Milan-San Remo 2017’ye Ön Bakış

Milan-San Remo son kez solo atakla kazanıldığında sene 2008, şampiyon Cancellara idi. Spartacus artık yok ve şu an pelotonda bunu başarmaya namzet yegane isim Sagan. Kupaya uzanan tek yol bu değil elbet. Hiç olmadı sprint kartı cebinde duruyor zaten. Yine de, atak denemesi kendisi için daha iyi olur görüşündeyim. Poggio’da yapacağı atak ve iniş performansıyla yaratacağı 15-20 saniyelik fark ona yetecektir. Tek başına kalamasa bile, bir iki favoriyi silkelese kafi… Paris-Nice’te Kristoff ve Degenkolb’u geçmeyi başaran Bennett, Bora-Hansgrohe’nin diğer ilk 10 kozu.

Yeni MSR Kupası

Gaviria, geçen yıl ‘acemiliğine’ yenik düşüp son kilometrede kaza yapmasa henüz ilk Milan-San Remo’sunda (ve ilk anıtsal klasiğinde) podyum görebilirdi. Anlaşıldı ki, 291 kilometrelik bir yarış ‘körpe’ bacakları için sorun değil. Bu yıl bir yaş daha olgun ve şimdiden kazanmaya hazır. Paris-Nice 6. etabı onun için tam bir kostümlü prova oldu. Yapması gerekeni biliyor: Sagan’ın tekerine yapışmak. Başarırsa, Eddy Merckx’ten sonraki en genç MSR şampiyonu olacak. Arkasında dev bir destek grubu var. Boonen’den Alaphilippe’e, Gilbert’den Trentin’e…

Boonen demişken… Hastalığı nedeniyle Omloop’dan çekilip Kuurne ve Strade Bianche’yi kaçırmak zorunda kaldı. MSR onun için bacaklarındaki eksik kilometreleri kapatmak için önemli olacak. Gözü, kulağı, her şeyi Paris-Roubaix’de. Burada kendini hırpalayacağını sanmıyorum.

Kristoff, 2015 sezonunda alev aldıktan sonra (314793 yarış galibiyetinin yanı sıra Ronde’yi kazandı) geçen yılı görece epey sönük geçirmişti. Bu sene de bir kıvılcım göremedik açıkçası. Yine de, Milan-San Remo’da işleri tersine çevirebilmesi mümkün. Çevirse iyi eder, zira Ronde ve Roubaix’de işi çok daha zor olacak.

En güvenilir bulduğum klasikçilerden biriydi Degenkolb.

Peter Sagan

Geçen yılın başında Alicante’de yaşanan korkunç kazaya kadar… Tekrar kazanmaya başladı başlamasına da, içimdeki “acaba”yı atabilmiş değilim. 2015’te MSR-PR dublesi yapmasını sağlayan keskinliğe ulaşabildiğini sanmıyorum. Ulaşabilecek mi, emin de değilim. Kuşkularım, podyum adaylarından biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor elbette. Beri yandan takımda Stuyven ve Felline gibi iki başaltı isim var. Cancellara bıraktı; ama Trek hala bahar döneminin en güçlü takımlarından.

 

Demare‘ın Paris-Nice’deki birinci etap performansı etkileyiciydi. Alaphilippe’in tüm pelotonu silkeleyen atağına cevap verebilen tek kişi olarak sprint gücüyle rakibini geçip rahatça etaba uzanmıştı. Bu demek oluyor ki, Sagan veya bir başkasının Cipressa yahut Poggio’da yapacağı ataklara ayak uydurabilir. Son şampiyon olarak yapması gereken de bu. Aynı başarıyı tekrarlaması çok zor görünse de, podyum civarında dolanması sürpriz olmayacak.

Hayır, Van Avermaet‘ı unutmadım. Bu sefer dalga da geçmeyeceğim. Ne haddime! Malumunuz, kendisi artık bir Olimpiyat şampiyonu. “Daimi ikinci” ünvanını da artık ardında bırakmışa benziyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Sagan’ı nasıl yeneceğini öğrendi. Öğrendi ve defaatle uyguluyor. Kendisini arka sıralara bırakmamın sebebi MSR’ye tam uymuyor oluşu. Ronde yazımı bekleyin hele…

Cumartesiye kadar kavgaya vs karışıp kolunu bacağını incitmez, yarış sprint finişine kalır ve sprint sırasında herhangi bir vukuata imza atmazsa Bouhanni‘nin de bir şansı olacak. En son güle oynaya Nokere-Koerse’yi kazandı. Ölçü müdür? Eh, pek değildir.

Fernando Gaviria

Matthews sezonu yine Paris-Nice’de açtı. Fakat bu yıl, geçtiğimiz 2 senenin aksine etap galibiyetinin uzağında kaldı. Formuna dair şüpheler var. Hoş, formunu yakalasa bile 2015’teki podyum derecesini tekrarlaması kolay olmayacaktı. Vücudunu yokuşlu etap sonralarına uygun şekle soktu ve artık elit sprinterlerle baş edebilecek top-speed’i üretemiyor. Geçtiğimiz seneki tahminlerimde ilk sıraya onu koymuştum (59. oldu). Bu yıl sırasını düşürdüm, bakalım ne yapacak?

Bahis siteleri 1’e 19 ile Cavendish‘i altıncı sıraya koyuyor. Niye öyle yapıyorlar, bilmiyorum. Adına hürmeten olsa gerek. Zira ben tam olarak o sebepten adını anıyorum. Poggio’yu görse bile, orada gelecek ataklara veya tempo artışlarına ayak uydurabileceğini sanmıyorum. Ha, “Tour’da ‘Bir etap kazanırsa öpüp başına koysun’ demiştin” derseniz ağzımı açmam.

Geçen yılın ikincisi taze UAE’li Swift, Paris-Nice’nin sürpriz etap galibi Colbrelli ve Lotto Soudal’dan rastgele seçeceğimiz herhangi bir bisikletçi; adlarını ilk 10’da görürsek şaşırmayacağımız diğer isimler. Son olarak bir kısa cümle de Orica’nın genç sprinterleri Ewan ve Cort için edeyim: İkisi de ilk kez MSR koşacaklar, dikkat etmekte fayda var.

 

* * * * *   Sagan

* * * *   Gaviria

* * *   Kristoff, Degenkolb, Demare

* *   Van Avermaet, Bouhanni, Matthews

*   Cavendish, Colbrelli, Swift, Felline, Stuyven, Bennett

Paris-Roubaix Son Şakasını Yaptı

12994513_1108495209202340_6760383977061573553_n

Mathew Hayman / Fotoğraf: Graham Watson

Paris-Roubaix 2016 için bir sürü şey yazdık çizdik. Sosyal medyada bombaladık. Alkol masasında tartıştık. Yatmadan önce “bu sefer kim kazanır?” diye düşündük durduk. E sonunda ne mi oldu? Büyük ihtimâl psikopat bir bahisçi şu an yarıştan saatler sonra bile puro/viski keyfi yapıp kahkaha ata ata sakallarını sıvazlıyor. Olan bu. Bir bahisçi diyorum çünkü bu yarışı kazananın tahminini iki kişinin bile tutturabileceğini zannetmiyorum. Yarışı kazanan ismimiz Orica GreenEDGE‘in Avustralyalı sporcusu Mathew Hayman. Kendi kendinize “kim?” diye sorduğunuzu duyar gibi oldum. M-A-T-H-E-W H-A-Y-M-A-N. Belki abarttığımı düşünüyorsunuz ama Roubaix Velodromu’nda Hayman sprinti aldıktan sonra bisikletten indi ve şaşkın gözlerle etrafa baktı. “Neredeyim ben? Ne oldu? Bu insanlar kim? Kim kazandı?” gibi soruları büyük ihtimâl kendi kendine sordu durdu. Yol bisikleti dünyasına biraz uzak olan isimler için şöyle bir tarif de yapabiliriz: Filmin sonunda “cast” akar ya hani. Figüranlar bazısında yazar bazısında yazmaz. Kapanış jeneriği hızla akarken ismini güç bela okuyup da soyadına yetişemedigimiz kişiler vardır ya. İşte o isimlerden biri Mathew Hayman. Biz bari ismini bol bol yazalım da, kazınsın hafızamıza bir güzel!

12932864_1108494485869079_8563789413069758367_n

Tom Boonen – Mathew Hayman – Ian Stannard / Fotoğraf: Graham Watson

Kuzey Cehennemi’nde yeni kral Mathew Hayman olurken, Roubaix’ye ismini defalarca kazıtmış klasik efsanesi Tom Boonen ikinci, dayanıklılık abidesi Ian Stannard ise Paris-Roubaix’yi üçüncü bitirdi. Yarış velodrom sprintiyle sonlandı. Yarışı kaçış grubu kazandı desek yanlış olmaz. Tabii bu grup elli kere bozuldu, birleşti, tekrar toparlandı, yirmi kişi oldu, 3 kişiye düştü, düşenler oldu, tekrar yetişenler, sonunda ise Roubaix Velodromu’nun kapısından kafayı Mathew Hayman ve Tom Boonen birlikte gösterdiler. Hemen peşlerinde ise Sep Vanmarcke belirdi. Peşi sıra ise Ian Stannard ve Edvald Boasson Hagen. Grubun en iyi sprinteri Edvald Boasson Hagen’di ama gücü yetmedi ve sprinte bile katılamadı. Klasik efsanesi Tom Boonen tarihe bir rekorla daha geçmek için son derece heyecanlıydı. Fazlaca önde kaldı. Bir sağına bir soluna baktı, Hayman yanından sprinte kalktığında, sağında da Stannard belirince, arada sıkıştı kaldı. Hayman’ın önüne çıkmak için artık çok geçti. Hayman varını yoğunu, tüm tecrübesini, tüm enerjisini, elinde neyi varsa kapadı gözlerini ve aktardı bacaklarına. Bitiş çizgisini teker farkıyla en önde geçen oydu. Açtı kollarını ve zafer turunu attı. Asıl şoku ise, durup da bisikletinden inince yaşadı. Biz televizyonun karşısında dona kalırken, Hayman da tarihi Roubaix Velodromu’nda dondu kaldı!

Orica GreenEDGE sporcusu Mathew Hayman‘ın yaş hanesinde 38 yazmasına sadece 10 gün kaldı. Mathew Hayman’ın 16. kez Paris-Roubaix’ye katılmıştı ve bu sefer olanlar olmuştu. Aynı zamanda iki rekora da imza attı ve en yaşlı kazanan 4. isim olurken, en çok sefer katılıp (16.da kazandı) kazanan isim Hayman oldu. Bu durum için, “yüzdü yüzdü kuyruğuna geldi” de diyebiliriz. Mathew Hayman, 16 yıllık profesyonel yol bisikleti kariyerinde 2011 yılında kazandığı Paris-Bourges yarışından sonra 2. zaferini kazandı. O zafer ise Paris-Roubaix. Mathew Hayman kariyerinin sonunda çektiği ikinci filminde Oscar ödülünü aldı da diyebiliriz. İleride altından büyük hikâyelerin çıkabileceğini düşündüğüm bir mutlu sondu Hayman’ınki. Diğer karakterler için ise işler pek de yolunda gitmedi.

Cfskm1ZWcAA5vC4

Tom Boonen – Mathew Hayman

Yarışı ikinci sırada bitiren ve Paris-Roubaix’i daha önce dört kez kazanan Tom Boonen. Aslında her şey onun için mükemmel başladı. Fabian Cancellara ve Peter Sagan ana grubun bölünmesiyle arkada kalırken, aynı anda da Tom Boonen ve bir grup başına buyruk bisikletçi yaptığı atakla ana gruptan ön tarafa koparak kaçış grubunun arkasında yeni bir takip grubu oluşturdu. Bu grubun başında komutaya ise, Tom Boonen’ın Etixx-Quick Step’ten takıp arkadaşı Tony Martin geçti. Martin Fransa Turu’nda yapılan arnavut kaldırım etabını kazanınca kendisinde Paris-Roubaix iştahı belirmişti ve ilk kez bu yarışa katıldı. Yeteneklerini, dayanıklılığını, dinamoluğunu Paris-Roubaix yarışında da gösterme şansını buldu ve yarışın hakkını sonuna kadar verdi. Martin ve Boonen’ın muazzam çalışması yüzünden Cancellara, Sagan ve içinde bulundukları grup, kaçışı hiçbir zaman yakalayamadı (arkadaki kazalara değinmeye şu an için gerek bile yok). Boonen çok kuvvetli gözüktü. Hiçbir zaman geri adım atmadı. Yarış boyunca kameranın önündeydi. Belki de kameralarda fazlaca gözüküyordu. Paris-Roubaix’yi kazanmak için kameralarda pek fazla gözükmemenin ilk kural olduğunu, en iyi kendisi biliyordu! En sona 5 kişilik bir kaçış grubuyla kalan Boonen, son 10 km’de bile sürekli atak denedi. O son 10 km sadece Boonen sebebiyle değil, mücadelenin içinde bulunan bütün isimler sayesinde mükemmel bir havai fişek gösterisine dönüştü. Adeta 5 boksör aynı anda birbirlerine yumruk sallıyorlardı. Birisi dizlerinin üstüne çöküyor. İkisi üçü kapışırken, diğeri kontralarla saldırıyor. Biri ikisi arkalarını dönerken, kafalarını eğerken, diğerlerinin kroşeleri, aparkatları havada uçuşuyordu ve Boonen yıkılmadı, ta ki o son 100-200 metreye kadar. Bitiş çizgisindeki o bakış, her şeyi anlatmayı yetiyordu. Yazıya döktüğüm bu cümleler, kelimeler, harfler, Boonen bakışının yanında bir hiçti! Paris-Roubaix’yi en çok kazanan isim olma şansını yitirmiş, yazık etmişti. Hepimizde olduğu gibi büyük ihtimâl Boonen da o soru oluştu: Bu sene bırakmayıp da, 5. için seneye de şansımı denesem mi?… Neden olmasın? Yaş kemâle erdi ama bu azim, bu hırs, bu kazanma arzusu olduğu sürece neden olmasın?

Ian Stannard çok temiz yarışan bisikletçilerden biri. Dayanıklı, kolay yıkılmayan ama ölçülü bir bisikletçi. Gerçekten istediği zaman, tuttuğunu koparan biri. Birisi İngiltere Ulusal Yol Şampiyonluğu olan toplam dört zaferi var. Omloop gibi bir yarışı da iki kez üst üste kazanarak Team Sky’da ve bisiklet dünyasında sağlam bir yeri olduğunu ispat etmiş biri. Bu yarışta da elinden geleni yaptı ve her zaman atakların içinde oldu. Team Sky’ın Paris-Roubaix’de net bir lideri yoktu desek yanlış olmaz. Belki Luke Rowe, Stannard’dan bir adım öndeydi bile. Önce Team Sky’ın İtalyanlarıyla birlikte Luke Rowe da kaza yapınca (sonra Stannard’ın yanına dönmesine rağmen), bütün sorumluluk Ian Stannard’a kaldı ve o da üzerine düşeni gayet iyi bir şekilde yaptı diyebiliriz. Belki son km’lerde velodroma girmeden önce Boonen ve Hayman’dan kopmayabilir ve sprinte daha rahat girebilirdi ama yine de elinden geleni yaptı. Geri adım atmadı.

cnsjs

Fabian Cancellara – Niki Terpstra

CfsLA_6UIAAO3KX

Fabian Cancellara

Tom Boonen ile birlikte yarışın bir diğer efsanesi ise kuşkusuz Fabian Cancellara idi. Tom Boonen’ın bu sene bırakıp bırakmayacağı kesin değil ama Fabian Cancellera kesin olarak sezon sonu profesyonel yol bisikleti kariyerini bitiriyor. Hâlâ kazanabilir mi? Birçok yarışı kazanabilir ancak, Fabian zirvedeyken bırakmaya yakışacak birisi ve artık içinde o arzu yok gibi. Kendisinin de birçok kez dile getirdiği gibi, artık o Fabian yok. “Yeterli” diyor adeta kendisi için. Fabian’dan tüm bisiklet severler olarak son sezonunda yıldızdı pekiyili bir karne bekliyoruz. O da kuşkusuz ki bunu istiyor ama notlar pek de iyi gelmedi. Geçen hafta Ronde Van Vlaanderen’de, hâlâ kafalarımızdaki soru işaretlerinin geçmediği bir Sagan takipsizliğinden sonra, bu hafta Paris-Roubaix’de de, bu sefer Peter Sagan ile birlikte geride kaldılar. Kocaman bir grup olarak bir anda geride kaldılar ve öndeki kaçanları yakalama şansları bir daha ellerine geçmedi. İki üç defa çok yaklaştılar. Farkı 30 – 40 saniyelere kadar indirmelerine rağmen bir türlü yakalayamadılar ve o elim olay gerçekleşti. Bu yolların haritasını çizebilecek, virajların açısını, arnavut kaldırımlarının sayısını bile bilebilecek o adam, çamurlu bir alanda, hem de düz yolda kendisini yerde buldu. Günümüz bisiklet tarihine yakından tanıklık eden Eurosport Türkiye’nin bisiklet sporu anlatıcıları ve güzide yorumcusundan “Ooooooo” nidaları gelirken, benim gibi televizyon başında izleyen birçok kişi de eminim bastı küfürlerin en usturupsuzlarını. Kaza sonrasında bağrış çağırıştan sonra, hem televizyonda hem de evde derin bir sessizlik oldu. İçimizdeki alev, o adrenalin patlaması yaratan son 10 km’ye kadar sönmüştü sanki. Fabian Cancellara tabii ki yarışmayı bırakmadı. Tabii ki Paris-Roubaix’yi bitirdi. Tabii ki seyirciyi onurlandırdı. O daha önce de sarı mayoyu da onurlandırıp ne kırıklarla etapları, ne acılarla yarışları bitirmişti. Yayında Berkem Ceylan’ın da bahsettiği gibi,  Jasper Stuyven ile velodroma girip son turunu attı ve adeta genç yoldaşına devir teslimini yaptı. Tabii Ronde Van Vlaanderen bitişinde olduğu gibi yine seyirciyi selamladı. Özel taraftar grubuyla kucaklaştı. Ne kadar özel bir sporcu olduğunu bir kez daha herkese gösterdi.

Peter Sagan‘ın patronu Oleg Tinkov tuhaf tweetlerine devam etse de, “The King is Dead! Long live the King! @petosagan @f_cancellara” (Ronde Van Vlaanderen’de Sagan’ın, Cancellara’yı geçmesi sonrası attığı tweet) Peter Sagan herkesin saygısını kazanmaya ve başarılarına devam ediyor. Sagan’ın yıldızı bir türlü Paris-Roubaix ile barışmadı ama önünde bu yarışı kazanabileceği uzun yıllar var. Peter Sagan’ın zaferlerini çok fazla kanıksamış olsak da, henüz kendisi 26 yaşında. Belki üstte saydığımız isimlere gönülden bağlı olanlar kızacaklar ama Peter Sagan da ismini bir şekilde o isimlerin arasına sokacakmış gibi duruyor. Hele de en önemlisi bu olgunlaşması da bu kadar güzel devam ederse. Sagan’ın yarış hikâyesine birkaç yerde değindik. Cancellara’yla bile geride kalmıştı ve Cancellara’nın kazası sonrası ön tarafa yetişme şansı tamamen bitmişti. Tabii Sagan için bu kısımda olumlu olan önemli iki şey var ki; birincisi asla pes etmemesi ve sonuna kadar savaşması. O kadar defans odaklı sürüş görünce Sagan’ın tarzı ve eski tip atak stili, her zaman kazanmak için sürmesi, “oh be” dedirttiriyor. İkincisi ise mükemmel bisiklet kontrolü. Cancellara düştüğünde bisikletinin üzerinden öyle bir atlayışı var ki, çok acayip çok. O çamurda, o taşların arasında, o hızda ve o kadar ani bir durumda mükemmel bir refleks ve sonrasında mükemmel bir kontrol. O kadar geride kalmaya, o kadar yalnızlığına, o kadar olaylara rağmen Peter Sagan’ın yarışı 11. bitirdiğini de hatırlatmak lâzım.

CfsIobqW4AEzcRF

Mathew Hayman – Tom Boonen

Paris-Roubaix 2016 notları: Yarışın kaybedenlerinden önemli kaybedenlerinden Edvald Boasson Hagen ve Sep Vanmarcke ile başlayalım. Edvald da elinden geleni yaptı. Kaçışlarda kendini güzel korudu ve bir şekilde kendini sona attı atmasına ama sprinte girecek hâli kalmadı. Yarış bi’ 5-10 km daha kısa olsa belki o sprint’te Edvald da olacaktı. Boassan Hagen’in gücü şimdilik yetmedi ama genel olarak güzel bir görüntü çizdi. Sep Vanmarcke ise son zamanların kendisi için en iyi yarışını koştu diyebiliriz. Genelde sürekli arkada yattığı ve kaçışlarda hiç çalışmadığı için onu eleştiriyoruz ama bu yarış Sep Vanmarcke da elinden geleni sergiledi ve bu kadarlık bir sonuç ortaya koyabildi. Bu sefer yarışa heyecan kattığı ve sürekli denediği için büyük bir teşekkürü kesinlikle hak ediyor. Etixx-Quick Step’in belki de Tom Boonen’dan sonra en önemli ismi Niki Terpstra‘ydı. O da eski bir şampiyon ve yarışın en önemli 5-6 favorisinden biriydi. Cancellara ve Sagan gibi o da geride kalan grupta yer alıyordu ve Cancellara’nın kazasında hemen arkasında olduğu için kendini yerde buldu (gerçi Sagan oradan sıyrılmayı başarmıştı). Terpstra bu kaza sonrası yarışta abondone oldu. Bu yarış için acaba dediğimiz bir diğer isim de Alexander Kristoff‘tu ama izlerken Kristoff’u gördüğümü bile hatırlayamıyorum. Zaten bu sene de nal topluyor desek yanlış olmaz. Eski formundan çok uzakta. Tek günlük yarışlara keyif katan birisi, kısa zamanda formunu toparlaması hepimizin işine gelir. Yarışın en tuhaf sporcularından biri kuşkusuz ki Dimension Data’nın dünyaca ünlü sprinteri Mark Cavendish idi. Cavendish buraya gelme sebebini çok güzel anlattı. Yıllardır arkadaşlarının kendisi için çalıştığını, bu sefer de kendisinin arkadaşları, özellikle de Boasson Hagen için çalışacağını dile getirdi. Fena da gitmedi ve yarışı 30. sırada bitirdi. Imanol Erviti favori karakterlerimden biri hâline geldi. Yılların tırmanışçısı her zaman klasik severdi ama böylesine tutkulu kaçacağını kim tahmin edebilirdi? Geçen hafta Ronde Van Vlaanderen’de km’lerce kaçtıktan sonra, bugün de Paris-Roubaix gibi deli işi bir yarışta kaçışını yaptı. Yine elinden geldiğince herkese tutunmaya çalıştı. Erviti benim gözümde büyümeye devam etti. Bu arada Ronde’de 7. olan Erviti, Paris-Roubaix’de de yarışı 9. bitirdi. Muhteşem! Fabian Cancellara’nın takım arkadaşlarından tecrübeli isim Yaroslav Popovych de son yarışını koşmuş oldu ve bisiklet dünyasında güzel bir şekilde veda etti. Son olarak bahsetmemiz gereken bir detay da, Tom Boonen ve zaferi kazanan Mathew Hayman’ın birbirlerine koskoca sarılışlarıydı. Tom Boonen gibi bir şampiyonun kaybettikten sonraki bu duruşu, şık ve samimi hareketi görülmeye değer karelerden biriydi. Peter Sagan’ın kazadan müthiş sıyrılışı ve bisiklet hakimiyetini buradan, Elia Viviani’nin sakatlanmasına sebep olan motosiklet kazasını buradanBuradan da Paris-Roubaix 2016’nın özet görüntelerine göz atabilirsiniz.

Pazar günü, yani 17 Nisan’da Hollanda’da Amstel Gold Race koşulacak. Kaçırmayın derim!

Umarım siz de bisikletle birlikte hayatınızda güzel anılar biriktirebiliyorsunuzdur.

Paris-Roubaix 2016 – Cancellara Veda Ediyor

6 Nisan 2013 - Fotoğraf: Bryn Lennon/Getty Images Europe

6 Nisan 2013 – Fotoğraf: Bryn Lennon/Getty Images Europe

Fabian Cancellara bildiğiniz üzere son turlarını atmaya devam ediyor. Efsane isim sezon sonu artık yarışmayı bırakacak. Peter Sagan’ın dehşet (olumlu anlamda) formu devam etse de, en büyük favori Cancellara demekten kendimi alıkoyamıyorum. Tom Boonen dört kez, Fabian Cancellara ise üç kez daha önce Paris-Roubiax’i kazandılar. Tom Boonen maalesef eski formundan biraz uzaklaşmış durumda, o yüzden de onu en tepeye yazamıyoruz ama ben her zaman için eski şampiyonların favorilerden biri olması gerektiğini düşünürüm. Bu sebeple 2014 yılında kazanan Niki Terpstra da favoriler arasında yer alıyor. Aslında sezon başından beri “ah keşke burada olsa” dediğimiz bir isim daha var. O da, John Degenkolb. John maalesef sezon başında antrenmanda bir otomobil tarafından takımıyla birlikte biçildi ve henüz yollara dönebilmiş değil.

Fabian’ın geçen hafta Ronde Van Vlaanderen’deki göz yaşları hâlâ hatırımızda. Daha öncelerden de velodromda bitmesine rağmen, yarış 89’dan beri düzenli olarak Roubaix Velodrome’unda sonlanıyor. Cancellara Ronde’de olduğu gibi belki yine ellerini sallayarak seyirciyle vedalaşacak, belki de 2013’te Sep Vanmarcke’ı sprintte geçtiği gibi bir onurlandırmayla Roubaix’ye veda edecek…

Fabian için, Peter Sagan’dan daha güçlü dememiz mümkün değil. Sagan bu ara öylesine güçlü gözüküyor ki… Bir de üstüne biraz olsun olgunlaşma meselesi var. Cidden bunun üzerine koymaya devam ederse Peter Sagan’ı 5-10 yıl daha durdurabilen çıkamayacak gibi. Klasiklerde çok iyi, etaplarda çok iyi, sprint finişlerinde çok iyi, haftalık turlarda bile çok iyi, kilo verir ve çalışırsa ben yokuşlarda da çok iyi olabileceğini düşünüyorum. Şu an için bu adamın yapamayacağı şey yok gibi gözüküyor. Diğerlerine oranla en büyük farkı ise rahatlığı. Peter Sagan’ın kafası rahat. Keyfine bakıyor.

Peter Sagan / Paris-Roubaix 2014

Peter Sagan / Paris-Roubaix 2014

 

 

Yarışa geri dönecek olursak, en büyük favori olarak Fabian Cancellara ve Peter Sagan’dan bahsettik. Daha önceden bahsettiğimiz gibi John Degenkolb başından beri sakat. Arnoud Demare ve Greg Van Avermaet ise geçen hafta Ronde Van Vlaanderen’de düşüp sakatlandılar. Yarın Paris-Roubaix’de yarışamayacaklar. Favoriler arasına koyabileceğimiz isimlerden eski kazananlar Tom Boonen ve Niki Terpstra var. Etixx – Quick Step yine son derece kuvvetli bir kadroyla geliyor ama sezon başından beri istediklerini alamıyorlar. Boonen ve Terpstra dışında yarışı kazanabilecek Zdenek Stybar, Tony Martin ve Matteo Trentin gibi isimleri de var. Özellikle Tony Martin’e dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hem bu sene yarışa ilk kez katılacak, hem de pavé sektörlere dayanabilir ve önde kalırsa, velodroma giden son bölümde uzayabileceğini düşünüyorum. Onun dışında Katusha’dan Alexander Kristoff, Team Sky’dan Ian Stannard, Luke Rowe ve hatta Elia Viviani’nin de şansları var diyebiliriz.

Bu anıtsal klasik Paris-Roubaix, bu yıl 114. kez yapılacak. Compiègne’den başlayacak yarış, 89’dan beri olduğu gibi  Roubaix Velodrome’unda son bulacak. 27 tane pavé (cobblestones) sektörümüz var ve hepsi birbirinden zorlu. Benim favorim ise Arenberg Ormanı geçişi. Her sene özel olarak o koca taşlar tekrar düzenleniyor ve bisikletçilerin de başına bela oluyor. Yağmur yağması bisikletçiler için biraz risk oluştursa da, yarış seyri açısından tadından yenmez.

Pazar günü yani 10 Nisan’da Eurosport’ta baştan sona yayın olacak. Canlı yayın sabah 11:15’te başlıyor. Şimdiden nevalinizi hazır edin.

 

 

Arenberg Ormanı -Fotoğraf: Panoramio / dhbemis

Arenberg Ormanı – Fotoğraf: Panoramio / dhbemis

Ronde Van Vlaanderen’in Kazananı Peter Sagan

Ronde Van Vlaanderen‘in erkekler yarışını kazanan Peter Sagan olurken, kadınlar yarışının galibi ise Lizzie Armitstead oldu. Böylece son dünya şampiyonları, yarışı erkeklerde ve kadınlarda da kazanmış oldu. Bu yıl, Tom Boonen’ın 2006 Ronde Van Vlaanderen zaferinden sonra dünya şampiyonluk mayosuyla kazanılan ilk edisyon oldu.

Fotoğraf: Sky Sports

Fotoğraf: Sky Sports

Peter Sagan bu sezona da alev alev başlamıştı. Klasiklerin başında İtalya’da çok da iyi işler çıkarmasa da, Belçika yarışlarında hiç fena gitmiyordu (Omloop 2., Kuurne-Bruxelles-Kuurne 7., E3 Harelbeke 2. ve Gent – Wevelgem 1.). Peter Sagan’ın Omloop’ta Van Avermaet’a, E3 Harelbeke’de ise Kwiatkowski’ye geçilmesi Sagan için kuşku duyulmasına sebep olmadı ve birçok otorite onu Ronde Van Vlaanderen’in favorisi olarak göstermeye devam etti. Tabii ki Fabian Cancellara’yla birlikte. Bu zafer ayrıca, Peter Sagan’ın kazandığı ilk anıtsal klasik olmuş oldu. Tour de France’da yeşil mayoyu dominasyonu ve tek günlük yarış galibiyetlerinin yanına bu zaferi de eklemesi, kesinlikle Sagan’ın bir üst seviyeye çıkmasına olanak sağladı.

Yarışın bir diğer büyük favorisi kuşkusuz ki Fabian Cancellara idi. Zamana karşı ve klasik uzmanı Fabian Cancellara, sezon sonunda emekli oluyor ve kendisi de dahil herkes ondan çok şey bekliyor. En kötü ihtimalle Ronde Van Vlaanderen veya Paris-Roubaix’ten bir tanesini kazanmasını. Bizim yaş kuşağımızdaki insanların şahit olduğu Cancellara – Boonen kapışması artık son buluyor. Hatta son buldu bile. Belçika efsanesi Tom Boonen eski gücünden uzaklaşmış durumda. İki efsaneyi de birer kez daha izleyebilmek büyük bir güzellik. Fabian Cancellara başta Sagan ve Kwiatkowski’nin gitmesine izin vererek hata yaptı belki ama (yanlış tercih diyelim) onun öncesinde pave sektörlerde yarışçılar seyrelirken yaptığı ataklarda bir hâyli enerji harcamış olabilir. Son 13-14 km’de zamana karşı modunda Sagan kaçıp Cancellara kovaladıysa da, yetişmek için yeterli gücü kalmamış gibiydi. Slovak Peter Sagan’ın artık çok güçlü olduğunu ve bence derslerine çalışmaya başladığını söylemek gerekir. Tabii kendisi aksini iddia etse de. Cancellara çizgiyi ikinci geçerken Sep Vanmarcke sprinte girmedi ve Cancellara da Sep’e de teşekkür ederek seyircileri selamladı. Zaten Sep Vanmarcke orada atak yapsa, bitiş çizgisi sonrası seyircilerin lincine bile uğrayabilirdi.

Sep Vanmarcke üçüncülüğü aldı almasına ama her zaman sergilediği yarış tavrından ayrılmadı ve bence seyircilerin antipatisini biraz daha arttırdı. Tüm kaçışlar boyunca Kwiatkowski’nin, Sagan’ın, Cancellara’nın arkasında yattı ve kaçışlarda her zaman olduğu gibi hiç çalışmadı. Yine kazanan karakter görüntüsünden yoksundu ve sonuçta kürsüye çıkabilmiş olsa da, bir kez daha kaybeden isim oldu.

Yarışın başında yaşanan kazalarda -Alexander Kristoff gibi sprinter özellikleri baskın bir bisikletçinin geçen sene Ronde Van Vlaanderen’i kazanmasından sebep- 2. 3. dereceden favorilerden olan Fransız sprinter Arnoud Demare abandone oldu. Yetenekli genç isim Tiesj Benoot da yarış başındaki kaza sebebiyle abandone olan isimlerden biriydi. Asıl kaza şoku ise BMC Racing Team’in takım hâlinde düşmesi ve en büyük favorilerden biri olan Greg Van Avermaet’in yarışa devam edememesiydi. Greg, kariyerinin belki de en formda yıllarını geçirirken, basit bir hata sebebiyle Ronde Van Vlaanderen’de sonuca ulaşamadı.

Yarış içinden aktarmamız gereken birkaç özel not da var. Bu notların çoğu da gözyaşı içeriyor. Yarışı kazanan Tinkoff’un Slovak bisikletçisi Peter Sagan, yarış sonrası verdiği röportajda, kazandığı zaferi, geçtiğimiz hafta Gent-Wevelgem’de motosikletin çarpması sonucu hayatını kaybeden Wanty-Groupe Gobert bisikletçisi Antoine Demoitié ve Critérium International’da rahatsızlanıp ambulansla hastaneye kaldırılırken yolda kalp krizi geçiren Roubaix Lille Métropole takımında pedal çeviren bisikletçi Daan Myngheer’a adadı. Sagan’da beni en çok şaşırtan yarış içinde akıllıca ataklar yapmasının yanı sıra, zaferini bu insanlara adamasıydı. Sanırım gözlerimizin önünde Peter Sagan’ın nerelerden nerelere geldiğine şahit oluyoruz. Bu gelişim sadece sportif açıdan da olmuyor. Sagan gitgide olgunlaşıyor. Wanty-Groupe Gobert imzaya Antoine Demoitié tişörtleriyle çıkmıştı ve Wanty-Groupe Gobert bisikletçisi Dimitri Claeys da vefat eden takım arkadaşı için savaşıp yarışı 9. bitirdi ve takım arkadaşını en güzel şekilde andı. Yarışın daha başlarında BMC Racing Team’in düşüşü ve Greg’in yarışa devam edememesinden bahsetmiştik. İşte orada Greg’in göz yaşlarına boğulması çok etkileyiciydi ve aklımızdan uzun süre silinmedi. Bir alkış da Imanol Erviti’ye. 150 km’den fazla kaçış yapan Erviti aslında Nairo Quintana’nın yokuş domestiği. Movistar da bu yarışa zaten mecburen katılıyor. Erviti bu yarışta uzun süre en önde mücadele ederek ve yarışı 7. bitirerek hem Movistar’ın Ronde Van Vlaanderen’deki en iyi derecesini yapmayı başardı, hem de kendini aştı. Yarışla ilgili son not ise, tabii ki Fabian Cancellara efsanesinin göz yaşları. Fabian Cancellara, “Spartacus” lakabını söke söke almış bir isim. Bu ismi kolay hak etmedi. Korkusuzdu, mücadeleciydi, dayanıklıydı, geri adam atmadı ve sonunda kendisine Spartacus denilmesine sebep oldu. Ancak dün bitiş çizgisini geçerken seyirciye verdiği selam ve yarış sonrası Cancellara’nın göz yaşlarına boğulması, Cancellara ve bizler için çok özel anlardı. Sanırım onu ağlarken ilk defa gördüm ve bir hâyli duygulandım. 35 yaşındaki bisikletçi, 17 yıllık kariyerinin birikimini adeta göz yaşlarıyla kusuyordu…

Bu pazar günü, yani 10 Nisan’da, bir diğer anıtsal klasik “Paris-Roubaix” koşulacak. Eurosport’tan baştan sonra canlı yayınlacak (6 saat) yarışta neler olacağını hep beraber göreceğiz. Kadınlar galibi Britanyalı Lizzie Armitstead’e ve erkekler galibi Peter Sagan’a tekrar tebrikler!

Ronde Van Vlaandaren 2016’da önemli anlar.

Bir Zamanlar Caddebostan’da

Yol bisikletini seviyoruz. TUR’umuzu da seviyoruz ama kafamıza bir şeyler takıldı. İçimize sinmeyen bir şeyler yaşandı. Biz de onları paylaşmaya çalıştık. İkimiz de kendi üslubumuz ve bakış açımızla. İyi okumalar.

 

 

BİR ZAMANLAR CADDEBOSTAN’DA

Bu bir bisiklet yazısı değil. Okuduğunuzda öyle olduğunu düşünebilirsiniz; ama hayır! Beklentileriniz bu yöndeyse uyarıyorum: Yanlış yerdesiniz. Hepimiz öyleyiz.

Zamanı geri saralım ve geçen yıla dönelim. Yaygın kullanımıyla Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu, benim tercih ettiğim şekliyle Türkiye Turu’nun (kısaca TUR) 50. edisyonununson gününe…(1) Az önce Mark Cavendish’in Elia Viviani ve Andrea Guardini’yi geride bıraktığı nefis bir sprint finişi izlemiş, TUR’u uğurlamak üzere poydumun hemen önünde ödül seremonisini bekliyorduk. Malum, tüm bu podyum tantanalarının sevimsiz bir yanı vardır. Sporculara ödüllerini sunmak üzere devlet erkânından bazı takım elbiseli adamlar sahneye çağırılırlar. İşte, onlardan biri de dönemin İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’ydu ve sahneye adımını atar atmaz yuhalanmaya başlamıştı.

Geçen hafta TUR 2015’in basın lansmanını izlerken akımda bu manzara vardı. “Taze Cumhurbaşkanımız Caddebostan’a teşrif ederse seyircilerin tepkisi ne olur, bu tepkiye Cumhurbaşkanı ne reaksiyon gösterir?” diye soruyordum kendi kendime. 301 kişinin öldüğü Soma’da müşavirinin madenci yakını tekmelediği, kendisinin markette sıkıştırdığı bir başkasının üzerine yürüdüğüanlara tanık olmuştuk ve yaşanabilecek hiçbir şey bizi şaşırtmazdı. Tüm bu şenlikli bilinçaltı yolcuğunun ardından gördüm ki merakım boşunaymış. Zira İstanbul-İstanbul etabının gelenekselleşen rotası değiştirilmiş, yarışın Anadolu yakasına teğet geçip başladığı gibi Sultanahmet’te bitmesi kararlaştırılmıştı.(2) Lansmanın ardından ufak çaplı bir yaygara koptu. Çoğunluğun ortak görüşü, bu son dakika değişikliğinin(3) ardında Tayyip Erdoğan parmağı olduğu yönündeydi. Kanlı bıçaklı olduğu Kadıköy ve Kadıköylü yerine, rahatlıkla miting alanına çevirebileceği Sutanahmet’i tercih etmişti.
TUR üzerindeki siyasi baskılar bu şekilde başladı; ama bununla sınırlı kalmadı. Koca bir koruma ordusunun, bisiklet süren Erdoğan ve şürekâsının peşinden koşturduğu Üsküdar’daki Basın Turu kepazeliğini bir kenara bırakıyorum; skandalın büyüğü, aralarında Evrensel, BirGün ve Cumhuriyet gazetelerinin de olduğu 13 basın kuruluşunun akreditasyon iptaliyle patlak verdi.(4) İcraatin arkasındaki isim belliydi elbette ve aynı isim, hemen yukarıda adını andığım Basın Turu’ndan sonra mikrofonu eline alıp bisikleti sevdiremediklerinden dem vurmuştu… Çok geçmeden Cumhurbaşkanlığı Basın Müşavirliği geri adım atıp olay “tatlıya” bağlanmış görünse de, bu aleni sansür denemesi, TUR’un yarım asırlık tarihine kara bir leke olarak çoktan geçti bile…

Bilgisayarımın sağ alt köşesinde tarihin 24 Nisan olduğu yazılı. Basit bir matematik hesabı, TUR’un 51. startına 48 saatten az bir süre kaldığını söylüyor. Burada Tom Boonen; Mark Cavendish ve Andre Greipel arasında geçmesi muhtemel sprint finişleri veya Elmalı zirvesini kimin ilk sırada geçeceğinden bahsetmek isterdim; ama bisiklet de ülke gündeminden azade değil ve o gündem, elimizde kalan son güzellikleri konuşmaya fırsat vermiyor ne yazık ki. Yetmezmiş gibi bir de karşımızdaki binayı yıkıyorlar. Ortalık toz duman, gürültü gırla. “Kendimi intihar edeceğim geliyor.”(5)

 

Yazar: Murat Elgin

@MuratElgin / @BisikletDukkani

 

TALİ YOL: KADIKÖY – BOSTANCI

Anadolu Yakası’nın gençlerinde bir sıkıntı var. Hem kendi içlerinde bir sıkıntı yaşıyorlar, hem de “yeni” cenaha sıkıntı yaşatıyorlar. Orijinal ismiyle Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun 2015 tanıtımları şöyle hafif bir mide ekşimesi oluşturdu. Böyle kalitesiz margarinden yapılma bayat poğaça yemişsin gibi. Ya da yazın sıcağında portakal suyuna doyamamış, ikinciyi, üstüne üçüncüyü içmişsin gibi. Öyle bir yanma, ekşime.

Andolu Yakası’nın TUR’un son etabında neşter yemesi kesin gibiydi. Geçen seneki İstanbul etabının ardından gerçekleşen ödül törenindeki protestolar hatırımızda. Anadolu Yakası da böylelikle yedi cezayı en güzelinden. Ceza verdiler ama özellikle sponsorlar açısından yanlış bir hamle oldu 2015’in TUR ayağı. Sporun, bisikletin, yol bisikletinin kalbi her zaman için “eski” cenahın şeytan işleridir. Anadolu Yakası da bunun kalbidir. Kadıköy’den Pendik’e giden sahil yolunun çırpınan bisiklet insanları, ter dökmeye, peloton kurma arzularına, kaçış yapmalarına, her pedalda “öf ulan”larına devam eder. Kendi sürdükleri yolda Cavendish’in de sürmesi, kan pompalaması, suyundan bir fırt çekmesi her zaman akıllarındadır ve TUR’un son etabı her zaman onları onore etmiştir. Neyse. Geçti artık.

Birkaç hadise daha var. Yaşanan makamın yeni sahibine, illa bir şeyler yapılması gerekiyordu. Parkur değişti. Bir de “kişiye özel” bisiklet tasarlandığı söylendi. Hadi hepsini gülümseyerek, “peki, tamam” dediğimizi var saydık da, o üç kuruşluk etiket nedir yahu? Ucuz işçilik, bayağıya kaçma, sadece popülizm. Yok mudur bir yaratıcı, derinlik sahibi, basite kaçmayan? Yoktur demek ki. Takılıyorum işte böyle ufak şeylere. Eninde sonunda detaylar değil mi resmin tamamını oluşturan?
Aklıma takılan son hadise ise basın mensuplarının akreditasyon sorunu. Sadece bazı gazetelerin TUR 2015 akreditasyonlarının iptal edildiğiyle ilgili bilgi verdiğim için, “derdiniz ne sizin arkadaşlar, üzüm mü yemek bağcıyı mı dövmek hele bir anlatın bakayım” gibi bir “eleştiri” sunuldu. Her şeyde bir “yeme” meselesi. Yemiyoruz işte kardeşim.

Umarım TUR 2015, “ülke tanıtımı”nın ötesine geçer. Google diye bir şey var. Kimsenin ülkesini tanıtmaya ihtiyacı yok. Artık bir tarzının olması önemli. Fark yaratabilmen önemli. Merak ettirmen önemli. Önemli olman önemli.

 

Yazar: Onur Narinoğlu

@onarinoglu / @bisikletta

 

Dipnotlar:

1- 1 Mayıs’tan 3 gün sonra, Gezi Direnişi’nin yıldönümünden 3 hafta önce.
2- Etabın yeni rotası: https://www.tourofturkey.org/2015/TR/etap/8-istanbul-istanbul
3- Değişiklik, basın lansmanından bir gün önceki Valilik toplantısında alındı. Lansman günü dahi, TUR’un resmi sitesinde etabın eski profili yer alıyordu.
4- Alfabetik olarak; Aksiyon, Aydınlık, BirGün, Bugün, Cihan Haber Ajansı, Cumhuriyet, Evrensel, Meydan, Samanyolu, Sözcü, Taraf, Yeniçağ ve Zaman.
5- Can Yücel şiiri: Vaziyet-i Umumi. (Seke Seke, s.47, Doğan Kitap)

 

Kapak fotoğrafı: http://www.internethaber.com/cumhurbaskani-erdogan-bisiklet-surdu-foto-galerisi-39991.htm

Mark Cavendish ve Tom Boonen Tour of Turkey’de!

Bu sene 51.si düzenlenecek olan, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda, geçen sene olduğu gibi bu sene de, ünlü İngiliz sprinter Mark Cavendish de sahne alacak.

26 Nisan – 3 Mayıs tarihlerinde, 2 HC kategorisinde düzenlenecek Tour of Turkey, her sene birçok bisikletçiye ve özellikle ünlü sprintere ev sahipliği yapıyor. Daha önce Mark Cavendish’in yanı sıra, Elia Vivani, Mark Renshaw, Alessandro Petacchi, Adrea Greipel, Marcel Kittel gibi sprint alanının en iyileri de Türkiye’de yarışmıştı.

Her sene olduğu gibi asıl amacı, Tour de France sprint mayosunu kazanmak olan Cavendish, sırasıyla Tour of Turkey, AMGEN Tour of California, Tour de Suisse, British National Road Championship ve Tour de France’a katılacak. Cavendish dışında, Tour of Turkey’de yarışacak bir diğer büyük isim ise, Tom Boonen. Paris-Nice’de yaptığı kazadan sonra önemli klasikleri kaçıran Boonen, Tour of Turkey ile beraber tekrar bacaklarını ısındıracak.

Mark Cavendish geçen sene Tour of Turkey sprint (yeşil) mayosunun sahibi olurken, 4 tane de etap galibiyeti elde etmişti.

Mark Cavendish - Tour of Turkey 2014 8. Etap (İstanbul - İstanbul)

Mark Cavendish – Tour of Turkey 2014 8. Etap (İstanbul – İstanbul)

 

Tom Boonen

Tom Boonen