Uran‘dan başlayarak; Bardet, Fuglsang, Porte ve Landa‘nın şanslarını yitirmişe benziyor. Pinot ise gri alanda. Mevcut fark (1′ 21″) şampiyonluk ihtimalini büyük ölçüde yok ettiyse de, düne kadar gösterdiği performans içimde ufak bir umut ışığı taşımamı sağlıyor. Her şey bir kenara, belli ki Ineos‘u alt etmek yine hiç kolay olmayacak.
  • İlk hafta sprinterler için çocuk oyununa döndü. Viviani tutmuş, Groenewegen pişirmiş, Sagan yemiş; Ewan “Hani bana, hani bana?” demiş.
  • On etabın dördünü Jumbo-Visma kazandı. Üstelik üç ayrı isimle ve bir kez de komple takım olarak. Ayrıca Teunissen sarı, van Aert ise beyaz mayoyu taşıdı. Kruijswijk‘ın La Planche des Belles Filles’de zorlanmasına rağmen genel klasmanda G’nin sadece 15 saniye arkasında olduğunu da hesaba katarsak, on üzerinden onluk bir hafta geçirdiler. Bennett’in dünkü kaybına fazla üzüldüklerini sanmıyorum. Artık önlerinde yoğunlaşabilecekleri tek bir hedef var.
  • Van Aert‘ın harika başlayan yol kariyerinde tek eksiği yarış galibiyetiydi. Dauphine’de bu noksanı giderdikten sonra -ki, üst üste iki etap kazandı- gerisi çorap söküğü gibi geldi. Akabinde Belçika ulusal zamana karşı şampiyonluğu ve şimdi de ilk Fransa Turu’nda ilk etap galibiyeti. Bahar döneminde belalısı van der Poel‘ün gölgesinde kaldıktan sonra kendini tekrar vitrine çıkarttı.
  • De Gendt, panache ile yarış zekasını aynı potada eriten nadide bir bisikletçiye, sahip olduğu “kısıtlı” rolle pelotonda en çok saygı duyulan isimlerden birine dönüştü. Onu izlemek büyük keyif.

 

* * *

Sarı mayo: Julian Alaphilippe
Yeşil mayo: Peter Sagan
Polka-dot mayo: Tim Wellens
Beyaz mayo: Egan Bernal

* * *

G
Bernal (+4″)
Kruijswijk (+15″)
Buchmann (+33″)
Mas (+34″)
A. Yates (+35″)
Quintana (+52″)
Pinot (+1′ 21″)
Uran (+2′ 06″)
Bardet (+2′ 08″)
Fuglsang (+2′ 10″)
Porte (+2′ 47″)
Landa (+3′ 03″)

Tour de France 2019’a Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Froome’un devreden çıkmasıyla açık hale gelen yarışta, “eşitler” arasında ön plana çıkan isim G gibi duruyor. Adını daha güçlü anabilirdim; fakat İsviçre Turu’ndaki düşüşü beni temkinli olmaya itiyor. Kazanın etkilerini üzerinden atmış olsa bile çok değerli yarış kilometrelerinden mahrum kaldı. Bu noktada, henüz ikinci etapta koşulacak takım zamana karşı onun için büyük avantaj. Yarışın hemen başında kendini zirveye yakın bir yerde bulması, günden güne inancını artıracatır. Geçen sene kazanırken izlediği yol tam olarak buydu.

Bernal, Giro’yu kaçırınca şansını Vuelta’da dener diyorduk. Froome’un sakatlanması planları değiştirdi ve kendini G’nin yanında takımın ortak lideri olarak buldu. Birçoklarına göre bir numaralı favori o. İsviçre Turu şampiyonluğu gösterdi ki; Fuglsang’la beraber yarışa en keskin gelen iki isimden biri. Tek sorun, henüz 22 yaşında ve sadece ikinci büyük turunu koşuyor olması. Eh, bu da haylice bir sorun demek. Kazanırsa çok çok büyük bir iş başarmış olacak.

Fuglsang, 34 yaşında yeniden doğdu adeta. Bahar dönemini Liege-Bastogne-Liege’i kazanarak bitirmişti, yaza da Dauphine şampiyonluğu ile başladı. Eh, kazanmanın tadını aldı bir kere… Yıllarca her şeyi bir kenara itip genel klasmancı olacağım diye debelenip durdu. Şimdi bambaşka bir bisikletçi olarak ilk kez Tour’a iddialı geliyor. Üzerinde kazanma baskısı da yok. Elinden gelenin en iyisini yapıp yarıştan keyif almaya bakacak. Her halükarda 2013’deki yedinciliğinin üzerine çıkacağı kesin.

Pinot, Fransız kamuoyunun omuzlarına yüklediği baskıdan kurtulabilmek için rotayı Giro’ya yöneltmişti. İki yıl aradan sonra, biraz da Madiot’nun zoruyla memlekete dönüş yapıyor. Arkasında çok güçlü bir kurmaylar ordudu var. Düz yol, yokuş, TTT demeden Pinot’nun emrine amadeler. Yarışın dominant bir favorisinin olmaması şansını artırıyor elbette. Lakin bu, baş edilmesi gereken daha fazla rakip demek. Önceliği sağlıklı kalmak. Yarışın en aktif pedallarından biri olacağına şüphe yok. Bana sorarsanız podyum yolu açık. Yürüyedur aslan parçası!

Quintana, Froome’un ardında ikinciliğe razı geldiği yıllar boyunca nasıl yarış kazanılacağını unuttu. Herkesi “geleceğin şampiyonu” olacağına ikna ettiği 2013’ün üzerinden çok sular aktı ne yazık ki. Bakınız; Froome yok ve kimsenin Quintana’yı favori olarak gördüğü yok. Bu son şansı belki de. Kariyerinin seyrine, burada yapıp yapamayacakları yön verecek.

Movistar beri yandan Landa ve Valverde‘yi getiriyor. Valverde, yaşının etkilerini nihayet hissetmeye başladı. Uzun zaman sonra ilk kez bu sezon formda değil. Landa ise Giro’nun son haftasında yakaladığı formu buraya taşımak istiyor. Quintana’ya dadılık yapmak gibi bir niyeti yok anlayacağınız.

Ara ara “Bardet bu sefer kazanabilir mi?” sorusu düşüyor aklıma. Froome yok, G’nin durumu belli değil… “Neden olmasın?” diyorum. Sonra ikinci etaptaki 27 kilometrelik takım zamana karşıyı hatırlayıp tadım kaçıyor. Maça 1-0 geride başlıyor ve skoru lehine çevirecek forma sahip değil. Her zaman iyi işler çıkardığı Dauphine’de dahi anca 10. olabildi. Podyum bu sene uzak ihtimal.

Mitchelton-Scott, Yates kardeşleri beraber yarıştırdığı son seferde Simon’a Vuelta’yı (2018) kazandırmıştı. Aynı senaryoyu, Adam‘ın liderliğinde bu kez Tour’da hayata geçirmek istiyorlar. Adam, bu yıl tüm hazırlığını Tour için yaptı. Sezon içi performansına bakarak iyi durumda olduğunu söylemek mümkün. Dauphine’yi son gün mide problemleriyle bırakmak zorunda kalsa da, o esnada yarışı ikinci sürdürdüğünü belirtelim. Kardeşinin yanı sıra Haig de onun podyum yolculuğuna yardımcı olmaya çalışacak. İşlerinin kolay olmadığını takdir edersiniz.

Kruijswijk, 2016’da Pinerolo inişinde bıraktğı şampiyonluk hayalini kovalayadursun, o günün hatırları da bir gölge gibi Kruijswijk’i takip ediyor. Her seferinde “orada” olsa da, bir daha hiç zirveye yaklaşamadı. Yaş 32, zaman geçiyor… G’den sonra genel klasman iddialıları arasında en iyi zamana karşı onun. Hedef podyum elbette; ama ilk 5 en olası senaryo gibi duruyor. Jumbo-Visma’nın diğer kozu Bennett. Kruijswijk’a zıt gitmeden kendi yarışını koşmaya çalışacak. İlk 10’da bir yer hedefliyor; lakin günün sonunda kendini etap kovalıyorken bulabilir.

Bora, Tour’a heyecan verici bir kadroyla geliyor. Sagan, Schachmann derken; genel klasmanda BuchmannKonrad ikilisiyle ilk 10 kovalayacaklar. İkisi de günden güne iyiye gidiyor. Buchmann Dauphine’de, Konrad ise İsviçre Turu’nda üçüncü oldu. Başaltı favoriler arasında olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Gözümüz üzerlerinde.

Fransa Turu, Porte için her zaman bir kazayla kabusa dönmeye aday oldu. Fakat hiç değilse yarışa birkaç haftalık tur kazanarak formda gelirdi. Oysa bu sezon adını neredeyse hiç duymadık (Katılımcılar arasında en fazla yarış gününe -41- onun sahip olmasına rağmen). Böylesi daha iyi belki de. Canı daha az yanar.

Kısa Kısa

Mas: Lefevere, genç İspanyol’una çok güveniyor. Öyle ki, ona fazladan bir domestik verebilmek için Gilbert’e kesik attı. Vuelta’da ikinci olmuştu, bu kez önünde çok daha zorlu bir görev var.

Uran: Hakkında tahmin yapmakta en çok zorlandığım bisikletçi olabilir. Bir bakıyorsunuz podyumda, bir bakıyorsunuz yarışta bile değil. Ben en iyisi susayım.

Martin: Üç yıldır Tour’u ilk 10’da bitiriyor. Genel klasmancı olarak tavanı bu zaten. Muhtemelen benzer bir sonuç göreceğiz.

Nibali: Genel klasman iddiası yok. Hedefi etap galibiyet(ler)i ve polka-dot mayo. Köpekbalığını farklı bir yarış koşarken izlemek heyecan verici olacak.

Van Garderen: Porte, versiyon 2.0.

Barguil: Genel klasmanda yer edinebileceğini sanmıyorum. Fransa şampiyonu olmanın cakasını satacak daha ziyade. Alırsa bir etap alır. O da belki.

Kelderman: Dumoulin gelebilseydi ona yardımcı olacaktı, şimdi liderlik ona kaldı. Sakatlıktan yeni çıktı ve halihazırda sorumluluk üstlenebilecek seviyede değil.

Rohan: Tırmanış yetenekleri, zamana karşı ile açtığı farkı ancak haftalık turlarda kaldıracak seviyede. Büyük turlar için heveslendi; ama olmayacağı çok belli.

Aru: Hastalığını atlattı; fakat eski günlere dönmesi için hala zamana ihtiyacı var. Daha ziyade kendini deneyecek ve iyi hissettiği bir gün etaba gitmeye çalışacaktır.

SPRiNT

Sagan, geçirdiği kötü sezona rağmen yeşil mayonun bir numaralı favorisi. Yarıştaki hiçbir “sprinter” onun kadar çok yönlü değil. (Belki Matthews). Kazanırsa, geçen sene egale ettiği rekorun tek başına sahibi olacak. 30’una gelmeden yedinci yeşil mayo… Dile kolay.

Zorlar demeyelim; ama mayoya yaklaşması en muhtemel isim, Matthews. Sagan’ın diskalifiye edildiği 2017’de yeşillere bürünen o olmuştu zaten. Saf sprinterlerle aşık atabilecek kadar hızlı değil. Fark yaratacaksa klasik-vari etaplarda yaratacak. Sorun, söyleyeceği her şeye Sagan’ın verecek fazladan bir cevabının olması.

“Saf sprinterler” dedik, gelelim onlara…

Viviani‘nin Giro’daki başarısızlığının temel sebebi, Quick-Step’in ona uygun bir tren kuramayaşıydı. Bu sefer yanında Morkov ve Richeze gibi yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen iki yaveri var. İşler İtalya’dakinden çok daha farklı olacak. Listenin başına onu yazıyorum.

İlginçtir, Ewan ilk kez Fransa’ya geliyor. Daha önce Giro ve Vuelta’da galibiyetleri var. Burada kazanması halinde “üçler kulübü”nün üyesi olacak. Başka trenlere sızma kabiliyeti ve yokuş yukarı sprint atabilmesi, rakiplerine karşı avantajı. Groenewegen, tüm sprinterler arasında top-speed’i en yüksek olanı. Aynı zamanda bu sezon en çok (10) kazanan isim. Van Aert‘ın varlığı, uyumlu çalışmaları halinde ona çok yardımcı olacak. Eve etapsız döneceğini düşünemiyorum.

Kristoff‘u anmadan geçmeyelim. Geçen yıl herkes yarışı terk edince Paris’te krallık tacını o takmıştı. Bu sezonki performansının başlangıcı oraya dayanıyor zaten. Birkaç kez podyumda yer alacaktır. Fakat diğerleri sorun yaşamadıkça etap kazanmasını beklemiyorum.

Colbrelli, Trentin, Greipel, Laporte, Nizzolo ve Stuyven; etap mücadelesi verecek diğer sprinterler… Son olarak; Cavendish‘in 2006’dan bu yana ilk kez Tour’da yer almayacağını hatırlatalım. Bir devir fiili olarak kapandı.

* * * * * –

* * * * Geraint, Bernal

* * * Fuglsang, Pinot, Quintana, Bardet

* * A. Yates, Landa, Kruijswijk, Buchmann

* Porte, Mas, Uran, Martin, Bennett, Valverde

Tour de France 2018’e Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Beklediğimiz haber pazar günü geldi. ASO, mevcut şartlar altında Froome‘un yarışmasına izin vermeyeceklerini açıkladı. Beklemediğimiz şey ise, -ve korktuğumuz- üzerinden 24 saat geçmeden UCI’ın yangından mal kaçırır gibi Britanyalı’yı aklamasıydı. Ve şimdi Froome, “pirüpak” bir şekilde starttaki yerini alacak. Beşinci Tour şampiyonluğu, üst üste dördüncü büyük tur zaferi, Giro-Tour dublesi… Uzun uzadıya teknik analiz yapıp kendimi yormak istemiyorum. Nasıl olsa bir şekilde kazanıyor. Tanıdık bir çaresizlik hali.

Okumaya devam et Tour de France 2018’e Ön Bakış

Podcast #08 – Giro d’Italia Birinci Hafta Notları

100. Giro’da ilk haftayı geride bıraktık. Zorlu Blockhaus etabı öncesinde bugüne kadar neler olduğunu, bundan sonra neler olabileceğini konuştuk. Keyifli dinlemeler.

Podcast #07 – Giro d’Italia 2017’ye Ön Bakış

100. Giro d’Italia yarın başlıyor. Podcast’in 7. nüshasında yarış parkurunu, favorileri ve mayo iddialılarını konuştuk. Pembelere bürünen kim olacak? Son şampiyon Nibali mi, Kolombiya harikası Quintana mı? Keyifli dinlemeler.

Tour de France 2016’ya Ön Bakış

ROTA

Fransa Turu “Grand Depart”ı, iki yıl aradan sonra anakaraya geri dönüyor. Eşsiz güzellikteki Mont-Saint-Michel’den başlayacak yarış, üç gün boyunca, İkinci Dünya Savaşı’nın en sert çarpışmalarından birinin yaşandığı Normandiya topraklarında olacak. Ardından, adım adım güneye inip saat yönünün tersine bir güzergah izleyerek üç hafta sonunda Paris’e varacağız. Başlangıç Fransa’dan yapılsa da, yarış içerisinde İspanya (9. etap), Andorra (9-10. etap) ve İsviçre (16-17. etap) topraklarına geçilecek.

map_route
Tour de France 2016

Tour’un onur konuğu, benim de favorim olan Mont Ventoux… 12. etapta zirve finişi olarak kullanılacak mistik tırmanış, klişe anlatımla yarışın kaybedenlerini ortaya çıkartacak. Mont Ventoux, en son 2013 yılında çıkılmış, etabı Quintana’nın 29 saniye önünde Froome kazanmıştı. Yarış boyu 2 de bireysel zamana karşı etabı koşulacak. İlki, Mont Ventoux’nun ertesi günü (37,5 km), diğeri 18. etapta. İkinci ITT’nin; 17 km’lik, eğimi zaman zaman çift hanelere ulaşan bir tırmanış zamana karşısı olduğunu hatırlatmak isterim.

GENEL KLASMAN

Sezon içinde Froome‘u izleme şansımız pek olmuyor (Yakındığımdan değil). İzlesek bile, sağlıklı değerlendirme yapacak verilere ulaşamıyoruz. Sky’ın metodik çalışma programları, yarışlara antrenmanla hazırlanmanın daha doğru olduğunu söylüyor çünkü. Bu bağlamda, Tour’a dair öngörülerimizin nirengi noktasını Froome’un Dauphine performansı belirliyor… 2013 ve 2015’te Dauphine’yi kazandığında, peşi sıra Tour’u da sarı mayoyla bitirmişti. Sonuç, bu yıl da değişmeyeceğe benzer. Kazanması halinde, 3. Tour zaferiyle adını LeMond, Bobet ve Thys gibi efsaenelerin arasına yazdıracak. Aynı zamanda, Indurain’den bu yana yarışı üst üste kazanan ilk isim olacak.

chris_froome_2623495b
Chris Froome

Şampiyonluk yolunda, Geraint Thomas‘a yine önemli iş düşüyor. Britanyalı, Movistar ve Astana gibi kudretli kadrolara sahip takımlardan gelecek “Froome’u izole etme” ataklarına cevap vermekle yükümlü. Bunu yaparken de mümkün olduğunca genel klasman ilk 10’una tutunmaya çalışacak… Sky’dan bahsediyorken, Landa‘yı atlamayalım. Kazanabileceği bir Giro’yu, geçirdiği hastalık nedeniyle henüz 10. etapta terk ettikten sonra Froomey’nin süper domestik kadrosuna katıldı. Tüm enerjisini verir mi, yoksa kendini Vuelta’ya mı saklar; kestiremiyorum.

Quintana, Fransa’ya, olabilecek en formda haliyle geliyor. Katalunya, Romandie ve Route du Sud’u kazandı; San Luis ve Pais Vasco’da üçüncü oldu. Tour öncesi son hazırlık olan Sud’da 13 km’lik düz bir zamana karşı dahi aldı. 2013 ve 2015’e oranla Froome’a daha zorlu anlar yaşatacağı kesin. En büyük şansı, kendini son haftaya iyi saklayabilmesi. Fakat sonuç farklı olmayacak sanki. Ne yaparsa yapsın, Froome yarışmaya devam ettikçe Tour’u kazanamayacağına dair bir his oluşmaya başladı bende. Mont Ventoux için ise şimdiden onu yazıyorum… Movistar’ın, Quintana için dillere destan bir takım kurduğunu belirtmeden geçmeyelim. Izagirre kardeşlerden Erviti‘ye, Anacona‘dan Jesus Herrada‘ya, Dani Moreno‘dan Nelson Oliveira‘ya… Valverde‘yi saymadım bakın.

Nairo Quintana on stage twenty of the 2015 Tour de France
Nairo Quintana

Contador, geçen yıl Giro-Tour dublesine kalkışmış, beklendiği üzere başarısız olmuştu. Aklın yolu bir, 2016’ya sadece Fransa Turu’unu hedefleyerek başladı. 2016 için aynı zamanda “Son senem” diyordu; fakat sezon başında aldığı dereceler emeklilik kararını ertelemesine neden oldu. Yalnız aldığı karar ona pek iyi gelmedi gibi. Dauphine’de 5.’likte kalan İspanyol bisikletçi, Tour’a en iyi haliyle gelmiyor… Herhangi bir argümanla destekleyemem; ama içimden bir ses podyumu, hatta Paris’i göremeyeceğini söylüyor. Lakin içimdeki his, Contador’un Tour’un en büyük 3 favorisinden biri olduğunu gerçeğini değiştirmiyor. Kazanırsa Froome gibi o da 3’leyecek. Beri yandan, 8 büyük tur galibiyeti ile Anquetil’in yanına, Merckx (11) ve Hinault’un (10) arkasına yerleşecek.

Alberto Contador
Alberto Contador

Pinot’nun son 2-3 yılda gösterdiği gelişime diyecek söz bulamıyorum. 2013’ü hatırlıyor musunuz? Hız korkusu nedeniyle beceremediği inişlerden sonra yarışı bırakmak zorunda kalmıştı. O konuda sıkıntısı yok artık. Yetmedi, vasat altı bir zamana karşıcıyken Fransa ITT şampiyonu oldu. Dauphine’de bir miktar hayal kırıklığı yaratsa da, 2014’teki podyum derecesini tekrarlayabilecek bir noktada olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik, kendinden önce yazılan isimlerin problem yaşamasını beklemeden. Malum, 2014’te Froome ve Quintana Paris’i görememişlerdi… İsviçreli Reichenbach‘la yakaladıkları uyumun da ona katkı sağlayacağını düşünüyorum. Fransızların artık gerçekçi bir ihtimalleri var.

Aru, geçen yıl Vuelta’yı kazanarak rüştünü ispat etti. Lakin Froome, Quintana, Contador ve Nibali’den müteşekkil elit sınıfa kafa tutabilecek seviyede henüz değil. Sezonu da pek verimli geçmiyor hani. Şubat ayındaki Valencia Turu’unda elde ettiği 6.’lıktan öteye gidemedi. “Dauphine’de işler yoluna girmeye başlayabilir,” diye düşündük; ama umduğumuzu bulamadık. Etap kazandığına bakmayın, sprinte meyyal bir etapta, trenlerin basiretsizliğiyle galibiyete ulaşabildi. Habitatı olan dağlarda neredeyse adını dahi işitmedik. Podyum, genç İtalyan için fazlasıyla iyimser duruyor. 4-7 arası, şahsen daha gerçekçi bir tahmin. Belki bir de etap galibiyeti.

Astana, Scarponi dışındaki Giro as kadrosunu (Fuglsang ve Kangert) Aru’nun yanına konuşlandırmış vaziyette. Nibali de burada. Her ne kadar Aru’ya yardım için Fransa’ya geldiğini söylese de, aklının bir köşesinde Giro-Tour dublesi muhakkak vardır. Pelotonun en pragmatik mensuplarından birinin, eline geçmesi muhtemel şansları tepeceğini hiç sanmıyorum. Pais Vasco’da aldığı etap ve finişten geçerken yaşadığı sevinçle hatırladığımız Diego Rosa ve yıllanmış şarap Tiralongo da takımdalar. Huh, bütün kadroyu saydım galiba.

BMC, neredeyse birbirinin aynısı iki isimle podyum kovalayacak (“Şampiyonluk” demeye dilim varmadı): Porte ve van Garderen… İkisi de iyi birer zamana karşıcı, ikisi de başarılı haftalık tur yarışçıları. Ve ikisi de büyük turlarda birer gün şalter indirip bir çuval inciri berabet etmeleriyle ünlü. Demem o ki, ikisini toplasanız bir büyük turcu etmez… TvG, geçtiğimiz yıl şeytanın bacağını kırmaya çok yakındı. Ta ki, 17. etapta gözyaşları içinde abandone olana dek. Yarışı bıraktığı sırada genel klasmanda üçüncüydü. Ha keza Porte da bir numaralı favori olarak geldiği Giro’yu yarıda bırakmak zorunda kaldı. İki küskün şimdi aynı çatı altında, aynı hedef için mücadele edecekler. Her şeyin farklı olacağını düşünenler “ne yazık ki” yanılıyorlar. Birbirlerine göz kulak olmaktan çok, birbirlerinin yoluna çıkmaları daha olası.

Tour de France 2015 - 102a Edizione - 21a tappa Sevres - Paris Champs Elysees 109.5 km - 26/07/2015 - Christopher Froome (Team Sky) - foto Vincent Kalut/PN/BettiniPhoto©2015
Arc de Triomphe

Allan Peiper yine saçını başını yolacak. Takımın etap galibiyetine en yakın isimleri Rohan Dennis ve Greg van Avermaet gibi duruyor. Kaliforniya’da podyum yapan Bookwalter da kadroda.

Dauphine’nin öne çıkan isimlerinden biri Bardet oldu. Froome’un 12 saniye arkasında ikinciliği yakaladı ve tekrar radarımıza girdi. Geçen yıl genel klasman iddiasını erkenden yitirdikten sonra son haftayı kaçışlarda geçirmişti. Bu sayede, kazandığı zamanlarla hem ilk 10’a tırmandı, hem de bir etap aldı. “Genel klasman şansı ne?” diye soracak olursanız; ilk 10’un ortaları ideal bir sonuç olacaktır. 13. etaptaki 37 km’lik zamana karşı, başına dert açabilir. Yetenekli tırmanışçı Vuillermoz, AG2R’in bir diğer etap umudu. Takım, Giro’da yokları oynayan Pozzovivo‘yu da Tour kadrosuna almış. Bardet’ye birkaç dağlık etapta yardımcı olabilirse ne ala.

İsviçre Turu’nda vasat ITT performansıyla genel klasman galibiyetini tepen Barguil, Orica’nın genç Avustralyalısı Adam Yates, Lotto Jumbo ve Trek’in Holladalıları Kelderman ile Mollema, Etixx’in Ardenne’ci ikilisi Dan Martin ve Alaphilippe, geçtiğimiz yıl Vuelta’da başarılı bir iş çıkartan Meintjes, 37’lik delikanlı Purito, bir diğer Katusha’lı Giro gazisi Zakarin ve zamansız atakların adamı Rolland; adlarını anmamız gereken diğer isimler. Özellikle Barguil, Yates ve -en çok da- Alaphilippe’e dikkat ediniz. İlk ikisi beyaz mayo, Alaphilippe etap galibiyeti için mücadale edecek. Ne varsa gençlerde var!

SPRİNT MAYOSU

WATSON_00004276-064-630x420
Peter Sagan

Yarış kitapçığında 9 adet “düz” etap olduğu yazıyor. Bunlardan 5 tanesi, ilk 6 güne sıralanmış. Atlamayalım, bunlardan iki tanesi (2. ve 4. etap) eğimli sonlara sahipler. Saf sprintelere pek uygun değiller yani. Gelelim favorilere… Sagan, kariyerinin en iyi sezonunu geçiriyor. Yıllardır peşinden koştuğu monument zaferine Ronde’de ulaştı. Dünya Şampiyonu Slovak, yeşil mayonun açık ara favorisi. Başına bir hal gelmedikçe, ki geldiğini pek görmedik, üst üste 5. kez zafere ulaşacağını söyleyebiliriz. Birkaç sene içinde de muhtemelen Erik Zabel’in rekorunu (6) kırıp zirveye tek başına oturacak. En az 2-3 etap kazanmasını bekliyorum.

Giro’da toplam 5 etap kazandıktan sonra Fransa hazırlıkları için yarışı yarıda bırakan Kittel ve Greipel, Sagan ile birlikte sprint kadrosunun başını çekiyorlar. Champs-Elysees’nin eski kralı Cavendish de burada; ancak Olimpiyat hazırlıkları yol performansını düşürmüşe benziyor. Alacağı tek bir etap dahi, mecvut şartlarda onu mutlu etmeye yetecektir. Fransızların gözünün içine baktığı Coquard da ilk Fransa Turu galibiyetini arayacak. Bir diğer Fransız Bouhanni ise Fransa şampiyonası sırasında kavgaya karışıp elini yaraladığı için Tour’dan çekilmek zorunda kaldı.

Kristoff ve Degenkolb, pelotonda yer alan isimlerden. Başka zaman olsa isimlerini en başa yazardım; ama Kristoff çok formsuz, Degenkolb’un ise sezon öncesinde geçirdiği ağır kazadan sonra buraya gelebilmesi bile ufak çaplı bir mucize. Ve son olarak Matthews… Bu yıl Giro’yu pas geçip doğrudan Tour için hazırlık yaptı. Top-speed’inin eskisi kadar yüksek olmaması saf sprinterlere karşı şansını zora soksa da, eğimli sona sahip klasikvari etaplarda öne çıkmasını bekliyoruz. Bu sayede yeşil mayo için de tehdit oluşturabilir. Van Avermaet, Boasson Hagen ve Groenewegen‘i de anmadan geçmeyelim.

TIRMANIŞ MAYOSU

Giro “Ön Bakış” yazısında bahsetmiştim. Aynen alıntılıyorum: “Tırmanış mayosunun seyri genellikle iki senaryo üzerinden şekillenir. Ya genel klasman iddialıları dağ etaplarını forse edip bunun dolaylı sonucu olarak mayoya ulaşırlar… Ya da kendi aralarında hesaplaşmayı seçip kaçaklara kendilerini gösterme imkanı tanırlar…” Düşünüyorum da, bu denli kalabalık bir GK kadrosu varken, mayo kaçışçılara kalmaz sanki. Oyumu; Froome, Quintana, Bardet üçlüsünden yana kullanıyorum. Küsüratlı sayı verdim ki attığım belli olmasın.

 

* * * * *   Froome

* * * *   Quintana, Contador

* * *   Pinot, Porte, Aru

* *   Bardet, van Garderen, Nibali

*   Barguil, Yates, Kelderman, Mollema, Valverde 

 

Fransa’dan Akılda Kalanlar

Tour de France’ı bu sene de izlemeye doyamadık ama galiba her güzel şey gibi bunun da sonu geliyor. Sonu gelmedi hâlbuki. Seneye de Tour de France keyfinden mahrum kalmayacağız. Sadece biraz sabretmemiz gerekiyor. Bisikletta ekibi olarak bu seneki turda öne çıkan isimleri değerlendirmeye çalıştık. Keyifli okumalar. (Yazıda değerlendirmesi yapılan bisikletçiler, “ortaya karışık” usulüyle dizilmiştir.)

Fotoğraf: Graham Watson
Fotoğraf: Graham Watson

Tejay Van Garderen @sercansaka

Turun en büyük sürprizi sayılırmı bilinmez ama Teejay Van Garderen, Tour de France başlangıcında ilk 10’un mutlak isimlerinden biri olarak görülse de, sanıyorum kimsenin podyum adayı değildi. BMC Racing Team adına yarışan ABD’li, 16 etap boyunca gösterdiği direnç ile podyumun en güçlü adayları arasına adını yazdırdı. 16. etap sonunda Tejay’in lider Chris Froome ile arasındaki zaman farkı 3 dakika 32 saniye, 2. Quintana ile arasındaki fark ise sadece 22 saniyeydi. Tejay, zorlu tırmanış etaplarının olduğu son haftaya gelindiğinde, pek mümkün görünmeyen bir mücadelenin içerisine girecekti ancak yaşadığı talihsiz hastalık, 17. etapta yarışa veda etmesine neden oldu. Üst üste 4 ağır tırmanış etabıyla Valverde ve Quintana karşısındaki eforu neleri getirirdi bilinmez ama sağlıklı geçireceği bir TDF’da minimum ilk 5 içerisinde yer alacak Tejay’in evine eli boş dönmesi, elbette kendisi ve takımı adına büyük hayal kırıklığı olmuştur.

 

Mark Cavendish @onarinoglu

Tour de France 2015’in belki de en büyük hayal kırıklığı, Mark Cavendish’ten geldi. Bu kadar hırslı bir adam, bizden çok kendisi hayal kırıklığına uğramış olmalı. Cavendish’in kazanma ihtimali olan sprint etaplarının sayısını 5+1 olarak düşünebiliriz. Cavendish bu etapların yalnızca 1 tanesini kazanabildi. Zaten sprint finişlerinde Alman Andre Greipel’in hakimiyetini rahatlıkla görebiliyoruz. Cavendish’in katıldığı her turda tulum çıkarmasına alışan güruhun, Cav’in geride kaldığı sprint finişlerini izlemeye çalışması, oldukça zor olsa gerek. Cavendish bu sezon pek formda gözükmüyor ve Etixx – Quick-Step’teki kontratı da sallantıya girmiş durumda. Bu arada Belçika takımının da eski deli dolu sprint trenini kuramadıklarını belirtelim. Hem Tony Martin’in tura erken vedası hem de Mark Renshaw’un sprintlere odaklanamaması, Cavendish’in zorlanmasına sebep oldu.

 

Fabian Cancellara @bisikletdükkanı

Evet, yol kenarına uçan sarılı bisikletçi Lotto-Jumbo’lu değildi… O ana kadar her şey yolunda gidiyordu aslında. 3 yıl sonra bir kez daha sarı mayoyu üzerine geçirmişti. Üstelik, alışılageldiği üzere zamana karşı performansıyla değil, sprintte Cavendish’i geçip üçüncü olarak aldığı zaman bonusuyla. Genel klasman listesinde en üstte onun adını gördüğümde yumruğumu sıkıyordum. Az önce o eller patlayana kadar birbirine vurmuştu. Ertesi günkü Mur de Huy etabında zirveye yakın bir yerlerde olup en az birkaç gün daha sarı mayoyu taşımasını bekliyorduk. Boş geçtiği klasikler sezonundan sonra hem ona, hem de bize ilaç gibi gelecekti. Ama dedim ya; yol kenarına uçan sarılı bisikletçi… O Cancellara’ydı. Sakatlıktan yeni dönmüşken tekrar 2 omrunu kırmıştı… Yarıştan önce, bu yılın Cancellara’nın son Tour’u olabileceği konuşuluyordu (kendisi söylemişti). Geri dönecek mi, bilmiyoruz. Bana sorarsanız; biraz da profile bağlı olarak, dönecekmiş gibi geliyor. Başarılı bir Ronde-Roubaix performansı sonrası, Olimpiyat oyunlarından önce son ciddi hazırlık. Rio’da altın madalya kazanmak istediğini biliyoruz. Ondan sonra muhtemelen emekliye ayrılacaktır. Başarırsa tam anlamıyla zirvede bırakacak. Başaramazsa zaten devam etmesinin anlamı olmayacak.

 

Vincenzo Nibali @bisikletdükkanı

Öncelikle bir konuda anlaşmaya varalım. Nibali; geçen yıl, Froome ve Contador olmadığı için değil; kazanmak için yapması gerekenden fazlasını yaptığı için şampiyon oldu. Hatırlayın, ilk 10 günü geride bıraktığımızda çoktan 2 etap almış, en yakın rakibine 2 buçuk dakika fark atmıştı. Bu yıl tekrar zirveye yakın bir yerlerde olması için uygulaması gereken reçete tam da buydu: Büyük dağ etapları öncesinde elinden geldiğince fark yaratmak… Yapamadı. Sorun değil, teoriyi her zaman pratiğe dökemezsiniz. Bu, Nibali’nin kötü bir tur geçirdiği anlamına da gelmiyor. İlk haftaki kötü performansı inanların aklında ön yargılı bir tablo bıraktı. Oysa abartılacak bir durum yoktu. Nitekim Nibali üzerindeki onca baskıya rağmen sakin kalmayı başardı ve son hafta gayet iyi bir performans gösterip kendisini podyumun eşiğine getirdi. Alpe d’Huez’in hemen başında mekanik sorun yaşamasa belki Valverde’yi de geçecekti. 70 kilometrelik kaçışla altığı etap da cabası. Pazar gecesi başını yastığa koyduğunda kafasında fazla tilki dolaşmıyordu muhtemelen.

 

Romain Bardet @sercansaka

Bisiklet sporunu ne için seviyorsunuz, neden takip ediyorsunuz sorularının birçok yanıtı var. Ama bu soruyu bir Fransız’a sorarsanız alacağınız yanıt, “Romain Bardet” olmalı. Eski tip bisikletçi vurgusunu bir çok kez işitmiş, saatlerce Youtube’dan isim isim arayarak bugün ne yok sorusuna yanıt bulmaya çalışmışızdır. Elbette aklımıza gelebilecek bir çok efsane isim, elbette bugün bile Bardet’in önünde sayabileceğimiz yaşayan efsaneler mevcut ama TdF 2015 boyunca efsane gibi yarışan Romain Bardet’ye ayrı bir parantez açmak gerekir. AG2R La Mondiale takımının genç Fransızının TdF boyunca etap galibiyeti alma hırsı, hem onun bu yarışa olan saygısının, hem de bu turda bir etap almanın ne kadar zor olduğunun kanıtı gibiydi. Bu muhteşem eforunun karşılığında biz bisiklet severlere eski efsaneleri hatırlatan Bardet, 1 TdF etabı, genel klasman 9.luğu, dağların kralı mayosu 3.lüğü, beyaz mayo 2.liği ve combativity (en mücadeleci sporcu) ödülü ile tura veda etti.

 

Nairo Quintana ve Alejandro Valverde @sercansaka

Turun süper yıldızı Nairo Quintana ve süper domestik Alejandro Valverde, Tour de France’ın en çok merak edilen ve dikkat edilen bisikletçilerinden ikisiydi. Bunun elbette birçok sebebi var. Nairo Quintana henüz beyaz mayoyu terk etmeden (1990 doğumlu), TdF’ın en büyük favorilerindendi. Aynı zamanda Valverde, her ne kadar domestik rolü ile tura katılsa da, Quintana’nın yaşayacağı en ufak problemle Movistar’ın yeni lideri konumuna gelebilirdi. Tabii bu takım içi çekişme birçoklarının aklına Wiggins – Froome arasında yaşanan diayalogları akla getirdi. Bu bile TdF boyunca Movistar’ın yakın mercekte incelenmesi için yeterli bir sebepti. Quintana gücü ile Valverde’yi ve tabii ki Froome’u son haftaya kadar yakından takip edebildi ve biz bisiklet severler, takım içi dedikodu kazanından gözlerimizi mutheşem tırmanışlara kaydırdık. Tüm tırmanış etaplarında ufak ve sürekli ataklarla Froome’a karşı kaybettiği süreyi geri almaya çalışan Quintana, başarıya ulaşamasada, tüm bisiklet severler için Alpe d’Huez etabındaki çabasıyla yıllar sonra anlatılabilir bir TdF anısı bıraktı. Valverde’nin, Quintana ile yapmış olduğu iş birliğinin Movistar açısından değeri ise büyük. Karşısındaki tüm dirençli favorilere karşı Domestik rolüyle geldiği TdF’da Quintana’nın arkasından 3. sırayı aldı. Alejandro Valverde’nin UCI World Tour bireysel klasmanda 2015 TdF şampiyonu Froome’un 60 puan önünde 1. sırada olduğunu hatırlatalım.

Fotoğraf: Graham Watson
Fotoğraf: Graham Watson

Thibaut Pinot @onarinoglu

Fransızların jönü Thibaut Pinot, kendisindeki bakış açısını yavaş yavaş karakter oyunculuğuna dönüştürmüş durumda. Pinot’yu pedallarken her gördüğümüzde hâlâ çok heyecanlanıyoruz ama bunun hissiyatı, “bu adam bu turu” kazanır şeklinde değil. Daha çok “işte bu etap Pinot’nun etabı olabilir!” ya da “inişe dikkat, inişe dikkat Pinot geliyor” şeklinde. Geçen sene kürsüye çıkıp, aldığı üçüncülükle bu sene için büyük bir beklenti yaratan Thibaut Pinot’nun ilk 5-6’ya girmesi bekleniyordu ama Pinot, 16. Olabildi ve Chris Froome’dan 38 dakika 52 saniye fark yedi. Çok şanssız anlar yaşadı. Mekanik problemler, mekanikerle problemler, düşmeler-kalkmalar Pinot’yu bu noktaya getirdi. Ancak Alpe d’Huez’de kazandığı zafer, herkese büyük bir “oh” çektirdi. Pinot nefis ve tarihi bir etabı kazanarak Fransızları ve bisiklet severleri rahatlattı. FDJ’nün de Thibaut Pinot için hiçbir şey yapmadığını ve pek de bir şey yapamayacak bir kadroya sahip olduğunu belirtelim.

 

Andre Greipel @bisikletdükkanı

Greipel, Doğu Alman köklerinin etkisiyle olsa gerek, istikrarlı bir bisikletçi olmuştur. Ortalığı kasıp kavurduğu pek vaki değildir; ama katıldığı her turdan en az 1 etap almadan da dönmez. Fransa’da da aynı şeyi bekliyorduk. Fakat 4 etap kazanmak? Hem de hepi topu 4,5 sprint etabının olduğu bir Tour’da? İşte bu beklenmedikti… Sporda, performans programlaması yapmak çok önemlidir. Formunuzun en üst noktasına, başarıya ulaşmak için size en çok gereken yerde ulaşmanız gerekir. Greipel, 1 numaralı sprint favorisi olarak gittiği Giro’da pek de parlak bir performans gösteremeyince “Artık yaşlandı mı?” diye sormaya başlamıştık. Meğer gözüne çoktan Tour’a kestirmiş, haberimiz yokmuş. Ki, bu bile Greipel’in kafa yapısını çözmek için önemli bir ipucu. Nizzolo, Viviani gibi görece düşük profilli isimler yerine; gözünü Cavendish’e, Degenkolb’e, Sagan’a dikmiş. Bravo! Yaş mevzusu açılmışken… 33 yaşındaki Alman, 1976 Gerben Karstens’in (34) ardından, Champs-Elysees’de etap kazanan en yaşlı 2. bisikletçi oldu. Bu açıdan bakınca, yaptığı işin değeri bir kat daha artıyor.

 

Chris Froome @onarinoglu

Chris Froome, ikinci kez bisiklet dünyasının en prestijli noktasına yükselmeyi başardı. Hem de bir hayli yorucu ve dedikoducu bir yoldan geçerek. Britanyalı sporcu 2012’de gösterdiği performansla da takım içi olaylara sahne olan bir ortam oluşturmuştu. Takım lideri Bradley Wiggins’in ardından turu ikinci bitirmişti. Ertesi sene de zaten turu kazandı. Bu sene ise ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gösterdi. Lance Armstrong sonrası bisiklet sporunda en çok öne çıkan için her zaman Alberto Contador olmuştu. Bu hegemonyayı kırma şansını ise Chris Froome eline geçirdi. Froome’un çok az bisikletçide bulunan tarzı ve ivmelenişi bütün seyircilerin dikkatini çekiyor. Tur esnasında yayınlanan bir videoda 2013 Mont Ventoux’da, Froome yokuşta 1000W üretirken, nabzının 155-156 attığı gözükünce, doping sesleri yükselmeye başladı. Bisiklet seyircilerinden Lance’i izleme şansını yakalayan her insanın, dopingle olan münasebeti biraz daha farklı oluyor. Bisiklet sporunda (bence her sporda) bütün şampiyonlara şüpheyle bakılması olağan bir durum. Tabii Froome için ispatlanan herhangi bir durum söz konusu değil. Froome’un turdaki performansına geri dönecek olursak. Chris Froome ve takımı Team Sky, yine muazzam yarıştı. Team Sky’daki her parça genelde olduğu gibi tıkır tıkır işledi. Bunun üzerine Froome gibi bir lideri barındırmaları, Tour de France 2015’i kazanmalarına bir hayli yardımcı oldu. Froome sadece Alpe d’Huez etabında Nairo Quintana’ya cevap veremedi. Onun dışında her etapta, herkese karşı çok güçlü gözüktü. Chris Froome genel klasmanı kazanıp sarı mayoyu sırtına geçirmenin yanında, polka dot (dağların kralı) mayoyu da kazanmasını bildi.

 

MTN-Qhubeka @bisikletdükkanı

Bu yazıyı okuyacak kadar bisikletle içli dışlıysanız MTN-Qhubeka’nın Afrika eksenli bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu biliyorsunuzdur (özellikle Qhubeka kısmının). Bu yıl wild card alarak Fransa Turu’nda yarışan ilk Afrika lisanslı takım oldular. Tour’da bulunmaları dahi başlı başına bir meseleyken, bundan çok daha fazlasını başardılar üstelik. Eritreli Daniel Teklehaimanot, 6. etap sonunda polka dot mayoyu üzerine geçirerek, Tour tarihinde herhangi bir mayo giyen ilk siyah Afrikalı oldu. Yetmedi, 18 Temmuz Nelson Mandela gününde Steven Cummings ile enfes bir etap aldılar. Ve son olarak, takım klasmanını 5. sırada bitirdiler; ki bir ara 2. sıraya kadar yükselmişlerdi. Bunlar, MTN-Qhubeka ölçeğindeki bir takım için önemli başarılar. En azından adlarını bu seçkide anmak için yeter de artar bile. Yıllar sonra “2015 Fransa Turu” dendiğinde anacağımız gibi.

 

Peter Sagan @sercansaka

Yeşil Mayo iddiası ile katıldığı TdF’da 4 etap galibiyeti alan André Greipel’i (turun en çok etap kazananı), ara kapı performanslarıyla geride bırakan Sagan, beklentileri yine boşa çıkarmadı ve mayonun sahibi oldu. Peter Sagan, gelecekte de, tek günlük bisiklet yarışlarının ve Yeşil Mayo’nun mutlak favorilerinden biri olacaktır. Bilinen tavırları, kendine has kişiliği ve inanılmaz bisiklet hakimiyetiyle sürekli ön planda olan Sagan, genç yaşında bisiklet sporunun en tanınmış isimlerinden biri haline geldi. Sagan’ın vukuatlarını ve bilinir başarılarını bir kenara bırakıp, bu TdF için ayrı bir parantez açmak gerekirse, Yeşil Mayo’da en yakın rakibini 66 puan farkla geride bıraktı. Beyaz Mayo yarışı ise bize farklı bir bilgi sunuyor. 1990 ve öncesi doğumlu bisikletçilerin toplam tur süresi hesaplanarak
belirlenen Beyaz Mayo’nun 6. sırasında Peter Sagan var. Sagan’ın önünde yere alan Quintana, Bardet, Barguil, Pinot gibi saf tırmanışçıların yaklaşık 2 saat gerisinde turu tamamladı. Fakat Yates kardeşler, Wilco Kelderman ve Merhawi Kudus gibi tırmanışçı kimliği taşıyan bisikletçilerin ortalama 1 saat önünde yer alması, birçok şeyi açıklıyor. Sagan bu turda Contador’a verdiği domestiklik hizmeti, sürekli kaçış grupları içinde yer alması, ilk haftalarda kazalar nedeniyle gergin olan pelotona kattıkları ve bitmek tükenmek bilmeyen eforuyla, üzerine yapışmış olan antipatiyi de büyük ölçüde kırmayı başardı. Özetlemek gerekirse Peter Sagan’ı bu TdF eforuyla sadece bir sprinter olarak adlandırmak, önümüzdeki senelerde sıkça izleyeceğimiz bu modern dönem yıldızına haksızlık olur.

 

Alberto Contador @onarinoglu

El Pistolero… Bu sefer hedefi tam 12’den vuramadı Alberto. Çıkık omuzla aldığı Giro zaferinde benzininin tamamını boşaltmıştı. Artık 32 yaşına gelmiş Contador, yine de duble denemesi yapmaktan vazgeçmedi. Bazen hayatta kazanamayacağınızı bilseniz bile denemeniz gerekiyor. O deneme size eşsiz duygular yaşatabilir. Contador’u izlemenin en keyifli yanı, bitmek bilmeyen ataklarının patır patır sürekli devam etmesidir. Ancak bu sefer daha pasif bir sürüş tarzıyla kendini izlettirdi. Contador’un son Tour de France tarzıyla süren ve 5-10 arası bir yere kendini kapaklamaya çalışan birçok isim var. Bunu Contador yapınca bir tuhaf oluyor tabii. Yorgunluk. Giro’nun yorgunluğu Contador’un bacaklarında fazlasıyla hissedildi. Contador turu, Froome’un 9 dakika 48 saniye gerisinde, 5. Sırada bitirebildi.

 

John Degenkolb @onarinoglu

Normal şartlarda burada John Degenkolb’ün ismi yazmayacaktı. Bu yer Marcel Kittel için ayrılmış olacaktı. Ancak Kittel’in bir türlü iyileşememesi ve form tutaması, Giant-Alpecin’in tura Degenkolb ile gelmesine sebep oldu. Bu çok kötü bir ikinci tercih de değil bu arada… Degenkolb, Mart ve Nisan ayrlarını canavar gibi geçirmiş, ünlü klasikler; Milano-Sanremo ve Paris – Roubaix’yi kazanmıştı. Degenkolb de biraz Peter Sagan gibi arada kalmış bir sprinter. Bu seneki sprint başarıları, onu ilerleyen zamanlarda daha çok klasikçi bir hâlde görmemizi sağlayacaktır. Tour de France’da ise iki kere 2. olan Degenkolb’e tam olarak bekleneni verdi diyemeyiz. Degenkolb’ün 1 etap kazanması, Kittel’siz gelen Giant-Alpecin’i rahatlatacaktı.

Fotoğraf: Graham Watson
Fotoğraf: Graham Watson

KISA KISA…

Purito Rodriguez: ASO, bu parkuru birkaç yıl önce çizseydi ilk büyük tur galibiyeti için önemli bir şans elde edebilirdi. Ne var ki şu an 37 yaşında ve genel klasman mücadelesi vermek yapabileceği şeylerden biri değil. Belli ki o da bunun farkındaydı; odağını etaplara yöneltti. Başarılı da oldu. Hem de 2 kez. Üstelik biri, tutkunu olduğu Mur de Huy’deydi. Bundan daha güzel bir sonbahar yaşanabilir mi?

Geraint Thomas: İyi yokuş çıkabildiğini biliyorduk; ama bu kadarını da beklemiyorduk açıkçası. En azından ben beklemiyordum. Son 2 günde patlayana kadar ilk 5’teydi. Ronde, Roubaix gibi klasiklerde başa güreşip beri yandan büyük turlarda üst sıraları kovalamak alıştığımız bir durum değil.

Tony Martin: Birer ikişer saniyelerle kaçırdığı sarı mayoyu mini Paris-Roubaix etabında aldığı etap galibiyetiyle nihayet üzerine geçirmişti. Fakat mutluluğu sadece 3 gün sürdü. 102 yıllık Tour tarihinde, liderlik mayosunu giyerken yarıştan çekilmek zorunda kalan 15. bisikletçi oldu.

Eduardo Sepulveda: 14. etaptaki bir tırmanıştan önce zinciri kırıldı. 100 metre ötede bekleyen takım arabasına gitmek için AG2R otomobiline binince diskalifiye edildi. Oysa genel klasmancıların tenezzül etmeği Alp etaplarından birinde kaçarak pekala galip gelebilirdi. Yorum yok!

 

Kapak Fotoğrafı: Jered Gruber

Sagan İnişte Kükredi

CKYnTWVW8AA3u8IHer zaman deliliği ve renkli kişiliğiyle ön plana çıkan sempatik bisikletçi Peter Sagan, yaşadığı tüm şansızlıklara rağmen denemeye ve her gün güçlenmeye devam ediyor. Sagan’ın sprintlere olan kabuliyeti aşikâr. Her zaman ipi göğüsleyemese de bir şekilde podyumda olmayı başarıyor (Tour de France 2015’te ikincilik x 5, üçüncülük x 2). Tırmanışlarda neler yapabileceğini de kaçış gruplarında ya da tırmanış finişlerinde görüyoruz (Keza sezon başı Tour of California 2015’te, Mt. Baldy tırmanışı sonrası genel klasman birinciliği). Zamana karşı etaplarda bile ilk 10, ilk 20 zorlamaya başlayan bir Peter Sagan var.

Sagan’ın hâlâ hangi özellikte bir bisikletçi olacağı tartışılmaya devam ediyor. Açıkçası bunu kendinin de bildiğini sanmıyoruz. Belki de bu kafa karışıklığının en büyük sebebi, kendisinin çoklu yeteneklere sahip olmasının farkındalığıdır. Artık bu farkındılığı bir yere kanalize ettiği zaman ise, büyük bir patlamayı tüm bisiklet kamuoyuna yaşatacaktır.

Aşağıda izleyeceğiniz görüntülerde ise Peter Sagan’ın iniş yeteneklerine göz atacağız. Hızlanışı, kadro kullanımı, kusursuz el hakimiyeti ve viraj alışları muazzam. Bu inişte Messina köpek balığı Vincenzo Nibali’nin de Peter Sagan’ın hemen arkasında olmasını isterdik ama sarı mayo grubu kaçışın bir hayli gerisinde kaldı. Bu arada beklenildiği üzere, Sagan etabı yine ikinci bitirdi. Kazanan Lampre – Merida’dan Ruben Plaza oldu.

Bu arada Col de Manse inişinin çok meşhur ve zor olduğunu hatırlatalım. Geraint Thomas da, iniş esnasında Warren Barguil’in çarpması sonucu kendini havada uçarken buldu.