Paris-Roubaix 2019’a Ön Bakış

Ronde’de işler, Quick-Step için beklendiği gibi gitmedi. (Kötü değil, beklenmedik) Dört liderle geldikleri yarışta, onlardan biri olmayan Asgreen’le podyum yaptılar. Tabii en büyük hayal kırıklığı, yarışın bir numaralı favorisi Stybar‘dı. Lafı uzatmayayım: Her şeye rağmen, son birkaç yılda olduğu gibi, Stybar’ı yine beş yıldız ile ilk sıraya yerleştiriyorum. Ronde bir “yol kazasıydı” diyelim. O sene, bu sene olsun. Olmazsa yazık olur.

Van Avermaet, Ronde özlemini bu yıl da bitiremedi. Şimdi gözü, 2017’de finişi ilk sırada geçtiği Paris-Roubaix’de. Fena başlamayıp, pek de iyi gitmeyen sezonunu bu şekilde kurtarabilir. Formu, gücü-kuvveti yerinde aslında; ama bir türlü o son basamağı çıkamadı. Sagan ortalıkta yokken ne yapacağını şaşırdı belki de; kim bilir.

Kros bisikletinden yola taşınan Van Aert-Van der Poel rekabetinde rüzgar, Hollandalı’dan yana esmeye başladı. Ve şimdi Van Aert, onun yokluğunda ibreyi lehine çevirmek için önemli bir şansa sahip. Formuna dair herhangi bir soru işareti yok. En büyük engel, yarışın kendisi. İki yıldır beklediği “o” galibiyet, Roubaix’nin taşlı yollarında gelir mi?

“Ronde Ön Bakış” yazısında Naesen‘i yarışın üç büyük favorisinden biri olarak göstermiş, daha sonra hasta olduğunu öğrenip keyfim kaçmıştı. Belçikalı, buna rağmen yarışı yedinci sırada bitirdi. Bahar klasiklerinin başından bu yana süre gelen istikrarlı performansı devam ediyor. Belli ki sürekli yarışmak onu diri tutuyor. Bakalım, daha önce ilk 10’a giremediği Paris-Roubaix’de kariyer derecesini nereye taşıyacak?.. Geçtiğimiz yılın sürpriz ikincisi Dillier‘i de kenara not edelim.

Lampaert, ilk çıkışını 2015 Roubaix’de yedinci olarak yapmıştı. O zamanlar 24 yaşındaydı ve Quick-Step’le WorldTour sahnesindeki ilk sezonunu geçiriyordu. Yıllar geçti, bahar klasikleri denince akla gelen ilk isimlerden biri oldu. Stybar, Ronde-vari bir sorun yaşarsa, Quick-Step’in yöneleceği ilk isim o. Yaşamasa bile, kazanmak için birbirlerine ihtiyaçları var.

Kristoff, bahar klasiklerine geri döndü! Önce Gent-Wevelgem’de şampiyonluk, ardından Ronde podyumu. Ve şimdi Paris-Roubaix’de hiç de azımsanmayacak bir şansa sahip. Ortalığı kasıp kavurduğu 2015’den sonra en iyi sezonunu geçiriyor. Tarihi velodroma lider grupla girebilirse sprint avantajı onda olacak.

Gökkuşağı mayoyu bırakmak Sagan‘a yaramadı anlaşılan. Kötü başladığı sezon, aynı şekilde devam ediyor. Ronde’de, son bölüme kadar fena görünmüyordu aslında. Ta ki final sprintede gücü yetmeyip pedal kesene kadar. Ünvanını korumak için geldiği Paris-Roubaix’de, son şampiyon ünvanını taşımanın verdiği güçten öte fazla bir dayanağı yok.

Paris-Roubaix, Langeveld‘in favori yarışı. Sonuncusu 2017’deki podyum olmak üzere, üç kez ilk 10’da yer aldı. Vanmarcke (hala rekabetten uzak olduğunu var sayıyorum) ve Phinney ile birlikte, Bettiol’e Ronde şampiyonluğunu getiren formulü uygulamaya çalışacaklar. Jonathan Vaughters’ın ıslak rüyalarını süsleyen Ronde-Roubaix dublesi onun ellerinde!

Politt, geçen yıl elde ettiği derecenin (yedinci olmuştu) tesadüf olmadığını bu sezonki performansıyla gösterdi. E3’te altıncılık, Ronde’de beşincilik derken; Paris-Roubaix’ye kara taylardan biri olarak geliyor. Hala radar dışı olması, bir başka avantajı. Şansı varken bunu iyi değerlendirmeli. Gelecek yıllarda bu lükse sahip olmayacak.

 

Kısa Kısa

Degenkolb: 2015 şampiyonu, malum kazadan sonra toparlanamadı, anlaşılan toparlanamayacak da. Yine de, zaman zaman eski günlerinden pasajlar sunabiliyor. Bir ihtimal…

Stuyven: Geçtiğimiz iki edisyonu ilk 10’da bitirdi. Bu yıl en iyi halinde değil; ama ihmal etmeye gelmez. Degenkolb’un şansı sprint ise, onunki kaçış.

Senechal: Kariyerinin ilk galibiyetini bu yıl Le Samyn’de elde etti. Ronde’yi pas geçip Scheldeprijs’de kendini denedikten sonra Paris-Roubaix’ye geliyor. İlk 10, başlangıç için ideal bir derece.

Benoot: Paris-Roubaix’ye daha önce daha önce iki kez katıldı, onlarda da yüz küsürüncülükten öteye gidemedi. Kilosu, yarış için biraz hafif kalıyor. Tabii söz konusu Benoot olunca adını anmadan olmaz… Lotto-Soudal’ın ikinci kozu ise Keukeleire.

Küng: İyi bir zamana karşıcı ve rouleur. Hal böyleyken bahar klasikleri yüksek bir potansiyel taşıyor. Neler yapacağını çok merak ediyorum. Dilerim FDJ, tamamen Demare‘a odaklanıp onu unutmaz.

Sky: Moscon, Tirreno-Adriatico kazasından sonra formunu bulamadı. Van Baarle de benzer sorunlar yaşıyorken, fena bir sezon geçirmeyen Rowe, takımın bir numaralı opsiyonu haline geldi.

Gaudin: Terpstra’nın yokluğundan takım o ve Fransa’nın çocuğu Petit‘ye kaldı. İkisinin de daha önce ilk 10 görmüşlüğü var. Bu özgürlüğü bir daha bulamayabilirler.

Gilbert: En büyük hayali beş monument’ı birden kazanmak ve bunu başarmak için önündeki engellerden biri bu yarış. Deneyeceği muhakkak. Ama artık çok geç.

Trentin: Paris-Roubaix karnesine baktığımzda iştah açıcı bir tabloyla karşılaşmıyoruz. Bisikletçi özellikte uymuyor değil aslında. Emin olamıyorum.

 

 

* * * * *   Stybar

* * * *   Van Avermaet, Van Aert

* * *   Naesen, Lampaert, Kristoff

* *   Sagan, Politt, Langeveld

*   Degenkolb, Stuyven, Senechal, Benoot, Rowe

 

Ronde van Vlaanderen 2019’a Ön Bakış

Stybar, Terpstra’nın takımdan ayrılmasının ardından Quick-Step’in taşlı klasiklerdeki bir numaralı opsiyonu haline geldi. Sezona da harika başladı. Önce Omloop’u kazandı, ardından E3’ü. Çok formda. Elde ettiği sonuçlar bir kenara, yarışları izlediğinizde ne kadar güçlü olduğunu görebiliyorsunuz. Ve yıllardır hayalini kurduğu, birkaç kez kıyısından döndüğü monument galibiyetine hiç olmadığı kadar yakın. Peki galibiyet Ronde de mi gelecek, Paris-Roubaix’de mi?.. Neden ikisi birden olmasın?

Van Avermaet, 2012’den bu yana (kaza yapıp bitiremediği 2016 hariç) tüm yarışları ilk 10’da bitiriyor. Bu süreçte üç kez podyum yaptı; fakat hala aradığı şampiyonluğa ulaşabilmiş değil. Ve yaşının 33’e geldiğini düşünürsek, önünde fazla zamanı kalmadı. Yarışın en büyük favorilerinden biri. Yalnız bu sene bir belaya tutuldu. Her atağı tek başına geri getirmeye çalıştığı için son bölüme enerjisi kalmıyor. Bu yüzden Omloop’ta Stybar’a sprint bile kaybetti. Yoksa gücünde kuvvetinde pek bir eksilme yok. Ha, eksilen bir şey var; o da yardımcılarının seviyesi. Bu noktada, CCC’nin yeni transferi Van Keirsbulck’a çok iş düşecek.

Bahar klasiklerinin en istikrarlı isimlerinden, Naesen. Omloop ile başlayan süreçte neredeyse tüm yarışlarda yer aldı ve hemen hepsinde aktifti. Milan-San Remo’da ikinci, Gent-Wevelgem’de ise üçüncü olarak galibiyete çok yaklaştı. Tüm bu veriler, form durumuna dair olumlu şeyler söylese de, yorgunluğun onu Ronde’de yakalayıp yakalamayacağı; aklımdaki tek soru işareti.

Jungels, geçen yıl bahar klasiklerini Liege-Bastogne-Liege şampiyonluğuyla kapattıktan sonra yeni sezona taşlı klasiklerle başladı. Yabancısı olduğu bu ortama da çabucak uyum sağladı. Kuurne’yi kazandı, E3 ve Dwars door Vlaanderen’de ise yarışın en aktif isimlerindendi. Benzeri bir etkiyi Ronde’de yaratacağını düşünüyorum. Kazanamasa bile, yarışın gidişatına etki edecek isimlerden biri olacak.

Van Aert, geçen yılın üzerine koyarak sağlam bir kariyer inşa etmeye devam ediyor. Strade Bianche ve E3’teki podyumları onun için şaşırtıcı değil. Beni asıl etkileyen Milan-San Remo’da aldığı altıncılıktı. Şimdiye kadarki tek eksiği, henüz bir şampiyonluk elde edememiş olması. (Van der Poel o eşiği çabuk aştı.) Jumbo-Visma’nın Quick-Step’leşme sürecini de düşünürsek, iyi bir sonuç almaması için hiçbir neden yok.

Dwars door Vlaanderen, Benoot için iyi bir Ronde provası oldu. İstediği sonucu elde edemedi belki; ama stratejisini berraklaştırmıştır sanıyorum. Pave’yle sorunu yok. Yokuş zaten çıkabiliyor. Onun için problem, tüm bu engelleri aştıktan sonra sprint atmak. Resim çok net. Atak yapmak ve finişe tek başına gelmek zorunda. Bunu kariyerinde yalnızca bir kez, geçen yıl Strade Bianche’de başardığını not edelim.

Sagan, kariyerinin en zayıf bahar klasikleri dönemlerinden birini geçiriyor. Zaten pek az yarışta yer aldı, onlarda da rekabetçi olmaktan uzaktı. Formsuz olduğu kesin. Beri yandan, peak noktasına Ronde ve sonrasında ulaşmak istediği varsayımında da bulunabiliriz. Malum, bu yıl Liege-Bastogne-Liege’i kazanmak gibi bir hedefi var. Karar sizin… Her seferinde tahminlerimi boşa düşürdüğü için bu kez net bir fikir beyan etmek istemiyorum.

Son şampiyon Tepstra, post Quick-Step sendromu yaşıyor. Omloop ve Kuurne’de üçüncü olduktan sonra işler pek iyi gitmedi. Ya atak yapan grupları kaçırdı, ya da devamını getirecek kadar güçlü değildi. Fena bir takımı da yok aslında. Gaudin, Calmejane, Lighart, Petit; Pro-Conti seviye için hayli tatmin edici bir domestik kadrosu. Tabii yaşının 34’e gelmesi de düşüşünde bir başka etken. Sessiz bir yarış geçirmeyeceği açık. Fakat en tepeye oynayabilmesini biraz zor görüyorum.

Van der Poel, yol bisikletindeki ilk ciddi sezonuna harika başladı. GP Denain’i kazandı, Gent-Wevelgem’de podyumu kıl payı kaçırdı ve en son, Dwars door Vlaanderen’de kariyerinin ilk WorldTour galibiyetini elde etti. Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, içgüdüleriyle hareket edip bundan sonuç almasına olanak sağlıyor. Ronde diğer yarışlara benzemez tabii. İçgüdülerinizi yarış zekasıyla beslemek zorundasınız. Neler yapacağını görmek için sabırsızlanıyorum.

Quick-Step’de tam olarak bir hiyerarşiden bahsetmek zor. Amaçları, belli bir isme yarış kazandırmaktan ziyade şampiyonluğu takım içinde tutmak. Bu nedenle, kağıt üzerinde üçüncü, hatta dördüncü opsiyon gibi görünen Lampaert için “Şansı yok” diyemiyoruz. Yarış içinde pekala işler onun istediği şekle evrilebilir. Yine de, birilerinin takım için çalışması gerektiğini de unutmayalım. Lampaert, o noktada en güvenilen isimlerden.

Valverde, 20 yıla yaklaşan kariyerinde ilk kez Ronde’de start alacak. Ki, daha önce neden denemediğini hep merak etmişimdir. Strava’da Paterberg istatistiklerine baktığınızda, zirvede Valverde’nin iki gün önce gerçekleştirdiği dereceyi göreceksiniz. Bu bilgiyi paylaşan @ammattipyöräily‏ hesabının sölediği gibi: Yarışa sırf eğlence olsun diye gelmiyor.

Kısa Kısa

Gilbert: 2017’nin şampiyonu, geçen yılın üçüncüsü… Yalnız tüm sezon kendini takım için paraladıktan sonra Ronde’ye gücü kaldı mı; emin değilim. Yaşı da geldi 37’ye…

Trentin: Sezonun istikrarlı isimlerinden biri. Finiş gördüğü dört yarışta da (Omloop, MSR, E3, GW) ilk 10’daydı. Benzer bir sonuç şaşırtıcı olmaz.

Kristoff: Gent-Wevelgem’de aldığı sürpriz sayılabilecek galibiyet, onu bu listeye almak için yeterli bir sebep. Dikkat, klişe alarmı: Bir şampiyonun kalbini asla küçümsemeyin.

Mohoric: Bu sezon kendini pave üzerinde deneyip iyi sonuç alanlardan. Gent-Wevelgem’deki gibi her atağa tuzlukla koşmazsa ilk 10’da iyi bir yer edinebilir.

Trek: İşler iyi gitmiyor. Dege’nin Gent-Wevelgem’deki ikinciliği sezonu kurtarmaya yetmeyecek. Stuyven ve/ya geçen yılın ikincisi Pedersen’in olaya el koyması gerekiyor. Gerekiyor da, pek ışık verdikleri söylenemez.

Rowe: Bahar klasiklerindeki en iyi derecesini 3 yıl önce burada beşinci olarak elde etmişti. Bu sezon da çok istekli görünüyor. Yine de, Ronde’den çok Paris-Robaix’de etkili olmasını bekliyorum. Moscon ise hala form tutabilmiş değil.

Demare: FDJ’yi yarışın bir noktasında pelotonu çekerken göreceğiz. Demare da bir noktada atak yapacak. Ve sonra ondan bir daha haber alamayacağız.

Vanmarcke: E3’te yaptığı kazadan beri yarışamıyor. Ronde kadrosuna da son anda dahil oldu. Yarışı bitirmesi bile kolay olmayacak. EF Education için en olası senaryo Langeveld gibi duruyor.

* * * * * Stybar

* * * * Van Avermaet, Naesen

* * * Van Aert, Jungels, Benoot

* * Sagan, Terpstra, Van der Poel, Lampaert

* Valverde, Gilbert, Trentin, Kristoff, Mohoric

Paris-Roubaix 2018’e Ön Bakış

 

Quick-Step’te bu sene yarış kazanamayan neredeyse bir Stybar kaldı (Bu satırlar yazılırken Enric Mas, Bask Turu’nda etap galibiyetini kutluyordu). Üzerine yıllardır Paris-Roubaix’yi kazanmak için çabaladığını ve iki kez direkten döndüğünü ekleyin. Sıra her açıdan ona gelmiş görünüyor anlayacağınız. Takımın öncelikli planı Gilbert olacak muhtemelen; fakat günün sonunda ibrenin Stybar’a döneceğini düşünüyorum.

Okumaya devam et Paris-Roubaix 2018’e Ön Bakış

Ronde van Vlaanderen 2018’e Ön Bakış

 

Flanders klasikleri için konuşuyorum (PR’yi içine katarak); aktif bisikletçiler arasında en iyisi Van Avermaet. Geçen yıl Paris-Roubaix’yi kazanıp kariyerindeki en büyük eksiği -bir monument galibiyeti- giderdi ve şimdi sırada Ronde var. Tek sorun, geçen seneki dominant performansının bir miktar uzağında oluşu. En iyi derecesi, E3’teki üçüncülük. Yine de, geçtiğimiz iki senede olduğu gibi ilk sıraya GvA’yı yazıyorum. Defalarca söyledim, tekrarlayacağım. Sagan’ın nasıl yenileceğini en iyi o biliyor. Okumaya devam et Ronde van Vlaanderen 2018’e Ön Bakış

Podcast #03 – Paris-Roubaix 2017’ye Ön Bakış

Geldik 3. bölüme. Kısa bir Ronde değerlendirmesinin ardından klasiklerin kraliçesi, kuzeyin cehennemi Paris-Roubaix’yi konuşuyoruz. Tom Boonen, son yarışını kazanabilecek mi? Keyifli dinlemeler.

Podcast #01 – Ronde van Vlaanderen 2017’ye Ön Bakış

Onur ve Murat, ilk podcast yayınlarında Ronde van Vlaanderen’i konuşuyor. Greg van Avermaet mı, Peter Sagan mı?.. Keyifli dinlemeler.

 

Dinlenme Günü :: Tour de France (Hatırlatmaç)

Olağanüstü temposu, sürpriz finalleri, beklenmedikleri olağan kılmasıyla diğer turların içinde bir dünya kupası ki kimileri için evrenin en büyük spor olayı Tour de France, bu senede bizleri büyülüyor. Peki ilk dinlenme gününde geriye bakarsak tur neden bu kadar büyük?  Elbette sprint ağırlıklı etapları geride bıraktık ve bu tur için yeterli değil, dağları beklemek lazım ama 2 efsanenin yıkıldığı, büyük kazaların yaşandığı, sarı mayo belirsizliğinin sürdüğü, aradığımız sprintere dahi ulaşamadığımız bir belirsizlik serüveni ile karşı karşıyayız.

Hatırlamak Gerekirse: Neler Yaşadık?

İlk olarak Rohan Dennis’in (kimileri için sürpriz) zamana karşı performansından başlayalım. Utrecht › Utrecht etabında arkasına seyirci desteğini alan Tom Dumoulin, rüştünü ispatlamış Tony Martin ve Fabian Cancellara gibi isimleri sollayan Avustralyalı’ya, büyük saygı gönderiyoruz. Mesafe açısından çok tatmin edici görünmeyen ITT etabı temposu ve forma aşkıyla gelecek etapların habercisi olması açısından önemliydi. İlk sarı mayomuz vatana millete hayırlı olsun.

Sprint

Değişen ara kapı kurallarıyla birlikte kendimizi hem etap içi hem etap sonu bir yarışın içinde bulduk. Sprintleri Alman hegemonyası olarak yorumlayabiliriz. Andre Greipel’e hayran kalmamak mümkün değil. Her etap sonu en iyi pozisyonu almayı başaran Greipel, iki etap kazandı.

Peter Sagan’ın domestik performansını da göz gönüne alarak yaptığı işi bir kenara atmamak lazım. Gerçekten inanılmazdı. Özellikle tırmanışlardaki performansı ve kazalar yüzünden gergin olan peloton içerisindeki rolü ile ilk 9 etapta akıllarda en çok kalan isimlerden olan Sagan, Yeşil ve Beyaz mayoyu üstünde tutuyor. Peter Sagan hakkında herkesin bir görüşü var ama biz büyük bir klasikçi olması dileğinde bulunalım.

Turun sprinter performansında en büyük hayal kırıklığı, (Fransızları bir kenara bırakırsak) Mark Cavendish. İlk etaplarda özellikle Mark Renshaw kaynaklı bir Cav çöküşü vardı ki, etap sonlarındaki mimiklerden Caps yapılır, ama efsane olmanın ilk şartı, her düştüğünde ayağa kalkmasını bilmek. Son sprinti kazanıp, Tour de France’de etap kazanma onuruna bir kez daha ulaşan Cavendish, Champs-Elysees’nin yolunu tuttu.

Yeşil Mayo

1. SAGAN P. (TCS) 213 puan
2. GREIPEL A. (LTS) 210 puan
3. CAVENDISH M. (EQS) 159 puan
4. DEGENKOLB J. (TGA) 158 puan

Efsanelerin Kaybı

Başlıktan yorumla doğabilecek yanlış anlaşılmayı kırmak isterim. Sarı mayo adaylarımız şimdilik sapasağlam. Yine de Tony Martin ve Fabian Cancellara gibi iki efsaneye ayrı paragraf açmamak haksızlık olurdu. Hollandalıların yeni prensi Tom Dumoulin sonrasında, iki büyük zamana karşıcısını da kaybeden tur, henüz üçüncü etapta (Huy) yaşanan ağır kazayla birlikte Fabian Cancellara’ya (etabın sarı mayosu), 6. etapta ise halen tam olarak kavrayamadığım bir Tony Martin faciasıyla iki efsaneye de veda etti.

Martin’in ben gidersem hepiniz benle gelirsiniz edasıyla tüm favorileri yerle yeksan ettiği olayda, Tony köprücük kemiğini kırmaktan kurtulamadı. Tony Martin gibi Etixx – Quick Step sporcusu Zdenek Stybar’ın etabı kazanması, ardından alınan Cavendish röpörtajı, takım içindeki güler misin ağlar mısın tavrını en net ortaya koyan karelerden biri olsa gerek. Aynı gün içerisinde TDF’de etap kazanıp, önemli bir sporcu kaybediyorsunuz ve üzerine bir de spor antolojisinde yer alacak bir fotoğrafı biz spor severlere sunuyorsunuz. Anlatması zor bir an, yaşamasını tahmin edemiyorum. Etixx – Quick Step gözünden o gün;

Sarı Mayo

Dokuz etapta sekiz farklı etap galibi, beş ayrı sarı mayo sahibi çıkaran turumuzun sarı mayo paragrafında genel klasman liderlerinin ufak değerlendirmesini sunalım.

Liderler

Chris Froome 31h 34’12”
Tejay Van Garderen 0’12”
Alberto Contador 1’03”
Rigoberto Uran 1’18”
Alejandro Valverde 1’50”
Nairo Quintana 1’59”
Vincenzo Nibali 2’22”
Warren Barguil 2’43”
Robert Gesink 2’52”
Bauke Mollema 2’56”
Jean-Christophe Péraud 3’30”
Joaquim Rodriguez 3’52”

İlk sporcumuz Thibaut Pinot; muhteşem Eurosport spikerlerimizden (tüm Fransızlara önerilir; “TDF Türkiye’de izlenir”) aldığımız bilgilere göre, Pinot ciddi bir özgüven problemine sahip. Tur içerisinde sayısız kez yere düştüğünü, sürekli bir isyan halinde olduğunu, şanssız olduğunu ve pek de iyi bir takıma (FDJ) sahip olmadığını belirtelim. Yaşadığı talihsizlikler sonucu Chris Froome karşısında ciddi bir zaman farkı yiyen Pinot’un, liderler tablosunda üst sıralara yetişmesi pek mümkün görünmüyor. Buradan FDJ takımına da ayrı bir parantez açmak isterim. Liderlerini kazalara karşı savunmasız bıraktılar ve kaza sonrası lideri pelotona yetiştirme konusunda da oldukça başarısızlardı.

Chris Froome benim gözümde en güçlü favori. Keza hiçbir etapta zayıflık belirtisi göstermeyen Froome, en iyi domestik kadroya da sahip gibi gözüküyor. Vincenzo Nibali’nin ise yarattığı bir çok soru işareti bulunuyor. Şu an sarı mayo sahibi Froome’un 2’22” arkasında kalan Nibali, genel klasmanda büyük bir yara aldı.

Alberto Contador’un Giro yorgunluğu ile geldiği Tour de France’de, konumu şimdilik sağlam gibi. Tejay Van Garderen ve Nairo Quintana’yla sarı mayodan çokta uzaklaşmayan Contador’un, dağlardaki performansı merak konusu.

Sarı Mayo yarışı sürerken hava koşulları, etap koşulları, tırmanış performansları herkesin aklında. Peki bizim aklımızda neler var?

Aklımıza Takılanlar

– Joaquim Rodriguez ve Rigoberto Uran, Polka-Dot (dağların kralı) mayo ve genel klasman şansları nedir? İlk 5 içerisinde yer alırlarsa şaşırır mıyız ?

– Pinot hiç değilse bir TDF etabı kazanabilir mi?

– Contador dağlarda Froome’un temposuna ayak uydurabilecek mi?

– Takım arkadaşları olan Quintana ve Valverde arasında liderlik mücadelesi yaşanacak mı?

– Quintana sürpriz bir atakla sarı mayoyu giyer mi?

– Nibali zaman farkını kapatır mı?

 

Yazar: Sercan Saka @sercansaka