Vuelta a Espana 2016 Değerlendirmesi

GENEL KLASMAN

Genel klasmanın Quintana ve Froome arasında geçeceğinin anlaşılmasıyla, gözler 19. etaptaki zamana karşıya çevrildi. Düğüm orada çözülecekti ve Quintana’nın bir şeyler yapması gerekiyordu. Movistar takım patronu Unzue ve Quintana, 3 dakikalık bir hedef belirlediler. Ancak bu şekilde Froome’un zamana karşıdaki avantajını bertaraf edebilirlerdi… Aradıkları fırsatı, tarihe geçecek 15. etapta buldular. Contador’un etabın başındaki atağına çok iyi bir refleksle karşılık veren Quintana, etap sonunda Froome’un 3 buçuk dakika önüne geçti. Şampiyonluk da orada geldi zaten. Vuelta’nın en güçlü ismi oydu ve en güçlü takımına sahipti. Tıpkı Tour’daki Sky ve Froome gibi.

csaumagw8auvdkw

Nairo Quintana

Froome, malum etapta Quintana’nın tekerini kaybetmese belki şu an Tour-Vuelta dublesinden bahsediyorduk. Tour’daki kadar etkin değildi. Olmasını da beklemiyorduk zaten. Daha ziyade, alışalageldik bir Froome performansı izledik. Birkaç etapta ataklara cevap vermediğini, yokuşları kendi temposuyla çıktığını gördük. Fakat ne zaman “Bitti,” desek, geri dönmesini bildi. Ve zorlanmasına rağmen, Quintana’nın dağlarda gösterdiği performansa sadece o ayak uydurabildi.

Yarış öncesi favorim Chaves‘di. Gerekçe olarak da diğer isimlere oranla daha taze olmasını göstermiştim. Kağıt üzerindeki bu avantajı, ne yazık ki yola yansımadı. Giro’dan beri dinlenen Quintana-Froome, Tour yorgunluğuyla Vuelta’ya gelen Chaves’di sanki. Son etapta, bitime 70 kilometre kala yaptığı atakla bir gün önce kaybettiği üçüncülüğü tekrar almasının cesurca olduğunu söylemeden geçmeyelim tabii. Böylece, hem bu sezonki ikinci podyumuna ulaştı, hem de tarihte 3. kez iki Kolombiyalının bir büyük tur podyumunda yer almasını sağladı. 4 aylık cezadan dönen Simon Yates, Orica adına ilk 10’da (altıncı) yer alan diğer isim oldu. Çok da güzel bir etap kazandı. Yates kardeşler parlamaya devam ediyor!

csaljomwyaagucc

Chris Froome

Contador‘la ilgili en doğru cümleyi Mihai Cazacu söyledi: “Hala bir büyük tur kazanabilir, şüphe yok. Ama Froome ve Quintana’yı yenebilir mi? Vuelta’dan sonra cevabım; hayır”. Pistolero’nun problemi, beşinci vitesini yitirmiş olması. Nairo, Froome gibi isimlere bir yere kadar cevap verebiliyor, daha sonra geride kalıyor. Kendi yaptığı ataklar da sonuç yaratmaktan uzak kalıyorlar. Yine de yarışa damga vuran isimlerden biriydi. Quintana’ya şampiyonluğu getiren etapta işaret fişeğini yakan o olmuştu. Ve son bir şey… Şampiyonluk dışındaki sonuçlarını umursamadığını biliyoruz; ama son gün Chaves’e yanıt vermeyip podyumu ikram etmesini pek anlamlandıramadım açıkçası.

Jonathan Vaughters’ın Talansky planı tutmuşa benziyor. Birleşik Amerikalı bisikletçi, kariyerinin en iyi büyük turunu koştu. Üç hafta boyunca pek ortalarda gözükmese de, beşinci sırada yer almayı başardı. Eh, kimse yarışı kasıp kavurmasını beklemiyordu zaten. Görevi buydu: Her etap mümkün olduğunca az fark yemek. Talansky’le beraber Cannondale’in bir diğer bisikletçisi Formolo da kendine ilk 10’da yer buldu. Berbat bir zamana karşıcı olmasa birkaç basamak yukarıda dahi bitirebilirdi. Geçen yıl Giro’da aldığı etaptan sonra pek ortalarda gözükmemişti. Kendini hatırlattığı iyi oldu.

Vuelta a Espana - Stage 21

Vuelta 2016

Yarış boyu çok sayıda kayıp yaşadık. Ben dahil çoğu kişinin gözünü diktiği Miguel Angel Lopez onlardan biri. Daha ilk etapta mekanik sorun yaşayarak yarışa kötü bir başlangıç yaptı. Ardından iki dişini kırmasına neden olan bir kaza yaptı ve yarışa devam edemedi. Edebilse en kötü ilk 5 yapmasını bekliyordum. Bir diğer podyum adayı Kruijswijk, organizasyonun devasa bir hatası sonucu, yol kenarında unutulan bir kaldırım babasına çarparak yarışa veda etti. Hoş, o ana kadar 3 dakika geriye düşmüştü bile. Bir de Samu Sanchez var. Kariyerinin son büyük turunda rahat bir ilk 10 çıkaracakken zamana karşı etabında düşerek Madrid’i göremedi. Etap sonrası hıçkıra hıçkıra ağlaması, bu Vuelta’nın en kalp kıran anlarından biriydi.

YEŞİL MAYO

Yarışı domine edecek sprinterlerin yokluğu, ucu açık etaplar izlememize olanak sağladı. Toplu sprintle biten 6 etapta 4 farklı kazanan gödük. 2 galibiyetle başlayıp yavaşlayan Meersman ve yavaş başlayıp 2 galibiyetle bitiren Magnus Cort, dar sprint kadrosunda öne çıkan isimler oldular. Kalan etapları Van Genechten ve Jempy Drucker kazanırken, kağıt üzerinde en güçlü sprinter gibi duran Arndt büyük hayal kırıklığı yaşadı. Yeşil mayoyu kazanan ise Fabio Felline oldu. Tam 5 etap podyumuyla beraber…

KISA KISA

Brambilla: 11. etaba kadar genel klasman mücadelesinin bir parçası olarak kalmayı başardı. Geriye düştükten sonra ise gözünü etap galibiyetine çevirdi ve kazanmakta hiç zorlanmadı. Giro’nun gözardı edilen kahramanlarından biriydi. Aynısını Vuelta’da da yaptı.

Gesink: Sakatlıklar, kalp hastalığı vs derken inişe geçen kariyerini tekrar canlandırdı. Üstelik kendini yeniden tanımlayarak. Genel klasmancı yerine etap yarışçısı olarak çok daha başarılı olacağını görmüştür. Bir etap kazandı, bir tanesinin de kıyısından döndü.

Fraile: Üstüste ikinci yıl Vuelta’da dağların kralı olmayı başardı. Son gün mayoyu kendisine ikram eden Ellisonde‘a ne kadar teşekkür etse azdır.

Calmejane: Direct Enegie’ye, tam 1497 gün sonra büyük tur etap galibiyeti getirdi. Adını anmak yeterli bir sebep.

Vuelta a Espana 2016’ya Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Chaves, ilk büyük çıkışını geçen yıl Vuelta’da yapmıştı. Genel klasman beşinciliğini 2 etap galibiyeti ile süsleyen Kolombiyalı, daha fazlası için tekrar İspanya’da. Bunu gerçekleştirebilecek kudrete sahip olduğunu Giro’da gösterdi… Pek de uzun olmayan favoriler listesinde, -Kruijswijk’la beraber- en taze isim o.  Parkur ona cuk oturuyor. Yarışın TTT ile başlaması da onun yararına. Tıpkı geçen yıl Aru’nun yaptığı gibi, Tour yorgunu isimlerin arasından sıyrılarak yarışı kazanmasını bekliyorum. En büyük dezavantajı, 19. etaptaki düz zamana karşı. Bu, onu dağlarda daha aktif olmaya zorlayacak. Ve atlamayalım, artık mimli isimlerden biri… 4 aylık cezadan dönen Simon Yates de Orica kadrosunda.

27 August 2015 70th Vuelta a Espana Stage 06 : Cordoba - Sierra de Cazorla CHAVES Johan Esteban (COL) Orica - GreenEDGE, Maillot Rojo Photo : Yuzuru SUNADA

Esteban Chaves

En taze isim Chaves ise, en aç olanı Contador. Bütün sezon Tour için çalışıp daha ilk haftada abandone olduktan sonra sezonu kurtarmak için ülkesine dönüyor. Eh, Vuelta biraz da bunun için var. 2014’te de benzeri bir senaryonun kahramanı olmuş, Paris’i göremediği Tour’un akabinde gelip Vuelta’da zafere ulaşmıştı. Formunun yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Vuelta’ya hazırlık yarışlarından biri olan Burgos’ta genel klasmanı kazanmayı başardı… El Pistolero’nun, sezonu kurtarmak dışında tarihsel hedefleri de var. Kazanırsa, 4. şampiyonluk ile Vuelta’yı en çok kazanan 2 isimden biri olacak (Diğeri Roberto Heras). Aynı zamanda 8 Grand Tour galibiyetiyle tüm zamanlar listesinde Anquetil’le üçüncülüğü paylaşacak.

Alberto Contador

Alberto Contador

Froome‘un geçen yıl Vuelta’ya gitmesi spontan bir karardı. Tour şampiyonu olarak İspanya’da şovun bir parçası olmak istemişti. Bu sene ise daha planlı bir tercih yapmışa benziyor. Açık ki, 1978’ten bu yana gerçekleştirilemeyen Tour-Vuelta dublesini istiyor. Vuelta’ya yabancı bir isim değil üstelik. 2011 ve 2014’te podyumun ikinci basamağındaydı. Nitekim kendisi de İspanya Turu’yla yarım kalan bir hesabı olduğunu söylüyor. Tarihle arasındaki en büyük engel ise bedeni. Tour’dan sonra fazla dinlenme imkanı bulamadı. Olimpiyat yol yarışında kendini fazla zorlamadı belki; ama zamana karşı epey bir enerjisini götürdü. Biriken bu yorgunluk, üçüncü haftada Froome’u düşürebilir. Aktif dinlenmeyle geçirebileceği fazla etap da yok.

Sonuçtan bağımsız, Tour’un en büyük hayal kırıklığı Quintana‘ydı muhtemelen. Podyuma çıkmayı başardı başarmasına da, üç hafta boyunca neredeyse tek bir atak dahi yapamadı. Kendisi de vaziyetin farkında olacak, Vuelta’ya kendini ‘ispata’ geliyor. Kazanabileceğini sanmıyorum. Podyuma çıkmakta dahi zorlanabilir; lakin çok daha aktif olacağı kesin… Ve yine Valverde. Her “Ön Bakış” yazısında adını anmaktan gına geldi. Ben yoruldum; ama o bir türlü yorulmuyor. Giro’da üçüncü, Tour’da altıncı oldu ve şimdi gözünü Vuelta’ya dikmiş durumda. Kendi iyiliği için, umarım iyi bir performans gösteremez.

Chris Froome

Chris Froome

Bu isme dikkat: Miguel Angel Lopez.  Kendisi, Kolombiya bisiklet fabrikasının son ürünü. Henüz 22 yaşında, profesyonel pelotondaki 2. yılını geçiriyor ve ilk büyük turuna çıkacak. Buna rağmen Astana’nın lideri olarak genel klasmanda yukarıları hedefliyor. Çaylak duvarına çarpmazsa yarışı podyuma yakın bir yerde bitireceğini düşünüyorum. Yanında; Scarponi, Cataldo ve LL Sanchez gibi veteran domestikler var. İsviçre Turu’ndaki göz alıcı performansı beni yanıltmıyordur umarım. Ve laf aramızda, Chaves ile beraber Velogames’teki banko adamım.

Kruijswijk (Adını ezbere yazabiliyorum), bu Giro’nun en kalp kıran anlarından birinin kahramanıydı. Şampiyonluk için gün sayarken, 18. etapta kar duvarına toslayıp podyum dışı kalmıştı. Hollandalı, yaralarını sarıp yeni bir meydan okumaya girişecek. Giro’daki kadar etkili olmasını beklemiyorum açıkçası. İlk beş ideal bir hedef gibi duruyor. E daha ne olsun?.. Neredeyse adını unuttuğumuz Gesink de kadroda. Kalp problemlerini tamamen ardında bırakmışa benziyor. İki Hollandalı bir dereden nasıl su içecek, içebilecek mi; göreceğiz.

Nairo Quintana

Nairo Quintana

Tour’u son anda pas geçip gözünü Vuelta’ya diken Talansky, katıldığı son iki büyük turda ilk 10 yapan Meintjes, BMC’nin lider duo’su Samu SanchezVan Garderen ve ilk büyük turunu koşacak potansiyelli Fransız Latour; genel klasman mücadelesi verecek diğer isimler. Brambilla, Barguil ve De Clerq gibi kağıt üzerinde ilk 10’u zorlayacak; ama fırsat bulduklarında etaba gitmeleri daha olası bisikletçileri de atlamayalım. Özellikle Brambilla’dan çok şey bekliyorum.

 

SPRİNT MAYOSU

Vuelta hiçbir zaman sprinterlere göz kırpmadı; ama bu kadar zayıf bir kadro da hiç bir araya gelmemişti. Arndt, Meersman, Drucker, Sbaragli, Rojas, Bonifazio ve Cort, bir avuç sprint etabında galibiyet için çarpışacaklar. Güçlü trenlerin olmayışı, 1-2 kaçış sürprizine neden olabilir. Yeşil mayoyu ise genel klasman iddialılarından birinin kazanacağını düşünüyorum.

 

DİĞERLERİ

Tüm mesele genel klasmancılar ve sprinterlerden ibaret değil elbette. Gilbert, Kwiatkowski, Gerrans gibi Ardenne klasikçilerine uygun çok sayıda etap var. Ha keza Dombrowski, Formolo, Geniez, Sicard, Machado gibi tırmanışçılar da kendi aralarında benzeri bir yarışın içine girecekler. Ve son olarak, Caja Rural. TUR’u domine eden takımdan 5 isim İspanya’da olacak. Bol bol kaçışa gireceklerinden kimsenin şüphesi olmasın.

 

* * * * *   –

* * * *   Chaves, Contador

* * *   Froome, Quintana

* *   Lopez, Kruijswijk

*   Talansky, Meintjes, Sanchez, Van Garderen, Latour

Tour de France 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Mark Cavendish

Bu sene Tour de France’ın 103. edisyonu düzenleniyor. Çoğu büyük turda olduğu gibi, TdF 2016’nın da ilk bölümü genel olarak sprint etaplarıyla geçildi. Hepsini toptan bir şekilde özetleyebileceğimizi düşünüyorum. Öncelikle ilk 9 güne ülkesel boyutta Büyük Britanyalı bisikletçilerin damga vurduğunu söyleyebiliriz. Takım olarak da Dimension Data’nın. 4 sprint etabının 3’ünü usta sprinter Mark Cavendish aldı. Son yıllarda rakiplerinin gölgesinde kalan isim, pozisyon bilgisini nasıl kullanabildiği bir kez daha gösterdi. Belki Marcel Kittel’in, hatta diğer sprinterlerin maksimum hızları ve güçleri daha fazla ama Mark Cavendish sprinti ne zaman, nerede ve ne şekilde atacağını çok iyi biliyor. Bu sene olimpiyatlarda pist yarışlarında da madalya hedefleyen Cavendish’in Fransa Turu’ndaki performansı hepimiz için ekstra oldu diyebiliriz. Alman sprinter Andre Greipel bu sene çok formda olsa da, bu formunu Fransa Turu’na taşıyamadı. Bir diğer Alman  Marcel Kittel de her zamanki gibi güç göstergesi yaptı ama sadece 1 etap kazanabildi. Bunda kendisinin zamanlama hataları yapması ve Cavendish’in tecrübesine yenik düşmesinin de payları büyük. Her türlü marifet sahibi yıldızımız Peter Sagan da kendine 1 galibiyet çıkarmayı başardı ve alanındaki önemli isimlere mesajı verdi. Sagan tabii ki sprint etaplarında da kafa göstermeyi ihmâl etmedi. Finiş fotoğraflarında her zaman kareye girmeyi başardı. Alexander Kristoff ve Michael Matthews‘un sprintlerde esamesinin okunmadığını söyleyebiliriz. Kristoff çok formsuz, Matthews ise takım içi çekişmelerle uğraşıyor. Matthews’ın sezon sonu takımdan ayrılacağı söylentileri de git gide artıyor. Fransız sprinter Christophe Laporte ise Cofidis adına sprintlerde yer tutmaya çalışıyor. Nacer Bouhanni’nin sakatlığında kendisine fırsat doğdu ve fena da iş çıkarmıyor. İki genç isim; Dylan Groenewegen ve Daniel Mclay de dikkatimizi çeken isimlerden. Gelecek yıllarda kendilerini sıkça sprint kürsülerinde görebileceğimizi düşünüyorum.

Chris Froome’un 8. etaptaki inişi.

Greg Van Avermaet da şeytanın bacağını kırmayı başaranlardan. Özellikle tek günlük yarışlarda, sonu hafif tırmanışla biten etaplarda hız gösterisi yapmada çok becerikli. Bu sefer de Tour de France 2016’da 5. etaptaki solo kaçışıyla galibiyeti elde etti. Önceski seferlerin aksine biraz erken davranan Van Avermaet, işini şansa bırakmadı ve aynı zamanda sarı mayonun da sahibi oldu. Tabii bir süreliğine… Britanya olimpiyat takımına alınmayan Stephen Cummings, kalitesini bir kez daha ispatladı. Son yıllardaki perfomansıyla kendisinden söz ettiren ve özellikle atak zamanlamasıyla ön plana çıkan Cummings, Col d’Aspin gibi önemli bir yokuşu da içinde bulunduran 7. etaptaki kaçışıyla, TdF 2016’dan etap galibiyet çıkarmasını bildi.

Bauke Mollema

Bauke Mollema ve peloton, yağmur altındaki 9. etapta.

Aperitiflerin tadına baktıktan sonra, asıl mevzumuz olan ana yemeğe gelecek olursak… Tour de France için ön bakış yazımızı yazan Murat, Alberto Contador‘un bir sebepten dolayı yarışı bitiremeyeceği kehanetinde bulunmuştu. Bu kehanet ne yazık ki gerçek oldu. Contador birinci ve ikinci etapta ağır kazalar yaptı, yaralandı ve etaplar süre geldikçe zaman kaybetmeye başladı. Son etaptan önce, 8. etabın bitişinde sarı mayodan 3 dakika 12 saniye geriye düşmüştü. Sakatlıkları, zaman farkı yetmiyormuş gibi takım arkadaşları da liderlerini yalnız bırakmış, kafalarına göre hareket etmeye başlamışlardı. Kaçınılmaz son da 9. etapta geldi çattı. Contador etap başında kaçış deneyip, bacaklarını test etmeye çalışsa da etabın daha başlarında sürekli takım arabasının yanında gözükür oldu. Uzun konuşmalar sonucunda o dramatik kare ekranlara yansıdı. Contador bisikletten indi ve takım arabasına oturdu. Kameralara tek bir kez baktı. Onda da gülümseyip “thumb” işaretini yaptı… Contador 2016’nın kaybedeni. Diğer yandan ise herkesin bir, belki iki adım önde gördüğü Chris Froome‘un gövde gösterisi vardı. 8. etap başlarken sarı mayo Van Avermaet’taydı ama genel klasmanda favorilerden en iyi durumda olan Froome’du. Greg’in zaten etabın başındaki yokuşlarda geri düşeceğini herkes biliyordu. Hepimizin alışık olduğu gibi Team Sky yine pelotonun başına geçti ve kapkara görüntüsüyle “artık kontrol bizde” imajını tüm pelotona yansıtmaya başladı. Team Sky etabı domine etse de, Adam Yates, Froome’un 7 saniye önündeydi. Froome’un sarı giymesi için ekstra bir şeyler gerekliydi. Veyahut birkaç etap daha beklemesi icap ediyordu. 8. etaptaki son yokuş olan Col de Peyresourde’un zirvesine ulaştığımızda herkes sakinleşmişti. Herkes mayosunun önünü kapamaya, sularını içmeye başlamıştı. Tam o esnada Chris Froome en öne gelerek pedallara asıldı ve kadronun üstüne otura otura inişi tamamladı. İnişi son derece tehlikeli hâle getirdi ve yakalanmayarak zaman farkını geliştirip sarı mayoyu sırtına geçirdi. Her zaman Team Sky’ın ve Chris Froome’un en çok eleştirilmesine sebep olan mekanikliğin yerini o iniş boyunca, acayip bir “içten atak” almıştı. Froome’u sevmeyenlerin sayısında bir değişiklik oldu mu bilemiyoruz ancak, saygı duyanların sayısında bir artış olduğuna kesin gözüyle bakabiliriz. Nairo Quintana ve Movistar genel klasman yarışında hâlâ iyi durumdalar ama, 9. etapta karşısında bir çok tırmanış varken Quintana’nın atak yapmamasını pek anlayamadık. Quintana’nın büyük turların son haftalarını sevdiğini biliyoruz. Pireneler’den ziyade de, Alpler’i sevdiğini… O yüzden Nairo Quintana için sanırım biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Thibaut Pinot yine hayâl kırıklığı evresine geçiş yaptı. Daha yarışın ilk haftasında patladı. Artık Rafal Majka ile birlikte dağların kralı mayosunun en büyük adaylarından biri. Tabii önümüzde birçok tırmanış etabı olduğu için bu mayoda da durumlar aniden değişebilir. En azından artık genel klasmanı hedeflemeyeceğini, daha doğrusu yediği zaman farkından dolayı hedefleyemeyeceğini biliyoruz. Genel klasman yarışında genç Britanyalı Adam Yates, daha çok 1 haftalık turların adamı olan Dan Martin ve Fransızların diğer umudu Romain Bardet‘nin de hiç fena yarışmadığını söyleyebiliriz. Son etapta dikkatimizi çeken bir diğer isim ise, etabı kazanan isim Tom Dumoulin. Andorra’da sonlanan etapta Arcalis tırmanışını kotarıp etabı solo kaçışıyla kazanması bizleri biraz şaşırttı ve etkiledi. Mark Cavendish, Peter Sagan ve Greg Van Avermaet, sarı mayoyu kariyerlerinde ilk defa sırtlarına geçirmiş oldular. Ayrıca turda şimdiye kadar hiç fena iş çıkarmayan “El Purito” lakaplı usta bisikletçi Joaquim Rodriguez, sene sonunda profesyonel yol bisikleti yarışçılığını bırakacağını açıkladı.

Tour de France 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia 2016 Değerlendirmesi

Vincenzo Nibali

Vincenzo Nibali

Ne haftaydı ama! Son dinlenme gününe kadar zaman zaman ekran başında uyuklamamıza neden olan Giro 2016, son yılların en güzel büyük turlarından birine evrilerek bitti. Çoğu zaman benzer bir seyir izleriz; ama bu sefer bir farklıydı hakikaten. Her şey bir kenara, liderlik son hafta 2 kez el değiştirdi. Ki, tur boyunca toplam 8 ismin pembe mayo giymesiyle bu alanda bir rekora imza atıldı. Heyecan, genel klasman mücadelesiyle de sınırlı değildi. Misal, 18. etapta tüm zamanların en şok edici sonlarından birine tanıklık ettik. Evet; Etixx yönetiminde, Brambilla ve Trentin‘in başrollerini oynayıp Moreno Moser‘in dekoru tamamladığı etap. Yazarken bile heyecanlandım.

Haydi başlayalım…

Esteban Chaves - Vincenzo Nibali - Alejandro Valverde

Esteban Chaves – Vincenzo Nibali – Alejandro Valverde

GENEL KLASMAN

Yarış öncesinde Nibali‘nin form durumuna dair bazı soru işaretleri vardı. Ben de sırf o soru işaretlerine dayanarak Valverde’yi az farkla öne koymuştum. İlk 2 hafta, şüphelerin doğruluğu kanıtlandı aslında. Ufak tefek zaman kayıpları, tırmanış zamana karşısında yaşadığı mekanik sorunla birleşince son haftaya pembe mayodan 5 dakika uzakta girdi. Hatta bir ara yarışı bırakabileceği dahi söylendi. Fakat o ne yaptı? Önce Risoul’da biten kraliçe etabı kazanıp kendini podyuma attı, ardından son dağlık etapta yaptığı atakla pembe mayoya uzandı. Velhasılı, ne yaptı etti, kazanmaya bildi. Bir şampiyonun kalbini asl… Tamam, sustum.

Nibali’nin galibiyetinde, adını baş köşeye yazmamız gereken bir isim var: Scarponi! İtalyan bisikletçi, son hafta, eşine az rastlanır bir süper domestiklik performansı gösterdi. Son dağlık etapta Chaves’in şampiyonluk umutlarını yıkan öldürücü tempoda da onun imzası vardı. Torino’da finiş çizgisini geçerken, Nibali’nin defalarca Scarponi işaret etmesi boşuna değildi anlayacağınız. Atlamayalım, bu yılın Cima Coppi galibi de o oldu.

19. etaba başlarken, Kruijswijk 3 dakika farkla liderdi ve muhtemelen pelotondaki çoğu rakibi dahil kimse yarışı kaybetmesini beklemiyordu. Tek bir şerh düşülüyordu yalnızca; başına herhangi bir kaza bela gelmemesi. Geldi… Colle dell’Angello inişinde virajı alamayarak yol kenarındaki kar duvarına çarptı ve her şey bitti. Hoş, çok daha kötüsü olabilirdi. Yaptığı kaza, kaburgasında kırığa neden olmuştu zira. Her şeye rağmen tura devam etme kararı alan Kruijswijk, büyük turlardaki en iyi GK derecesini -4.’lük- elde ederek 3 haftaya nokta koydu.

Bob Jungels

Bob Jungels

Kruijswijk’ın geriye düşmesiyle beraber 20. etap arifesinde Chaves kendini pembe mayoda buldu. Sizi bilmem; ama ben son günde Nibali’nin muhtemel ataklarına cevap verebileceğini, hiç değilse liderliği koruyacak mesafede kalacağını umuyordum. Beklentim gerçeğe dönüşmese de, yüzünden eksik olmayan gülümsemesiyle bir gün podyumun en üst basamağında olacağına şüphem yok. Onu ilk alkışlayan da anne-babası olacak. Hem en çok üzüldüğüm oydu, hem de yeni bir favori bisikletçi kazandım.

Valverde. Nam-ı diğer İskender Yeşilvadi… 36 yaşında çıktığı ilk Giro’sundan podyumla döndü. Yüksek rakımlarda pek iyi değildi belki; ama ilerleyen yaşına rağmen azalmayan patlayıcı gücüyle arayı kapatmasını bildi. Dinlenme gününden sonra bir de etap kazandı üstelik. Yalnız bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi; Movistar ona hiç yardımcı olamadı. Kağıt üzerindeki en büyük yardımcıları Amador ve Visconti kendi yarışlarını koştular. Eh, Rory Sutherland‘le bir yere kadar.

Giro 2016’nın en etkileyici ismi ne Chaves, ne Kruijswik, ne de yarış galibi Nibali’ydi. Hepsinin iyi kötü buralarda olmasını bekliyorduk zaten. Ama Jungels? İyi bir zamana karşıcı, potansiyel bir klasikçi olduğunu bildiğimiz taze Etixx’li, belli ki kariyerini bambaşka bir şekilde sürdürecek. Kilo verip genel klasmancı fiziğine kavuştuğunda neler yapabileceğini düşünüyorum da… Benzer bir hikaye başlangıcına sahip Dumoulin‘den daha fazla genel klasman becerisi taşıdığı açık. Ha, unutmadan; Velogames için ne kadar teşekkür etsem az.

Giacomo Nizzolo

Giacomo Nizzolo

Hayal kırıklıklarımız da oldu elbette. Uran, en büyük avantajı olan zamana karşılarda en büyük darbeyi yedi. Kaza maza da yapmadı, sadece iyi değildi. Sonraki dağ etaplarında fena gözükmeyip yarışı 7. bitirse de, çoğumuz daha yukarıda olmasını bekliyorduk. Pozzovivo ise her yerde kötüydü. Yarışta mıydı; ondan bile emin değilim.

Bir de Zakarin var. Tam olarak hayal kırıklığı demek doğru olur mu, emin değilim. Bitime üç kala abandone olmadan önce podyumun yakınlarında seyrediyordu. Kazayı nasıl yaptığını görmedik; ama bisiklet üzerindeki problemli duruşu bazı ipuçları vermiyor değil. Tabii yarışı bırakmasını fazlaca üzülemedik, zira o sırada sağlığı için endişe duyurduk. Hareket ediyor olmasının mutluluğu ağır bastı.

SPRINT MAYOSU

Lafa girmeden, siz de yüzüme vurmadan, rezil oluşumun itirafıyla başlayayım. “Ön Bakış” yazısında mayo için aday gösterdiğim Viviani, daha 8. etapta evinin yolunu tuttu. Bana güvenip de Velogames kadrosuna alanlar varsa kusuruma bakmasınlar. Arkadaşın Olimpiyat ihtirasını göz ardı etmişim.

Sprint etaplarında 7’de 7 yapan Almanların (3 Greipel, 2 Kittel, 1 Kluge, 1 Arndt) domine ettiği yarışta, kırmızı mayoyu kazanan isim geçen yıl olduğu gibi yine Nizzolo‘ydu. Lakin İtalyan sprinterin galibiyet açlığı devam ediyor. Son gün finişi en önde geçen oydu gerçi; ama Modolo‘yu kenara sıkıştırdığı için galibiyeti elinden alındı. Flecha’nın yayın sonrasında söylediği gibi: Hızlı olmak kadar, adil de olmak gerekiyor.

Mikel Nieve

Mikel Nieve

TIRMANIŞ MAYOSU

Yarışın favorilerinden Landa‘nın kaybı, bir diğer Sky’lı Mikel Nieve‘ye yaradı. Yardım edeceği bir lideri kalmayınca serbestlik kazanan bisikletçi, yarışı bir etap galibiyeti ve son dağlık etapta Cunego‘dan çaldığı mavi mayoyla bitirdi.

Son haftanın neredeyse tamamında aktif olan, yarış öncesi mayo favorim Atapuma ise sıralamada 3. oldu (Genel klasmanda da 9). Kız arkadaşının telkinleri işe yaramış demek ki.

***

İki etap kazanıp fazlasının peşinde koşan Ulissi, üzerinde pembe mayo varken dahi takımı için çalışmayı sürdüren Brambilla, Giro’nun ilk Estonyalı etap galibi Taaramae,  tüm dünyaya adını ezberleten Roglic, kaçmalara doyamayan Oss, bir güncük de olsa -üstelik kendi ülkesinde- mavi mayoyu taşıyıp  kariyerini onurlandıran Tjallingii… Her birini izlemek ayrı keyifti.

Seneye, 100!

 

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – I

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – II

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – III

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

ROTA

Giro

Giro 2016

99. Giro d’Italia, Hollanda’nın önemli bisiklet kentlerinden Apeldoorn’dan, 10 km’lik kısa bir zamana karşı etabı ile başlıyor. Ve tam da bu noktada Cancellara parantezi açmamız gerekiyor. Daha önce 29 gün sarı mayo, 5 gün kırmızı mayo taşıyan Spartacus, kariyerinin eksik halkası olan pembe mayo için 6 yıl aradan sonra İtalya’ya çıkartma yapıyor. Bunun için tek hedef var, Apeldoorn’daki etabı kazanmak. Son yıllarda klasiklere verdiği ağırlık nedeniyle TT yeteneği bir miktar erozyona uğramış olsa da, bu yıl 2 etap kazanmayı bilmişti. Umulduğu şekilde ilk gün mayoyu üzerine geçirebilirse, 6. etaba kadar koruması mümkün görünüyor. Tabii yarış öncesi ortaya çıkan mide iltihabı problemi yarı yolda bırakmazsa.

Zamana karşı ve Arnhem-Nijmegen arasında yapılacak 2 sprint etabının ardından, uzun bir transfer curcunası ile Hollanda’yı terkedip İtalya’nın güneyine geçeceğiz. Ve 3 hafta boyunca adım adım kuzeye tırmanarak 29 Mayıs günü Torino’da yarışı sona erdireceğiz. 19. etapta Fransa’ya uğrayıp Risoul’da zirve finişi göreceğimizi atlamayalım. En son 2014 Tour’da çıkılmış, etabı Majka almıştı.

Bu yılın önemli farklılıklarından biri, parkurda 3 adet zamana karşı etabının bulunması. İlkinden bahsetmiştik, diğerlerini de yazalım: 9. etap (40,5 km) ve 15. etap (10,8 km). Sonuncusunun sadece 11 km olduğuna bakmayın. Ortalama %8 eğimli bir tırmanış zamana karşısından bahsediyoruz… Dağ etaplarının sayısında da bir azalma gözüküyor. Rehberde, 4 adet “mountain stage” olduğu yazılı. 7 de zirve finişimiz var.

Nibali

Vincenzo Nibali (Astana)

GENEL KLASMAN

Valverde

Alejandro Valverde (Movistar)

Nibali, 2013’te zafere ulaştıktan 3 yıl sonra Giro’ya geri dönüyor. Kazandığı sene, 8. etaptaki 54 km’lik zamana karşı etabında pembe mayoyu almış ve son güne kadar üzerinden çıkarmamıştı. Bu yıl yarışın benzer bir noktasında (9. etap) yine uzun (40 km) bir zamana karşı var. Tarih tekerrür edecek mi, göreceğiz. Edememesinin önündeki tek engel, Nibali’nin form durumu gibi gözüküyor. Sezon başındaki Umman Turu galibiyetinden bu yana ismini pek işitmedik. Kraliçe etabı koşulamayan Tirreno-Adriatico’da 6’ncı, Giro del Tirentino’da ise anca 21’inci olabildi. Messina Köpekbalığı için işlerin olumsuz gitmesi durumunda Astana’nın Fuglsang ve Kangert gibi iki B planı bulunuyor. Bu ikili aynı zamanda Nibali’nin en önemli yardımcıları olacak.

Valverde, upuzun kariyerinde Giro’yu ilk kez ziyaret edecek. Bu turistik bir gezi değil elbette, kazanmak istiyor. 2 hafta önce La Fleche Wallonne’da rekor kırdı. Ondan önce Castilla y Leon’da 2 etap ve genel klasmanı aldı. Formda, çoğu isim için korkulu rüya olan zamana karşıyı problem etmiyor ve arkasında pelotonun en sağlam takımı var. Nibali’nin form durumuna bağlı olarak, yarışın bir numaralı favorisi olduğunu düşünüyorum.

Landa

Mikel Landa (Sky)

2015 Giro, Landa için karışık hislerle bitmişti. 2 etap kazandı, kariyerinin ilk büyük tur podyumuna çıktı; keyfi yerindeydi. Beri yandan takımın planlarında önceliğin kendisinde olmadığını (ve olmayacağını) gördü; keyfi kaçtı. Hal böyle olunca Astana’da kalması mümkün değildi ve Giro’da lider olma sözü alarak Sky’ın İmparatorluk Ordusu’na katıldı. Demek istediğim, geçen seneden kalan bir hesabı var. Lakin toplamı 60 km’yi bulan 3 ITT’de nasıl hayatta kalacak, büyük bir muamma. Yiyeceği muhtemel zaman farklarını kapatabileceği yeteri kadar dağ etabı da yok üstelik. Bir kez daha podyum yapması mümkün; ama Torino’da pembe mayoyu giymesi zor gözüküyor.

Zakarin, geçen yıl Tour de Romandie’yi kazandığında ardında yoğun bir şüphe bulutu bırakmıştı. (Ve o bulutun içinde Giro’ya gelip bir de etap kazanmıştı.) Bu yıl yine benzer bir senaryo geçerli. Üstelik tek bir etap galibiyeti bu kez onu kesmeyecek gibi. Ana favoriler arasında zamana karşıda en iyi isimlerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Podyum görürse sürpriz olmaz. Şüphelenmeye ise devam.

Uran, bundan 4-5 yıl önce, yaklaşmakta olan Kolombiya yeni dalgasının işaret fişeğini yakan isimdi. Wiggins ve Froome için kendisini pas pas ederken, uygun bir takımda zirveye oynayabileceği konusunda herkesi ikna etmişti. Nitekim doğru olanı yapıp Sky’dan ayrıldı. Fakat yine doğru takımda değildi. Liderdi; ama Etixx’in fıtratında büyük tur kazanmak yoktu… Uran bu kez Canondale mayosu altında. Ve bu kez doğru takımı bulmuş olabilir. Yanında Formolo ve Dombrowski gibi iki genç yetenek, Cordoso gibi bir kurmay var. Canı istediğinde elit bir zamana karşıcıya dönüşebildiğini de bildiğimize göre, bu sefer neden olmasın?

Cancellara

Fabian Cancellara (Trek-Segafredo)

Sevdiğim tarz bisikletçilerden biri, Majka. Çoğu yaşıtı ve bazı büyükleri gibi (misal Rolland) anlamsız ataklarla kendini paralamaktan mümkün mertebe uzak duruyor. Atak zamanlaması konusunda güçlü bir sezgiye sahip. Yarış zekası hayli yüksek anlayacağınız. Tabii bu kadarı büyük tur kazanabilmek için yeterli değil. Aynı zamanda iyi de bir zamana karşıcı olmanız lazım. Majka bu konuda vasatı aşamıyor ne yazık ki. Bir diğer dezavantajı da takımı. Contador’u dahi yeterince besleyemeyip dağlarda yalnız bırakın Tinkoff’un, Majka için sağlam bir domestik kadrosu kuramayışına şaşmamalı elbette.

Giro bu yıl Dumoulin‘in memleketi Hollanda’dan, Dumoulin’in uzmanlık alanı olan zaman karşıyla başlıyor. Ve tam da Dumoulin’in ağzına layık olacak şekilde devasa dağlar yerine bol bol klasikvari etaplar ve zamana karşılarla nihayete eriyor. Velhasılı, parkur Dumoulin’e cuk oturuyor. Fakat asıl soru şu: “Dumoulin, bir büyük turcu olmaya uyuyor mu?” İşte bütün mesele bu.

Geçen sene 3. etapta ölümden dönen Pozzovivo, en sevdiği yarışa geri dönüyor. Berbat bir zamana karşıcı olarak herhangi bir büyük tur kazanamayacağını kendisi de biliyor olsa gerek. Hedef podyum, sonuç her zaman olduğu gibi ilk 10 içinde bir yer olacaktır. AG2R’in B planı ise 38’lik Peraud. Hatta B planından biraz daha fazlası. Pozzovivo’yla ortak lider olduklarını söyleyebiliriz.

Orica’nın genç Kolombiyalısı Chaves, daha önce 2 kez Giro’da ilk 10 yapan Kruijswijk, geçen yıl eline geçen liderlik fırsatını iyi değerlendirip sürpriz bir 4.’lük alan Amador, yaşları ilerlese de eski şampiyonlar Hesjedal ve Cunego; isimlerini anmamız gereken diğer bisikletçiler. Kimi genel klasman mücadelesine tutunmaya çalışacak, kimi iddiasını erkenden yitirip etap kovalayacak…

SPRINT MAYOSU

Giro’nun bu seneki parkur düzenlemesi sprinterlere yaradı. Yarış rehberinde 7 adet sprint etabı olduğu yazılı (geçen sene 4 idi) ve buna bağlı olarak pelotondaki sprinter kalitesinde gözle görülür bir artış var. Kittel, Greipel, Demare, Viviani, Nizzolo (son kırmızı mayo sahibi), Modolo, Pelucchi ve Mareczko; etap ve sprint krallığı için yarışacak isimler. En çok etabı Kittel’in kazanacağını düşünsem de, kırmızı mayo için favorim Viviani.

TIRMANIŞ MAYOSU

Tırmanış mayosunun seyri genellikle iki senaryo üzerinden şekillenir. Ya genel klasman iddialıları dağ etaplarını forse edip bunun dolaylı sonucu olarak mayoya ulaşırlar… Ya da kendi aralarında hesaplaşmayı seçip kaçaklara kendilerini gösterme imkanı tanırlar. Bu senaryolardan hangisinin galip geleceğini kestirmek her zaman güç olmuştur. Fakat büyük dağ etaplarının azlığı ve kaçışçılara uygun genel profil, bana ikinci seçeneğin öne çıkacağını söylüyor. Bu noktada aklıma gelen ilk isim, Atapuma. GK’dan kopmaları halinde MajkaPozzovivo ve Zakarin de kendilerini gösterebilir.

 

* * * * *   –

* * * *   Valverde, Nibali, Landa

* * *   Zakarin, Uran, Majka

* *   Dumoulin, Chaves

*   Pozzovivo, Kruijswijk, Peraud, Amador, Fuglsang

Ronde Van Vlaanderen’in Kazananı Peter Sagan

Ronde Van Vlaanderen‘in erkekler yarışını kazanan Peter Sagan olurken, kadınlar yarışının galibi ise Lizzie Armitstead oldu. Böylece son dünya şampiyonları, yarışı erkeklerde ve kadınlarda da kazanmış oldu. Bu yıl, Tom Boonen’ın 2006 Ronde Van Vlaanderen zaferinden sonra dünya şampiyonluk mayosuyla kazanılan ilk edisyon oldu.

Fotoğraf: Sky Sports

Fotoğraf: Sky Sports

Peter Sagan bu sezona da alev alev başlamıştı. Klasiklerin başında İtalya’da çok da iyi işler çıkarmasa da, Belçika yarışlarında hiç fena gitmiyordu (Omloop 2., Kuurne-Bruxelles-Kuurne 7., E3 Harelbeke 2. ve Gent – Wevelgem 1.). Peter Sagan’ın Omloop’ta Van Avermaet’a, E3 Harelbeke’de ise Kwiatkowski’ye geçilmesi Sagan için kuşku duyulmasına sebep olmadı ve birçok otorite onu Ronde Van Vlaanderen’in favorisi olarak göstermeye devam etti. Tabii ki Fabian Cancellara’yla birlikte. Bu zafer ayrıca, Peter Sagan’ın kazandığı ilk anıtsal klasik olmuş oldu. Tour de France’da yeşil mayoyu dominasyonu ve tek günlük yarış galibiyetlerinin yanına bu zaferi de eklemesi, kesinlikle Sagan’ın bir üst seviyeye çıkmasına olanak sağladı.

Yarışın bir diğer büyük favorisi kuşkusuz ki Fabian Cancellara idi. Zamana karşı ve klasik uzmanı Fabian Cancellara, sezon sonunda emekli oluyor ve kendisi de dahil herkes ondan çok şey bekliyor. En kötü ihtimalle Ronde Van Vlaanderen veya Paris-Roubaix’ten bir tanesini kazanmasını. Bizim yaş kuşağımızdaki insanların şahit olduğu Cancellara – Boonen kapışması artık son buluyor. Hatta son buldu bile. Belçika efsanesi Tom Boonen eski gücünden uzaklaşmış durumda. İki efsaneyi de birer kez daha izleyebilmek büyük bir güzellik. Fabian Cancellara başta Sagan ve Kwiatkowski’nin gitmesine izin vererek hata yaptı belki ama (yanlış tercih diyelim) onun öncesinde pave sektörlerde yarışçılar seyrelirken yaptığı ataklarda bir hâyli enerji harcamış olabilir. Son 13-14 km’de zamana karşı modunda Sagan kaçıp Cancellara kovaladıysa da, yetişmek için yeterli gücü kalmamış gibiydi. Slovak Peter Sagan’ın artık çok güçlü olduğunu ve bence derslerine çalışmaya başladığını söylemek gerekir. Tabii kendisi aksini iddia etse de. Cancellara çizgiyi ikinci geçerken Sep Vanmarcke sprinte girmedi ve Cancellara da Sep’e de teşekkür ederek seyircileri selamladı. Zaten Sep Vanmarcke orada atak yapsa, bitiş çizgisi sonrası seyircilerin lincine bile uğrayabilirdi.

Sep Vanmarcke üçüncülüğü aldı almasına ama her zaman sergilediği yarış tavrından ayrılmadı ve bence seyircilerin antipatisini biraz daha arttırdı. Tüm kaçışlar boyunca Kwiatkowski’nin, Sagan’ın, Cancellara’nın arkasında yattı ve kaçışlarda her zaman olduğu gibi hiç çalışmadı. Yine kazanan karakter görüntüsünden yoksundu ve sonuçta kürsüye çıkabilmiş olsa da, bir kez daha kaybeden isim oldu.

Yarışın başında yaşanan kazalarda -Alexander Kristoff gibi sprinter özellikleri baskın bir bisikletçinin geçen sene Ronde Van Vlaanderen’i kazanmasından sebep- 2. 3. dereceden favorilerden olan Fransız sprinter Arnoud Demare abandone oldu. Yetenekli genç isim Tiesj Benoot da yarış başındaki kaza sebebiyle abandone olan isimlerden biriydi. Asıl kaza şoku ise BMC Racing Team’in takım hâlinde düşmesi ve en büyük favorilerden biri olan Greg Van Avermaet’in yarışa devam edememesiydi. Greg, kariyerinin belki de en formda yıllarını geçirirken, basit bir hata sebebiyle Ronde Van Vlaanderen’de sonuca ulaşamadı.

Yarış içinden aktarmamız gereken birkaç özel not da var. Bu notların çoğu da gözyaşı içeriyor. Yarışı kazanan Tinkoff’un Slovak bisikletçisi Peter Sagan, yarış sonrası verdiği röportajda, kazandığı zaferi, geçtiğimiz hafta Gent-Wevelgem’de motosikletin çarpması sonucu hayatını kaybeden Wanty-Groupe Gobert bisikletçisi Antoine Demoitié ve Critérium International’da rahatsızlanıp ambulansla hastaneye kaldırılırken yolda kalp krizi geçiren Roubaix Lille Métropole takımında pedal çeviren bisikletçi Daan Myngheer’a adadı. Sagan’da beni en çok şaşırtan yarış içinde akıllıca ataklar yapmasının yanı sıra, zaferini bu insanlara adamasıydı. Sanırım gözlerimizin önünde Peter Sagan’ın nerelerden nerelere geldiğine şahit oluyoruz. Bu gelişim sadece sportif açıdan da olmuyor. Sagan gitgide olgunlaşıyor. Wanty-Groupe Gobert imzaya Antoine Demoitié tişörtleriyle çıkmıştı ve Wanty-Groupe Gobert bisikletçisi Dimitri Claeys da vefat eden takım arkadaşı için savaşıp yarışı 9. bitirdi ve takım arkadaşını en güzel şekilde andı. Yarışın daha başlarında BMC Racing Team’in düşüşü ve Greg’in yarışa devam edememesinden bahsetmiştik. İşte orada Greg’in göz yaşlarına boğulması çok etkileyiciydi ve aklımızdan uzun süre silinmedi. Bir alkış da Imanol Erviti’ye. 150 km’den fazla kaçış yapan Erviti aslında Nairo Quintana’nın yokuş domestiği. Movistar da bu yarışa zaten mecburen katılıyor. Erviti bu yarışta uzun süre en önde mücadele ederek ve yarışı 7. bitirerek hem Movistar’ın Ronde Van Vlaanderen’deki en iyi derecesini yapmayı başardı, hem de kendini aştı. Yarışla ilgili son not ise, tabii ki Fabian Cancellara efsanesinin göz yaşları. Fabian Cancellara, “Spartacus” lakabını söke söke almış bir isim. Bu ismi kolay hak etmedi. Korkusuzdu, mücadeleciydi, dayanıklıydı, geri adam atmadı ve sonunda kendisine Spartacus denilmesine sebep oldu. Ancak dün bitiş çizgisini geçerken seyirciye verdiği selam ve yarış sonrası Cancellara’nın göz yaşlarına boğulması, Cancellara ve bizler için çok özel anlardı. Sanırım onu ağlarken ilk defa gördüm ve bir hâyli duygulandım. 35 yaşındaki bisikletçi, 17 yıllık kariyerinin birikimini adeta göz yaşlarıyla kusuyordu…

Bu pazar günü, yani 10 Nisan’da, bir diğer anıtsal klasik “Paris-Roubaix” koşulacak. Eurosport’tan baştan sonra canlı yayınlacak (6 saat) yarışta neler olacağını hep beraber göreceğiz. Kadınlar galibi Britanyalı Lizzie Armitstead’e ve erkekler galibi Peter Sagan’a tekrar tebrikler!

Ronde Van Vlaandaren 2016’da önemli anlar.

Doğa Felaketi / Doğal Güzellik :: Tirreno-Adriatico

Hava durumu yüzünden bayağı bir olaylı geçen Tirreno-Adriatico tamamlandı ve bisikletin bıçkın delikanlısı Kolombiyalı Nairo Quintana, bu önemli haftalık yarışın galibi oldu. Froome’un katılmadığı bu önemli yarışta, birçok yıldız ve yıldız adayı, zafer için mücadele etti. Sezonun başında herkes bacakları açmaya devam ediyor. Chris Froome, Nairo Quintana ve Alberto Contador fena durumda değiller ama Nibali sezon başından beri çok bir varlık gösterebilmiş değil. Takımı Astana’nın doping sürüncemesi de devam ediyor.

Bu yazıyı asıl yazma amacım olan “hava durumu” meselesine devam edelim. Tirreno-Adriatico’daki hava durumu malumunuzdur. Fotoğraflar gözünüze çarpmadıysa, aşağıda paylaşacağım. Nairo Quintana, bu karlı ve sövgülü 5. etapta farkını ortaya koyarak, etabı da, yarışı da aldı. Özellikle Fabian Cancellara ve Purito (Joaquim Rodriguez, organizasyonu ve bu durumu içlerinden geldiğince sövdüler. Cancellera, kuralların değişmesi gerektiğini, hava koşullarının adaletsizlik yarattığını dile getirdi. Tamam belki Tirreno-Adriatico’nun bu etabı abartı bir durum oluşturmuş olabilir ama yol bisikleti yarışlarının doğasında bu yok mu acaba? Sonuçta bir açık hava yarışı ve dayanıklılık yokuşu. Dağcılıkla çok bezettiğim bir spor. Evet, kötü hava koşullarında, zorlu Everest dağına tırmanabilirsin. İstemiyorsan da tırmanmaz, Yok bunu yapamam diyorsan da, Elbruz’a Büyük Ağrı’ya ya da Hasandağı’na çık. Organizasyonlar, bisiklet sporcularının canlarını çıkarıp reyting getirisi istiyorlar mı? Buna da evet diyebiliriz. Ancak bu işin bir orta yolu bulunması da gerekiyor. Neyse ki Cancellera son etaptaki bireysel zamanı karşıyı kazanarak kendi yüzünü biraz gülümsetti. Ama yine de kaşları çakık bakışlar atmaya devam etti.

Bisiklet sporunu benim için en özel kılan durum, yol bisikletinin seyirciyle omuz omuza (onu da abartanlar var) ve doğanın/şehrin yani hayatın içinde olması.

Bu arada Tirreno-Adriatico 2015’in galibi, Movistar’dan Nairo Quintana, ikinci Trek Factory Racing’in Hollandalısı Bauke Mollema, üçüncü ise kürsüdeki bir diğer Kolombiyalı isim Rigoberto Uran (Etixx – Quick Step).

 

Contador

Alberto Contador :: Fotoğraf: http://www.steephill.tv

peloton

Peloton :: Fotoğraf: http://www.steephill.tv

quintana

Nairo Quintana (Movistar) :: Fotoğraf: http://www.steephill.tv

taraftar

Taraftar :: Fotoğraf: http://www.steephill.tv

Fabian Cancellara Tirreno Adriatico Stage 5 CAKGZmzUYAAu8gV

Yarış sonunda Fabian Cancellara’nın kaskının durumu.