Tour de France 2019’a Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Froome’un devreden çıkmasıyla açık hale gelen yarışta, “eşitler” arasında ön plana çıkan isim G gibi duruyor. Adını daha güçlü anabilirdim; fakat İsviçre Turu’ndaki düşüşü beni temkinli olmaya itiyor. Kazanın etkilerini üzerinden atmış olsa bile çok değerli yarış kilometrelerinden mahrum kaldı. Bu noktada, henüz ikinci etapta koşulacak takım zamana karşı onun için büyük avantaj. Yarışın hemen başında kendini zirveye yakın bir yerde bulması, günden güne inancını artıracatır. Geçen sene kazanırken izlediği yol tam olarak buydu.

Bernal, Giro’yu kaçırınca şansını Vuelta’da dener diyorduk. Froome’un sakatlanması planları değiştirdi ve kendini G’nin yanında takımın ortak lideri olarak buldu. Birçoklarına göre bir numaralı favori o. İsviçre Turu şampiyonluğu gösterdi ki; Fuglsang’la beraber yarışa en keskin gelen iki isimden biri. Tek sorun, henüz 22 yaşında ve sadece ikinci büyük turunu koşuyor olması. Eh, bu da haylice bir sorun demek. Kazanırsa çok çok büyük bir iş başarmış olacak.

Fuglsang, 34 yaşında yeniden doğdu adeta. Bahar dönemini Liege-Bastogne-Liege’i kazanarak bitirmişti, yaza da Dauphine şampiyonluğu ile başladı. Eh, kazanmanın tadını aldı bir kere… Yıllarca her şeyi bir kenara itip genel klasmancı olacağım diye debelenip durdu. Şimdi bambaşka bir bisikletçi olarak ilk kez Tour’a iddialı geliyor. Üzerinde kazanma baskısı da yok. Elinden gelenin en iyisini yapıp yarıştan keyif almaya bakacak. Her halükarda 2013’deki yedinciliğinin üzerine çıkacağı kesin.

Pinot, Fransız kamuoyunun omuzlarına yüklediği baskıdan kurtulabilmek için rotayı Giro’ya yöneltmişti. İki yıl aradan sonra, biraz da Madiot’nun zoruyla memlekete dönüş yapıyor. Arkasında çok güçlü bir kurmaylar ordudu var. Düz yol, yokuş, TTT demeden Pinot’nun emrine amadeler. Yarışın dominant bir favorisinin olmaması şansını artırıyor elbette. Lakin bu, baş edilmesi gereken daha fazla rakip demek. Önceliği sağlıklı kalmak. Yarışın en aktif pedallarından biri olacağına şüphe yok. Bana sorarsanız podyum yolu açık. Yürüyedur aslan parçası!

Quintana, Froome’un ardında ikinciliğe razı geldiği yıllar boyunca nasıl yarış kazanılacağını unuttu. Herkesi “geleceğin şampiyonu” olacağına ikna ettiği 2013’ün üzerinden çok sular aktı ne yazık ki. Bakınız; Froome yok ve kimsenin Quintana’yı favori olarak gördüğü yok. Bu son şansı belki de. Kariyerinin seyrine, burada yapıp yapamayacakları yön verecek.

Movistar beri yandan Landa ve Valverde‘yi getiriyor. Valverde, yaşının etkilerini nihayet hissetmeye başladı. Uzun zaman sonra ilk kez bu sezon formda değil. Landa ise Giro’nun son haftasında yakaladığı formu buraya taşımak istiyor. Quintana’ya dadılık yapmak gibi bir niyeti yok anlayacağınız.

Ara ara “Bardet bu sefer kazanabilir mi?” sorusu düşüyor aklıma. Froome yok, G’nin durumu belli değil… “Neden olmasın?” diyorum. Sonra ikinci etaptaki 27 kilometrelik takım zamana karşıyı hatırlayıp tadım kaçıyor. Maça 1-0 geride başlıyor ve skoru lehine çevirecek forma sahip değil. Her zaman iyi işler çıkardığı Dauphine’de dahi anca 10. olabildi. Podyum bu sene uzak ihtimal.

Mitchelton-Scott, Yates kardeşleri beraber yarıştırdığı son seferde Simon’a Vuelta’yı (2018) kazandırmıştı. Aynı senaryoyu, Adam‘ın liderliğinde bu kez Tour’da hayata geçirmek istiyorlar. Adam, bu yıl tüm hazırlığını Tour için yaptı. Sezon içi performansına bakarak iyi durumda olduğunu söylemek mümkün. Dauphine’yi son gün mide problemleriyle bırakmak zorunda kalsa da, o esnada yarışı ikinci sürdürdüğünü belirtelim. Kardeşinin yanı sıra Haig de onun podyum yolculuğuna yardımcı olmaya çalışacak. İşlerinin kolay olmadığını takdir edersiniz.

Kruijswijk, 2016’da Pinerolo inişinde bıraktğı şampiyonluk hayalini kovalayadursun, o günün hatırları da bir gölge gibi Kruijswijk’i takip ediyor. Her seferinde “orada” olsa da, bir daha hiç zirveye yaklaşamadı. Yaş 32, zaman geçiyor… G’den sonra genel klasman iddialıları arasında en iyi zamana karşı onun. Hedef podyum elbette; ama ilk 5 en olası senaryo gibi duruyor. Jumbo-Visma’nın diğer kozu Bennett. Kruijswijk’a zıt gitmeden kendi yarışını koşmaya çalışacak. İlk 10’da bir yer hedefliyor; lakin günün sonunda kendini etap kovalıyorken bulabilir.

Bora, Tour’a heyecan verici bir kadroyla geliyor. Sagan, Schachmann derken; genel klasmanda BuchmannKonrad ikilisiyle ilk 10 kovalayacaklar. İkisi de günden güne iyiye gidiyor. Buchmann Dauphine’de, Konrad ise İsviçre Turu’nda üçüncü oldu. Başaltı favoriler arasında olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Gözümüz üzerlerinde.

Fransa Turu, Porte için her zaman bir kazayla kabusa dönmeye aday oldu. Fakat hiç değilse yarışa birkaç haftalık tur kazanarak formda gelirdi. Oysa bu sezon adını neredeyse hiç duymadık (Katılımcılar arasında en fazla yarış gününe -41- onun sahip olmasına rağmen). Böylesi daha iyi belki de. Canı daha az yanar.

Kısa Kısa

Mas: Lefevere, genç İspanyol’una çok güveniyor. Öyle ki, ona fazladan bir domestik verebilmek için Gilbert’e kesik attı. Vuelta’da ikinci olmuştu, bu kez önünde çok daha zorlu bir görev var.

Uran: Hakkında tahmin yapmakta en çok zorlandığım bisikletçi olabilir. Bir bakıyorsunuz podyumda, bir bakıyorsunuz yarışta bile değil. Ben en iyisi susayım.

Martin: Üç yıldır Tour’u ilk 10’da bitiriyor. Genel klasmancı olarak tavanı bu zaten. Muhtemelen benzer bir sonuç göreceğiz.

Nibali: Genel klasman iddiası yok. Hedefi etap galibiyet(ler)i ve polka-dot mayo. Köpekbalığını farklı bir yarış koşarken izlemek heyecan verici olacak.

Van Garderen: Porte, versiyon 2.0.

Barguil: Genel klasmanda yer edinebileceğini sanmıyorum. Fransa şampiyonu olmanın cakasını satacak daha ziyade. Alırsa bir etap alır. O da belki.

Kelderman: Dumoulin gelebilseydi ona yardımcı olacaktı, şimdi liderlik ona kaldı. Sakatlıktan yeni çıktı ve halihazırda sorumluluk üstlenebilecek seviyede değil.

Rohan: Tırmanış yetenekleri, zamana karşı ile açtığı farkı ancak haftalık turlarda kaldıracak seviyede. Büyük turlar için heveslendi; ama olmayacağı çok belli.

Aru: Hastalığını atlattı; fakat eski günlere dönmesi için hala zamana ihtiyacı var. Daha ziyade kendini deneyecek ve iyi hissettiği bir gün etaba gitmeye çalışacaktır.

SPRiNT

Sagan, geçirdiği kötü sezona rağmen yeşil mayonun bir numaralı favorisi. Yarıştaki hiçbir “sprinter” onun kadar çok yönlü değil. (Belki Matthews). Kazanırsa, geçen sene egale ettiği rekorun tek başına sahibi olacak. 30’una gelmeden yedinci yeşil mayo… Dile kolay.

Zorlar demeyelim; ama mayoya yaklaşması en muhtemel isim, Matthews. Sagan’ın diskalifiye edildiği 2017’de yeşillere bürünen o olmuştu zaten. Saf sprinterlerle aşık atabilecek kadar hızlı değil. Fark yaratacaksa klasik-vari etaplarda yaratacak. Sorun, söyleyeceği her şeye Sagan’ın verecek fazladan bir cevabının olması.

“Saf sprinterler” dedik, gelelim onlara…

Viviani‘nin Giro’daki başarısızlığının temel sebebi, Quick-Step’in ona uygun bir tren kuramayaşıydı. Bu sefer yanında Morkov ve Richeze gibi yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen iki yaveri var. İşler İtalya’dakinden çok daha farklı olacak. Listenin başına onu yazıyorum.

İlginçtir, Ewan ilk kez Fransa’ya geliyor. Daha önce Giro ve Vuelta’da galibiyetleri var. Burada kazanması halinde “üçler kulübü”nün üyesi olacak. Başka trenlere sızma kabiliyeti ve yokuş yukarı sprint atabilmesi, rakiplerine karşı avantajı. Groenewegen, tüm sprinterler arasında top-speed’i en yüksek olanı. Aynı zamanda bu sezon en çok (10) kazanan isim. Van Aert‘ın varlığı, uyumlu çalışmaları halinde ona çok yardımcı olacak. Eve etapsız döneceğini düşünemiyorum.

Kristoff‘u anmadan geçmeyelim. Geçen yıl herkes yarışı terk edince Paris’te krallık tacını o takmıştı. Bu sezonki performansının başlangıcı oraya dayanıyor zaten. Birkaç kez podyumda yer alacaktır. Fakat diğerleri sorun yaşamadıkça etap kazanmasını beklemiyorum.

Colbrelli, Trentin, Greipel, Laporte, Nizzolo ve Stuyven; etap mücadelesi verecek diğer sprinterler… Son olarak; Cavendish‘in 2006’dan bu yana ilk kez Tour’da yer almayacağını hatırlatalım. Bir devir fiili olarak kapandı.

* * * * * –

* * * * Geraint, Bernal

* * * Fuglsang, Pinot, Quintana, Bardet

* * A. Yates, Landa, Kruijswijk, Buchmann

* Porte, Mas, Uran, Martin, Bennett, Valverde

Giro d’Italia 2019, Dinlenme Günü Notları – II

  • Zamana karşı avantajı aleyhine işleyen tarihteki ilk genel klasmancı Roglic olabilir. “Son gün nasıl olsa zamana karşı” diye düşünerek, yine zamana karşı etapları ile yarattığı farkın erimesine göz yumdu. Ve hesapta olmayan bir ufak kaza, o kredisini de tüketmek üzere… Avcunun içindeki şampiyonluğu göz göre göre tehlikeye attı. Hakikaten inanılmaz.
  • Çok merak ediyorum. Dumoulin devam edebilseydi Roglic nasıl yarışacaktı?
  • Yarışlar salt kas gücüyle kazanılmıyor. Çoğu zaman bisiklet üzerinde santranç oynamanız gerek. Ve söz konusu yarış zekası olduğunda mevcut pelotonda çok az kişi Nibali‘yle aşık atabilir. Büyük bir kumar oynadı. Ya kazanacak, ya da kaybettirecek… Her halükarda yarışa imzasını şimdiden attı bile. Il Grande!
  • Carapaz, peş peşe üç etapta Roglic’den 4, Nibali’den 3 dakika zaman çaldı. Nibali’yle yeterli farka (1′ 47″) sahip. Fakat Verona’da pembe mayoyu tutmak istiyorsa Roglic’le arasına en az bir dakika daha eklemek zorunda. Mevcut formuna bakarsak başaramaması için bir sebep görünmüyor. Favoriler, Courmayeur’de ona verdikleri zamanı çok arayabilirler.
  • Yates ve Lopez, ilk haftayı büyük yara alarak kapatmışlardı. İkinci haftayla beraber pembe mayo, hatta podyum şanslarını tamamen yitirdiler. Her şeye rağmen savaşmaya devam etmeleri takdire şayan. İkisi de, hiç değilse bir etap galibiyetiyle Giro’larını kurtarmak istiyorlar. Hoş, yarış öncesi ettiği onca laftan sonra Yates’i kurtarmaya yeter mi; bilemiyorum.
  • Zakarin uzun sonra yaşam belirtisi gösterince sevinmiştik. Ne yazık ki tek atımlık kurşunu varmış. Lago Serru’da etaba uzanıp genel klasmanda Roglic’in arkasına gelmesinin hemen akabinde 7 dakika fark yiyip tekrar denklemden çıktı. 2017 günlerine dönmesi için biraz daha bekleyeceğiz anlaşılan.
  • Her kaçış galibiyeti, bisiklet tarihine ufak tefek kişisel hikayeler bırakır. Benedetti‘ninki de onlardan biriydi. Kariyerini takım arkadaşlarının başarılarına vakfeden bir isim, 32 yaşında ilk -ve muhtemelen son- profesyonel galibiyetini aldı. Yarış sonrası söyledikleri, “bir domestiğin yaşamı”na dair çok şey anlatıyordu.
  • Yarışın başından bu yana Gavia‘nın iptal edilip edilmeyeceği konuşuluyordu; edildi. Onun yokluğunda parkura Cevo ve Aprica tırmanışları eklendi. Hala 5.000 metreye yakın bir irtifa söz konusu; fakat ilk bakışta eskisi kadar korkutucu gelmiyor şimdi.
  • Gavia’nın çıkarılmasıyla yeni Cima Coppi 2.047 metre ile Passo Menghen oldu. Oysa yarışın en yüksek noktası geçtiğimiz cuma çıkılan Lago Serru (2,247 metre) haline gelmişti. Organizasyon, geriye dönük bir düzenleme yapmak istemedi/yapamadı muhtemelen.

* * *

Pembe mayo: Richard Carapaz
Siklamen mayo: Arnaud Demare
Mavi mayo: Giulio Ciccone
Beyaz mayo: Pavel Sivakov

* * *

Carapaz
Roglic (+47″)
Nibali (+1′ 47″)
Majka (+2′ 35″)
Landa (+3′ 15″)
Mollema (+3′ 38″)
Polan (+4′ 12″)
Yates (+5′ 24″)
Sivakov (+5′ 48″)
Lopez (+5′ 55″)

Giro d’Italia 2019, Dinlenme Günü Notları – I

  • Her şey Roglic‘in Giro’yu kazanmasına uygun şekilde ilerliyor. Yarış öncesi en büyük rakibi olan Dumoulin, daha beşinci etapta yarış dışı kaldı. Halihazırda en büyük rakibi olan Nibali 1’ 44″ gerisinde. Yates-Lopez ikilisine ise yaklaşık 4’er dakika fark atmış durumda. Üstelik, pembe mayoyu emanet edecek birini buldu ve takımı liderlik stresini yaşamıyor. Tüm bu toz pembe manzarayı bozan tek bir şey var; dağlarda en çok güvendiği ismin (de Plus) abandone olması. Yine de; Tolhoek, Kuss, Bouwman gibi üç yaveri yanında. Jumbo-Visma, bugünün sabahında üçüyle de sözleşme yenileyerek gereken mesajı verdi.
  • Nibali‘yi, “Big 5″ın son sırasına yazmıştım. Yakın seyretse de, Verona’da podyumda olabileceğini düşünmüyordum. Görünen o ki yanılacağım. Ne mutlu!
  • San Marino zamana karşının en büyük kaybedenleri Yates ve Lopez oldular… Superman’inki çok şaşırtıcı değil; kötü bir zamana karşıcı olduğunu biliyoruz. Üstelik etap içinde lastik patlattı. Ama Yates’den böyle bir performans beklemiyorduk açıkçası. Farkın çoğunu tırmanış bölümünde yemesi kafalarda soru işareti yaratıyor. Anıları depreşmez umarım.
  • Ackermann, tahmin ettiğim gibi sprint etaplarına damga vuruyor. Şimdiden iki tanesini kazandı bile. Önünde kazanabileceği iki etap daha var. Her gün izlediğimiz “Inside the Bora” videoları da tanınırlığını ve sevilirliğini artırıyor. Sam Bennett bahsi çoktan kapandı. O gülmesin de biz mi gülelim?
  • Viviani hala ilk galibiyetinin peşinde. Sprint treninin eksikliğini fazlasıyla yaşıyor. Elinden alınan birincilik de psikolojisini iyice bozdu. Siklamen mayo zaten mazide hoş bir seda… Dinlenme gününden sonraki dümdüz iki etap sağolsun, haftaya iyi başlayabilir. Yoksa, unutmak isteyeceği bir Giro olacak.
  • Gianni Savio‘nun keyfi yerinde. Masnada ile 2012’den bu yana ilk etabını aldı, Cattaneo genel klasmanda fena olmayan bir yerde ve Frapporti hemen her gün kaçışa girerek takımını onurlandırıyor. Tüm bunlar ona, takımı ayakta tutmak için ihtiyaç duyduğu nakit akışı olarak geri dönecek.
  • Şimdiye kadar iki ismi doping nedeniyle kaybettik. Molano, test sonuçlarındaki “olağandışı fizyolojik bulgular” nedeniyle takımı tarafından, Koren ise Operation Aderlass’taki gelişmeler doğrultusunda UCI tarafınan yarıştan çekildiler.
  • Son söz… Yarış bitmedi. Daha tek bir dağ etabı bile izlemedik. Favorilerin bacakları ne durumda, net bir fikrimiz yok. Geçen seneyi unutmayalım. Froome, 11. etaba pembe mayonun 3′ 20″ gerisinde girmişti ve fiziksel olarak bitmiş durumdaydı. Ha keza Yates de asla yenilmeyecek gibiydi. Neler olduğunu gördük. Evet, Roglic en büyük favori. Ama yarış bitmedi. 13. etapla beraber yeni başlayacak.

* * *

Pembe mayo: Valerio Conti
Siklamen mayo: Pascal Ackermann
Mavi mayo: Giulio Ciccone
Beyaz mayo: Nans Peters

* * *

Roglic
Bilbao (+1′ 32″)
Nibali (+1′ 44″)
Mollema (+1′ 55″)
Jungels (+2′ 18″)
Formolo (+2′ 52″)
Majka (+2′ 53″)
Carapaz (+3′ 16″)
Zakarin (+3′ 32″)
Yates (+3′ 46″)
Lopez (+4′ 29″)
Landa (+4′ 52″)

Giro d’Italia 2019’a Ön Bakış

GENEL KLASMAN

Dumoulin, iyiden iyiye Froome-vari bir bisikletiye dönüştü. Kendini büyük turlar ile var edip sezonun geri kalanında etliye sütlüye pek bulaşmıyor. Ne yalan söyleyelim, bu işi iyi de yapıyor. İki yıla biri şampiyonluk üç podyum sıkıştırdı. Ama işte; tat verdiğini söylemek mümkün değil… Elimizde formuna dair iyi veya kötü herhangi bir veri yok. Dedim ya, pek ortalarda yoktu. Fakat geçen sene de durum farklı değildi. Değişen bir şey olduğunu sanmıyorum. Hal böyle olunca, kendisi için tasarlanmış gibi duran bir pakurda, ilk sıraya onu yazmamak için hiçbir neden yok. Dağlardaki en büyük destekçisi yine Oomen olacak.

Roglic, bu yıl her aya bir galibiyet sığdırmayı başardı. Şubatta BAE Turu, martta Tirreno-Adriatico, nisanda ise Romandie Turu. Özellikle sonuncusu bir başkaydı. Takımı, Giro için bacaklarını test etme niyetiyle yarışa katıldığını, genel klasmana oynamayacağını söylerken o gitti güle oynaya üç etap kazandı. Halihazırda, yarış listesindeki en formda isim o. Yarışın da Dumoulin ile birlikte en büyük iki favorisinden biri. Rakibine göre tek eksiği, büyük tur deneyiminin hala yetersiz olması. Geçen yıl, son gününe podyumda girdiği Tour’u heyecanına yenik düşerek dördüncü bitirmişti. Hem de zamana karşı etabında. Bu kez sinirlerine hakim olmalı. Yoksa dağlar sıkıntı çıkarmayacaktır.

Simon Yates‘in yerinde kim olsa, geçen seneki Giro çöküşünün ardından kendini kolay kolay toparlayamazdı. Ama o, hatalarından doğru dersleri çıkartarak katıldığı ilk yarışta (Vuelta) şampiyonluğa ulaştı. O Giro, kariyerinin kırılma anıydı belki de. Bu sezon da performansında eksilme yok. Daha önce en büyük eksiği saydığımız zamana karşılar da fazla bir problem teşkil etmiyor artık. Hele işin içinde tırmanış varken, Dumo ve Rogla ile neredeyse aşık atabileceğini söyleyebiliriz. Öyle ki, bu yıl bir ITT etabı dahi kazandı. Bu üçlünün kapşmasını izlemek çok keyifli olacak.

Astana, Quick-Step ile beraber yılın en başarılı iki takımından biri. Etaplı yarışlarda ise tartışmasız en iyisi. Giro’ya da, belki en büyük favoriyle değil; ama en güçlü takımla geliyorlar. O kadronun liderliğini ise Miguel Angel Lopez yapıyor. Genç Kolombiyalı, bisikletinin üzerinde durmayı başaramayıp sürekli kazalara karıştığı ilk yıllarının ardından nihayet kendini buldu. Şu an en güvenilir büyük turculardan desek yanlış olmaz. Geçen yılı da, hem Giro hem de Vuelta’da podyum görerek kapatmıştı. Form açısından eksiği yok. En son Katalunya Turu’nu kazandı. Yalnız, bu sefer alt etmesi gereken daha çok isim var ve zamana karşı faktörüyle onların hemen altında kalacak gibi.

Kabul etmesi kolay değil ama Nibali de yaşlanıyor. Yaş oldu 35. Bacakları eskisi kadar iyi çalışmasa da, ruhundaki panache ve yarış aklı, onu hala zirvede tutuyor. En azından zirveye yakın bir yerlerde. Yine orada olacağına şüphe yok. Rakipleri, köpek balığının nefesini enselerinde hissettiklerinde içleri hiç de rahat olamayacak. Ama o kadar. İlk beş, Nibali için en ideal senaryo. Özellikle geçen seneyi boş geçtikten sonra o da bu sonuca burun kıvırmayacaktır.

Landa, uzun zaman sonra “takım emirleri” olmadan kendisi için yarışma şansı bulacak. Malum, sakatlığı nedeniyle Valverde yarıştan çekildi. Peki Landa buna hazır mı? Kritik soru bu ve cevap olarak “Evet” diyemiyorum. Liege-Bastogne-Liege’de bazı hayat belirtileri gördük; ama fazlası yok. Itzulia’daki yedincilik size ne söyler bilemiyorum. Nedense, geçen yılı dördüncü bitiren Carapaz bana daha güvenilir geliyor. Movistar da, yarışın gidişatına göre sene sonunda takımdan ayrılacak Landa yerine genç Kolombiyalı’ya yüzünü dönebilir.

Jungels, genel klasman inadından vazgeçmiyor. Oysa iki yıldır bahar klasikleri için ne kadar büyük bir potansiyel taşıdığını hepimiz gibi o da gördü. Taşlı klasiklerin ardından tekrar tırmanışçı fiziğine ulaşsa bile, ki Ronde’den beri yarışmayıp bunun için uğraşıyor, son haftadaki ölümcül dağ etaplarından sağ çıkması pek kolay olmayacak. Zamana karşı performansının etkisiyle bir şekilde ilk 10’a tutunması muhtemel; fakat bu onu tatmin eder mi, emin değilim.

Zakarin‘in 2019 karnesine bakıyorum da, alelade bir tırmanışçıdan farkı yok gibi duruyor. Dünya kadar yarış koşmuş, elde var sıfır. İşin fenası, geçen sene de böyleydi. Sanki iki yıl önce Vuelta’da podyum gören, Giro’yu beşinci bitiren o değil. Omuzlarından tutup “Ne sıkıntın var?” diye sormak geliyor içimden. Parkur çok uygun yoksa. İçindeki ateşi yeniden bulabilirse iyi şeyler yapabilir.

Kısa Kısa

Izagirre: Kariyer sezonunu geçiriyor. Sene başında Valencia’yı, henüz bir ay önce de Bask Turu’nu kazandı. Bir yandan liderine yardım ederken, öte yandan kendi yarışını koşmaya çalışacak. İlk 10’da iki Astana’lı görürsek şaşırmayın.

Formolo: Üzerine yattığı 2015 La Spieza etabından sonra nihayet yaşadığı hatırlattı. Geçen sene olduğu gibi ilk 10’da yer alması muhtemel. Son LBL ikincisini olduğunu hatırlatalım.

Majka: Genel klasmana oynadığı yıllar geride kaldı; ama hala çok tehlikeli. Bu yılı da formda geçiriyor. Dağların kralı mayosu için iddialı isimlerden.

Pozzovivo: Giro’yu altı kez ilk 10’da bitirdi. Bir yenisi yolda olabilir. Tabii Fleche Wallonne kazasının etkilerini üzerinden atabildiyse. Sanmıyorum ki Nibali’nin bebek bakıcılığını yapsın.

Mollema: Genel klasmanda yedinciliğe oynamaktansa etap kovalamanın çok daha evla olduğunu geç de olsa kavradı. Geçmiş takıntıları hortlamaz herhalde.

Chaves: İki-üç yıldır yetenekleri elinden alınmış gibi yarışıyor. Nerede 2016 Giro’sunu elinden kaçıran Chaves, nerede şimdiki… Buraya dahi ayıp olmasın diye yazıyorum adını. Umarım beni yanıltır.

Ineos: Egan Bernal’in antrenmanda köprücük kemiğini kırmasının ardından yarışa Alp Turu’nda ortalığı kasıp kavuran Geoghegan HartSivakov lider ikilisiyle geliyorlar. Yanlarında da bir başka 25 yaş altı genç yetenek Ivan Sosa var. Ineos gibi bir takımda böylesi bir şans kolay kolay ellerine gelmez. Her anından zevk almaya çalışacaklar.

Masnada: Alp Turu’nda iki etap alıp dikkatleri üzerine çekti. Genel klasmana değil de, etap ve KOM’a oynaması daha olası. Takım arkadaşı Cattaneo gibi.

 

SPRiNT

Organizyon, sprint etaplarının iyice sayısını kısmış durumda. Hepi topu 5 sprint etabı var ve bunlardan sadece ikisi düz profile sahipler. Yani hepsi sprinte kalmayabilir. İsimlere gelecek olursak… Üç büyükler Viviani, Gaviria ve Ewan yarıştalar.

Vivani, içlerinden en güçlüsü gibi görünse de, orijinal sprint treninden sadece Sabatini ve Senechal burada. Yani takım faktörü bir miktar kısıtlanmış durumda. Ewan için de benzer şeyler söyleyebiliriz. Farklı motivasyonlarla yarışa gelen isimlerden müteşekkil Lotto-Soudal, onun için yeterince “adam” ayıramamış durumda. Gaviria ise Quick-Step günlerinden sonra yeni takımına bir türlü tam anlamıyla alışamadı ve kazanmakta zorlanıyor.

Tam bu noktada dikkatleri Ackermann‘a çekmek istiyorum. İki yıldır harika işler yapıyor. Bu sene de çok formda. Öyle ki; Bora, Sam Bennett’ı kesip onu yarışa getirecek kadar güveniyor. İlk büyük tur heyecanını üzerinden atabilirse şimdiden iki etap yazıyorum.

Demare, Modolo, Nizzolo ve bilhassa, son dönemde form tutan Cimolai; adlarını anmamız gereken diğer sprinterler.

 

 

* * * * *   Dumoulin, Roglic

* * * *   Yates

* * *   Lopez, Nibali

* *   Landa, Carapaz, Zakarin, Jungels

*   Izagirre, Formolo, Majka, Pozzovivo

 

 

 

Milan-San Remo 2019’a Ön Bakış

Yarışın sonucunu belirleyecek iki olası senaryodan bahsedebiliriz ve iki senaryonun başını da Quick-Step’liler çekiyor.

Sezonun en iyi iki takımından birinin (diğeri Astana) en forma ismi Alaphilippe. Strade Bianche’yi kazandı, en son Tirreno-Adriatico’da iki etap aldı ve daha bir sürü şey. Tam anlamıyla alev alev yanıyor. 2017’de Kwiatkowski ve Sagan’la üçlü sprinte girip ikisine de geçilmişti. Bugün aynı mücadeleye girse şansının daha yüksek olacağı muhakkak. Fakat kazanma ihtimalini maksimize etmek için geçen yıl Nibali’nin yaptığına benzer bir işe imza atması gerekiyor. Cipressa’da pelotonu dağıtıp Poggio’da tek başına kalmaya çalışacaktır.

Gelelim diğer senaryoya: Toplu sprint… Bu noktada takımın ikinci kozu olan Viviani çıkıyor sahneye. Sky’da heba ettiği üç yılın ardından transfer olduğu Quick-Step’de birkaç seviye birden atladı ve halihazırda pelotonun en iyi sprinteri konumunda. Onca denemenin ardından ataklar sonuç vermez de iş sprinte kalırsa yenilmesi gereken isim o olacak.

Sagan, gözüne Liege-Bastogne-Liege’i kestirdiğinden sebep, sezona farklı bir planlamayla girdi. Klasikler açısından sezonu Milan-San Remo’da açıyor. Şimdiye kadar yılın tek galibiyetini de 2 ay önce Tour Down Under’da aldı. Form açısından yarışın en büyük favorilerinden birini olduğunu söylemek zor. Ama bahsini ettiğimiz isim Sagan. Her zaman cebinden çıkaracak bir tavşanı vardır.

Ola ki çıkaramadı, Bora da tıpkı Quick-Step gibi diğer planını devreye sokacak: Sam Bennett. Bugüne değin, şans bulduğu ender zamanlarda üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Sezona da formda girdiğini söyleyebiliriz. Geçtiğimiz hafta Paris-Nice’de 2 etap aldı.

Nibali’nin şampiyonluğu bir kenara, geçen yıl beni en çok şaşırtan isim Caleb Ewan‘dı. MSR gibi 300 kilometreye göz kırpan sert bir yarışta, Ewan gibi fiziksel defekti olan bir ismin başarı olmasını beklemezken o gidip ikinci oldu. Bu sonucun da etkisiyle, bu sezon yarışa çok daha iştahlı başlayacak. Sonuç sprinte kalırsa Viviani’nin hemen arkasına Gaviria ile beraber onu yazarım.

Gaviria, geçen yıl sakatlığı nedeniyle yarışı pas geçmek zorunda kalmıştı ki; yarışın favorilerinden biriydi. Bu sene yeni takımıyla, yine benzer bir konumda. UAE için bir Quick-Step diyemeyiz elbette; ama yanında Kristoff (2014 şampiyonu) gibi bir “yardımcısı” olacak. Norveçli, şans bulduğunda kendisi de gidebilir. Her ne kadar eski formundan uzak olsa da…

Kwiatkowski, “Bir Ardenne’ci MSR’yi nasıl kazanır?” sorusunun cevabını 2017’de verdi. Zafere giden yolu biliyor. Aynı patikayı izlerse ikinci şampiyonluk neden olmasın?

Stefan Küng FDJ’ye transfer olduğunda en çok sevinen isimlerden biri Demare olmuştur. Zira kazandığı 2016 yılında dahi yanında böylesi bir rouleur yoktu. Sezona hızlı giremedi; ama MSR denince Demare için akan sular duruyor. Yine oralarda olacaktır.

Trentin ve Colbrelli için aynı cümleleri kurabiliriz sanıyorum. Sprint atabiliyorlar, yokuş çıkabiliyorlar. Ezcümle, yarışın her iki senaryosunu da uygunlar. Fakat pelotonda, bu söylediklerimi onlardan daha iyi yapan isimler varken kazanmak için yeteneklerinden daha fazlasına ihtiyaçları olacak.

Valverde, üzerinde gökkuşağı mayo ile 3 ayıl aradan sonra Milan-San Remo’ya geri dönüyor. Aklının bir köşesinde “Nibali yaptıyse ben neden yapamayayım?” düşüncesi olduğuna eminim. Alaphilippe’le beraber Milan-San Remo’da Fleche Wallonne-vari bir kapışma izlemek fantastik olmaz mı?

 

Kısa Kısa

Cort: Sezonun en çok galibiyet alan takımının yarıştaki en iddialı ismi. Geçen yıl sekizinci olmuştu. Üzerine koyacağı her basamak başarı hanesine yazılacak.

Degenkolb: Tour’daki Roubaix etabını kazanarak vücudunda dolaşan zehiri attı adeta. Dilerim mümkün olduğunca yukarıda bitirir.

Van Avermaet: Milan-San Remo, hiçbir zaman hedef yarışlarından biri olmadı. Değişen bir şey yok.

Matthews: Sakatlıktan yeni çıktı ve bacaklarındaki toplam kilometre, Milan-San Remo’da kat edeceği mesafeyi ancak geçiyor.

Bouhanni/Laporte: Cofidis’in düşman kardeşleri bir arada. İzlemesi hayli şenlikli olacak.

Groenewegen: Cipressa ve Poggio’nun olmadığı bir dünyada şampiyonluğun favorilerinden biri olabilirdi.

Nibali: :)

 

* * * * *   –

* * * *   Alaphilippe, Viviani

* * *   Sagan, Ewan, Gaviria

* *   Bennett, Kwiatkowski, Demare, Trentin

*   Colbrelli, Van Avermaet, Cort, Degenkolb, Kristoff, Valverde

 

 

Milan-San Remo 2018’e Ön Bakış

 

Vakit geldi. Omloop Het Nieuwsblad ve Kuurne-Brussels-Kuurne ile fiilen startını verdiğimiz Bahar Klasikleri dönemi, resmen başlıyor. İlk durağımız Milan-San Remo. Nam-ı diğer La Primavera. Sezonun ilk monument’ı ve en uzun (294 kilometre) yarışı…

Milan-San Remo’yu kazanmak için iki yol var. Ya alışıla geldiği üzere toplu sprintte en güçlü bacaklara sahip olmak. Ya da son 30 kilometrede çıkılan Cipressa ve Poggio ikilisinden birinde atak yapıp yarışı sprinterlerden çalmak. Tıpkı geçen sene olduğu gibi. Okumaya devam et Milan-San Remo 2018’e Ön Bakış

Podcast #13 – Vuelta a Espana 2017 Değerlendirmesi

Yılın son büyük turu sona erdi. Chris Froome, Tour-Vuelta dublesi yaparak bisiklet tarihindeki yerini aldı. Yarışta Froome’dan rol çalmayı başaran tek bir isim vardı: Alberto Contador. El Pistolero, kariyerine Angliru’daki etap galibiyetiyle nokta koydu. Son dönemin en keyifli yarışlarından biri olan Vuelta 2017’yi, podcast’in 13. nüshasında masaya yatırdık. Yayının sonunda kısa kısa Ahmet’in Örken ve Türkiye Turu’ndan da bahsetmeyi ihmal etmedik… Keyifli dinlemeler.

Podcast #12 – Vuelta a Espana 2017’ye Ön Bakış

12. podcast’te, yaklaşan La Vuelta’yı konuştuk. Az sprint, bol tırmanış ve 20’nin üzerinde genel klasman iddialısı… Chris Froome, Tour-Vuelta dublesine göz kırparken Alberto Contador kariyerinin son yarışında iz bırakmak istiyor. Söz bir noktada Bolt ve Farah’a dahi geldi… Keyifli dinlemeler.

Podcast #10 – Giro d’Italia 2017 Değerlendirmesi

100. Giro d’Italia sona erdi. Tom Dumoulin, yarış öncesi beklentileri aşarak pembe mayonun sahibi oldu. Son etaplardan başlayarak, üç haftalık İtalya macerasını enine boyuna masaya yatırdık… Keyifli dinlemeler.

Podcast #09 – Giro d’Italia İkinci Hafta Notları

Sona yaklaştıkça sorular artıyor: Dumoulin pembe mayosunu koruyabilecek mi, yoksa Quintana dağlarda şahlanıp bir kez daha mı zirveye çıkacak? Pinot, Nibali ve Zakarin arasındaki podyum yarışı nasıl şekillenecek?.. Keyifli dinlemeler.