Tour de France 2019, Dinlenme Günü Notları – II

  • Harika bir yarış izlemeye devam ediyoruz. Seyir zevki bir yana, genel klasman mücadelesi de iyice tadına doyum olmaz bir noktaya geldi. Pau zamana karşısı ile başlayan üç günlük süreç, bir grubu elerken, su yüzeyinde kalanları iyice birbirine yakınlaştırdı. Alaphilippe’in bir buçuk dakika arkasında kızılca kıyamet kopuyor adeta. İkinci sıradaki G ile altıncı sıradaki Buchmann‘ı sadece 39 saniye ayırıyor. Açık bir yarış olacağını biliyorduk; ama ne yalan söyleyeyim bu kadarını beklemiyordum. Nefis, nefis!
  • Pinot, malum etapta kaybettiği zamanın tamamını geri almayı başardı. Final haftasına girerken sarı mayonun 1′ 50″, G’nin ise sadece 15 saniye arkasında. Yarışın başından bu yana en güçlü isim o. Yumruk yedikten sonra ayağa kalkmayı başararak psikolojik üstünlüğü de eline geçirdi. En büyük korkum, geçtiğimiz üç günde gösterdiği eforun Alpler’de performansını etkilemesi. Az bir farkla kaybederse çok yazık olacak. Her şeye rağmen… Ne dersiniz?
  • ALLEZ THIBAUT! ALLEZ MON GRAND! T’ES GRAND AUJOURD’HUI!
  • Paris’e beş kala Alaphilippe‘in şampiyonluk ihtimalini konuşacağımızı söyleseler gülüp geçerdim herhalde. Şu an o noktadayız. “Mayoyu tutabilir mi, tutamaz mı?” derken son haftaya bir buçuk dakika farkla lider giriyor. Dinlenme günü ve ardından gelecek iki geçiş etabı, enerjisini toplamak için büyük fırsat. Zira önünde 2.000 metre üzeri beş tırmanış, Galibier ve Iseran gibi kelle almak için bekleyen iki canavar var. Şahsen, sürdürülebilir bir performans gösterdiğini düşünmüyorum. Fizik kurallarını zorlayabilirsiniz; ama bu kazanabileceğiniz bir savaş değildir.
  • Ineos, kurulduğu yıldan bu yana ilk kez (Froome’un abandone olduğu 2014 hariç) yarışı kontrol altında tutamıyor. Bunu sırf Froome’un yokluğuyla açıklayamayız. Takıma genel bir formsuzluk hakim. Dağlara vurduğumuzda domestikler birer birer geriye düşüyorlar, ki bu alışık olmadığımız bir manzara. Nicelik olarak hakim olamayınca ataklara da bireysel cevaplar vermek zorunda kalıyorlar ve şu ana kadar pek başarılı olamadılar. Yine de bu yarışı kazanabilirler. Fakat bunu G ile mi yapacaklar; ondan emin değilim. Bernal, ona oranla daha az kırılgan görünüyor. Alpler çok şeye gebe.
  • Jumbo-Visma is the new Sky. Lakin Kruijswijk bir Froome değil.
  • Quintana, son şansını da çarçur etti. Berbat performansı bir kenara, Movistar da ona tamamen sırt çevirmişe benziyor. 2012’de büyük umutlarla başlayan hikayenin bu şekilde sona ermesi üzücü. Önümüzdeki yıl Arkea’da yeni bir sayfa açmaya çalışacak; ama bu saatten sonra bir etap yarışçısından öteye gidebileceğini düşünmüyorum.
  • İkinci haftanın yıldızların biri de Simon Yates‘ti. Dört güne iki etap sığdırdı. Üzerinde genel klasman baskısı olmayınca muazzam bir etap avcısına dönüşüyor. Adam‘a bakıcılık yapma gereği de ortadan kaltığına göre, üçüncü etabı kovalamak için önünde hiçbir engel yok demektir. Hatta bakarsınız, iki kardeşi beraber kaçarken görürüz.

 

* * *

Sarı mayo: Julian Alaphilippe
Yeşil mayo: Peter Sagan
Polka-dot mayo: Tim Wellens
Beyaz mayo: Egan Bernal

* * *

Alaphilippe
G (+1′ 35″)
Kruijswijk (+1′ 47″)
Pinot (+1′ 50″)
Bernal (+2′ 02″)
Buchmann (+2′ 14″)
Landa (+4′ 54″)
Valverde (+5′ 00″)
Fuglsang (+5′ 27″)
Uran (+5′ 33″)

Tour de France 2019’a Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Froome’un devreden çıkmasıyla açık hale gelen yarışta, “eşitler” arasında ön plana çıkan isim G gibi duruyor. Adını daha güçlü anabilirdim; fakat İsviçre Turu’ndaki düşüşü beni temkinli olmaya itiyor. Kazanın etkilerini üzerinden atmış olsa bile çok değerli yarış kilometrelerinden mahrum kaldı. Bu noktada, henüz ikinci etapta koşulacak takım zamana karşı onun için büyük avantaj. Yarışın hemen başında kendini zirveye yakın bir yerde bulması, günden güne inancını artıracatır. Geçen sene kazanırken izlediği yol tam olarak buydu.

Bernal, Giro’yu kaçırınca şansını Vuelta’da dener diyorduk. Froome’un sakatlanması planları değiştirdi ve kendini G’nin yanında takımın ortak lideri olarak buldu. Birçoklarına göre bir numaralı favori o. İsviçre Turu şampiyonluğu gösterdi ki; Fuglsang’la beraber yarışa en keskin gelen iki isimden biri. Tek sorun, henüz 22 yaşında ve sadece ikinci büyük turunu koşuyor olması. Eh, bu da haylice bir sorun demek. Kazanırsa çok çok büyük bir iş başarmış olacak.

Fuglsang, 34 yaşında yeniden doğdu adeta. Bahar dönemini Liege-Bastogne-Liege’i kazanarak bitirmişti, yaza da Dauphine şampiyonluğu ile başladı. Eh, kazanmanın tadını aldı bir kere… Yıllarca her şeyi bir kenara itip genel klasmancı olacağım diye debelenip durdu. Şimdi bambaşka bir bisikletçi olarak ilk kez Tour’a iddialı geliyor. Üzerinde kazanma baskısı da yok. Elinden gelenin en iyisini yapıp yarıştan keyif almaya bakacak. Her halükarda 2013’deki yedinciliğinin üzerine çıkacağı kesin.

Pinot, Fransız kamuoyunun omuzlarına yüklediği baskıdan kurtulabilmek için rotayı Giro’ya yöneltmişti. İki yıl aradan sonra, biraz da Madiot’nun zoruyla memlekete dönüş yapıyor. Arkasında çok güçlü bir kurmaylar ordudu var. Düz yol, yokuş, TTT demeden Pinot’nun emrine amadeler. Yarışın dominant bir favorisinin olmaması şansını artırıyor elbette. Lakin bu, baş edilmesi gereken daha fazla rakip demek. Önceliği sağlıklı kalmak. Yarışın en aktif pedallarından biri olacağına şüphe yok. Bana sorarsanız podyum yolu açık. Yürüyedur aslan parçası!

Quintana, Froome’un ardında ikinciliğe razı geldiği yıllar boyunca nasıl yarış kazanılacağını unuttu. Herkesi “geleceğin şampiyonu” olacağına ikna ettiği 2013’ün üzerinden çok sular aktı ne yazık ki. Bakınız; Froome yok ve kimsenin Quintana’yı favori olarak gördüğü yok. Bu son şansı belki de. Kariyerinin seyrine, burada yapıp yapamayacakları yön verecek.

Movistar beri yandan Landa ve Valverde‘yi getiriyor. Valverde, yaşının etkilerini nihayet hissetmeye başladı. Uzun zaman sonra ilk kez bu sezon formda değil. Landa ise Giro’nun son haftasında yakaladığı formu buraya taşımak istiyor. Quintana’ya dadılık yapmak gibi bir niyeti yok anlayacağınız.

Ara ara “Bardet bu sefer kazanabilir mi?” sorusu düşüyor aklıma. Froome yok, G’nin durumu belli değil… “Neden olmasın?” diyorum. Sonra ikinci etaptaki 27 kilometrelik takım zamana karşıyı hatırlayıp tadım kaçıyor. Maça 1-0 geride başlıyor ve skoru lehine çevirecek forma sahip değil. Her zaman iyi işler çıkardığı Dauphine’de dahi anca 10. olabildi. Podyum bu sene uzak ihtimal.

Mitchelton-Scott, Yates kardeşleri beraber yarıştırdığı son seferde Simon’a Vuelta’yı (2018) kazandırmıştı. Aynı senaryoyu, Adam‘ın liderliğinde bu kez Tour’da hayata geçirmek istiyorlar. Adam, bu yıl tüm hazırlığını Tour için yaptı. Sezon içi performansına bakarak iyi durumda olduğunu söylemek mümkün. Dauphine’yi son gün mide problemleriyle bırakmak zorunda kalsa da, o esnada yarışı ikinci sürdürdüğünü belirtelim. Kardeşinin yanı sıra Haig de onun podyum yolculuğuna yardımcı olmaya çalışacak. İşlerinin kolay olmadığını takdir edersiniz.

Kruijswijk, 2016’da Pinerolo inişinde bıraktğı şampiyonluk hayalini kovalayadursun, o günün hatırları da bir gölge gibi Kruijswijk’i takip ediyor. Her seferinde “orada” olsa da, bir daha hiç zirveye yaklaşamadı. Yaş 32, zaman geçiyor… G’den sonra genel klasman iddialıları arasında en iyi zamana karşı onun. Hedef podyum elbette; ama ilk 5 en olası senaryo gibi duruyor. Jumbo-Visma’nın diğer kozu Bennett. Kruijswijk’a zıt gitmeden kendi yarışını koşmaya çalışacak. İlk 10’da bir yer hedefliyor; lakin günün sonunda kendini etap kovalıyorken bulabilir.

Bora, Tour’a heyecan verici bir kadroyla geliyor. Sagan, Schachmann derken; genel klasmanda BuchmannKonrad ikilisiyle ilk 10 kovalayacaklar. İkisi de günden güne iyiye gidiyor. Buchmann Dauphine’de, Konrad ise İsviçre Turu’nda üçüncü oldu. Başaltı favoriler arasında olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Gözümüz üzerlerinde.

Fransa Turu, Porte için her zaman bir kazayla kabusa dönmeye aday oldu. Fakat hiç değilse yarışa birkaç haftalık tur kazanarak formda gelirdi. Oysa bu sezon adını neredeyse hiç duymadık (Katılımcılar arasında en fazla yarış gününe -41- onun sahip olmasına rağmen). Böylesi daha iyi belki de. Canı daha az yanar.

Kısa Kısa

Mas: Lefevere, genç İspanyol’una çok güveniyor. Öyle ki, ona fazladan bir domestik verebilmek için Gilbert’e kesik attı. Vuelta’da ikinci olmuştu, bu kez önünde çok daha zorlu bir görev var.

Uran: Hakkında tahmin yapmakta en çok zorlandığım bisikletçi olabilir. Bir bakıyorsunuz podyumda, bir bakıyorsunuz yarışta bile değil. Ben en iyisi susayım.

Martin: Üç yıldır Tour’u ilk 10’da bitiriyor. Genel klasmancı olarak tavanı bu zaten. Muhtemelen benzer bir sonuç göreceğiz.

Nibali: Genel klasman iddiası yok. Hedefi etap galibiyet(ler)i ve polka-dot mayo. Köpekbalığını farklı bir yarış koşarken izlemek heyecan verici olacak.

Van Garderen: Porte, versiyon 2.0.

Barguil: Genel klasmanda yer edinebileceğini sanmıyorum. Fransa şampiyonu olmanın cakasını satacak daha ziyade. Alırsa bir etap alır. O da belki.

Kelderman: Dumoulin gelebilseydi ona yardımcı olacaktı, şimdi liderlik ona kaldı. Sakatlıktan yeni çıktı ve halihazırda sorumluluk üstlenebilecek seviyede değil.

Rohan: Tırmanış yetenekleri, zamana karşı ile açtığı farkı ancak haftalık turlarda kaldıracak seviyede. Büyük turlar için heveslendi; ama olmayacağı çok belli.

Aru: Hastalığını atlattı; fakat eski günlere dönmesi için hala zamana ihtiyacı var. Daha ziyade kendini deneyecek ve iyi hissettiği bir gün etaba gitmeye çalışacaktır.

SPRiNT

Sagan, geçirdiği kötü sezona rağmen yeşil mayonun bir numaralı favorisi. Yarıştaki hiçbir “sprinter” onun kadar çok yönlü değil. (Belki Matthews). Kazanırsa, geçen sene egale ettiği rekorun tek başına sahibi olacak. 30’una gelmeden yedinci yeşil mayo… Dile kolay.

Zorlar demeyelim; ama mayoya yaklaşması en muhtemel isim, Matthews. Sagan’ın diskalifiye edildiği 2017’de yeşillere bürünen o olmuştu zaten. Saf sprinterlerle aşık atabilecek kadar hızlı değil. Fark yaratacaksa klasik-vari etaplarda yaratacak. Sorun, söyleyeceği her şeye Sagan’ın verecek fazladan bir cevabının olması.

“Saf sprinterler” dedik, gelelim onlara…

Viviani‘nin Giro’daki başarısızlığının temel sebebi, Quick-Step’in ona uygun bir tren kuramayaşıydı. Bu sefer yanında Morkov ve Richeze gibi yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen iki yaveri var. İşler İtalya’dakinden çok daha farklı olacak. Listenin başına onu yazıyorum.

İlginçtir, Ewan ilk kez Fransa’ya geliyor. Daha önce Giro ve Vuelta’da galibiyetleri var. Burada kazanması halinde “üçler kulübü”nün üyesi olacak. Başka trenlere sızma kabiliyeti ve yokuş yukarı sprint atabilmesi, rakiplerine karşı avantajı. Groenewegen, tüm sprinterler arasında top-speed’i en yüksek olanı. Aynı zamanda bu sezon en çok (10) kazanan isim. Van Aert‘ın varlığı, uyumlu çalışmaları halinde ona çok yardımcı olacak. Eve etapsız döneceğini düşünemiyorum.

Kristoff‘u anmadan geçmeyelim. Geçen yıl herkes yarışı terk edince Paris’te krallık tacını o takmıştı. Bu sezonki performansının başlangıcı oraya dayanıyor zaten. Birkaç kez podyumda yer alacaktır. Fakat diğerleri sorun yaşamadıkça etap kazanmasını beklemiyorum.

Colbrelli, Trentin, Greipel, Laporte, Nizzolo ve Stuyven; etap mücadelesi verecek diğer sprinterler… Son olarak; Cavendish‘in 2006’dan bu yana ilk kez Tour’da yer almayacağını hatırlatalım. Bir devir fiili olarak kapandı.

* * * * * –

* * * * Geraint, Bernal

* * * Fuglsang, Pinot, Quintana, Bardet

* * A. Yates, Landa, Kruijswijk, Buchmann

* Porte, Mas, Uran, Martin, Bennett, Valverde

Tour de France 2018’e Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Beklediğimiz haber pazar günü geldi. ASO, mevcut şartlar altında Froome‘un yarışmasına izin vermeyeceklerini açıkladı. Beklemediğimiz şey ise, -ve korktuğumuz- üzerinden 24 saat geçmeden UCI’ın yangından mal kaçırır gibi Britanyalı’yı aklamasıydı. Ve şimdi Froome, “pirüpak” bir şekilde starttaki yerini alacak. Beşinci Tour şampiyonluğu, üst üste dördüncü büyük tur zaferi, Giro-Tour dublesi… Uzun uzadıya teknik analiz yapıp kendimi yormak istemiyorum. Nasıl olsa bir şekilde kazanıyor. Tanıdık bir çaresizlik hali.

Okumaya devam et Tour de France 2018’e Ön Bakış

Podcast #13 – Vuelta a Espana 2017 Değerlendirmesi

Yılın son büyük turu sona erdi. Chris Froome, Tour-Vuelta dublesi yaparak bisiklet tarihindeki yerini aldı. Yarışta Froome’dan rol çalmayı başaran tek bir isim vardı: Alberto Contador. El Pistolero, kariyerine Angliru’daki etap galibiyetiyle nokta koydu. Son dönemin en keyifli yarışlarından biri olan Vuelta 2017’yi, podcast’in 13. nüshasında masaya yatırdık. Yayının sonunda kısa kısa Ahmet’in Örken ve Türkiye Turu’ndan da bahsetmeyi ihmal etmedik… Keyifli dinlemeler.

Podcast #12 – Vuelta a Espana 2017’ye Ön Bakış

12. podcast’te, yaklaşan La Vuelta’yı konuştuk. Az sprint, bol tırmanış ve 20’nin üzerinde genel klasman iddialısı… Chris Froome, Tour-Vuelta dublesine göz kırparken Alberto Contador kariyerinin son yarışında iz bırakmak istiyor. Söz bir noktada Bolt ve Farah’a dahi geldi… Keyifli dinlemeler.

Vuelta a Espana 2016 Değerlendirmesi

GENEL KLASMAN

Genel klasmanın Quintana ve Froome arasında geçeceğinin anlaşılmasıyla, gözler 19. etaptaki zamana karşıya çevrildi. Düğüm orada çözülecekti ve Quintana’nın bir şeyler yapması gerekiyordu. Movistar takım patronu Unzue ve Quintana, 3 dakikalık bir hedef belirlediler. Ancak bu şekilde Froome’un zamana karşıdaki avantajını bertaraf edebilirlerdi… Aradıkları fırsatı, tarihe geçecek 15. etapta buldular. Contador’un etabın başındaki atağına çok iyi bir refleksle karşılık veren Quintana, etap sonunda Froome’un 3 buçuk dakika önüne geçti. Şampiyonluk da orada geldi zaten. Vuelta’nın en güçlü ismi oydu ve en güçlü takımına sahipti. Tıpkı Tour’daki Sky ve Froome gibi.

csaumagw8auvdkw
Nairo Quintana

Froome, malum etapta Quintana’nın tekerini kaybetmese belki şu an Tour-Vuelta dublesinden bahsediyorduk. Tour’daki kadar etkin değildi. Olmasını da beklemiyorduk zaten. Daha ziyade, alışalageldik bir Froome performansı izledik. Birkaç etapta ataklara cevap vermediğini, yokuşları kendi temposuyla çıktığını gördük. Fakat ne zaman “Bitti,” desek, geri dönmesini bildi. Ve zorlanmasına rağmen, Quintana’nın dağlarda gösterdiği performansa sadece o ayak uydurabildi.

Yarış öncesi favorim Chaves‘di. Gerekçe olarak da diğer isimlere oranla daha taze olmasını göstermiştim. Kağıt üzerindeki bu avantajı, ne yazık ki yola yansımadı. Giro’dan beri dinlenen Quintana-Froome, Tour yorgunluğuyla Vuelta’ya gelen Chaves’di sanki. Son etapta, bitime 70 kilometre kala yaptığı atakla bir gün önce kaybettiği üçüncülüğü tekrar almasının cesurca olduğunu söylemeden geçmeyelim tabii. Böylece, hem bu sezonki ikinci podyumuna ulaştı, hem de tarihte 3. kez iki Kolombiyalının bir büyük tur podyumunda yer almasını sağladı. 4 aylık cezadan dönen Simon Yates, Orica adına ilk 10’da (altıncı) yer alan diğer isim oldu. Çok da güzel bir etap kazandı. Yates kardeşler parlamaya devam ediyor!

csaljomwyaagucc
Chris Froome

Contador‘la ilgili en doğru cümleyi Mihai Cazacu söyledi: “Hala bir büyük tur kazanabilir, şüphe yok. Ama Froome ve Quintana’yı yenebilir mi? Vuelta’dan sonra cevabım; hayır”. Pistolero’nun problemi, beşinci vitesini yitirmiş olması. Nairo, Froome gibi isimlere bir yere kadar cevap verebiliyor, daha sonra geride kalıyor. Kendi yaptığı ataklar da sonuç yaratmaktan uzak kalıyorlar. Yine de yarışa damga vuran isimlerden biriydi. Quintana’ya şampiyonluğu getiren etapta işaret fişeğini yakan o olmuştu. Ve son bir şey… Şampiyonluk dışındaki sonuçlarını umursamadığını biliyoruz; ama son gün Chaves’e yanıt vermeyip podyumu ikram etmesini pek anlamlandıramadım açıkçası.

Jonathan Vaughters’ın Talansky planı tutmuşa benziyor. Birleşik Amerikalı bisikletçi, kariyerinin en iyi büyük turunu koştu. Üç hafta boyunca pek ortalarda gözükmese de, beşinci sırada yer almayı başardı. Eh, kimse yarışı kasıp kavurmasını beklemiyordu zaten. Görevi buydu: Her etap mümkün olduğunca az fark yemek. Talansky’le beraber Cannondale’in bir diğer bisikletçisi Formolo da kendine ilk 10’da yer buldu. Berbat bir zamana karşıcı olmasa birkaç basamak yukarıda dahi bitirebilirdi. Geçen yıl Giro’da aldığı etaptan sonra pek ortalarda gözükmemişti. Kendini hatırlattığı iyi oldu.

Vuelta a Espana - Stage 21
Vuelta 2016

Yarış boyu çok sayıda kayıp yaşadık. Ben dahil çoğu kişinin gözünü diktiği Miguel Angel Lopez onlardan biri. Daha ilk etapta mekanik sorun yaşayarak yarışa kötü bir başlangıç yaptı. Ardından iki dişini kırmasına neden olan bir kaza yaptı ve yarışa devam edemedi. Edebilse en kötü ilk 5 yapmasını bekliyordum. Bir diğer podyum adayı Kruijswijk, organizasyonun devasa bir hatası sonucu, yol kenarında unutulan bir kaldırım babasına çarparak yarışa veda etti. Hoş, o ana kadar 3 dakika geriye düşmüştü bile. Bir de Samu Sanchez var. Kariyerinin son büyük turunda rahat bir ilk 10 çıkaracakken zamana karşı etabında düşerek Madrid’i göremedi. Etap sonrası hıçkıra hıçkıra ağlaması, bu Vuelta’nın en kalp kıran anlarından biriydi.

YEŞİL MAYO

Yarışı domine edecek sprinterlerin yokluğu, ucu açık etaplar izlememize olanak sağladı. Toplu sprintle biten 6 etapta 4 farklı kazanan gödük. 2 galibiyetle başlayıp yavaşlayan Meersman ve yavaş başlayıp 2 galibiyetle bitiren Magnus Cort, dar sprint kadrosunda öne çıkan isimler oldular. Kalan etapları Van Genechten ve Jempy Drucker kazanırken, kağıt üzerinde en güçlü sprinter gibi duran Arndt büyük hayal kırıklığı yaşadı. Yeşil mayoyu kazanan ise Fabio Felline oldu. Tam 5 etap podyumuyla beraber…

KISA KISA

Brambilla: 11. etaba kadar genel klasman mücadelesinin bir parçası olarak kalmayı başardı. Geriye düştükten sonra ise gözünü etap galibiyetine çevirdi ve kazanmakta hiç zorlanmadı. Giro’nun gözardı edilen kahramanlarından biriydi. Aynısını Vuelta’da da yaptı.

Gesink: Sakatlıklar, kalp hastalığı vs derken inişe geçen kariyerini tekrar canlandırdı. Üstelik kendini yeniden tanımlayarak. Genel klasmancı yerine etap yarışçısı olarak çok daha başarılı olacağını görmüştür. Bir etap kazandı, bir tanesinin de kıyısından döndü.

Fraile: Üstüste ikinci yıl Vuelta’da dağların kralı olmayı başardı. Son gün mayoyu kendisine ikram eden Ellisonde‘a ne kadar teşekkür etse azdır.

Calmejane: Direct Enegie’ye, tam 1497 gün sonra büyük tur etap galibiyeti getirdi. Adını anmak yeterli bir sebep.

Vuelta a Espana 2016’ya Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Chaves, ilk büyük çıkışını geçen yıl Vuelta’da yapmıştı. Genel klasman beşinciliğini 2 etap galibiyeti ile süsleyen Kolombiyalı, daha fazlası için tekrar İspanya’da. Bunu gerçekleştirebilecek kudrete sahip olduğunu Giro’da gösterdi… Pek de uzun olmayan favoriler listesinde, -Kruijswijk’la beraber- en taze isim o.  Parkur ona cuk oturuyor. Yarışın TTT ile başlaması da onun yararına. Tıpkı geçen yıl Aru’nun yaptığı gibi, Tour yorgunu isimlerin arasından sıyrılarak yarışı kazanmasını bekliyorum. En büyük dezavantajı, 19. etaptaki düz zamana karşı. Bu, onu dağlarda daha aktif olmaya zorlayacak. Ve atlamayalım, artık mimli isimlerden biri… 4 aylık cezadan dönen Simon Yates de Orica kadrosunda.

27 August 2015 70th Vuelta a Espana Stage 06 : Cordoba - Sierra de Cazorla CHAVES Johan Esteban (COL) Orica - GreenEDGE, Maillot Rojo Photo : Yuzuru SUNADA
Esteban Chaves

En taze isim Chaves ise, en aç olanı Contador. Bütün sezon Tour için çalışıp daha ilk haftada abandone olduktan sonra sezonu kurtarmak için ülkesine dönüyor. Eh, Vuelta biraz da bunun için var. 2014’te de benzeri bir senaryonun kahramanı olmuş, Paris’i göremediği Tour’un akabinde gelip Vuelta’da zafere ulaşmıştı. Formunun yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Vuelta’ya hazırlık yarışlarından biri olan Burgos’ta genel klasmanı kazanmayı başardı… El Pistolero’nun, sezonu kurtarmak dışında tarihsel hedefleri de var. Kazanırsa, 4. şampiyonluk ile Vuelta’yı en çok kazanan 2 isimden biri olacak (Diğeri Roberto Heras). Aynı zamanda 8 Grand Tour galibiyetiyle tüm zamanlar listesinde Anquetil’le üçüncülüğü paylaşacak.

Alberto Contador
Alberto Contador

Froome‘un geçen yıl Vuelta’ya gitmesi spontan bir karardı. Tour şampiyonu olarak İspanya’da şovun bir parçası olmak istemişti. Bu sene ise daha planlı bir tercih yapmışa benziyor. Açık ki, 1978’ten bu yana gerçekleştirilemeyen Tour-Vuelta dublesini istiyor. Vuelta’ya yabancı bir isim değil üstelik. 2011 ve 2014’te podyumun ikinci basamağındaydı. Nitekim kendisi de İspanya Turu’yla yarım kalan bir hesabı olduğunu söylüyor. Tarihle arasındaki en büyük engel ise bedeni. Tour’dan sonra fazla dinlenme imkanı bulamadı. Olimpiyat yol yarışında kendini fazla zorlamadı belki; ama zamana karşı epey bir enerjisini götürdü. Biriken bu yorgunluk, üçüncü haftada Froome’u düşürebilir. Aktif dinlenmeyle geçirebileceği fazla etap da yok.

Sonuçtan bağımsız, Tour’un en büyük hayal kırıklığı Quintana‘ydı muhtemelen. Podyuma çıkmayı başardı başarmasına da, üç hafta boyunca neredeyse tek bir atak dahi yapamadı. Kendisi de vaziyetin farkında olacak, Vuelta’ya kendini ‘ispata’ geliyor. Kazanabileceğini sanmıyorum. Podyuma çıkmakta dahi zorlanabilir; lakin çok daha aktif olacağı kesin… Ve yine Valverde. Her “Ön Bakış” yazısında adını anmaktan gına geldi. Ben yoruldum; ama o bir türlü yorulmuyor. Giro’da üçüncü, Tour’da altıncı oldu ve şimdi gözünü Vuelta’ya dikmiş durumda. Kendi iyiliği için, umarım iyi bir performans gösteremez.

Chris Froome
Chris Froome

Bu isme dikkat: Miguel Angel Lopez.  Kendisi, Kolombiya bisiklet fabrikasının son ürünü. Henüz 22 yaşında, profesyonel pelotondaki 2. yılını geçiriyor ve ilk büyük turuna çıkacak. Buna rağmen Astana’nın lideri olarak genel klasmanda yukarıları hedefliyor. Çaylak duvarına çarpmazsa yarışı podyuma yakın bir yerde bitireceğini düşünüyorum. Yanında; Scarponi, Cataldo ve LL Sanchez gibi veteran domestikler var. İsviçre Turu’ndaki göz alıcı performansı beni yanıltmıyordur umarım. Ve laf aramızda, Chaves ile beraber Velogames’teki banko adamım.

Kruijswijk (Adını ezbere yazabiliyorum), bu Giro’nun en kalp kıran anlarından birinin kahramanıydı. Şampiyonluk için gün sayarken, 18. etapta kar duvarına toslayıp podyum dışı kalmıştı. Hollandalı, yaralarını sarıp yeni bir meydan okumaya girişecek. Giro’daki kadar etkili olmasını beklemiyorum açıkçası. İlk beş ideal bir hedef gibi duruyor. E daha ne olsun?.. Neredeyse adını unuttuğumuz Gesink de kadroda. Kalp problemlerini tamamen ardında bırakmışa benziyor. İki Hollandalı bir dereden nasıl su içecek, içebilecek mi; göreceğiz.

Nairo Quintana
Nairo Quintana

Tour’u son anda pas geçip gözünü Vuelta’ya diken Talansky, katıldığı son iki büyük turda ilk 10 yapan Meintjes, BMC’nin lider duo’su Samu SanchezVan Garderen ve ilk büyük turunu koşacak potansiyelli Fransız Latour; genel klasman mücadelesi verecek diğer isimler. Brambilla, Barguil ve De Clerq gibi kağıt üzerinde ilk 10’u zorlayacak; ama fırsat bulduklarında etaba gitmeleri daha olası bisikletçileri de atlamayalım. Özellikle Brambilla’dan çok şey bekliyorum.

 

SPRİNT MAYOSU

Vuelta hiçbir zaman sprinterlere göz kırpmadı; ama bu kadar zayıf bir kadro da hiç bir araya gelmemişti. Arndt, Meersman, Drucker, Sbaragli, Rojas, Bonifazio ve Cort, bir avuç sprint etabında galibiyet için çarpışacaklar. Güçlü trenlerin olmayışı, 1-2 kaçış sürprizine neden olabilir. Yeşil mayoyu ise genel klasman iddialılarından birinin kazanacağını düşünüyorum.

 

DİĞERLERİ

Tüm mesele genel klasmancılar ve sprinterlerden ibaret değil elbette. Gilbert, Kwiatkowski, Gerrans gibi Ardenne klasikçilerine uygun çok sayıda etap var. Ha keza Dombrowski, Formolo, Geniez, Sicard, Machado gibi tırmanışçılar da kendi aralarında benzeri bir yarışın içine girecekler. Ve son olarak, Caja Rural. TUR’u domine eden takımdan 5 isim İspanya’da olacak. Bol bol kaçışa gireceklerinden kimsenin şüphesi olmasın.

 

* * * * *   –

* * * *   Chaves, Contador

* * *   Froome, Quintana

* *   Lopez, Kruijswijk

*   Talansky, Meintjes, Sanchez, Van Garderen, Latour

Giro d’Italia 2016 Değerlendirmesi

Vincenzo Nibali
Vincenzo Nibali

Ne haftaydı ama! Son dinlenme gününe kadar zaman zaman ekran başında uyuklamamıza neden olan Giro 2016, son yılların en güzel büyük turlarından birine evrilerek bitti. Çoğu zaman benzer bir seyir izleriz; ama bu sefer bir farklıydı hakikaten. Her şey bir kenara, liderlik son hafta 2 kez el değiştirdi. Ki, tur boyunca toplam 8 ismin pembe mayo giymesiyle bu alanda bir rekora imza atıldı. Heyecan, genel klasman mücadelesiyle de sınırlı değildi. Misal, 18. etapta tüm zamanların en şok edici sonlarından birine tanıklık ettik. Evet; Etixx yönetiminde, Brambilla ve Trentin‘in başrollerini oynayıp Moreno Moser‘in dekoru tamamladığı etap. Yazarken bile heyecanlandım.

Haydi başlayalım…

Esteban Chaves - Vincenzo Nibali - Alejandro Valverde
Esteban Chaves – Vincenzo Nibali – Alejandro Valverde

GENEL KLASMAN

Yarış öncesinde Nibali‘nin form durumuna dair bazı soru işaretleri vardı. Ben de sırf o soru işaretlerine dayanarak Valverde’yi az farkla öne koymuştum. İlk 2 hafta, şüphelerin doğruluğu kanıtlandı aslında. Ufak tefek zaman kayıpları, tırmanış zamana karşısında yaşadığı mekanik sorunla birleşince son haftaya pembe mayodan 5 dakika uzakta girdi. Hatta bir ara yarışı bırakabileceği dahi söylendi. Fakat o ne yaptı? Önce Risoul’da biten kraliçe etabı kazanıp kendini podyuma attı, ardından son dağlık etapta yaptığı atakla pembe mayoya uzandı. Velhasılı, ne yaptı etti, kazanmaya bildi. Bir şampiyonun kalbini asl… Tamam, sustum.

Nibali’nin galibiyetinde, adını baş köşeye yazmamız gereken bir isim var: Scarponi! İtalyan bisikletçi, son hafta, eşine az rastlanır bir süper domestiklik performansı gösterdi. Son dağlık etapta Chaves’in şampiyonluk umutlarını yıkan öldürücü tempoda da onun imzası vardı. Torino’da finiş çizgisini geçerken, Nibali’nin defalarca Scarponi işaret etmesi boşuna değildi anlayacağınız. Atlamayalım, bu yılın Cima Coppi galibi de o oldu.

19. etaba başlarken, Kruijswijk 3 dakika farkla liderdi ve muhtemelen pelotondaki çoğu rakibi dahil kimse yarışı kaybetmesini beklemiyordu. Tek bir şerh düşülüyordu yalnızca; başına herhangi bir kaza bela gelmemesi. Geldi… Colle dell’Angello inişinde virajı alamayarak yol kenarındaki kar duvarına çarptı ve her şey bitti. Hoş, çok daha kötüsü olabilirdi. Yaptığı kaza, kaburgasında kırığa neden olmuştu zira. Her şeye rağmen tura devam etme kararı alan Kruijswijk, büyük turlardaki en iyi GK derecesini -4.’lük- elde ederek 3 haftaya nokta koydu.

Bob Jungels
Bob Jungels

Kruijswijk’ın geriye düşmesiyle beraber 20. etap arifesinde Chaves kendini pembe mayoda buldu. Sizi bilmem; ama ben son günde Nibali’nin muhtemel ataklarına cevap verebileceğini, hiç değilse liderliği koruyacak mesafede kalacağını umuyordum. Beklentim gerçeğe dönüşmese de, yüzünden eksik olmayan gülümsemesiyle bir gün podyumun en üst basamağında olacağına şüphem yok. Onu ilk alkışlayan da anne-babası olacak. Hem en çok üzüldüğüm oydu, hem de yeni bir favori bisikletçi kazandım.

Valverde. Nam-ı diğer İskender Yeşilvadi… 36 yaşında çıktığı ilk Giro’sundan podyumla döndü. Yüksek rakımlarda pek iyi değildi belki; ama ilerleyen yaşına rağmen azalmayan patlayıcı gücüyle arayı kapatmasını bildi. Dinlenme gününden sonra bir de etap kazandı üstelik. Yalnız bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi; Movistar ona hiç yardımcı olamadı. Kağıt üzerindeki en büyük yardımcıları Amador ve Visconti kendi yarışlarını koştular. Eh, Rory Sutherland‘le bir yere kadar.

Giro 2016’nın en etkileyici ismi ne Chaves, ne Kruijswik, ne de yarış galibi Nibali’ydi. Hepsinin iyi kötü buralarda olmasını bekliyorduk zaten. Ama Jungels? İyi bir zamana karşıcı, potansiyel bir klasikçi olduğunu bildiğimiz taze Etixx’li, belli ki kariyerini bambaşka bir şekilde sürdürecek. Kilo verip genel klasmancı fiziğine kavuştuğunda neler yapabileceğini düşünüyorum da… Benzer bir hikaye başlangıcına sahip Dumoulin‘den daha fazla genel klasman becerisi taşıdığı açık. Ha, unutmadan; Velogames için ne kadar teşekkür etsem az.

Giacomo Nizzolo
Giacomo Nizzolo

Hayal kırıklıklarımız da oldu elbette. Uran, en büyük avantajı olan zamana karşılarda en büyük darbeyi yedi. Kaza maza da yapmadı, sadece iyi değildi. Sonraki dağ etaplarında fena gözükmeyip yarışı 7. bitirse de, çoğumuz daha yukarıda olmasını bekliyorduk. Pozzovivo ise her yerde kötüydü. Yarışta mıydı; ondan bile emin değilim.

Bir de Zakarin var. Tam olarak hayal kırıklığı demek doğru olur mu, emin değilim. Bitime üç kala abandone olmadan önce podyumun yakınlarında seyrediyordu. Kazayı nasıl yaptığını görmedik; ama bisiklet üzerindeki problemli duruşu bazı ipuçları vermiyor değil. Tabii yarışı bırakmasını fazlaca üzülemedik, zira o sırada sağlığı için endişe duyurduk. Hareket ediyor olmasının mutluluğu ağır bastı.

SPRINT MAYOSU

Lafa girmeden, siz de yüzüme vurmadan, rezil oluşumun itirafıyla başlayayım. “Ön Bakış” yazısında mayo için aday gösterdiğim Viviani, daha 8. etapta evinin yolunu tuttu. Bana güvenip de Velogames kadrosuna alanlar varsa kusuruma bakmasınlar. Arkadaşın Olimpiyat ihtirasını göz ardı etmişim.

Sprint etaplarında 7’de 7 yapan Almanların (3 Greipel, 2 Kittel, 1 Kluge, 1 Arndt) domine ettiği yarışta, kırmızı mayoyu kazanan isim geçen yıl olduğu gibi yine Nizzolo‘ydu. Lakin İtalyan sprinterin galibiyet açlığı devam ediyor. Son gün finişi en önde geçen oydu gerçi; ama Modolo‘yu kenara sıkıştırdığı için galibiyeti elinden alındı. Flecha’nın yayın sonrasında söylediği gibi: Hızlı olmak kadar, adil de olmak gerekiyor.

Mikel Nieve
Mikel Nieve

TIRMANIŞ MAYOSU

Yarışın favorilerinden Landa‘nın kaybı, bir diğer Sky’lı Mikel Nieve‘ye yaradı. Yardım edeceği bir lideri kalmayınca serbestlik kazanan bisikletçi, yarışı bir etap galibiyeti ve son dağlık etapta Cunego‘dan çaldığı mavi mayoyla bitirdi.

Son haftanın neredeyse tamamında aktif olan, yarış öncesi mayo favorim Atapuma ise sıralamada 3. oldu (Genel klasmanda da 9). Kız arkadaşının telkinleri işe yaramış demek ki.

***

İki etap kazanıp fazlasının peşinde koşan Ulissi, üzerinde pembe mayo varken dahi takımı için çalışmayı sürdüren Brambilla, Giro’nun ilk Estonyalı etap galibi Taaramae,  tüm dünyaya adını ezberleten Roglic, kaçmalara doyamayan Oss, bir güncük de olsa -üstelik kendi ülkesinde- mavi mayoyu taşıyıp  kariyerini onurlandıran Tjallingii… Her birini izlemek ayrı keyifti.

Seneye, 100!

 

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – I

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – II

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – III

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – III

Steven Kruijswijk

CjAddnQUYAAlgYI

Giro’da üçüncü ve son dinlenme günü de geride kaldı. Ufak ufak son haftaya başlıyoruz ve pembe mayo yarışında neler olacağını merak ediyoruz. Tim Wellens‘in kaçışla aldığı 6. etabın ardından sonra ilk ciddi tırmanış etabının kazananı yine kaçıştan geldi. Bardiani – CSF takımının 21 yaşındaki toy isimlerinden Giulio Ciccone‘nin etabı kazanması, Bardiani – CSF gibi küçük ölçekli ama bu spora kazandırdıkları açısından bir hâyli değerli olan takımların önemini bir kez daha vurgulamış oldu. Gianluca Brambilla, bu zorlu etap bitişinde pembe mayoyu takım arkadaşı Bob Jungels‘e teslim etmek durumunda kaldı. Brambilla’nın yine de bu pembe mayonun hakkını verdiğini ve podyumdaki sevincini görebilmek, birçok şeye değerdi. Geçen sene Giro’da Astana’nın Giro lideri Fabio Aru‘ya kafa tutmasıyla adından sıkça söz CjAddeJUkAQ3recettiren ve sezon sonu Team Sky’a transfer olan Mikel Landa için işler pek de iyi gitmedi. Team Sky’ın bu sene Giro’ya lider olarak getirdiği Mikel Landa yarışı 10. etapta bırakmak durumunda kaldı ve Giro’yu tamamlayamadı. Team Sky’ın Tour de France dışındaki büyük turlardaki başarısızlık serisi devam ediyor. Bu konunun sebeplerine yönelik fikirler sonraki yazılarımızda illa dile gelecektir. 11. etapta, Modena’dan Asolo’ya geçişte bir kez daha beklenen CjDyUz0WkAEzBmvsenaryo gerçekleşti ve Diego Ulissi bir etap daha kazandı. Diego Ulissi bisiklet kariyerinin sonunda nerede olacak bilemiyorum ama Giro d’Italia tarihinin önemli etap yarışçılarından biri olacağı kesin. Ulissi klasiklerde ilk 10 çıkarmaya başlasa da, şimdilik yeterli değil. Bazı yarışlarda kürsü yapması, hatta zafer çıkarması kaçınılmaz. Uzun zaman sonra tam olarak düz bir etapla karşı karşıyaydık ve 12. etapta Andre Greipel bir çentik daha attı. Greipel pozisyon olabildiği sCi_dfvOWYAAw365printlerde ne kadar kuvvetli olduğunu bir kez daha gösterdi ve Giro d’Italia 2016’daki üçüncü sprint zaferini almış oldu. Bu sayıyla Marcel Kittel‘in iki etap galibiyetini de geride bırakmış oldu. Kırmızı mayoyu da üstünde bulunduran Greipel’in, Tour de France’e 
hazırlanmak için Giro’dan çekilmesi, özellikle İtalyanlar tarafından pek de hoş karşılanması. E tabii kimse kendi organizasyonunun ikinci plana atılmasını Ci90qKGWkAAgFMCistemez. Hele ki Fransa ve
İtalya gibi milli duyguları kabarık ve çok çok çok çok uzun zamandır rekabet halinde olan ülkeler için. Yol bisikleti sporu açısından bile tozlu tarih sayfalarına sahip iki ülke. Giro d’Italia ve Tour de France’ın başlangıç tarihlerinin 100 yılı aştığını unutmamak gerek. Genelde mayo sahibi bisikletçi yarışı bıraktığında ertesi gün kimse mayoyla yarışmaz. Yani mayo o gün için giyilmez ama Giacomo Nizzolo, Greipel’den sonra devralacağı kırmızı mayoyu sırtına biraz erken geçirmiş oldu. Tabii bunda Giro organizasyonunun, mayo boşta kalmasın Nizzolo hemen giysin düşüncesi de hakimdir.

13, 14 ve 15. etapları kombine şekilde düşünmemiz gerekiyor. Pembe mayoyu yarışını kökünden etkileyebilecek yarışlar. Yer yerinden oynayabilirdi ve sonucunda da öyle oldu. Öncelikle Etixx – Quick-Step’in Lüksemburglu bisikletçisi genç Bob Jungels artık pembe mayoya veda ediyor. Jungels mayoyu taşıdığı süre boyunca cidden pembenin hakkını verdi ve bizi de heyecanlandırdı. Etixx – Quick-Step de 3 farklı isimle, 6 gün (Kittel 1, Brambilla 2, Jungels 3) boyunca pembe mayoyu sırtlarında taşımış bir takım oldu. Giro d’Italia 2016’ya gelirken pek de böyle bir beklenti olduklarını düşünmüyorum. Öncelikle 13. etaptan bahsedelim. Euskaltel – Euskadi’nin eski isimlerden Mikel Landa Team Sky adına lider geldiği yarışı bıraktı ama bir başka Euskadi eski sporcusu Mikel Nieve, Team Sky’ın Giro d’Italia 2016’daki tek etap galibiyetini aldı. 13. ve 14 .etaplar Movistar’ın eve döndüğü zaman uzun uzun incelemesi ve üzerine konuşması gereken etaplar. Yaşanan sıkıntıları yaratanlar 1 sporcu da değil. 2 sporcu. Tabii ki her bisikletçi kendi başına bir değer. Hem etap kazanmak hem de kariyerleri boyunca “başarılı” olmak isteyeceklerdir ama ilk olarak Sarper Günsal’dan duyduğum sözü hatırlatmakta fayda var. “Bisiklet takım hâlinde yapılan bireysel bir spordur.” Eğer siz de takımınızda domestik rolündeyseniz, bisikletin takım hâlinde yapılan bir spor olduğu gerçeğiyle, keskin ve çarpıcı bir şekilde yüzleşmeniz gerekiyor. Yoksa işler hiç de arzuladığınız gibi gitmeyebilir. Arzularının esiri olan isimler ise Giovanni Visconti ve Andrey Amador. Visconti, tarzını çok sevdiğim bir sporcu olsa da, 13. etapta, etap zaferini gereksiz zorladı. Takım direktörü onu arkaya, Amador ve Valverde’ye yardıma gelmesini söylediklerini belirttiler ama Visconti ne etaba gidebildi, ne de yavaşlayıp liderine yardım edebildi. Nieve’nin kazandığı bu etabın sonunda uzunca bir iniş ve düzlük vardı. Bob Jungels’i geride bırakan grup, Amador’un da ısrarlı çalışmaları sonucu bir hâyli tempolu gitti ve sonunda Andrey Amador, Movistar adına pembe mayoyu sırtına geçirdi. Yalnız bu cümlede hiçbir problem yokmuş gibi gözükse de Movistar’ın gerçek lideri Alejandro Valverde. Kuşkusuz ki Valverde’nin yaşı bir hâyli ilerledi ve hiçbir zaman 5 yıldızlı bir yokuşçu olmadı ama yine de takımın lideri o ve dediğim dedik bir alfa karakter. Bunu bir kenara koyalım. Zaten Andrey Amador’un böyle bir büyük turu kazanmak için tam olarak yeterli olmadığını da biliyoruz. Burada problem Amador’un pembeyi giymesi değil. Zaten Jungels geride kaldığı için farkı makûl sürelerde tuttuğu için pembeyi giyecekti. Problem sağlam tempo yapması ve kendini yorması. Sonuçta yarış yarın bitmiyor. Her şeye rağmen bir Kosta Rikalı’nın pembe mayo giymesi çok güzel bir görüntü. Andrey Amador tahmin edebileceğiniz üzere Giro d’Italia’da forma giyen ilk Kosta Rika vatandaşı sporcu oldu ve ülkesinin tarihine geçti. Hem görüntüsü, hem de yaşattıkları itibariyle Giro d’Italia’nın testere etabına sıra geldiğinde ise, genel klasmancı sporcular birbirleriyle yüzleşti ve köklü değişiklikler yaşandı. 14. etap, yani testere etap, biz şaşırıp kala kalsak da aktı gitti. Önce Vincenzo Nibali zorladı. Tempo arttırdı, ataklar yaptı. İşte beklenen sona doğru gidiyoruz diye hissetti herkes. Çünkü yarışın en büyük favorisiydi Nibali. Sonrasında ise “bi’ dakika ne oluyor” diye ekrana yaklaştık. Dikkatlice baktığımızda Esteban Chaves ve Steven Kruijswijk ikilisinin adeta tavşan adımlarla yavaş yavaş öne geldiğini ve bir bisiklet, iki bisiklet boyu derken farkı açtıklarına tanık olduk. Sonradan duyduğumuza göre “basıp gidelim diyen” ikili cidden de basıp gidiyordu ve Nibali’nin onlara verecek gücü kalmamıştı. Alejandro Valverde de zaten çoktan gerilerde kalmıştı. Etapta muazzam bir kaçışa imza atan Kolombiyalı Darwin Atapuma da yakalandı. Kız arkadaşı Atapuma’ya “etabı kazanmazsan sana nanik yapacağım” demişti bir kere ama bu motivasyon da Atapuma’yı bir yere kadar taşıyabildi. Etap sonunda Estaban Chaves etap zaferini kazanırken, Steven Kruijswijk ise süre olarak daha avantajlı konumda olduğu için pembe mayonun yeni sahibi oldu. Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış yazımızda Kruijswijk’e 1* vermiştik ve doğrusu bu bizi biraz utandırdı. Kruijswijk’in çok sıkı bir bisikletçi olduğunu biliyorduk ama çok daha savunmacı gözüküyordu. Bu sefer risk aldı ve bu riskin nimetlerinden de faydalandı. Gün sonunu en önde kapatan Chaves ve Kruijswijk, Nibali’ye 37″, Valverde’ye ise tam 3’00” fark attılar. Bu kombine düşündüğümüz 3 özel günün sonuncusu ise bireysel zamana karşı. Ancak bu bireysel zamana karşının çok çarpıcı bir özelliği var. 10.8 km’lik bu etap bir yokuş zamana karşısı ve genel klasman için çok ama çok önemli. Yokuşlarda kalabalıkla baş edebilen isimlerin kendileriyle mücadelede verdikleri sınavı hep birlikte görme şansımız doğdu. Öncelikle etabı kazanan isimden bahsedelim: Alexander Foliforov. 24 yaşındaki genç Rus sporcunun en belirgin özelliği zamana karşı olsa da, daha önce herhangi bir zamana karşıyı bırakın, profesyonel etap zaferinin olmadığını belirtelim. Maalesef Rus takımlarının kapalı kutu olduklarını ve dopingle sıkça başlarının derde girdiğini hatırlatalım. Hatta bütün sporlarda böyle bir kara bulut söz konusu olduğunu söylesek, yanlış olmaz. Hatta şu an “Son iddiaya göre 14 Rus atletin Pekin’deki testleri pozitif çıktı.” içerikli bir haber de önüme düştü. Ilnur Zakarin bile yıllar önceki doping mevzusuyla hâlâ anılabiliyor. O yüzden Gazprom-RusVelo’nun genç ismi Foliforov’un temiz olmasını ve bu zaferin tek seferlik olmamasını umuyoruz. Etabın favorisini birçok kaynak Esteban Chaves olarak gösteriyordu. Chaves etabı kazanamasa da 6. oldu. Etabı Kruijswijk, Chaves’in önünde bitirse de, Chaves podyumdaki yeri için güzel bir süre elde etmiş oldu. Steven Kruijswijk, Foliforov ile aynı süreyi yaparak bireysel zamana karşı etabını ikinci bitirdi ve rakiplerinin hepsinden süre çalmayı başardı. Kruijswijk’in bu performansında, pembe mayonun tılsımının da etkili olduğunu söyleyebiliriz. Kruijswijk genel klasmanda rakiplerine 2 dakikanın üzerinde bir fark atmış durumda. Bir kısmına ise 3 dakikaların bile üzerinde. Bundan sonra tek yapması gereken pes etmemek ve tutunmak! Valverde zamana karşıda biraz olsun toparlansa da hâlâ genel klasmanda çok uzaklarda. Nibali ise bireysel zamanıyı hiç de iyi
geçirmedi. Teknik problem yaşadı ve bisikletini değiştirdi. Zaman kaybetti.
Tabii bildiğimiz Nibali. Dinlenme günündde “Savaşmaya devam edeceğim,
Kruijswijk de kim?” mesajını vermeyi ihmâl etmedi.

Mayolardan da biraz bahsedelim. Giacomo Nizzolo kırmızı mayoyu,
yani sprint mayosunu taşıyor. Geçen sene kazanmıştı, bu sene de Giro’nun
sonuna kadar devam ederek mayoyu kazanmasını bekleyebiliriz.
Mavi mayo (tırmanış) uzun zamandır Damiano Cunego‘da. Kötü bir gün
geçirmezse şu an için favori gözüküyor. Özellikle 19. ve 20. etapta birçok
puan var ama oraya kadar kafasını gayet rahatlatabilir. Genç mayosunu da
Bob Jungels korumaya devam ediyor. Bob Jungels de en yakın rakibi
Sebastián Henao’dan 11 dakika uzaklıkta. Artık buradan mayoyu kaybetmesi
için anormal bir durum yaşaması gerekir. Yakın zamanda bizim
hesaplarımızdan  “Giro d’Italia 2016’nın kazananı Team LottoNL – Jumbo’dan
Steven Kruijswijk” mesajlarını görürseniz artık şaşırmayın.

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – II