Milan-San Remo 2018’e Ön Bakış

Vakit geldi. Omloop Het Nieuwsblad ve Kuurne-Brussels-Kuurne ile fiilen startını verdiğimiz Bahar Klasikleri dönemi, resmen başlıyor. İlk durağımız Milan-San Remo. Nam-ı diğer La Primavera. Sezonun ilk monument’ı ve en uzun (294 kilometre) yarışı…

Milan-San Remo’yu kazanmak için iki yol var. Ya alışıla geldiği üzere toplu sprintte en güçlü bacaklara sahip olmak. Ya da son 30 kilometrede çıkılan Cipressa ve Poggio ikilisinden birinde atak yapıp yarışı sprinterlerden çalmak. Tıpkı geçen sene olduğu gibi. Okumaya devam et

Podcast #13 – Vuelta a Espana 2017 Değerlendirmesi

Yılın son büyük turu sona erdi. Chris Froome, Tour-Vuelta dublesi yaparak bisiklet tarihindeki yerini aldı. Yarışta Froome’dan rol çalmayı başaran tek bir isim vardı: Alberto Contador. El Pistolero, kariyerine Angliru’daki etap galibiyetiyle nokta koydu. Son dönemin en keyifli yarışlarından biri olan Vuelta 2017’yi, podcast’in 13. nüshasında masaya yatırdık. Yayının sonunda kısa kısa Ahmet’in Örken ve Türkiye Turu’ndan da bahsetmeyi ihmal etmedik… Keyifli dinlemeler.

Tour de France 2016’ya Ön Bakış

ROTA

Fransa Turu “Grand Depart”ı, iki yıl aradan sonra anakaraya geri dönüyor. Eşsiz güzellikteki Mont-Saint-Michel’den başlayacak yarış, üç gün boyunca, İkinci Dünya Savaşı’nın en sert çarpışmalarından birinin yaşandığı Normandiya topraklarında olacak. Ardından, adım adım güneye inip saat yönünün tersine bir güzergah izleyerek üç hafta sonunda Paris’e varacağız. Başlangıç Fransa’dan yapılsa da, yarış içerisinde İspanya (9. etap), Andorra (9-10. etap) ve İsviçre (16-17. etap) topraklarına geçilecek.

map_route

Tour de France 2016

Tour’un onur konuğu, benim de favorim olan Mont Ventoux… 12. etapta zirve finişi olarak kullanılacak mistik tırmanış, klişe anlatımla yarışın kaybedenlerini ortaya çıkartacak. Mont Ventoux, en son 2013 yılında çıkılmış, etabı Quintana’nın 29 saniye önünde Froome kazanmıştı. Yarış boyu 2 de bireysel zamana karşı etabı koşulacak. İlki, Mont Ventoux’nun ertesi günü (37,5 km), diğeri 18. etapta. İkinci ITT’nin; 17 km’lik, eğimi zaman zaman çift hanelere ulaşan bir tırmanış zamana karşısı olduğunu hatırlatmak isterim.

GENEL KLASMAN

Sezon içinde Froome‘u izleme şansımız pek olmuyor (Yakındığımdan değil). İzlesek bile, sağlıklı değerlendirme yapacak verilere ulaşamıyoruz. Sky’ın metodik çalışma programları, yarışlara antrenmanla hazırlanmanın daha doğru olduğunu söylüyor çünkü. Bu bağlamda, Tour’a dair öngörülerimizin nirengi noktasını Froome’un Dauphine performansı belirliyor… 2013 ve 2015’te Dauphine’yi kazandığında, peşi sıra Tour’u da sarı mayoyla bitirmişti. Sonuç, bu yıl da değişmeyeceğe benzer. Kazanması halinde, 3. Tour zaferiyle adını LeMond, Bobet ve Thys gibi efsaenelerin arasına yazdıracak. Aynı zamanda, Indurain’den bu yana yarışı üst üste kazanan ilk isim olacak.

chris_froome_2623495b

Chris Froome

Şampiyonluk yolunda, Geraint Thomas‘a yine önemli iş düşüyor. Britanyalı, Movistar ve Astana gibi kudretli kadrolara sahip takımlardan gelecek “Froome’u izole etme” ataklarına cevap vermekle yükümlü. Bunu yaparken de mümkün olduğunca genel klasman ilk 10’una tutunmaya çalışacak… Sky’dan bahsediyorken, Landa‘yı atlamayalım. Kazanabileceği bir Giro’yu, geçirdiği hastalık nedeniyle henüz 10. etapta terk ettikten sonra Froomey’nin süper domestik kadrosuna katıldı. Tüm enerjisini verir mi, yoksa kendini Vuelta’ya mı saklar; kestiremiyorum.

Quintana, Fransa’ya, olabilecek en formda haliyle geliyor. Katalunya, Romandie ve Route du Sud’u kazandı; San Luis ve Pais Vasco’da üçüncü oldu. Tour öncesi son hazırlık olan Sud’da 13 km’lik düz bir zamana karşı dahi aldı. 2013 ve 2015’e oranla Froome’a daha zorlu anlar yaşatacağı kesin. En büyük şansı, kendini son haftaya iyi saklayabilmesi. Fakat sonuç farklı olmayacak sanki. Ne yaparsa yapsın, Froome yarışmaya devam ettikçe Tour’u kazanamayacağına dair bir his oluşmaya başladı bende. Mont Ventoux için ise şimdiden onu yazıyorum… Movistar’ın, Quintana için dillere destan bir takım kurduğunu belirtmeden geçmeyelim. Izagirre kardeşlerden Erviti‘ye, Anacona‘dan Jesus Herrada‘ya, Dani Moreno‘dan Nelson Oliveira‘ya… Valverde‘yi saymadım bakın.

Nairo Quintana on stage twenty of the 2015 Tour de France

Nairo Quintana

Contador, geçen yıl Giro-Tour dublesine kalkışmış, beklendiği üzere başarısız olmuştu. Aklın yolu bir, 2016’ya sadece Fransa Turu’unu hedefleyerek başladı. 2016 için aynı zamanda “Son senem” diyordu; fakat sezon başında aldığı dereceler emeklilik kararını ertelemesine neden oldu. Yalnız aldığı karar ona pek iyi gelmedi gibi. Dauphine’de 5.’likte kalan İspanyol bisikletçi, Tour’a en iyi haliyle gelmiyor… Herhangi bir argümanla destekleyemem; ama içimden bir ses podyumu, hatta Paris’i göremeyeceğini söylüyor. Lakin içimdeki his, Contador’un Tour’un en büyük 3 favorisinden biri olduğunu gerçeğini değiştirmiyor. Kazanırsa Froome gibi o da 3’leyecek. Beri yandan, 8 büyük tur galibiyeti ile Anquetil’in yanına, Merckx (11) ve Hinault’un (10) arkasına yerleşecek.

Alberto Contador

Alberto Contador

Pinot’nun son 2-3 yılda gösterdiği gelişime diyecek söz bulamıyorum. 2013’ü hatırlıyor musunuz? Hız korkusu nedeniyle beceremediği inişlerden sonra yarışı bırakmak zorunda kalmıştı. O konuda sıkıntısı yok artık. Yetmedi, vasat altı bir zamana karşıcıyken Fransa ITT şampiyonu oldu. Dauphine’de bir miktar hayal kırıklığı yaratsa da, 2014’teki podyum derecesini tekrarlayabilecek bir noktada olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik, kendinden önce yazılan isimlerin problem yaşamasını beklemeden. Malum, 2014’te Froome ve Quintana Paris’i görememişlerdi… İsviçreli Reichenbach‘la yakaladıkları uyumun da ona katkı sağlayacağını düşünüyorum. Fransızların artık gerçekçi bir ihtimalleri var.

Aru, geçen yıl Vuelta’yı kazanarak rüştünü ispat etti. Lakin Froome, Quintana, Contador ve Nibali’den müteşekkil elit sınıfa kafa tutabilecek seviyede henüz değil. Sezonu da pek verimli geçmiyor hani. Şubat ayındaki Valencia Turu’unda elde ettiği 6.’lıktan öteye gidemedi. “Dauphine’de işler yoluna girmeye başlayabilir,” diye düşündük; ama umduğumuzu bulamadık. Etap kazandığına bakmayın, sprinte meyyal bir etapta, trenlerin basiretsizliğiyle galibiyete ulaşabildi. Habitatı olan dağlarda neredeyse adını dahi işitmedik. Podyum, genç İtalyan için fazlasıyla iyimser duruyor. 4-7 arası, şahsen daha gerçekçi bir tahmin. Belki bir de etap galibiyeti.

Astana, Scarponi dışındaki Giro as kadrosunu (Fuglsang ve Kangert) Aru’nun yanına konuşlandırmış vaziyette. Nibali de burada. Her ne kadar Aru’ya yardım için Fransa’ya geldiğini söylese de, aklının bir köşesinde Giro-Tour dublesi muhakkak vardır. Pelotonun en pragmatik mensuplarından birinin, eline geçmesi muhtemel şansları tepeceğini hiç sanmıyorum. Pais Vasco’da aldığı etap ve finişten geçerken yaşadığı sevinçle hatırladığımız Diego Rosa ve yıllanmış şarap Tiralongo da takımdalar. Huh, bütün kadroyu saydım galiba.

BMC, neredeyse birbirinin aynısı iki isimle podyum kovalayacak (“Şampiyonluk” demeye dilim varmadı): Porte ve van Garderen… İkisi de iyi birer zamana karşıcı, ikisi de başarılı haftalık tur yarışçıları. Ve ikisi de büyük turlarda birer gün şalter indirip bir çuval inciri berabet etmeleriyle ünlü. Demem o ki, ikisini toplasanız bir büyük turcu etmez… TvG, geçtiğimiz yıl şeytanın bacağını kırmaya çok yakındı. Ta ki, 17. etapta gözyaşları içinde abandone olana dek. Yarışı bıraktığı sırada genel klasmanda üçüncüydü. Ha keza Porte da bir numaralı favori olarak geldiği Giro’yu yarıda bırakmak zorunda kaldı. İki küskün şimdi aynı çatı altında, aynı hedef için mücadele edecekler. Her şeyin farklı olacağını düşünenler “ne yazık ki” yanılıyorlar. Birbirlerine göz kulak olmaktan çok, birbirlerinin yoluna çıkmaları daha olası.

Tour de France 2015 - 102a Edizione - 21a tappa Sevres - Paris Champs Elysees 109.5 km - 26/07/2015 - Christopher Froome (Team Sky) - foto Vincent Kalut/PN/BettiniPhoto©2015

Arc de Triomphe

Allan Peiper yine saçını başını yolacak. Takımın etap galibiyetine en yakın isimleri Rohan Dennis ve Greg van Avermaet gibi duruyor. Kaliforniya’da podyum yapan Bookwalter da kadroda.

Dauphine’nin öne çıkan isimlerinden biri Bardet oldu. Froome’un 12 saniye arkasında ikinciliği yakaladı ve tekrar radarımıza girdi. Geçen yıl genel klasman iddiasını erkenden yitirdikten sonra son haftayı kaçışlarda geçirmişti. Bu sayede, kazandığı zamanlarla hem ilk 10’a tırmandı, hem de bir etap aldı. “Genel klasman şansı ne?” diye soracak olursanız; ilk 10’un ortaları ideal bir sonuç olacaktır. 13. etaptaki 37 km’lik zamana karşı, başına dert açabilir. Yetenekli tırmanışçı Vuillermoz, AG2R’in bir diğer etap umudu. Takım, Giro’da yokları oynayan Pozzovivo‘yu da Tour kadrosuna almış. Bardet’ye birkaç dağlık etapta yardımcı olabilirse ne ala.

İsviçre Turu’nda vasat ITT performansıyla genel klasman galibiyetini tepen Barguil, Orica’nın genç Avustralyalısı Adam Yates, Lotto Jumbo ve Trek’in Holladalıları Kelderman ile Mollema, Etixx’in Ardenne’ci ikilisi Dan Martin ve Alaphilippe, geçtiğimiz yıl Vuelta’da başarılı bir iş çıkartan Meintjes, 37’lik delikanlı Purito, bir diğer Katusha’lı Giro gazisi Zakarin ve zamansız atakların adamı Rolland; adlarını anmamız gereken diğer isimler. Özellikle Barguil, Yates ve -en çok da- Alaphilippe’e dikkat ediniz. İlk ikisi beyaz mayo, Alaphilippe etap galibiyeti için mücadale edecek. Ne varsa gençlerde var!

SPRİNT MAYOSU

WATSON_00004276-064-630x420

Peter Sagan

Yarış kitapçığında 9 adet “düz” etap olduğu yazıyor. Bunlardan 5 tanesi, ilk 6 güne sıralanmış. Atlamayalım, bunlardan iki tanesi (2. ve 4. etap) eğimli sonlara sahipler. Saf sprintelere pek uygun değiller yani. Gelelim favorilere… Sagan, kariyerinin en iyi sezonunu geçiriyor. Yıllardır peşinden koştuğu monument zaferine Ronde’de ulaştı. Dünya Şampiyonu Slovak, yeşil mayonun açık ara favorisi. Başına bir hal gelmedikçe, ki geldiğini pek görmedik, üst üste 5. kez zafere ulaşacağını söyleyebiliriz. Birkaç sene içinde de muhtemelen Erik Zabel’in rekorunu (6) kırıp zirveye tek başına oturacak. En az 2-3 etap kazanmasını bekliyorum.

Giro’da toplam 5 etap kazandıktan sonra Fransa hazırlıkları için yarışı yarıda bırakan Kittel ve Greipel, Sagan ile birlikte sprint kadrosunun başını çekiyorlar. Champs-Elysees’nin eski kralı Cavendish de burada; ancak Olimpiyat hazırlıkları yol performansını düşürmüşe benziyor. Alacağı tek bir etap dahi, mecvut şartlarda onu mutlu etmeye yetecektir. Fransızların gözünün içine baktığı Coquard da ilk Fransa Turu galibiyetini arayacak. Bir diğer Fransız Bouhanni ise Fransa şampiyonası sırasında kavgaya karışıp elini yaraladığı için Tour’dan çekilmek zorunda kaldı.

Kristoff ve Degenkolb, pelotonda yer alan isimlerden. Başka zaman olsa isimlerini en başa yazardım; ama Kristoff çok formsuz, Degenkolb’un ise sezon öncesinde geçirdiği ağır kazadan sonra buraya gelebilmesi bile ufak çaplı bir mucize. Ve son olarak Matthews… Bu yıl Giro’yu pas geçip doğrudan Tour için hazırlık yaptı. Top-speed’inin eskisi kadar yüksek olmaması saf sprinterlere karşı şansını zora soksa da, eğimli sona sahip klasikvari etaplarda öne çıkmasını bekliyoruz. Bu sayede yeşil mayo için de tehdit oluşturabilir. Van Avermaet, Boasson Hagen ve Groenewegen‘i de anmadan geçmeyelim.

TIRMANIŞ MAYOSU

Giro “Ön Bakış” yazısında bahsetmiştim. Aynen alıntılıyorum: “Tırmanış mayosunun seyri genellikle iki senaryo üzerinden şekillenir. Ya genel klasman iddialıları dağ etaplarını forse edip bunun dolaylı sonucu olarak mayoya ulaşırlar… Ya da kendi aralarında hesaplaşmayı seçip kaçaklara kendilerini gösterme imkanı tanırlar…” Düşünüyorum da, bu denli kalabalık bir GK kadrosu varken, mayo kaçışçılara kalmaz sanki. Oyumu; Froome, Quintana, Bardet üçlüsünden yana kullanıyorum. Küsüratlı sayı verdim ki attığım belli olmasın.

 

* * * * *   Froome

* * * *   Quintana, Contador

* * *   Pinot, Porte, Aru

* *   Bardet, van Garderen, Nibali

*   Barguil, Yates, Kelderman, Mollema, Valverde 

 

Giro d’Italia 2016 Değerlendirmesi

Vincenzo Nibali

Vincenzo Nibali

Ne haftaydı ama! Son dinlenme gününe kadar zaman zaman ekran başında uyuklamamıza neden olan Giro 2016, son yılların en güzel büyük turlarından birine evrilerek bitti. Çoğu zaman benzer bir seyir izleriz; ama bu sefer bir farklıydı hakikaten. Her şey bir kenara, liderlik son hafta 2 kez el değiştirdi. Ki, tur boyunca toplam 8 ismin pembe mayo giymesiyle bu alanda bir rekora imza atıldı. Heyecan, genel klasman mücadelesiyle de sınırlı değildi. Misal, 18. etapta tüm zamanların en şok edici sonlarından birine tanıklık ettik. Evet; Etixx yönetiminde, Brambilla ve Trentin‘in başrollerini oynayıp Moreno Moser‘in dekoru tamamladığı etap. Yazarken bile heyecanlandım.

Haydi başlayalım…

Esteban Chaves - Vincenzo Nibali - Alejandro Valverde

Esteban Chaves – Vincenzo Nibali – Alejandro Valverde

GENEL KLASMAN

Yarış öncesinde Nibali‘nin form durumuna dair bazı soru işaretleri vardı. Ben de sırf o soru işaretlerine dayanarak Valverde’yi az farkla öne koymuştum. İlk 2 hafta, şüphelerin doğruluğu kanıtlandı aslında. Ufak tefek zaman kayıpları, tırmanış zamana karşısında yaşadığı mekanik sorunla birleşince son haftaya pembe mayodan 5 dakika uzakta girdi. Hatta bir ara yarışı bırakabileceği dahi söylendi. Fakat o ne yaptı? Önce Risoul’da biten kraliçe etabı kazanıp kendini podyuma attı, ardından son dağlık etapta yaptığı atakla pembe mayoya uzandı. Velhasılı, ne yaptı etti, kazanmaya bildi. Bir şampiyonun kalbini asl… Tamam, sustum.

Nibali’nin galibiyetinde, adını baş köşeye yazmamız gereken bir isim var: Scarponi! İtalyan bisikletçi, son hafta, eşine az rastlanır bir süper domestiklik performansı gösterdi. Son dağlık etapta Chaves’in şampiyonluk umutlarını yıkan öldürücü tempoda da onun imzası vardı. Torino’da finiş çizgisini geçerken, Nibali’nin defalarca Scarponi işaret etmesi boşuna değildi anlayacağınız. Atlamayalım, bu yılın Cima Coppi galibi de o oldu.

19. etaba başlarken, Kruijswijk 3 dakika farkla liderdi ve muhtemelen pelotondaki çoğu rakibi dahil kimse yarışı kaybetmesini beklemiyordu. Tek bir şerh düşülüyordu yalnızca; başına herhangi bir kaza bela gelmemesi. Geldi… Colle dell’Angello inişinde virajı alamayarak yol kenarındaki kar duvarına çarptı ve her şey bitti. Hoş, çok daha kötüsü olabilirdi. Yaptığı kaza, kaburgasında kırığa neden olmuştu zira. Her şeye rağmen tura devam etme kararı alan Kruijswijk, büyük turlardaki en iyi GK derecesini -4.’lük- elde ederek 3 haftaya nokta koydu.

Bob Jungels

Bob Jungels

Kruijswijk’ın geriye düşmesiyle beraber 20. etap arifesinde Chaves kendini pembe mayoda buldu. Sizi bilmem; ama ben son günde Nibali’nin muhtemel ataklarına cevap verebileceğini, hiç değilse liderliği koruyacak mesafede kalacağını umuyordum. Beklentim gerçeğe dönüşmese de, yüzünden eksik olmayan gülümsemesiyle bir gün podyumun en üst basamağında olacağına şüphem yok. Onu ilk alkışlayan da anne-babası olacak. Hem en çok üzüldüğüm oydu, hem de yeni bir favori bisikletçi kazandım.

Valverde. Nam-ı diğer İskender Yeşilvadi… 36 yaşında çıktığı ilk Giro’sundan podyumla döndü. Yüksek rakımlarda pek iyi değildi belki; ama ilerleyen yaşına rağmen azalmayan patlayıcı gücüyle arayı kapatmasını bildi. Dinlenme gününden sonra bir de etap kazandı üstelik. Yalnız bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi; Movistar ona hiç yardımcı olamadı. Kağıt üzerindeki en büyük yardımcıları Amador ve Visconti kendi yarışlarını koştular. Eh, Rory Sutherland‘le bir yere kadar.

Giro 2016’nın en etkileyici ismi ne Chaves, ne Kruijswik, ne de yarış galibi Nibali’ydi. Hepsinin iyi kötü buralarda olmasını bekliyorduk zaten. Ama Jungels? İyi bir zamana karşıcı, potansiyel bir klasikçi olduğunu bildiğimiz taze Etixx’li, belli ki kariyerini bambaşka bir şekilde sürdürecek. Kilo verip genel klasmancı fiziğine kavuştuğunda neler yapabileceğini düşünüyorum da… Benzer bir hikaye başlangıcına sahip Dumoulin‘den daha fazla genel klasman becerisi taşıdığı açık. Ha, unutmadan; Velogames için ne kadar teşekkür etsem az.

Giacomo Nizzolo

Giacomo Nizzolo

Hayal kırıklıklarımız da oldu elbette. Uran, en büyük avantajı olan zamana karşılarda en büyük darbeyi yedi. Kaza maza da yapmadı, sadece iyi değildi. Sonraki dağ etaplarında fena gözükmeyip yarışı 7. bitirse de, çoğumuz daha yukarıda olmasını bekliyorduk. Pozzovivo ise her yerde kötüydü. Yarışta mıydı; ondan bile emin değilim.

Bir de Zakarin var. Tam olarak hayal kırıklığı demek doğru olur mu, emin değilim. Bitime üç kala abandone olmadan önce podyumun yakınlarında seyrediyordu. Kazayı nasıl yaptığını görmedik; ama bisiklet üzerindeki problemli duruşu bazı ipuçları vermiyor değil. Tabii yarışı bırakmasını fazlaca üzülemedik, zira o sırada sağlığı için endişe duyurduk. Hareket ediyor olmasının mutluluğu ağır bastı.

SPRINT MAYOSU

Lafa girmeden, siz de yüzüme vurmadan, rezil oluşumun itirafıyla başlayayım. “Ön Bakış” yazısında mayo için aday gösterdiğim Viviani, daha 8. etapta evinin yolunu tuttu. Bana güvenip de Velogames kadrosuna alanlar varsa kusuruma bakmasınlar. Arkadaşın Olimpiyat ihtirasını göz ardı etmişim.

Sprint etaplarında 7’de 7 yapan Almanların (3 Greipel, 2 Kittel, 1 Kluge, 1 Arndt) domine ettiği yarışta, kırmızı mayoyu kazanan isim geçen yıl olduğu gibi yine Nizzolo‘ydu. Lakin İtalyan sprinterin galibiyet açlığı devam ediyor. Son gün finişi en önde geçen oydu gerçi; ama Modolo‘yu kenara sıkıştırdığı için galibiyeti elinden alındı. Flecha’nın yayın sonrasında söylediği gibi: Hızlı olmak kadar, adil de olmak gerekiyor.

Mikel Nieve

Mikel Nieve

TIRMANIŞ MAYOSU

Yarışın favorilerinden Landa‘nın kaybı, bir diğer Sky’lı Mikel Nieve‘ye yaradı. Yardım edeceği bir lideri kalmayınca serbestlik kazanan bisikletçi, yarışı bir etap galibiyeti ve son dağlık etapta Cunego‘dan çaldığı mavi mayoyla bitirdi.

Son haftanın neredeyse tamamında aktif olan, yarış öncesi mayo favorim Atapuma ise sıralamada 3. oldu (Genel klasmanda da 9). Kız arkadaşının telkinleri işe yaramış demek ki.

***

İki etap kazanıp fazlasının peşinde koşan Ulissi, üzerinde pembe mayo varken dahi takımı için çalışmayı sürdüren Brambilla, Giro’nun ilk Estonyalı etap galibi Taaramae,  tüm dünyaya adını ezberleten Roglic, kaçmalara doyamayan Oss, bir güncük de olsa -üstelik kendi ülkesinde- mavi mayoyu taşıyıp  kariyerini onurlandıran Tjallingii… Her birini izlemek ayrı keyifti.

Seneye, 100!

 

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – I

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – II

Giro d’Italia Dinlenme Günü Notları – III

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – III

Steven Kruijswijk

CjAddnQUYAAlgYI

Giro’da üçüncü ve son dinlenme günü de geride kaldı. Ufak ufak son haftaya başlıyoruz ve pembe mayo yarışında neler olacağını merak ediyoruz. Tim Wellens‘in kaçışla aldığı 6. etabın ardından sonra ilk ciddi tırmanış etabının kazananı yine kaçıştan geldi. Bardiani – CSF takımının 21 yaşındaki toy isimlerinden Giulio Ciccone‘nin etabı kazanması, Bardiani – CSF gibi küçük ölçekli ama bu spora kazandırdıkları açısından bir hâyli değerli olan takımların önemini bir kez daha vurgulamış oldu. Gianluca Brambilla, bu zorlu etap bitişinde pembe mayoyu takım arkadaşı Bob Jungels‘e teslim etmek durumunda kaldı. Brambilla’nın yine de bu pembe mayonun hakkını verdiğini ve podyumdaki sevincini görebilmek, birçok şeye değerdi. Geçen sene Giro’da Astana’nın Giro lideri Fabio Aru‘ya kafa tutmasıyla adından sıkça söz CjAddeJUkAQ3recettiren ve sezon sonu Team Sky’a transfer olan Mikel Landa için işler pek de iyi gitmedi. Team Sky’ın bu sene Giro’ya lider olarak getirdiği Mikel Landa yarışı 10. etapta bırakmak durumunda kaldı ve Giro’yu tamamlayamadı. Team Sky’ın Tour de France dışındaki büyük turlardaki başarısızlık serisi devam ediyor. Bu konunun sebeplerine yönelik fikirler sonraki yazılarımızda illa dile gelecektir. 11. etapta, Modena’dan Asolo’ya geçişte bir kez daha beklenen CjDyUz0WkAEzBmvsenaryo gerçekleşti ve Diego Ulissi bir etap daha kazandı. Diego Ulissi bisiklet kariyerinin sonunda nerede olacak bilemiyorum ama Giro d’Italia tarihinin önemli etap yarışçılarından biri olacağı kesin. Ulissi klasiklerde ilk 10 çıkarmaya başlasa da, şimdilik yeterli değil. Bazı yarışlarda kürsü yapması, hatta zafer çıkarması kaçınılmaz. Uzun zaman sonra tam olarak düz bir etapla karşı karşıyaydık ve 12. etapta Andre Greipel bir çentik daha attı. Greipel pozisyon olabildiği sCi_dfvOWYAAw365printlerde ne kadar kuvvetli olduğunu bir kez daha gösterdi ve Giro d’Italia 2016’daki üçüncü sprint zaferini almış oldu. Bu sayıyla Marcel Kittel‘in iki etap galibiyetini de geride bırakmış oldu. Kırmızı mayoyu da üstünde bulunduran Greipel’in, Tour de France’e 
hazırlanmak için Giro’dan çekilmesi, özellikle İtalyanlar tarafından pek de hoş karşılanması. E tabii kimse kendi organizasyonunun ikinci plana atılmasını Ci90qKGWkAAgFMCistemez. Hele ki Fransa ve
İtalya gibi milli duyguları kabarık ve çok çok çok çok uzun zamandır rekabet halinde olan ülkeler için. Yol bisikleti sporu açısından bile tozlu tarih sayfalarına sahip iki ülke. Giro d’Italia ve Tour de France’ın başlangıç tarihlerinin 100 yılı aştığını unutmamak gerek. Genelde mayo sahibi bisikletçi yarışı bıraktığında ertesi gün kimse mayoyla yarışmaz. Yani mayo o gün için giyilmez ama Giacomo Nizzolo, Greipel’den sonra devralacağı kırmızı mayoyu sırtına biraz erken geçirmiş oldu. Tabii bunda Giro organizasyonunun, mayo boşta kalmasın Nizzolo hemen giysin düşüncesi de hakimdir.

13, 14 ve 15. etapları kombine şekilde düşünmemiz gerekiyor. Pembe mayoyu yarışını kökünden etkileyebilecek yarışlar. Yer yerinden oynayabilirdi ve sonucunda da öyle oldu. Öncelikle Etixx – Quick-Step’in Lüksemburglu bisikletçisi genç Bob Jungels artık pembe mayoya veda ediyor. Jungels mayoyu taşıdığı süre boyunca cidden pembenin hakkını verdi ve bizi de heyecanlandırdı. Etixx – Quick-Step de 3 farklı isimle, 6 gün (Kittel 1, Brambilla 2, Jungels 3) boyunca pembe mayoyu sırtlarında taşımış bir takım oldu. Giro d’Italia 2016’ya gelirken pek de böyle bir beklenti olduklarını düşünmüyorum. Öncelikle 13. etaptan bahsedelim. Euskaltel – Euskadi’nin eski isimlerden Mikel Landa Team Sky adına lider geldiği yarışı bıraktı ama bir başka Euskadi eski sporcusu Mikel Nieve, Team Sky’ın Giro d’Italia 2016’daki tek etap galibiyetini aldı. 13. ve 14 .etaplar Movistar’ın eve döndüğü zaman uzun uzun incelemesi ve üzerine konuşması gereken etaplar. Yaşanan sıkıntıları yaratanlar 1 sporcu da değil. 2 sporcu. Tabii ki her bisikletçi kendi başına bir değer. Hem etap kazanmak hem de kariyerleri boyunca “başarılı” olmak isteyeceklerdir ama ilk olarak Sarper Günsal’dan duyduğum sözü hatırlatmakta fayda var. “Bisiklet takım hâlinde yapılan bireysel bir spordur.” Eğer siz de takımınızda domestik rolündeyseniz, bisikletin takım hâlinde yapılan bir spor olduğu gerçeğiyle, keskin ve çarpıcı bir şekilde yüzleşmeniz gerekiyor. Yoksa işler hiç de arzuladığınız gibi gitmeyebilir. Arzularının esiri olan isimler ise Giovanni Visconti ve Andrey Amador. Visconti, tarzını çok sevdiğim bir sporcu olsa da, 13. etapta, etap zaferini gereksiz zorladı. Takım direktörü onu arkaya, Amador ve Valverde’ye yardıma gelmesini söylediklerini belirttiler ama Visconti ne etaba gidebildi, ne de yavaşlayıp liderine yardım edebildi. Nieve’nin kazandığı bu etabın sonunda uzunca bir iniş ve düzlük vardı. Bob Jungels’i geride bırakan grup, Amador’un da ısrarlı çalışmaları sonucu bir hâyli tempolu gitti ve sonunda Andrey Amador, Movistar adına pembe mayoyu sırtına geçirdi. Yalnız bu cümlede hiçbir problem yokmuş gibi gözükse de Movistar’ın gerçek lideri Alejandro Valverde. Kuşkusuz ki Valverde’nin yaşı bir hâyli ilerledi ve hiçbir zaman 5 yıldızlı bir yokuşçu olmadı ama yine de takımın lideri o ve dediğim dedik bir alfa karakter. Bunu bir kenara koyalım. Zaten Andrey Amador’un böyle bir büyük turu kazanmak için tam olarak yeterli olmadığını da biliyoruz. Burada problem Amador’un pembeyi giymesi değil. Zaten Jungels geride kaldığı için farkı makûl sürelerde tuttuğu için pembeyi giyecekti. Problem sağlam tempo yapması ve kendini yorması. Sonuçta yarış yarın bitmiyor. Her şeye rağmen bir Kosta Rikalı’nın pembe mayo giymesi çok güzel bir görüntü. Andrey Amador tahmin edebileceğiniz üzere Giro d’Italia’da forma giyen ilk Kosta Rika vatandaşı sporcu oldu ve ülkesinin tarihine geçti. Hem görüntüsü, hem de yaşattıkları itibariyle Giro d’Italia’nın testere etabına sıra geldiğinde ise, genel klasmancı sporcular birbirleriyle yüzleşti ve köklü değişiklikler yaşandı. 14. etap, yani testere etap, biz şaşırıp kala kalsak da aktı gitti. Önce Vincenzo Nibali zorladı. Tempo arttırdı, ataklar yaptı. İşte beklenen sona doğru gidiyoruz diye hissetti herkes. Çünkü yarışın en büyük favorisiydi Nibali. Sonrasında ise “bi’ dakika ne oluyor” diye ekrana yaklaştık. Dikkatlice baktığımızda Esteban Chaves ve Steven Kruijswijk ikilisinin adeta tavşan adımlarla yavaş yavaş öne geldiğini ve bir bisiklet, iki bisiklet boyu derken farkı açtıklarına tanık olduk. Sonradan duyduğumuza göre “basıp gidelim diyen” ikili cidden de basıp gidiyordu ve Nibali’nin onlara verecek gücü kalmamıştı. Alejandro Valverde de zaten çoktan gerilerde kalmıştı. Etapta muazzam bir kaçışa imza atan Kolombiyalı Darwin Atapuma da yakalandı. Kız arkadaşı Atapuma’ya “etabı kazanmazsan sana nanik yapacağım” demişti bir kere ama bu motivasyon da Atapuma’yı bir yere kadar taşıyabildi. Etap sonunda Estaban Chaves etap zaferini kazanırken, Steven Kruijswijk ise süre olarak daha avantajlı konumda olduğu için pembe mayonun yeni sahibi oldu. Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış yazımızda Kruijswijk’e 1* vermiştik ve doğrusu bu bizi biraz utandırdı. Kruijswijk’in çok sıkı bir bisikletçi olduğunu biliyorduk ama çok daha savunmacı gözüküyordu. Bu sefer risk aldı ve bu riskin nimetlerinden de faydalandı. Gün sonunu en önde kapatan Chaves ve Kruijswijk, Nibali’ye 37″, Valverde’ye ise tam 3’00” fark attılar. Bu kombine düşündüğümüz 3 özel günün sonuncusu ise bireysel zamana karşı. Ancak bu bireysel zamana karşının çok çarpıcı bir özelliği var. 10.8 km’lik bu etap bir yokuş zamana karşısı ve genel klasman için çok ama çok önemli. Yokuşlarda kalabalıkla baş edebilen isimlerin kendileriyle mücadelede verdikleri sınavı hep birlikte görme şansımız doğdu. Öncelikle etabı kazanan isimden bahsedelim: Alexander Foliforov. 24 yaşındaki genç Rus sporcunun en belirgin özelliği zamana karşı olsa da, daha önce herhangi bir zamana karşıyı bırakın, profesyonel etap zaferinin olmadığını belirtelim. Maalesef Rus takımlarının kapalı kutu olduklarını ve dopingle sıkça başlarının derde girdiğini hatırlatalım. Hatta bütün sporlarda böyle bir kara bulut söz konusu olduğunu söylesek, yanlış olmaz. Hatta şu an “Son iddiaya göre 14 Rus atletin Pekin’deki testleri pozitif çıktı.” içerikli bir haber de önüme düştü. Ilnur Zakarin bile yıllar önceki doping mevzusuyla hâlâ anılabiliyor. O yüzden Gazprom-RusVelo’nun genç ismi Foliforov’un temiz olmasını ve bu zaferin tek seferlik olmamasını umuyoruz. Etabın favorisini birçok kaynak Esteban Chaves olarak gösteriyordu. Chaves etabı kazanamasa da 6. oldu. Etabı Kruijswijk, Chaves’in önünde bitirse de, Chaves podyumdaki yeri için güzel bir süre elde etmiş oldu. Steven Kruijswijk, Foliforov ile aynı süreyi yaparak bireysel zamana karşı etabını ikinci bitirdi ve rakiplerinin hepsinden süre çalmayı başardı. Kruijswijk’in bu performansında, pembe mayonun tılsımının da etkili olduğunu söyleyebiliriz. Kruijswijk genel klasmanda rakiplerine 2 dakikanın üzerinde bir fark atmış durumda. Bir kısmına ise 3 dakikaların bile üzerinde. Bundan sonra tek yapması gereken pes etmemek ve tutunmak! Valverde zamana karşıda biraz olsun toparlansa da hâlâ genel klasmanda çok uzaklarda. Nibali ise bireysel zamanıyı hiç de iyi
geçirmedi. Teknik problem yaşadı ve bisikletini değiştirdi. Zaman kaybetti.
Tabii bildiğimiz Nibali. Dinlenme günündde “Savaşmaya devam edeceğim,
Kruijswijk de kim?” mesajını vermeyi ihmâl etmedi.

Mayolardan da biraz bahsedelim. Giacomo Nizzolo kırmızı mayoyu,
yani sprint mayosunu taşıyor. Geçen sene kazanmıştı, bu sene de Giro’nun
sonuna kadar devam ederek mayoyu kazanmasını bekleyebiliriz.
Mavi mayo (tırmanış) uzun zamandır Damiano Cunego‘da. Kötü bir gün
geçirmezse şu an için favori gözüküyor. Özellikle 19. ve 20. etapta birçok
puan var ama oraya kadar kafasını gayet rahatlatabilir. Genç mayosunu da
Bob Jungels korumaya devam ediyor. Bob Jungels de en yakın rakibi
Sebastián Henao’dan 11 dakika uzaklıkta. Artık buradan mayoyu kaybetmesi
için anormal bir durum yaşaması gerekir. Yakın zamanda bizim
hesaplarımızdan  “Giro d’Italia 2016’nın kazananı Team LottoNL – Jumbo’dan
Steven Kruijswijk” mesajlarını görürseniz artık şaşırmayın.

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – II

 

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – II

Giro’da ikinci dinlenme günü geldi çattı. Bu sefer “Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları” ile karşınızdayız. İtalya’daki altı etabın üçünde kaçış yapan bisikletçiler zafere ulaşırken, ikisinde sprint finişiyle etap galibi belli oldu. Son etap (9.) ise bireysel zamana karşı (ITT) formatındaydı. 4. etapla birlikte Tom Dumoulin pembe mayosunu Marcel Kittel‘den geri aldı. Etabı kazanan isim ise geçen sene de Giro’da etap kazanan Diego Ulissi oldu. 5. ve 7. etaplar için dümdüz diyemesek de, finişleri sprinte uygundu ve André Greipel Giro’da şimdilik 2 etap çıkarmış oldu. Hatırlatmak lâzım ki, bu toplu sprintlerde Marcel Kittel geride kaldığı için katılmadı. Kittel o ufak yokuşları pelotondan kopmadan aşabilse, belki de Alman meslektaşına zafer şansı tanımayacaktı. 6., 8. ve 9. etaplar ise ilklere sahne oldu. 6. etapta Tim Wellens, 8. etapta Gianluca Brambilla ve 9. etapta (ITT) Primož Roglič büyük turlardaki ilk etap zaferlerine imza atmış oldu.

Tim Wellens çok yetenekli bir genç bisikletçi olsa da, atak zamanlamasında yaşadığı problemler sebebiyle bir türlü etap zaferi kazanamıyordu ama 2016 Giro onun için bir başlangıç noktası olmuş olabilir. Primož Roglič’i de tur başından beri kayakla atlamadan yol bisikletine geçen bir sporcu olarak duyurmaya devam ediyoruz. Roglič sıçrama yeteneğinin yanı sıra zamana karşı yeteneğiyle de artık gündemimizde. 1. etapta Hollanda’daki zamana karşıda Tom Dumoulin ile neredeyse aynı zamanı yapan Roglič kıl payı farkla ikinci olmuştu. 9. etapta kendini bir kez daha gösteren Sloven bisikletçi elde ettiği ITT zaferiyle ilk büyük turuna ilk zaferine ulaşmış oldu. Brambilla isminden de tekrar söz etmemiz gerekiyor çünkü son iki gün Brambilla pembe mayoyu sırtında taşıdı. Dinlenme gününden sonra 10. etaba da pembe mayoyla genel klasman lideri olarak başlayacak. 8. etapta kaçış grubunun içinden yaptığı akıllıca atak, onun hem etabı kazanmasına, hem de pembe mayoyla kürsüde poz vermesine imkân tanıdı. İkinci ITT etabında da Brambilla’nın çok iyi bir zaman çıkarması ve pembe mayoyu koruması cidden şaşılacak şey. Tabii bu durumun sağlanmasında Ilnur Zakarin‘in basiretsizliğinin de katkısı olduğunu söyleyebiliriz.

Yavaş yavaş genel klasman tarafına geçecek olursak, öncelikle Katusha’nın genç lideri Ilnur Zakarin’den başlayalım. Normal şartlarda Zakarin şu an pembe mayoda olacaktı ama ITT’de önce mekanik problem yaşaması, sonra düşmesi, sonra yanılmıyorsak tekrar mekanik problem ve son 250 metrede tekrar düşmesi onun çok fazla zaman kaybetmesine sebep oldu. Bu kadar badireye rağmen Zakarin, en büyük favori Vincenzo Nibali‘den 1’16” geride. Tabii ki pembe mayo için şansı hâlâ çok zor ama kürsüyü veya ilk beşi zorlamaya devam edebilir. Sürpriz isimlerden devam edecek olursak, herkesin ağzını açık bırakan bir Bob Jungels performansı süregeliyor. Bob Jungels pembe mayonun sadece 1 saniye gerisinde. ITT’de bir iki “tık” daha hızlı sürebilseydi pembe mayo şimdi takım arkadaşı Brambilla’nın değil, kendisinin üzerinde olacaktı. Lüksemburglu Jungels şimdilik yokuşlarda kopmadı ama daha devasa yokuşlara henüz başlamadık. Üç hafta sonraki sıralamasını çok merak ediyoruz. Hatırlatalım, en iyi genç (beyaz mayo) klasmanında da en iyi dereceye sahip. Tom Dumoulin Nibali’den çok az geride bir durumda ama Dumoulin’in bu zamana karşıda fark atıp dağlarda kendine güvence sağlaması tek şansıydı. Onu da kötü kullanmış gibi duruyor. Yokuşlar üst üste geldikçe Dumolin gitgide gerilere doğru düşmesi kaçınılmaz gibi gözüküyor. Domenico Pozzovivo ve Esteban Chaves gibi fiziksel olarak minyatür isimler ise zamana karşılarının çok kötü olmalarının olumsuzluğunu bir kez daha süre hanelerinde görmüş oldular. İkisi de Nibali’den 1 dakikanın üzerinde fark yemiş durumdalar. İkisi de büyük olasılıkla ilk 10’da kendilerine yer bulacaklardır. Alejandro Valverde ve Nibali’nin durumları ise gayet iyi. Birbirleriyle aralarında 2 saniyelik bir fark var. Dağlarda baş başa kıyasıya bir rekabet bizleri bekliyor olacak. Diğer favori Mikel Landa ise hiç de fena bir ITT çıkarmadı ve Nibali’nin 25 saniye gerisinde. Fabian Cancellara‘dan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Cancellara hasta başladığı turda ilk koşulan ITT hayâl kırıklığı yaşamış ve yaşatmıştı. Giro 2016’nın ilk haftasında toparlanma mesajları veren ve savaşacağını belirten Cancellara bir tutam umut serpiştirmiş olsa da ikinci ITT’de de kürsü dışında kalarak 4. oldu. Profesyonel olarak son sezonunu
geçiren usta bisikletçi Fabian Cancellara için işler bir türlü düzelemedi.
ITT’de beklediğini alamayan Cancellara, etap sonrası Giro 2016’yı
bıraktığını açıkladı. Etap zaferlerindeki takımlara baktığımızda ise,
Etixx – Quick-Step ve Lotto-Soudal ön plana çıkıyor. İki takım da üçer
zafer elde ettiler. İkinci dinlenme gününün ardından artık genel klasman
mücadelesi iyice ön planda olacak. Zorlu Giro yokuşları ufak ufak başlıyor!

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – I