Tour de France 2019, Dinlenme Günü Notları – II

  • Harika bir yarış izlemeye devam ediyoruz. Seyir zevki bir yana, genel klasman mücadelesi de iyice tadına doyum olmaz bir noktaya geldi. Pau zamana karşısı ile başlayan üç günlük süreç, bir grubu elerken, su yüzeyinde kalanları iyice birbirine yakınlaştırdı. Alaphilippe’in bir buçuk dakika arkasında kızılca kıyamet kopuyor adeta. İkinci sıradaki G ile altıncı sıradaki Buchmann‘ı sadece 39 saniye ayırıyor. Açık bir yarış olacağını biliyorduk; ama ne yalan söyleyeyim bu kadarını beklemiyordum. Nefis, nefis!
  • Pinot, malum etapta kaybettiği zamanın tamamını geri almayı başardı. Final haftasına girerken sarı mayonun 1′ 50″, G’nin ise sadece 15 saniye arkasında. Yarışın başından bu yana en güçlü isim o. Yumruk yedikten sonra ayağa kalkmayı başararak psikolojik üstünlüğü de eline geçirdi. En büyük korkum, geçtiğimiz üç günde gösterdiği eforun Alpler’de performansını etkilemesi. Az bir farkla kaybederse çok yazık olacak. Her şeye rağmen… Ne dersiniz?
  • ALLEZ THIBAUT! ALLEZ MON GRAND! T’ES GRAND AUJOURD’HUI!
  • Paris’e beş kala Alaphilippe‘in şampiyonluk ihtimalini konuşacağımızı söyleseler gülüp geçerdim herhalde. Şu an o noktadayız. “Mayoyu tutabilir mi, tutamaz mı?” derken son haftaya bir buçuk dakika farkla lider giriyor. Dinlenme günü ve ardından gelecek iki geçiş etabı, enerjisini toplamak için büyük fırsat. Zira önünde 2.000 metre üzeri beş tırmanış, Galibier ve Iseran gibi kelle almak için bekleyen iki canavar var. Şahsen, sürdürülebilir bir performans gösterdiğini düşünmüyorum. Fizik kurallarını zorlayabilirsiniz; ama bu kazanabileceğiniz bir savaş değildir.
  • Ineos, kurulduğu yıldan bu yana ilk kez (Froome’un abandone olduğu 2014 hariç) yarışı kontrol altında tutamıyor. Bunu sırf Froome’un yokluğuyla açıklayamayız. Takıma genel bir formsuzluk hakim. Dağlara vurduğumuzda domestikler birer birer geriye düşüyorlar, ki bu alışık olmadığımız bir manzara. Nicelik olarak hakim olamayınca ataklara da bireysel cevaplar vermek zorunda kalıyorlar ve şu ana kadar pek başarılı olamadılar. Yine de bu yarışı kazanabilirler. Fakat bunu G ile mi yapacaklar; ondan emin değilim. Bernal, ona oranla daha az kırılgan görünüyor. Alpler çok şeye gebe.
  • Jumbo-Visma is the new Sky. Lakin Kruijswijk bir Froome değil.
  • Quintana, son şansını da çarçur etti. Berbat performansı bir kenara, Movistar da ona tamamen sırt çevirmişe benziyor. 2012’de büyük umutlarla başlayan hikayenin bu şekilde sona ermesi üzücü. Önümüzdeki yıl Arkea’da yeni bir sayfa açmaya çalışacak; ama bu saatten sonra bir etap yarışçısından öteye gidebileceğini düşünmüyorum.
  • İkinci haftanın yıldızların biri de Simon Yates‘ti. Dört güne iki etap sığdırdı. Üzerinde genel klasman baskısı olmayınca muazzam bir etap avcısına dönüşüyor. Adam‘a bakıcılık yapma gereği de ortadan kaltığına göre, üçüncü etabı kovalamak için önünde hiçbir engel yok demektir. Hatta bakarsınız, iki kardeşi beraber kaçarken görürüz.

 

* * *

Sarı mayo: Julian Alaphilippe
Yeşil mayo: Peter Sagan
Polka-dot mayo: Tim Wellens
Beyaz mayo: Egan Bernal

* * *

Alaphilippe
G (+1′ 35″)
Kruijswijk (+1′ 47″)
Pinot (+1′ 50″)
Bernal (+2′ 02″)
Buchmann (+2′ 14″)
Landa (+4′ 54″)
Valverde (+5′ 00″)
Fuglsang (+5′ 27″)
Uran (+5′ 33″)

Tour de France 2019, Dinlenme Günü Notları – I

  • Fransa Turu; son yıllarda kendini adıyla var ediyor, heyecan açısından Giro, hatta Vuelta’nın gölgesinde kalıyordu. Birçokları bunu -haklı olarak- “Sky dominasyonu”na bağlasa da, benim için bir numaralı sebep ASO’nun parkur tercihleriydi. İlk haftayı tamamen sprint etaplarına ayırıp uzun kilometreler boyunca ızdırap çekmemize neden oluyorlardı. Roubaix yollarını eklemek gibi bazı denemeler yapsalar dahi, alışkanlıklarından bir türlü vazgeçememişlerdi. Nihayet bunu kırmayı başardılar. Evet, “sprint” etapları yine çoğunluktaydı; ama hemen hepsinde işin içine klasik öğeleri eklediler. Yanı sıra La Planche des Belles Filles ve Saint-Etienne gibi genel klasmanı doğrudan etkileyecek etaplar yerleştirdiler. En nihayetinde, son yılların en keyifli açılış haftasını izledik. Draması bol, heyecanı yüksek, can sıkıntısı minimumda.
  • Dün sabah bilgisayarın başına oturduğumda ilk haftanın önemli ayrışmalara neden olmadığını, yakın farklara rağmen kimin ne durumda olduğuna dair ipuçları edindiğimizi, Pinot ve G’nin yarışın en büyük iki favorisi olduğunu yazmıştım… Sonra yarışı izledim. Hatta başta izlemiyordum bile. Twitter’da “Rüzgar var, sıkıntı çıkabilir” mealindeki gönderileri görünce hemen televizyonu açtım. EF bir denedi, iki denedi; olmadı. Daha sonra Alaphilippe öne geldi ve film koptu.
  • G ile Quintana arasında 52 saniye ve genel klasman şansını sürdüren beş isim daha var. Çizgiyi de oraya çekmek lazım. Uran‘dan başlayarak; Bardet, Fuglsang, Porte ve Landa‘nın şanslarını yitirmişe benziyor. Pinot ise gri alanda. Mevcut fark (1′ 21″) şampiyonluk ihtimalini büyük ölçüde yok ettiyse de, düne kadar gösterdiği performans içimde ufak bir umut ışığı taşımamı sağlıyor. Her şey bir kenara, belli ki Ineos‘u alt etmek yine hiç kolay olmayacak.
  • İlk hafta sprinterler için çocuk oyununa döndü. Viviani tutmuş, Groenewegen pişirmiş, Sagan yemiş; Ewan “Hani bana, hani bana?” demiş.
  • On etabın dördünü Jumbo-Visma kazandı. Üstelik üç ayrı isimle ve bir kez de komple takım olarak. Ayrıca Teunissen sarı, van Aert ise beyaz mayoyu taşıdı. Kruijswijk‘ın La Planche des Belles Filles’de zorlanmasına rağmen genel klasmanda G’nin sadece 15 saniye arkasında olduğunu da hesaba katarsak, on üzerinden onluk bir hafta geçirdiler. Bennett’in dünkü kaybına fazla üzüldüklerini sanmıyorum. Artık önlerinde yoğunlaşabilecekleri tek bir hedef var.
  • Van Aert‘ın harika başlayan yol kariyerinde tek eksiği yarış galibiyetiydi. Dauphine’de bu noksanı giderdikten sonra -ki, üst üste iki etap kazandı- gerisi çorap söküğü gibi geldi. Akabinde Belçika ulusal zamana karşı şampiyonluğu ve şimdi de ilk Fransa Turu’nda ilk etap galibiyeti. Bahar döneminde belalısı van der Poel‘ün gölgesinde kaldıktan sonra kendini tekrar vitrine çıkarttı.
  • De Gendt, panache ile yarış zekasını aynı potada eriten nadide bir bisikletçiye, sahip olduğu “kısıtlı” rolle pelotonda en çok saygı duyulan isimlerden birine dönüştü. Onu izlemek büyük keyif.

 

* * *

Sarı mayo: Julian Alaphilippe
Yeşil mayo: Peter Sagan
Polka-dot mayo: Tim Wellens
Beyaz mayo: Egan Bernal

* * *

G
Bernal (+4″)
Kruijswijk (+15″)
Buchmann (+33″)
Mas (+34″)
A. Yates (+35″)
Quintana (+52″)
Pinot (+1′ 21″)
Uran (+2′ 06″)
Bardet (+2′ 08″)
Fuglsang (+2′ 10″)
Porte (+2′ 47″)
Landa (+3′ 03″)

Tour de France 2019’a Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Froome’un devreden çıkmasıyla açık hale gelen yarışta, “eşitler” arasında ön plana çıkan isim G gibi duruyor. Adını daha güçlü anabilirdim; fakat İsviçre Turu’ndaki düşüşü beni temkinli olmaya itiyor. Kazanın etkilerini üzerinden atmış olsa bile çok değerli yarış kilometrelerinden mahrum kaldı. Bu noktada, henüz ikinci etapta koşulacak takım zamana karşı onun için büyük avantaj. Yarışın hemen başında kendini zirveye yakın bir yerde bulması, günden güne inancını artıracatır. Geçen sene kazanırken izlediği yol tam olarak buydu.

Bernal, Giro’yu kaçırınca şansını Vuelta’da dener diyorduk. Froome’un sakatlanması planları değiştirdi ve kendini G’nin yanında takımın ortak lideri olarak buldu. Birçoklarına göre bir numaralı favori o. İsviçre Turu şampiyonluğu gösterdi ki; Fuglsang’la beraber yarışa en keskin gelen iki isimden biri. Tek sorun, henüz 22 yaşında ve sadece ikinci büyük turunu koşuyor olması. Eh, bu da haylice bir sorun demek. Kazanırsa çok çok büyük bir iş başarmış olacak.

Fuglsang, 34 yaşında yeniden doğdu adeta. Bahar dönemini Liege-Bastogne-Liege’i kazanarak bitirmişti, yaza da Dauphine şampiyonluğu ile başladı. Eh, kazanmanın tadını aldı bir kere… Yıllarca her şeyi bir kenara itip genel klasmancı olacağım diye debelenip durdu. Şimdi bambaşka bir bisikletçi olarak ilk kez Tour’a iddialı geliyor. Üzerinde kazanma baskısı da yok. Elinden gelenin en iyisini yapıp yarıştan keyif almaya bakacak. Her halükarda 2013’deki yedinciliğinin üzerine çıkacağı kesin.

Pinot, Fransız kamuoyunun omuzlarına yüklediği baskıdan kurtulabilmek için rotayı Giro’ya yöneltmişti. İki yıl aradan sonra, biraz da Madiot’nun zoruyla memlekete dönüş yapıyor. Arkasında çok güçlü bir kurmaylar ordudu var. Düz yol, yokuş, TTT demeden Pinot’nun emrine amadeler. Yarışın dominant bir favorisinin olmaması şansını artırıyor elbette. Lakin bu, baş edilmesi gereken daha fazla rakip demek. Önceliği sağlıklı kalmak. Yarışın en aktif pedallarından biri olacağına şüphe yok. Bana sorarsanız podyum yolu açık. Yürüyedur aslan parçası!

Quintana, Froome’un ardında ikinciliğe razı geldiği yıllar boyunca nasıl yarış kazanılacağını unuttu. Herkesi “geleceğin şampiyonu” olacağına ikna ettiği 2013’ün üzerinden çok sular aktı ne yazık ki. Bakınız; Froome yok ve kimsenin Quintana’yı favori olarak gördüğü yok. Bu son şansı belki de. Kariyerinin seyrine, burada yapıp yapamayacakları yön verecek.

Movistar beri yandan Landa ve Valverde‘yi getiriyor. Valverde, yaşının etkilerini nihayet hissetmeye başladı. Uzun zaman sonra ilk kez bu sezon formda değil. Landa ise Giro’nun son haftasında yakaladığı formu buraya taşımak istiyor. Quintana’ya dadılık yapmak gibi bir niyeti yok anlayacağınız.

Ara ara “Bardet bu sefer kazanabilir mi?” sorusu düşüyor aklıma. Froome yok, G’nin durumu belli değil… “Neden olmasın?” diyorum. Sonra ikinci etaptaki 27 kilometrelik takım zamana karşıyı hatırlayıp tadım kaçıyor. Maça 1-0 geride başlıyor ve skoru lehine çevirecek forma sahip değil. Her zaman iyi işler çıkardığı Dauphine’de dahi anca 10. olabildi. Podyum bu sene uzak ihtimal.

Mitchelton-Scott, Yates kardeşleri beraber yarıştırdığı son seferde Simon’a Vuelta’yı (2018) kazandırmıştı. Aynı senaryoyu, Adam‘ın liderliğinde bu kez Tour’da hayata geçirmek istiyorlar. Adam, bu yıl tüm hazırlığını Tour için yaptı. Sezon içi performansına bakarak iyi durumda olduğunu söylemek mümkün. Dauphine’yi son gün mide problemleriyle bırakmak zorunda kalsa da, o esnada yarışı ikinci sürdürdüğünü belirtelim. Kardeşinin yanı sıra Haig de onun podyum yolculuğuna yardımcı olmaya çalışacak. İşlerinin kolay olmadığını takdir edersiniz.

Kruijswijk, 2016’da Pinerolo inişinde bıraktğı şampiyonluk hayalini kovalayadursun, o günün hatırları da bir gölge gibi Kruijswijk’i takip ediyor. Her seferinde “orada” olsa da, bir daha hiç zirveye yaklaşamadı. Yaş 32, zaman geçiyor… G’den sonra genel klasman iddialıları arasında en iyi zamana karşı onun. Hedef podyum elbette; ama ilk 5 en olası senaryo gibi duruyor. Jumbo-Visma’nın diğer kozu Bennett. Kruijswijk’a zıt gitmeden kendi yarışını koşmaya çalışacak. İlk 10’da bir yer hedefliyor; lakin günün sonunda kendini etap kovalıyorken bulabilir.

Bora, Tour’a heyecan verici bir kadroyla geliyor. Sagan, Schachmann derken; genel klasmanda BuchmannKonrad ikilisiyle ilk 10 kovalayacaklar. İkisi de günden güne iyiye gidiyor. Buchmann Dauphine’de, Konrad ise İsviçre Turu’nda üçüncü oldu. Başaltı favoriler arasında olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Gözümüz üzerlerinde.

Fransa Turu, Porte için her zaman bir kazayla kabusa dönmeye aday oldu. Fakat hiç değilse yarışa birkaç haftalık tur kazanarak formda gelirdi. Oysa bu sezon adını neredeyse hiç duymadık (Katılımcılar arasında en fazla yarış gününe -41- onun sahip olmasına rağmen). Böylesi daha iyi belki de. Canı daha az yanar.

Kısa Kısa

Mas: Lefevere, genç İspanyol’una çok güveniyor. Öyle ki, ona fazladan bir domestik verebilmek için Gilbert’e kesik attı. Vuelta’da ikinci olmuştu, bu kez önünde çok daha zorlu bir görev var.

Uran: Hakkında tahmin yapmakta en çok zorlandığım bisikletçi olabilir. Bir bakıyorsunuz podyumda, bir bakıyorsunuz yarışta bile değil. Ben en iyisi susayım.

Martin: Üç yıldır Tour’u ilk 10’da bitiriyor. Genel klasmancı olarak tavanı bu zaten. Muhtemelen benzer bir sonuç göreceğiz.

Nibali: Genel klasman iddiası yok. Hedefi etap galibiyet(ler)i ve polka-dot mayo. Köpekbalığını farklı bir yarış koşarken izlemek heyecan verici olacak.

Van Garderen: Porte, versiyon 2.0.

Barguil: Genel klasmanda yer edinebileceğini sanmıyorum. Fransa şampiyonu olmanın cakasını satacak daha ziyade. Alırsa bir etap alır. O da belki.

Kelderman: Dumoulin gelebilseydi ona yardımcı olacaktı, şimdi liderlik ona kaldı. Sakatlıktan yeni çıktı ve halihazırda sorumluluk üstlenebilecek seviyede değil.

Rohan: Tırmanış yetenekleri, zamana karşı ile açtığı farkı ancak haftalık turlarda kaldıracak seviyede. Büyük turlar için heveslendi; ama olmayacağı çok belli.

Aru: Hastalığını atlattı; fakat eski günlere dönmesi için hala zamana ihtiyacı var. Daha ziyade kendini deneyecek ve iyi hissettiği bir gün etaba gitmeye çalışacaktır.

SPRiNT

Sagan, geçirdiği kötü sezona rağmen yeşil mayonun bir numaralı favorisi. Yarıştaki hiçbir “sprinter” onun kadar çok yönlü değil. (Belki Matthews). Kazanırsa, geçen sene egale ettiği rekorun tek başına sahibi olacak. 30’una gelmeden yedinci yeşil mayo… Dile kolay.

Zorlar demeyelim; ama mayoya yaklaşması en muhtemel isim, Matthews. Sagan’ın diskalifiye edildiği 2017’de yeşillere bürünen o olmuştu zaten. Saf sprinterlerle aşık atabilecek kadar hızlı değil. Fark yaratacaksa klasik-vari etaplarda yaratacak. Sorun, söyleyeceği her şeye Sagan’ın verecek fazladan bir cevabının olması.

“Saf sprinterler” dedik, gelelim onlara…

Viviani‘nin Giro’daki başarısızlığının temel sebebi, Quick-Step’in ona uygun bir tren kuramayaşıydı. Bu sefer yanında Morkov ve Richeze gibi yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen iki yaveri var. İşler İtalya’dakinden çok daha farklı olacak. Listenin başına onu yazıyorum.

İlginçtir, Ewan ilk kez Fransa’ya geliyor. Daha önce Giro ve Vuelta’da galibiyetleri var. Burada kazanması halinde “üçler kulübü”nün üyesi olacak. Başka trenlere sızma kabiliyeti ve yokuş yukarı sprint atabilmesi, rakiplerine karşı avantajı. Groenewegen, tüm sprinterler arasında top-speed’i en yüksek olanı. Aynı zamanda bu sezon en çok (10) kazanan isim. Van Aert‘ın varlığı, uyumlu çalışmaları halinde ona çok yardımcı olacak. Eve etapsız döneceğini düşünemiyorum.

Kristoff‘u anmadan geçmeyelim. Geçen yıl herkes yarışı terk edince Paris’te krallık tacını o takmıştı. Bu sezonki performansının başlangıcı oraya dayanıyor zaten. Birkaç kez podyumda yer alacaktır. Fakat diğerleri sorun yaşamadıkça etap kazanmasını beklemiyorum.

Colbrelli, Trentin, Greipel, Laporte, Nizzolo ve Stuyven; etap mücadelesi verecek diğer sprinterler… Son olarak; Cavendish‘in 2006’dan bu yana ilk kez Tour’da yer almayacağını hatırlatalım. Bir devir fiili olarak kapandı.

* * * * * –

* * * * Geraint, Bernal

* * * Fuglsang, Pinot, Quintana, Bardet

* * A. Yates, Landa, Kruijswijk, Buchmann

* Porte, Mas, Uran, Martin, Bennett, Valverde

Podcast #11 – Tour de France 2017 Değerlendirmesi

Giro akabinde ara vermek zorunda kaldığımız yayınlara Tour de France değerlendirmesiyle devam ediyoruz. Chris Froome’un 4. şampiyonluğu, Uran-Bardet-Landa arasındaki podyum mücadelesi, mayolar, abandoneler… 3 haftalık keyifsiz Fransa yolculuğunu 11. podcast’imizde konuştuk. Keyifli dinlemeler.

Tour de France 2017’ye Ön Bakış

PARKUR

Fransa Turu, duvar yıkıldıktan sonra ilk kez Almanya topraklarından (Düsseldorf) başlıyor. 1987 Berlin’den tam 30 yıl sonra… Lakin Düsseldorf’daki yolculuğumuz sadece 1,5 gün sürecek. 2. etapta şehirden çıkıp Liege’e uğradıktan sonra, 3. etapla beraber Lüksemburg üzerinden tur ana karasına ulaşacağız. Ardından ver elini güney…

Yarış parkuru bu sene sprinterlere epey bonkör davranıyor. Toplam 9 sprint, 5 orta dağlık ve 5 de yüksek dağlık etabımız [sadece 3’ü zirve finişi (La Planche des Belles Filles, Peyrahudes ve Izoard)] var. İlk gün ve Paris öncesi son günümüzde 2 tane de bireysel zamana karşı koşulacak. Fakat toplam uzunlukları 40 kilometreye dahi ulaşmıyor. Önceki senelere oranla sarı mayo için daha açık bir yarış olacağını söyleyerek favorilere geçelim.

Tour de France 2017

GENEL KLASMAN

Froome, üst üste üçüncü, toplamda dördüncü şampiyonluğunu arıyor. Aradığını bulursa, rekoru egale etmesine sadece bir adım kalacak. Fakat işi, geçtiğimiz senelerdeki kadar kolay değil. 2012’den bu yana en kötü yılını geçiriyor. Bırakın herhangi bir haftalık turda genel klasmanı, sezon boyunca tek bir etap galibiyeti dahi alamadı. Her daim harikalar yarattığı Dauphine’de bile -son gün- podyum dışı kaldı… Hazır olun, koca bir “ama” geliyor… Her şeye rağmen, destansı domestik kadrosunun da (G, Landa, Heano, Nieve, Kwiatkowski vb) etkisiyle çok az farkla önde olduğunu düşünüyorum. Sebebi hemen aşağıda.

Chris Froome

Porte, Dauphine şampiyonluğunu son gün kaybetse de yarışın en sağlam bacaklarından birine sahipti. Ki o bacaklar, 1 ay önce kendisine Tour de Romandie’yi kazandırmıştı. Açıkça söyleyebiliriz, ana favoriler içindeki en formda isim o. Fakat geçmişte de böyleydi ve Porte’un büyük turlar karnesine baktığımızda, en iyi derecesinin geçen seneki Tour beşinciliği olduğunu görüyoruz. Hal böyle olunca, Avustralyalı bisikletçiyi Paris sokaklarında sarı mayoyla turlarken hayal edemiyorum bir türlü. Kritik soru şu: Kötü bir gün geçirmeden veya başına bile bela gelmeden 3 haftayı tamamlayabilecek mi?.. Yakın olacak. Ama sanki yine olmayacak.

Quintana‘nın Giro-Tour dublesi hayalleri ilk ayakta suya düştü. Pasif sürüşü nedeniyle epey destekçi kaybetti üstelik. Yine de, sezonu kurtarmak için bir şansı daha var. Zamana karşı kilometrelerinin azlığı işine yarıyor. Yarış profilinin çok sert olmaması da bacaklarındaki Giro yorgunluğunu düşünürsek avantajına diyebiliriz. Yorgunluk demişken… Q, Giro’dan sonra hiçbir yarışa katılmadı. Bu nedenle formunun ne durumda olduğunu bilmiyoruz. La Plance des Belles Filles’de bitecek 5. etap önemli bir gösterge olacak. Yeni bir podyum ufukta görünüyor. Dileğimiz ise kaderine razı bir şekilde yarışmaması.

Valverde, bahar sezonun en iyisiydi. 3 tane haftalık tur kazandı, üstüne FL-LBL dublesi yaptı. Lakin hemen ardından 1,5 aylık bir tatile girdi ve dönüşü pek iyi olmadı. Defaatle Nairo için çalışacağını söylese de “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diyoruz. Hele söz konusu Valverde ise… Yalnız şöyle bir ikilem var: Valverde’nin Q’ya yardımı en çok genel klasmana yakınken mümkün. Ancak bu şekilde ikili oyun oynayabilirler. Hadi buyurun!

Aru, diz sakatlığı nedeniyle 3 ay yarşamadıktan sonra kendini çabuk toparladı. Dauphine’de beklentileri aşıp beşinci oldu, hemen ardından ise İtalya yol şampiyonluğunu kazandı. Herkes, 2015 formunu bulduğunu yazıp çiziyor. Ki o form, Aru’yu podyuma taşıyabilir. Yarıştaki en taze genel klasman iddialısı olduğunu da hatırlatalım… Takım beri yandan Fuglsang‘a sahip. Hem Aru’nun en büyük yardımcısı, hem de Astana’nın B planı olacak. Tüm enerjisini Dauphine’yi kazanmak için harcamadıysa kendine ilk 10’da bir yer edinebilir.

Richie Porte

Fransızların yarıştaki tek umudu Bardet. Geçen sene elde ettiği ikincilikten sonra bu sene zirve için kapışabileceğini söylemek isterdim; fakat Dauphine performansı pek iç açıcı değildi. İlk 5, onun için en ideal senaryo olacaktır. Bir etap galibiyeti de fena olmaz hani. AG2R’in onun için iyi bir takım getirdiğini söyleyebiliriz. Yaveri Latour, Frank ve Vuillermoz… Porte bile bu kadarına sahip değil.

Contador, ilk şampiyonluğunun 10. yılında, muhtemelen son Fransa Turu’na çıkıyor. Dauphine’de bir kez daha gördük ki; bacakları, aklından geçenleri yapmasına izin vermiyor. Birincilik dışındaki sonuçları umursamadığını, birinci olması için de pelotona uçak düşmesi gerektiğini bildiğimiz için neler yapacağından emin olamıyorum. Gerilerde bile kalsa, ki hayli olası, her halükarda yarışın hakkını vereceğinden emin olabiliriz.

Majka ilk kez Fansa’ya lider olarak geliyor. Daha önce hep Contador’un süper domestikliğini yapmıştı. Tabii bunu yaparken araya 2 polka dot mayo ve 3 etap galibiyeti sığdırmayı da ihmal etmedi. Formda olduğunu söyleyebiliriz. Kaliforniya’da ikinci oldu, Slovenya Turu’nu kazandı. İlk 5 için önemli bir aday olacağına şüphe yok… Takımın diğer kozu ise Dauphine’de harika işler yapan Buchmann. Geçtiğimiz yıllarda Majka’nın Contador’a yaptığını bu kez o Majka’ya yapmaya çalışacak. Gelecekte çok daha iddialı olacağını söylemek zor değil.

Nairo Quintana

Dan Martin hiçbir zaman tam anlamıyla bir genel klasmancı olmadı. Ama kendisine uygun parkur bulduğunda elinden gelenin en iyisini yapmaktan da geri durmadı. Bu yıl Tour, o parkurlardan birine sahip. Geçen yıl elde ettiği dokuzunculuğu geliştirmesi olası. Quick-Step’in Kittel etrafında kurulduğunu, Brambilla‘dan başka ona yardım edebilecek bir isim olmadığını ekleyelim. Gerçi kendisi pek domestiğe ihtiyaç duyan biri sayılmaz.

Dauphine’de iyi gözüken isimlerden biri de geçen yılın sekizincisi Meintjes‘di. Tekrar benzer bir dererece yapması muhtemel. Beyaz mayonun da Yates ile beraber en büyük iki favorisinden biri. Bana sorarsanız birincisi.

Orica’nın kağıt üzerindeki lideri Chaves gibi görünse de pratikte durum böyle olayacak. 4 aylık sakatlık molasınn ardından 3 haftalık turda mücadeleci olması pek kolay değil zira. Takım da bunun farkında olarak Giro öncesi Adam Yates‘i apar topar yarıştan çekip Fransa’ya sakladılar. Lakin onun da form durumu da epey dalgalı. Romandie’de galibiyeti kaçırdı, Dauphine’de ilk 10’u bile göremedi. Tour’da bunu başarabileceğini umuyor. Aksi halde beyaz mayonun uzağında kalacak.

Yeni takımı Bahrain-Merida ile iyi bir sezon geçiren Ion Izagirre ve Cannondale’in lider ikilisi UranTalansky; adlarını anmamız gereken diğer isimler. Ve Lotto Jumbo…. Roglic, Gesink, Bennett gibi sağlam tırmanışçılara sahipler. Ana hedefleri etap galibiyeti olsa da, bir şekilde ilk 15 içinde kendilerine yer bulabilirler.

 

YEŞİL MAYO

Sagan, Tour de France sahnesine çıktığı 2012’den bu yana her yıl yeşil mayoyu kazanmayı başardı. Önümüzdeki senelerde karşısına Gaviria çıkana kadar da kazanmaya devam edeceğe benziyor. 5 yıllık karnesine bakın: 7’si birincilik, toplam 34 podyum…

Peter Sagan

Sagan’a yaklaşması en muhtemel ismin Kittel olmasını bekliyorum. Tüm sprinterler grubu içinde tırmanış kabiliyeti en zayıf isim olsa da, kazanacağı 5+ etap ile sağlam puan toplayacaktır. Sahip olduğu takımdan bahsetmiyorum bile.

Taze Fransa şampiyonu Demare, tamamen onun üzerine kurulmuş bir takımla düşecek yollara. Tabii gözü yeşil mayodan çok etap galibiyet(ler)inde olacak. En az bir tanesini kazanamazsa yazık o trene.

Greipel, 2008 Giro’dan bu yana katıldığı her büyük turda etap almayı başardı. Seriyi sürdüreceğine şüphe yok. Onca sprint etabı içinde en az 1-2 tanesinden zaferle ayrılacaktır. Ayrılmalıdır.

Matthews, düz etaplarda saf sprinterlere karşı koyabilecek top speed’i üretemiyor. Başarılı olması için sonu eğimli Ardenne tandanslı etaplar lazım ve bu yarışta onlardan sadece iki tane var… Söylediklerim Colbrelli için de geçerli.

Cavendish mononükleoz teşhisi nedeniyle bir süredir yarışmıyordu. Tour’a katılıp katılmayacağı da son ana kadar belirsizdi. En büyük motivasyon kaynağı Eddie Merckx’i yakalamak olacak; ama işi hiç kolay değil. Şansı yaver giderse belki bir etap galibiyeti. (Geçen sene de aynı şeyi söylemiştim.)

Bouhanni, Goenewegen, Kristoff ve Degenkolb; etap galibiyeti için sprint atacak, bol bol podyum civarında dolaşacak diğer isimler. Son olarak; sezon sonunda Direct Energie’den ayrılacağını açıklayan Coquard‘ın, takım patronu Jean-René Bernaudeau tarafından Tour kadrosuna alınmadığını belirtelim.

 

POLKA DOT MAYO

4’ü HC, toplam 11 kategorize tırmanışın geçileceği 9. ve 17. etaplar, klasman için büyük önem taşıyor. Kaçış grubuna gitmesi muhtemel bu etaplarda toplanacak puanlar, sahiplerine büyük oranda dağların kralı mayosunun kapısını aralayacak. 

Akla gelen ilk isim, Pinot. Giro’da podyumu kıl payı kaçırdıktan sonra bu kez memleketinde görücüye çıkıyor. Fakat bu sefer hedefi genel klasman değil. Geçtiğimiz yıl bu klasmanda ikinci olan kaçış uzmanı De Gendt, bir diğer favori. Rolland‘ı da atlamamak lazım… Genel klasman için adını saydığımız; fakat yarıştan erken kopup gözünü buraya dikecekler de olacaktır elbet. Giro’da Landa’nın yaptığı gibi. Şimdiden kimlerin olabileceğini söylemek zor.

 

* * * * *   –

* * * *   Froome, Porte

* * *   Quintana, Aru

* *   Bardet, Majka, Contador, Valverde

*   Meintjes, Yates, Martin, Fuglsang  

Podcast #10 – Giro d’Italia 2017 Değerlendirmesi

100. Giro d’Italia sona erdi. Tom Dumoulin, yarış öncesi beklentileri aşarak pembe mayonun sahibi oldu. Son etaplardan başlayarak, üç haftalık İtalya macerasını enine boyuna masaya yatırdık… Keyifli dinlemeler.

Podcast #09 – Giro d’Italia İkinci Hafta Notları

Sona yaklaştıkça sorular artıyor: Dumoulin pembe mayosunu koruyabilecek mi, yoksa Quintana dağlarda şahlanıp bir kez daha mı zirveye çıkacak? Pinot, Nibali ve Zakarin arasındaki podyum yarışı nasıl şekillenecek?.. Keyifli dinlemeler.

Podcast #08 – Giro d’Italia Birinci Hafta Notları

100. Giro’da ilk haftayı geride bıraktık. Zorlu Blockhaus etabı öncesinde bugüne kadar neler olduğunu, bundan sonra neler olabileceğini konuştuk. Keyifli dinlemeler.

Podcast #07 – Giro d’Italia 2017’ye Ön Bakış

100. Giro d’Italia yarın başlıyor. Podcast’in 7. nüshasında yarış parkurunu, favorileri ve mayo iddialılarını konuştuk. Pembelere bürünen kim olacak? Son şampiyon Nibali mi, Kolombiya harikası Quintana mı? Keyifli dinlemeler.

Vuelta a Espana 2016 Değerlendirmesi

GENEL KLASMAN

Genel klasmanın Quintana ve Froome arasında geçeceğinin anlaşılmasıyla, gözler 19. etaptaki zamana karşıya çevrildi. Düğüm orada çözülecekti ve Quintana’nın bir şeyler yapması gerekiyordu. Movistar takım patronu Unzue ve Quintana, 3 dakikalık bir hedef belirlediler. Ancak bu şekilde Froome’un zamana karşıdaki avantajını bertaraf edebilirlerdi… Aradıkları fırsatı, tarihe geçecek 15. etapta buldular. Contador’un etabın başındaki atağına çok iyi bir refleksle karşılık veren Quintana, etap sonunda Froome’un 3 buçuk dakika önüne geçti. Şampiyonluk da orada geldi zaten. Vuelta’nın en güçlü ismi oydu ve en güçlü takımına sahipti. Tıpkı Tour’daki Sky ve Froome gibi.

csaumagw8auvdkw
Nairo Quintana

Froome, malum etapta Quintana’nın tekerini kaybetmese belki şu an Tour-Vuelta dublesinden bahsediyorduk. Tour’daki kadar etkin değildi. Olmasını da beklemiyorduk zaten. Daha ziyade, alışalageldik bir Froome performansı izledik. Birkaç etapta ataklara cevap vermediğini, yokuşları kendi temposuyla çıktığını gördük. Fakat ne zaman “Bitti,” desek, geri dönmesini bildi. Ve zorlanmasına rağmen, Quintana’nın dağlarda gösterdiği performansa sadece o ayak uydurabildi.

Yarış öncesi favorim Chaves‘di. Gerekçe olarak da diğer isimlere oranla daha taze olmasını göstermiştim. Kağıt üzerindeki bu avantajı, ne yazık ki yola yansımadı. Giro’dan beri dinlenen Quintana-Froome, Tour yorgunluğuyla Vuelta’ya gelen Chaves’di sanki. Son etapta, bitime 70 kilometre kala yaptığı atakla bir gün önce kaybettiği üçüncülüğü tekrar almasının cesurca olduğunu söylemeden geçmeyelim tabii. Böylece, hem bu sezonki ikinci podyumuna ulaştı, hem de tarihte 3. kez iki Kolombiyalının bir büyük tur podyumunda yer almasını sağladı. 4 aylık cezadan dönen Simon Yates, Orica adına ilk 10’da (altıncı) yer alan diğer isim oldu. Çok da güzel bir etap kazandı. Yates kardeşler parlamaya devam ediyor!

csaljomwyaagucc
Chris Froome

Contador‘la ilgili en doğru cümleyi Mihai Cazacu söyledi: “Hala bir büyük tur kazanabilir, şüphe yok. Ama Froome ve Quintana’yı yenebilir mi? Vuelta’dan sonra cevabım; hayır”. Pistolero’nun problemi, beşinci vitesini yitirmiş olması. Nairo, Froome gibi isimlere bir yere kadar cevap verebiliyor, daha sonra geride kalıyor. Kendi yaptığı ataklar da sonuç yaratmaktan uzak kalıyorlar. Yine de yarışa damga vuran isimlerden biriydi. Quintana’ya şampiyonluğu getiren etapta işaret fişeğini yakan o olmuştu. Ve son bir şey… Şampiyonluk dışındaki sonuçlarını umursamadığını biliyoruz; ama son gün Chaves’e yanıt vermeyip podyumu ikram etmesini pek anlamlandıramadım açıkçası.

Jonathan Vaughters’ın Talansky planı tutmuşa benziyor. Birleşik Amerikalı bisikletçi, kariyerinin en iyi büyük turunu koştu. Üç hafta boyunca pek ortalarda gözükmese de, beşinci sırada yer almayı başardı. Eh, kimse yarışı kasıp kavurmasını beklemiyordu zaten. Görevi buydu: Her etap mümkün olduğunca az fark yemek. Talansky’le beraber Cannondale’in bir diğer bisikletçisi Formolo da kendine ilk 10’da yer buldu. Berbat bir zamana karşıcı olmasa birkaç basamak yukarıda dahi bitirebilirdi. Geçen yıl Giro’da aldığı etaptan sonra pek ortalarda gözükmemişti. Kendini hatırlattığı iyi oldu.

Vuelta a Espana - Stage 21
Vuelta 2016

Yarış boyu çok sayıda kayıp yaşadık. Ben dahil çoğu kişinin gözünü diktiği Miguel Angel Lopez onlardan biri. Daha ilk etapta mekanik sorun yaşayarak yarışa kötü bir başlangıç yaptı. Ardından iki dişini kırmasına neden olan bir kaza yaptı ve yarışa devam edemedi. Edebilse en kötü ilk 5 yapmasını bekliyordum. Bir diğer podyum adayı Kruijswijk, organizasyonun devasa bir hatası sonucu, yol kenarında unutulan bir kaldırım babasına çarparak yarışa veda etti. Hoş, o ana kadar 3 dakika geriye düşmüştü bile. Bir de Samu Sanchez var. Kariyerinin son büyük turunda rahat bir ilk 10 çıkaracakken zamana karşı etabında düşerek Madrid’i göremedi. Etap sonrası hıçkıra hıçkıra ağlaması, bu Vuelta’nın en kalp kıran anlarından biriydi.

YEŞİL MAYO

Yarışı domine edecek sprinterlerin yokluğu, ucu açık etaplar izlememize olanak sağladı. Toplu sprintle biten 6 etapta 4 farklı kazanan gödük. 2 galibiyetle başlayıp yavaşlayan Meersman ve yavaş başlayıp 2 galibiyetle bitiren Magnus Cort, dar sprint kadrosunda öne çıkan isimler oldular. Kalan etapları Van Genechten ve Jempy Drucker kazanırken, kağıt üzerinde en güçlü sprinter gibi duran Arndt büyük hayal kırıklığı yaşadı. Yeşil mayoyu kazanan ise Fabio Felline oldu. Tam 5 etap podyumuyla beraber…

KISA KISA

Brambilla: 11. etaba kadar genel klasman mücadelesinin bir parçası olarak kalmayı başardı. Geriye düştükten sonra ise gözünü etap galibiyetine çevirdi ve kazanmakta hiç zorlanmadı. Giro’nun gözardı edilen kahramanlarından biriydi. Aynısını Vuelta’da da yaptı.

Gesink: Sakatlıklar, kalp hastalığı vs derken inişe geçen kariyerini tekrar canlandırdı. Üstelik kendini yeniden tanımlayarak. Genel klasmancı yerine etap yarışçısı olarak çok daha başarılı olacağını görmüştür. Bir etap kazandı, bir tanesinin de kıyısından döndü.

Fraile: Üstüste ikinci yıl Vuelta’da dağların kralı olmayı başardı. Son gün mayoyu kendisine ikram eden Ellisonde‘a ne kadar teşekkür etse azdır.

Calmejane: Direct Enegie’ye, tam 1497 gün sonra büyük tur etap galibiyeti getirdi. Adını anmak yeterli bir sebep.