Tour de France 2019, Dinlenme Günü Notları – II

  • Harika bir yarış izlemeye devam ediyoruz. Seyir zevki bir yana, genel klasman mücadelesi de iyice tadına doyum olmaz bir noktaya geldi. Pau zamana karşısı ile başlayan üç günlük süreç, bir grubu elerken, su yüzeyinde kalanları iyice birbirine yakınlaştırdı. Alaphilippe’in bir buçuk dakika arkasında kızılca kıyamet kopuyor adeta. İkinci sıradaki G ile altıncı sıradaki Buchmann‘ı sadece 39 saniye ayırıyor. Açık bir yarış olacağını biliyorduk; ama ne yalan söyleyeyim bu kadarını beklemiyordum. Nefis, nefis!
  • Pinot, malum etapta kaybettiği zamanın tamamını geri almayı başardı. Final haftasına girerken sarı mayonun 1′ 50″, G’nin ise sadece 15 saniye arkasında. Yarışın başından bu yana en güçlü isim o. Yumruk yedikten sonra ayağa kalkmayı başararak psikolojik üstünlüğü de eline geçirdi. En büyük korkum, geçtiğimiz üç günde gösterdiği eforun Alpler’de performansını etkilemesi. Az bir farkla kaybederse çok yazık olacak. Her şeye rağmen… Ne dersiniz?
  • ALLEZ THIBAUT! ALLEZ MON GRAND! T’ES GRAND AUJOURD’HUI!
  • Paris’e beş kala Alaphilippe‘in şampiyonluk ihtimalini konuşacağımızı söyleseler gülüp geçerdim herhalde. Şu an o noktadayız. “Mayoyu tutabilir mi, tutamaz mı?” derken son haftaya bir buçuk dakika farkla lider giriyor. Dinlenme günü ve ardından gelecek iki geçiş etabı, enerjisini toplamak için büyük fırsat. Zira önünde 2.000 metre üzeri beş tırmanış, Galibier ve Iseran gibi kelle almak için bekleyen iki canavar var. Şahsen, sürdürülebilir bir performans gösterdiğini düşünmüyorum. Fizik kurallarını zorlayabilirsiniz; ama bu kazanabileceğiniz bir savaş değildir.
  • Ineos, kurulduğu yıldan bu yana ilk kez (Froome’un abandone olduğu 2014 hariç) yarışı kontrol altında tutamıyor. Bunu sırf Froome’un yokluğuyla açıklayamayız. Takıma genel bir formsuzluk hakim. Dağlara vurduğumuzda domestikler birer birer geriye düşüyorlar, ki bu alışık olmadığımız bir manzara. Nicelik olarak hakim olamayınca ataklara da bireysel cevaplar vermek zorunda kalıyorlar ve şu ana kadar pek başarılı olamadılar. Yine de bu yarışı kazanabilirler. Fakat bunu G ile mi yapacaklar; ondan emin değilim. Bernal, ona oranla daha az kırılgan görünüyor. Alpler çok şeye gebe.
  • Jumbo-Visma is the new Sky. Lakin Kruijswijk bir Froome değil.
  • Quintana, son şansını da çarçur etti. Berbat performansı bir kenara, Movistar da ona tamamen sırt çevirmişe benziyor. 2012’de büyük umutlarla başlayan hikayenin bu şekilde sona ermesi üzücü. Önümüzdeki yıl Arkea’da yeni bir sayfa açmaya çalışacak; ama bu saatten sonra bir etap yarışçısından öteye gidebileceğini düşünmüyorum.
  • İkinci haftanın yıldızların biri de Simon Yates‘ti. Dört güne iki etap sığdırdı. Üzerinde genel klasman baskısı olmayınca muazzam bir etap avcısına dönüşüyor. Adam‘a bakıcılık yapma gereği de ortadan kaltığına göre, üçüncü etabı kovalamak için önünde hiçbir engel yok demektir. Hatta bakarsınız, iki kardeşi beraber kaçarken görürüz.

 

* * *

Sarı mayo: Julian Alaphilippe
Yeşil mayo: Peter Sagan
Polka-dot mayo: Tim Wellens
Beyaz mayo: Egan Bernal

* * *

Alaphilippe
G (+1′ 35″)
Kruijswijk (+1′ 47″)
Pinot (+1′ 50″)
Bernal (+2′ 02″)
Buchmann (+2′ 14″)
Landa (+4′ 54″)
Valverde (+5′ 00″)
Fuglsang (+5′ 27″)
Uran (+5′ 33″)

Tour de France 2019, Dinlenme Günü Notları – I

  • Fransa Turu; son yıllarda kendini adıyla var ediyor, heyecan açısından Giro, hatta Vuelta’nın gölgesinde kalıyordu. Birçokları bunu -haklı olarak- “Sky dominasyonu”na bağlasa da, benim için bir numaralı sebep ASO’nun parkur tercihleriydi. İlk haftayı tamamen sprint etaplarına ayırıp uzun kilometreler boyunca ızdırap çekmemize neden oluyorlardı. Roubaix yollarını eklemek gibi bazı denemeler yapsalar dahi, alışkanlıklarından bir türlü vazgeçememişlerdi. Nihayet bunu kırmayı başardılar. Evet, “sprint” etapları yine çoğunluktaydı; ama hemen hepsinde işin içine klasik öğeleri eklediler. Yanı sıra La Planche des Belles Filles ve Saint-Etienne gibi genel klasmanı doğrudan etkileyecek etaplar yerleştirdiler. En nihayetinde, son yılların en keyifli açılış haftasını izledik. Draması bol, heyecanı yüksek, can sıkıntısı minimumda.
  • Dün sabah bilgisayarın başına oturduğumda ilk haftanın önemli ayrışmalara neden olmadığını, yakın farklara rağmen kimin ne durumda olduğuna dair ipuçları edindiğimizi, Pinot ve G’nin yarışın en büyük iki favorisi olduğunu yazmıştım… Sonra yarışı izledim. Hatta başta izlemiyordum bile. Twitter’da “Rüzgar var, sıkıntı çıkabilir” mealindeki gönderileri görünce hemen televizyonu açtım. EF bir denedi, iki denedi; olmadı. Daha sonra Alaphilippe öne geldi ve film koptu.
  • G ile Quintana arasında 52 saniye ve genel klasman şansını sürdüren beş isim daha var. Çizgiyi de oraya çekmek lazım. Uran‘dan başlayarak; Bardet, Fuglsang, Porte ve Landa‘nın şanslarını yitirmişe benziyor. Pinot ise gri alanda. Mevcut fark (1′ 21″) şampiyonluk ihtimalini büyük ölçüde yok ettiyse de, düne kadar gösterdiği performans içimde ufak bir umut ışığı taşımamı sağlıyor. Her şey bir kenara, belli ki Ineos‘u alt etmek yine hiç kolay olmayacak.
  • İlk hafta sprinterler için çocuk oyununa döndü. Viviani tutmuş, Groenewegen pişirmiş, Sagan yemiş; Ewan “Hani bana, hani bana?” demiş.
  • On etabın dördünü Jumbo-Visma kazandı. Üstelik üç ayrı isimle ve bir kez de komple takım olarak. Ayrıca Teunissen sarı, van Aert ise beyaz mayoyu taşıdı. Kruijswijk‘ın La Planche des Belles Filles’de zorlanmasına rağmen genel klasmanda G’nin sadece 15 saniye arkasında olduğunu da hesaba katarsak, on üzerinden onluk bir hafta geçirdiler. Bennett’in dünkü kaybına fazla üzüldüklerini sanmıyorum. Artık önlerinde yoğunlaşabilecekleri tek bir hedef var.
  • Van Aert‘ın harika başlayan yol kariyerinde tek eksiği yarış galibiyetiydi. Dauphine’de bu noksanı giderdikten sonra -ki, üst üste iki etap kazandı- gerisi çorap söküğü gibi geldi. Akabinde Belçika ulusal zamana karşı şampiyonluğu ve şimdi de ilk Fransa Turu’nda ilk etap galibiyeti. Bahar döneminde belalısı van der Poel‘ün gölgesinde kaldıktan sonra kendini tekrar vitrine çıkarttı.
  • De Gendt, panache ile yarış zekasını aynı potada eriten nadide bir bisikletçiye, sahip olduğu “kısıtlı” rolle pelotonda en çok saygı duyulan isimlerden birine dönüştü. Onu izlemek büyük keyif.

 

* * *

Sarı mayo: Julian Alaphilippe
Yeşil mayo: Peter Sagan
Polka-dot mayo: Tim Wellens
Beyaz mayo: Egan Bernal

* * *

G
Bernal (+4″)
Kruijswijk (+15″)
Buchmann (+33″)
Mas (+34″)
A. Yates (+35″)
Quintana (+52″)
Pinot (+1′ 21″)
Uran (+2′ 06″)
Bardet (+2′ 08″)
Fuglsang (+2′ 10″)
Porte (+2′ 47″)
Landa (+3′ 03″)

Giro d’Italia 2018’e Ön Bakış

 

GENEL KLASMAN

Son şampiyondan başlayalım. Dumoulin, favoriler arasında en az yarış gününe (12) sahip isim. Yarıştığında da pek iç açıcı performanslar gösteremedi. Sezon boyu en iyi derecesi Liege-Bastogne-Liege’deki 15.’liği… Zamana karşı avantajını elemine edebilecek Froome gibi bir rakibi varken, geçen yılın aksine dağlarda fark yaratması gerekecek. Etna etabı, ne alemde olduğunu görmede önemli. İlk iki haftayı fazla kayıp vermeden atlatabilirse sonlara doğru form tutmayı başarabilir.

Okumaya devam et Giro d’Italia 2018’e Ön Bakış

Tour de France 2017’ye Ön Bakış

PARKUR

Fransa Turu, duvar yıkıldıktan sonra ilk kez Almanya topraklarından (Düsseldorf) başlıyor. 1987 Berlin’den tam 30 yıl sonra… Lakin Düsseldorf’daki yolculuğumuz sadece 1,5 gün sürecek. 2. etapta şehirden çıkıp Liege’e uğradıktan sonra, 3. etapla beraber Lüksemburg üzerinden tur ana karasına ulaşacağız. Ardından ver elini güney…

Yarış parkuru bu sene sprinterlere epey bonkör davranıyor. Toplam 9 sprint, 5 orta dağlık ve 5 de yüksek dağlık etabımız [sadece 3’ü zirve finişi (La Planche des Belles Filles, Peyrahudes ve Izoard)] var. İlk gün ve Paris öncesi son günümüzde 2 tane de bireysel zamana karşı koşulacak. Fakat toplam uzunlukları 40 kilometreye dahi ulaşmıyor. Önceki senelere oranla sarı mayo için daha açık bir yarış olacağını söyleyerek favorilere geçelim.

Tour de France 2017

GENEL KLASMAN

Froome, üst üste üçüncü, toplamda dördüncü şampiyonluğunu arıyor. Aradığını bulursa, rekoru egale etmesine sadece bir adım kalacak. Fakat işi, geçtiğimiz senelerdeki kadar kolay değil. 2012’den bu yana en kötü yılını geçiriyor. Bırakın herhangi bir haftalık turda genel klasmanı, sezon boyunca tek bir etap galibiyeti dahi alamadı. Her daim harikalar yarattığı Dauphine’de bile -son gün- podyum dışı kaldı… Hazır olun, koca bir “ama” geliyor… Her şeye rağmen, destansı domestik kadrosunun da (G, Landa, Heano, Nieve, Kwiatkowski vb) etkisiyle çok az farkla önde olduğunu düşünüyorum. Sebebi hemen aşağıda.

Chris Froome

Porte, Dauphine şampiyonluğunu son gün kaybetse de yarışın en sağlam bacaklarından birine sahipti. Ki o bacaklar, 1 ay önce kendisine Tour de Romandie’yi kazandırmıştı. Açıkça söyleyebiliriz, ana favoriler içindeki en formda isim o. Fakat geçmişte de böyleydi ve Porte’un büyük turlar karnesine baktığımızda, en iyi derecesinin geçen seneki Tour beşinciliği olduğunu görüyoruz. Hal böyle olunca, Avustralyalı bisikletçiyi Paris sokaklarında sarı mayoyla turlarken hayal edemiyorum bir türlü. Kritik soru şu: Kötü bir gün geçirmeden veya başına bile bela gelmeden 3 haftayı tamamlayabilecek mi?.. Yakın olacak. Ama sanki yine olmayacak.

Quintana‘nın Giro-Tour dublesi hayalleri ilk ayakta suya düştü. Pasif sürüşü nedeniyle epey destekçi kaybetti üstelik. Yine de, sezonu kurtarmak için bir şansı daha var. Zamana karşı kilometrelerinin azlığı işine yarıyor. Yarış profilinin çok sert olmaması da bacaklarındaki Giro yorgunluğunu düşünürsek avantajına diyebiliriz. Yorgunluk demişken… Q, Giro’dan sonra hiçbir yarışa katılmadı. Bu nedenle formunun ne durumda olduğunu bilmiyoruz. La Plance des Belles Filles’de bitecek 5. etap önemli bir gösterge olacak. Yeni bir podyum ufukta görünüyor. Dileğimiz ise kaderine razı bir şekilde yarışmaması.

Valverde, bahar sezonun en iyisiydi. 3 tane haftalık tur kazandı, üstüne FL-LBL dublesi yaptı. Lakin hemen ardından 1,5 aylık bir tatile girdi ve dönüşü pek iyi olmadı. Defaatle Nairo için çalışacağını söylese de “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diyoruz. Hele söz konusu Valverde ise… Yalnız şöyle bir ikilem var: Valverde’nin Q’ya yardımı en çok genel klasmana yakınken mümkün. Ancak bu şekilde ikili oyun oynayabilirler. Hadi buyurun!

Aru, diz sakatlığı nedeniyle 3 ay yarşamadıktan sonra kendini çabuk toparladı. Dauphine’de beklentileri aşıp beşinci oldu, hemen ardından ise İtalya yol şampiyonluğunu kazandı. Herkes, 2015 formunu bulduğunu yazıp çiziyor. Ki o form, Aru’yu podyuma taşıyabilir. Yarıştaki en taze genel klasman iddialısı olduğunu da hatırlatalım… Takım beri yandan Fuglsang‘a sahip. Hem Aru’nun en büyük yardımcısı, hem de Astana’nın B planı olacak. Tüm enerjisini Dauphine’yi kazanmak için harcamadıysa kendine ilk 10’da bir yer edinebilir.

Richie Porte

Fransızların yarıştaki tek umudu Bardet. Geçen sene elde ettiği ikincilikten sonra bu sene zirve için kapışabileceğini söylemek isterdim; fakat Dauphine performansı pek iç açıcı değildi. İlk 5, onun için en ideal senaryo olacaktır. Bir etap galibiyeti de fena olmaz hani. AG2R’in onun için iyi bir takım getirdiğini söyleyebiliriz. Yaveri Latour, Frank ve Vuillermoz… Porte bile bu kadarına sahip değil.

Contador, ilk şampiyonluğunun 10. yılında, muhtemelen son Fransa Turu’na çıkıyor. Dauphine’de bir kez daha gördük ki; bacakları, aklından geçenleri yapmasına izin vermiyor. Birincilik dışındaki sonuçları umursamadığını, birinci olması için de pelotona uçak düşmesi gerektiğini bildiğimiz için neler yapacağından emin olamıyorum. Gerilerde bile kalsa, ki hayli olası, her halükarda yarışın hakkını vereceğinden emin olabiliriz.

Majka ilk kez Fansa’ya lider olarak geliyor. Daha önce hep Contador’un süper domestikliğini yapmıştı. Tabii bunu yaparken araya 2 polka dot mayo ve 3 etap galibiyeti sığdırmayı da ihmal etmedi. Formda olduğunu söyleyebiliriz. Kaliforniya’da ikinci oldu, Slovenya Turu’nu kazandı. İlk 5 için önemli bir aday olacağına şüphe yok… Takımın diğer kozu ise Dauphine’de harika işler yapan Buchmann. Geçtiğimiz yıllarda Majka’nın Contador’a yaptığını bu kez o Majka’ya yapmaya çalışacak. Gelecekte çok daha iddialı olacağını söylemek zor değil.

Nairo Quintana

Dan Martin hiçbir zaman tam anlamıyla bir genel klasmancı olmadı. Ama kendisine uygun parkur bulduğunda elinden gelenin en iyisini yapmaktan da geri durmadı. Bu yıl Tour, o parkurlardan birine sahip. Geçen yıl elde ettiği dokuzunculuğu geliştirmesi olası. Quick-Step’in Kittel etrafında kurulduğunu, Brambilla‘dan başka ona yardım edebilecek bir isim olmadığını ekleyelim. Gerçi kendisi pek domestiğe ihtiyaç duyan biri sayılmaz.

Dauphine’de iyi gözüken isimlerden biri de geçen yılın sekizincisi Meintjes‘di. Tekrar benzer bir dererece yapması muhtemel. Beyaz mayonun da Yates ile beraber en büyük iki favorisinden biri. Bana sorarsanız birincisi.

Orica’nın kağıt üzerindeki lideri Chaves gibi görünse de pratikte durum böyle olayacak. 4 aylık sakatlık molasınn ardından 3 haftalık turda mücadeleci olması pek kolay değil zira. Takım da bunun farkında olarak Giro öncesi Adam Yates‘i apar topar yarıştan çekip Fransa’ya sakladılar. Lakin onun da form durumu da epey dalgalı. Romandie’de galibiyeti kaçırdı, Dauphine’de ilk 10’u bile göremedi. Tour’da bunu başarabileceğini umuyor. Aksi halde beyaz mayonun uzağında kalacak.

Yeni takımı Bahrain-Merida ile iyi bir sezon geçiren Ion Izagirre ve Cannondale’in lider ikilisi UranTalansky; adlarını anmamız gereken diğer isimler. Ve Lotto Jumbo…. Roglic, Gesink, Bennett gibi sağlam tırmanışçılara sahipler. Ana hedefleri etap galibiyeti olsa da, bir şekilde ilk 15 içinde kendilerine yer bulabilirler.

 

YEŞİL MAYO

Sagan, Tour de France sahnesine çıktığı 2012’den bu yana her yıl yeşil mayoyu kazanmayı başardı. Önümüzdeki senelerde karşısına Gaviria çıkana kadar da kazanmaya devam edeceğe benziyor. 5 yıllık karnesine bakın: 7’si birincilik, toplam 34 podyum…

Peter Sagan

Sagan’a yaklaşması en muhtemel ismin Kittel olmasını bekliyorum. Tüm sprinterler grubu içinde tırmanış kabiliyeti en zayıf isim olsa da, kazanacağı 5+ etap ile sağlam puan toplayacaktır. Sahip olduğu takımdan bahsetmiyorum bile.

Taze Fransa şampiyonu Demare, tamamen onun üzerine kurulmuş bir takımla düşecek yollara. Tabii gözü yeşil mayodan çok etap galibiyet(ler)inde olacak. En az bir tanesini kazanamazsa yazık o trene.

Greipel, 2008 Giro’dan bu yana katıldığı her büyük turda etap almayı başardı. Seriyi sürdüreceğine şüphe yok. Onca sprint etabı içinde en az 1-2 tanesinden zaferle ayrılacaktır. Ayrılmalıdır.

Matthews, düz etaplarda saf sprinterlere karşı koyabilecek top speed’i üretemiyor. Başarılı olması için sonu eğimli Ardenne tandanslı etaplar lazım ve bu yarışta onlardan sadece iki tane var… Söylediklerim Colbrelli için de geçerli.

Cavendish mononükleoz teşhisi nedeniyle bir süredir yarışmıyordu. Tour’a katılıp katılmayacağı da son ana kadar belirsizdi. En büyük motivasyon kaynağı Eddie Merckx’i yakalamak olacak; ama işi hiç kolay değil. Şansı yaver giderse belki bir etap galibiyeti. (Geçen sene de aynı şeyi söylemiştim.)

Bouhanni, Goenewegen, Kristoff ve Degenkolb; etap galibiyeti için sprint atacak, bol bol podyum civarında dolaşacak diğer isimler. Son olarak; sezon sonunda Direct Energie’den ayrılacağını açıklayan Coquard‘ın, takım patronu Jean-René Bernaudeau tarafından Tour kadrosuna alınmadığını belirtelim.

 

POLKA DOT MAYO

4’ü HC, toplam 11 kategorize tırmanışın geçileceği 9. ve 17. etaplar, klasman için büyük önem taşıyor. Kaçış grubuna gitmesi muhtemel bu etaplarda toplanacak puanlar, sahiplerine büyük oranda dağların kralı mayosunun kapısını aralayacak. 

Akla gelen ilk isim, Pinot. Giro’da podyumu kıl payı kaçırdıktan sonra bu kez memleketinde görücüye çıkıyor. Fakat bu sefer hedefi genel klasman değil. Geçtiğimiz yıl bu klasmanda ikinci olan kaçış uzmanı De Gendt, bir diğer favori. Rolland‘ı da atlamamak lazım… Genel klasman için adını saydığımız; fakat yarıştan erken kopup gözünü buraya dikecekler de olacaktır elbet. Giro’da Landa’nın yaptığı gibi. Şimdiden kimlerin olabileceğini söylemek zor.

 

* * * * *   –

* * * *   Froome, Porte

* * *   Quintana, Aru

* *   Bardet, Majka, Contador, Valverde

*   Meintjes, Yates, Martin, Fuglsang  

Podcast #10 – Giro d’Italia 2017 Değerlendirmesi

100. Giro d’Italia sona erdi. Tom Dumoulin, yarış öncesi beklentileri aşarak pembe mayonun sahibi oldu. Son etaplardan başlayarak, üç haftalık İtalya macerasını enine boyuna masaya yatırdık… Keyifli dinlemeler.

Podcast #09 – Giro d’Italia İkinci Hafta Notları

Sona yaklaştıkça sorular artıyor: Dumoulin pembe mayosunu koruyabilecek mi, yoksa Quintana dağlarda şahlanıp bir kez daha mı zirveye çıkacak? Pinot, Nibali ve Zakarin arasındaki podyum yarışı nasıl şekillenecek?.. Keyifli dinlemeler.

Podcast #08 – Giro d’Italia Birinci Hafta Notları

100. Giro’da ilk haftayı geride bıraktık. Zorlu Blockhaus etabı öncesinde bugüne kadar neler olduğunu, bundan sonra neler olabileceğini konuştuk. Keyifli dinlemeler.

Podcast #07 – Giro d’Italia 2017’ye Ön Bakış

100. Giro d’Italia yarın başlıyor. Podcast’in 7. nüshasında yarış parkurunu, favorileri ve mayo iddialılarını konuştuk. Pembelere bürünen kim olacak? Son şampiyon Nibali mi, Kolombiya harikası Quintana mı? Keyifli dinlemeler.

Tour de France 2016 Değerlendirmesi

Paris - France - wielrennen - cycling - radsport - cyclisme - Romain Bardet (FRA-AG2R-La Mondiale) - Christopher - Chris Froome (Norway / Team Sky) - Nairo Quintana (COL-Movistar) pictured during stage 21 of the 2016 Tour de France from Chantilly to Paris, 113.00 km - photo Cor Vos © 2016
Romain Bardet – Chris Froome – Nairo Quintana

Bir Oscar geleneğidir. Uykusuz kalınan o uzun gecenin sabahında, törenin ne kadar sıkıcı geçtiğini söyler, sonra ertesi yılı iple çekeriz. Fransa Turu bana o hissi vermeye başladı. Özellikle bu sene. Bunu sadece Froome/Sky dominasyonuyla açıklayamayız. Mesele daha ziyade diğer bisikletçilerin yenilgiyi kabullenmişlikleri. İş öyle bir noktaya geldi ki, kendi aralarındaki podyum yarışında dahi göz doyurur bir mücadele görmedik. Mollema ve Dan Martin gibi atak yapmaktan geri durmayan isimler ise sonucu değiştirmeye muktedir değillerdi. Tabii bu konuştuklarımız genel klasman mücadelesi için geçerli. Bol bol kaçış galibiyeti izlediğimiz yarışta, heyecan duymamızı sağlayan bir dolu isim oldu. Hepsine sırayla geleceğiz. Ama önce şampiyon…

Cycling: 103th Tour de France 2016 / Stage 21 Illustration /Christopher FROOME (GBR) Yellow Leader Jersey/ PARIS City / Landscape / Peloton / Arc De Triomphe / Chantilly - Paris Champs-Elysees (113Km)/ TDF / © Tim De Waele
Tour de France 2016

GENEL KLASMAN

Froome, 8. ve 11. etaplardaki sürpriz ataklarıyla elde ettiği farkları, zamana karşılarla maksimize ederek Tour’u kazanmayı bildi. Ve bunu yaparken hiç zorlanmadı. Önceki zaferlerine oranla daha meşakatli bir yol izlemesini bekliyorduk oysa. Yanılmamıza sebep, başta Quintana olmak üzere, kağıt üzerindeki tüm rakiplerinin bu denli pasif kalmaları oldu. Düşünün; koca Tour boyunca dağlarda tek bir ciddi atak karşılamak zorunda dahi kalmadı. Tek yapması gereken, takım arkadaşlarının muhafazası altında pedal çevirmeye devam etmekti. Ki o takım arkadaşları, Froome’a şampiyonluğu getiren en önemli faktördü. En çok da Wout Poels.

Saint-Gervais - France - wielrennen - cycling - radsport - cyclisme - Wout Poels (NED-Team Sky) - Christopher Froome (GBR-Team Sky) pictured during stage 19 of the 2016 Tour de France from Albertville to Saint-Gervais, 146.00 km - photo JdM/PN/Cor Vos © 2016
Chris Froome – Wout Poels

Froome böylelikle 3. Tour şampiyonluğuyla Greg LeMond, Lousion Bobet ve Philippe Thys gibi efsaneleri yakaladı. Beri yandan, Migel Indurain’den bu yana yarışı üst üste kazanan ilk isim oldu. Sky açısından bakarsak, son 5 yılda 4 galibiyet görüyoruz. Bugünden bakınca, en az 1-2 sene daha bu dominasyonun sürmesi olası gibi. Froome heybesini başka başarılarla doldurmak adına hedef değiştirmezse tabii.

19. etaba kadar Fransızların henüz bir etap galibiyeti yoktu. 19. etaptan sonra ise yeni bir kahramanları oldu. Froome’un yağmurda kayıp düşmesine reaksiyon verebilen tek isim olan Bardet, akıllıca bir atakla ülkesinin 17 yıllık etap galibiyeti serisini sürdürüp kendini genel klasmanda ikinciliğine attı. “En iyi Fransız kim?” sorusuna da bu sene için cevap bulmuş olduk böylelikle. Pinot’nun tavanının daha yüksekte görsem de, istikrarı Bardet’yi bir adım öne çıkarıyor. Ah, bir de bu kadar kötü bir zamana karşıcı olmasa…

Bugün Quintana‘dan “hayal kırıklığı” diye bahsediliyorsa, bize alıştırdıklarından dolayıdır. 26 yaşında 3. Tour podyumuna ulaşan biri için bu yakıştırma fazla ağır yoksa… Froome’u alt etmesi en başından beri pek mümkün durmyordu; ama ondan beklentimiz atak olmasıydı. “Ha bugün ha yarın” derken koca Tour geldi geçti; ama “o atağı” hiç göremedik. Kaderine de, üçüncülüğü de razı geldi. Şaşırtıcı şekilde, takımından umduğu desteği de alamadı Kolombiyalı. (Bu cümleyi Giro’da da kurmuştum.) Ve yine şaşırtıcı şekilde, en büyük yardımcısı Valverde‘ydi. Zaman zaman içindeki ateşi bastıramayıp Quintana’yı yalnız bıraktı; ama olacak o kadar. Kırk yıllık ego, bir anda süper domestik olmayı kaldıramıyor. Tüm bu işleri yaparken yarışı 6. sırada bitirdiğini söylemeden geçmeyelim. Daha iki ay evvel Giro’da podyum yaptı bu adam.

Peter Sagan
Peter Sagan

Tour’un yıldızlarından biri Adam Yates‘ti. Henüz 23 yaşında, ikinci Fransa Turu’nda podyumun eşiğinden döndü. Ve bu sayede rahatça beyaz mayonun sahibi oldu. 19. etapta pelotondan düşmemek için harcadığı çaba bile başlı başına alkışı hak ediyor. Bir gün Tour’u kazanabilir mi, emin değilim. En azından bu zamana karşısıyla zor. Lakin bu başarı tesadüf değil ve uzun yıllar onu zirveye oynarken göreceğimize eminim. 2014 Türkiye Turu’nda çıplak gözle izleyebildiğimiz için çok şanslıyız.

İkinci etapta lastik patlatıp 2 dakikaya yakın fark yemese, şu an Porte‘un Tour podyumundan, Sky boyunduruğundan kurtulup nasıl kendini bulduğundan bahsediyor olacaktık. Veya fark yaratması beklenen 13. etaptaki zamana karşıda Quintana’yla aynı dereceyi yapmasa. Hikaye Avustralyalı’nın istediği gibi gelişmedi; ama hala olumlu konuşabiliriz. En azından pes etmedi ve 31 yaşında büyük turlardaki kariyer zirvesini gördü. Üstelik pes etmeye en meyyal isim o iken… Van Garderen cephesinde ise değişen bir şey yok. Yarış boyu ilk 10 içinde seyrettikten sonra 17. etapta kontak kapatıp kendini 29. sırada buldu. Ben daha ne diyeyim?

Genel klasmandaki yerlerine bakmayın, Dan Martin ve Bauke Mollema bu Tour’un yüz aklarından. Kimse kılını kıpırdatmaya yanaşmazken, onların aklında hep atak vardı. Martin yine şanslı. Her ne kadar çok istediği etap galibiyeti gelmese de yarışı ilk 10’da bitirmeyi başardı. Genel klasmancı olmayan biri için harika bir sonuç. Fakat aynı şeyleri Mollema için söyleyemiyoruz. Bütün yarışı ilk 3’te götürdükten sonra 19. etapta yaptığı 1,5 kazanın ardından gerilere düştü, üzdü. Giro’da Kruijswijk, Tour’da Mollema… Hollandalılar 2016’yı pek iyi hatırlamayacaklar.

epa05439447 Tinkoff team rider Rafal Majka of Poland celebrates on the podium wearing the best climber polka-dot jersey of the 103rd edition of the Tour de France cycling race over 113Km between Chantilly and Paris Champs-Elysees, France, 24 July 2016. EPA/IAN LANGSDON Dostawca: PAP/EPA.
Rafal Majka

Uzun bir hayal kırıklıkları listemiz var. “Paris’i göremeyecek” kehanetimi gerçeğe dönüştüren Contador listenin başında yer alsa da, beni asıl şaşırtan Pinot oldu. Önce genel klasman mücadelesinden, daha sonra yarıştan koptu. Froome ve Quintana’nın yanındaki boş podyum basamağında onun olmasını bekliyordum oysa. Onların hemen ardından Aru geliyor. Dauphine’de verdiği olumsuz sinyalleri doğru algılamışız. Yine de bu kadar kötü olacağını tahmin etmemiştim. Kendine ilk 10’da dahi yer bulamadı. Ve Barguil… Her tırmanışta, geriye düşerken gördüğümüz ilk isim oydu. Son gün kaçışa girmeye çalıştı; ama orada bile grupla beraber kalmayı başaramadı. İsviçre Turu’nda izlediğimiz Barguil başka bir bisikletçiydi galiba.

SPRİNT MAYOSU

Sevin ya da sevmeyin, Sagan‘a kayıtsız kalmak mümkün değil. Şu an bisikletin bir numaralı yıldızı o. Ne Froome, ne başkası… Kariyerinin en iyi yılını, en iyi Fransa Turu’yla taçlandırdı. 3 etap kazandı, 8 kez podyum, 10 kez ilk 10 yaptı. Dağlık etapların bir kısmında kaçışlara girdiğini de düşünürsek, yarışın üçte ikisinde o vardı. Ve haliyle 5. kez üst üste yeşil mayoyu kazandı. Üstelik rekor puanla, en yakın rakibinin puanını ikiye katlayarak… Erik Zabel’in rekoruna artık 1 var.

3658466E00000578-3698281-Cavendish_claimed_victories_at_Utah_Beach_Angers_Montauban_and_V-a-40_1468963169693
Mark Cavendish

Sagan bildiğimiz gibiyse, Cavendish eskiden hatırladığımız gibi. “Bir etap alsa mutlu olur,” diyordum,  4 etap kazandı. Huşu içinde yarıştan ayrılmasa muhtemelen Champs-Elysees’de de o galip gelecekti. Yıllardan sonra, “Artık bitti,” denirken krallığını geri kazandı. Kaiyerinde ilk kez sarı mayo taşıdığını da unutmayalım.

Giro’da toplam 7 etap kazanan GreipelKittel ikisili, Tour’da Cavendish’in şovu çalmasına engel olamadılar. Birer etap galibiyeti ikisini de kesmeyecektir muhtemelen. Champs-Elysees’de gelen üst üste ikinci zafer Greipel için önemli yine de. Yarışa kötü başlayan Matthews, sonunu iyi getirdi. Yarışın en keyifli günlerinden biri olan 10. etapta kaçışa girerek nefis bir etap kazandı. Yalnız bir kez daha gördük ki Matthews artık bir sprinter değil. Coquard ve Kristoff ise çok çabalamarına rağmen yarışı etap kazanamadan bitirdiler. İki de yeni keşfimiz var: Daniel McLay ve Sondre Holst Enger.

TIRMANIŞ MAYOSU

Majka; 2014 yılında genel klasman mücadelesi verdiği Giro’nun ardından Contador’a yardım için Tour’a gelmiş, liderinin yarışı terketmesiyle önü açılıp polka dot mayoya uzanmıştı. Sene 2016. Majka; genel klasman mücadelesi verdiği Giro’nun ardından Contador’a yaprdım için Tour’a geldi ve liderinin yarışı terketmesiyle önü açılıp polka dot mayoyu kazandı. Saygılar.

Mayonun diğer iddialı ismi Thomas de Gendt‘ti. Kaçışa girdiği gün sayısı belki Majka’dan da fazlaydı; ama 18. etapta gruba katılmayı başaramayınca dağların krallığı a uçup gitti. Yine de çok kıymetli bir Mont Ventoux zaferi elde ettiğini unutmayalım. Etapta yaşanan kaos, galibiyetini gölgeledi ne yazık ki.

* * *

Son hafta yaptıklarıyla (1 etap galibiyeti, 2 de ikincilik) kendine hayran bırakan Pantano, Sagan’la beraber jenerasyonunun bir diğer yetenek fıçısı olan Alaphilippe, kazandığı 2 etaptan sonra talihsiz bir şekilde yarışı bırakmak zorunda kalan Dumoulin, son Fransa Turu’nda ilk 10 görmeyi başaran Purito ve ilk etapta ağır bir kaza geçirip 3 haftayı son sırada da olsa bitirmeyi başaran Sam Bennett; adlarını anmamız gereken diğer isimler.

 

https://bisikletta.com/2016/07/01/tour-de-france-2016ya-on-bakis/

https://bisikletta.com/2016/07/11/tour-de-france-2016-dinlenme-gunu-notlari-i/

https://bisikletta.com/2016/07/20/tour-de-france-2016-dinlenme-gunu-notlari-ii/

 

Tour de France 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Mark Cavendish

Bu sene Tour de France’ın 103. edisyonu düzenleniyor. Çoğu büyük turda olduğu gibi, TdF 2016’nın da ilk bölümü genel olarak sprint etaplarıyla geçildi. Hepsini toptan bir şekilde özetleyebileceğimizi düşünüyorum. Öncelikle ilk 9 güne ülkesel boyutta Büyük Britanyalı bisikletçilerin damga vurduğunu söyleyebiliriz. Takım olarak da Dimension Data’nın. 4 sprint etabının 3’ünü usta sprinter Mark Cavendish aldı. Son yıllarda rakiplerinin gölgesinde kalan isim, pozisyon bilgisini nasıl kullanabildiği bir kez daha gösterdi. Belki Marcel Kittel’in, hatta diğer sprinterlerin maksimum hızları ve güçleri daha fazla ama Mark Cavendish sprinti ne zaman, nerede ve ne şekilde atacağını çok iyi biliyor. Bu sene olimpiyatlarda pist yarışlarında da madalya hedefleyen Cavendish’in Fransa Turu’ndaki performansı hepimiz için ekstra oldu diyebiliriz. Alman sprinter Andre Greipel bu sene çok formda olsa da, bu formunu Fransa Turu’na taşıyamadı. Bir diğer Alman  Marcel Kittel de her zamanki gibi güç göstergesi yaptı ama sadece 1 etap kazanabildi. Bunda kendisinin zamanlama hataları yapması ve Cavendish’in tecrübesine yenik düşmesinin de payları büyük. Her türlü marifet sahibi yıldızımız Peter Sagan da kendine 1 galibiyet çıkarmayı başardı ve alanındaki önemli isimlere mesajı verdi. Sagan tabii ki sprint etaplarında da kafa göstermeyi ihmâl etmedi. Finiş fotoğraflarında her zaman kareye girmeyi başardı. Alexander Kristoff ve Michael Matthews‘un sprintlerde esamesinin okunmadığını söyleyebiliriz. Kristoff çok formsuz, Matthews ise takım içi çekişmelerle uğraşıyor. Matthews’ın sezon sonu takımdan ayrılacağı söylentileri de git gide artıyor. Fransız sprinter Christophe Laporte ise Cofidis adına sprintlerde yer tutmaya çalışıyor. Nacer Bouhanni’nin sakatlığında kendisine fırsat doğdu ve fena da iş çıkarmıyor. İki genç isim; Dylan Groenewegen ve Daniel Mclay de dikkatimizi çeken isimlerden. Gelecek yıllarda kendilerini sıkça sprint kürsülerinde görebileceğimizi düşünüyorum.

Chris Froome’un 8. etaptaki inişi.

Greg Van Avermaet da şeytanın bacağını kırmayı başaranlardan. Özellikle tek günlük yarışlarda, sonu hafif tırmanışla biten etaplarda hız gösterisi yapmada çok becerikli. Bu sefer de Tour de France 2016’da 5. etaptaki solo kaçışıyla galibiyeti elde etti. Önceski seferlerin aksine biraz erken davranan Van Avermaet, işini şansa bırakmadı ve aynı zamanda sarı mayonun da sahibi oldu. Tabii bir süreliğine… Britanya olimpiyat takımına alınmayan Stephen Cummings, kalitesini bir kez daha ispatladı. Son yıllardaki perfomansıyla kendisinden söz ettiren ve özellikle atak zamanlamasıyla ön plana çıkan Cummings, Col d’Aspin gibi önemli bir yokuşu da içinde bulunduran 7. etaptaki kaçışıyla, TdF 2016’dan etap galibiyet çıkarmasını bildi.

Bauke Mollema
Bauke Mollema ve peloton, yağmur altındaki 9. etapta.

Aperitiflerin tadına baktıktan sonra, asıl mevzumuz olan ana yemeğe gelecek olursak… Tour de France için ön bakış yazımızı yazan Murat, Alberto Contador‘un bir sebepten dolayı yarışı bitiremeyeceği kehanetinde bulunmuştu. Bu kehanet ne yazık ki gerçek oldu. Contador birinci ve ikinci etapta ağır kazalar yaptı, yaralandı ve etaplar süre geldikçe zaman kaybetmeye başladı. Son etaptan önce, 8. etabın bitişinde sarı mayodan 3 dakika 12 saniye geriye düşmüştü. Sakatlıkları, zaman farkı yetmiyormuş gibi takım arkadaşları da liderlerini yalnız bırakmış, kafalarına göre hareket etmeye başlamışlardı. Kaçınılmaz son da 9. etapta geldi çattı. Contador etap başında kaçış deneyip, bacaklarını test etmeye çalışsa da etabın daha başlarında sürekli takım arabasının yanında gözükür oldu. Uzun konuşmalar sonucunda o dramatik kare ekranlara yansıdı. Contador bisikletten indi ve takım arabasına oturdu. Kameralara tek bir kez baktı. Onda da gülümseyip “thumb” işaretini yaptı… Contador 2016’nın kaybedeni. Diğer yandan ise herkesin bir, belki iki adım önde gördüğü Chris Froome‘un gövde gösterisi vardı. 8. etap başlarken sarı mayo Van Avermaet’taydı ama genel klasmanda favorilerden en iyi durumda olan Froome’du. Greg’in zaten etabın başındaki yokuşlarda geri düşeceğini herkes biliyordu. Hepimizin alışık olduğu gibi Team Sky yine pelotonun başına geçti ve kapkara görüntüsüyle “artık kontrol bizde” imajını tüm pelotona yansıtmaya başladı. Team Sky etabı domine etse de, Adam Yates, Froome’un 7 saniye önündeydi. Froome’un sarı giymesi için ekstra bir şeyler gerekliydi. Veyahut birkaç etap daha beklemesi icap ediyordu. 8. etaptaki son yokuş olan Col de Peyresourde’un zirvesine ulaştığımızda herkes sakinleşmişti. Herkes mayosunun önünü kapamaya, sularını içmeye başlamıştı. Tam o esnada Chris Froome en öne gelerek pedallara asıldı ve kadronun üstüne otura otura inişi tamamladı. İnişi son derece tehlikeli hâle getirdi ve yakalanmayarak zaman farkını geliştirip sarı mayoyu sırtına geçirdi. Her zaman Team Sky’ın ve Chris Froome’un en çok eleştirilmesine sebep olan mekanikliğin yerini o iniş boyunca, acayip bir “içten atak” almıştı. Froome’u sevmeyenlerin sayısında bir değişiklik oldu mu bilemiyoruz ancak, saygı duyanların sayısında bir artış olduğuna kesin gözüyle bakabiliriz. Nairo Quintana ve Movistar genel klasman yarışında hâlâ iyi durumdalar ama, 9. etapta karşısında bir çok tırmanış varken Quintana’nın atak yapmamasını pek anlayamadık. Quintana’nın büyük turların son haftalarını sevdiğini biliyoruz. Pireneler’den ziyade de, Alpler’i sevdiğini… O yüzden Nairo Quintana için sanırım biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Thibaut Pinot yine hayâl kırıklığı evresine geçiş yaptı. Daha yarışın ilk haftasında patladı. Artık Rafal Majka ile birlikte dağların kralı mayosunun en büyük adaylarından biri. Tabii önümüzde birçok tırmanış etabı olduğu için bu mayoda da durumlar aniden değişebilir. En azından artık genel klasmanı hedeflemeyeceğini, daha doğrusu yediği zaman farkından dolayı hedefleyemeyeceğini biliyoruz. Genel klasman yarışında genç Britanyalı Adam Yates, daha çok 1 haftalık turların adamı olan Dan Martin ve Fransızların diğer umudu Romain Bardet‘nin de hiç fena yarışmadığını söyleyebiliriz. Son etapta dikkatimizi çeken bir diğer isim ise, etabı kazanan isim Tom Dumoulin. Andorra’da sonlanan etapta Arcalis tırmanışını kotarıp etabı solo kaçışıyla kazanması bizleri biraz şaşırttı ve etkiledi. Mark Cavendish, Peter Sagan ve Greg Van Avermaet, sarı mayoyu kariyerlerinde ilk defa sırtlarına geçirmiş oldular. Ayrıca turda şimdiye kadar hiç fena iş çıkarmayan “El Purito” lakaplı usta bisikletçi Joaquim Rodriguez, sene sonunda profesyonel yol bisikleti yarışçılığını bırakacağını açıkladı.

Tour de France 2016’ya Ön Bakış