Giro d’Italia 2019, Dinlenme Günü Notları – I

  • Her şey Roglic‘in Giro’yu kazanmasına uygun şekilde ilerliyor. Yarış öncesi en büyük rakibi olan Dumoulin, daha beşinci etapta yarış dışı kaldı. Halihazırda en büyük rakibi olan Nibali 1’ 44″ gerisinde. Yates-Lopez ikilisine ise yaklaşık 4’er dakika fark atmış durumda. Üstelik, pembe mayoyu emanet edecek birini buldu ve takımı liderlik stresini yaşamıyor. Tüm bu toz pembe manzarayı bozan tek bir şey var; dağlarda en çok güvendiği ismin (de Plus) abandone olması. Yine de; Tolhoek, Kuss, Bouwman gibi üç yaveri yanında. Jumbo-Visma, bugünün sabahında üçüyle de sözleşme yenileyerek gereken mesajı verdi.
  • Nibali‘yi, “Big 5″ın son sırasına yazmıştım. Yakın seyretse de, Verona’da podyumda olabileceğini düşünmüyordum. Görünen o ki yanılacağım. Ne mutlu!
  • San Marino zamana karşının en büyük kaybedenleri Yates ve Lopez oldular… Superman’inki çok şaşırtıcı değil; kötü bir zamana karşıcı olduğunu biliyoruz. Üstelik etap içinde lastik patlattı. Ama Yates’den böyle bir performans beklemiyorduk açıkçası. Farkın çoğunu tırmanış bölümünde yemesi kafalarda soru işareti yaratıyor. Anıları depreşmez umarım.
  • Ackermann, tahmin ettiğim gibi sprint etaplarına damga vuruyor. Şimdiden iki tanesini kazandı bile. Önünde kazanabileceği iki etap daha var. Her gün izlediğimiz “Inside the Bora” videoları da tanınırlığını ve sevilirliğini artırıyor. Sam Bennett bahsi çoktan kapandı. O gülmesin de biz mi gülelim?
  • Viviani hala ilk galibiyetinin peşinde. Sprint treninin eksikliğini fazlasıyla yaşıyor. Elinden alınan birincilik de psikolojisini iyice bozdu. Siklamen mayo zaten mazide hoş bir seda… Dinlenme gününden sonraki dümdüz iki etap sağolsun, haftaya iyi başlayabilir. Yoksa, unutmak isteyeceği bir Giro olacak.
  • Gianni Savio‘nun keyfi yerinde. Masnada ile 2012’den bu yana ilk etabını aldı, Cattaneo genel klasmanda fena olmayan bir yerde ve Frapporti hemen her gün kaçışa girerek takımını onurlandırıyor. Tüm bunlar ona, takımı ayakta tutmak için ihtiyaç duyduğu nakit akışı olarak geri dönecek.
  • Şimdiye kadar iki ismi doping nedeniyle kaybettik. Molano, test sonuçlarındaki “olağandışı fizyolojik bulgular” nedeniyle takımı tarafından, Koren ise Operation Aderlass’taki gelişmeler doğrultusunda UCI tarafınan yarıştan çekildiler.
  • Son söz… Yarış bitmedi. Daha tek bir dağ etabı bile izlemedik. Favorilerin bacakları ne durumda, net bir fikrimiz yok. Geçen seneyi unutmayalım. Froome, 11. etaba pembe mayonun 3′ 20″ gerisinde girmişti ve fiziksel olarak bitmiş durumdaydı. Ha keza Yates de asla yenilmeyecek gibiydi. Neler olduğunu gördük. Evet, Roglic en büyük favori. Ama yarış bitmedi. 13. etapla beraber yeni başlayacak.

* * *

Pembe mayo: Valerio Conti
Siklamen mayo: Pascal Ackermann
Mavi mayo: Giulio Ciccone
Beyaz mayo: Nans Peters

* * *

Roglic
Bilbao (+1′ 32″)
Nibali (+1′ 44″)
Mollema (+1′ 55″)
Jungels (+2′ 18″)
Formolo (+2′ 52″)
Majka (+2′ 53″)
Carapaz (+3′ 16″)
Zakarin (+3′ 32″)
Yates (+3′ 46″)
Lopez (+4′ 29″)
Landa (+4′ 52″)

Giro d’Italia 2019’a Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Dumoulin, iyiden iyiye Froome-vari bir bisikletiye dönüştü. Kendini büyük turlar ile var edip sezonun geri kalanında etliye sütlüye pek bulaşmıyor. Ne yalan söyleyelim, bu işi iyi de yapıyor. İki yıla biri şampiyonluk üç podyum sıkıştırdı. Ama işte; tat verdiğini söylemek mümkün değil… Elimizde formuna dair iyi veya kötü herhangi bir veri yok. Dedim ya, pek ortalarda yoktu. Fakat geçen sene de durum farklı değildi. Değişen bir şey olduğunu sanmıyorum. Hal böyle olunca, kendisi için tasarlanmış gibi duran bir pakurda, ilk sıraya onu yazmamak için hiçbir neden yok. Dağlardaki en büyük destekçisi yine Oomen olacak.

Roglic, bu yıl her aya bir galibiyet sığdırmayı başardı. Şubatta BAE Turu, martta Tirreno-Adriatico, nisanda ise Romandie Turu. Özellikle sonuncusu bir başkaydı. Takımı, Giro için bacaklarını test etme niyetiyle yarışa katıldığını, genel klasmana oynamayacağını söylerken o gitti güle oynaya üç etap kazandı. Halihazırda, yarış listesindeki en formda isim o. Yarışın da Dumoulin ile birlikte en büyük iki favorisinden biri. Rakibine göre tek eksiği, büyük tur deneyiminin hala yetersiz olması. Geçen yıl, son gününe podyumda girdiği Tour’u heyecanına yenik düşerek dördüncü bitirmişti. Hem de zamana karşı etabında. Bu kez sinirlerine hakim olmalı. Yoksa dağlar sıkıntı çıkarmayacaktır.

Simon Yates‘in yerinde kim olsa, geçen seneki Giro çöküşünün ardından kendini kolay kolay toparlayamazdı. Ama o, hatalarından doğru dersleri çıkartarak katıldığı ilk yarışta (Vuelta) şampiyonluğa ulaştı. O Giro, kariyerinin kırılma anıydı belki de. Bu sezon da performansında eksilme yok. Daha önce en büyük eksiği saydığımız zamana karşılar da fazla bir problem teşkil etmiyor artık. Hele işin içinde tırmanış varken, Dumo ve Rogla ile neredeyse aşık atabileceğini söyleyebiliriz. Öyle ki, bu yıl bir ITT etabı dahi kazandı. Bu üçlünün kapşmasını izlemek çok keyifli olacak.

Astana, Quick-Step ile beraber yılın en başarılı iki takımından biri. Etaplı yarışlarda ise tartışmasız en iyisi. Giro’ya da, belki en büyük favoriyle değil; ama en güçlü takımla geliyorlar. O kadronun liderliğini ise Miguel Angel Lopez yapıyor. Genç Kolombiyalı, bisikletinin üzerinde durmayı başaramayıp sürekli kazalara karıştığı ilk yıllarının ardından nihayet kendini buldu. Şu an en güvenilir büyük turculardan desek yanlış olmaz. Geçen yılı da, hem Giro hem de Vuelta’da podyum görerek kapatmıştı. Form açısından eksiği yok. En son Katalunya Turu’nu kazandı. Yalnız, bu sefer alt etmesi gereken daha çok isim var ve zamana karşı faktörüyle onların hemen altında kalacak gibi.

Kabul etmesi kolay değil ama Nibali de yaşlanıyor. Yaş oldu 35. Bacakları eskisi kadar iyi çalışmasa da, ruhundaki panache ve yarış aklı, onu hala zirvede tutuyor. En azından zirveye yakın bir yerlerde. Yine orada olacağına şüphe yok. Rakipleri, köpek balığının nefesini enselerinde hissettiklerinde içleri hiç de rahat olamayacak. Ama o kadar. İlk beş, Nibali için en ideal senaryo. Özellikle geçen seneyi boş geçtikten sonra o da bu sonuca burun kıvırmayacaktır.

Landa, uzun zaman sonra “takım emirleri” olmadan kendisi için yarışma şansı bulacak. Malum, sakatlığı nedeniyle Valverde yarıştan çekildi. Peki Landa buna hazır mı? Kritik soru bu ve cevap olarak “Evet” diyemiyorum. Liege-Bastogne-Liege’de bazı hayat belirtileri gördük; ama fazlası yok. Itzulia’daki yedincilik size ne söyler bilemiyorum. Nedense, geçen yılı dördüncü bitiren Carapaz bana daha güvenilir geliyor. Movistar da, yarışın gidişatına göre sene sonunda takımdan ayrılacak Landa yerine genç Kolombiyalı’ya yüzünü dönebilir.

Jungels, genel klasman inadından vazgeçmiyor. Oysa iki yıldır bahar klasikleri için ne kadar büyük bir potansiyel taşıdığını hepimiz gibi o da gördü. Taşlı klasiklerin ardından tekrar tırmanışçı fiziğine ulaşsa bile, ki Ronde’den beri yarışmayıp bunun için uğraşıyor, son haftadaki ölümcül dağ etaplarından sağ çıkması pek kolay olmayacak. Zamana karşı performansının etkisiyle bir şekilde ilk 10’a tutunması muhtemel; fakat bu onu tatmin eder mi, emin değilim.

Zakarin‘in 2019 karnesine bakıyorum da, alelade bir tırmanışçıdan farkı yok gibi duruyor. Dünya kadar yarış koşmuş, elde var sıfır. İşin fenası, geçen sene de böyleydi. Sanki iki yıl önce Vuelta’da podyum gören, Giro’yu beşinci bitiren o değil. Omuzlarından tutup “Ne sıkıntın var?” diye sormak geliyor içimden. Parkur çok uygun yoksa. İçindeki ateşi yeniden bulabilirse iyi şeyler yapabilir.

Kısa Kısa

Izagirre: Kariyer sezonunu geçiriyor. Sene başında Valencia’yı, henüz bir ay önce de Bask Turu’nu kazandı. Bir yandan liderine yardım ederken, öte yandan kendi yarışını koşmaya çalışacak. İlk 10’da iki Astana’lı görürsek şaşırmayın.

Formolo: Üzerine yattığı 2015 La Spieza etabından sonra nihayet yaşadığı hatırlattı. Geçen sene olduğu gibi ilk 10’da yer alması muhtemel. Son LBL ikincisini olduğunu hatırlatalım.

Majka: Genel klasmana oynadığı yıllar geride kaldı; ama hala çok tehlikeli. Bu yılı da formda geçiriyor. Dağların kralı mayosu için iddialı isimlerden.

Pozzovivo: Giro’yu altı kez ilk 10’da bitirdi. Bir yenisi yolda olabilir. Tabii Fleche Wallonne kazasının etkilerini üzerinden atabildiyse. Sanmıyorum ki Nibali’nin bebek bakıcılığını yapsın.

Mollema: Genel klasmanda yedinciliğe oynamaktansa etap kovalamanın çok daha evla olduğunu geç de olsa kavradı. Geçmiş takıntıları hortlamaz herhalde.

Chaves: İki-üç yıldır yetenekleri elinden alınmış gibi yarışıyor. Nerede 2016 Giro’sunu elinden kaçıran Chaves, nerede şimdiki… Buraya dahi ayıp olmasın diye yazıyorum adını. Umarım beni yanıltır.

Ineos: Egan Bernal’in antrenmanda köprücük kemiğini kırmasının ardından yarışa Alp Turu’nda ortalığı kasıp kavuran Geoghegan HartSivakov lider ikilisiyle geliyorlar. Yanlarında da bir başka 25 yaş altı genç yetenek Ivan Sosa var. Ineos gibi bir takımda böylesi bir şans kolay kolay ellerine gelmez. Her anından zevk almaya çalışacaklar.

Masnada: Alp Turu’nda iki etap alıp dikkatleri üzerine çekti. Genel klasmana değil de, etap ve KOM’a oynaması daha olası. Takım arkadaşı Cattaneo gibi.

 

SPRiNT

Organizyon, sprint etaplarının iyice sayısını kısmış durumda. Hepi topu 5 sprint etabı var ve bunlardan sadece ikisi düz profile sahipler. Yani hepsi sprinte kalmayabilir. İsimlere gelecek olursak… Üç büyükler Viviani, Gaviria ve Ewan yarıştalar.

Vivani, içlerinden en güçlüsü gibi görünse de, orijinal sprint treninden sadece Sabatini ve Senechal burada. Yani takım faktörü bir miktar kısıtlanmış durumda. Ewan için de benzer şeyler söyleyebiliriz. Farklı motivasyonlarla yarışa gelen isimlerden müteşekkil Lotto-Soudal, onun için yeterince “adam” ayıramamış durumda. Gaviria ise Quick-Step günlerinden sonra yeni takımına bir türlü tam anlamıyla alışamadı ve kazanmakta zorlanıyor.

Tam bu noktada dikkatleri Ackermann‘a çekmek istiyorum. İki yıldır harika işler yapıyor. Bu sene de çok formda. Öyle ki; Bora, Sam Bennett’ı kesip onu yarışa getirecek kadar güveniyor. İlk büyük tur heyecanını üzerinden atabilirse şimdiden iki etap yazıyorum.

Demare, Modolo, Nizzolo ve bilhassa, son dönemde form tutan Cimolai; adlarını anmamız gereken diğer sprinterler.

 

 

* * * * *   Dumoulin, Roglic

* * * *   Yates

* * *   Lopez, Nibali

* *   Landa, Carapaz, Zakarin, Jungels

*   Izagirre, Formolo, Majka, Pozzovivo

 

 

 

Tour de France 2018’e Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Beklediğimiz haber pazar günü geldi. ASO, mevcut şartlar altında Froome‘un yarışmasına izin vermeyeceklerini açıkladı. Beklemediğimiz şey ise, -ve korktuğumuz- üzerinden 24 saat geçmeden UCI’ın yangından mal kaçırır gibi Britanyalı’yı aklamasıydı. Ve şimdi Froome, “pirüpak” bir şekilde starttaki yerini alacak. Beşinci Tour şampiyonluğu, üst üste dördüncü büyük tur zaferi, Giro-Tour dublesi… Uzun uzadıya teknik analiz yapıp kendimi yormak istemiyorum. Nasıl olsa bir şekilde kazanıyor. Tanıdık bir çaresizlik hali.

Okumaya devam et Tour de France 2018’e Ön Bakış

Giro d’Italia 2018’e Ön Bakış

 

GENEL KLASMAN

Son şampiyondan başlayalım. Dumoulin, favoriler arasında en az yarış gününe (12) sahip isim. Yarıştığında da pek iç açıcı performanslar gösteremedi. Sezon boyu en iyi derecesi Liege-Bastogne-Liege’deki 15.’liği… Zamana karşı avantajını elemine edebilecek Froome gibi bir rakibi varken, geçen yılın aksine dağlarda fark yaratması gerekecek. Etna etabı, ne alemde olduğunu görmede önemli. İlk iki haftayı fazla kayıp vermeden atlatabilirse sonlara doğru form tutmayı başarabilir.

Okumaya devam et Giro d’Italia 2018’e Ön Bakış

Podcast #10 – Giro d’Italia 2017 Değerlendirmesi

100. Giro d’Italia sona erdi. Tom Dumoulin, yarış öncesi beklentileri aşarak pembe mayonun sahibi oldu. Son etaplardan başlayarak, üç haftalık İtalya macerasını enine boyuna masaya yatırdık… Keyifli dinlemeler.

Podcast #09 – Giro d’Italia İkinci Hafta Notları

Sona yaklaştıkça sorular artıyor: Dumoulin pembe mayosunu koruyabilecek mi, yoksa Quintana dağlarda şahlanıp bir kez daha mı zirveye çıkacak? Pinot, Nibali ve Zakarin arasındaki podyum yarışı nasıl şekillenecek?.. Keyifli dinlemeler.

Podcast #08 – Giro d’Italia Birinci Hafta Notları

100. Giro’da ilk haftayı geride bıraktık. Zorlu Blockhaus etabı öncesinde bugüne kadar neler olduğunu, bundan sonra neler olabileceğini konuştuk. Keyifli dinlemeler.

Podcast #07 – Giro d’Italia 2017’ye Ön Bakış

100. Giro d’Italia yarın başlıyor. Podcast’in 7. nüshasında yarış parkurunu, favorileri ve mayo iddialılarını konuştuk. Pembelere bürünen kim olacak? Son şampiyon Nibali mi, Kolombiya harikası Quintana mı? Keyifli dinlemeler.

Tour de France 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Mark Cavendish

Bu sene Tour de France’ın 103. edisyonu düzenleniyor. Çoğu büyük turda olduğu gibi, TdF 2016’nın da ilk bölümü genel olarak sprint etaplarıyla geçildi. Hepsini toptan bir şekilde özetleyebileceğimizi düşünüyorum. Öncelikle ilk 9 güne ülkesel boyutta Büyük Britanyalı bisikletçilerin damga vurduğunu söyleyebiliriz. Takım olarak da Dimension Data’nın. 4 sprint etabının 3’ünü usta sprinter Mark Cavendish aldı. Son yıllarda rakiplerinin gölgesinde kalan isim, pozisyon bilgisini nasıl kullanabildiği bir kez daha gösterdi. Belki Marcel Kittel’in, hatta diğer sprinterlerin maksimum hızları ve güçleri daha fazla ama Mark Cavendish sprinti ne zaman, nerede ve ne şekilde atacağını çok iyi biliyor. Bu sene olimpiyatlarda pist yarışlarında da madalya hedefleyen Cavendish’in Fransa Turu’ndaki performansı hepimiz için ekstra oldu diyebiliriz. Alman sprinter Andre Greipel bu sene çok formda olsa da, bu formunu Fransa Turu’na taşıyamadı. Bir diğer Alman  Marcel Kittel de her zamanki gibi güç göstergesi yaptı ama sadece 1 etap kazanabildi. Bunda kendisinin zamanlama hataları yapması ve Cavendish’in tecrübesine yenik düşmesinin de payları büyük. Her türlü marifet sahibi yıldızımız Peter Sagan da kendine 1 galibiyet çıkarmayı başardı ve alanındaki önemli isimlere mesajı verdi. Sagan tabii ki sprint etaplarında da kafa göstermeyi ihmâl etmedi. Finiş fotoğraflarında her zaman kareye girmeyi başardı. Alexander Kristoff ve Michael Matthews‘un sprintlerde esamesinin okunmadığını söyleyebiliriz. Kristoff çok formsuz, Matthews ise takım içi çekişmelerle uğraşıyor. Matthews’ın sezon sonu takımdan ayrılacağı söylentileri de git gide artıyor. Fransız sprinter Christophe Laporte ise Cofidis adına sprintlerde yer tutmaya çalışıyor. Nacer Bouhanni’nin sakatlığında kendisine fırsat doğdu ve fena da iş çıkarmıyor. İki genç isim; Dylan Groenewegen ve Daniel Mclay de dikkatimizi çeken isimlerden. Gelecek yıllarda kendilerini sıkça sprint kürsülerinde görebileceğimizi düşünüyorum.

Chris Froome’un 8. etaptaki inişi.

Greg Van Avermaet da şeytanın bacağını kırmayı başaranlardan. Özellikle tek günlük yarışlarda, sonu hafif tırmanışla biten etaplarda hız gösterisi yapmada çok becerikli. Bu sefer de Tour de France 2016’da 5. etaptaki solo kaçışıyla galibiyeti elde etti. Önceski seferlerin aksine biraz erken davranan Van Avermaet, işini şansa bırakmadı ve aynı zamanda sarı mayonun da sahibi oldu. Tabii bir süreliğine… Britanya olimpiyat takımına alınmayan Stephen Cummings, kalitesini bir kez daha ispatladı. Son yıllardaki perfomansıyla kendisinden söz ettiren ve özellikle atak zamanlamasıyla ön plana çıkan Cummings, Col d’Aspin gibi önemli bir yokuşu da içinde bulunduran 7. etaptaki kaçışıyla, TdF 2016’dan etap galibiyet çıkarmasını bildi.

Bauke Mollema
Bauke Mollema ve peloton, yağmur altındaki 9. etapta.

Aperitiflerin tadına baktıktan sonra, asıl mevzumuz olan ana yemeğe gelecek olursak… Tour de France için ön bakış yazımızı yazan Murat, Alberto Contador‘un bir sebepten dolayı yarışı bitiremeyeceği kehanetinde bulunmuştu. Bu kehanet ne yazık ki gerçek oldu. Contador birinci ve ikinci etapta ağır kazalar yaptı, yaralandı ve etaplar süre geldikçe zaman kaybetmeye başladı. Son etaptan önce, 8. etabın bitişinde sarı mayodan 3 dakika 12 saniye geriye düşmüştü. Sakatlıkları, zaman farkı yetmiyormuş gibi takım arkadaşları da liderlerini yalnız bırakmış, kafalarına göre hareket etmeye başlamışlardı. Kaçınılmaz son da 9. etapta geldi çattı. Contador etap başında kaçış deneyip, bacaklarını test etmeye çalışsa da etabın daha başlarında sürekli takım arabasının yanında gözükür oldu. Uzun konuşmalar sonucunda o dramatik kare ekranlara yansıdı. Contador bisikletten indi ve takım arabasına oturdu. Kameralara tek bir kez baktı. Onda da gülümseyip “thumb” işaretini yaptı… Contador 2016’nın kaybedeni. Diğer yandan ise herkesin bir, belki iki adım önde gördüğü Chris Froome‘un gövde gösterisi vardı. 8. etap başlarken sarı mayo Van Avermaet’taydı ama genel klasmanda favorilerden en iyi durumda olan Froome’du. Greg’in zaten etabın başındaki yokuşlarda geri düşeceğini herkes biliyordu. Hepimizin alışık olduğu gibi Team Sky yine pelotonun başına geçti ve kapkara görüntüsüyle “artık kontrol bizde” imajını tüm pelotona yansıtmaya başladı. Team Sky etabı domine etse de, Adam Yates, Froome’un 7 saniye önündeydi. Froome’un sarı giymesi için ekstra bir şeyler gerekliydi. Veyahut birkaç etap daha beklemesi icap ediyordu. 8. etaptaki son yokuş olan Col de Peyresourde’un zirvesine ulaştığımızda herkes sakinleşmişti. Herkes mayosunun önünü kapamaya, sularını içmeye başlamıştı. Tam o esnada Chris Froome en öne gelerek pedallara asıldı ve kadronun üstüne otura otura inişi tamamladı. İnişi son derece tehlikeli hâle getirdi ve yakalanmayarak zaman farkını geliştirip sarı mayoyu sırtına geçirdi. Her zaman Team Sky’ın ve Chris Froome’un en çok eleştirilmesine sebep olan mekanikliğin yerini o iniş boyunca, acayip bir “içten atak” almıştı. Froome’u sevmeyenlerin sayısında bir değişiklik oldu mu bilemiyoruz ancak, saygı duyanların sayısında bir artış olduğuna kesin gözüyle bakabiliriz. Nairo Quintana ve Movistar genel klasman yarışında hâlâ iyi durumdalar ama, 9. etapta karşısında bir çok tırmanış varken Quintana’nın atak yapmamasını pek anlayamadık. Quintana’nın büyük turların son haftalarını sevdiğini biliyoruz. Pireneler’den ziyade de, Alpler’i sevdiğini… O yüzden Nairo Quintana için sanırım biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Thibaut Pinot yine hayâl kırıklığı evresine geçiş yaptı. Daha yarışın ilk haftasında patladı. Artık Rafal Majka ile birlikte dağların kralı mayosunun en büyük adaylarından biri. Tabii önümüzde birçok tırmanış etabı olduğu için bu mayoda da durumlar aniden değişebilir. En azından artık genel klasmanı hedeflemeyeceğini, daha doğrusu yediği zaman farkından dolayı hedefleyemeyeceğini biliyoruz. Genel klasman yarışında genç Britanyalı Adam Yates, daha çok 1 haftalık turların adamı olan Dan Martin ve Fransızların diğer umudu Romain Bardet‘nin de hiç fena yarışmadığını söyleyebiliriz. Son etapta dikkatimizi çeken bir diğer isim ise, etabı kazanan isim Tom Dumoulin. Andorra’da sonlanan etapta Arcalis tırmanışını kotarıp etabı solo kaçışıyla kazanması bizleri biraz şaşırttı ve etkiledi. Mark Cavendish, Peter Sagan ve Greg Van Avermaet, sarı mayoyu kariyerlerinde ilk defa sırtlarına geçirmiş oldular. Ayrıca turda şimdiye kadar hiç fena iş çıkarmayan “El Purito” lakaplı usta bisikletçi Joaquim Rodriguez, sene sonunda profesyonel yol bisikleti yarışçılığını bırakacağını açıkladı.

Tour de France 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia 2016 Değerlendirmesi

Vincenzo Nibali
Vincenzo Nibali

Ne haftaydı ama! Son dinlenme gününe kadar zaman zaman ekran başında uyuklamamıza neden olan Giro 2016, son yılların en güzel büyük turlarından birine evrilerek bitti. Çoğu zaman benzer bir seyir izleriz; ama bu sefer bir farklıydı hakikaten. Her şey bir kenara, liderlik son hafta 2 kez el değiştirdi. Ki, tur boyunca toplam 8 ismin pembe mayo giymesiyle bu alanda bir rekora imza atıldı. Heyecan, genel klasman mücadelesiyle de sınırlı değildi. Misal, 18. etapta tüm zamanların en şok edici sonlarından birine tanıklık ettik. Evet; Etixx yönetiminde, Brambilla ve Trentin‘in başrollerini oynayıp Moreno Moser‘in dekoru tamamladığı etap. Yazarken bile heyecanlandım.

Haydi başlayalım…

Esteban Chaves - Vincenzo Nibali - Alejandro Valverde
Esteban Chaves – Vincenzo Nibali – Alejandro Valverde

GENEL KLASMAN

Yarış öncesinde Nibali‘nin form durumuna dair bazı soru işaretleri vardı. Ben de sırf o soru işaretlerine dayanarak Valverde’yi az farkla öne koymuştum. İlk 2 hafta, şüphelerin doğruluğu kanıtlandı aslında. Ufak tefek zaman kayıpları, tırmanış zamana karşısında yaşadığı mekanik sorunla birleşince son haftaya pembe mayodan 5 dakika uzakta girdi. Hatta bir ara yarışı bırakabileceği dahi söylendi. Fakat o ne yaptı? Önce Risoul’da biten kraliçe etabı kazanıp kendini podyuma attı, ardından son dağlık etapta yaptığı atakla pembe mayoya uzandı. Velhasılı, ne yaptı etti, kazanmaya bildi. Bir şampiyonun kalbini asl… Tamam, sustum.

Nibali’nin galibiyetinde, adını baş köşeye yazmamız gereken bir isim var: Scarponi! İtalyan bisikletçi, son hafta, eşine az rastlanır bir süper domestiklik performansı gösterdi. Son dağlık etapta Chaves’in şampiyonluk umutlarını yıkan öldürücü tempoda da onun imzası vardı. Torino’da finiş çizgisini geçerken, Nibali’nin defalarca Scarponi işaret etmesi boşuna değildi anlayacağınız. Atlamayalım, bu yılın Cima Coppi galibi de o oldu.

19. etaba başlarken, Kruijswijk 3 dakika farkla liderdi ve muhtemelen pelotondaki çoğu rakibi dahil kimse yarışı kaybetmesini beklemiyordu. Tek bir şerh düşülüyordu yalnızca; başına herhangi bir kaza bela gelmemesi. Geldi… Colle dell’Angello inişinde virajı alamayarak yol kenarındaki kar duvarına çarptı ve her şey bitti. Hoş, çok daha kötüsü olabilirdi. Yaptığı kaza, kaburgasında kırığa neden olmuştu zira. Her şeye rağmen tura devam etme kararı alan Kruijswijk, büyük turlardaki en iyi GK derecesini -4.’lük- elde ederek 3 haftaya nokta koydu.

Bob Jungels
Bob Jungels

Kruijswijk’ın geriye düşmesiyle beraber 20. etap arifesinde Chaves kendini pembe mayoda buldu. Sizi bilmem; ama ben son günde Nibali’nin muhtemel ataklarına cevap verebileceğini, hiç değilse liderliği koruyacak mesafede kalacağını umuyordum. Beklentim gerçeğe dönüşmese de, yüzünden eksik olmayan gülümsemesiyle bir gün podyumun en üst basamağında olacağına şüphem yok. Onu ilk alkışlayan da anne-babası olacak. Hem en çok üzüldüğüm oydu, hem de yeni bir favori bisikletçi kazandım.

Valverde. Nam-ı diğer İskender Yeşilvadi… 36 yaşında çıktığı ilk Giro’sundan podyumla döndü. Yüksek rakımlarda pek iyi değildi belki; ama ilerleyen yaşına rağmen azalmayan patlayıcı gücüyle arayı kapatmasını bildi. Dinlenme gününden sonra bir de etap kazandı üstelik. Yalnız bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi; Movistar ona hiç yardımcı olamadı. Kağıt üzerindeki en büyük yardımcıları Amador ve Visconti kendi yarışlarını koştular. Eh, Rory Sutherland‘le bir yere kadar.

Giro 2016’nın en etkileyici ismi ne Chaves, ne Kruijswik, ne de yarış galibi Nibali’ydi. Hepsinin iyi kötü buralarda olmasını bekliyorduk zaten. Ama Jungels? İyi bir zamana karşıcı, potansiyel bir klasikçi olduğunu bildiğimiz taze Etixx’li, belli ki kariyerini bambaşka bir şekilde sürdürecek. Kilo verip genel klasmancı fiziğine kavuştuğunda neler yapabileceğini düşünüyorum da… Benzer bir hikaye başlangıcına sahip Dumoulin‘den daha fazla genel klasman becerisi taşıdığı açık. Ha, unutmadan; Velogames için ne kadar teşekkür etsem az.

Giacomo Nizzolo
Giacomo Nizzolo

Hayal kırıklıklarımız da oldu elbette. Uran, en büyük avantajı olan zamana karşılarda en büyük darbeyi yedi. Kaza maza da yapmadı, sadece iyi değildi. Sonraki dağ etaplarında fena gözükmeyip yarışı 7. bitirse de, çoğumuz daha yukarıda olmasını bekliyorduk. Pozzovivo ise her yerde kötüydü. Yarışta mıydı; ondan bile emin değilim.

Bir de Zakarin var. Tam olarak hayal kırıklığı demek doğru olur mu, emin değilim. Bitime üç kala abandone olmadan önce podyumun yakınlarında seyrediyordu. Kazayı nasıl yaptığını görmedik; ama bisiklet üzerindeki problemli duruşu bazı ipuçları vermiyor değil. Tabii yarışı bırakmasını fazlaca üzülemedik, zira o sırada sağlığı için endişe duyurduk. Hareket ediyor olmasının mutluluğu ağır bastı.

SPRINT MAYOSU

Lafa girmeden, siz de yüzüme vurmadan, rezil oluşumun itirafıyla başlayayım. “Ön Bakış” yazısında mayo için aday gösterdiğim Viviani, daha 8. etapta evinin yolunu tuttu. Bana güvenip de Velogames kadrosuna alanlar varsa kusuruma bakmasınlar. Arkadaşın Olimpiyat ihtirasını göz ardı etmişim.

Sprint etaplarında 7’de 7 yapan Almanların (3 Greipel, 2 Kittel, 1 Kluge, 1 Arndt) domine ettiği yarışta, kırmızı mayoyu kazanan isim geçen yıl olduğu gibi yine Nizzolo‘ydu. Lakin İtalyan sprinterin galibiyet açlığı devam ediyor. Son gün finişi en önde geçen oydu gerçi; ama Modolo‘yu kenara sıkıştırdığı için galibiyeti elinden alındı. Flecha’nın yayın sonrasında söylediği gibi: Hızlı olmak kadar, adil de olmak gerekiyor.

Mikel Nieve
Mikel Nieve

TIRMANIŞ MAYOSU

Yarışın favorilerinden Landa‘nın kaybı, bir diğer Sky’lı Mikel Nieve‘ye yaradı. Yardım edeceği bir lideri kalmayınca serbestlik kazanan bisikletçi, yarışı bir etap galibiyeti ve son dağlık etapta Cunego‘dan çaldığı mavi mayoyla bitirdi.

Son haftanın neredeyse tamamında aktif olan, yarış öncesi mayo favorim Atapuma ise sıralamada 3. oldu (Genel klasmanda da 9). Kız arkadaşının telkinleri işe yaramış demek ki.

***

İki etap kazanıp fazlasının peşinde koşan Ulissi, üzerinde pembe mayo varken dahi takımı için çalışmayı sürdüren Brambilla, Giro’nun ilk Estonyalı etap galibi Taaramae,  tüm dünyaya adını ezberleten Roglic, kaçmalara doyamayan Oss, bir güncük de olsa -üstelik kendi ülkesinde- mavi mayoyu taşıyıp  kariyerini onurlandıran Tjallingii… Her birini izlemek ayrı keyifti.

Seneye, 100!

 

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – I

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – II

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – III