Namibya’nın Twitter Fenomeni Olimpik Bisikletçisi: Dan Craven

 

Rio 2016 Olimpiyat Oyunları yol bisikleti bireysel zamana karşı yarışında altın madalyayı İsviçre’nin yol bisikleti efsanesi Fabian Cancellara kazandı ve kariyerinin sonuna, kendisine yaraşır bir imza attı. O yarışta çok ayrı bir hikâye daha vardı ki, o da Namibya adına yarışa son anda dâhil edilen ve standart bir yol bisikleti ile yarışıp, Türkiye adına yarışan Ahmet Örken’in arkasında sonuncu olan Dan Craven.01

Dan Craven, Namibya’da bisiklet denince akla ilk gelen isimlerden biriydi ama artık onu tanıyan çok daha fazla insan var. 1983 yılında Namibya’da doğan kahramanımızın dedesi Güney Afrika’da çok ünlü bir rugby oyuncusu, koçu, eğitimcisi ve yöneticisi Daniël Hartman Craven. Aile kökleri ise elmas ticareti için Afrika’nın güney ucuna gelen İngiliz bir aileye dayanıyor. Üniversite eğitimi için Güney Afrika’ya giden Craven, önceleri triatlet olmak istiyor. İlk senesinde sadece bir kere havuza giriyor. Koşmayı da pek sevmediğini fark eden Craven, bisiklet üzerinden inmemeye başlıyor ve kariyeri yön değiştiriyor. Craven’in tam anlamıyla kendini bulduğu yer ise, üniversitenin bisiklet kulübü. Bisiklet keyfinin yanında Politika, Felsefe ve Ekonomi (PPE) eğitimini de derece ile tamamlıyor. İlginç bir dizi bağlantı ile kendini İsviçre’de profesyonel bir bisiklet kulübünün dört haftalık deneme kampına katılıyor ve gösterdiği gayret, bisiklet kariyerindeki ilk iki yılını Avrupa’da geçirmesini sağlıyor. Bu iki yıllık dönemde, Afrika kıtasında elde ettiği başarılar yolunu İngilitere’ye düşürüyor ve geçirdiği üç senenin (1 yıl Team IG-Sigma Sport, 2 yıl Rapha Condor) ardından, kısa süreli Azerbaycan ve Almanya macerasını yaşıyor. Daha sonra yeni ismi Direct Energie olan Team Europcar ile sözleşme imzalıyor ve Pro Continental seviyesini görüyor. Dan’in Team Europcar kariyeri, üç büyük turdan biri olan Vuelta a Espana’ya dahi katılmasını sağlasa da, genel klasmanda ancak 140. sırada kendine yer bulabiliyor. O da çoğu bisiklet sporcusu gibi Girona-İspanya’ya yerleşiyor ve Girona’nın tanıtımda görev alıyor. Hatta bisikletli tur rehberliği bile yapıyor. Kariyerinin başlangıcında Rapha Condor için sürmesi ve doğal karizması sayesinde bir süre Rapha mankenliği görevini de üstleniyor. Uluslararası düzeyde özellikle Afrika bisikletinde birçok birinciliği ve başarısı olan Craven, kariyerini İsrail’de Cycling Academy Team’de daha çok genç sporculara akıl hocalığı ve eğitmenlik yaparak devam ettiriyor.

02-rapha

Kahramanımızı ünlü yapan şey ise, 9 Ağustos’ta Rio Olimpiyatları’nda koşulan erkekler yol bireysel zamana karşı yarışı oldu. Namibya’yı sadece erkekler yol yarışında temsil etmek için gelen Craven, Rio’daki Olimpiyat parkurunu tamamlayamaz ve Olimpiyat yetkilileri tarafından bireysel zamana karşı yarışına katılma hakkı olduğu bildirilir. Kısa bir tereddütten sonra aynı Türkiye adına Ahmet Örken’in yaptığı gibi ülkesinin bayrağını dalgalandırmak için yarışa katılır ama sorun şudur ki, kendisinin zamana karşı bisikleti ve zamana karşının olmazsa olmazları aerodinamik ekipmanları yoktur. “Duyduğum bir istatistiğe göre, her 12 turist için Namibya’da yeni bir iş kolu açılıyormuş” diyor ve ülkesinin adı geçtiğinde merak edip Google’lanmasının ve ne kadar güzel bir ülke olduğunun görülmesini istiyor. Çok yönlü ve farklı kişiliği ile ülkesinin tanıtımı için elinden geleni yaptığı kesin ama salı günkü yarışta asıl gündeme oturan şey, yarış esnasında Twitter hesabından atılan tweet’ler. Özellikle aerodinamik olmayan ekipmanı ve aerodinami düşmanı sakallarıyla ilgili tweetleri kendisi yarışırken epey dikkat çekti. Hatta bir tweet’te, sihirli sakalının o yarışırken tweet atabildiğini söyledi. Daha sonra tweet’leri atanın kız arkadaşı Collyn Ahart olduğu anlaşıldı ama tweet’er esprili görsellerle devam etti. Uzun lafın kısası, Namibyalı bir bisikletçi Olimpiyatlar’da sonuncu oldu olmasına ama yarışa uygun olmayan ekipmanları, sosyal medyadaki şakaları ve çıkan haberlerle hem ülkesini tanıttı hem de kendinden bir hâyli söz ettirdi. Bizlere sporcuların sosyal medyada aktif olmasının, iletişim ve etkileşim kurmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı (Sosyal medya hesapları olmayan bir sürü sporcumuz, hatta organizasyonlarımız var). 2016 Rio Olimpiyatları yol bisikleti erkekler zamana karşı yarışında Fabian Cancellara ile birlikte hatırlanacak bir isim daha var ki, o da Dan Craven. En azından benim için. Ya sizin için?

Yazar: Onat Güngör

 

 

Kaynaklar:

http://www.procyclingstats.com/rider/Dan_Craven

http://lifedge.co.uk/introducing-dan-craven-part-1/

http://pages.rapha.cc/stories/girona-dan-craven

http://apartmentsandvillascostabrava.com/blog/why-girona-makes-the-perfect-base-for-cyclist-dan-craven-b1173.aspx

http://velonews.competitor.com/2016/08/news/dan-nam-accidental-time-trial_417779

http://www.cyclingweekly.co.uk/news/racing/olympics/secret-revealed-dan-craven-managed-tweet-olympic-road-race-272358

http://www.cnet.com/news/olympic-cyclist-live-tweets-his-whole-race/

https://twitter.com/berkemceylan/status/763362485156061184

 

Fotoğraflar:

1. ve 3. fotoğraf: Rapha http://pages.rapha.cc/stories/girona-dan-craven

2. fotoğraf: https://ssl.gstatic.com/onebox/media/olympics/photos/o16/live/RIOEC8A10XVDW_768x432.JPG

 

Not: Dan Craven’ın Rio 2016 Olimpiyatları’nda giydiği Namibya mayosu da Rapha tarafından tasarlanmıştır.

 

Tour de France 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Mark Cavendish

Bu sene Tour de France’ın 103. edisyonu düzenleniyor. Çoğu büyük turda olduğu gibi, TdF 2016’nın da ilk bölümü genel olarak sprint etaplarıyla geçildi. Hepsini toptan bir şekilde özetleyebileceğimizi düşünüyorum. Öncelikle ilk 9 güne ülkesel boyutta Büyük Britanyalı bisikletçilerin damga vurduğunu söyleyebiliriz. Takım olarak da Dimension Data’nın. 4 sprint etabının 3’ünü usta sprinter Mark Cavendish aldı. Son yıllarda rakiplerinin gölgesinde kalan isim, pozisyon bilgisini nasıl kullanabildiği bir kez daha gösterdi. Belki Marcel Kittel’in, hatta diğer sprinterlerin maksimum hızları ve güçleri daha fazla ama Mark Cavendish sprinti ne zaman, nerede ve ne şekilde atacağını çok iyi biliyor. Bu sene olimpiyatlarda pist yarışlarında da madalya hedefleyen Cavendish’in Fransa Turu’ndaki performansı hepimiz için ekstra oldu diyebiliriz. Alman sprinter Andre Greipel bu sene çok formda olsa da, bu formunu Fransa Turu’na taşıyamadı. Bir diğer Alman  Marcel Kittel de her zamanki gibi güç göstergesi yaptı ama sadece 1 etap kazanabildi. Bunda kendisinin zamanlama hataları yapması ve Cavendish’in tecrübesine yenik düşmesinin de payları büyük. Her türlü marifet sahibi yıldızımız Peter Sagan da kendine 1 galibiyet çıkarmayı başardı ve alanındaki önemli isimlere mesajı verdi. Sagan tabii ki sprint etaplarında da kafa göstermeyi ihmâl etmedi. Finiş fotoğraflarında her zaman kareye girmeyi başardı. Alexander Kristoff ve Michael Matthews‘un sprintlerde esamesinin okunmadığını söyleyebiliriz. Kristoff çok formsuz, Matthews ise takım içi çekişmelerle uğraşıyor. Matthews’ın sezon sonu takımdan ayrılacağı söylentileri de git gide artıyor. Fransız sprinter Christophe Laporte ise Cofidis adına sprintlerde yer tutmaya çalışıyor. Nacer Bouhanni’nin sakatlığında kendisine fırsat doğdu ve fena da iş çıkarmıyor. İki genç isim; Dylan Groenewegen ve Daniel Mclay de dikkatimizi çeken isimlerden. Gelecek yıllarda kendilerini sıkça sprint kürsülerinde görebileceğimizi düşünüyorum.

Chris Froome’un 8. etaptaki inişi.

Greg Van Avermaet da şeytanın bacağını kırmayı başaranlardan. Özellikle tek günlük yarışlarda, sonu hafif tırmanışla biten etaplarda hız gösterisi yapmada çok becerikli. Bu sefer de Tour de France 2016’da 5. etaptaki solo kaçışıyla galibiyeti elde etti. Önceski seferlerin aksine biraz erken davranan Van Avermaet, işini şansa bırakmadı ve aynı zamanda sarı mayonun da sahibi oldu. Tabii bir süreliğine… Britanya olimpiyat takımına alınmayan Stephen Cummings, kalitesini bir kez daha ispatladı. Son yıllardaki perfomansıyla kendisinden söz ettiren ve özellikle atak zamanlamasıyla ön plana çıkan Cummings, Col d’Aspin gibi önemli bir yokuşu da içinde bulunduran 7. etaptaki kaçışıyla, TdF 2016’dan etap galibiyet çıkarmasını bildi.

Bauke Mollema

Bauke Mollema ve peloton, yağmur altındaki 9. etapta.

Aperitiflerin tadına baktıktan sonra, asıl mevzumuz olan ana yemeğe gelecek olursak… Tour de France için ön bakış yazımızı yazan Murat, Alberto Contador‘un bir sebepten dolayı yarışı bitiremeyeceği kehanetinde bulunmuştu. Bu kehanet ne yazık ki gerçek oldu. Contador birinci ve ikinci etapta ağır kazalar yaptı, yaralandı ve etaplar süre geldikçe zaman kaybetmeye başladı. Son etaptan önce, 8. etabın bitişinde sarı mayodan 3 dakika 12 saniye geriye düşmüştü. Sakatlıkları, zaman farkı yetmiyormuş gibi takım arkadaşları da liderlerini yalnız bırakmış, kafalarına göre hareket etmeye başlamışlardı. Kaçınılmaz son da 9. etapta geldi çattı. Contador etap başında kaçış deneyip, bacaklarını test etmeye çalışsa da etabın daha başlarında sürekli takım arabasının yanında gözükür oldu. Uzun konuşmalar sonucunda o dramatik kare ekranlara yansıdı. Contador bisikletten indi ve takım arabasına oturdu. Kameralara tek bir kez baktı. Onda da gülümseyip “thumb” işaretini yaptı… Contador 2016’nın kaybedeni. Diğer yandan ise herkesin bir, belki iki adım önde gördüğü Chris Froome‘un gövde gösterisi vardı. 8. etap başlarken sarı mayo Van Avermaet’taydı ama genel klasmanda favorilerden en iyi durumda olan Froome’du. Greg’in zaten etabın başındaki yokuşlarda geri düşeceğini herkes biliyordu. Hepimizin alışık olduğu gibi Team Sky yine pelotonun başına geçti ve kapkara görüntüsüyle “artık kontrol bizde” imajını tüm pelotona yansıtmaya başladı. Team Sky etabı domine etse de, Adam Yates, Froome’un 7 saniye önündeydi. Froome’un sarı giymesi için ekstra bir şeyler gerekliydi. Veyahut birkaç etap daha beklemesi icap ediyordu. 8. etaptaki son yokuş olan Col de Peyresourde’un zirvesine ulaştığımızda herkes sakinleşmişti. Herkes mayosunun önünü kapamaya, sularını içmeye başlamıştı. Tam o esnada Chris Froome en öne gelerek pedallara asıldı ve kadronun üstüne otura otura inişi tamamladı. İnişi son derece tehlikeli hâle getirdi ve yakalanmayarak zaman farkını geliştirip sarı mayoyu sırtına geçirdi. Her zaman Team Sky’ın ve Chris Froome’un en çok eleştirilmesine sebep olan mekanikliğin yerini o iniş boyunca, acayip bir “içten atak” almıştı. Froome’u sevmeyenlerin sayısında bir değişiklik oldu mu bilemiyoruz ancak, saygı duyanların sayısında bir artış olduğuna kesin gözüyle bakabiliriz. Nairo Quintana ve Movistar genel klasman yarışında hâlâ iyi durumdalar ama, 9. etapta karşısında bir çok tırmanış varken Quintana’nın atak yapmamasını pek anlayamadık. Quintana’nın büyük turların son haftalarını sevdiğini biliyoruz. Pireneler’den ziyade de, Alpler’i sevdiğini… O yüzden Nairo Quintana için sanırım biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Thibaut Pinot yine hayâl kırıklığı evresine geçiş yaptı. Daha yarışın ilk haftasında patladı. Artık Rafal Majka ile birlikte dağların kralı mayosunun en büyük adaylarından biri. Tabii önümüzde birçok tırmanış etabı olduğu için bu mayoda da durumlar aniden değişebilir. En azından artık genel klasmanı hedeflemeyeceğini, daha doğrusu yediği zaman farkından dolayı hedefleyemeyeceğini biliyoruz. Genel klasman yarışında genç Britanyalı Adam Yates, daha çok 1 haftalık turların adamı olan Dan Martin ve Fransızların diğer umudu Romain Bardet‘nin de hiç fena yarışmadığını söyleyebiliriz. Son etapta dikkatimizi çeken bir diğer isim ise, etabı kazanan isim Tom Dumoulin. Andorra’da sonlanan etapta Arcalis tırmanışını kotarıp etabı solo kaçışıyla kazanması bizleri biraz şaşırttı ve etkiledi. Mark Cavendish, Peter Sagan ve Greg Van Avermaet, sarı mayoyu kariyerlerinde ilk defa sırtlarına geçirmiş oldular. Ayrıca turda şimdiye kadar hiç fena iş çıkarmayan “El Purito” lakaplı usta bisikletçi Joaquim Rodriguez, sene sonunda profesyonel yol bisikleti yarışçılığını bırakacağını açıkladı.

Tour de France 2016’ya Ön Bakış

Criterium du Dauphine 2016 Değerlendirmesi

2016061245_121147

Criterium du Dauphine 2016

Criterium du Dauphine 2016 - 09/06/2016 - Etape 4 - Tain-l'Hermitage/ Belley (176km) -BOASSON HAGEN Edvald - Vainqueur de l'étape à Belley

Criterium du Dauphine 2016 – Edvald Boasson Hagen

2016061057_101645

Criterium du Dauphine 2016

13445727_1023238501045636_3240388555253136998_n

Criterium du Dauphine 2016 – Chris Froome

Criterium du Dauphine 2016‘yı da geride bıraktık. Biliyorsunuz bu yarış, Fransa Turu’nun hazırlığı niteliğinde. Hatta Team Sky’ın başlattığı bir de geleneği var. Yıl içinde Dauphine’yi kazanan, Tour de France’ı da kazanıyor. Şimdi ufaktan Criterium du Dauphine 2016 değerlendirmesini yapmaya başlayalım.

Kazanana en son değinmekte fayda var diyerek, önce kaybedenlerden başlıyorum. Kaybedenlerin uzun bir listesi. Yarış öncesi beklentim kıran kırana mücadele olacağı yönündeydi ama pek de tahmin ettiğim gibi olmadı. Dauphine’nin iki büyük kaybedeni olduğunu söylesek yanlış olmaz. Birincisi aktif genel klasman favorilerinin en şöhretlilerinden Alberto Contador. Herkesin Contador ile ilgili çekince ilerleyen yaşıydı. Yoksa Contador’un tırmanışı, inişi, zamana karşısı (eh) veya tarzıyla ilgili en ufak bir sıkıntı yok. Contador’un sezon başındaki başarılı performansı hepimizi heyecanlandırmış ve Tour de France’da Nairo Quintana ve Chris Froome’a kafa tutabileceğini düşünmüştük. Criterium du Dauphine 2016 sonrası bu düşünce biraz olsun kırıldı. Alberto Contador, Froome’un temposunun şu an için çok uzağında. Contador bir aydan kısa bir sürede bu forma ulaşabilecek mi, hep beraber göreceğiz.

Bir diğer büyük kaybeden ise Fransızların çok şey beklediği genç yıldızları Thibaut Pinot. İlk olarak şunu söyleyebiliriz: Thibaut Pinot, 7 etaplı bir yarışta Chris Froome’dan 6 dakika fark yedi. İlk prolog etabında 52 saniye geride kalınca işlerin pek iyi gitmeyeceğini tahmin ediyorduk ama farkın bu kadar açılması biraz sürpriz oldu. FDJ, Sebastien Reichenbach transferiyle Pinot’nun ordusunu çok daha güçlü hâle getirdi ama TdF gibi bir yarışı kazanabilmek için yeterli gözükmüyor. Tabii her zaman için Pinot’nun podyum yarışında olacağını söyleyebiliriz. Romain Bardet’yle kaçtıkları kraliçe etapta Bardet’yi yokuş sonundaki sprintte yenip etabı kazandığını da hatırlatalım.

Richie Porte, eski patronu Chris Froome’un sadece 19 saniye gerisinden geldi ama onu da kaybedenler listesine koysak yanlış olmaz. Şu açıdan Porte’un hakkını vermemiz gerek, Froome’un tekerleğine en çok tutan isim o oldu. Froome ne zaman başını kaldırsa, her zaman tepki vermeye “çalıştı”. Etap galibiyetine de yaklaştı ama Froome o konuda da “bi’ dakika” diyerek zaferi elde etti.

Etixx – Quick Step’in enteresan performansı devam ediyor. Klasiklerde beklentilerin çok altında kalan takım, pek bir beklentinin olmadığı Giro’da şov yaptı diyebiliriz. Criterium du Dauphine 2016’da da işler gayet yolundaydı. Etixx’in yokuş çıkabilen klasikçileri Dan Martin ve Julian Alaphilippe çok iyi bir performans gösterdi. Dan Martin her zaman için büyük turlarda tam bir etap canavarı. Alaphilippe de yavaş yavaş kendini klasiklerde ve bu tarz yarışlarda ortaya koymaya başladı. Önümüzdeki yıllarda Peter Sagan’ın en büyük rakiplerinden biri olacak gibi gözüküyor.

Hayâl kırıklıklarından, kaybedenlerden bahsederken çok önemli bir ismi atlamışım. Fransa topraklarında yarışa Pinot’nun gölgesinde başladı diyebiliriz. Bahsettiğimiz isim, Fabio Aru. Bu yıl Giro’da yer almadı. Tek hedefi Tour de France’ı kazanmak ama Aru’nun Vuelta 2015’deki hâlinden eser yok şimdi! Fabio Aru prolog etabında Contador’dan 1 dakikanın üzerinde fark yedi. Hâliyle sonra da toparlayamadı. Fabio Aru üçüncü etabı kazandı kazanmasına ama bu etabın yokuş performansıyla alâkası yok. Güzel bir kaçışla ve sprint trenlerinin beceriksizliğiyle bu zafere ulaştı. Kristoff, Bouhanni ve diğer sprinterler bu etabın sonunda çok gidon dövdüler…

Romain Bardet‘nin stabil eğimlerde ne kadar iyi pedal çevirebildiğini zaten biliyoruz. Criterium du Dauphine 2016’da da bir kez daha bu duruma şahit olduk. Onun sorunu patlayıcı gücünün yeterli olmaması. Romain Bardet Chris Froome’un 12 saniye gerisinde kaldı ve Dauphine’yi ikinci sırada tamamladı. Fransızlar Pinot’ya daha çok ilgi gösterse de, bir başka genç sporcuları Bardet, Tour de France’de gayet iyi bir iş çıkartabilir.

Sonunda söz bir şekilde Chris Froome‘a geldi. Beğeneni de beğenmeyeni de çok ama ne olursa olsun herkes onun son zamanların “en iyi” bisikletçisi olduğunu biliyor. Kendilerine itiraf edemeseler de… Chris Froome prolog’ta Contador ve diğerlerinin arkasında kaldı ama benim kafamda ilerisi için “acaba?” durumu oluşmadı. Bir şekilde Froome’un bu yarışı kotaracağını hissediyor gibiydim. Sonunda da beşinci etabı ekran başında izlerken, alışık olduğumuz mermi gibi ataklarından birine daha tanık olduk. İlk başta Contador ve Porte yanıt vermek istese de, Contador’un çabaları beyhudeydi ve kısa zamanda Froome’un tekerinden koptu. Richie Porte biraz daha dirençli çıksa da, o da sona kadar gelmesine rağmen yokuşun sonundaki sprintte etkili olmayınca, etap ve sarı mayo Chris Froome’a gitti. Team Sky’ın sarı mayo canavarı Froome, Criterium du Dauphine 2016’yı kazanmış oldu. Daha önce de birçok kez belirttiğimiz gibi, Dauphine’yi kazanan Froome peşi sıra gidip TdF’ı da kazanıyor.

Mayolara göz atacak olursak, sarı mayonun sahibi yani genel klasmanı kazanan isim Chris Froome oldu. Sprint mayosunu Edvald Boasson Hagen, tırmanış mayosunu Daniel Teklehaimanot ve genç mayosunu Julian Alaphilippe sırtına geçirdi. Fransa Turu’nu iple çekiyoruz. Çok az kaldı! Temmuz’da görüşmek üzere…

Criterium du Dauphine 2016 Ön Bakış yazımız.

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – III

Steven Kruijswijk

CjAddnQUYAAlgYI

Giro’da üçüncü ve son dinlenme günü de geride kaldı. Ufak ufak son haftaya başlıyoruz ve pembe mayo yarışında neler olacağını merak ediyoruz. Tim Wellens‘in kaçışla aldığı 6. etabın ardından sonra ilk ciddi tırmanış etabının kazananı yine kaçıştan geldi. Bardiani – CSF takımının 21 yaşındaki toy isimlerinden Giulio Ciccone‘nin etabı kazanması, Bardiani – CSF gibi küçük ölçekli ama bu spora kazandırdıkları açısından bir hâyli değerli olan takımların önemini bir kez daha vurgulamış oldu. Gianluca Brambilla, bu zorlu etap bitişinde pembe mayoyu takım arkadaşı Bob Jungels‘e teslim etmek durumunda kaldı. Brambilla’nın yine de bu pembe mayonun hakkını verdiğini ve podyumdaki sevincini görebilmek, birçok şeye değerdi. Geçen sene Giro’da Astana’nın Giro lideri Fabio Aru‘ya kafa tutmasıyla adından sıkça söz CjAddeJUkAQ3recettiren ve sezon sonu Team Sky’a transfer olan Mikel Landa için işler pek de iyi gitmedi. Team Sky’ın bu sene Giro’ya lider olarak getirdiği Mikel Landa yarışı 10. etapta bırakmak durumunda kaldı ve Giro’yu tamamlayamadı. Team Sky’ın Tour de France dışındaki büyük turlardaki başarısızlık serisi devam ediyor. Bu konunun sebeplerine yönelik fikirler sonraki yazılarımızda illa dile gelecektir. 11. etapta, Modena’dan Asolo’ya geçişte bir kez daha beklenen CjDyUz0WkAEzBmvsenaryo gerçekleşti ve Diego Ulissi bir etap daha kazandı. Diego Ulissi bisiklet kariyerinin sonunda nerede olacak bilemiyorum ama Giro d’Italia tarihinin önemli etap yarışçılarından biri olacağı kesin. Ulissi klasiklerde ilk 10 çıkarmaya başlasa da, şimdilik yeterli değil. Bazı yarışlarda kürsü yapması, hatta zafer çıkarması kaçınılmaz. Uzun zaman sonra tam olarak düz bir etapla karşı karşıyaydık ve 12. etapta Andre Greipel bir çentik daha attı. Greipel pozisyon olabildiği sCi_dfvOWYAAw365printlerde ne kadar kuvvetli olduğunu bir kez daha gösterdi ve Giro d’Italia 2016’daki üçüncü sprint zaferini almış oldu. Bu sayıyla Marcel Kittel‘in iki etap galibiyetini de geride bırakmış oldu. Kırmızı mayoyu da üstünde bulunduran Greipel’in, Tour de France’e 
hazırlanmak için Giro’dan çekilmesi, özellikle İtalyanlar tarafından pek de hoş karşılanması. E tabii kimse kendi organizasyonunun ikinci plana atılmasını Ci90qKGWkAAgFMCistemez. Hele ki Fransa ve
İtalya gibi milli duyguları kabarık ve çok çok çok çok uzun zamandır rekabet halinde olan ülkeler için. Yol bisikleti sporu açısından bile tozlu tarih sayfalarına sahip iki ülke. Giro d’Italia ve Tour de France’ın başlangıç tarihlerinin 100 yılı aştığını unutmamak gerek. Genelde mayo sahibi bisikletçi yarışı bıraktığında ertesi gün kimse mayoyla yarışmaz. Yani mayo o gün için giyilmez ama Giacomo Nizzolo, Greipel’den sonra devralacağı kırmızı mayoyu sırtına biraz erken geçirmiş oldu. Tabii bunda Giro organizasyonunun, mayo boşta kalmasın Nizzolo hemen giysin düşüncesi de hakimdir.

13, 14 ve 15. etapları kombine şekilde düşünmemiz gerekiyor. Pembe mayoyu yarışını kökünden etkileyebilecek yarışlar. Yer yerinden oynayabilirdi ve sonucunda da öyle oldu. Öncelikle Etixx – Quick-Step’in Lüksemburglu bisikletçisi genç Bob Jungels artık pembe mayoya veda ediyor. Jungels mayoyu taşıdığı süre boyunca cidden pembenin hakkını verdi ve bizi de heyecanlandırdı. Etixx – Quick-Step de 3 farklı isimle, 6 gün (Kittel 1, Brambilla 2, Jungels 3) boyunca pembe mayoyu sırtlarında taşımış bir takım oldu. Giro d’Italia 2016’ya gelirken pek de böyle bir beklenti olduklarını düşünmüyorum. Öncelikle 13. etaptan bahsedelim. Euskaltel – Euskadi’nin eski isimlerden Mikel Landa Team Sky adına lider geldiği yarışı bıraktı ama bir başka Euskadi eski sporcusu Mikel Nieve, Team Sky’ın Giro d’Italia 2016’daki tek etap galibiyetini aldı. 13. ve 14 .etaplar Movistar’ın eve döndüğü zaman uzun uzun incelemesi ve üzerine konuşması gereken etaplar. Yaşanan sıkıntıları yaratanlar 1 sporcu da değil. 2 sporcu. Tabii ki her bisikletçi kendi başına bir değer. Hem etap kazanmak hem de kariyerleri boyunca “başarılı” olmak isteyeceklerdir ama ilk olarak Sarper Günsal’dan duyduğum sözü hatırlatmakta fayda var. “Bisiklet takım hâlinde yapılan bireysel bir spordur.” Eğer siz de takımınızda domestik rolündeyseniz, bisikletin takım hâlinde yapılan bir spor olduğu gerçeğiyle, keskin ve çarpıcı bir şekilde yüzleşmeniz gerekiyor. Yoksa işler hiç de arzuladığınız gibi gitmeyebilir. Arzularının esiri olan isimler ise Giovanni Visconti ve Andrey Amador. Visconti, tarzını çok sevdiğim bir sporcu olsa da, 13. etapta, etap zaferini gereksiz zorladı. Takım direktörü onu arkaya, Amador ve Valverde’ye yardıma gelmesini söylediklerini belirttiler ama Visconti ne etaba gidebildi, ne de yavaşlayıp liderine yardım edebildi. Nieve’nin kazandığı bu etabın sonunda uzunca bir iniş ve düzlük vardı. Bob Jungels’i geride bırakan grup, Amador’un da ısrarlı çalışmaları sonucu bir hâyli tempolu gitti ve sonunda Andrey Amador, Movistar adına pembe mayoyu sırtına geçirdi. Yalnız bu cümlede hiçbir problem yokmuş gibi gözükse de Movistar’ın gerçek lideri Alejandro Valverde. Kuşkusuz ki Valverde’nin yaşı bir hâyli ilerledi ve hiçbir zaman 5 yıldızlı bir yokuşçu olmadı ama yine de takımın lideri o ve dediğim dedik bir alfa karakter. Bunu bir kenara koyalım. Zaten Andrey Amador’un böyle bir büyük turu kazanmak için tam olarak yeterli olmadığını da biliyoruz. Burada problem Amador’un pembeyi giymesi değil. Zaten Jungels geride kaldığı için farkı makûl sürelerde tuttuğu için pembeyi giyecekti. Problem sağlam tempo yapması ve kendini yorması. Sonuçta yarış yarın bitmiyor. Her şeye rağmen bir Kosta Rikalı’nın pembe mayo giymesi çok güzel bir görüntü. Andrey Amador tahmin edebileceğiniz üzere Giro d’Italia’da forma giyen ilk Kosta Rika vatandaşı sporcu oldu ve ülkesinin tarihine geçti. Hem görüntüsü, hem de yaşattıkları itibariyle Giro d’Italia’nın testere etabına sıra geldiğinde ise, genel klasmancı sporcular birbirleriyle yüzleşti ve köklü değişiklikler yaşandı. 14. etap, yani testere etap, biz şaşırıp kala kalsak da aktı gitti. Önce Vincenzo Nibali zorladı. Tempo arttırdı, ataklar yaptı. İşte beklenen sona doğru gidiyoruz diye hissetti herkes. Çünkü yarışın en büyük favorisiydi Nibali. Sonrasında ise “bi’ dakika ne oluyor” diye ekrana yaklaştık. Dikkatlice baktığımızda Esteban Chaves ve Steven Kruijswijk ikilisinin adeta tavşan adımlarla yavaş yavaş öne geldiğini ve bir bisiklet, iki bisiklet boyu derken farkı açtıklarına tanık olduk. Sonradan duyduğumuza göre “basıp gidelim diyen” ikili cidden de basıp gidiyordu ve Nibali’nin onlara verecek gücü kalmamıştı. Alejandro Valverde de zaten çoktan gerilerde kalmıştı. Etapta muazzam bir kaçışa imza atan Kolombiyalı Darwin Atapuma da yakalandı. Kız arkadaşı Atapuma’ya “etabı kazanmazsan sana nanik yapacağım” demişti bir kere ama bu motivasyon da Atapuma’yı bir yere kadar taşıyabildi. Etap sonunda Estaban Chaves etap zaferini kazanırken, Steven Kruijswijk ise süre olarak daha avantajlı konumda olduğu için pembe mayonun yeni sahibi oldu. Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış yazımızda Kruijswijk’e 1* vermiştik ve doğrusu bu bizi biraz utandırdı. Kruijswijk’in çok sıkı bir bisikletçi olduğunu biliyorduk ama çok daha savunmacı gözüküyordu. Bu sefer risk aldı ve bu riskin nimetlerinden de faydalandı. Gün sonunu en önde kapatan Chaves ve Kruijswijk, Nibali’ye 37″, Valverde’ye ise tam 3’00” fark attılar. Bu kombine düşündüğümüz 3 özel günün sonuncusu ise bireysel zamana karşı. Ancak bu bireysel zamana karşının çok çarpıcı bir özelliği var. 10.8 km’lik bu etap bir yokuş zamana karşısı ve genel klasman için çok ama çok önemli. Yokuşlarda kalabalıkla baş edebilen isimlerin kendileriyle mücadelede verdikleri sınavı hep birlikte görme şansımız doğdu. Öncelikle etabı kazanan isimden bahsedelim: Alexander Foliforov. 24 yaşındaki genç Rus sporcunun en belirgin özelliği zamana karşı olsa da, daha önce herhangi bir zamana karşıyı bırakın, profesyonel etap zaferinin olmadığını belirtelim. Maalesef Rus takımlarının kapalı kutu olduklarını ve dopingle sıkça başlarının derde girdiğini hatırlatalım. Hatta bütün sporlarda böyle bir kara bulut söz konusu olduğunu söylesek, yanlış olmaz. Hatta şu an “Son iddiaya göre 14 Rus atletin Pekin’deki testleri pozitif çıktı.” içerikli bir haber de önüme düştü. Ilnur Zakarin bile yıllar önceki doping mevzusuyla hâlâ anılabiliyor. O yüzden Gazprom-RusVelo’nun genç ismi Foliforov’un temiz olmasını ve bu zaferin tek seferlik olmamasını umuyoruz. Etabın favorisini birçok kaynak Esteban Chaves olarak gösteriyordu. Chaves etabı kazanamasa da 6. oldu. Etabı Kruijswijk, Chaves’in önünde bitirse de, Chaves podyumdaki yeri için güzel bir süre elde etmiş oldu. Steven Kruijswijk, Foliforov ile aynı süreyi yaparak bireysel zamana karşı etabını ikinci bitirdi ve rakiplerinin hepsinden süre çalmayı başardı. Kruijswijk’in bu performansında, pembe mayonun tılsımının da etkili olduğunu söyleyebiliriz. Kruijswijk genel klasmanda rakiplerine 2 dakikanın üzerinde bir fark atmış durumda. Bir kısmına ise 3 dakikaların bile üzerinde. Bundan sonra tek yapması gereken pes etmemek ve tutunmak! Valverde zamana karşıda biraz olsun toparlansa da hâlâ genel klasmanda çok uzaklarda. Nibali ise bireysel zamanıyı hiç de iyi
geçirmedi. Teknik problem yaşadı ve bisikletini değiştirdi. Zaman kaybetti.
Tabii bildiğimiz Nibali. Dinlenme günündde “Savaşmaya devam edeceğim,
Kruijswijk de kim?” mesajını vermeyi ihmâl etmedi.

Mayolardan da biraz bahsedelim. Giacomo Nizzolo kırmızı mayoyu,
yani sprint mayosunu taşıyor. Geçen sene kazanmıştı, bu sene de Giro’nun
sonuna kadar devam ederek mayoyu kazanmasını bekleyebiliriz.
Mavi mayo (tırmanış) uzun zamandır Damiano Cunego‘da. Kötü bir gün
geçirmezse şu an için favori gözüküyor. Özellikle 19. ve 20. etapta birçok
puan var ama oraya kadar kafasını gayet rahatlatabilir. Genç mayosunu da
Bob Jungels korumaya devam ediyor. Bob Jungels de en yakın rakibi
Sebastián Henao’dan 11 dakika uzaklıkta. Artık buradan mayoyu kaybetmesi
için anormal bir durum yaşaması gerekir. Yakın zamanda bizim
hesaplarımızdan  “Giro d’Italia 2016’nın kazananı Team LottoNL – Jumbo’dan
Steven Kruijswijk” mesajlarını görürseniz artık şaşırmayın.

Giro d’Italia 2016’ya Ön Bakış

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – I

Giro d’Italia 2016 Dinlenme Günü Notları – II

 

Veloturk Gran Fondo 2016 Erciyes

erciyes_uzun_fotoSalcano Bisiklet Festivali 3-4 Eylül’de Erciyes’te gerçekleşecek ve organizasyonun en önemli kısımlarından biri olan Veloturk Gran Fondo, geçen sene olduğu gibi bu sene de Erciyes Dağı’nı zorlayacak. Kısa ve uzun parkur olmak üzere iki farklı seçenekte düzenlenecek Gran Fondolar, 4 Eylül tarihinde gerçekleşecek. Bu organizasyonla elde edilen gelir, Veloturk’ün her zaman yaptığı gibi çocuklara bisiklet olarak gidecek.

“Veloturk nedir?” derseniz, Birkaç İyi Adam :: Veloturk’ün 2015 Planları yazımızdan inceleyebilirsiniz.

Veloturk Gran Fondo Erciyes Uzun Parkur, Kayseri şehir merkezinden başlayıp, Erciyes Dağı’nda bitecek. 116 km’lik parkurda toplam 1930 m+ irtifa alınacak. Veloturk Gran Fondo Erciyes Kısa Parkur’da ise, yine Kayseri şehir
merkezinden başlayacak ve Tomarza kasabasında sonlanacak. 69 km’lik kısa parkurda 890 m+ toplam irtifa çıkılacak.

“Gran Fondo nedir? Ne değildir?” Bu amatör yol bisikleti yarışını merak edenler Gran Fondo! Gran Fondo! yazımızı okuyabilirler.

Salcano Bisiklet Festivali, Veloturk Gran Fondo dışında, Ulusal Olimpik Dağ Bisikleti (XCO) yarışlarına ve Türkiye Downhill Şampiyonası’na da ev sahipliği yapıyor.

Detaylı bilgileri erciyesbisikletfestivali.com web sitesinden edinebilirsiniz.

 

 
CizaaBLW0AI_rx5

 

Trafik Terörünün Yeni Kurbanı :: Giant-Alpecin

Trafik terörünün son kurbanı Giant-Alpecin takımı oldu. İspanya’da kampta olan Giant-Alpecin’in 6 bisikletçisine de İngiliz bir turistin kullandığı karşı yönden gelen araç çarptı ve sonucu çok kötü oldu. Kazaya maruz kalan isimler: Warren Barguil, John Degenkolb, Chad Haga, Fredrik Ludvigsson, Ramon Sinkeldam ve Max Walscheid.

Giant-Alpecin

Giant-Alpecin’in yaptığı açıklamada, Warren Barguil’in elinde (skafoid) bir kırık olduğu, Joh Degenkolb’ün çeşitli yerlerinden ameliyatlar olduğu, en son da kesilmiş parmağı için ameliyata girdiği, Ramon Sinkeldam ve Fredrik Ludvigsson’ın çizik ve morluklarla atlattıkları, Max Walscheid’ın elinin ve tibia kemiğinin çatladığı ve en ağır durumda olan Chad Haga’nın boyun ve çene yaraları cerrahi müdahale gördü ama orbita (göz) için daha sonra ameliyat olacağı bilgisi geçildi.

Son yapılan açıklamalara göre de, Warren Barguil, Fredrik Ludvigsson, Ramon Sinkeldam ve Max Walscheid’in taburcu olduğu söyleniyor. Durumu en ağır olan isim ise Chad Haga.

Giant-Alpecin-crash-photo

Kazadan sonra İspanya basının çektiği fotoğraf.

BMC’den Manuel Quinziato’yla 360′ Video Heyecanı

Son dönemin popüler olayı 360′ video bu sefer bisiklet dünyasında. BMC Racing Team’in rockstar’ı Manuel Quinziato’nun antrenmanından görüntüleri izleyebileceğiniz videoda, 360′ kamera Quinziato’nun önünde seyreden motosiklete takılmış durumda. Son zamanlarda aksiyon kameraları birçok organizasyon ve takım tarafından peloton içerisinde denenmeye başladı. Bakalım 360′ videoların bisiklet dünyasındaki yeri nasıl olacak.

 

Yol Bisikletinde Ulusal Şampiyonlar (2015)

Tour de France öncesi bütün ülkelerin Ulusal Yol Şampiyonları belli olmaya başladı. Yıl boyunca ülke mayosunu taşımak isteyenler isimler netleşti. Bisiklet dünyasının önemli ülkelerinin şampiyonlarına aşağıdan bakabilirsiniz.

Hırvatistan – Emanuel Kiserlovski – Meridiana Kamen Team
Slovenya – Luka Pibernik – Lampre – Merida
Ukrayna – Mykhaylo Kononenko – Kolss BDC Team
Litvanya – Aidis Kruopis – An Post – Chain Reaction
Belarus – Andrei Krasilnikau – Minsk Cycling Club
Norveç – Edvald Boasson Hagen – MTN – Qhubeka
Yunanistan – Polychronis Tzortzakis
İsviçre – Danilo Wyss – BMC Racing Team
Danimarka – Chris Anker Sørensen – Tinkoff – Saxo
Belçika – Preben Van Hecke – Topsport Vlaanderen – Baloise
Slovakya – Peter Sagan – Tinkoff – Saxo
Çek Cumhuriyeti – Petr Vakoc – Etixx – Quick Step
Lüksemburg – Bob Jungels – Trek Factory Racing
Büyük Britanya – Peter Kennaugh – Team Sky
Rusya – Yuri Trofimov – Team Katusha
Polonya – Tomasz Marczynski – Torku Şekerspor
Portekiz – Rui Costa – Lampre – Merida
Fransa – Steven Tronet – Auber 93
Avusturya – Marco Haller – Team Katusha
Hollanda – Niki Terpstra – Etixx – Quick Step
Almanya – Emanuel Buchmann – Bora-Argon 18
İrlanda – Damien Shaw
Letonya – Aleksejs Saramotins – IAM Cycling
İspanya – Alejandro Valverde – Movistar Team
Estonya – Gert Jõeäär – Cofidis, Solutions Crédits
Eritre – Natnael Berhane – MTN – Qhubeka
İtalya – Vincenzo Nibali – Astana Pro Team
Türkiye – Ahmet Akdilek – Torku Şekerspor
Amerika Birleşik Devletleri – Matthew Busche – Trek Factory Racing
Kolombiya – Robinson Chalapud – Orgullo Antiqueño
Avustralya – Heinrich Haussler – IAM Cycling

 

Fotoğraf: Astana Pro Team

Fotoğraf: Astana Pro Team

Gran Fondo! Gran Fondo!

Gran Fondo nedir? Espresso, Giacomo PUCCINI, Giro d’Italia, Giuseppe VERDI, Pizza, Federico FELLINI, Rönesans, Fausto COPPI, Gli Azzurri, Venedik Film Festivali, Gelato, Spagetti, Maserati, Salvatore FERRAGAMO ya da Cesare PAVESE ne ise; Gran Fondo da odur! Yani İtalyan kültürünün dünyaya bir diğer yansıması…Artık evrensel bir anlam kazandığı için, kelime anlamını direkt olarak Türkçe’ye çevirmek biraz zor ve gereksiz olabilir. Bu yüzden birebir çevirisini yapmaktan imtina ediyorum. Zaten sesli bir şekilde tekrar ettiğiniz zaman, onu hiç bozmamanız ve ona dokunmamanız gerektiğini anlıyorsunuz:

-Gran Fondo!

En kısa anlatımıyla Gran Fondo, her yaştan sporseverler ve amatör/profesyonel sporcular için, spektaküler ve tarihi rotaların kullanıldığı tek günlük bisiklet yarış organizasyonlarını ifade eden İtalyanca bir terimdir.  İşin en belirleyici ve güzel yanı şu ki; bu yarışlara katılmanız için lisanslı ve belli yaş aralığında bir sporcu olmanıza gerek yoktur. Lisanslı değilseniz bir sağlık raporu almanız yeterli olacaktır. Liseli bir bisiklet tutkunu ya da 65 yaşında emekli bir çiftçi olabilirsiniz ve bu durum sizin bu yarışlara katılmanıza bir engel teşkil etmez. Yarış günü geldiğinde, sayıları bini bulan diğer katılımcıların yanında yerinizi alırsınız.

Gran Fondo Giro d'Italia Start Alanı

Gran Fondo Giro d’Italia Start Alanı

Geçmişi 1970’li yıllara dayanan Gran Fondo yarışlarının ilkinin, Nove Colli adıyla Cesenatico/İtalya’da düzenlendiğini biliyoruz. İtalyan bisiklet kültürünün önemli bir parçası haline gelmiş bu organizasyonlarda yakın dönemin çok büyük isimlerinin de zamanında amatör katılımcılar olduklarını görüyoruz. Bir örnek vermek gerekirse, günümüzde hala düzenlenmeye devam eden Nove Colli Gran Fondo’ya  Marco PANTANI’nin ilk gençlik yıllarında katılmışlığı vardır. Zaten organizasyonun internet sayfasında da bu bilgiyi gururla sundukları aşikar! Avrupa’da uzun yıllardır organize edilen Gran Fondo yarışlarına baktığımız zaman, organizasyonun ülke ve bölgelere göre değişik adlar altında yapılabildiğini görüyoruz. Cyclosportif ya da cyclosportives gibi… Avrupa topraklarından çıkmakla birlikte, günümüzde Kuzey Amerika başta olmak üzere dünyanın bir çok noktasında da Gran Fondo’lar düzenlenmekte. Çok değişik isimlerde bir çok Gran Fondo var. Yarışlar bazen sponsor firmaların adını almakla birlikte bazen de ünlü bir dağ geçidinin adını alabiliyor. İtalyanların geçmişteki büyük bisikletçileri onurlandırırcasına bu büyük isimler adına Gran Fondolar düzenlediklerini görüyoruz. Gran Fondo Internazionale Felice Gimondi ya da Gran Fondo Giordana Marco Pantani gibi… Ülkemizde ise, tarihin ilk Gran Fondo’su Eylül 2015’te koşulacak. Heyecan verici…

Gran Fondo Whistler

Gran Fondo Whistler

Gran Fondo kavramını biraz daha yakından tanımak için bazı temel özelliklerinden bahsedelim…Daha önce bahsettiğimiz gibi, bu yarışlara katılabilmeniz için bir yaş sınırı ya da sporcu lisansı şartı aranmıyor (Lisansınız yoksa sağlık raporu almanız yeterli). Her organizasyonda farklı olmak üzere yaklaşık 20-40 Euro tutarında katılım bedelini ödeyerek katılımcı olmaya hak kazanıyorsunuz. Gran Fondo yarışlarında genel olarak kısa ve uzun parkur olmak üzere iki seçenek karşınıza çıkıyor. Bazılarında ise 3 farklı parkur seçeneği bulmak mümkün! Uzun parkurlar mesafeler ve etaptaki tırmanışlar bakımından biraz daha zorlayıcı olurken, kısa parkurlarda uzun ve öldürücü tırmanışlara rastlamak pek olası değil. Gran Fondo yarışlarında mesafeleri belirleyen evrensel düzenlemeler olmadığı için her organizasyon farklı mesafelerde yarışlar düzenleyebiliyor. 180-200 km. , 80-100 km. ya da 40-50 km.lik parkur tanımları görebiliyoruz. Hatta birkaç büyük organizasyon var ki, onlar katılımcılara gerçek bir tecrübe yaşatmak için bir Giro ya da Tour de France etabının aynısını kullanabiliyorlar. Muhteşem bir tecrübe olsa gerek!

 

 

Yarışlar, tıpkı profesyonel turlarda olduğu gibi trafiğe kapalı yollarda yapılıyor. Organizasyonun sağladığı mekanikerler ve sağlık araçları da sizinle birlikte… Sponsorların hediye ettiği enerji barlarını da unutmayalım! Çoğu organizasyon katılımcılarına forma, suluk, kasket gibi bazı armağanlar da veriyor. Amerika’daki bazı Gran Fondo yarışlarında sponsorlar işi biraz büyütmüş; kendi kremlerinin reklamını yapmak için yarış sonrası sporculara masaj hizmeti veren firmalar hakkında bazı yazılar okumuştum. Gran Fondo organizasyonlarını, sadece bir yarış olarak düşünmemek gerekir. Belki bir festival, bir panayır ya da dostlarla keyifli bir hafta sonu aktivitesi olarak da görülebilir. Dünyadaki örneklerine baktığımız zaman, yarış gününde gerçekleştirilen toplantılar, yarış sonrası partileri gibi birçok faaliyet bu tanımları doğrular niteliktedir. Sonuçta, binlerce katılımın olduğu bir etkinlikten bahsediyoruz…

Paris-Roubaix Challenge

Paris-Roubaix Challenge

Gran Fondo yarışları, ağırlıklı olarak amatörlerin katıldığı bir spor etkinliği olsa da, organizasyonun kalitesi göz önüne alındığında katılımcıların kendilerini profesyonel bir bisikletçi gibi hissettiklerine hiç şüphe yok! Biraz daha öteye gidersek, Avrupa ve Kuzey Amerika’da, sponsorların desteklediği Gran Fondo’ya özel bisiklet takımlarının var olduğunu görebiliriz.

Bu noktada kısa da olsa Türkiye ve Gran Fondo ilişkisine değinmekte fayda var. Yakın zamana kadar Gran Fondo’nun ne olduğunu bilen insan sayısı dört haneli sayılara bile varmazken; Veloturk ekibi sayesinde on binlerce bisikletsever bu kavramla tanışmış oldu. Veloturk ekibi, edindikleri sosyal amaç doğrultusunda hedeflerine ulaşmak için dünyanın çeşitli yerlerindeki Gran Fondo yarışlarını kendilerine araç olarak seçti. Sanırım son yılların en yaratıcı sosyal kampanyasına imza attılar! Ekibin 2015 planları ile ilgili yazımızı okuduğunuz zaman, Veloturk’ün bu yıl da hız kesmediğini göreceksiniz.

VELOTURK Ekibi

VELOTURK Ekibi

Yazımızın başında kısaca değindiğimiz üzere, işin en heyecan veren yanı Eylül ayında ülkemizde de bir Gran Fondo yarışının yapılacak olması: VELOTURK GRAN FONDO! Yarış ile ilgili ilk detayları organizasyonun sitesinden inceleyebilirsiniz. Konu üzerine daha kapsamlı bir yazı yazmak üzere şimdilik bu kadarıyla yetiniyorum. Şu an için içimden gelen tek şey, ekibin her bir üyesine binlerce ama binlerce teşekkür etmek…

Yazıyı bitirmeden önce, fikir vermesi açısından dünyaca ünlü bazı Gran Fondo yarışlarının linklerini paylaşalım:

GRAN FONDO STELVIO (İTALYA)

GRAN FONDO GIRO D’ITALIA (İTALYA)

PARIS-ROUBAIX CHALLENGE (FRANSA)

L’ETAPE DU TOUR (FRANSA)

LEVI’S GRAN FONDO (ABD)

Kesin olan şey şu ki; eğer amatör bir bisikletçiyseniz, bir bisiklet tutkunuysanız ve yıllardır yol yarışlarını nefes almadan izliyorsanız bu etkinlik, sizin için hayatınız boyunca unutamayacağınız bir tecrübe olacaktır.

Sevgiler…

 

Ali Sinan Deniz @alisinandeniz