Giro d’Italia 2019, Dinlenme Günü Notları – II

  • Zamana karşı avantajı aleyhine işleyen tarihteki ilk genel klasmancı Roglic olabilir. “Son gün nasıl olsa zamana karşı” diye düşünerek, yine zamana karşı etapları ile yarattığı farkın erimesine göz yumdu. Ve hesapta olmayan bir ufak kaza, o kredisini de tüketmek üzere… Avcunun içindeki şampiyonluğu göz göre göre tehlikeye attı. Hakikaten inanılmaz.
  • Çok merak ediyorum. Dumoulin devam edebilseydi Roglic nasıl yarışacaktı?
  • Yarışlar salt kas gücüyle kazanılmıyor. Çoğu zaman bisiklet üzerinde santranç oynamanız gerek. Ve söz konusu yarış zekası olduğunda mevcut pelotonda çok az kişi Nibali‘yle aşık atabilir. Büyük bir kumar oynadı. Ya kazanacak, ya da kaybettirecek… Her halükarda yarışa imzasını şimdiden attı bile. Il Grande!
  • Carapaz, peş peşe üç etapta Roglic’den 4, Nibali’den 3 dakika zaman çaldı. Nibali’yle yeterli farka (1′ 47″) sahip. Fakat Verona’da pembe mayoyu tutmak istiyorsa Roglic’le arasına en az bir dakika daha eklemek zorunda. Mevcut formuna bakarsak başaramaması için bir sebep görünmüyor. Favoriler, Courmayeur’de ona verdikleri zamanı çok arayabilirler.
  • Yates ve Lopez, ilk haftayı büyük yara alarak kapatmışlardı. İkinci haftayla beraber pembe mayo, hatta podyum şanslarını tamamen yitirdiler. Her şeye rağmen savaşmaya devam etmeleri takdire şayan. İkisi de, hiç değilse bir etap galibiyetiyle Giro’larını kurtarmak istiyorlar. Hoş, yarış öncesi ettiği onca laftan sonra Yates’i kurtarmaya yeter mi; bilemiyorum.
  • Zakarin uzun sonra yaşam belirtisi gösterince sevinmiştik. Ne yazık ki tek atımlık kurşunu varmış. Lago Serru’da etaba uzanıp genel klasmanda Roglic’in arkasına gelmesinin hemen akabinde 7 dakika fark yiyip tekrar denklemden çıktı. 2017 günlerine dönmesi için biraz daha bekleyeceğiz anlaşılan.
  • Her kaçış galibiyeti, bisiklet tarihine ufak tefek kişisel hikayeler bırakır. Benedetti‘ninki de onlardan biriydi. Kariyerini takım arkadaşlarının başarılarına vakfeden bir isim, 32 yaşında ilk -ve muhtemelen son- profesyonel galibiyetini aldı. Yarış sonrası söyledikleri, “bir domestiğin yaşamı”na dair çok şey anlatıyordu.
  • Yarışın başından bu yana Gavia‘nın iptal edilip edilmeyeceği konuşuluyordu; edildi. Onun yokluğunda parkura Cevo ve Aprica tırmanışları eklendi. Hala 5.000 metreye yakın bir irtifa söz konusu; fakat ilk bakışta eskisi kadar korkutucu gelmiyor şimdi.
  • Gavia’nın çıkarılmasıyla yeni Cima Coppi 2.047 metre ile Passo Menghen oldu. Oysa yarışın en yüksek noktası geçtiğimiz cuma çıkılan Lago Serru (2,247 metre) haline gelmişti. Organizasyon, geriye dönük bir düzenleme yapmak istemedi/yapamadı muhtemelen.

* * *

Pembe mayo: Richard Carapaz
Siklamen mayo: Arnaud Demare
Mavi mayo: Giulio Ciccone
Beyaz mayo: Pavel Sivakov

* * *

Carapaz
Roglic (+47″)
Nibali (+1′ 47″)
Majka (+2′ 35″)
Landa (+3′ 15″)
Mollema (+3′ 38″)
Polan (+4′ 12″)
Yates (+5′ 24″)
Sivakov (+5′ 48″)
Lopez (+5′ 55″)

Giro d’Italia 2019’a Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Dumoulin, iyiden iyiye Froome-vari bir bisikletiye dönüştü. Kendini büyük turlar ile var edip sezonun geri kalanında etliye sütlüye pek bulaşmıyor. Ne yalan söyleyelim, bu işi iyi de yapıyor. İki yıla biri şampiyonluk üç podyum sıkıştırdı. Ama işte; tat verdiğini söylemek mümkün değil… Elimizde formuna dair iyi veya kötü herhangi bir veri yok. Dedim ya, pek ortalarda yoktu. Fakat geçen sene de durum farklı değildi. Değişen bir şey olduğunu sanmıyorum. Hal böyle olunca, kendisi için tasarlanmış gibi duran bir pakurda, ilk sıraya onu yazmamak için hiçbir neden yok. Dağlardaki en büyük destekçisi yine Oomen olacak.

Roglic, bu yıl her aya bir galibiyet sığdırmayı başardı. Şubatta BAE Turu, martta Tirreno-Adriatico, nisanda ise Romandie Turu. Özellikle sonuncusu bir başkaydı. Takımı, Giro için bacaklarını test etme niyetiyle yarışa katıldığını, genel klasmana oynamayacağını söylerken o gitti güle oynaya üç etap kazandı. Halihazırda, yarış listesindeki en formda isim o. Yarışın da Dumoulin ile birlikte en büyük iki favorisinden biri. Rakibine göre tek eksiği, büyük tur deneyiminin hala yetersiz olması. Geçen yıl, son gününe podyumda girdiği Tour’u heyecanına yenik düşerek dördüncü bitirmişti. Hem de zamana karşı etabında. Bu kez sinirlerine hakim olmalı. Yoksa dağlar sıkıntı çıkarmayacaktır.

Simon Yates‘in yerinde kim olsa, geçen seneki Giro çöküşünün ardından kendini kolay kolay toparlayamazdı. Ama o, hatalarından doğru dersleri çıkartarak katıldığı ilk yarışta (Vuelta) şampiyonluğa ulaştı. O Giro, kariyerinin kırılma anıydı belki de. Bu sezon da performansında eksilme yok. Daha önce en büyük eksiği saydığımız zamana karşılar da fazla bir problem teşkil etmiyor artık. Hele işin içinde tırmanış varken, Dumo ve Rogla ile neredeyse aşık atabileceğini söyleyebiliriz. Öyle ki, bu yıl bir ITT etabı dahi kazandı. Bu üçlünün kapşmasını izlemek çok keyifli olacak.

Astana, Quick-Step ile beraber yılın en başarılı iki takımından biri. Etaplı yarışlarda ise tartışmasız en iyisi. Giro’ya da, belki en büyük favoriyle değil; ama en güçlü takımla geliyorlar. O kadronun liderliğini ise Miguel Angel Lopez yapıyor. Genç Kolombiyalı, bisikletinin üzerinde durmayı başaramayıp sürekli kazalara karıştığı ilk yıllarının ardından nihayet kendini buldu. Şu an en güvenilir büyük turculardan desek yanlış olmaz. Geçen yılı da, hem Giro hem de Vuelta’da podyum görerek kapatmıştı. Form açısından eksiği yok. En son Katalunya Turu’nu kazandı. Yalnız, bu sefer alt etmesi gereken daha çok isim var ve zamana karşı faktörüyle onların hemen altında kalacak gibi.

Kabul etmesi kolay değil ama Nibali de yaşlanıyor. Yaş oldu 35. Bacakları eskisi kadar iyi çalışmasa da, ruhundaki panache ve yarış aklı, onu hala zirvede tutuyor. En azından zirveye yakın bir yerlerde. Yine orada olacağına şüphe yok. Rakipleri, köpek balığının nefesini enselerinde hissettiklerinde içleri hiç de rahat olamayacak. Ama o kadar. İlk beş, Nibali için en ideal senaryo. Özellikle geçen seneyi boş geçtikten sonra o da bu sonuca burun kıvırmayacaktır.

Landa, uzun zaman sonra “takım emirleri” olmadan kendisi için yarışma şansı bulacak. Malum, sakatlığı nedeniyle Valverde yarıştan çekildi. Peki Landa buna hazır mı? Kritik soru bu ve cevap olarak “Evet” diyemiyorum. Liege-Bastogne-Liege’de bazı hayat belirtileri gördük; ama fazlası yok. Itzulia’daki yedincilik size ne söyler bilemiyorum. Nedense, geçen yılı dördüncü bitiren Carapaz bana daha güvenilir geliyor. Movistar da, yarışın gidişatına göre sene sonunda takımdan ayrılacak Landa yerine genç Kolombiyalı’ya yüzünü dönebilir.

Jungels, genel klasman inadından vazgeçmiyor. Oysa iki yıldır bahar klasikleri için ne kadar büyük bir potansiyel taşıdığını hepimiz gibi o da gördü. Taşlı klasiklerin ardından tekrar tırmanışçı fiziğine ulaşsa bile, ki Ronde’den beri yarışmayıp bunun için uğraşıyor, son haftadaki ölümcül dağ etaplarından sağ çıkması pek kolay olmayacak. Zamana karşı performansının etkisiyle bir şekilde ilk 10’a tutunması muhtemel; fakat bu onu tatmin eder mi, emin değilim.

Zakarin‘in 2019 karnesine bakıyorum da, alelade bir tırmanışçıdan farkı yok gibi duruyor. Dünya kadar yarış koşmuş, elde var sıfır. İşin fenası, geçen sene de böyleydi. Sanki iki yıl önce Vuelta’da podyum gören, Giro’yu beşinci bitiren o değil. Omuzlarından tutup “Ne sıkıntın var?” diye sormak geliyor içimden. Parkur çok uygun yoksa. İçindeki ateşi yeniden bulabilirse iyi şeyler yapabilir.

Kısa Kısa

Izagirre: Kariyer sezonunu geçiriyor. Sene başında Valencia’yı, henüz bir ay önce de Bask Turu’nu kazandı. Bir yandan liderine yardım ederken, öte yandan kendi yarışını koşmaya çalışacak. İlk 10’da iki Astana’lı görürsek şaşırmayın.

Formolo: Üzerine yattığı 2015 La Spieza etabından sonra nihayet yaşadığı hatırlattı. Geçen sene olduğu gibi ilk 10’da yer alması muhtemel. Son LBL ikincisini olduğunu hatırlatalım.

Majka: Genel klasmana oynadığı yıllar geride kaldı; ama hala çok tehlikeli. Bu yılı da formda geçiriyor. Dağların kralı mayosu için iddialı isimlerden.

Pozzovivo: Giro’yu altı kez ilk 10’da bitirdi. Bir yenisi yolda olabilir. Tabii Fleche Wallonne kazasının etkilerini üzerinden atabildiyse. Sanmıyorum ki Nibali’nin bebek bakıcılığını yapsın.

Mollema: Genel klasmanda yedinciliğe oynamaktansa etap kovalamanın çok daha evla olduğunu geç de olsa kavradı. Geçmiş takıntıları hortlamaz herhalde.

Chaves: İki-üç yıldır yetenekleri elinden alınmış gibi yarışıyor. Nerede 2016 Giro’sunu elinden kaçıran Chaves, nerede şimdiki… Buraya dahi ayıp olmasın diye yazıyorum adını. Umarım beni yanıltır.

Ineos: Egan Bernal’in antrenmanda köprücük kemiğini kırmasının ardından yarışa Alp Turu’nda ortalığı kasıp kavuran Geoghegan HartSivakov lider ikilisiyle geliyorlar. Yanlarında da bir başka 25 yaş altı genç yetenek Ivan Sosa var. Ineos gibi bir takımda böylesi bir şans kolay kolay ellerine gelmez. Her anından zevk almaya çalışacaklar.

Masnada: Alp Turu’nda iki etap alıp dikkatleri üzerine çekti. Genel klasmana değil de, etap ve KOM’a oynaması daha olası. Takım arkadaşı Cattaneo gibi.

 

SPRiNT

Organizyon, sprint etaplarının iyice sayısını kısmış durumda. Hepi topu 5 sprint etabı var ve bunlardan sadece ikisi düz profile sahipler. Yani hepsi sprinte kalmayabilir. İsimlere gelecek olursak… Üç büyükler Viviani, Gaviria ve Ewan yarıştalar.

Vivani, içlerinden en güçlüsü gibi görünse de, orijinal sprint treninden sadece Sabatini ve Senechal burada. Yani takım faktörü bir miktar kısıtlanmış durumda. Ewan için de benzer şeyler söyleyebiliriz. Farklı motivasyonlarla yarışa gelen isimlerden müteşekkil Lotto-Soudal, onun için yeterince “adam” ayıramamış durumda. Gaviria ise Quick-Step günlerinden sonra yeni takımına bir türlü tam anlamıyla alışamadı ve kazanmakta zorlanıyor.

Tam bu noktada dikkatleri Ackermann‘a çekmek istiyorum. İki yıldır harika işler yapıyor. Bu sene de çok formda. Öyle ki; Bora, Sam Bennett’ı kesip onu yarışa getirecek kadar güveniyor. İlk büyük tur heyecanını üzerinden atabilirse şimdiden iki etap yazıyorum.

Demare, Modolo, Nizzolo ve bilhassa, son dönemde form tutan Cimolai; adlarını anmamız gereken diğer sprinterler.

 

 

* * * * *   Dumoulin, Roglic

* * * *   Yates

* * *   Lopez, Nibali

* *   Landa, Carapaz, Zakarin, Jungels

*   Izagirre, Formolo, Majka, Pozzovivo

 

 

 

Podcast #12 – Vuelta a Espana 2017’ye Ön Bakış

12. podcast’te, yaklaşan La Vuelta’yı konuştuk. Az sprint, bol tırmanış ve 20’nin üzerinde genel klasman iddialısı… Chris Froome, Tour-Vuelta dublesine göz kırparken Alberto Contador kariyerinin son yarışında iz bırakmak istiyor. Söz bir noktada Bolt ve Farah’a dahi geldi… Keyifli dinlemeler.

Tour de France 2017’ye Ön Bakış

PARKUR

Fransa Turu, duvar yıkıldıktan sonra ilk kez Almanya topraklarından (Düsseldorf) başlıyor. 1987 Berlin’den tam 30 yıl sonra… Lakin Düsseldorf’daki yolculuğumuz sadece 1,5 gün sürecek. 2. etapta şehirden çıkıp Liege’e uğradıktan sonra, 3. etapla beraber Lüksemburg üzerinden tur ana karasına ulaşacağız. Ardından ver elini güney…

Yarış parkuru bu sene sprinterlere epey bonkör davranıyor. Toplam 9 sprint, 5 orta dağlık ve 5 de yüksek dağlık etabımız [sadece 3’ü zirve finişi (La Planche des Belles Filles, Peyrahudes ve Izoard)] var. İlk gün ve Paris öncesi son günümüzde 2 tane de bireysel zamana karşı koşulacak. Fakat toplam uzunlukları 40 kilometreye dahi ulaşmıyor. Önceki senelere oranla sarı mayo için daha açık bir yarış olacağını söyleyerek favorilere geçelim.

Tour de France 2017

GENEL KLASMAN

Froome, üst üste üçüncü, toplamda dördüncü şampiyonluğunu arıyor. Aradığını bulursa, rekoru egale etmesine sadece bir adım kalacak. Fakat işi, geçtiğimiz senelerdeki kadar kolay değil. 2012’den bu yana en kötü yılını geçiriyor. Bırakın herhangi bir haftalık turda genel klasmanı, sezon boyunca tek bir etap galibiyeti dahi alamadı. Her daim harikalar yarattığı Dauphine’de bile -son gün- podyum dışı kaldı… Hazır olun, koca bir “ama” geliyor… Her şeye rağmen, destansı domestik kadrosunun da (G, Landa, Heano, Nieve, Kwiatkowski vb) etkisiyle çok az farkla önde olduğunu düşünüyorum. Sebebi hemen aşağıda.

Chris Froome

Porte, Dauphine şampiyonluğunu son gün kaybetse de yarışın en sağlam bacaklarından birine sahipti. Ki o bacaklar, 1 ay önce kendisine Tour de Romandie’yi kazandırmıştı. Açıkça söyleyebiliriz, ana favoriler içindeki en formda isim o. Fakat geçmişte de böyleydi ve Porte’un büyük turlar karnesine baktığımızda, en iyi derecesinin geçen seneki Tour beşinciliği olduğunu görüyoruz. Hal böyle olunca, Avustralyalı bisikletçiyi Paris sokaklarında sarı mayoyla turlarken hayal edemiyorum bir türlü. Kritik soru şu: Kötü bir gün geçirmeden veya başına bile bela gelmeden 3 haftayı tamamlayabilecek mi?.. Yakın olacak. Ama sanki yine olmayacak.

Quintana‘nın Giro-Tour dublesi hayalleri ilk ayakta suya düştü. Pasif sürüşü nedeniyle epey destekçi kaybetti üstelik. Yine de, sezonu kurtarmak için bir şansı daha var. Zamana karşı kilometrelerinin azlığı işine yarıyor. Yarış profilinin çok sert olmaması da bacaklarındaki Giro yorgunluğunu düşünürsek avantajına diyebiliriz. Yorgunluk demişken… Q, Giro’dan sonra hiçbir yarışa katılmadı. Bu nedenle formunun ne durumda olduğunu bilmiyoruz. La Plance des Belles Filles’de bitecek 5. etap önemli bir gösterge olacak. Yeni bir podyum ufukta görünüyor. Dileğimiz ise kaderine razı bir şekilde yarışmaması.

Valverde, bahar sezonun en iyisiydi. 3 tane haftalık tur kazandı, üstüne FL-LBL dublesi yaptı. Lakin hemen ardından 1,5 aylık bir tatile girdi ve dönüşü pek iyi olmadı. Defaatle Nairo için çalışacağını söylese de “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diyoruz. Hele söz konusu Valverde ise… Yalnız şöyle bir ikilem var: Valverde’nin Q’ya yardımı en çok genel klasmana yakınken mümkün. Ancak bu şekilde ikili oyun oynayabilirler. Hadi buyurun!

Aru, diz sakatlığı nedeniyle 3 ay yarşamadıktan sonra kendini çabuk toparladı. Dauphine’de beklentileri aşıp beşinci oldu, hemen ardından ise İtalya yol şampiyonluğunu kazandı. Herkes, 2015 formunu bulduğunu yazıp çiziyor. Ki o form, Aru’yu podyuma taşıyabilir. Yarıştaki en taze genel klasman iddialısı olduğunu da hatırlatalım… Takım beri yandan Fuglsang‘a sahip. Hem Aru’nun en büyük yardımcısı, hem de Astana’nın B planı olacak. Tüm enerjisini Dauphine’yi kazanmak için harcamadıysa kendine ilk 10’da bir yer edinebilir.

Richie Porte

Fransızların yarıştaki tek umudu Bardet. Geçen sene elde ettiği ikincilikten sonra bu sene zirve için kapışabileceğini söylemek isterdim; fakat Dauphine performansı pek iç açıcı değildi. İlk 5, onun için en ideal senaryo olacaktır. Bir etap galibiyeti de fena olmaz hani. AG2R’in onun için iyi bir takım getirdiğini söyleyebiliriz. Yaveri Latour, Frank ve Vuillermoz… Porte bile bu kadarına sahip değil.

Contador, ilk şampiyonluğunun 10. yılında, muhtemelen son Fransa Turu’na çıkıyor. Dauphine’de bir kez daha gördük ki; bacakları, aklından geçenleri yapmasına izin vermiyor. Birincilik dışındaki sonuçları umursamadığını, birinci olması için de pelotona uçak düşmesi gerektiğini bildiğimiz için neler yapacağından emin olamıyorum. Gerilerde bile kalsa, ki hayli olası, her halükarda yarışın hakkını vereceğinden emin olabiliriz.

Majka ilk kez Fansa’ya lider olarak geliyor. Daha önce hep Contador’un süper domestikliğini yapmıştı. Tabii bunu yaparken araya 2 polka dot mayo ve 3 etap galibiyeti sığdırmayı da ihmal etmedi. Formda olduğunu söyleyebiliriz. Kaliforniya’da ikinci oldu, Slovenya Turu’nu kazandı. İlk 5 için önemli bir aday olacağına şüphe yok… Takımın diğer kozu ise Dauphine’de harika işler yapan Buchmann. Geçtiğimiz yıllarda Majka’nın Contador’a yaptığını bu kez o Majka’ya yapmaya çalışacak. Gelecekte çok daha iddialı olacağını söylemek zor değil.

Nairo Quintana

Dan Martin hiçbir zaman tam anlamıyla bir genel klasmancı olmadı. Ama kendisine uygun parkur bulduğunda elinden gelenin en iyisini yapmaktan da geri durmadı. Bu yıl Tour, o parkurlardan birine sahip. Geçen yıl elde ettiği dokuzunculuğu geliştirmesi olası. Quick-Step’in Kittel etrafında kurulduğunu, Brambilla‘dan başka ona yardım edebilecek bir isim olmadığını ekleyelim. Gerçi kendisi pek domestiğe ihtiyaç duyan biri sayılmaz.

Dauphine’de iyi gözüken isimlerden biri de geçen yılın sekizincisi Meintjes‘di. Tekrar benzer bir dererece yapması muhtemel. Beyaz mayonun da Yates ile beraber en büyük iki favorisinden biri. Bana sorarsanız birincisi.

Orica’nın kağıt üzerindeki lideri Chaves gibi görünse de pratikte durum böyle olayacak. 4 aylık sakatlık molasınn ardından 3 haftalık turda mücadeleci olması pek kolay değil zira. Takım da bunun farkında olarak Giro öncesi Adam Yates‘i apar topar yarıştan çekip Fransa’ya sakladılar. Lakin onun da form durumu da epey dalgalı. Romandie’de galibiyeti kaçırdı, Dauphine’de ilk 10’u bile göremedi. Tour’da bunu başarabileceğini umuyor. Aksi halde beyaz mayonun uzağında kalacak.

Yeni takımı Bahrain-Merida ile iyi bir sezon geçiren Ion Izagirre ve Cannondale’in lider ikilisi UranTalansky; adlarını anmamız gereken diğer isimler. Ve Lotto Jumbo…. Roglic, Gesink, Bennett gibi sağlam tırmanışçılara sahipler. Ana hedefleri etap galibiyeti olsa da, bir şekilde ilk 15 içinde kendilerine yer bulabilirler.

 

YEŞİL MAYO

Sagan, Tour de France sahnesine çıktığı 2012’den bu yana her yıl yeşil mayoyu kazanmayı başardı. Önümüzdeki senelerde karşısına Gaviria çıkana kadar da kazanmaya devam edeceğe benziyor. 5 yıllık karnesine bakın: 7’si birincilik, toplam 34 podyum…

Peter Sagan

Sagan’a yaklaşması en muhtemel ismin Kittel olmasını bekliyorum. Tüm sprinterler grubu içinde tırmanış kabiliyeti en zayıf isim olsa da, kazanacağı 5+ etap ile sağlam puan toplayacaktır. Sahip olduğu takımdan bahsetmiyorum bile.

Taze Fransa şampiyonu Demare, tamamen onun üzerine kurulmuş bir takımla düşecek yollara. Tabii gözü yeşil mayodan çok etap galibiyet(ler)inde olacak. En az bir tanesini kazanamazsa yazık o trene.

Greipel, 2008 Giro’dan bu yana katıldığı her büyük turda etap almayı başardı. Seriyi sürdüreceğine şüphe yok. Onca sprint etabı içinde en az 1-2 tanesinden zaferle ayrılacaktır. Ayrılmalıdır.

Matthews, düz etaplarda saf sprinterlere karşı koyabilecek top speed’i üretemiyor. Başarılı olması için sonu eğimli Ardenne tandanslı etaplar lazım ve bu yarışta onlardan sadece iki tane var… Söylediklerim Colbrelli için de geçerli.

Cavendish mononükleoz teşhisi nedeniyle bir süredir yarışmıyordu. Tour’a katılıp katılmayacağı da son ana kadar belirsizdi. En büyük motivasyon kaynağı Eddie Merckx’i yakalamak olacak; ama işi hiç kolay değil. Şansı yaver giderse belki bir etap galibiyeti. (Geçen sene de aynı şeyi söylemiştim.)

Bouhanni, Goenewegen, Kristoff ve Degenkolb; etap galibiyeti için sprint atacak, bol bol podyum civarında dolaşacak diğer isimler. Son olarak; sezon sonunda Direct Energie’den ayrılacağını açıklayan Coquard‘ın, takım patronu Jean-René Bernaudeau tarafından Tour kadrosuna alınmadığını belirtelim.

 

POLKA DOT MAYO

4’ü HC, toplam 11 kategorize tırmanışın geçileceği 9. ve 17. etaplar, klasman için büyük önem taşıyor. Kaçış grubuna gitmesi muhtemel bu etaplarda toplanacak puanlar, sahiplerine büyük oranda dağların kralı mayosunun kapısını aralayacak. 

Akla gelen ilk isim, Pinot. Giro’da podyumu kıl payı kaçırdıktan sonra bu kez memleketinde görücüye çıkıyor. Fakat bu sefer hedefi genel klasman değil. Geçtiğimiz yıl bu klasmanda ikinci olan kaçış uzmanı De Gendt, bir diğer favori. Rolland‘ı da atlamamak lazım… Genel klasman için adını saydığımız; fakat yarıştan erken kopup gözünü buraya dikecekler de olacaktır elbet. Giro’da Landa’nın yaptığı gibi. Şimdiden kimlerin olabileceğini söylemek zor.

 

* * * * *   –

* * * *   Froome, Porte

* * *   Quintana, Aru

* *   Bardet, Majka, Contador, Valverde

*   Meintjes, Yates, Martin, Fuglsang  

Tour de France 2016 Değerlendirmesi

Paris - France - wielrennen - cycling - radsport - cyclisme - Romain Bardet (FRA-AG2R-La Mondiale) - Christopher - Chris Froome (Norway / Team Sky) - Nairo Quintana (COL-Movistar) pictured during stage 21 of the 2016 Tour de France from Chantilly to Paris, 113.00 km - photo Cor Vos © 2016
Romain Bardet – Chris Froome – Nairo Quintana

Bir Oscar geleneğidir. Uykusuz kalınan o uzun gecenin sabahında, törenin ne kadar sıkıcı geçtiğini söyler, sonra ertesi yılı iple çekeriz. Fransa Turu bana o hissi vermeye başladı. Özellikle bu sene. Bunu sadece Froome/Sky dominasyonuyla açıklayamayız. Mesele daha ziyade diğer bisikletçilerin yenilgiyi kabullenmişlikleri. İş öyle bir noktaya geldi ki, kendi aralarındaki podyum yarışında dahi göz doyurur bir mücadele görmedik. Mollema ve Dan Martin gibi atak yapmaktan geri durmayan isimler ise sonucu değiştirmeye muktedir değillerdi. Tabii bu konuştuklarımız genel klasman mücadelesi için geçerli. Bol bol kaçış galibiyeti izlediğimiz yarışta, heyecan duymamızı sağlayan bir dolu isim oldu. Hepsine sırayla geleceğiz. Ama önce şampiyon…

Cycling: 103th Tour de France 2016 / Stage 21 Illustration /Christopher FROOME (GBR) Yellow Leader Jersey/ PARIS City / Landscape / Peloton / Arc De Triomphe / Chantilly - Paris Champs-Elysees (113Km)/ TDF / © Tim De Waele
Tour de France 2016

GENEL KLASMAN

Froome, 8. ve 11. etaplardaki sürpriz ataklarıyla elde ettiği farkları, zamana karşılarla maksimize ederek Tour’u kazanmayı bildi. Ve bunu yaparken hiç zorlanmadı. Önceki zaferlerine oranla daha meşakatli bir yol izlemesini bekliyorduk oysa. Yanılmamıza sebep, başta Quintana olmak üzere, kağıt üzerindeki tüm rakiplerinin bu denli pasif kalmaları oldu. Düşünün; koca Tour boyunca dağlarda tek bir ciddi atak karşılamak zorunda dahi kalmadı. Tek yapması gereken, takım arkadaşlarının muhafazası altında pedal çevirmeye devam etmekti. Ki o takım arkadaşları, Froome’a şampiyonluğu getiren en önemli faktördü. En çok da Wout Poels.

Saint-Gervais - France - wielrennen - cycling - radsport - cyclisme - Wout Poels (NED-Team Sky) - Christopher Froome (GBR-Team Sky) pictured during stage 19 of the 2016 Tour de France from Albertville to Saint-Gervais, 146.00 km - photo JdM/PN/Cor Vos © 2016
Chris Froome – Wout Poels

Froome böylelikle 3. Tour şampiyonluğuyla Greg LeMond, Lousion Bobet ve Philippe Thys gibi efsaneleri yakaladı. Beri yandan, Migel Indurain’den bu yana yarışı üst üste kazanan ilk isim oldu. Sky açısından bakarsak, son 5 yılda 4 galibiyet görüyoruz. Bugünden bakınca, en az 1-2 sene daha bu dominasyonun sürmesi olası gibi. Froome heybesini başka başarılarla doldurmak adına hedef değiştirmezse tabii.

19. etaba kadar Fransızların henüz bir etap galibiyeti yoktu. 19. etaptan sonra ise yeni bir kahramanları oldu. Froome’un yağmurda kayıp düşmesine reaksiyon verebilen tek isim olan Bardet, akıllıca bir atakla ülkesinin 17 yıllık etap galibiyeti serisini sürdürüp kendini genel klasmanda ikinciliğine attı. “En iyi Fransız kim?” sorusuna da bu sene için cevap bulmuş olduk böylelikle. Pinot’nun tavanının daha yüksekte görsem de, istikrarı Bardet’yi bir adım öne çıkarıyor. Ah, bir de bu kadar kötü bir zamana karşıcı olmasa…

Bugün Quintana‘dan “hayal kırıklığı” diye bahsediliyorsa, bize alıştırdıklarından dolayıdır. 26 yaşında 3. Tour podyumuna ulaşan biri için bu yakıştırma fazla ağır yoksa… Froome’u alt etmesi en başından beri pek mümkün durmyordu; ama ondan beklentimiz atak olmasıydı. “Ha bugün ha yarın” derken koca Tour geldi geçti; ama “o atağı” hiç göremedik. Kaderine de, üçüncülüğü de razı geldi. Şaşırtıcı şekilde, takımından umduğu desteği de alamadı Kolombiyalı. (Bu cümleyi Giro’da da kurmuştum.) Ve yine şaşırtıcı şekilde, en büyük yardımcısı Valverde‘ydi. Zaman zaman içindeki ateşi bastıramayıp Quintana’yı yalnız bıraktı; ama olacak o kadar. Kırk yıllık ego, bir anda süper domestik olmayı kaldıramıyor. Tüm bu işleri yaparken yarışı 6. sırada bitirdiğini söylemeden geçmeyelim. Daha iki ay evvel Giro’da podyum yaptı bu adam.

Peter Sagan
Peter Sagan

Tour’un yıldızlarından biri Adam Yates‘ti. Henüz 23 yaşında, ikinci Fransa Turu’nda podyumun eşiğinden döndü. Ve bu sayede rahatça beyaz mayonun sahibi oldu. 19. etapta pelotondan düşmemek için harcadığı çaba bile başlı başına alkışı hak ediyor. Bir gün Tour’u kazanabilir mi, emin değilim. En azından bu zamana karşısıyla zor. Lakin bu başarı tesadüf değil ve uzun yıllar onu zirveye oynarken göreceğimize eminim. 2014 Türkiye Turu’nda çıplak gözle izleyebildiğimiz için çok şanslıyız.

İkinci etapta lastik patlatıp 2 dakikaya yakın fark yemese, şu an Porte‘un Tour podyumundan, Sky boyunduruğundan kurtulup nasıl kendini bulduğundan bahsediyor olacaktık. Veya fark yaratması beklenen 13. etaptaki zamana karşıda Quintana’yla aynı dereceyi yapmasa. Hikaye Avustralyalı’nın istediği gibi gelişmedi; ama hala olumlu konuşabiliriz. En azından pes etmedi ve 31 yaşında büyük turlardaki kariyer zirvesini gördü. Üstelik pes etmeye en meyyal isim o iken… Van Garderen cephesinde ise değişen bir şey yok. Yarış boyu ilk 10 içinde seyrettikten sonra 17. etapta kontak kapatıp kendini 29. sırada buldu. Ben daha ne diyeyim?

Genel klasmandaki yerlerine bakmayın, Dan Martin ve Bauke Mollema bu Tour’un yüz aklarından. Kimse kılını kıpırdatmaya yanaşmazken, onların aklında hep atak vardı. Martin yine şanslı. Her ne kadar çok istediği etap galibiyeti gelmese de yarışı ilk 10’da bitirmeyi başardı. Genel klasmancı olmayan biri için harika bir sonuç. Fakat aynı şeyleri Mollema için söyleyemiyoruz. Bütün yarışı ilk 3’te götürdükten sonra 19. etapta yaptığı 1,5 kazanın ardından gerilere düştü, üzdü. Giro’da Kruijswijk, Tour’da Mollema… Hollandalılar 2016’yı pek iyi hatırlamayacaklar.

epa05439447 Tinkoff team rider Rafal Majka of Poland celebrates on the podium wearing the best climber polka-dot jersey of the 103rd edition of the Tour de France cycling race over 113Km between Chantilly and Paris Champs-Elysees, France, 24 July 2016. EPA/IAN LANGSDON Dostawca: PAP/EPA.
Rafal Majka

Uzun bir hayal kırıklıkları listemiz var. “Paris’i göremeyecek” kehanetimi gerçeğe dönüştüren Contador listenin başında yer alsa da, beni asıl şaşırtan Pinot oldu. Önce genel klasman mücadelesinden, daha sonra yarıştan koptu. Froome ve Quintana’nın yanındaki boş podyum basamağında onun olmasını bekliyordum oysa. Onların hemen ardından Aru geliyor. Dauphine’de verdiği olumsuz sinyalleri doğru algılamışız. Yine de bu kadar kötü olacağını tahmin etmemiştim. Kendine ilk 10’da dahi yer bulamadı. Ve Barguil… Her tırmanışta, geriye düşerken gördüğümüz ilk isim oydu. Son gün kaçışa girmeye çalıştı; ama orada bile grupla beraber kalmayı başaramadı. İsviçre Turu’nda izlediğimiz Barguil başka bir bisikletçiydi galiba.

SPRİNT MAYOSU

Sevin ya da sevmeyin, Sagan‘a kayıtsız kalmak mümkün değil. Şu an bisikletin bir numaralı yıldızı o. Ne Froome, ne başkası… Kariyerinin en iyi yılını, en iyi Fransa Turu’yla taçlandırdı. 3 etap kazandı, 8 kez podyum, 10 kez ilk 10 yaptı. Dağlık etapların bir kısmında kaçışlara girdiğini de düşünürsek, yarışın üçte ikisinde o vardı. Ve haliyle 5. kez üst üste yeşil mayoyu kazandı. Üstelik rekor puanla, en yakın rakibinin puanını ikiye katlayarak… Erik Zabel’in rekoruna artık 1 var.

3658466E00000578-3698281-Cavendish_claimed_victories_at_Utah_Beach_Angers_Montauban_and_V-a-40_1468963169693
Mark Cavendish

Sagan bildiğimiz gibiyse, Cavendish eskiden hatırladığımız gibi. “Bir etap alsa mutlu olur,” diyordum,  4 etap kazandı. Huşu içinde yarıştan ayrılmasa muhtemelen Champs-Elysees’de de o galip gelecekti. Yıllardan sonra, “Artık bitti,” denirken krallığını geri kazandı. Kaiyerinde ilk kez sarı mayo taşıdığını da unutmayalım.

Giro’da toplam 7 etap kazanan GreipelKittel ikisili, Tour’da Cavendish’in şovu çalmasına engel olamadılar. Birer etap galibiyeti ikisini de kesmeyecektir muhtemelen. Champs-Elysees’de gelen üst üste ikinci zafer Greipel için önemli yine de. Yarışa kötü başlayan Matthews, sonunu iyi getirdi. Yarışın en keyifli günlerinden biri olan 10. etapta kaçışa girerek nefis bir etap kazandı. Yalnız bir kez daha gördük ki Matthews artık bir sprinter değil. Coquard ve Kristoff ise çok çabalamarına rağmen yarışı etap kazanamadan bitirdiler. İki de yeni keşfimiz var: Daniel McLay ve Sondre Holst Enger.

TIRMANIŞ MAYOSU

Majka; 2014 yılında genel klasman mücadelesi verdiği Giro’nun ardından Contador’a yardım için Tour’a gelmiş, liderinin yarışı terketmesiyle önü açılıp polka dot mayoya uzanmıştı. Sene 2016. Majka; genel klasman mücadelesi verdiği Giro’nun ardından Contador’a yaprdım için Tour’a geldi ve liderinin yarışı terketmesiyle önü açılıp polka dot mayoyu kazandı. Saygılar.

Mayonun diğer iddialı ismi Thomas de Gendt‘ti. Kaçışa girdiği gün sayısı belki Majka’dan da fazlaydı; ama 18. etapta gruba katılmayı başaramayınca dağların krallığı a uçup gitti. Yine de çok kıymetli bir Mont Ventoux zaferi elde ettiğini unutmayalım. Etapta yaşanan kaos, galibiyetini gölgeledi ne yazık ki.

* * *

Son hafta yaptıklarıyla (1 etap galibiyeti, 2 de ikincilik) kendine hayran bırakan Pantano, Sagan’la beraber jenerasyonunun bir diğer yetenek fıçısı olan Alaphilippe, kazandığı 2 etaptan sonra talihsiz bir şekilde yarışı bırakmak zorunda kalan Dumoulin, son Fransa Turu’nda ilk 10 görmeyi başaran Purito ve ilk etapta ağır bir kaza geçirip 3 haftayı son sırada da olsa bitirmeyi başaran Sam Bennett; adlarını anmamız gereken diğer isimler.

 

https://bisikletta.com/2016/07/01/tour-de-france-2016ya-on-bakis/

https://bisikletta.com/2016/07/11/tour-de-france-2016-dinlenme-gunu-notlari-i/

https://bisikletta.com/2016/07/20/tour-de-france-2016-dinlenme-gunu-notlari-ii/

 

Tour de France 2016 Dinlenme Günü Notları – II

İkinci haftayı aktarabiliyor olmak benim için çok güç. Hem Tour de France’ın Mont Ventoux etabındaki garip olay, hem de ülkenin içinde bulunduğu hâl. Tüm dengemi yitirmiş olsam da, bu hafta hakkında da düşüncelerimi buraya aktarmaya çalışacağım. Öncelikle 12. etapta yaşananların anormal şeyler olduğunu söyleyelim. Olayı kısaca özet geçelim. Yarışın bitimine 1200 metre kala seyirci kalabalığının aşırı olması sebebiyle yokuşta şişme oldu. Sonrasında Richie Porte, Bauke Mollema ve Chris Froome‘un önündeki 4 motosiklet de durmak zorunda kaldı ve zincirleme kaza yaşandı (video). Froome’un bisikleti kırılınca zirveye doğru koşmaya başladı ve tuhaf bir görüntü oluştu. Zirveye doğru koşan bir sarı mayo… Tarihe tanıklık etmek için muazzam bir andı (video). Kazadan en iyi şekilde kurtulan Mollema oldu ve yola devam etti. Froome önce Mavic’ten bisiklet aldı, o bisiklet kendisine uymayınca, takım arabası geldi vs. Bu kısımlar olayın daha çok hikâyesel kısımları. Sonuç olarak çoğu yarışçı Froome’u geçti ve de sarı mayonun Adam Yates‘e geçme durumu söz konusu oldu. Söz konusu oldu diyorum çünkü, sarı mayo töreni olmadı ve jürinin kararını beklemeye başladık. Etap sonrasında kendi aramızda birçok tartışma yaşadık ve tabii ki sonuca varamadık. Sarper Günsal’ın sıcağı sıcağına yayında dediği gibi, ne karar çıkarsa sonuç yanlış olacaktı. Aynen de öyle oldu. Kimse memnun değil. Aksi bir karar çıksa yine kimse memnun olamayacaktı.

Nice saldırısı saygı duruşu.

Yarışta olan kazalarda, özellikle seyirci ve motosiklet kaynaklı kazalarda bisikletçiler kesinlikle mağdur oluyor. Mesela Giro d’Italia 2014’te Manuel Bongiorno seyircinin itmesi sonucu düşürülmüş ve olası bir etap zaferinden mahrum kalmıştı (video). Ya da son zamanlarda motosiklet bazlı birçok kaza oldu. Ancak Mont Vantoux etabındaki bu saçma sapan kazanın baş sorumlusunun organizasyon olduğunu düşünüyorum. O yüzdende şahsi fikrim, yarışın o esnadaki süreler ve farklarla bitirilmesi yönündeydi. Adam Yates de böyle bir durumun vasıtasıyla sarı mayo giymek istemediğini ifade etti. Sonuç olarak jüriden Porte’un ve Froome’un Mollema’yla aynı zamanda, Nairo Quintana‘nın ve yer aldığı diğer favoriler grubunun ise Adam Yates ile aynı zamanda bitirmesine karar verildi. Bence müdahale edilmesi doğru. Müdahale ediş biçimi yanlış. Bu konuyu Tour de France’ın bitiminde özel bir yazı aracılığıyla tekrar değerlendireceğiz.

Yokuşlarda maalesef ekstrem bir olay göremedik. Team Sky ve Chris Froome, beklenildiği gibi pelotonun önüne set olup dizildi. Nairo Quintana formundan çok uzak. Yarış başlamadan önce Chris Froome ile birlikte en çok şans tanınan isimdi ama kendi çizgisinde değil. Hollandalı Bauke Mollema kendisinden beklentilerin üzerinde. Keza Richie Porte da öyle. Onun dışında en büyük sürprizi Adam Yates yaptı diyebiliriz. Adam Yates hem beyaz mayoda rahat bir şekilde yoluna devam ediyor. Hem de kürsüde dolaşmaya devam ediyor. Bunları yaparken yokuşlarda tek başına yaptığını da hatırlatalım. ORICA-BikeExchange’in Adam Yates için herhangi bir domestiği bulunmuyor. Yokuşlar için bir ufak not daha, finişi 6 km geriye alınsa da efsane Mont Ventoux etabını kazanan, Belçikalı kaçış uzmanı Thomas de Gendt oldu.

Peter Sagan

Beklenildiği üzere ikinci haftada da Peter Sagan‘ın ismi sıkça haykırıldı… Sagan ikinci haftada, iki birincilik, bir ikincilik ve bir üçüncülük elde etti. Podyum töreni pratiğinde artık yeni bir seviyeye ulaştı. Mark Cavendish ise Tour de France 2016’da dördüncü etap zaferini elde etti. Son yıllarda patlayıcı gücünden uzaklaşmaya başladığımız Cavendish, Alman rakipleri Andre Greipel ve Marcel Kittel‘i Fransa Turu 2016’dan sildi attı. Cavendish’in olimpiyatlarda pistte yarışacağını biliyoruz ve yarışın sonu onun için erken geldi. Beklenildiği gibi Cavendish 2. dinlenme gününde Tour de France 2016’tı terk etti. Yarışı bu kadar başarılı geçirmese, ilk haftanın sonunda bile olimpiyat hazırlıkları için erken veda yapabilirdi.

Dağların kralı mayosu için Rafal Majka ve Thomas de Gendt kıyasıya kapışıyor. Bourg-en-Bresse – Culoz etabında ise de Gendt, Majka’ya eşlik edemedi. Majka’nın etap için kapıştığı isim ise Jarlinson Pantono‘ydu. IAM Cycling’in Kolombiyalı yokuşçusu iniş yeteneğini de tüm dünyaya lanse etti. Artık bu konuda kendisini özel bir yere koymamız gerekiyor. Şu an için bu turda Fransa’da etap alabilen tek Kolombiyalı da kendisi. Herkes hâlâ Nairo Quintana’dan bir şeyler bekliyor.

Yeşil mayoyu Peter Sagan garantiledi desek yanlış olmaz. Dağların kralı mayosunda da Rafal Majka bir adım önde. Sarı ve beyaz mayoda da işler değişecek gibi gözükmüyor. Chris Froome ve Adam Yates‘in durumları gayet sağlam.

Tour de France 2016’ya Ön Bakış

Tour de France 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Tour de France 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Mark Cavendish

Bu sene Tour de France’ın 103. edisyonu düzenleniyor. Çoğu büyük turda olduğu gibi, TdF 2016’nın da ilk bölümü genel olarak sprint etaplarıyla geçildi. Hepsini toptan bir şekilde özetleyebileceğimizi düşünüyorum. Öncelikle ilk 9 güne ülkesel boyutta Büyük Britanyalı bisikletçilerin damga vurduğunu söyleyebiliriz. Takım olarak da Dimension Data’nın. 4 sprint etabının 3’ünü usta sprinter Mark Cavendish aldı. Son yıllarda rakiplerinin gölgesinde kalan isim, pozisyon bilgisini nasıl kullanabildiği bir kez daha gösterdi. Belki Marcel Kittel’in, hatta diğer sprinterlerin maksimum hızları ve güçleri daha fazla ama Mark Cavendish sprinti ne zaman, nerede ve ne şekilde atacağını çok iyi biliyor. Bu sene olimpiyatlarda pist yarışlarında da madalya hedefleyen Cavendish’in Fransa Turu’ndaki performansı hepimiz için ekstra oldu diyebiliriz. Alman sprinter Andre Greipel bu sene çok formda olsa da, bu formunu Fransa Turu’na taşıyamadı. Bir diğer Alman  Marcel Kittel de her zamanki gibi güç göstergesi yaptı ama sadece 1 etap kazanabildi. Bunda kendisinin zamanlama hataları yapması ve Cavendish’in tecrübesine yenik düşmesinin de payları büyük. Her türlü marifet sahibi yıldızımız Peter Sagan da kendine 1 galibiyet çıkarmayı başardı ve alanındaki önemli isimlere mesajı verdi. Sagan tabii ki sprint etaplarında da kafa göstermeyi ihmâl etmedi. Finiş fotoğraflarında her zaman kareye girmeyi başardı. Alexander Kristoff ve Michael Matthews‘un sprintlerde esamesinin okunmadığını söyleyebiliriz. Kristoff çok formsuz, Matthews ise takım içi çekişmelerle uğraşıyor. Matthews’ın sezon sonu takımdan ayrılacağı söylentileri de git gide artıyor. Fransız sprinter Christophe Laporte ise Cofidis adına sprintlerde yer tutmaya çalışıyor. Nacer Bouhanni’nin sakatlığında kendisine fırsat doğdu ve fena da iş çıkarmıyor. İki genç isim; Dylan Groenewegen ve Daniel Mclay de dikkatimizi çeken isimlerden. Gelecek yıllarda kendilerini sıkça sprint kürsülerinde görebileceğimizi düşünüyorum.

Chris Froome’un 8. etaptaki inişi.

Greg Van Avermaet da şeytanın bacağını kırmayı başaranlardan. Özellikle tek günlük yarışlarda, sonu hafif tırmanışla biten etaplarda hız gösterisi yapmada çok becerikli. Bu sefer de Tour de France 2016’da 5. etaptaki solo kaçışıyla galibiyeti elde etti. Önceski seferlerin aksine biraz erken davranan Van Avermaet, işini şansa bırakmadı ve aynı zamanda sarı mayonun da sahibi oldu. Tabii bir süreliğine… Britanya olimpiyat takımına alınmayan Stephen Cummings, kalitesini bir kez daha ispatladı. Son yıllardaki perfomansıyla kendisinden söz ettiren ve özellikle atak zamanlamasıyla ön plana çıkan Cummings, Col d’Aspin gibi önemli bir yokuşu da içinde bulunduran 7. etaptaki kaçışıyla, TdF 2016’dan etap galibiyet çıkarmasını bildi.

Bauke Mollema
Bauke Mollema ve peloton, yağmur altındaki 9. etapta.

Aperitiflerin tadına baktıktan sonra, asıl mevzumuz olan ana yemeğe gelecek olursak… Tour de France için ön bakış yazımızı yazan Murat, Alberto Contador‘un bir sebepten dolayı yarışı bitiremeyeceği kehanetinde bulunmuştu. Bu kehanet ne yazık ki gerçek oldu. Contador birinci ve ikinci etapta ağır kazalar yaptı, yaralandı ve etaplar süre geldikçe zaman kaybetmeye başladı. Son etaptan önce, 8. etabın bitişinde sarı mayodan 3 dakika 12 saniye geriye düşmüştü. Sakatlıkları, zaman farkı yetmiyormuş gibi takım arkadaşları da liderlerini yalnız bırakmış, kafalarına göre hareket etmeye başlamışlardı. Kaçınılmaz son da 9. etapta geldi çattı. Contador etap başında kaçış deneyip, bacaklarını test etmeye çalışsa da etabın daha başlarında sürekli takım arabasının yanında gözükür oldu. Uzun konuşmalar sonucunda o dramatik kare ekranlara yansıdı. Contador bisikletten indi ve takım arabasına oturdu. Kameralara tek bir kez baktı. Onda da gülümseyip “thumb” işaretini yaptı… Contador 2016’nın kaybedeni. Diğer yandan ise herkesin bir, belki iki adım önde gördüğü Chris Froome‘un gövde gösterisi vardı. 8. etap başlarken sarı mayo Van Avermaet’taydı ama genel klasmanda favorilerden en iyi durumda olan Froome’du. Greg’in zaten etabın başındaki yokuşlarda geri düşeceğini herkes biliyordu. Hepimizin alışık olduğu gibi Team Sky yine pelotonun başına geçti ve kapkara görüntüsüyle “artık kontrol bizde” imajını tüm pelotona yansıtmaya başladı. Team Sky etabı domine etse de, Adam Yates, Froome’un 7 saniye önündeydi. Froome’un sarı giymesi için ekstra bir şeyler gerekliydi. Veyahut birkaç etap daha beklemesi icap ediyordu. 8. etaptaki son yokuş olan Col de Peyresourde’un zirvesine ulaştığımızda herkes sakinleşmişti. Herkes mayosunun önünü kapamaya, sularını içmeye başlamıştı. Tam o esnada Chris Froome en öne gelerek pedallara asıldı ve kadronun üstüne otura otura inişi tamamladı. İnişi son derece tehlikeli hâle getirdi ve yakalanmayarak zaman farkını geliştirip sarı mayoyu sırtına geçirdi. Her zaman Team Sky’ın ve Chris Froome’un en çok eleştirilmesine sebep olan mekanikliğin yerini o iniş boyunca, acayip bir “içten atak” almıştı. Froome’u sevmeyenlerin sayısında bir değişiklik oldu mu bilemiyoruz ancak, saygı duyanların sayısında bir artış olduğuna kesin gözüyle bakabiliriz. Nairo Quintana ve Movistar genel klasman yarışında hâlâ iyi durumdalar ama, 9. etapta karşısında bir çok tırmanış varken Quintana’nın atak yapmamasını pek anlayamadık. Quintana’nın büyük turların son haftalarını sevdiğini biliyoruz. Pireneler’den ziyade de, Alpler’i sevdiğini… O yüzden Nairo Quintana için sanırım biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Thibaut Pinot yine hayâl kırıklığı evresine geçiş yaptı. Daha yarışın ilk haftasında patladı. Artık Rafal Majka ile birlikte dağların kralı mayosunun en büyük adaylarından biri. Tabii önümüzde birçok tırmanış etabı olduğu için bu mayoda da durumlar aniden değişebilir. En azından artık genel klasmanı hedeflemeyeceğini, daha doğrusu yediği zaman farkından dolayı hedefleyemeyeceğini biliyoruz. Genel klasman yarışında genç Britanyalı Adam Yates, daha çok 1 haftalık turların adamı olan Dan Martin ve Fransızların diğer umudu Romain Bardet‘nin de hiç fena yarışmadığını söyleyebiliriz. Son etapta dikkatimizi çeken bir diğer isim ise, etabı kazanan isim Tom Dumoulin. Andorra’da sonlanan etapta Arcalis tırmanışını kotarıp etabı solo kaçışıyla kazanması bizleri biraz şaşırttı ve etkiledi. Mark Cavendish, Peter Sagan ve Greg Van Avermaet, sarı mayoyu kariyerlerinde ilk defa sırtlarına geçirmiş oldular. Ayrıca turda şimdiye kadar hiç fena iş çıkarmayan “El Purito” lakaplı usta bisikletçi Joaquim Rodriguez, sene sonunda profesyonel yol bisikleti yarışçılığını bırakacağını açıkladı.

Tour de France 2016’ya Ön Bakış