Giro d’Italia 2019, Dinlenme Günü Notları – II

  • Zamana karşı avantajı aleyhine işleyen tarihteki ilk genel klasmancı Roglic olabilir. “Son gün nasıl olsa zamana karşı” diye düşünerek, yine zamana karşı etapları ile yarattığı farkın erimesine göz yumdu. Ve hesapta olmayan bir ufak kaza, o kredisini de tüketmek üzere… Avcunun içindeki şampiyonluğu göz göre göre tehlikeye attı. Hakikaten inanılmaz.
  • Çok merak ediyorum. Dumoulin devam edebilseydi Roglic nasıl yarışacaktı?
  • Yarışlar salt kas gücüyle kazanılmıyor. Çoğu zaman bisiklet üzerinde santranç oynamanız gerek. Ve söz konusu yarış zekası olduğunda mevcut pelotonda çok az kişi Nibali‘yle aşık atabilir. Büyük bir kumar oynadı. Ya kazanacak, ya da kaybettirecek… Her halükarda yarışa imzasını şimdiden attı bile. Il Grande!
  • Carapaz, peş peşe üç etapta Roglic’den 4, Nibali’den 3 dakika zaman çaldı. Nibali’yle yeterli farka (1′ 47″) sahip. Fakat Verona’da pembe mayoyu tutmak istiyorsa Roglic’le arasına en az bir dakika daha eklemek zorunda. Mevcut formuna bakarsak başaramaması için bir sebep görünmüyor. Favoriler, Courmayeur’de ona verdikleri zamanı çok arayabilirler.
  • Yates ve Lopez, ilk haftayı büyük yara alarak kapatmışlardı. İkinci haftayla beraber pembe mayo, hatta podyum şanslarını tamamen yitirdiler. Her şeye rağmen savaşmaya devam etmeleri takdire şayan. İkisi de, hiç değilse bir etap galibiyetiyle Giro’larını kurtarmak istiyorlar. Hoş, yarış öncesi ettiği onca laftan sonra Yates’i kurtarmaya yeter mi; bilemiyorum.
  • Zakarin uzun sonra yaşam belirtisi gösterince sevinmiştik. Ne yazık ki tek atımlık kurşunu varmış. Lago Serru’da etaba uzanıp genel klasmanda Roglic’in arkasına gelmesinin hemen akabinde 7 dakika fark yiyip tekrar denklemden çıktı. 2017 günlerine dönmesi için biraz daha bekleyeceğiz anlaşılan.
  • Her kaçış galibiyeti, bisiklet tarihine ufak tefek kişisel hikayeler bırakır. Benedetti‘ninki de onlardan biriydi. Kariyerini takım arkadaşlarının başarılarına vakfeden bir isim, 32 yaşında ilk -ve muhtemelen son- profesyonel galibiyetini aldı. Yarış sonrası söyledikleri, “bir domestiğin yaşamı”na dair çok şey anlatıyordu.
  • Yarışın başından bu yana Gavia‘nın iptal edilip edilmeyeceği konuşuluyordu; edildi. Onun yokluğunda parkura Cevo ve Aprica tırmanışları eklendi. Hala 5.000 metreye yakın bir irtifa söz konusu; fakat ilk bakışta eskisi kadar korkutucu gelmiyor şimdi.
  • Gavia’nın çıkarılmasıyla yeni Cima Coppi 2.047 metre ile Passo Menghen oldu. Oysa yarışın en yüksek noktası geçtiğimiz cuma çıkılan Lago Serru (2,247 metre) haline gelmişti. Organizasyon, geriye dönük bir düzenleme yapmak istemedi/yapamadı muhtemelen.

* * *

Pembe mayo: Richard Carapaz
Siklamen mayo: Arnaud Demare
Mavi mayo: Giulio Ciccone
Beyaz mayo: Pavel Sivakov

* * *

Carapaz
Roglic (+47″)
Nibali (+1′ 47″)
Majka (+2′ 35″)
Landa (+3′ 15″)
Mollema (+3′ 38″)
Polan (+4′ 12″)
Yates (+5′ 24″)
Sivakov (+5′ 48″)
Lopez (+5′ 55″)

Giro d’Italia 2019, Dinlenme Günü Notları – I

  • Her şey Roglic‘in Giro’yu kazanmasına uygun şekilde ilerliyor. Yarış öncesi en büyük rakibi olan Dumoulin, daha beşinci etapta yarış dışı kaldı. Halihazırda en büyük rakibi olan Nibali 1’ 44″ gerisinde. Yates-Lopez ikilisine ise yaklaşık 4’er dakika fark atmış durumda. Üstelik, pembe mayoyu emanet edecek birini buldu ve takımı liderlik stresini yaşamıyor. Tüm bu toz pembe manzarayı bozan tek bir şey var; dağlarda en çok güvendiği ismin (de Plus) abandone olması. Yine de; Tolhoek, Kuss, Bouwman gibi üç yaveri yanında. Jumbo-Visma, bugünün sabahında üçüyle de sözleşme yenileyerek gereken mesajı verdi.
  • Nibali‘yi, “Big 5″ın son sırasına yazmıştım. Yakın seyretse de, Verona’da podyumda olabileceğini düşünmüyordum. Görünen o ki yanılacağım. Ne mutlu!
  • San Marino zamana karşının en büyük kaybedenleri Yates ve Lopez oldular… Superman’inki çok şaşırtıcı değil; kötü bir zamana karşıcı olduğunu biliyoruz. Üstelik etap içinde lastik patlattı. Ama Yates’den böyle bir performans beklemiyorduk açıkçası. Farkın çoğunu tırmanış bölümünde yemesi kafalarda soru işareti yaratıyor. Anıları depreşmez umarım.
  • Ackermann, tahmin ettiğim gibi sprint etaplarına damga vuruyor. Şimdiden iki tanesini kazandı bile. Önünde kazanabileceği iki etap daha var. Her gün izlediğimiz “Inside the Bora” videoları da tanınırlığını ve sevilirliğini artırıyor. Sam Bennett bahsi çoktan kapandı. O gülmesin de biz mi gülelim?
  • Viviani hala ilk galibiyetinin peşinde. Sprint treninin eksikliğini fazlasıyla yaşıyor. Elinden alınan birincilik de psikolojisini iyice bozdu. Siklamen mayo zaten mazide hoş bir seda… Dinlenme gününden sonraki dümdüz iki etap sağolsun, haftaya iyi başlayabilir. Yoksa, unutmak isteyeceği bir Giro olacak.
  • Gianni Savio‘nun keyfi yerinde. Masnada ile 2012’den bu yana ilk etabını aldı, Cattaneo genel klasmanda fena olmayan bir yerde ve Frapporti hemen her gün kaçışa girerek takımını onurlandırıyor. Tüm bunlar ona, takımı ayakta tutmak için ihtiyaç duyduğu nakit akışı olarak geri dönecek.
  • Şimdiye kadar iki ismi doping nedeniyle kaybettik. Molano, test sonuçlarındaki “olağandışı fizyolojik bulgular” nedeniyle takımı tarafından, Koren ise Operation Aderlass’taki gelişmeler doğrultusunda UCI tarafınan yarıştan çekildiler.
  • Son söz… Yarış bitmedi. Daha tek bir dağ etabı bile izlemedik. Favorilerin bacakları ne durumda, net bir fikrimiz yok. Geçen seneyi unutmayalım. Froome, 11. etaba pembe mayonun 3′ 20″ gerisinde girmişti ve fiziksel olarak bitmiş durumdaydı. Ha keza Yates de asla yenilmeyecek gibiydi. Neler olduğunu gördük. Evet, Roglic en büyük favori. Ama yarış bitmedi. 13. etapla beraber yeni başlayacak.

* * *

Pembe mayo: Valerio Conti
Siklamen mayo: Pascal Ackermann
Mavi mayo: Giulio Ciccone
Beyaz mayo: Nans Peters

* * *

Roglic
Bilbao (+1′ 32″)
Nibali (+1′ 44″)
Mollema (+1′ 55″)
Jungels (+2′ 18″)
Formolo (+2′ 52″)
Majka (+2′ 53″)
Carapaz (+3′ 16″)
Zakarin (+3′ 32″)
Yates (+3′ 46″)
Lopez (+4′ 29″)
Landa (+4′ 52″)

Giro d’Italia 2019’a Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Dumoulin, iyiden iyiye Froome-vari bir bisikletiye dönüştü. Kendini büyük turlar ile var edip sezonun geri kalanında etliye sütlüye pek bulaşmıyor. Ne yalan söyleyelim, bu işi iyi de yapıyor. İki yıla biri şampiyonluk üç podyum sıkıştırdı. Ama işte; tat verdiğini söylemek mümkün değil… Elimizde formuna dair iyi veya kötü herhangi bir veri yok. Dedim ya, pek ortalarda yoktu. Fakat geçen sene de durum farklı değildi. Değişen bir şey olduğunu sanmıyorum. Hal böyle olunca, kendisi için tasarlanmış gibi duran bir pakurda, ilk sıraya onu yazmamak için hiçbir neden yok. Dağlardaki en büyük destekçisi yine Oomen olacak.

Roglic, bu yıl her aya bir galibiyet sığdırmayı başardı. Şubatta BAE Turu, martta Tirreno-Adriatico, nisanda ise Romandie Turu. Özellikle sonuncusu bir başkaydı. Takımı, Giro için bacaklarını test etme niyetiyle yarışa katıldığını, genel klasmana oynamayacağını söylerken o gitti güle oynaya üç etap kazandı. Halihazırda, yarış listesindeki en formda isim o. Yarışın da Dumoulin ile birlikte en büyük iki favorisinden biri. Rakibine göre tek eksiği, büyük tur deneyiminin hala yetersiz olması. Geçen yıl, son gününe podyumda girdiği Tour’u heyecanına yenik düşerek dördüncü bitirmişti. Hem de zamana karşı etabında. Bu kez sinirlerine hakim olmalı. Yoksa dağlar sıkıntı çıkarmayacaktır.

Simon Yates‘in yerinde kim olsa, geçen seneki Giro çöküşünün ardından kendini kolay kolay toparlayamazdı. Ama o, hatalarından doğru dersleri çıkartarak katıldığı ilk yarışta (Vuelta) şampiyonluğa ulaştı. O Giro, kariyerinin kırılma anıydı belki de. Bu sezon da performansında eksilme yok. Daha önce en büyük eksiği saydığımız zamana karşılar da fazla bir problem teşkil etmiyor artık. Hele işin içinde tırmanış varken, Dumo ve Rogla ile neredeyse aşık atabileceğini söyleyebiliriz. Öyle ki, bu yıl bir ITT etabı dahi kazandı. Bu üçlünün kapşmasını izlemek çok keyifli olacak.

Astana, Quick-Step ile beraber yılın en başarılı iki takımından biri. Etaplı yarışlarda ise tartışmasız en iyisi. Giro’ya da, belki en büyük favoriyle değil; ama en güçlü takımla geliyorlar. O kadronun liderliğini ise Miguel Angel Lopez yapıyor. Genç Kolombiyalı, bisikletinin üzerinde durmayı başaramayıp sürekli kazalara karıştığı ilk yıllarının ardından nihayet kendini buldu. Şu an en güvenilir büyük turculardan desek yanlış olmaz. Geçen yılı da, hem Giro hem de Vuelta’da podyum görerek kapatmıştı. Form açısından eksiği yok. En son Katalunya Turu’nu kazandı. Yalnız, bu sefer alt etmesi gereken daha çok isim var ve zamana karşı faktörüyle onların hemen altında kalacak gibi.

Kabul etmesi kolay değil ama Nibali de yaşlanıyor. Yaş oldu 35. Bacakları eskisi kadar iyi çalışmasa da, ruhundaki panache ve yarış aklı, onu hala zirvede tutuyor. En azından zirveye yakın bir yerlerde. Yine orada olacağına şüphe yok. Rakipleri, köpek balığının nefesini enselerinde hissettiklerinde içleri hiç de rahat olamayacak. Ama o kadar. İlk beş, Nibali için en ideal senaryo. Özellikle geçen seneyi boş geçtikten sonra o da bu sonuca burun kıvırmayacaktır.

Landa, uzun zaman sonra “takım emirleri” olmadan kendisi için yarışma şansı bulacak. Malum, sakatlığı nedeniyle Valverde yarıştan çekildi. Peki Landa buna hazır mı? Kritik soru bu ve cevap olarak “Evet” diyemiyorum. Liege-Bastogne-Liege’de bazı hayat belirtileri gördük; ama fazlası yok. Itzulia’daki yedincilik size ne söyler bilemiyorum. Nedense, geçen yılı dördüncü bitiren Carapaz bana daha güvenilir geliyor. Movistar da, yarışın gidişatına göre sene sonunda takımdan ayrılacak Landa yerine genç Kolombiyalı’ya yüzünü dönebilir.

Jungels, genel klasman inadından vazgeçmiyor. Oysa iki yıldır bahar klasikleri için ne kadar büyük bir potansiyel taşıdığını hepimiz gibi o da gördü. Taşlı klasiklerin ardından tekrar tırmanışçı fiziğine ulaşsa bile, ki Ronde’den beri yarışmayıp bunun için uğraşıyor, son haftadaki ölümcül dağ etaplarından sağ çıkması pek kolay olmayacak. Zamana karşı performansının etkisiyle bir şekilde ilk 10’a tutunması muhtemel; fakat bu onu tatmin eder mi, emin değilim.

Zakarin‘in 2019 karnesine bakıyorum da, alelade bir tırmanışçıdan farkı yok gibi duruyor. Dünya kadar yarış koşmuş, elde var sıfır. İşin fenası, geçen sene de böyleydi. Sanki iki yıl önce Vuelta’da podyum gören, Giro’yu beşinci bitiren o değil. Omuzlarından tutup “Ne sıkıntın var?” diye sormak geliyor içimden. Parkur çok uygun yoksa. İçindeki ateşi yeniden bulabilirse iyi şeyler yapabilir.

Kısa Kısa

Izagirre: Kariyer sezonunu geçiriyor. Sene başında Valencia’yı, henüz bir ay önce de Bask Turu’nu kazandı. Bir yandan liderine yardım ederken, öte yandan kendi yarışını koşmaya çalışacak. İlk 10’da iki Astana’lı görürsek şaşırmayın.

Formolo: Üzerine yattığı 2015 La Spieza etabından sonra nihayet yaşadığı hatırlattı. Geçen sene olduğu gibi ilk 10’da yer alması muhtemel. Son LBL ikincisini olduğunu hatırlatalım.

Majka: Genel klasmana oynadığı yıllar geride kaldı; ama hala çok tehlikeli. Bu yılı da formda geçiriyor. Dağların kralı mayosu için iddialı isimlerden.

Pozzovivo: Giro’yu altı kez ilk 10’da bitirdi. Bir yenisi yolda olabilir. Tabii Fleche Wallonne kazasının etkilerini üzerinden atabildiyse. Sanmıyorum ki Nibali’nin bebek bakıcılığını yapsın.

Mollema: Genel klasmanda yedinciliğe oynamaktansa etap kovalamanın çok daha evla olduğunu geç de olsa kavradı. Geçmiş takıntıları hortlamaz herhalde.

Chaves: İki-üç yıldır yetenekleri elinden alınmış gibi yarışıyor. Nerede 2016 Giro’sunu elinden kaçıran Chaves, nerede şimdiki… Buraya dahi ayıp olmasın diye yazıyorum adını. Umarım beni yanıltır.

Ineos: Egan Bernal’in antrenmanda köprücük kemiğini kırmasının ardından yarışa Alp Turu’nda ortalığı kasıp kavuran Geoghegan HartSivakov lider ikilisiyle geliyorlar. Yanlarında da bir başka 25 yaş altı genç yetenek Ivan Sosa var. Ineos gibi bir takımda böylesi bir şans kolay kolay ellerine gelmez. Her anından zevk almaya çalışacaklar.

Masnada: Alp Turu’nda iki etap alıp dikkatleri üzerine çekti. Genel klasmana değil de, etap ve KOM’a oynaması daha olası. Takım arkadaşı Cattaneo gibi.

 

SPRiNT

Organizyon, sprint etaplarının iyice sayısını kısmış durumda. Hepi topu 5 sprint etabı var ve bunlardan sadece ikisi düz profile sahipler. Yani hepsi sprinte kalmayabilir. İsimlere gelecek olursak… Üç büyükler Viviani, Gaviria ve Ewan yarıştalar.

Vivani, içlerinden en güçlüsü gibi görünse de, orijinal sprint treninden sadece Sabatini ve Senechal burada. Yani takım faktörü bir miktar kısıtlanmış durumda. Ewan için de benzer şeyler söyleyebiliriz. Farklı motivasyonlarla yarışa gelen isimlerden müteşekkil Lotto-Soudal, onun için yeterince “adam” ayıramamış durumda. Gaviria ise Quick-Step günlerinden sonra yeni takımına bir türlü tam anlamıyla alışamadı ve kazanmakta zorlanıyor.

Tam bu noktada dikkatleri Ackermann‘a çekmek istiyorum. İki yıldır harika işler yapıyor. Bu sene de çok formda. Öyle ki; Bora, Sam Bennett’ı kesip onu yarışa getirecek kadar güveniyor. İlk büyük tur heyecanını üzerinden atabilirse şimdiden iki etap yazıyorum.

Demare, Modolo, Nizzolo ve bilhassa, son dönemde form tutan Cimolai; adlarını anmamız gereken diğer sprinterler.

 

 

* * * * *   Dumoulin, Roglic

* * * *   Yates

* * *   Lopez, Nibali

* *   Landa, Carapaz, Zakarin, Jungels

*   Izagirre, Formolo, Majka, Pozzovivo

 

 

 

Giro d’Italia 2018’e Ön Bakış

 

GENEL KLASMAN

Son şampiyondan başlayalım. Dumoulin, favoriler arasında en az yarış gününe (12) sahip isim. Yarıştığında da pek iç açıcı performanslar gösteremedi. Sezon boyu en iyi derecesi Liege-Bastogne-Liege’deki 15.’liği… Zamana karşı avantajını elemine edebilecek Froome gibi bir rakibi varken, geçen yılın aksine dağlarda fark yaratması gerekecek. Etna etabı, ne alemde olduğunu görmede önemli. İlk iki haftayı fazla kayıp vermeden atlatabilirse sonlara doğru form tutmayı başarabilir.

Okumaya devam et Giro d’Italia 2018’e Ön Bakış

Podcast #13 – Vuelta a Espana 2017 Değerlendirmesi

Yılın son büyük turu sona erdi. Chris Froome, Tour-Vuelta dublesi yaparak bisiklet tarihindeki yerini aldı. Yarışta Froome’dan rol çalmayı başaran tek bir isim vardı: Alberto Contador. El Pistolero, kariyerine Angliru’daki etap galibiyetiyle nokta koydu. Son dönemin en keyifli yarışlarından biri olan Vuelta 2017’yi, podcast’in 13. nüshasında masaya yatırdık. Yayının sonunda kısa kısa Ahmet’in Örken ve Türkiye Turu’ndan da bahsetmeyi ihmal etmedik… Keyifli dinlemeler.

Podcast #12 – Vuelta a Espana 2017’ye Ön Bakış

12. podcast’te, yaklaşan La Vuelta’yı konuştuk. Az sprint, bol tırmanış ve 20’nin üzerinde genel klasman iddialısı… Chris Froome, Tour-Vuelta dublesine göz kırparken Alberto Contador kariyerinin son yarışında iz bırakmak istiyor. Söz bir noktada Bolt ve Farah’a dahi geldi… Keyifli dinlemeler.

Vuelta a Espana 2016’ya Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Chaves, ilk büyük çıkışını geçen yıl Vuelta’da yapmıştı. Genel klasman beşinciliğini 2 etap galibiyeti ile süsleyen Kolombiyalı, daha fazlası için tekrar İspanya’da. Bunu gerçekleştirebilecek kudrete sahip olduğunu Giro’da gösterdi… Pek de uzun olmayan favoriler listesinde, -Kruijswijk’la beraber- en taze isim o.  Parkur ona cuk oturuyor. Yarışın TTT ile başlaması da onun yararına. Tıpkı geçen yıl Aru’nun yaptığı gibi, Tour yorgunu isimlerin arasından sıyrılarak yarışı kazanmasını bekliyorum. En büyük dezavantajı, 19. etaptaki düz zamana karşı. Bu, onu dağlarda daha aktif olmaya zorlayacak. Ve atlamayalım, artık mimli isimlerden biri… 4 aylık cezadan dönen Simon Yates de Orica kadrosunda.

27 August 2015 70th Vuelta a Espana Stage 06 : Cordoba - Sierra de Cazorla CHAVES Johan Esteban (COL) Orica - GreenEDGE, Maillot Rojo Photo : Yuzuru SUNADA
Esteban Chaves

En taze isim Chaves ise, en aç olanı Contador. Bütün sezon Tour için çalışıp daha ilk haftada abandone olduktan sonra sezonu kurtarmak için ülkesine dönüyor. Eh, Vuelta biraz da bunun için var. 2014’te de benzeri bir senaryonun kahramanı olmuş, Paris’i göremediği Tour’un akabinde gelip Vuelta’da zafere ulaşmıştı. Formunun yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Vuelta’ya hazırlık yarışlarından biri olan Burgos’ta genel klasmanı kazanmayı başardı… El Pistolero’nun, sezonu kurtarmak dışında tarihsel hedefleri de var. Kazanırsa, 4. şampiyonluk ile Vuelta’yı en çok kazanan 2 isimden biri olacak (Diğeri Roberto Heras). Aynı zamanda 8 Grand Tour galibiyetiyle tüm zamanlar listesinde Anquetil’le üçüncülüğü paylaşacak.

Alberto Contador
Alberto Contador

Froome‘un geçen yıl Vuelta’ya gitmesi spontan bir karardı. Tour şampiyonu olarak İspanya’da şovun bir parçası olmak istemişti. Bu sene ise daha planlı bir tercih yapmışa benziyor. Açık ki, 1978’ten bu yana gerçekleştirilemeyen Tour-Vuelta dublesini istiyor. Vuelta’ya yabancı bir isim değil üstelik. 2011 ve 2014’te podyumun ikinci basamağındaydı. Nitekim kendisi de İspanya Turu’yla yarım kalan bir hesabı olduğunu söylüyor. Tarihle arasındaki en büyük engel ise bedeni. Tour’dan sonra fazla dinlenme imkanı bulamadı. Olimpiyat yol yarışında kendini fazla zorlamadı belki; ama zamana karşı epey bir enerjisini götürdü. Biriken bu yorgunluk, üçüncü haftada Froome’u düşürebilir. Aktif dinlenmeyle geçirebileceği fazla etap da yok.

Sonuçtan bağımsız, Tour’un en büyük hayal kırıklığı Quintana‘ydı muhtemelen. Podyuma çıkmayı başardı başarmasına da, üç hafta boyunca neredeyse tek bir atak dahi yapamadı. Kendisi de vaziyetin farkında olacak, Vuelta’ya kendini ‘ispata’ geliyor. Kazanabileceğini sanmıyorum. Podyuma çıkmakta dahi zorlanabilir; lakin çok daha aktif olacağı kesin… Ve yine Valverde. Her “Ön Bakış” yazısında adını anmaktan gına geldi. Ben yoruldum; ama o bir türlü yorulmuyor. Giro’da üçüncü, Tour’da altıncı oldu ve şimdi gözünü Vuelta’ya dikmiş durumda. Kendi iyiliği için, umarım iyi bir performans gösteremez.

Chris Froome
Chris Froome

Bu isme dikkat: Miguel Angel Lopez.  Kendisi, Kolombiya bisiklet fabrikasının son ürünü. Henüz 22 yaşında, profesyonel pelotondaki 2. yılını geçiriyor ve ilk büyük turuna çıkacak. Buna rağmen Astana’nın lideri olarak genel klasmanda yukarıları hedefliyor. Çaylak duvarına çarpmazsa yarışı podyuma yakın bir yerde bitireceğini düşünüyorum. Yanında; Scarponi, Cataldo ve LL Sanchez gibi veteran domestikler var. İsviçre Turu’ndaki göz alıcı performansı beni yanıltmıyordur umarım. Ve laf aramızda, Chaves ile beraber Velogames’teki banko adamım.

Kruijswijk (Adını ezbere yazabiliyorum), bu Giro’nun en kalp kıran anlarından birinin kahramanıydı. Şampiyonluk için gün sayarken, 18. etapta kar duvarına toslayıp podyum dışı kalmıştı. Hollandalı, yaralarını sarıp yeni bir meydan okumaya girişecek. Giro’daki kadar etkili olmasını beklemiyorum açıkçası. İlk beş ideal bir hedef gibi duruyor. E daha ne olsun?.. Neredeyse adını unuttuğumuz Gesink de kadroda. Kalp problemlerini tamamen ardında bırakmışa benziyor. İki Hollandalı bir dereden nasıl su içecek, içebilecek mi; göreceğiz.

Nairo Quintana
Nairo Quintana

Tour’u son anda pas geçip gözünü Vuelta’ya diken Talansky, katıldığı son iki büyük turda ilk 10 yapan Meintjes, BMC’nin lider duo’su Samu SanchezVan Garderen ve ilk büyük turunu koşacak potansiyelli Fransız Latour; genel klasman mücadelesi verecek diğer isimler. Brambilla, Barguil ve De Clerq gibi kağıt üzerinde ilk 10’u zorlayacak; ama fırsat bulduklarında etaba gitmeleri daha olası bisikletçileri de atlamayalım. Özellikle Brambilla’dan çok şey bekliyorum.

 

SPRİNT MAYOSU

Vuelta hiçbir zaman sprinterlere göz kırpmadı; ama bu kadar zayıf bir kadro da hiç bir araya gelmemişti. Arndt, Meersman, Drucker, Sbaragli, Rojas, Bonifazio ve Cort, bir avuç sprint etabında galibiyet için çarpışacaklar. Güçlü trenlerin olmayışı, 1-2 kaçış sürprizine neden olabilir. Yeşil mayoyu ise genel klasman iddialılarından birinin kazanacağını düşünüyorum.

 

DİĞERLERİ

Tüm mesele genel klasmancılar ve sprinterlerden ibaret değil elbette. Gilbert, Kwiatkowski, Gerrans gibi Ardenne klasikçilerine uygun çok sayıda etap var. Ha keza Dombrowski, Formolo, Geniez, Sicard, Machado gibi tırmanışçılar da kendi aralarında benzeri bir yarışın içine girecekler. Ve son olarak, Caja Rural. TUR’u domine eden takımdan 5 isim İspanya’da olacak. Bol bol kaçışa gireceklerinden kimsenin şüphesi olmasın.

 

* * * * *   –

* * * *   Chaves, Contador

* * *   Froome, Quintana

* *   Lopez, Kruijswijk

*   Talansky, Meintjes, Sanchez, Van Garderen, Latour